her nendense sezgiden veya duygudan yana sorunum olmadığını düşünüyorum
matematik ve dil bilgisi yönünden zayıf olduğumu söylemeniz bana ilginç geliyor
her nendense sezgiden veya duygudan yana sorunum olmadığını düşünüyorum
matematik ve dil bilgisi yönünden zayıf olduğumu söylemeniz bana ilginç geliyor
beğendiniz meyve varsa yiyin afiyet olsun
dünyalık için zeytin ağaçlarını kökünden söken müptezellerden olmayın
1
ben bazen unutuyorum
senin hiç olmadığını
2
sonbahar geldi
yine fark ettim
3
kapanırken yetişemediğim
bir kapı olmuş bitmiş
varsa zamanda versin anahtarını
4
bari sen bil
kıymetini güzel havaların
bir pencere olmasın
açtığın kapadığın
5
sen seni sorarsın
bal değil acı söylersin
kime yetmiş unutulmak
unutur seviyorum dersin
6
içimden yaşamak geliyor
yarım kalacak bir uğraş
7
insan bakar kendine
aynada yüzümün mevsimleri
8
tadı kalmazdı hayatın
kalbimin beni yanıltma ihtimali olmasa
9
bunu anlatamazsın
bilmek gibi
suyu susamadan
içebilmek gibi
10
zaman değişince bambaşka
saklambaç mesela
ne o oyun
ne sen çocuk
11
siyah beyaz
aşağı yukarı
sayamıyorum ikiden fazla
kaça kadar gitti ayrılıklarımız
12
önce yeniden doğmalısın
bak bu güzel yaşamak
13
duydum keşke deyişini
bir daha kapı açılmadı
14
imkansız için
iki kelime
gelsin yan yana
15
nasıl anladığını
anlat bana
nasıl anlamadığını
kendini bir yerde
hiç görmediğini
söyler mi gözlerin
16
sahipsiz bir ev bulsan
tanrısı olursun
ölene kadar
evin olduğunu söyler
inkarında oturursun
inkarın seni kovana kadar
17
uyur gezer aklım
bir kere bilemezsin
bu yalanı nereden buldun
bir günü bekliyorum
dürüst olacaksın
18
boşuna uğraşma
gözlerime bakmadan
gizlenemez gözlerin
19
aklımda bir soru işareti
hangi cevapsız sorunun bilmem
20
gerçeğin ağızı
sapı kadar keskin
toprak olan aşıkların
tozlu çığlığı
sessizlik kadar
gizli saklı
21
öyle bir ışıktı ki aşk
karanlıktım kendisini bekleyen
22
duyurmadı toprak
haberlerini gidenlerin
gidilen bir yer
hala ansızın var
23
en güzel şiirlerimi yazmadım
saklayacak bir şey kalmadı
24
bir gün hatırlanacak
unuttuğumuzu unutacağız
bir gün unutulacak
gözünü cennette açmaya bak
25
O huzur verecek
istemiyorsan yalnızlıkta bekle
26
bir ara hayat
gece ile onu aramaktı
27
sevdiğini söyleyen yapraklar
karanlık ormanda ay ışığı
mum ışıklarıyla yer kapmaca oynardı
28
acı ağacı
bir tat
meyveli
temiz değil
29
yenilgi
güneşi onsuz bulmaktı
30
korku bazen anlatır
soğuk masallarının semirmiş tanrıcıkları
kurumlanmış aklına bir kalp çizer
aynaya duyduğun sevginin sahibi
seni o günlerde terk eder
31
yoksulluk bir gün
zengin olmayı göze alır
olsa da olmasa da
hayal en güzel böyle yıkılır
32
cehennemin dibine saklanmış bir ihtimaldi
evreka
33
bir kelebek yüzüyordu nefesinde
önemi siz
34
acıyı düşünürken kurduğum her cümle
ılık bir rüzgardı saçlarını okşamış
35
her aydınlık kendini
aynı karanlıkta doğurur
insanın rengi
ruhunun düştüğü fondur
36
her yaşta çocukmuş aşk
ayrılık uykusunda bizi görür
uyanırsa bizi
bizim işimiz büyümek değil sevgili
gözümüzü kapatıp sevmek
37
şarap tozu vardı gözyaşında
gizli bir yoldan görünmeden
kaçıp gitmişti gülüşü
38
rüzgar ilişti eteğine yavaşladı
ay ışığından parlaktı gözleri
siyah incilerle bezenmiş kirpikleri
bana ölümsüzlüğü hatırlattı
39
sabır zamanın ritmine ayak uydurmaktı
bekleyemedim uyandım bir rüyaya
40
yüreği papatya yapraklarıyla örülü
saymadım hiç
seviyor
sevmiyor
41
gitmek isteyince insan
hiç bir yere gider
yine de gider
yine giderdi
42
güneş mi doğar
dünya mı döner
yağmur mu yağar
bulut mu üşür
43
su bölünüyor sonsuza
umut bir damla içinde
44
cevapsız sorular peşimde
aklım sallanıyor hala
ne var bu aşkın kollarında
benliğim esir düşüyor
45
çaresizlik aşkına
yaşasın ayrılık
yaşasın ayrılık
46
yalnız değilsin
küstüğün biri var
47
ortasından taşlara sürterek deldiğim
kayısı çekirdeğinin içinden çıkan ses
neşeli bir çocuğun çatık kaşlı ıslığı
yalnızlık oynamadın ki nereden bileceksin
48
bir uçurumdan düşmeden önce
tanıdık bir tuzağa mı bastın
49
bir gün güneş
toprağın altına da doğacak
bir gün seni
en başından seveceğim
50
korkularının kuş olup uçtuğunu gördü
yoksulluk telaşıyla terk ettiği köyüne
eli boş geri döndüğünde
51
mutsuzsun ama
bir hayal alemidir sana yetmeyen
gerçek olmak zordur bazen
52
zamanı geldi
güneş battı bak doğuyorsun yine
karıştırsın küllenen ateşini
gün ışığından kurtulmuş anılarım
içimdeki yalnızlıktan ayırma beni
izin ver mest olayım öksüz acılarınla
ısıtıp aydınlatacağın biri var
bırakıp gidenlerden hatırla beni
canlan yüreğim ne olur yan
yıldızların arasından çıkar beni
hatırla en eskiyi
senden hiç vazgeçmeyen benim
ben senin
karanlıktaki sevgilinim
53
bir ikiye bölünmez yürekte
eğer yürek yürekse
bir fırtınayla uyanır aşk
eğer aşk içindeyse
54
bekledim
beklemekti tek sevgilim
düşlerimle
hiç acımadan kıydım zamana
55
sıra dışı biri olmak için
bilet almaya gerek yok
önceden günahtı
şimdilerde sevap
56
sevginin sardığı yara sızlar mı
yara diye bir şey yok
57
biri doğru
dünya yalan
sen gerçeksin
58
biri duyulur
başlarken şüphe
başlamadığına pişmanlık
59
biri gereksiz
sen bensiz
ben sensiz
60
biri kesin
seven korkar
korkan sever
61
biri yalan
sen söylemedin
ben söyledim
62
hep o pencerenin önünde
gün yüzünü siyahla gizlediğinde
mum ışığının üşüyen mavi kalbinde
yalnızlık kimi arıyor dersin
63
bir göç bekliyor bizi
toprağın hazır olduğunu hissediyorum
64
korkularını bana ver
korkutayım onları
karanlığı bana ver
yıldızlar senin olsun
kimse kalmayınca bana gel
anlayışım senin
65
haklıymışsın üstat
şu güzel kadınlar olmasa
erkek olmaktan kolay ne var
kapat gözlerini kapat
bakarsın geri gelir
66
geleceğin bir sınırı yok
yaşadık diyebiliyorum hala
67
isyan çıktı zaman doğdu
geçmiş gelene kadar ayrılığı düşünen yoktu
aşk bitti acı gerçek oldu
adaleti bekliyoruz
renkler değişecek
68
özgürlüğümün yerini ruhum bilir
69
mutluluğun önünde sıra vardı
acının önünde saf akıl
ölümün önünde hayat
aşkın önünde deliler
pişmanlığın önündekilere bakamadım
kararsızlara baktım
her cevabın önünde aynı yersiz şüphe
70
sende kimsede olmayan sen
bende kimsede olmayan ben
sen ve ben
ya her yerde varız
ya her yerde yokuz
71
mutlu olmak için yaptıkların
mutsuz olmamak için yapacaklarına benzer mi hiç
72
aynada nasıl göründüğüne bakan
kim olduğunu göremez
seni arayan mı
yoksa cismine sarılan mı
73
yalnızlık sert esen bir rüzgar
saçlarını dağıtabildi ancak
yüreğinde anlayıştan bir duvar
anlayanlar aşabildi ancak
74
gönül dedikleri
hamalından özür diler mi hiç
güler geçer
75
kimse merdivene düşmek için çıkmaz
ya sevdiğine güvenirsin
ya sevgine
76
rahat yaşamak için ölenler
rahat yaşamak için öldürenler
77
yüzünü tekrar aynaya çevirmeni
ve içtenlikle gülümsemeni bekliyorum
bana bak
iyi olduğunu görmen gerek
78
kadınları benim gibi sevmedi
büyüklük burada
ya benim kaçacak saklanacak yerim nerede
79
kırıyorsa cesaretimizi yitirilmiş sevdalar
bir gün soluyorsa iyi kötü anılar
ruhlarımızı koyalım çerçeveye
kaybolan yüzler yalan dünyada kalsın
80
hiç düşmanın olmamışsa
nasıl aşık oldum dersin
81
kim karanlık için gözlerini kör eder
aptal aşık
ruhsuz aşık
82
deli gibi oyna
kendi kendine oyna
çıldır mutluluktan
duvarları güldür
varsa gücün
kendin için yaşa
en azından ömründe bir gün
kalbine sahibini koy
işte ben buna
yalnızlığa tokat atmak derim
83
sonsuz hayat
kalpsiz hayat
burası cennet
herkes aşka aşık
84
sonsuz hayat
kalpsiz hayat
burası cehennem
herkes kendisine aşık
85
şafağı tanımazdı
aşkı tanımadan önce
şimdi bir deliye verse
hangisi alır aklını
86
bencil gönül iflas etti
eski yeni canıma yetti
sevdaları sıfıra çarptım gitti
bu hepsi bir arada bir son
içimi kemiren karışık hesap
algısız vergisiz bitti
87
beni unuttun
hem de gözlerinin en güzel yerinde
beni hiç tanımadan gömdün
hiç duymadığım sözlerle
88
seviyorsun ama neyi
seviyorsun ama hangisiyle
önce kendini bul
sonra aşkı ara
nasihat değil lütfen yanlış anlama
"paylaşmak yaşamaktır"
yaşıyorum fırsat buldukça
89
doslar için cümle kurarım
üst üste dizer şiir yaparım
kim severse ona armağan ederim
hayallerin güzelse uzak tut benden
90
aşk para basmış
tüm rakamlar değerini yitirmiş
91
parası yok ama
cebi delik değil
sana cahil ama
tembel biri lazım
şeytanın dostu
92
kapılarının sonu yoktur
bu dünyada bırakma
buraları aratma Ya Rabbim
93
ikimiz de istedik seni
ikimiz de alamadık
ne ben yetişebildim son anda
ne de acındı
ayrılık uçurumundaydık
her şey düşmekti
hayat öğrenmekti
94
seninle karanlıkta yürüyemem
güneşler yanında gelsin
ne istediğimi sana söyleyemem
bilen sözler gözlerinde gelsin
95
kaç sene oldu
işte o
kaç sene
hiç saydığın yok mu
uzun zamandır saydığın
unuttuğun kaç sene
96
iki yol birleşir
üçüncü bir yolla
iki yolun yolcusu
üçüncü
üçüncüdür yalan
97
dost bir bardak su olsaydı
arkadaş ister
düşman dökerdi
98
olmanın tadını çıkar
sen kendini sev
bana bakma
99
bazen soyut zevkler
somut acılarla değiştirilir
yoldan çıkacaksa insan
en çabuk kendisine kanar
100
ölümü görür görmez tanıdı
yüzündeki rahatlığı gördüm
sarıldılar hemen
yolu ölüm biliyordu
nereye soramadım
101
ben bilmem
senin bildiğini bilirim
102
ben deli değilim
bir deli de zaten ben deliyim demezmiş
103
ölmek bayılmakmış
insan mükemmel değildir
çünkü mükemmel yaratılmıştır
104
bazen büyümüş bir çocuğum
bazen küçülmüş bir büyük
105
toprağın altında biriken kan
katran karası ve yapışkan
bir kitabın arasında
mor tırnaklarında
gömleğinin sol cebinde kuruyan
ölüm kokulu kan
bir damlası için
bin damla dökülen
oyunun adı her yerde kan
en güzel hayaller gerçekmiş
106
sevmelerini isterdim
oysa korktular
aç değildim
aç kalmadım
bazen haklıydılar
bazen haksız
yalnız değildim
yalnız kalmadım
hadi söyle hayali
korkmuyorsun
seviyorsun
neden hemen ölmüyorsun
107
kaf dağlarında bir kız geziyordu
altın bir kasede kırmızı şarap içiyor
yıldızsız bir geceyi dinliyordu
afrodit gıdığından yağ aldırttırken
musalla taşında zeus Allah diyor, Allah diyordu
aslı vardı
108
düşman olalım ki seninle
dostluğumuz bozulmasın
gizli saklı sevişelim
dostlarımız hiç bozulmasın
109
biz yaşamadan öğrendik
siz yaşadınız bilmeden
insan bir kere kaybediyor
hepsi o yüzden
gülücüğünü pis gösteriyor
hepsi o yüzden
110
ölüm inandığım kadar öldürür
umarım yaşadığım tüm güzellikler
ben öldüğüm gün
beni sonsuza kadar güldürür
111
sessizlik her şeyi duyar
kalbinin susmasını bekle
ben bile inanamazdım her söylediğime
sen nasıl inandın
sevmediğini söyleyen kalbine
artık susmasını bekle
"ne bir ses ne de haber gelmez artık benden"
112
artık hayal kurmuyorum
hayalmiş her şey
görüyorum
gülüyorum
113
yaşamadık deseydin ki
değişen bir şey olmazdı ki
yaşadık dedin
değişen bir şey olmadı
İnsan'dan çok Para var
Dünya bu yüzden Fakir
114
ne sevgili isterim
ne sırtımda bir bıçak
hayalleri öldürsün beni
hiç olmayan sevgilinin
115
iyiler Sen siz kazanamaz
116
zor olduğunu bilmeyen insan yoktur sanırım
gücünü güçsüzlükten alan başka varlık var mı
117
yere bakanlar içinde yıldızlar vardır
sen her yerde güzelsin
118
eğer sabırlı değilsen
kaybetmekten başka kazanılacak bir şey yok
yok
119
hatırlamadığı her şeyi kim yazmak ister ki
120
sonsuza kadar solması için
bir gün açmalıdır güller
aramakla bulunmuyor aşk dediğin
ayrılıklara saklanmış gönüller
121
yalnızlık insanın sığınmaya çalıştığı bir limandır
lakin orada korsanlardan başka bir şey yoktur
122
parayı seçer aşk acısı çeker
aşkı bulur açlıktan ölür
kariyer der ömrü biter
insan ne istediğini öğrenir
iş işten geçer gider
123
insanları kandırmadan mutlu olmanın bir yolu ne zaman keşfedilecek
124
gözlerimi kapattığımda yüreğim ellerim olur
yağmurda gezmeyi ben de severim
imgelerimin ışığı yol gösterir bana
uyanmak ayrılıktır her rüyada
her rüya kavuşturmaz bilirim
yüreğimin sıcaklığını sevgimden severim
çok şiir yazmadım
unutmaktan bilirim
125
biz eskiriz
uçsuz bucaksız kanatlarıyla
bir kelebek gibi
her gün doğar ve ölür dünya
o dünyada
her bir ruhla
bir damla su ve bir vakit
toprak olur o dünyaya biz
yine geri döneriz
belki son değil
sondan bir önceki
biz ölüm deriz
kesin son değil
sondan bir önceki
biz dirildiğimizi hep ayrı biliriz
126
zaman öğrettikçe insanın aklına "ölümsüz olmak" geliyor
127
yeniden doğmak varken
kim korkar ölümden
aşk gibi acıyı bir dindiren varken
kim kaçabilir gönlünden
bazen bir şey söyler hayat
önde hep bir sırat
arkası gitgide berbat
doğmak değildir yeniden
yeni kalamaz hiç bir aşk
128
bir oraya baktım
bir baktığım yerden
anlamadığımı anladım
129
insan dediğinden binbir türlü sevgili olur
kalben söyletmektir ona istediğini
sen söyleyince değerini yitirir
seni senden çok bilen
hep karşındakidir
aşk dediğin dalında kurur
koparsa zaman kopar ömrümüzden
ayrılırsa beden ayrılır
her gün yeni bir yüzdür ayna
gitme diyemez hiçbiri
suya eğildi dokundu
durulunca dedi ki
"bu benim
en güzel böyleyim"
130
eğer hayatı bilseydin birilerine öğretirdin
131
son şekerimsin
en güzelisin
132
cehennem başkalarıysa
sonsuzluğun sonundaki sen olamazsın
133
ne kadar güzel olduğunu bilseydiniz siz de büyümezdiniz
134
rüzgarı bulamazsan aklını ara
aklını bulamazsan
her hayvanın sahip olamadığı bedenine sor
gideceğin her yere gideceksin
135
denizlerde gemiler
batanları da düşün
136
mezarlıktan gelen bir teklif gibi
137
kusursuz dost arayan Allah'ı bulur
138
asi olmam hiç bir şeyi değiştirmiyor
bin yıl önce yaşamadım ki
bugün kahraman olayım
139
iyi ki kıyamet var
140
tarihin müptela olduğu bir gerçek
onun için akıllılar her zaman deli
gelecek için her akıllı
yeni bir deli
141
dostum yokmuş ki düşmanım olsunlar
ben de kendime ettim, herkes gibi
142
doğarak ölümü hak edecek bir iş yaptım zaten
artık doğru tarafta olmayı dilemekten başka bir düşüncem olamaz
olmamalı
143
gözlerinde buz karanlığı ve donuk bakışlar
kapıyı çalan hiç şüphesiz paylaşılmaz yalnızlığın
renkli ışık yumağını bir gün kaybedeceğinden emindi
yalnızlık senin benim gibi çaresizin biriydi
ellerinde serçe soğuğu ve kırılgan yapraklar
zaten her batan gemi senin pusulasız kalbindi
kapıyı çarpıp çıkan hiç şüphesiz sonbahar
sonbahar senin benim gibi solmayı severdi
144
"insana susamış bir susuzdur"
bir ateş
ne aşkını umursar insanın
ne de başına gelenleri
ne korkularını dinler
ne de hayallerini
o hiç unutmuyor
o hiç unutmaz
eğer kadehinde sen varsan
kusar kusar tekrar içer
azat etmeyi bilmez
o hiç kimseyi sevmez
o hiç kimseye tutunmaz
kendimi ona sunmaktan daha kötü ne yapabilirim
145
senin için olabilir
benim için yok
artık senin için
çok geç olabilir
pişmanlık insana mahsus
kendini kurtaramayan kahraman yoktur
146
zaman durmuş bir su dolabı
biziz su olup kuruyan
ne kadar boş konuştuğumuzu
bize duyuran şu duvar
boyamaktır onu umut
ama değişmez rengi sesimizin
kurtulmadıkça akıp gittiğini sanmaktan
işte anlamamak budur
vakit ebediyet için azalırken
iyi ve kötü bir hücreden bölünmekte
147
unuttuğumuz her şey bize hatırlatıldığında
eğer kendimize yazık etmemişsek
bilmediğimiz her şey bize söylenirse
elbet hak ettiğimiz kadarıyla
işte o zaman her şeyi anlamış olacağız
mutlu olmamız için çok nedenimiz olacak
niyetlerin kurduğu bağı Allah'tan başka gören var mıdır
148
erdem sanırdı ağlamamayı önceleri
hiç düşünmezdi neden dökülmezdi gözyaşları
oysa en kolay ağlamadığı için ağlamalıydı insan
149
"kaşlarından taşıp alnına süzülen gözyaşları"
150
yıldırımlardan biri yapraksız ağaca doğru uzandı
kuru dallarından çıkan kıvılcımlar yağmurun ince çizgilerine karışıp eridi
sonra gövdesinden süzülüp dalga dalga yayıldı toprağa
kaçamıyordum beni takip eden toprak kımıltısından
derken bir el tuttu elimden kaldırdı ayağa
ve "LA İLAHE İLLALLAH"
151
düşmanını tanıyana kadar her Türk esirdir
zincirlerle bağlı değiliz can
bizi "özgürlükle" uyuttu bu agalar
152
bazen neyi bilmediğini anlamak
bilmekten daha önemli olabiliyor
153
zindan ağzı ormanın başı
yürüdük ellerimizde ateş saçan çubuklar
dinlendik kuru çeşmenin başında
hayallerimiz siyah birer yıldızdı
154
emekli olunca "çoban" olacağım
155
benim söylemediğim senin de hiç duymadığın sözler var
156
sevmesini bilmeyen herkes o gün cehennemde buluşur
157
gel dediğime bakma
gelsen yüzüne bakmam
gözlerim toprak olsa
özlemin güneş
zahmet edip doğma
O sesi duymadan
kalkıp bir adım atmam
158
iyilik yada sessizlik
159
şu gördüğün odun yığını bin yıl yaşamış ve sonunda devrilmiş bir ağaçtan geriye kalanlar
bir de kıyamet koparken dikilecek o fidanı düşün
160
dilediklerini yapma özgürlüğünü vermedikçe sabit kalacak suçun
işte sen düşünelemeyecek kadar masum
masumsun
inkarlı düşünceler
161
her şeyin temizi ve kirlisi varmıdır bilmem
eğer varsa çektiğim/çekeceğim acıların temiz olmasını isterim
162
"artık sarhoş olmadan kalkıyorum içki masalarından
bilirsin oldum olası sahtekarlardır dostlarım
umursamıyorum ya şimdilerde vicdanım pek rahat
artık masum olarak düşüyorum hapishanelere"
kötü adam
163
yalnız değilsin
küstüğün biri var
164
hissetmediğim şeyler
bunlar beni bunaltan işler
"gölgemden tanı beni"
işe bak
akıllı biri olsaydım
yorulmazdı bu kadar öğüt
"bilginle ezme beni"
ne olacak bilmem
her yer kaçacak yer oldu
lakin içimdeki istek öldü
165
içki getirin
sarhoş olmak istiyorum
dostlarımı getirin
aptal olmak istiyorum
yalan getirin
inanmak istiyorum
sevdiğimi getirin
öldürmek istiyorum
inancımı getirin
utanmak istiyorum
"doğru" gelsin
inkar etmek istemiyorum
nerde kaldı şu kıyamet
166
iyiden anlamam
kötüye katlanamam
bulanık manifesto
167
sırf kendilerini kurtarabilmek için
ima ederek anlatmak istiyorlar
Allah'tan anlayışsız biriyim ki
kendimi kurtarabiliyorum
o kocakafalı şeytan bir gün
kendisiyle beraber sizi de harcar elbet
168
güzel söylenmiş boş sözler
o da lazım
169
sevdiklerini kaybetmek mi
sevmediklerinden kurtarılmak mı
hangisi kolay imtihandır
170
İstanbul'da yağmur olmak
akmak gözlerinden ıslak ıslak
sen şiire küsülmez diye bilirsin ama
ustam öğretti bana
ondan duydum
uyumadım yağmuru duydum
sen kağıdı ıslatmadan
yağmurda yazmayı bilmezsin
yağmur yağarsa yağsın
anladım sen yazmayacaksın
sağlık olsun
nefesler sağlık dolsun
171
bir ölüye, bir ölümlüye güvenirken ölmemeli
sonu olmayana güvenenlerin sonu iyi olur umarım
172
beni kimin öldürdüğünü bilebilir
benim kimi öldürdüğümü bilebilirsin
büyük bir gün olmayacağına inanmak
herkesin harcı değil
hepimizin eline en az bir fırsat geçecek yine de
rahat olsun herkes
173
bu silah sevdasıyla devam ededursun hele
tüm dünyaya silah satacağı gün de gelir elbet
kendini başka nasıl vurabilir ki
174
yılanın başı küçükken ezilir
eğer büyük yılan gerekmiyorsa
175
denizde kum bizde çile
denizde dalga karada darbe
bazen internette sörfte
bazen kulağımın içinde
176
karanlık var ise
ışık var
sabah akşam var
dün var ise
bugün var
Sen varsın ki
ben varım
korku yok ise
cesaret de yok
177
başına gelir ancak
önce korku ve endişe ile
gelmesi gerekir aklına
178
hani olsa bir rüyası gerçekleşecek
uyuduğunu sandığı anlarda
kim bilir nerelerdedir
179
yapraksız bir ağaç kadar
güzel olabilsin ister yazacakları
180
güzel bulur
kayalıklara dönmeyi karlar erirken
suların taze seslerine karışıp
dinlemek ister kendini
bahar
181
güzelmiş taklidi yapan sözleri
iyi bilir
182
henüz kalkabilmiş değil
akşam olmadan uykudan
karnı doymadan sofradan
183
birinin içinden katran karası
diğerinden silindir sesleri gelir
184
umut sanki yokmuş gibi
aranır mı hiç
185
o hayal
bir kayalığa yapıyor evini
saçları o topraksız ağaç sanki
taş duvarlara batıyor
sanki yokmuş gibi görünmüyor hiç
186
sevmediğin şeyi görmek isteme
187
insanların kalplerinden geçenlere karşı hassasiyeti var
188
hayat
renkleri görebilmek
sesleri duyabilmek mi
ikisi de olmadan
ona rastlayabilmek mi
onsuz da kalabilmek mi
189
biliyorum her ne desem böyle dediğimde
kendime yüzsüzce rüşvet verdiğimi
ve aslında kabul ederek yine
hiç yüzsüzce aynada neden görünmediğimi
ölüm sarhoşluğu
gerçeğin sarhoşluğu gibi geçip gider mi
şu kibir nasıl mahvetmesin beni
190
o tehdit
vücut bulan her canlıya yapılmıştır
ama ölümden değil
kendisinden korkulması istenmiştir
191
Tanrı şeytana insana kötülük etsin diye yardım eder mi
şeytana ancak insan yardım edebilir
ahmaktır
192
onu unutamamışım
onun kim olduğunu bilen var mı
193
nefsim gardiyan
vicdanım hapis
roller değişmeyince
potin delik yol pis
194
tipime göre yaşamıyorum
195
seni tanımasam ne olur
beni tanıman tanıştığımızı bilememem
neyi değiştirir ki
seni bir gün hatırlayana kadar
anlamaya çalışmıyorum
gel de anla
196
kazanma sırası sana geldiğinde
ortaya koyabileceğin bir şey
olacak mı olmayacak mı
kumar
197
bazen bitecekmiş gibidir her şey
bazen ise hiç geçmeyecek gibidir zaman
neden yaptığımı bilmediğim davranışlar
ve düşünmeden attığım adımlar
bunun bir alakası var ise benim ile
size ne
198
-benimle gelir misin
-kaybedecek bir şeyim olmadığını bildiğine göre gelirim
-yahu nereye gidiyorsun
-senin için kaybedecek bir şeyler aramaya
199
-tekseniz eğer
ya batmışsınızdır ya da kralsınızdır
gaza gelmeyi bıraktım ben size de tavsiye ederim
200
-diyelim
-kedi kulağıyla dinlemişler beni
onlarda kedi kadar kulak yok ki
-bu durumda ya siz bana yalan söylüyorsunuz
ya da ben yandım
201
aynanın arkasını duymadan yüzüne bakarsan
sen sadece yalan söyleyebilirsin
aşk
bir gün güneş doğarda
kurutursa kanatlarımı
ve iyileşir ise kırıklar
hiç durmadan ona doğru uçarım
kanatlarımı yakarda
beni geri göndermez ise
neye yarar dünya kim arar
202
faydası yok deme
bir korku vardır
her derde çare
Allah'tan korkmayan cesur sayılmaz
O'ndan korkmak cesaret ister yürek ister
203
hiç bir şey yapmadan oynanan oyundan sıkılman uzun sürmez
204
eğer kötülüğe uğramaktan kaçınıyorsan
onlara bir iyilik yapmış sayılırsın
eğer onları sevmiyorsan
fırsat ver sana kötülük yapsınlar
205
"aşk"ın gözü oyulmuştu
dilini de ben kopardım
206
güzel söze benim diyen ayıp eder
207
hayat bir oyundan ibarettir
lakin her hayat oyun değildir
oyun bir tane
birden fazla olan ise hayat
sır saklamayı öğrenene kadar kendinden uzak dur
208
radyo dalgalarıyla beyin yıkayarak kişinin intihar etmesi sağlanabiliyormuş
bence hedef yanlış
o bağlar beyinde değil
209
denize bir iyilik yap
kirletme
do a favor to the sea
pollution
210
çok korktuğumu ya da hiç korkmadığımı sanmaktan korkarım
211
dünyanın insanı istememesinden doğal bir şey yok
kim ister ki omuzunda insan gibi birini
lakin emir kesin bayılıp aylana kadar
burası senin de evin benim de evim
212
dilimden dökülen güzel sözleri tırnak içinde yazın
adımı yazmayın
çirkin olursa sözüm
silin bir iz bırakmayın
213
ebesinin şaplağıyla yırtıp paçayı kurtaran yok bu dünyada
şefkatli birkaç tokat daha yemeyen yok yaşı kaç olursa olsun
elbette güzel hayaller ve gitgide güzelleşen bir hayat
214
kalbin güneşlerle dolsun ama
sen yine de gölge ol
karanlık olma
gölge misin karanlık mısın
215
bu sorunun benim için çözüldüğünü umuyorum
çünkü bir insana güvenmenin her şeyi çözmediğini fark ettim
216
nasıl seslerden tanımak mümkün ise
beni yazdıklarımdan tanıyabilirsin
217
"balı olanın sineği bol olur"
taşlayın meyve vereyim
218
güzel ağaç
ya siyahtır ya da kahverengi
ama en güzeli bakır rengi
219
boşuna su içme
cırır olmuş kalbine iyi gelmez
kin ve nefreti bırakıp
sevmeyi dene
iyi gelir
220
"bana bir kalem verin"
dünyayı fethedelim
ya da uğrunda öleyim
kalemden keskin bir şey bulana kadar kalem
221
bir mezar kadar küçük dünya
222
kalemden güzeli yok
eylemin hem uçup gitmiyor hem bir şeyler öğretiyor
kılıçla düşmanını öldürebilirsin ama kalemle anlatabilirsin
eğer düşmanın olan yanlarını kendi öldürebilirse kavga biter
ben intikam diye buna derim
223
tükenmez silgi
silgisi hiç bitmeyenle dost olmak var
224
bulursun
sahibine verirsin
sev
225
aşkı herkesin görebileceğini, herkesin anlayabileceğini farz edelim
nerede görürdün onu
anlayabilirdin
durgun bir suya baktın mı hiç
aşk bir sudur
ama durgun
226
tarih, aşkı her an
mutluluğu son gün yazar
o gün hiç bitmiyorsa
tarih bitmiş demektir
227
madem ki gevezeyim
bari güzel konuşmayı öğreneyim
228
bazen anlatmak isterim
bazen anladığımı yazarım
gereksiz olmadıkça anlamam
nasıl anlarsan öyle
229
Aşk iki olmaz ki
yenisi eskisi olsun
olursa aslının hayali olur
hüsranına sebeb olur
230
ikimize de karşı iki yüzlü olduğuna göre
sadece kendine karşı adil sayılmaz
231
kendin olmak mı istiyorsun
nefesini tut
sen seni bil
232
Aşk bir tanedir
kendinize başka isim bulun
233
Darwin'in dediği gibi düşüneyim biraz
maymunun bir gün aklı basmaya başlar
yahu şu dünya nasıl bir şey
ya ben neyim nasılım
dünyayı görüyorum
maymun arkadaşlarımı görüyorum
onlar da beni görüyor ama ben kendimi göremiyorum
aynayı icat edeyim ama önce şu durgun suya bir bakayım
aaa ben maymunum
bu benim
berber açıp köşeyi döneyim der mi bilmem ama
insanın kendini gördüğü ilk yer durgun bir sudur
234
gelincikler açtı uykular kaçtı
ayışığında bir hançerdi gözleri
kana bulandı yüzü sevdanın
235
"senle biz elmanın iki yarısıydık"
"senle biz elmanın iki yarısı değildik. elmanın iki yarısıydık..."
üçte biriydik, çeyreğiydik
yemeseydik daha mı iyiydik bilmem
ama yedik
236
söylenenler söylenmedi
duyulanlar duyulmadı
bunlar yazılmadı
kimse okumadı
hepsine iyi oldu
sanma sakın yok oldu
sanacak her şey yok oldu
çok şükür iyi oldu
237
sessizliğin Allah deyişini duyuyor musun
238
uyurum
bir çiçek bakar yüzüme
uyanırım
bir çiçek güler yüzüme
ölürüm
serim vurulur düşümde
dirilirim
bir seher bulurum serimde
seçim sınavı
hangisini seçersen seç
gerçek değişmeyecek
239
güzel sevemedim Seni Güzel! sevemedim Seni
240
belki derin bir vesveseyi şefkat bilmekteyim, işte dibindeyim
belki de doğru yolun başlangıcıdır düştüğüm bu kuyu
kötülükleri iyiliklere çeviren
dilediğini bırakan dilediğini kurtaran Rabbim
yanmak istediğim yer
Cehennemin değil
241
bir karanlıktır ölüm
tenimizde var olan ışığı gösterir
242
sonsuz hayat
hiç bitmeyen bir ödeşme
ya almaya layıksın
ya da hep geri vermeye
zengin olur bir bakarsın
muhtaç olduğunu unutmayan
muhtaç olmayana el açan
"seninim" deme
sen benim olamazsın
"benimsin" hiç deme
son sözün olur
beni bir daha bulamazsın
en kötü yerinde mekanın
ebedi kalmaktır yalnızlık
bir eziyete tekamül eder ki varlığın
azap çektikçe can bulur
can buldukça acı çekersin
dünya denen mekanda her an
anlamam istendi ki hüzün
sahibimden ayrı düşmekten ibaret
gayrısı ile olsam azalmaz
olmasam artmaz
243
her daim tatlı kal
"bir gün" dediler
"gideceğiz bu dünyadan
bu dünya geldiğimiz ve gittiğimiz yer oldu"
geldiler gördüler ve gittiler
doğuya batıya toprağa ve suya doğru
kül olup savrulanlar oldu
"mana aramak manasız, biz yok olanlardanız"
diyenler oldu
ilk işleri mücadele etmekti bu dünyaya gelebilmek için
gel gelelim buradaydılar evvela
yediler içtiler cenk ettiler
sevdiler ihanet ettiler
ne var ki hep biraz ayıp ettiler
gerçeği tam manası ile bilmiyor olabilirim
bunun "bir gün" mümkün olacağına inanıyorum
inanan birini görmedim duymadım
hepimiz "bir gün'e" doğru gitmekteyiz
bulamadıklarımıza ya da bulmayı umduklarımıza doğru
ümidimiz beklentimiz var "bir gün'den"
korkumuz endişemiz var "bir gün'den"
ne garip değil mi
bir ağacın altındayız
hepimiz aynı meyvadan yiyoruz
acı diyenler pek çok
ekşi diyenler de var
tatlı diyenler de
tadışımız sonucu değiştiriyor
ama yemeden içmeden yaşanmıyor
gerçek değişmiyor
çok açık
irademiz ile değişen tek şey
varacağımız yer
geldiğimiz ve gittiğimiz bu dünya
o ağacın dalları gibi bizi
ayrı ayrı tatlara götürüyor
kimi tad almak istiyor
kimi her daim tatlı kalmak istiyor
ben kimseye ol diyemem
dilim çekmez o yükü orada
yüreğime güvenecek kadar cesur değilim
ama sen sen ol
ol derken
biraz dikkatli ol
244
almak için
veriyormuş gibi yapmak
245
birkaç gün nasıl öldüğümü hatırlayamadım
246
anladım ki
öldükten sonra seni anlayacağım
247
konuşma hakkımı
kullanmak istemiyorum
ölüm beklesin
korkudan bahsedelim
248
aynaya baktığında
her canlının mutlak gördüğü
ölmekte olan biri
şimdi sen diyeceksin
iyi biri olmanın gereği
yaşamakta olan biri
birine öğüt vermenin güzel yanlarından biri
unutmak derdini
cesaret bulmak
korkunu anlamsız kılmak için
korkularımı küçümseyebilirsin
ben buna meşru müdafa derim
iyi biri olmanın gereği
sen saçmalıyorsun diyebilirsin
249
"şiir" yazmayı sana kim öğretti
ya size yaşamayı
cesur olmayı
vermediğinizi istemeyi kim öğretti
neden kimileri satınca ticaret yapmış olur da
kimileri satamayınca beceriksiz
sanki iki güneşi vardı bu dünyanın
karanlıktayız diyenler yalan söylüyordu
insanlar düşüncelerini özgürce ifade etmeliymiş
sukut saf altınmış
bazı sukutlar onsekiz ayar
söz gümüşmüş
bazı sözler altın simli
kimileri izin verdin dermiş
kimileri hata bende
ve hata yapanlar hep sabırsız
neden gevezeyim bilmiyordum
sizi kusursuz görene kadar
250
kilitlere benzedi kanunlar
her kim emanet alsa kapıyı
çıkarıyor içeridekini dışarı
ve değiştiriyor anahtarları
251
sorsan isteyen herkese verilir
isteğini kılıfına uydurmayı bilmeyene
nasihat edilip yol verilir
özür dilenip telafi edilir
silahlı gelene
kan dökene fazlası verilir
başa gelen zaten çekilir
yanan yorganın faturası
pirenin cüssesine kesilir
yaş yanabilir
kuruyu yakmak için
ne emir ne de fetva gerekir
işler ters giderse sabredilir
vesile olana madalya
azmettirene koltuk verilir
kelle istenir
mesul bulunamazsa
birileri idam edilir
gemisini batıran kaptan iyi niyetlidir
suyun üstünde asil mağdurlar
altında görünmeyenler bellidir
herkes öfkelenebilir
agaysan fıtratına
garipsen hayatına maledilir
biri gider biri gelir
dünyanın düzeni bu
işi bozuk adamlar
biraz zor sevilir
252
bilginin güç olduğunu öğrendin
henüz öğrenemediğin
uyuşturucuların en tehlikelisidir "bilgi"
insan bildikçe tanrılaşır mı
neyin nasıl yapılacağını söylemek için
salt bilgi yeterli midir
gözlüyor dinliyorsun
sorup araştırıyorsun
ne yaparsan yap
asla hakkıyla bilemezsin
"bilenle bilmeyen bir olmaz"
bilmeyene bilen kadar
soru sorulmaz
şu her şeyi kontrol etme ihtirası
gücün kalıcı olmadığını bir türlü hazmedemeyiş
tırnaklarınızı gösterirken takındığınız nezaket
253
tanıyor biliyorsun beni
oysa rüyamda görsem
tanıyamam seni
"herkesi kendin gibi bilme"
nasıl kovarsın beni
daha beni çağırmadın ki
gül kokulu hançer misin
kimsin
254
bilmiyorum ne tür bir sinirdir bu bendeki
uysal ata sıkı çifte attıranından mı
zarar getireninden mi
yada buğuz etmeyi değil de
dile getirmeyi seçtireninden mi
bakacağız
hayır olur inşallah
az okuyan biri olduğumu düşündüğümde
kendimi koyun gibi hissediyorum
yahu adamların bilmediği yok
anlat anlat bitiremiyorlar
ağızlarından tükürük sıçrasa gülsuyu sanırsın
lakin bir nokta var tak tak takıldığım
anlattıklarına bakıyorum da hep güzel
hep olması gereken şeyler
nasıl olmasın
hepsi gerçekten de
çok düzgün insanların yaşadıkları olaylar
hayatları noktayı koymuş
nasıl olması gerektiğine dair
hayat boş diyenlere
güzellikler doldurma imkanı
şimdi anlatanlara ve tezata gelelim
o kadar okumuşsunuz
her şeyi biliyorsunuz
noktası virgülüne kadar
başka ihtimal yok
ya siz körsünüz ya da biz
sahtekarlarla cahiller arasında
pek fazla fark olduğunu düşünmüyorum
birileri cennetten arsa satma işine girdiyse
birileri yeni pazarlar keşfedip
işlerine gelmeyen kişilerden kurtulmak isteyenlere hizmet eder
ve cehenneme yolcu taşır
kısaca o devri benden iyi bilenler
o günlerle bu günler arasındaki farkı en iyi bilenlerdir
yani yapılması gerekeni en iyi görenlerdir ama
her şey ortada
hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için
yarın ölecekmiş gibi çabuk çabuk
"dünyayı sen düzeltemezsin" diyorlar
haklılar
"kendini üzersin" diyorlar
yine haklılar
sorsam bu uğurda ömür tüketenleri
benden çok iyi biliyor örnek gösteriyorlar
nasıl oluyor anlamadım
adamlar haklı
255
dinlemeyi sevdiğin sesi
bir de dünya denen
kuru gürültünün içindeyken duymayı dene
sessizliği getiren
bir ses
uğultuyu başlatan
neşeye ve acıya dönüştüren
bir ses
başbaşayken saran
cümbüşlerde kaybolan seslerin sonu
bir ses
sanırım külahları değişmeden önce
ayakkabıları değişmek gerekiyor
256
o kadar sinsıydi ki
öğrenebildiğim tek şey
dürüstlük oldu
257
öyle bir baş kursun ki Kur'an
aşkı sevdayı konuşmaya gerek kalmasın
neyse ne
öyle bir yerde buluşalım ki seninle
sonsuzluk işte
neyse o
258
anı yaşayarak soruna bir cevap vermeye çalışayım
bülbül düşünerek öttüğü için sevilir
eşek düşünmeden narayı basarken yüzümüzü buruşturur
bülbül susunca sanırız ki dut yemiş
yıllarca bağlı kaldığı kayalıklardan kopup yuvarlanan bir taşın çığlığını erdemli
hiç susmayan bir şelalenin ezgisi kafa şişiricidir
dilsiz birinin dili birden çözüldü diyelim
bir süre ne yapsa yeridir
259
ayrılık
gidenlere beyaz
kalanlara siyah giydirir
bir yürek
beyaz üzerine siyah çizgilidir
kimseler kalmayınca
260
yalnızlığı paylaşılmaz diye belletmişler
Cehennemi tek kişilik sanıyor
deseydi ki
görmez oldum hiç bir şeyi
bölüş gözlerini benimle
gecenin en karanlık yüzünü
hayalleriyle değil
elleriyle yokluyor
gidersen tek başıma kalırım diyor
bir zavallının uğruna Allah'ı gücendiriyor
bekleyin
susun
261
zar zor atıyor yüreğim
yara bere içinde
bir türlü iyileşemiyor
tam çıldırmak üzere bulmuşken kendimi
bir de
bir de seninle mi gönül eğlendireyim
istersen bırakma beni
yeter ki benden uzak tut benden o divaneyi
tam gitmek üzere bulmuşken kendimi
bir de seninle
seninle mi kalayım
doğduğuna pişman etmişken güneşi
yoksa
yeni bir başlangıçla
öldüreyim mi seni
262
ama gibi yüz ekşittim
ama gibi korundum
ama gibi sevildim
ama
bir ama kadar olamadım
263
her şeyi unutarak
hele unutmak için sevme beni
sonra hiçbir şey unutturamaz
sana ziyan ettiğini
büyük konuşma sakın
bana her şeyimsin deme
dönülmez yolları
Cehennemi sırtıma yükleme
benimle olmak bana yetmez
seninle olsam yeter deme
ama büyük düşün
Yeryüzü yetmez bize
seninle bana her yer
Cennettir deme
ki kovulduğumuz yerde
tekrar buluşabileyim seninle
264
"her gecenin bir sabahı var"
hava kararmadan her şey olup bitmiş olacak
güneş ile doğmayı bekle
eğer onunla batmadıysan
265
yazdığın yazıya kara denir mi
reva gördüğüne bela denir mi
ona buna gönül verdim
hiç hayat benim denir mi
266
ayrı anlamlar aradığında
her parça anlamsız
seni anlamsızlığıma sürükleyebilirim
aradığın orada
yoktan vara giden
"her şeyin tek anlamı var"
görmediğinden ümidini kesmek istemiyorsan
"her gördüğüne inanma"
267
istersin ki her göz seni görsün
görmeyeni kör
belli etmeyeni ahmak sanma
toprağın altındakiler bitmeden
elbette gökten kemik yağmaz
268
aşkımız kitap olsun
269
bir insandı ama
pişman olacağı hiçbir iş yapmadı
mutluluğu kavrayamadı
pişman olmayı deneseydi
mutlu olması için
sevileceğini bilmesi yeterdi
sevilmek için
pişman olmak gerek
mutlu olmak için
sevilmek gerek
270
bağlamak istiyorsan
çözmeye çalışma
271
pekala
inkar etmiyorum
yalnız değilim
"normal" olmayı çok denedim
durmadan değişiyor
ne demek bilmiyorum
mesela
şu an gülüyorum
istersen sen de bir dene
kolay değil biliyorum
kafa karıştırmayı seviyorum
taş gibi çorba sevmiyorum
bak işte
yine gülüyorum
yaşadığım anı yazıyorum
hayal edip yazmayı
her zaman sevmiyorum
tamam
kabul ediyorum
eşsizim
eşsiz olmayı
ben de sevmiyorum
yaşayan herkes gibi
ben de yalnız olamaz mıyım
272
birazdan uyurum belki
belki bir rüya görürüm
rüyamda hiçbir şey görmem
eğer uyanabilirsem
anlam falan aramam
günaydın der yürürüm
273
zaman
yeni doğmuş bir bebek gibi
ağlar halimize
274
karşılıksız sevmeyi düşünmüyorum
yapamadım zaten
bunu bu güne kadar başaran bir insan olmuş mudur
bilemiyorum
siz ortaya bir sevgi koyacaksınız
o sevgi karşılıksız kalacak
bunu mümkün görmüyorum
"karşılıksız" sevginin sonu çoğunlukla
hüsrandır diye biliyorum
eğer Allah
"Bizi karşılıksız seveceksiniz
akabinde yine size dilediğimizi yapacağız" deseydi
ki benim Rabbim böyle söylemez çünkü Adil'dir
kötülüğe misli, iyiliğe fazlasıyla karşılık verir
deseydi elbette Amenna derdik
tek sorun
yeryüzünde kaos diye bir şey olmazdı
hayat bir ticaret takas
"maddi manevi sosyal kültürel"
fıtratın ta kendisi
bakalım kim iyi ticaret yapabiliyor
hayatıyla
zamanla
benliğiyle
ta kendisiyle
"sevilmesem de severim" demek
"sevilmezsem dağıtırım" demekten
elbette iyidir
sevilmesen de sevemezsin
"böyleyim" derken bile
benliğinden bir karşılık alırsın
sonuç olarak
Allah için sevmek
Allah tarafından sevilebilmek içindir
benciliğin ta kendisidir
yapabilenden Allah razı olsun
Allah kimseye sevgisini vaat etmeseydi
düşünün bakalım
"karşılıksız" kim kimi severdi
Allah Cennetini vaat ettiği halde böyle
aksi olsaydı ne olurdu halimiz
neden en hayırlı olan
Allah'tan en çok korkan
Allah Cehenneminden söz etmeseydi
neye benzerdi bu hayat
şimdi ben bunları karşılıksız yazdım
yok öyle bir şey
"maymun iştahlı" olmak ayrı
"bencil" olabilmek ayrı
sevgi biyana
sevgi biyana
sonra yola devam
275
yediğim elma
beni seven elmadır
yemediğim elma için
ağzımın suyu aksın istemem
sevilmek mi
evet kesinlikle sevilmek
gerisi benim için Allah'a güvenmek
276
beni saklamaya çalışma
bir gün gelir
asla saklayamazsın
ona gelince
korkma dokunmam
o sadece
sen yolunda yürü
koşmayı biliyorsa
bırak geri dönsün
277
senin soruna ihtiyacın yok
rahat olamamaları onların sorunu
çözecek bir sorun yok
bağlı olan sen değilsin
sorunsuz olman onlar için bir sorun
olabilir
Allah sabır versin
278
gel
karşılıklı Allah'ı sevelim
seninle ikimiz
279
ya ne deseydi Fuzuli
sevilmek istediği için
"sevmek" demiş
sevmeyi herkese
sevilmeyi kendine saklamış
akıllı adammış
280
günahımı
kusurumu
yanlışımı
eksiğimi
merakını yenip
takip edip
saymadığın gün
tevbe etmişim demektir
281
sanki binlerce yıldır seviyorum
hiç görmedim
hiç saklanamadım
sevmeseydi
çoktan unutmuştum
çoktan bitmiştim
282
ayakkabılarını çıkart
burası benim çöplüğüm
283
kuşlar bugün uçmayı öğrendi
sen ise gökyüzünde koşmayı
güle güle git
koşa koşa gel
284
son zamanlarla klişeleşen bir söz var "elektrik almak"
bu sözden yola çıkarak
"çapkınlık" denen şeyi
biraz kısa devre yapmaya benzetebilirim
ne de olsa "elektrik" en kısa yolu tercih eder
fazla uzaklaşmakla
ya da fazla yakın olmakla ilgili olabilir
bu açıdan bakacak olursak
285
hayat
her şeyin dört dörtlük olduğu bir güne doğru
akıp gitmekte
acı da
neşe de
kusursuz olacak
286
kokluyor
bir daha kokluyor
kararsız ise
sağını solunu bir daha kokluyor
aç değil ise
çenesini kaldırıp
omuzlarını indiriyor
patiler bitişik
bakıyor işte
yavan
287
deniyor ki
"Cennet bana yeter
aman Cehennemi istemem demeyin
Allah'ı isteyin"
"Alim olun"
Allah'ın gücü ve ihsan edecekleri elbette sonsuzdur
Allah'tan en güzeli hayırlısıyla istemek ne günahtır ne suçtur
Allah rızası için
bilen biri izah etsin
Allah kullarına neler vaat etmiştir
ödül veya ceza olarak
ne ile sevdirip kolaylaştırmayı buyurmuş
nelerle korkutmuştur
Yunus Emre gibi bir kul olmam zor kalan milyarlarca insan gibi
ya da birkaç yüzbin Alim arasına katılma ihtimalim çok düşük
Takva bakımından derecem ne olur Allah bilir
imanımın kabul olmama ihtimali var
lakin
Allah razı olduğu kuluna ne verecektir
razı olmadığı kulunu ne ile korkutmuştur
hepimiz birden Allah'a ulaşamayacağımıza göre
avamın kafası almıyorsa ne diye anlatıp yorarsınız kendinizi
ya da buldunuz "cevher"leri iş bitti mi
"avam"a anlatacak bir şeyiniz yok mu
yüz mü ekşitiyorsunuz yoksa
288
bazı "deliller"
her gördüğüne/duyduğuna
inananlar içindir
bazı "deliller"
delilleri sunanların
acizliğini ilan eder
bazı "deliller"
masumiyeti taçlandırır
bazı "deliller"
asla uzaklaşıp gitmezler
bazı "deliler"
kendileriyle konuşuyormuş gibi yapar
akılları uyandırır bazı deliler
289
acımasız olarak
bir savaşı kazanabilirsin
saygısızlaşarak
ancak kendini kaybedersin
şah değil
gerçekte şah'ın tutunduğu usul devrilir
290
"önyargı" dendiğinde
sanki ardı sıra
bir "yargı" daha gelecekmiş hissi veriyor
lakin
çoğunlukla ilk ve son yargı oluyor
anlamıyla örtüşmeyen biçimde kullanılan
kelimelerden biri işte
tamamen kurtulması zor
bir hastalık gibi
291
korkutursa korkabiliyorum
severse sevebiliyorum
yokluğun eli olsaydı
bir şey gelmez miydi hiç
292
söylenmiş ve söylenecek tüm sözleri
bir elekten geçirseler
geçmeyen hangi sözü
ben söyledim diyebilirsin
293
"Aralarına bir kemik at ve kardeşliği o zaman gör"
çok yerinde bir tespit
aynı zamanda da farklı bir öğreti biçimi
294
"aşk" söylencelerinden kopya çekip
Sen'den geçemem
gece gündüz uzaklara baksam
Sen'den vazgeçemem
bir kez olsun
kusursuz bir iş yapabildiğimi görseydim
lüzumsuz bir söz söyler miydi dilim
ne desem
Sen'den güzelini söyleyemem
295
kendimi bilmediğim bir yer var
işte orada kaybettim sizi
ellerimi gözlerimi
yüreğimi
neyim varsa
peşinizden gitti
olanlar oldu
o yer
ben siz doldu
bunu yazan kim
bu yerdeki
cesareti yok ki
ayakları olsun
cesur olanlar
bir gün kaybetmedi mi
herkese "aşk" olsun
zor olanı aştım
alıştım
296
her ne kadar istemesem de
bir intikammış aldığım
unutmak için bile değmezmiş
kötüyü güldüren bir gaye
yalnızım diyen yalnızdır
çok şükür
yalnız değilim uzun zamandır
yalnızlık
bir insan ile temizlenen
bir leke değilmiş
her ne kadar istemesem de
ayrılık her zaman kötü değilmiş
297
ne olacak diye sorma
ne istediğini biliyorsan sakın gelme
ne bir teselliyim acılara
ne de yıllardır aradığın
ne varsa ömründe ulaşamadığın
unut kim olduğunla birlikte
298
seslerle oynanan bir hissetmece oyunu
299
bir şeyler anlatmak istiyor
bence de
sanki duygulardan bir piramit yapıyor
bence de
sana kolay bir bulmaca hazırlıyor
bence de
çözmek istediğini görmek istiyor
bence de
anladığını gayet iyi biliyor
bence de
sanki en üstte bir taş yok gibi
bence de
bu taş çıkmaz yukarı
bence de
taş gibi yüreğin var
bence de
300
aşk iki "kişilik" ise
tek kişilik iyidir
akacak kanın var ise
dikenli gül iyidir
yaşamak güzel ise
ayrılık ölümden iyidir
301
her şey nasip ise
nasip olmayan ne
302
kovuldun mu
kalmak istediğin yerden
çünkü terk etmez
Cenneti'ni hiçbir yürek
sen
başka türlü gelmek istemezsin
çünkü nefretin gür
sevgin seyrek
iyi de sever seni
kötü de
safsın çünkü
sevda arayan
biraz sakin olmalı
toprak gibi
hep yerinde durmalı
saçıp savurduklarımı servetim sandın
öyle ya
elimde kalanların kıymetini
senden başka kim bilsin
onca yıl
harabelerimde boşa mı dolaştım
takıldı sonunda
ayağıma takıldı yüreğim
sonunda bahar geldi
bahar geldi diye
açar mıyım sandın
yaklaştın
ama dokunamadın
hayali bir dünyam var sandın
oysa hayal edemediğin bir dünyam var
şimdi var diye
hazinelerimi gösterir miyim sandın
sen
başka türlü sevemezsin
sen de sabırsız
biraz taş yüreklisin
safsın
küsünce kalemi kırmızısın
kalan da mutlu eder seni
giden de
hazinelerini hiç merak etmedim
çalıp satanlardan değilim
ama çalacağım seni
hem de kapını hiç çalmadan
sen
başka türlü gelmezsin
hazinelerini korkusuzca bırakıp
303
bahçe boşalır bir gün elbet
oyun biter
ve biz gideriz
304
Sana ne kadar yakınsam
o kadar iyiyim
305
ben de biraz
çocuk buldum seni
biraz bırak elinden
ısınınca kan döken o demiri
bu kalem
uçla ve bununla çıkar
kem fikirlerin gözlerini
tutma sözlerini
itibar etme
kavga hancı biz yolcu
açık unut ver kapıyı
ve çevir başını kaçsın
yüreğine hapsettiğin o hain
biz de biraz
zor bulduk hayatı
düşürüver dilinden
kırılsın hüzün veren sözler
306
hepsi bir gün birleşecek
şiir tek bir söz söyleyecek
usta kanatıcılar
sahte gül dikenleri
bilirim acı güldürür
tebessüm öldürür sizi
her ne kadar "gözümüz arkada değil" deseler de
kalmadı onlara
ne bir mahlukun duası
ne bir ekmek kırıntısı
değil mi ki hep bir yol buldular
ne zaman o ses
bir yağmur olup yağsa
ruhlarını yıkamak için
kulaklarına bir leş gibi gömdüler
aciz nefislerini
inatları bile kalmadı onlara
"mutluluk bir gün biter" diyorlar
seni hiç görememiş onlar
hiç solmayan o çiçeksin sen
işte bu yüzden sevgili
toprağın Cennet kokar
derdim tasam sonsuzluk kokar
her kanım aktığında
biraz daha büyür
açarsın feleğimde
307
sizdeki bilgi ve teknoloji bende olsaydı
makinelara bilgisayarlara şiir yazdırırdım
308
Vatan
bu topraklar da
yerin ve göklerin tüm hazineleri de Allah'ındır
aşkı olan vatan aramazmış
Vatan'ı olan da başka aşk aramaz
herkes bekledi
kimse fazladan bir şey istedi
sırası gelen "gördüm" dedi
kartlar açıldı
herkesin elinde "sen bilirsin"
tabiki yine zaman kazandı
kaybetti
309
haline gülsem ayıp
ağlasam bana yazık
yorulmadın mı hala
deli gibi düşünmekten
aklındaki paslı mıhı
bir çakıp bir sökmekten
ne diyeyim sana
şu dik kafan dışında
başka bir yerde bulunmaz zannettiğin
gözlerine bakıp
hiç bilemedin
sabırla bekleyen gönüllerdeki
gün be gün inci gibi büyüyen gözleri
bir kıvılcıma
"yıldızlarla dolu gökyüzü budur"
diyenlere kapıldın da
bir kez olsun bakamadın onlara
nereden başlasam sana
gözlerin bir kaç dizeyle birbirine değebileceğini
daha boş kağıtlara dokunmadan ellerin tutuştuğunu
ve sevdanın
aslında çıra gibi yanmak değil
bir güzel sözle
içini ısıtabilmek olduğunu
hiç bilemedin ki sen
biraz anlayabilsen
iyi ya da kötü biri olduğu için değil
gitmesi gerektiği için gider yolcu
çünkü vardığı her yer belkemektedir onu
yukarıdan bakmak böyledir
kendisini taşıyan ayakları beğenmeyen
kadınlar gibi mutsuzdur
ne yapacağını bilemeyen her erkek
kendi ayakları üzerinde durmak istemez aslında
hiçbir kadın özgür olmak istemez
ama senin gözlerin sadece
yürüyüp giden kadınlar görür
ne diyeyim sana
nereye gittikleri
ne aradıklarını sanıyorsun
pek az kişi vardır
topladıklarında hayatları bir eder
dert yanıyorsun ya
bir sonuca varamayan düşüncelerinden
al sana bir kanıt daha
sonu olmayan bir hayatın var
biraz anlayabilsen
arkası olmayan bir duvar göster bana
karşında yükselen ve sana "dur" diyen
biraz çabalasan
pek çok kişi vardır
asla ödenemeyecek borçların altına ismini yazan
hak etmediklerini almakla övünerek
ne mutlu sana
eğer eksiklerini tamamlayacaksa ölüm
biraz korkmasan
hayat bazen
arkası yazılmamış bir kağıt parçasına kıyamayıp
gelecek için onu saklayabilmektir
topla odanı aç pencerelerini
içeride ne göreceklerinden sana ne
sen dışarıya bak
pencereye vuran yağmur değil
seni unutmayan yağmur
biraz ıslanabilsen
elbet sona erecek bekleyişin
işte bu yüzden
hikayesi şimdiden yazılmalıdır geçmişin
gitmen gerekiyorsa git şimdiden
kimi bekleyeceğini bilmek için
parmak uçlarında yürüyerek
ama açmadan kapıları
yolları dağları aşmadan
kendinden değil kendini geçerek
biraz inanabilsen
birkaç balonun
seni alıp gitmesinden korkmuştun hani
sonra balonların hepsini istemiştin hani
biraz hatırlayabilsen
310
boş vermişim dünyaya
endişelenmeyin
içinde siz yoksunuz
311
siretini tarif edemem
ama sureti bir gölgedir
"yazı" derim ben ona
kağıt deri taş üzerindedir
inci gibi dizilir güzel olanı
incelir de gelir bir kalemin ucundan
doğru olanı korunur
kaybolur yanlış olanı
hayret etmem ben buna
312
bazı durumlarda
paylaşmaya gönlü olmayanın gözü
galiba hep gizli saklıyı arıyor
paylaşmayı isteyen ise
karşılığını sadece Allah'tan bekliyor
öyle ki
nefsin bu meylini iyi bilen iblis
kimilerimiz için
aslında iyiliği hep göz önünde tutmaya
küçültmeye ve sıradanlaştırmaya
kötülüğü ise köşe bucak saklayıp
ulaşılmayı bekleyen bir hazine süsü vermek isteyerek
düşüncelerimizi ele geçirmeye çalışıyor
değişmeyen bir manzara karşısında
bir gün sıkılması olağan olan insan
eğer "artı" bir değer üretemezse
ve boş oturmaya devam edip
artık dayanamayacak hale gelirse
iblisin insandan
tek isteği var
ortalığı karıştırıp sağı solu alt üst ettikten sonra
bir yolunu bularak düzeni ve
manzarayı bozacak yeni keşifler yapması
sadece iblisin hikayeleriyle mutlu olmak mümkün
çözümleme yeteneğinin kaybedilmesi yeterli
kötülüğün iyilik ile kamufle edilmesinin zekice
ama akılsızca bulunamaması gibi
neyin hayır neyin şer olduğunu en iyi Allah bilir
elbette
313
"aşk" neyi gizler
eskisi gibi değilim
o da öyle
"bir gün mutlaka" diyerek yol aldığım zirve
gerçek hedef değilmiş
bir durak hatta bir engelmiş
eğlendiğim şeye bak
şekil vermeye çalıştığım şu çamura
tarif edemediğim duyguya bak
kim dokunursa öyle kalıyor
taş taş üstünde kalmayacaksa
bu üremek niye
"aşk" neyi gizliyor
314
kafam şişti
aslında ne yapmaya çalıştığımı söyletebilirim
lakin
ne gerek var
şu sanal zımbırtının içinde
kendi olmayan
biri olan
tarikatı para
ya da aferin olan
aşk aşk diye kafamı şişiren
kötülüğü iyilikle
niyetini bir avatarla saklayan
bu kadar yazmaya bile gerek yoktu
ama yazmayı seven ben sağ olayım
madem ki her şey istediği gibi oluyor insanın
dahi olacağım güne kadar
ya da insanlığı kurtarıp yıldızlı pekiyi alana kadar
imkanlar elverdiği
gücüm yettiği kadar
buralardayım
kendim gibiym
burada
evde
sokakta da
Özcan Boz'un dediği gibi
"inananın da
inanmayanın da"
Allah Rahmet eylesin
yaz bir gün lazım olur belki
315
salıncak
sizin bir kalbiniz var
muhteşem bir bahçeye benzer
asırlık ağaçlarla donanmış
en manzaralı ağacına bağlı bir salıncak var
boş kimsesiz
bahçenizde gezip
tüm meyvalarından yemek
tıka basa doymak istiyorum
o ağacın karşısında bir perde olsa
ve bir film oynasa
hababam sınıfı
bir avuç müshil içerek
o salıncakta sallana sallana izlesem
hababam de babam sınıfı
316
kıyas
Sevgi "aşk"ın belasını versin
317
gün
bir gün'üm
kaça bölerseniz bölün
bir gece
bir de gündüzüm
318
gemiler
ne çok seviyorum şu gemileri yakmayı
sanki olmasalar çekip gitmeyecek hiç kimse
319
kartvizit
kalbinizde "aşk" var
kasanızda para olmasa da olur
320
aba altındaki sopa
birilerini dilleri yüzünden cezalandırmanın değil
o dilleri kazanabilmek için
hataları eksikleri düzlemenin
çarelerini aramaya başladığınızda başaracaksınız
o an mutlu olacaksınız
mutlu edeceksiniz
ben yapamıyorum
bu yüzden kaymaklı bir koltukta oturmuyorum
Arsız Lüpen
321
mapus
dışarıda gece bir şiire akarken
biz içeride gürül gürül mapus yatardık
sevgilim
insanoğlu doymaz bilirsin
genişletmeye çalıştıkça özgürlüğünün sınırlarını
sıkışır kalır koca dünyaya
yetmez arzın genişliği sonunda
su içerken bile boğabilir kendini
hastalıkları artar ve
mutsuz olur elbette
ki "ben özgürüm" dedikçe
sanki bir gardiyan vardır
her insanın içinde
"tabii tabi" diyen
sevmediği sözlere sağır kesilir de
sevdiklerine nasıl sığınır bilirsin
fikirimizdir sevgilim bizi güzel
ve bir o kadar aciz yapan
özgürlüğün geleceği makama kulak vermektir
fikirlerimizi güzel yapan
şöyle kapat gözlerini ve
bir de düşünerek görmeyi dene sevgilim
kovulan herkesi topla
ve mahkum et mavi bir dünyaya
mapus damından hiç çıkarma
orada doğsunlar ve
orada ölsünler
dikenli telleri bulutlar olsun
duvarları direksiz gökyüzü
geceleri yıldızlarla süslü
bir gün özgür kalmayı düşünmelerini iste
ki esaretin böyle güzel olduğu bir yerde
kim bilir özgürlük nasıldır diye
bak bakalım
hangileri güzel mapus yatacak
hangileri kulak vermiş
El-Aziz olana
322
not
umudunu kesti
pek bir şey olmadı
bir yıldız kaydı ama
değişmedi gecenin karanlığı
alakayı keser kesmez hatırladı
ikisi de çoktan unutmuştu
el ele tutuşmayı
bilmiyorsun diyordu durmadan
ne istediğini bilmiyorsun
bilmediğim seninle kalsın dedi adam
bir şey yazmadı
gitmesi gerektiğini iyi biliyordu
sayfa temiz kaldı
323
gitmek
sevdiğim giderse eğer
ben de peşinden giderim
iyi düşün
ve dikkat et
seni sevmek üzereyim
yazabilince bambaşka oluyor Hayat
324
ölüm benim
bedenimin sıcaklığı
kalbimin o sabırlı sesi
bir daralıp bir genişleyen
göğüs kafesim
acı duyan tenim
beni bir canlı yapan Aziz Ruh
gidiyorsun ve "ben"
seninle gelmek zorundayım
tadacağım ölümü
beni birazdan bulacaklar
sessiz kalışımdan emin olup
soğuyan tenime dokunacaklar
ve tepkisiz kalacak bedenim
artık tüm itip kakmalara
gözlerim kapanırken burada bitecek
ve perdenin açıldığı yerde Hayat
tüm gerçekliğiyle
kaldığı yerden devam edecek
göreceğim
yaptığım işlerin ne kadarı sandığım kadar iyi
ve sevgi ile yaşadığım anlar
beni orada da bulacak mı
insanın ne zaman öleceğini bilmesi ile
eninde sonunda öleceğini bilmesi arasında bir fark var
mutlu bir şekilde
yola devam edebilmek
325
bir imkansız biliyordum
onu da unutturdu bana gidişin
ikimiz bir deniz olmuştuk hani
bize bir şey olmaz artık demiştin
çölde bir avuç kum olursam
ne söylerim diye düşünmemiştim hiç
bir yalan biliyordum
seni gördüğümde unutmuştum hani
onu da bir serap hatırlattı
senden nefret ediyorum
326
çarpıldığım üç harfli cin değil
327
gülmem mi hiç
iki şair bir olunca samanlık tımarhane olur
328
akıl ve yazı
insan elinden/dilinden çıkmış
bir satır yazı ölümsüz olamaz
bir Ayet gibi
her zaman ve her yerde
söylenemez
yaşıyor dediğimiz
insan söylencelerinin ömrüne gelince
ya bir Meal'dir vaktine uygun
ya da iblisin bir anlık hilesidir
inatla okuyup okuttuğun
akıl dediğin Allah'a varır
Allah korusun
eğer varmıyorsa
doktor kendini kayırır tabi
329
masumiyet
masummuş gibi yaşamaya çalışır
ve bunu öğütleriz
mutlu olmak isteyenlere
kimimiz çocuk olur
kimimiz melek gibi
kimi yerine bir çiçek koyar
kimi edepli bir göl olur
bir bakarsın ki hayvanlara
onlar da masumdur
bazen akıntıya karşı elimizde
sadece zanlarımız kaldı sanırız
kendimizi ikna etmekteki başarımız
elde olanla yetinmeye iter bizi
oysa suskun kalarak
pişman olmayı göze alan herkes
aslında karşısındakinin konuşmamasını ister
içten içe
bunu öğütleriz kendimize
ve mutlu olmak isteyenlere
sen elinden geleni yaptın
masumsun
çünkü nasıl bilirsen
nasıl istersen
öyle masumsundur
330
avam
bazılarımızın avamları vardır
onlarda bazılarımızın avamlarıdır
331
güzellik
"güzellik" tanımına güvenen var mı
çekinmesin yazsın
332
reklam
"reklamın iyisi kötüsü olmaz"
iyisine para vermediğini
kötüsünden de alacaklı olduğunu varsayarsak
333
istirahat
telefonum şu an dinleniyor
lütfen rahatsız etmeyin
334
olması ya da olmaması
bende olmayan sende olmayan bende
biz olmak Sevgi olmak biz
335
öznelin nesneli ve sayısal mantık
iki göz
iki bakış açısı
iki kulak
iki tarafı dinlemek
bir ağız
karar vermek
336
atışma
sen şeytan kadar masumsan
bende Melek kadar suçluyum
337
istem
"aşk" köprüyü geçene kadar
gel biz sohbet ede ede yürüyelim
kalbimiz durana kadar
338
kör bir sinek gibi eriyip gitti gözümde
hüznü kendine has kılan tanrıları
kestiler umutlarını inkarımdan
bu yüzden çözülüyor zincirlerim
korkuyla geliyor kahinleri
kül olan kitaplar arasında bir parçam kalır mı
varsın kararsın elleri bu yangının ardından
bir an olsun çıkmıyorum Cennetinden
çekiyor beni kanlar içinde bir tapınak
sürüyor atlarını üzerime çekinmediğim kaderim
ve Ruhum doğuyor her bir nezirde yeniden
soymuşlar sevdiğimi kılıçlar çırılçıplak
sükülmüş mezar taşları gibi dişlerim
dilim yeni sürülmüş toprak
son bir kez öpüyorum seni
parçalanmadan tüm yüreğimle
339
işte çocuk
bembeyaz elleriyle külleri taşır
eski bir gecekondu, iki buruk insan
belki de en çok annesine ziyandır
bense sadece bakarım
ihtiyar için biraz kömür yakarım
sonra kar yağar
yine de yağar
hayallerim buz tutar
onlar hala yağar
ben "yok" olalı çok oldu işte
"yok" olunca anladım her şeyi
belki derim bir gün seninle
kar yağarken lapa lapa ölürüm
ya da soğuk bir cama
dayamışımdır da başımı ben
beyaz bir ateşe bakarım
340
kırılınca hemen iyileşiverecek
bir kalp arar dururuz
kalbimizi kırmayacak bir kişinin taşıdığı mümkün mü
"kadınlar ne ister" diye düşünseydim
ne istediğini söyleyen bir kadın beklemezdim
çünkü hayır demesini ben de öğrendim
bildiğimi sanıyorum
yani emin değilim ama istiyorum
evet demesini zaten biliyorum
her kalp biraz daha kırılır aslında
onarılsın diye gittiği tamircide
artık yanlışı çok şükür hissedebiliyorum
ne taşa ne de cama dönüşsün
sadece her haliyle kalbimi
benden iyi bilene götürebileyim
sağlamken de kırıkken de
bütün kalpler Allah'ındır
takdir ve tamir işlerine bakmam mümkün mü
341
XI
ister sevgili, ister dost olsun
ayrılmak saati gelip çattı mı, sakın gizleme
sen omuzundan kesilmiş bir çaresiz kolsun
eskiye de boş ver onu da eşeleme
ne iyiydik'ler yine görüşürüz'ler
dikenli tel gibi takılmasın boğazına
biliyorsun bu sözler inandırıcı değiller
çoğaltmadan katlan acının en azına
bekleme aracın kalmasını, ayrılıklar götürü
karış telaşlı bir kalabalığın içine
yürü ardına bakmadan, durmadan yürü
yeni aşkların, yeni dostlukların geleceğine
alıştır kendini her şey biter ve gömülür
"ve nice yazlardan sonra kuğu da ölür"
342
banane kuyudaki taştan
"İnsanlık, tüm olarak Tanrısızlığı kabul ederse..."
korku, sevgi, ümit ve diğerleri
bir inanca dayanmayan tüm duygular
ne mutlu edebilir ki beni
saklayıp biriktirmek mi
zevk için öldürmek
ya da henüz yaşarken
yakıp yok etmek her şeyi
"sensin" dedirtmek herkese
bir yol aramak ölümsüzlüğe
ve yenik düşmek aniden
aciz olmadığım yalanıyla yaşamak
iblis gibi gülümseyemem ki
343
kaçarken kovalamak kimin aklına gelir
ki sen yakalanmışken
her yerde telaşla beni arayanlar
seni alıp götürmüşken
insan çok mutlu olduğunda
bir de hiç çarem kalmadı derken
herkes için isteyebiliyor iyiliği
düşerken birini itmek kimin aklına gelir
ellerinden tutmak kimin aklına gelir
344
"yoksun" dediler durgun suya
"seviyorum" oldu dalgalar
ismi yazan Kitap açıldı
tabi oldu tüm diller
345
iktidarlar ve paylaşımları
biri geliyor "Namaz kıl" diyor
kılmıyorsan bir şey paylaşmıyor
akabinde diğeri geliyor ve diyor ki "şarap iç"
içmiyorsun ve avucunu yalıyorsun
sonraki "hiçbir şeye inanma" diyor
"olmaz" dersen dımdızlak ortadasın
öbürü "bizden büyük yok de" diyor
Allah var diyebilirsen ne ala
"taraf olmayan bertaraf olur"
bukalemunlara "yanar döner" denebilir mi
346
umut
sağnak yağmurlarda baktığım
uzak ormanlar gibisin
347
ayna
bir ayna
tek suçu alnındaki çatlak
348
evet
"bir fikrim olmalı"
hayır
fikrim Bir olmalı
349
kalplerdeki savaş
İnsanlık tüm olarak, Allah'a iman eder ve Müslüman olursa
Şeriate karşı düşman olarak sadece ikiyüzlülük kalır
ve kimin ne olduğunu anlamak için
ne yapılabilir
münafıkmış gibi davranmak
münafık taklidi yapmak
oldukça karmaşık bir iş gibi görünüyor
taş atan kimse yok
350
her yazarın kendi frekansında yayın yapma hakkı var
insan sosyal bir varlık
aynı frekansta yayın yapan insanların bir araya gelmesi
yadırganacak bir durum değil elbette
popülarite kaygısı taşımadan
ya da belirli bir zümrenin çıkarlarını savunarak
daha çok kişiye ulaşmaya çalışmadan
yazı yazabilecek yazarlar olabileceği düşüncesi de
yadırganacak bir durum olmasa gerek
yok eğer "öyle değil" diyorsa bir kişi
sorarım
peki sorun ne
"Bilinmeyene hedef, bilinene kaynak ismi verilir"
bir insanın aklını hedef alalım
ölçmek için hangi kaynaktan faydalanıyorsunuz
kaynağınızı gösterin
herkes her yazıyı anlayamaz elbette
bize yaptıklarımızın bir gün haber verileceğini kabul edersek
anlamsız hiçbir yazı olmayacağını düşünebiliriz
ve senin bu yazıyı anladığını kabul edelim
demek ki her şey yolunda
insanları kendi hallerine bırakmamanızın nedeni nedir
herkes adına düşünüp karar vermenin tadına mı bağımlısınız
351
resm-i şiir
şu resimde bir şiir var
bir de hiç dinmeyen bir yağmur
rengarenk bir bahçe
kapısı sonuna kadar açık
sürdürmeye doğru uzanan
güllerle dolu bir sarmaşık
iskemlede yeni okunmuş bir mektup
kanepede yeni ölmüş bir sabahlık
biri gidiyor yolda küçülerek
eceline mi sevdiğine mi bilinmez
ardına bile bakmadan
her şeyi bırakıp
352
eşşeği kuyudan çıkarmışlar
eşşek yine eşşek
kapının elinde kaldı kartal
353
ak sakallı virus tarayıcıları
İslam'da ne kadar tartışmalı konu var gündemde
lakin
neredeyse tüm mezheplerin kabul ettiği açık hüküm ve farzların yakınından geçen yok
işte ben anlamıyor nasıl olmak bu işler
354
değişmeyen dünya
köşeler kapılmış bir kere
her çeşme başında bir iblis çadırı
ya ellerini açıp yağmur bekleyeceksin
ya da çadırdan geçeceksin
yeri gelecek soyunacaksın
yeri gelecek giyineceksin
çeşme başında düzen böyle
bir kova suyla iyi geçineceksin
355
kalbin kırılmak istiyor
biliyorum
356
sana verilmiş olsun
ya da olmasın
kıymetini ancak O bilir
Hayat
sevdiğin insanların yüzünde
kanat çırpan kuşlar
uzak ya da yakın fark etmiyor
sonsuzluğun içindeysen
istek başından gitmiyor
muhtacım Sana
357
dünyanın hüznü-sonbahar
tutunamayan bir eldir hüzün
bu yüzden hiç değişmez söylediği güzün
her düşen yaprakla dokunur ayrılıklarımıza
tükenişlerimizin ortak resmidir sonbahar
bakışlarımızla bir an daldığımız
sonra beyaz bir sayfa olur Dünya
yakamızı kaldırır ve üşüdüğümüzü hatırlarız
358
bu deniz
gemisiz deniz
359
eşkiyalar harçlıksız mı kalmış
bey biraz ağırdan almış
halkayı çektikçe nasılda inler
360
hiç erinmez
bulduğu her boşluğu o duvarla doldurabilir
sakın ona boş gözlerle bakma
361
rahat bir uyku için yapamayacağımız ne var
duyarlılığımız tüm engelleri aşacak merdivenlerle dolu
peki insandan kaçan bir duvarı ne durdurabilir
fethetmek midir
yoksa kapıyı çalabilmek midir en zoru
bakıyorum da herkesin bir cevabı var
bir kibrit çöpünü söndürmekten aciz çoğu
bir saatim varsa eğer
yarım saatim kaldı
362
tanrıcık oyunu
nerede okuduğumu/duyduğumu hatırlamıyorum
hükmetme ve kontrol ihtirasının vardığı nokta
oyuna dalıp dersi kaçıran çocukların haline benziyor
oysa çalan zili duymayan yoktur
öğretmen ise bunu çok iyi bilir
oyunun tatlı olduğunu da iyi bilir
İnsana bir kaynak gözüyle bakarak
teknolojiyi iyi takip edip öğrenerek
herkesin tanrıcılık oyununa dalıp
ne yaptığını unutması mümkün
"tekkeyi bekleyen çorbayı içer"
zahirde kapitalist çağrışımlar yüklü bir atasözü olmasına rağmen
batında hayatın özünü deşifre ediyor
söylemesi de oldukça kolay
363
suçları büyük
beslenme çantalarındaki tenhalığa alışamamak
364
yeryüzüne yağmur yağacak
yan yana yapılacak "yalnız" yolculuklar
seyrederken el ele tutuşmak yasak
365
haydi gel vazgeçtim senden
366
hayallerindekine söyle
bıraksın yakamı
367
burnumun dibinde bitsin
başıma gelsin diye
"yüreksiz" demek kimin sünneti
368
bana kalbimi anlat
nasıl çırpınır oltanın ucunda balık
belli etmem görmediğini
bana bilmediğimi anlat
369
ölü kedi gördüğüm günler
370
hüzün eken
vuslat biçsin
beklemeyi seven
zoru seçsin
371
belediyenin açtığı şiir dolu çukurdaki ölüm mü
yakışır sana
söylenen sözlerin sonuna
yazık yazık yazılsın gariplik
yoksa bir yol kenarında geceyle beslenebilen
bir sessizlik mi geçer gönlünden
bilirim ya suskun eder bunlar
ya da anlamsız
ateşin hazmedemediği
korkusuz inançsız
üstelik parasız biri mi
ürkütür bunları
bunlar süslü kalabalıklarda
her gün her gün
her gün
şenlikli olup satmanı ister
mutluluk için kalan zamanı
çok şükür lanet edilebiliyor böyle dünyaya
372
kana susamış masumiyet
eli kanlı özgürlük
bir asır arayla kırıldı gençliğimiz
önce bölük bölük koştuk ölüme
şimdi bölük pörçük yaşıyoruz
geleceğimizin suyunu sıkıp içiyoruz
adi hayat şarabı
ne menem bir meret
iyi hoca
kötü hoca
en nihayetinde
"yaşasın para, yaşasın para"
373
başlar koptuğu yerden
işte akşamlar
işte sisli sabahlar
en çok incelen yerleri
sırtındadır ömrümün
ayakkabısının altı delik gidenler
ayakkabısızlardan daha çok sevilir
bilirim bir lafınıza bakar
çünkü sırtındadır ömrümün
bir semer gelir
bir semer gider
işte öğütler
işte hep iyilik istemeler
başlar bittiği yerden
çünkü ecel düğünüdür ömrünüzün
kopar şerit inceldiği yerden
ama film devam eder
yanlış anlarım
çünkü gücünüze gider
doğru anlamalarım
374
okyanusu geçtik
sigara dumanında boğulduk
yıldız oltası
güzel bir kıza
karanlıkta göz kırpılmaz ki
375
önce gölgeler düşecek ateşe
376
bencil ol paylaş
bencil ol yaklaş
kuyuda olan sensin
baş aşağı düşen sensin
gözlerini kapatıp yüz çeviren
el uzatması gereken sensin
bencil ol kendine çalış
bencil ol iyilikte yarış
bencil insanda
kibir ve cimrilik bulunur mu
* www.tdk.gov.tr "Bencil: Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan"
** "O gün kişi kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar." 80/34-36
377
bir çete gördüm sanki
"İbadet çetesi kurup
Cenneti ele geçireceğiz çocuklar
haydi Namaza"
378
suyun altında
ateşin üzerinde
göründüğü gibi olmaz
olduğu gibi olamaz
olsa da olamaz
ekmek yoksa "öğüt" yiyin
öğüt öğüt bitmez
Mevlana bugünlerde yaşasaydı ve siyasete girseydi
büyük bir ihtimalle seçimleri kazanır ve tek başına
iktidar olur başbakan koltuğuna otururdu
asgari ücrete ne kadar zam yapardı
bilen var mı
379
"...kısa zamanda gerçek dünyada olan her şeyi kafana sokabilirsen kendini daha iyi hissedersin
yaptığımız işte herkesin sana güvenmesi için
pisliğe bulaşmalısın
bütün bunlar geride kaldığında önünde çok yeni bir dünya açılacak
ben daha üstün bir yoldayım evlat
sana bütün anahtarı veririm..."
"...oyunu oynamalısın
bilgeleşmelisin
o zaman bir şeyleri değiştirebilirsin
ama içerden değiştirmelisin evlat"
sonunda her yer bilge oldu
380
işe ihtiyacı varmış
semerî getirin
anne olmak istiyormuş
tecavüz edin
"orantılı güç"
381
eğer bir nedeni
engeli yok ise
elimi ısıtmaya yetmez
Cehennem ateşi
olduğu ya da olmadığı için değil
sadece hissedebildiğim için
susun
ama inanın
bilmediğiniz için
kesik eller değil
Züleyha'nın kör gözleri için
382
belki de Cehennem'de yanması gereken bir soru
"gerçekten mi"
383
senin adın ne
imkansız
imkansız diye bir şey yoktur
biliyorum
imkansız
384
çok geç olduğunda
beklemek anlamını bulur
tam zamanıdır çünkü
doğmayanın adı güneştir
değişimin sonu
en az bir ölüm
sonsuzluğu bir kandil aydınlatır
karanlıklardan değil
karanlıkta bırakandan ve kurtarandan korkulur
385
aksilik
ters günümde olmasaydım eğer
çoktan kalbinizi kırmıştım
ölüme
386
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır
"Yunus Emre"
Sensin ismi baki olan sensin dillerde okunan
Sensin aşkına dokunan kendini bilmez Allah'ım
"Yunus Emre"
387
koparıp koklayacak kimsesi yok diye
gülü de yabana attılar
388
senin kıymetini bilememişim
sorun değil
ben bilmişim
389
"gidiyorum" diyen gitmeliydi
nasıl olsa zaman
"kal" diyemeyenin lehineydi
390
"nerede olduğunu unutmak"
bakar mısın
neye abi
kenar çıtası var mı geniş olanından
süpürgelik mi
evet ama geniş olacak
391
"bir yer var somunu büyük" dediler
varıp baktım "hoshomalak" çıktı
392
sadece seni hayal kurarken gördüler
sana "unutmanın bir yolu var" diyerek
henüz unutmanın bir yolunu bulamadıklarını itiraf ettiler
anlayabileceklerini/anlayabildiklerini de hayal et
393
Cennette hiç sorun yokmuş diye duydum
"sorun Cennete girebilmek"
394
ne kadar seviyorsun
çok
O'nu
çok sevemezsin
395
ocağının etrafı kalabalık olsun istiyorsan
ateşi yükselt
396
O'nunla ilgili konuşmaktan uzaklaşıp
şiirle konuşmaya başladın
"Adaletin" masasında
öyle kolay değil oturmak
en kötüsünü dileyene
en iyi biçimde cevap vereceksin
iblis ile konuştuğunu hatırlamıyorsan
mazeretlerini tek tek
gözden geçireceksin
397
seninle konuştuğumu anlıyor musun
yoksa biliyor musun
398
kerizleri insan yerine koyma sanatı
399
bazen
uzun ve iç içe geçmiş cümleler kurmak yerine
kısa ve yarım kalmış cümleler kurmayı seçtim
olabilir mi
400
kelimeler bir kelimeyi arıyordu
401
1?1=11
1?1=11
402
vakit var
savurmadı gönlünü o rüzgarlar
daha ölüm var
403
kimler kimlere "kimsesiz" diyebilir
"şunun kimi kimsesi yok" derken neyi unutur insan
Cennettekilerin Cehennemdekilere söyleyebileceği bir söz müdür "kimsesiz"
404
yeşerdin taze kalamadın
sarardın buğday olamadın
toz oldun toprak oldun da
ışıktan sudan bir şey anlamadın
405
açlıktan ölen çocukların gömüldüğü toplu mezarlar
beş yıldızlı otel çöplükleri
altın yığınlarının tepesine tütemiş çıraları insanlar
"Ağılda oğlak doğsa ovada otu yeşerir" ve
"Allah bir kulunun rızkını keserse canını alır"
öyle mi
zengin olan Allah iki lokma ekmeği kuluna çok mu gördü
gökten onca su inerken
bir avuç suyu canını alabilmek için vermedi mi
yoksa birileri petrolü bol buldu da orasına burasına mı sürdü
aç insanlara ekmek götürmek
sağa sola demokrasi götürmekten zor mu geldi
geçen sene yüz bin
bu sene doksan bin kazandın
on bin zarardasın
öyle mi
bu sene on bin çocuk az öldü
üzgünsün
"oyunun kuralı bu"
öyle mi
öyle bir hile ile kandırıyorsun ki kendini
oyun bittiğinde kendi etini kudurmuş gibi yiyecek
ve kendi kanını kana kana içeceksin
çok iyi bildiğin gibi
Allah kimseyi aç ve susuz bırakmaz
406
doğruyu söylemediğin sürece kimseyi kandıramazsın
yalan söyleyerek insanları etrafında toplayamazsın
Allah'ı doğru söylesen de kandıramazsın
407
Çünkü boşa gidecek her mutlu an
Ölüm denen düş olmasa
Gerçekleşmeyecek hiçbir hayat
Anlamak için sonsuzluğu
408
yazarız diye yazarlar
insanız diye gezerler
409
sen mermi yemeyi göze al
biz pasta yemesek de olur
ekmek bitmiş
ekmek yokmuş
ekmek kalmamış
yağmur yağmamış
güneş doğmamış
ekin bitmemiş
410
yalan dediğin gerçek
olmaz dediğin olur
kan dediğin çağlayan
şah damarımın çığlığı
411
bir ölümlü der ki
Cennette bile olsa
farklı biri olmayı istemek
Cehennemdekilerin
sıradan biri olmak istemeyişleri
412
doğru düzgün çalışmanız için
başınızda illa bir Peygamber mi dikilsin
siz İnsan değil misiniz
413
"ikna kabiliyeti"
sen
hayal ederken başına gelenlere
"hayat" dersin
ben
kalbimin sesine
"kader" derim
414
aşk, yüzünü saklayan oyuncak
günü geldi
sen de kırdın
yüzünü saklayan oyuncağı
anladın
aşkın ne mal olduğunu
415
kafayı değiştirmek için geç kaldın ama başka çaren kalmadı.. denemelisin.. belki hepsinin gözden kaçırdığı küçük bir ayrıntı, senin bu sırtlanlar arasında yaşayabilmeni sağlar
bilmiyorum, nereden başlayacağımı bilmiyorum
öncelikle onların tarafında olduğunu belli etmen gerekecek. bir taraf seçmelisin. getirisi yüksek olmalı. bence en nefret ettiğin tarafa geç. egonun sana yol gösterebilmesi için, öncelikle onun önündeki engelleri kaldırman gerek
nefret mi? ben bir saniyeden fazla nefret edemem ki. bu dünyanın dışında, hemen şu bulutları geçer geçmez başlasam aramaya, iyi veya kötü bir insan bulamam. biri insana önem veriyor. imkansızın içinde imkan tanıyor. bu şekilde başlayamam
onların tarafında olmak demek, "ben bir taraftayım" demek. "ben bu taraftayım" demek "ben bu tarafın kanını emiyorum, karşı tarafla bir olup bu tarafı sömürüyorum" demek. 10 Kasımda Mecliste ne olduğu kimin umurunda. cenazelerde pahalı giysiler içinde dikilen adamların başlarını öne eğip ne düşündüğünü sanıyorsun sen. gazetesini tersten okuyan adamlara saygı göstermelisin. gerçeği saklayanlara, yazmayanlara teşekkür et. onlar kaosu ve kargaşayı önleyen büyük insanlar. ellerinde karanlıkla gezen adamlara katıl. ışığını onlara götür. bu bir oyun. hepimizin rolünde biraz nefret var
anladığım kadarıyla benden nefret ediyorsun
bunu senden beklemezdim doğrusu. senin iyiliğini isteyen birine söyleyecek başka bir söz bulamaman ne büyük talihsizlik. merak etme ben her zaman senin yanında olacağım. seni ne kadar sevdiğimi zamanla anlayacaksın. bu kafa karışıklığından kurtulabilmen için biraz zamana ihtiyacın var. hepsi bu. ben senin dostunum
evet istemeden de olsa bana bir iyilik yaptığının farkındayım. eğer dediğin gibi bütün tarafların içinde bulunduğu durum bir ikiyüzlülükten ibaretse kafayı değiştirmeme gerek yok. ama istersen sen bir dene. geç kalmış sayılmazsın. bu iğrenç çorbada senin de tuzun olmasın. belki de tüm tarafların gözden kaçırdığı küçük o ayrıntı, bu oyunun sonunda alkış sesi duymayı beklemenin ne kadar beyinsizce bir hal olduğudur. Selam
416
"hangi kanunlarla yönetildiklerini bilmeyen aptallar
ve onların dönek yöneticileri..."
Müslümansın ama kitabını bir kere okumuşluğun yok
Hukuk Devletinde yaşıyorsun ama anayasasının iki maddesini bile söyleyemezsin
sana sunulan seçenekler arasında iyi yoktur
ama sen buna demokrasi der baş tacı edersin
son Peygamber de geldi gitti
bir kahraman beklemeyin
sahte kahramanlara yem olanlara bakın
eğer biri seni hakkında bilgi sahibi olmadığın bir işe sürüklüyorsa ne yaparsın
417
karanlık bir düşünceyi onurlandırmak için
dizildi demir sütunlar yan yana
yandı kahpe kandil
savurdu isini
pisliğini
sırtını gümüşe dayamış aynaların yüzü
karardı bu kanlı katranla
görünmez oldu hakimiyeti milletin
vicdansız bir davayı kutsamak için
hazırdı aynasız cellatlar
aynasız hüküm vericiler
dostlar kayıtsızdı
418
heybetli heykeller diktiler
arkalarında tir tir titreyebilmek için
şaşalı tapınaklar yaptılar
bir ümit dünyada kalabilmek için
seni hiç unutmadılar ama hiç
bir gün anlayabilmek için
oysa senin tek yaptığın hayal kurmak
her anında mutlu olacağın o yere ulaşmak
sana hayatın ayrılmaz bir parçası olarak acıyı mı sunuyorlar
öyleyse bırak gitsinler
senede bir gün mutlu olmak isteyenleri mutlu etsinler
her fırsatta birbirine çelme atmayı erdem sanan
bu insan topluluğunun hali nasıldır
ölüp ölüp dirilince
bir araya gelince tekrardan
seni kendilerine inanmadığın için cezalandırmak mı istiyorlar
söyle onlara
inanmayı istemediğin tek kişisin sen
neyi başardıklarını görmek için ölmeleri yetecek
ölüp ölüp dirilmeleri gerekecek
unutma
kendine inanmaya başladığın gün
onlardan biri olursun
o zaman elinden ne gelir ki senin
yakıp yıkmaktan başka
katılırsan bu topluluğa
inanırsın her şeyi başaracağına
ve ancak ölünce anlarsın neyi başardığını
söyle onlara
atom bombasını yapan kişi yoktur
bu aslında
Hiroşima'nın Nagazaki'nin yokluğudur
419
"aşk" deyip çıkılamaz bu labirentin içinden
420
dedi ki
"adını bile hatırlamadığım kızlar için oturup ağladım"
421
geçip gidecek
iki satır yazı
birkaç kare
hepsi hikaye
422
sonsuzluk bölününce ikiye
sadece kendilerinin refahı için
yaşadıklarını öne sürdükleri kölelerin
her şeylerini aldıklarını zanneden efendiler koşun
toynakları zehirli yaratığınız doğruldu
et bataklığı düzeninizden dünyanızın
lime lime etmesi için getirin hediyelerinizi
kurban olarak vicdanlarınızı sunun efendiler
rahat rahat sürebilmeniz için sefasını
hile ile kazandıklarınızın
ey garipler sakın üzülmeyin
acıklı hikayesi olan sizler değilsiniz
sakın aldanıp yakınmayın
sefil efendilerinizin yaptıklarına
güneşin en derin yerinde kök salmış
o ölümsüz ağaçların gölgelerinde toplayın
zümrütler içindeki gönüllerinizi
orada hiçbiri gelemez yanınıza
sonsuzluk bölününce ikiye
ışıltılı serin sular bir yanda
yangın yeri dehşet bir yanda
423
dörtyol boğumundan sızan sarhoşluk
damlar bir ortaçağ limanına
fener dipleri yine karanlık
seni yazdığımı hatırlıyorum
hiç hesaplaşmadığımı da şimdi fark ettim
yaklaşıyorum sanırım
hep güldüğümü söylerdin
ara sıra büyüyen bir bitkiye bakıyorum
ona da gülüyorum
daha isim koymadım
ama yaklaşıyorum
onun meyvası var mı bilmiyorum
daha çok küçük sayılır
ona bakıp gülüyorum
bir şeyler olacak
oturup düşünmeye başladığımda
seni yazdığımı unutmadığıma göre
bir hesap var içimde
sayfalar dolusu belki de
belki kuruyup gidecek bir bitki
her zamanki gibi gülüyorum
gücümü alıyor benden ne yapayım
güzel işte ne yapayım
bekliyorum
424
nefes alıp verdin mi
sevip sevildin mi
vurdun mu vuruldun mu
bunların hepsi bir takım sinyallermiş
radyoda çalan müziği
beğenip beğenmediğin kimin umurunda
önemli olan onun çeşitli sesler çıkarması
suya düşen damlanın
son dalgasıymış ölüm
masken varmış yokmuş
bir gün ölmüşsün kime ne
cesedine gelen faturayı
ödesen ne ödemesen ne
çürüyüp kokacak beynini
kullanmışsın kullanamamışsın sana ne
Cennet'e veya Cehennem'e gitmek önemli değil
önemli olan yaşamak
beni zindana atsan ne
atmasan ne
bu engellerin hepsi yıkılabilir
evrendeki dünya denilen hücrede
duvardaki taş olsan ne
gönlümdeki insan olsan ne
ben yeterince düzgün anlatamamışım
ama sen doğru anlamışsın
bana ne
425
"hayat"
bu rüzgardan hızlı esecek
gri bulutları yakalayacaksın
avuçlarının arasında ezecek
yağmur çıkaracaksın
"hikaye"
vereceğin bir yudum su
bu kadar zahmete gerek yoktu doğrusu
"seçim"
adam susuzluktan ölmeyi göze almış
yıldırımlarla dolu gökyüzüne dalıp
hayatını riske mi atsın
"oyun"
gerizekalılar marsta su arıyor
dünyadaki neyinize yetmiyor
bulsanız sanki faydası olacak
kıtlıktan kırılanlar ayağınızı öpse
senaryonuzda insanlığa yine yer olmayacak
"saat"
sıfırbir otuzaltı
git yat
426
ölmek üzere olan bir insandan
yeni doğmuş bir insanı çıkarırsanız
ne kalır
korku ve şüphe içinde yaşayacağım
inkar edebilme yeteneğimi
sahte kahramanlar için kullanacak
zamanın dolmasını bekleyeceğim
varlığım huzur içindeyse
gerçekleştiremediğim hayallerimi
kurmuş olmakla yetinip
kimseye veda etmek zorunda kalmadan
gidebileceğim
bu dünyayı istemiyorum
burada olanları gördüm
daha kötüsünü de istemiyorum
bu dünyadaki geçici güzelliklere aldanıp
daha iyisini kaybetmeyi hiç istemiyorum
eğer sonsuz bir keder içinse ölümüm
fark etmez bir süre ağlamışım gülmüşüm
korku ve şüphe içinde yaşayacağım
hiç tükenmeyen bir tebessüm için
bu berbat yerde beklemeye razıyım
427
soğuktan çatlamış yumruğunun içinde umudu sıcacık
sonbahar dökülüyor ardına bakmadan yürüyor parklarda
kurşun kalemiyle kalbine kuş resimleri çiziyor
durgun bir deniz üzerinden batan güneşe doğru
yakamozları kızıla boyayıp gitsin istiyor
428
hep yanımda olursan eğer
düşlerimdeki yerine başkası geçebilir
en iyisi olduğun yerde kal
düşlerimdeki tüm ağaçlar senin
429
ne düşünüyorsun
onu düşünmüyorum
demek unuttun
sabah oldu kör müsün
bugün yağmur yağabilir
neden
istersen evde kalıp kitap okuyabiliriz
yanıma şemsiyeyi alırım
elinden geleni yaptın
denedim
"aldanma ki şair sözü elbette yalandır"
yağmur başladı
kırmızı şemsiyen nerede
karanlık odada
ne bekliyorsun kalk hadi
onu beklemiyorum
o bir ahmak
o da biliyor
bilgeler ne diyor
benim bilmem yetmiyor
anlaşıldı seni biraz yalnız bırakayım
yanımda olduğunu sanmandan bıktım
hepsi geride kalacak sana kırgın değilim
daha güzel bir vazo alacağım
işte sen busun
güller kitaplarımın arasında duracak
yağmur kesildi işte güneş
hayat devam ediyor
güçlüsün
mutluyum
özgürsün
oyun bitmedi
430
kalbimi çelik bir kasaya
paramı delik cebime koydum
kaşlarının arasından bakma bana
hep unutarak hatırladım seni
her gün öldürmek isteyerek
bugüne kadar yaşatabildim
431
karar verdim
beni de aranıza alın
ezenlerin büyülü dünyasına
her şey mal ve para için
kainatı istiyorum
tadını çıkara çıkara ezmek
ve yükselmek istiyorum
işçilerin sağlıklarında kanlarını içmek
geberdiklerinde kafataslarından köpeğime kulübe yapmak istiyorum
ve onların çocuklarından yeni yeni köleler edinmek
ya madenlerde öldüreceğim onları
ya da birbirlerine öldürteceğim
vicdanımı sattım bu hayal değil gerçek
sizler gibi ölümsüz olmak istiyorum
hayranım size
insan sevgisiyle yanıp tutuşuyoruz deyişinize
432
ondörtlüsünü doğrulttu
kalemime sarıldım
gözünü kırpmadı
üç nokta koydum
433
bana yalan olduğunu söyledi ve öldü
artık sadece ölülere inanıyorum
434
etrafımda hiç tanımadığı ya da tanıdığını zannettiği insanlar hakkında bir takım kararlar alan birini gördüğümde
aklıma hemen ileri derece madde bağımlıları gelir
varlığımın tasarrufu kimin elinde
ne kadarı benim elimde gönlümde vicdanımda
tahakküm müptelası bu zatı muhteremler bir işe yaramaktan ne diye çekinirler bilmem
akılları fikirleri milletin nefis terbiyesinde
"biz seni düşünüyoruz senin iyiliğini istiyoruz" muhabbetini geçse
kendisi için iyi bir iş yapmış olmaz mı
herkes kendi iyiliğini istese olmaz mı
insanlar denizin ortasında susuzluktan ölebiliyor
çok istiyorsanız siz için içebildiğiniz kadar tuzlu sudan
435
en güzel şiirlerimi yazmadım, saklayacak bir şey kalmadı
görürüm ama sessiz kalırım
boş söze layık olanlar
boş sözlerimi duyarlar
duvarlarla taşlarla anlatırım
onlara içten söylerim
ben yalnız değilim
436
para ver bedava yaşa
bedava yaşamak istiyorsun
para vermiyorsun
olacak iş mi
437
biri senden sevdiğini almış olsaydı
sevdiğinden değil birinden nefret ederdin
Yakup gibi sevebilseydin
insan gibi ayrılır
insan gibi kavuşurdun
Züleyha gibi sevebilseydin
sana istediğin verilirdi
Allah'ın sevmesi elbette eşsiz
438
düşünüyorsun
öyleyse benim Tanrım değilsin
439
başı önde bağdaş kuran gölgeler
kaybolurdu ilk ışıkta
440
neydi nasıl unutacağım dediğim
imkansız demiş olsam gerek
hatırlamıyorum
yıllar geçivermiş
hala bekliyor muyum
kimi beklediğimi tanımıyorum
kimseyi bekliyorum
beklemeye alışmış olmalıyım
hayat bekleyince güzel olmuş olmalı
kimse gelmiyor
gidecek kimse de yok
burayı sevmiş olmalıyım
yıllar geçivermiş
gölgem doğacak diye
güneşi bekliyorum
eve gitmek için karanlığı beklemiyorum
karanlık evim olmuş olmalı
penceresiz evimi bekliyorum
kapıyı çalan babam da olsa
deli diyeceğim
441
iki ses
birbirine
hiç bu kadar
karışmamıştı
442
ölüm gözlerimin içine bakıyor
aklımdakilerini yazamıyorum
hafızam beni insan yapıyor
443
bir şiir yetecekse seni sevdiğime inanmana
yazmıyorum inanma
444
çığlığını çalmalarına üzüldüm
ama en çok
en çok
üzülemediklerime üzüldüm
445
sana kendine sormadığın bir soru arıyorum
446
Ey yumruğunu aziz yapan insan
Biz düz bir yol bulup yürüyemezken
Sen eğlence için dört tekerinle dağ bayır geziyorsun
Allah'ın sopası yok dediğini duyuyorum
Hiç sönmeyen bir ateşten
Hiç sönmeyen ateş
Yüreğimizin bastığı yer temiz olsun istiyoruz
Karaya çıktık diyorsunuz
Evet, bir karaya vurdunuz
Tek güven duyduğunuz şey bu
Aslını nasıl inkar edebilir bir insan
Toprağın üzerine basıp
Sen bizi kandıramazsın
Kandan değil bizim kardeşliğimiz
Kandan olsa bile bizim kardeşliğimiz
Bilirsin ki yoktur
Bizim de bir inandığımız var
Labirentteki düz yolu görseydin
Bizi anlardın
Anlamanın mümkün olduğunu
447
ekonomi iyi imiş
dükkanın önünü süpürmeyen esnafın ekonomisi
iyi bilinirmiş
448
burası kurtlar vadisi olmayabilir
sürüdeki tek kurt
sen değilsin
burası Allah'ın evi olmayabilir
camideki tek müslüman
sen değilsin
burası lokmanın eşit düştüğü yer olmayabilir
memleketini tek seven
sen değilsin
burası Adem'in evi olmayabilir
kadeşini tek katleden
sen değilsin
burası vicdanın meclisi olmayabilir
doğrusu tek bilen
sen değilsin
449
bir Spartaküs öldürmeliydi Sezar
bir Spartaküs daha
o güne kadar hücresinden çıkmamalıydı
başakta bir tane gibi
450
ayran korkuluğu olarak mahsule zeval gelmesin diye ithalden geldi. biraz takılıp gidecek. Japonya bir teknoloji harikası olarak baktığı için kendisine transfer teklifinde bulunmayı düşünüyormuş. atom bombalarının hesabını soracakmış bir dünya lideri olarak. Hitler'in soykırımıyla bir tutacakmış iki atomu. tabi Japonya aynen "selamunaleyküm"
451
felaketimize doğru giderken
sıcak bir yuvadan geçmiştik
452
yağmurdan vazgeç sana bir damla su vereyim
453
bir güzel sözüm yok
454
karnı tok bir timsahın çenelerinin arasına
kafasını sokan insanları uyarıyorum
kendisine binlerce yıl yetecek kadar altını olan
insana benzeyen yaratıkların yanına
delikli kuruşla bile yaklaşmaya yeltenmesinler
direk selamunaleyküm olurlar
ona göre
benden söylemesi
455
çocukken içtiğim su Senindi
anama verdiğin süt
babama verdiğin güç
hepsi Senindi
456
bir gözümde yağmur
bir gözümde güneş
aklımda gökkuşağı
457
burada parkta çocuklar oynuyor
İstanbul'da polisler
maaşlarını alabilmek için halkı dövüyor
şu sarı saçlı çocuk
az önce mavi gözlü dev gibi bakmıştı
uzaklara sol eliyle güneşi siper ederek
yaşlı bir amca
bastonun sesiyle beraber kaybolmuştu
yürüdüğü sokaklar için
elinden geleni yapmış mıydı
burada hafif bir rüzgar var
İstanbul'da dumanlar
hayır dedikleri için ciğerleri yananlar var
bu bir oyun biliyorum
o insanların eğlencesi
bize anlatılan hikayeleri
yaşama vakti geldi
458
ölülerle yaşayan bir ip kopar
oku
okuduğumuz kitap ölümsüz olmalı
459
ihtiyaç sahibi olsun veya olmasın
bir insan ile beraber sofrada oturup
karnını doyurmasına vesile olmak
fakir iki lokma için
satın alınmak istenmediğinden emin
zengin davet edildiğinden memnun
tepkisi ne olursa olsun
Allah ile beraber yorumlamak
dünyada sudan ekmekten
insandan başka bir gıda yok
460
maaş almadan çalışıyorlar
özgürlükleri için çalışıyorlar
461
"işçilere birkaç sözüm var. sendikacıların adamlarından uzak durun. sözcünüzün işi sadece sizin aldığınız kararları duyurmak olsun ve ne diyorsanız yapın. maaş almadan yapılabilecek tek iş bir kölenin özgür olmaya çalışmasıdır. hükümet binlerce polis gönderebilir. içinizde adam gibi konuşan biri olsun. adamsa size güvenip konuşmaz siz de adamsanız ona güvenmezsiniz. bakalım bu özelleştirme nasıl sonuçlanacak."
462
aldatılabilecek bir topluluğu yönetiyor olsaydın
düşmanı bekler miydin
463
orada nasıl birini arıyorlar
kimi arıyorlar
konuşmaya başlar başlamaz soruyorlar
kim olduğunu bilmeden ölenler
öğretmenler
ve öğrencileri
464
çölün ortasında
susuzluktan ölmek üzere olduğumu sanıyordum
oysa boğuyormuş beni
bir gözyaşı
aktı gitti
pişmanım
465
duvarın ardındakileri düşünmeye gerek olmayan bir kale var
466
gördüğüm her çöpçüye para vermek istedim
o kadar çoktular ki
bir dünya insan yetmedi
467
tam işimi bitirmek üzereydin
ne oldu
birden adil mi oluverdin
senin imtihanın
beni imtihan etmek mi
ben seni düşlerimden tanıyorum
senin tecrübelerin ne bilir beni
Tanrı'nın beni sana anlatmaması için
dua etmedim henüz
468
cevabı hiç değişmeyen soruya ne denir
pintilik okuluna gidenler söylesin
469
düşmanlarımın kılığı beni güven içinde tutuyor
çünkü dostum
böyle istiyor
en yakın bildiğimde yanıldım
çünkü her yerde değildi
hatırlamıyorum nasıl yürüdüm
kim bilir ne güzeldir
mutlu olmak
470
Cennet yapraklarına benzeyen elleriyle
okşuyor bir yetimin başını
Cehennemin dibi
iki dizesi olmayan şairlerle dolu
umut diyorum adımlarına
unut olanları
birbirimizi değil
acılarımızı unutalım
471
neredeyse hepimiz
o uçuruma giden dosdoğru yolu ararız
kimilerimiz bunu asla başaramaz
472
beni kendinden ayırmamaya
gücün yetmiyor ki senin
sevenim olasın
inançlarını sarsan bir ayna
olamasaydım dönüp bakmazdın yüzüme
473
benim için değerli olduğuna emin olmasaydın
gözden çıkarılmaya değer bulmazdın
474
kuruyan ekmeklerini ıslatırlar
sanırsın ki çok severler köpeklerini
vicdan kalpazanları
para basar günahlarına
öyle ya da böyle oldu istediğin
kıymetini bil aldandığın anların
475
kan neden kırmızıysa
şarap nasıl döndürürse başını
sevmek için zamanı varken insanın
dalıp gittiği oyundur gerçek
duvardır birbirinin içine bakan gözler
kör neden körse
bilgi nasıl örterse oyunu
insan kaybolur seveceği zaman
kanındaki şarapta
şaraptaki mavide
seni unutamayacak kadar sarhoşum
476
beyaz bir ev gibi
her göze güzel görünen
anlamını bilemediğin bir şey
bana ne senden
477
kurusun diye ipe dizilmiş
acı biber bile var
kapının arkasında bir ben yokum
478
umudumu kestiğime göre
sen benim tanrım değilsin
belki bir bilgesin
belki bir yudum içkisin
boş beleş sarhoş olduğum
ama sen benim
her an beklediğimsin
gözümün önünden geçip gidensin
479
sana yalan söylerdim de
seni seviyorum diyemem
480
sırt sırta verip
on adım atacaktık
ikimiz de hiç durmadık
481
küçük yıldızlar engelliyor görmemi seni
sonra yağmur damlası oluyor bakışlarım
zaman seni düşünürken ne de çabuk geçiyor
sesler azalırken şarkılar çoğalıyor
482
her ne unutmuşsam iyiliği içindi bu sevdanın
bu yüzden sen
hep su verirdin pencerenin önündeki çiçeklere
evden çıkmadan önce
belki geri gelemem diye
bu yüzden unutamadım neyi unutamadığımı
bir sevdanın iyiliği olmazmış
bir sevdanın sonu olmazmış
bu yüzden ben
unutamadım neyi unutamadığımı
hangi çiçekti pencerenin önünde kuruyan
hangi sendin çöle ölmemek için içtiğim su
iyilik dediğin
sessizce beklemek değil miydi
483
asıl beni düşündüren
ben kaçarken
arkasına bakanın sen oluşu
ben gözlerinin içinde saklanmaya çalışırken
senin kör olma çaban
bana hikaye anlatma
gerçek ol
beni hatarımdan vazgeçirmeye çalışma
doğrum ol
beni bilginle sarhoş etmeye çalışma
iki kadehten değerli ol
484
maşa varken elini bal kavanozuna daldırıyorsun
bir ayağın çukurda
diğer ayağınla bana çelme atıyorsun
benden "şair" de olmaz
"insan" da olmaz
ne olacağımı
O bilir
sen bana hala hikaye anlatıyorsun
hikayen güzel olsun
benden "iki satır yazı" olmaz ihtiyar
485
dostlarının ezildiği taşın üzerine çıkabilmek için
binlerce insanın sırtına basanlardan mısın
dostlarının ezilmemesi için
koca koca taşların altına yatanlardan mısın
ben şimdilik nankörüm
486
bir eliyle düşürdüğü ateşi ararken
diğer elinde tutabiliyor insan
senin ışığın taş olsa da altında kalsan
razıyım karanlığın çırası olmaya
ağaçlarla bulutlar bölünürken
dostlarım beni avutsun
mutluyum yalnızlık bahanem olsun
487
elinde bir harita var
sahip olduğundan fazlasını gösteriyor
hayallerime bakıyor
bir gecede okumuş kitaplarını
o gece anlamış hayatı
yalanlarımın ciğerini biliyor
söylediklerimden fazlasını söylüyor
o gün inanmış kendine
cesur
herkese korkak diyebiliyor
kalbinde bir hiç var
kaybettiklerinden fazlasını hissettiriyor
yaşamak istiyor
onu hayallerimin öldüreceğini bile bile
488
sürekli nasıl olduğundan
nasıl olması gerektiğinden söz ediyor
Tanrı gibi
gel gelelim ateşin nasıl olup da yakmadığını
bilenlerden değil
bir kendime inanmadığım kalmıştı
gözüm arkada kalacak diye korkarken
korkarım gözüm arkada kalmayacak
489
bir suçlu arıyorum suçlarımı üstlenecek
masum olması yetecek biliyorsun
tanrılara rüşvet veriyorum
yarim ol diyor kanlığın renkli ışıkları
sen de benim gibisin
biliyorsun ve
inkar ediyorsun
elmayı ikiye bölen bıçak gibi masum
bir suçlu gerek bize
tanrılar ayyaş
hükümdar ne yapsın
490
bir keman sesi olsun ömrüm
sevdanın boynunu kesen
ayılacağını bile bile iç
iç doyulmaz bu
491
hayat neden yaşamaya değer biliyor musun
O her şeyi hakkıyla biliyor
bu bana yeter diyebiliyor musun
O tartıyı tartacak biliyorsun
ölüm ne kadar anlamlı mı diyorsun
ölmediğin halde doğruyu nasıl söylersin
492
bir gün benim derse sesim
şarap kokan nefesimle dayanırsam kapına
uyan gitsin sokağından hayalim
bakma sağa sola
doğru çıkmaz ise sözüm
493
ben de ayakkabı kutusu kullanıyorum
içinde zeytin peynir çay şeker var
bir pazar filesi almam hakkımda hayırlı olabilir
494
beslenme çantası alın çocuklar
besleneceksiniz
ikinci ders başlayana kadar
birinci dersin sonundan
birlikte yiyeceksiniz
sanayağlı ekmek fişlemesi yapılacak
bilmeyeceksiniz
ayakkabı kutusu alın çocuklar
yakalanacaksınız
495
ş yaptığımız adamlar cepte
çocuklar da işin içinde
bu iş çatlamaz
"ya çatlarsa"
o çatlaktan da biz çıkacağız salak
sen dediğimi yap
yorum yapma
yorumcular zaten cepte
hepsi bir kafeste
sen yemi götür
heyecanlanmıştır çocuklar
496
unutamayacağına inanınca
unuttuğun fark edilmiyor
bekliyorsun
ikna edemediğin
sevdiğin oluyor
bekleniyor
ama bu ağaç
her yaz
bir kiraz veriyor
bir elma
bir çilek
bir ayva veriyor
isteniyor ama
hep bir tane oluyor
sevdiğin
sevdiğin hep
bir tanen oluyor
unutuyorsun ama
unuttuğun fark edilmiyor
497
zamanın sürekli değişen sahnesinde
belirli sayıdaki karakterin
birbirleriyle sergilediği düşmanlığa
hayat denecek
oynamıyorum diyebilirsin
kaybedersen ya da kazanırsan
neler olacak bilirsin
özgürsün
kölelik asla mümkün olmamıştır
olamaz da
Tanrı köleye ihtiyaç duymaz
pek çok kölen var sanıp da
beyhude büyüklük taslama
daha hayattasın unutma
498
gerçek saklanır
eğer gittiği yerde itibar görmemişse
bir şekil gözün girer saklanır
kör olursun
499
arkasına bakmadan yakılan resimlerin külüdür
sonbahar rüzgarının alnından dökülen
kış temizliği ihmal edilen kalplere duyurulur
500
insan hayatıyla kumar oynarken hasta sapık olunmuyor da
kafayı bulup biraz gezince mi yoldan çıkılıyor
501
sırtı dönük bir fotoğrafa bakarken
fotoğrafı çekenin nefesini ensende hissedebilirsin
502
hangisi güzel
ben düşündürürken güldürmem
ben güldürürken düşündürmem
503
sen kendini güçlü göstermeye çalış
ben maaş gibi çekiyorum acıları
504
sen ister sık ister gevşet
tek parça halinde iyi kafam
istediğim zaman da gidebiliyorum üstelik
insan gibi
505
sıra parayla olanına geldi
demek iblis seni gönderdi
ya da sen
işini kendi gören
kavi bir düşmansın
bu devirde silah çekemiyorsan
para çekersin
506
ben gücü taşıyamıyorum
ağır geliyor bana
gerçek sahibini biliyorum
muhalefeti bu yüzden seviyorum
aman Allah'tan başka elçi gelme ihtimali yok
senden rahatım
babamın oğlu gelse
muhalefetim
507
okumak
ancak bir kitap gördüğünde geliyorsa aklına
gözlerini yorma
kurtulunmuyor
kainat insanlığın emrine verildi deyip sahip çık
aklının bir zerresini almadığı kainat içinde bu kadar insan arada kaynar de
ben okudum yazdım de
okuma gözlüğünü
doktor iblisten mi aldın
zavallı doktordan mı
508
bak
öleceksin şimdi
eğer kasayı açmazsan
ben öleceğim
ölümüne dövüş yapanlar
ölümü selamlar
aç
öleceksin şimdi
509
bir güneş
bir de yaktığın ateş var
eğer güneş doğmadan uyanamazsan
gece bir ateş yakıp
karşısında uyuyamazsın
hangi gecenin dost
hangisinin düşman olduğunu
güneş batmadan anlayamazsın
o gecelerin karanlıklarından korur
O gerçek bir dosttur
düşünürsün
510
aç bir köpek olarak camına gelmedim ey devlet
tanıyacak olursan beni bir insan olarak kabul et
insan ol
adam olamamış insan ol
da
anladın sen onu
511
sakalım bıyığım yeni terlemişti
"devletin" gayri meşru kadrolarına alım ilanı belki bin yıllıktı
beni getirdikleri hali en çok onlar beğenmiyor
şimdi ayaklarımın dibine düşmüş bir insanım ben
seninle benzeyecek sonumuz
sen benim gibi zehir içmedin
ama çok acı çektin
korkuları
beni sana benzetiyor
512
eski antlaşmanızı çözdüm
hileniz pek zayıfmış
korktuğunuz başınıza gelmeye devam edecek
sonsuza kadar
513
yüzünün karanlığında
kendini aramak istiyor
ne yaşadığını bulamıyor
ayılacağını bile bile
514
her şey para olmadan önce sen buraların ağasıydın
bende eritilip bir kalıba dökülmemiştim
515
hep bilmeden yaşadım kalemcanbazı
sen de bir şey söyleme
516
ses imkansıza dönüşür
eğer hiç duyamamışsan imkansızın sesini
yanlışların savaşında
yanlış bir tarafta
çatallanır sesin
bencil olmaktan başka çare yok
eğer hiç bencil olamamışsan
517
kedi öldürdüğüm günler
518
şu hayal dünyası
baktığım pencereleri
geçtiğim kapıları
çizgi film duvarları
önce düşünceler öldürünce insanı
yok oluyor silah gürültüleriyle
ölüm çığlığın şiiri
film koptu
bu sahneden sonrası
çekilmez artık
519
o bana
yalan demeseydi keşke
o zaman
inanabilirdim sana
gelecek gelir
kum saati burda
o sana
öl demeseydi keşke
o zaman
gülebilirdim sana
gidecek gider
beklemez boşuna
520
haberler
türküler
ve
hava durumu
yine olursa
bu sefer gerçekten ölürsen
yazmak için
uzandığında kalemlere
kırmızının kötüsü
gelmişti düşüncene
şimdi kurşun bir kalemle
yazıyor olman
seni kurtaracak mı
kurtuldum
her gün diyebilirsin
her gün batabilirsin
kurtulabilirsen
bir kere
ikinci kalem
yazmadı
521
kelime kelime
at dört ayaklı bir hayvan
hayvan bir ansiklopedi
harf ses
iblis düşman
kader git gel
522
paranın
madalyonun
ve kapalı olduğunda
televizyonun
aşka bir adım kaldığında
silahın
öbür yüzü var
içen
ağır geldiği için mi içer
içmeyen
güçlü müdür içmez
vicdanım rüşvet mi yer
bir yalan aradığımda
panayır bakışlarının
bir adım yaklaştığında
iblis bir kadın gönderir
kadehler silme şarap
türkü söyleyen
aklı başındayken mi güzel söyler
aklı başına ay olunca mı güzel söyler
reklam büyüleri
büyü de büyü sesleri
bir tahta gıcırtısı
iki farklı kuş sesi
dünyanın öbür yüzü
daha mı güzel
523
kadehin yarısı dolu
kimi düşünüyorum
kadehin yarısı boş
kim sensin
524
gül ile adres
aynı cebe girmez
astarına bayram olur
bu nedir
sıra numarası
bazı kızlar soruyor da
herkes birden yalan söylese
ve düzelse dünya
bazı adamlara yazık olur
bir ağaç
hataları dökülen yaprakları
siz bir orman
ateş suya giden yolunuz
ağaçlar sadıktır
yerine getirir
söylenen yerden ayrılmaz
iki ağaç
paylaşır
diğer ağaçlarla
göğsünde elmas olur
kırılır
gül dalından koparılmaz
525
içip kahredeceğine
içme kahrolsunlar
iğneyi kendine çok görenden
çuvaldızı esirgeme
sevelim sevilelim de
dünyanı kimseye verme
her gün yeniden doğ ama
her gün ölme
526
vicdanımın kan izleri
köpekleri salın
527
göz alıcı bir güzellik
gaz alıcı bir isyan
sahtekar efendimin tiyatrosunda
bir nesil nasıl ölür
sahtekar
528
hafızamın ruhu
bozuk bir plağın hafızasında yürüyor
işte sermayem
bir çizgi
bir çizgi daha olsun istiyorum
matematik değişsin istiyorum
bunun gücü az
sonsuzluk var ise
anahtarı iki kişide olamaz
ben öğrenebilirim ancak
kırılır mı plak
529
bir insanı haddinden fazla sevmek aşksa
aşkın sınırını Tanrıyı görmeden geçmek
bir daha geri dönememek olabilir
aşktan
kuyuya giden her yol
kuyu
altına gider yol
kan
530
üç krallar dünyası
bir vezirim
beş yüz elli kralım var
ben bu dinarı
dedemin mezarında buldum
bir yalanım var
başka doğrum yok
kalbindeki buzun
varlığını yaktığı bir düşmanım var
bir de insanları
Allah bana korku versin
531
aşkını incitme
cellatın yarin olur
532
Karadeniz'de bir gemim battı
tayfalar öldü
gemi parasını sigortadan kurtardım da
vicdanımı satın almaya yetmedi
çalabildiğim üç kuruş
üç günlük dünyada kalanların oldu
omuzumda yaptığın dövme var
balığın bir kolu yok
susmak lazım
Tanrı'dan beni ayıkken
sarhoş yapmasını istiyorum
araya girme sen de
533
önce düşenin kaldırılmadığı bir kervan
çölde kum olur
arap kılıklı iblis
sana azap vereni bul
534
anlamak iyi değilse
anlamanın anlamı ne
iyi iyi değilse
iyiliğin anlamı ne
535
"tanrılar hortladı"
536
bazen evinden
ayaklarını temizleyip
bir misafir gibi çıkarsın
inancının tedavülden kalktığı piyasada
gezinmenden rahatsız
hocaları gibi imtihan eden
bakış yoksunu gözlere
bilmem
hangi evindi bu özlem
evsizim dersin
ev yapan evsizlere
evli evsizlere
benli bensizlere
çay için
teşekkür edersin
537
kaderini yaşamak istersen
Tanrı sana bir ziyafet sunar
bir hikaye
bir hikaye daha
daha sokağın sonuna varmadan
her nereye varırsa varsın yol
gideceğin yer bellidir
kurulur tahtına beklersin
sin
538
birazdan aklıma gelir
? için yaşadığım
nasıl emin olur insan
sırtıma bir duvar istiyorum
gerçeğin önünde
iki duvar arasında kalsın
cismim söylesin
doğru dedin ya
terk eylemeyi
bir yaprak olsaydın
sırf bu yüzden
kopmak sana yeter miydi
farkında olmamak için yaşasaydın hep
iki yüz arasında
söyleme kalsın
birazdan yanıma gelir
539
buradan gitmek için
ihtiyacın olanla gelirdin
çıplaklığının perdelediği gerçek
nasıl gösterir kendini
saydamı seçemiyorsa gözlerin
buğulu da olsa bakamaz mı
ölüme izin kağıdıyla gidilmez
kırık kalemle dilekçe yazılmaz
gidersin
anahtar aramaya
540
mahalle bastırıyor
rakip direniyor
mahalle bastırıyor
rakip direniyor
bu ne lan
mahalle tanrısı oldunuz başımıza
bugün camide işler nasıldı
kilisedekinden iyiydi
Tanrı'ya sormak yok
541
neşen haberlere endeksli
burada dost da bir
düşman da bir
fırsat verse de
vermese de korkar
düşman dosttan
bana ne haber deme
bitimin teri kurumadı
542
bir kanunun çevresini nasıl hesaplar
yerde bulsa parayı
korkudan bankaya götürür
adamım şaşırır hesabı
bir bakar iki görür
ayakkabı kutusunda
peynir zeytin götürür
kanuna uyan yanlış yapmış sayılır mı
çöpte bulsa kendini
nadir sanır eskiciye götürür
uykusu gelir
rüyasında uçtuğunu görür
543
kızıl atın yelesinde
kanı beyaz kızın saçı
hayat hayatta
bir ara
kendimi korkutuyorum
saklandığım yerdeyim
ikinci perde
yanık köşe
544
sinemaya verdiniz
bana da biraz
toprak verin
meyve yesin
ölülerinizin üzerinden
dirilerimiz
taş taşı taşıyabildikçe
ağaçlarda yaşamaya
mahkum olana kadar
bir gözlük
bir fener
karanlık ve
karanlıksızlık için
düşmanım olursun
dostum olacaksın
ebenizin besi
545
taş suyun üzerinde durdu
karanlık ağaçlar arasında
azıcık açsa ağızını
düşmeye hazırdı uçurumundan
hangi taşı kirpikleriyle çizdi
yaş gözünden akmasaydı
karanlığı tuzu kavururdu
heykellerin karşısında
aynasıyla duran
ağaca bakar
insanı yakar bunlar
546
temiz havadan fazlası
dokunur sana
feryat kazıyor dağları
yürekleri ıstaka yaptık
sayı yok sarı taşların üzerinde
hiç erimeyen buzlarımız var
hiç yanmadık bilmiyoruz
toprak ile ticaretin kuralları belli
kimse toprak kadar başarılı olamayacak
burada feryat kazıyor dağları
547
padişah olsaydım
gizli bir örgüt kurar
yeraltındaki hazineleri çıkarıp
yurdumdaki yetimler öncelikli olmak üzere
tüm insanların nefisleri üzerinde ferhat olmalarına der
yapıştırırdım fermanı
548
her şeyi gören duyan bir dosta yalakalık yapmaktansa
düşüncemi okumaya çalışan bir düşmana inat
yaşarım
hem de sonuna kadar
549
korkmuyorum vereceğin cezadan
tanrının belası
koyunları uyandırmamam için değil mi ki
boyun eğmemi isteyişin
eğmiyorum ulan eğmiyorum başımı
makbuzunu götüne sok
sakin mahallenizde geziniyorum
küçük bir kara bulutum
ne yağmurum var ne karım
ananızın amına sokarım
gıdısı beyaz bir kara kedi
bakışına sokayım
sarhoşum
din bir yan gitse
sağına gömmüş bir solcuyum
uyuz mahallenizde geziyorum
sizi gibi olmaktan tanrıya sığınıyorum
karasındayım kedinizin
kapınızın önünden geçiniyorum
bir tırmalasam suratınızı
meyve kokteyli suratınızı
ulufeli suratınıza bir tükürebilsem
yağacak içim
öleceğim huşu içinde
bir sıçabilsem ağzınıza
550
sen de mi paralel
hangisi
paralel bir yapım olmadığı için mi
hayatımın ekseni kaydı
yoksa yakasına yapışmam gereken
bir paralel yapım mı var
alkol alınca
cevaplarımı kontrol edemiyorum
doktor seratonin eksikliği var dedi
yaz dedim niye yazmıyorsun
yok öyle bir şey dedi
paralel yapı gibi mi dedim
paralel yapıştır dedi
yüz kağıdımı aldı
sarhoşken denk gelme dedim
paralel yapım pek hoşuna gitmeyebilir
551
korkunç kitapçılar
korkmuş kitapçılar
kokuşmuş kitapçılar
katil hastacılar
anlaşmanızın bozulacağı gün yaklaştı
ondokuzdan bir çıkacak
sıfır kalacak
taş açılacak
karanlığınıza kavuşacaksınız
kitapsız kitapçılar
kargadan öğrendiniz
baykuşa yetişemediniz
552
pencereni çivile
camlarını karart
rahat değilsin
yağmur dinmek üzere
nereye baktığını unut
şarkını değiştir
beni bekleme
ben senin yerine de beklerim
anasız bu dünya
küfürlerini sarart
hayalimi yırt
sırtım sıcacık
gözüm uykulu
gözlerimi yoruyor ışık
kafiyesi yalan ayrılık
yalandan yağan yağmur
ıslatmaz beni
gönlüm delik deşik
küfür edecektim vazgeçtim
ateşin mavisini görmüşsem
ve sen
gözlerinin rengini değiştirmişsen
yanık sırtım üşüse de bekleme
bir hoşum şimdi
sarhoşum
unutma beni
ben senin yerine de
unuturum
553
O her şeyi görüyor
umurunda olmasa ne olur
beni öldürsen de
seni öldüremem
işte insanlık
bu kadar kolay
554
senin işin fısıltıyı duymak
benim işim fısıltıyı uyandırmak
ruhu taklit edemem ama
kandırabilirim
aşk ufağı var orada
basma günah olur
gülümse
bir seven olur
555
kırk yıllık bir İstanbullu gibi bakmaya çalıştım denizine
mutlu olmaya çalışan
bir yığın umutsuz insanın
çektiği çileden başka bir şey göremedim
kıyıda çırpınan suların arasından
hiçbirinizin kaderine dokunmadan
ekmek kırıntılarını kapışıyordu martılar
ne farkınız var
karnını doyurmaya uğraşan kuşlardan
kapış kapış bir şehir
herkesin elinde bir kara maşa
İstanbul'um çok yaşa
eğer ben körsem
İstanbul gibi gözlerim olacaksa
iki gözüm önüme aksın
yine de görmek istemem
sevdiğimi bir deniz kıyısında
böyle bir şehrin
kararmış ruhu omuzlarında
İstanbul'u iblise verin
verin de sonu cehennem olsun
556
İstanbul'da hayat pahalıymış
hayatın bu kadar ucuz olduğu bir şehir görmedim
557
cesaretin vitrine koyduğun ders kitaplarının neresinde hocam
yolunu da buluyorsun bakıyorum
aristokrat gelmeye başladı kulağıma sözlerin
gel seninle biraz varoşlarda gezinelim
AVM'lerden çıkmaya varsa
varsa yoksa şekil mi hocam
henüz çözemedim
içmek mi
içilmek mi
nasıl bir meysin sen
sarhoşluğun mu ölüm senin
yoksa ilaç mısın azrailin planında
hoca ya bu işi çözersin
ya da bu şiirden bir düzine adamın
gözü seyirir
558
postacının getirdiği rüzgarı çözdüler
dostlarını ıslanabileceği şekilde yağmur yüklediler
mürşidini arayan mayın ah işte diyecek bir kartanesi verip gidecek
fail doğanın olağan çarkında kamil
belki de gerçekten sensindir
559
buyur beyabi pantolonun
cüzdanım vardı
cüzdanım cebindeydi
boşver beyabi cüzdanı
ütüye bak ütüye
cilet gibi
ne diyorsun be adam
cüzdanımı istiyorum hemen
tamam beyabi
bu güzide hizmetimiz karşılığında
senden herhangi bir ücret istemiyoruz
bizi tavsiye edersen ne ala
o da olmazsa
bir hayır duası da yeter
manyak mısın nesin
küçük bilinmek isteyen
bir büyük müsün
eğer cüzdanım hemen ortaya çıkmaz
560
hemen polis çağıracağım
senin gibisini de ilk kez görüyorum
daha ne istiyorsun beyabi Allah aşkına
bizim gibi ütücü yok bu demokratik alemde
hizmet ediyoruz dört dörtlük
para da istemiyoruz senden
sen polis diyorsun
hiç yakıştıramadım size
görürsün sen şimdi edebiyatı
polispolis
polispolispolis
ne var surun ne
bu ütücü beni soydu
git savcılığa dilekçe ver
beni aşar
emniyet müdürü gelse işin olmaz beyabi
sorunsuz hizmet almak istiyorsan
ütücüye pantolonun ceplerini boş vereceksin
boş alacaksın
daha pantolonu çıkarmadan
hizmetin bedelini konuşacaksın
o zaman polise de gerek yok
askere de
iş bu davadan döneni
herkes vurabilir
561
çok sevdiğim var devlet
bana para gerek
birkaç kadeh içip ayılmam gerek
insan olmasaydım yine severdim insanı
ben iblis değilim
taş olsaydım yine çatlardım
acizliğine ey can
Tanrının gücü mü söndürür
yoksa senin biçare halin mi
cehennemin kölemsi ateşini
birkaç imgeye sattın geçen günümü
sen yakma bizi
son şarabımı da bitirdim şimdi
sensizlik bitmez gayri
devlet şarap getir bize
esir almayı zafer mi sandın
bir gözyaşı daha kopardı gülüşün gözümden
seni sevmeye çalışmadan sevebilmek
vicdan nedir bilmem ben
üzerime sıkan biri korkutur beni
seni her unutmaya çalıştığımda
karanlık imtihan dolu sesiyle seslenir
unuturum aklımı
aklım sende mi
562
her şeyim yok ama
sana versem
Tanrı kabul eder mi
563
az mı
çok mu
umurumda değil
yok olmak istiyorum
imkansız mı
öyle de olsa istiyorum
"inananın da inanmayanın da"
564
sağ derken
dinleyen de sağ olsun
dinlemeyen de
inleyen ne olsun
565
sen kazandın
ölümün
yaşamını sıfırladı
yok gibi oldun
yaşadın
566
sevdiğine sezdirme beni
bilmesin ne kadar sevildiğini
sen bir dağa isyan etmedin daha
sevda nedir bilmezsin
dinle türküsünü garip ozanların
geçsin ömrün ahuzarla
sen gülmek nedir bilmezsin
567
Tanrı seni sevmiş bir kere
az diyebilir misin
neyin var söyle
hangi canlı yapabilir senin yaptığını
bu dünyada insan olmak
yetmez diyebilir misin
ayçiçekleri gibi yüzün güneşte
bir akbaba gibi gözün her leşte
Tanrı sevgisine mahkum etmiş
saçının bir telini
benim deyip verebilir misin
neyin var söyle
düşlerin gerçekle amansız bir savaşta
568
ne olursun sapla artık şu hançeri
nefretin tomurcuk gül gibi
569
bir ninni perisi ile sarhoş olup
hiç uyuyamadığım rüyalar gördüm
eli kolu bağlı bir bakışı
kesemdeki zincirlerle çözdüm
ne güldüm ama ne güldüm
bana gülenler geldi
gülenleri gülüşümle öldürdüm
kalbimi dişlerimle okşayıp
gözlerimi bir balığın gözlerine gömdüm
570
sen değil misin bana birkaç satır yazı için acı çektiren
işte hiç umursamadan yazıyorum umurunda olmayan canımı
cana ne denir ki cananın yokluğunda
mutluluk nedir ki mutsuzluğun yanında
ayrı kefelerin ipleri iki göz gibi
birbirini hiç göremeyecek iki sevgili değil mi
dünyanın zehirli dilimizde binlerce yıldır yaşattığı
yaşam neden sever ölümün tuzağını
bir korkumuz olsun içten isterim
içten olsun cesaretimiz korktuğumuza değsin
iki sevdalı buluşsun istemez miyim sanıyorsun
çiçek saçarken her sabah güneş çocukların yanağına
ne olur nefretle bak bana
suya dönüşen ateşin hikayesini duymuşum ben
öğrenmişim de yanmışım bana
garibanın ocağında bir dal parçası gibi kül
ne olur gül seven halime
ne olur nefretle bak bana
yarım ağız gülüşün yetecek her şeyi anlamama
çenemi kırıp düşen gözyaşıma toprak annene kavuş diyeceğim
yeni bir hikaye bu
nasıl saklansın eski masallar içinde
daha yeni başlıyoruz daha
intihar nedir imtihanın yanında
içkimi doldursun vakit
öldüren kırmızısıyla kaynasın ciğerim
bana tokat atan türkçe hocamın ruhu şad olsun
son nedir ki başlangıcın kitabında
okuma yazma bilmeyen gerçeğimde
nefesimin batırdığı gemiyi
bir gün gömülecek nasıl olsa özlem duyduğun kokunda
usul usul sonsuzlaşıyorum ne var bunda
insanlık nedir ki insansızlığın bedeninde
herkes aynı bakmaz mı söyle
kör iken karanlığa
ışık ne bilir acıyı
gecenin çığlığını duyabilmiş olsaydı güneş
batmak ister miydi hiç senin gibi
anlaman nedir ki sarılmanın yanında
sen benim ilksizliğimsin
senin çiçeğini taşıyorum
çöp nedir ki benim yanımda
iki satır yazı tükürmüşüm
sesim sessizliğinin yanında
kaybeden zar gibi
hep tek
571
sarhoşum
gönlümdeki sayfan gibi bomboşum
birazdan şairim
kalemimi kıracak hakimim
uykum var
sen yoksun
572
neyse ki yalan söylemişim
neredeyse her şey gerçek olacaktı
gözlerin kalbimin yanında
şu kirli masada
sen karşımdasın
beni uyandıran uyku
ödediğim bedel
neden gelmiyorsun
kağıtlar kadar soğuk bir inceliğin var
neyse ki isyankarım
neyse ki çıplaklığın affa müsait
nefsi müdafa eden bir sızım var belimde
uyumak istiyorum
de git
ben yatıyorum
573
gel günlüğümün dedikodusunu yapalım seninle
üç aksilikten bir şiir çıkarayım sana
dinle bak bu tatlı bahar gecesinde
nasıl uyandırılır uyuyan güzelin
kabus karnavalı yalnızlığı
haydi gel kapı zilleri benimle
hiç beklemediğin an
en sevdiğin yalan
sayıların saklandığı saklanbacı damıtayım senin için meyimde
ilk yaz çiçeklerinin tazeliğini sarı bir korkunun habercisi yapayım
düşünme beni
seni kurtaran sahte tanrın olayım
aklının delice çalan çanlarından vazgeçebilir misin
seni seviyorum dediğimde
işte bu kadar kolay görüyorsun
zenginliğim fakir güzelliğinin elinde
bir oyuncak değil mi sıkılıp usandığın yalan
ansızın karnını buran kapı gıcırtısı
ah senin arzularına kızgın bir demir olayım
hiç soyumasın ellerin hiç üşümesin
duygularıma af çıkarsa da çıkarmasa da şu kahpe hükümetler
bulmuşum ben definemi
cesaretim içten gelen sevgime işaret
üç adım in bal dudağından
yanık topuklarına doğru
kalbini kaz eş deş
ne kalleşim sana ne de kardeş
günlüğüme sen de bir şiir yaz
kuru sarı olsun kelimelerinin sırrı
574
soluğunla buğulanıyor düşüncemin camları
her gün biraz daha artıyor bilinmezliği varlığımın
durup durup yazıyorum
güneş öyle güzel parlıyor ki
ona giden yollara bağlanıyorum
güzel şarkılar var hep uzaklara söylenmiş
yeşile mırıldanışım neden salınıyor rüzgarla biliyor musun
tozu dumana katmayan her bekleyiş beyhude
ben kitabını yılan derisine yazıyorum
damarlarıma gelecek sıra
oldum mu sana işte insan
şair insan
gecenin karanlığında kendinden geçmenin neresi güzel
kadehini ışığın en sıcağına vurabiliyor musun
aydınlığın içinde kayboluyor mu gerçeğin
yok sen örümcek gibi duruyorsun aklımda
seni yalan dünyamla evlendireceğim
altı bacaklı bir sürtüksün sen
senin gemin dümensiz mi sanki
oy oy oy
fena kırdın kalbimi
çekilin yolundan güneşe gidenlerin
ben düzenimi pişmanlık üzerine kurdum
ya umudunla gelirsin yanıma
ya da umutsuzluğunla
söyle nasıl yazayım seni alnıma
575
karaktersiz insanların karaktere önem vermesi
576
ne güzel hoş geldin öyle
görmedim sanma
sert rüzgarlarla kapışıyorum bu aralar
aşk arıyorum aşk
idamı göze almışım
bulursam eğer
celladıma bahşiş vereceğim
577
kalbinin aydınlığı
unutmak, karanlıkta son kibritini söndürmek gibidir bazen
ki kalbinin aydınlığı açığa çıksın
578
yaşadıklarımızı yazabiliriz
hayallerini ister bazıları
bir kağıdın üzerinde
bir insan sesine tutunmuş
canlandırıp yaşatmak ister
kalem
579
şakalarım haram olsun sana
beni sayısal hiçliklere değiştin
580
kafiye
bugün de seninle doldu boş satırlar
sana fıstık bahçeleri
bana varoşlarda satırlar
581
aslında
işimiz rol yapmak mı
rolümüz iş yapmak mı
582
telepati numaramı vereyim
24 saat açık, bedava
583
tetiğin üzerinde
bir silah
onun üzerinde
bir yürek
yanında bir akıl
işte şeytan bu pencerenin önünde
o isminin anılmasına sevinmeyen
o bilinmek istemeyen
o "hayat"ın düşmanı
o yaratılmış ama sevilmeyen
yine Yaratan'dan ötürü
584
istemem yan cebim kara delik
585
koyunların ruhu olsaydı
çobanlar tanrı olurdu
şimdi aslanlar gibi tilki olmamıza izin verecekler
yoksa bu ormana demokrasiyi Amerika bile getiremez
586
tehlike
aşk da tehlikeler varmış
kendisi birinci derece tekil tehlike değil mi ki
"caution a lové"
587
testilik
iki testi çarpışır
ikisi de anlar
588
beş vakit Ezan
gölgen varken duyduğun
aşkın bir anlık sesi
hiç düşünmeden avunduğun
589
benimle gelecek misin
nereye
şimdilik her yere
gelirim
pişman olmak ister misin
hayır istemem
işte son şansın
590
maymunu eğitirsen insan olur diyelim
insanı eğitmezsen ne olur
591
istek
"aşkının elinden tutmak isterdim
elleri gitse de kalsın isterdim"
592
faydalı bilgi
öğrenmemek ayıp
öğretmemek rezillik
saklamak alçaklık
593
bir insanın insafına kalmış olduğuna inansaydım
hayatıma hiç düşünmeden son verirdim
594
işte
Devlet dediğin güneş gibi üzerinde parlar Vatan'ın üzerinde
gece de olsa aydınlatır Halk'ını
batık gemiler diplerde, derinlerdedir
ki bu düşünceden bakınca Dünya'ya
ne bir Devlet var yeryüzünde hüküm süren
ne de benliği aydın bir Halk
iki farklı İnsan görebiliyorum nihayetinde
zalim olmayı beceremediği için üzülenler
ve zalim olmamak için ezilenler
595
bazı abiler ve tüm şeytanlar
suça meyilli insanlara suç işletmek
acılarında onları teselli edecek tek şey
demir tasmalı yalnızlıkları olsun
596
şeytanın anayasası
bir suçlu getir
bir suç götür
büyük hırsız ol ki
çok zabit görünesin
cehennem de kariyer isteyen bir mevki
597
düdük
ölülerin düdük çalamaması
yaşayanların para vermediklerinde/veremediklerinde üzülmemeleri için yeterli olur sanırım
yeterince iyilik yapmışsalar
598
kafirin zulmü cahilin şeriatinden evladır
599
hangisi
ölene kadar unutmamak mı
unutana kadar ölmemek mi
neden
yaptığım kötülüklerden mi
inkar ettiğim iyiliklerden mi
ne fark eder
cennet olmasaydı cehennemden yine korkulurdu
en iyisi
ölmeden önce unutmak mı
unutmadan hemen ölmek mi
karışıklık
600
pişmedi nasıl yansın
sadece benim tanıklığım bile yalnızlığımı ipe götürmeye yeter
emin olduğum ise tek tanık ben değilim
dediğin gibi yaşamaya inanmaktansa
ölümsüzlüğü savunur ve cehennemin hiç sönmeyen ateşine hayal kırıklığı derdim
601
"cinayet sempatizanlarına"
faili meçhul cinayet yoktur
faili yanmış cinayet vardır
haksız yere can alamazsınız zaten ama
haksız yere vesile olmayın
elinizdekini iyilik tabancası sanmayın
kimseyi suçsuz yere toprakla buluşturmayın
602
sonsuzbaharda
"Allah, sevenlerini sevdiklerine hayırlısıyla kavuştursun"
603
hem kızıyorum, hem acıyorum
"kendini kime sevdireceğini bilmiyordu
kime ne için teşekkür edeceğini
ve neden borçlu olduğunu da
mutsuzluğunu gizlemek uğruna
içinde büyüttüğü o koca volkan
bir gün tüm dehşetiyle patladı
önü alınmaz o ateşi ne söndürebilirdi ki
daha da kötüsü
bu bir daha asla mutlu olamayacağını anlamaktı"
"sen tüm kötü sözlerini
kör bir aynadan öğrendin
zamana bak
çünkü ben bilmiyorum
ne kadar kaldı"
"halini anlaman için
kendini kurtarabilmen için"
şu düşmanlarım yok mu, aman beni kendilerini sevdikleri gibi sevmesinler
604
bilgi
bilmenin bilmemcesini de söyler
bilmeceyi cevabıyla da sorar
dünyayı kuş tüyü yastık zannedenler uyandıklarında kabus görür
605
Allah'ım Senden başkasını fazla sevdirme bana
Seni darıltacak kadar kimseyi, hiçbir şeyi sevdirme bana
606
yanık yapraklar
gözlerini aralıyor
yine zaman iki büklüm karnında
öğlenden sonra başlamış
öyleyse sabah hiç olmamış
penceresine yaslanmış gri bir aydınlık
yumuşuyor toprak yağmurla
ayna kadar sert yüzünü yıkıyor
sakalları bir saatin sarkaçları gibi
okşayıp bakışını kuruluyor
kapılarda saçma kilitler
sanki dünyayı korkular kilitleyebiliyor
çıkıp biraz dolaşıyor sokaklarda
o anda yağan yağmuru ondan başka seven yok
çünkü o görünmez olalı çok oldu
yağmursuz bir yangından sonra
yanık yapraklar gibi
607
tüm kucakları kucaklayan bir sevgi
her kim dönerse sırtını
yalnızlıkla baş başadır
her aklın bir gün kabul edeceği gerçek
her kim çevirirse yüzünü
sarayı pişmanlık
hazinesi acıdır
608
"düşmanlık"
İslam doğru ise
doğrunun suçu ne
609
yaşlı bir annenin yüreğinden sıçrayan kıvılcımla yandı
akşam vakti savaş meydanında açan gökkuşağı
külleriyle boyadı ak saçlarını
bir kadeh şarapla kutladılar ölenleri
intikamını gizledi yaşlı kadın
artık rüyalarımda hiç uçmadığım gibi
610
biliyordum ne kadar gitmek istediğini
söyleyemedim abi yine sana yalan
anladım şimdi ne kadar gitmek istediğini
sen bir damla suyu paylaşırdın
acılarını çok gördün bize
taki bu gün anladım
gittin ve acılar
611
anlamaktan öte köy yok
612
kalman için git demedim
beni sevmen için senden nefret etmedim
üzerinden geçen zamanı anlatmak yıllara kaldı
bitmeyenlerin seninle bir ilgisi yoktur
belki de hala kararsızım pişmanlığımda
oysa bilmeyen yok kaybettiğimi benden başka
yaptıklarıma mı yanayım yapmadıklarıma mı
bu ürkek acının kalbimle bir ilgisi yoktur
olur ya bir gün sonsuz mutlu olurum
meğer ne kadar güzelmiş hayatım derim
işte hüzünlerin açtığı son kapı
umudumun bir ölümlüyle hiç ilgisi yoktur
taş aynanın karşısında duran kör bir adam düşün
yani aksi gösteren bir uykudadır gördüğün düşün
yok ise istemiyor herkes gibi kavramak imkansızı
bu karanlık yokluğun yokluğunla bir ilgisi yoktur
olmalı her gördüğümde gözlerini gözlerimle güldürebileceğim
umarım vardır bir hikmeti bu gösterişsiz ve suskun bekleyişin
ne değişmekten korkuyorum ne de değiştirmekten bir hayatı
bu son sözün diğer sözler ile bir ilgisi yoktur
613
bilmem ki
"orda bir ışık yanıyor baca tütüyor
kimin nasıl bilen yok"
bu alacakaranlık hanginizin
ey sabah sen misin
peki nerede kuş seslerin
ya sen ey akşam
benim diyorsan nerede babam
gelmedi hala neden
bu kör ışığı olmayan lamban
söyle kimin için
soran yok dünyaya
sever mi bizi
yoksa can mı atar kurtulmaya
hayat güzel ya
küçük şeyler hep mutlu
Ferhat'ın deldiği dağı boşver
Mecnun'un düştüğü çölden bize ne
bir çiçek getirip gülmüştür yar bize
çiçeğin yarinden bize ne
karşı koyabilen var mı
karşı konulmaz karşılıksız sevme isteğine
boş bir kağıt koyup şişeye
at denize
sulara gömülsün çeşmeler
ve sen boğul susuzluktan
ip düğüm ister bazen
lakin zaman ölümüne keskindir
özgürlüğe mahkum olunmaz
eğer kaçmıyorsan O'na doğru
614
bazen karşımızdakini tanımanın en iyi yolu onu bir süre yanlış tanımaktır
615
şeytanlar ve ben
öldükten sonra şeytanlarla yollarımızın tamamen ayrılması için
ölene kadar şeytanlarla yaşamayı öğrenmeliyim
616
sevmek, çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın
diyelim ki emin olma gibi bir lükse sahipsin. kendin de dahil en fazla kaç kişiyi sevebilirsin
severim demiş ama sevdiğimi söylerim dememiş Fuzuli
617
ne demekse
insanların tamamının aptal durumuna düşecek kadar iyi niyetli olmadığı gün
özgürlüğün ne demek olduğu öğrenilebilir belki
618
yaşatmayı bilmiyorlar ki ölümü sevsinler
ölü benimdir
bu benim
ölüm
beni taşırsınız
gelirim
toprağa verirsiniz
hiç kımıldamam
ölü benimdir
ölüm benim
herkesi beklerim
ölmeyi istemek eve dönmek gibidir diyorsan
sakın evin yolunu şaşırma
619
insanlar ne tarafa gitti
burada kendi olan var mı? yoksa herkes biri mi
kimse yok mu
620
sofiyete
sofiyete işte
621
bir sırrım var bilmediğim
622
"ne alaka"
niyetiniz ekmeğe zam yapmak ise
önce milleti aç bırakmanız gerekmez mi
aç değilsiniz ama
açlık sizi açlardan daha aç bırakmış
hiçbir akıllı ölmemek için çalışmıyor
aç da kalmıyor
ekmeğini güzel pişirebilene Eyvallah
623
doluver
benzetmeyeceğim hiçbir şeye
anlatamadığım gibi kalsın
ister vurun ister asın
ilham gelmez bana
ancak ben O'nu arar bulurum
624
özgür bir laf
seni bağlarından çözerdim ama
gerçek sahibin ben değilim
625
söyleyecek bir şey yok
olsaydı ben bunu yazmazdım
626
görünmeyenler görünenler kadar gerçek ise
gözlerin aydınlığı için
her karanlığı açan bir anahtar gerekmez mi
kararan gönül aydınlanmaz mı hiç
Kitap, okuma yazma bilmeyen ile gönderilmiş ise
nedir cahillik
gönülle okunan Kitap
Seni nasıl okuyamam
627
sen doğru söylerken
her şey nasıl yalan olur
eğer yalan söylüyorsan
hepsi nasıl doğru olur
628
Aşk, bir tane ay gibi
yıldızlara ne denir bilmiyorum
gül dikensiz dal ister mi
can gönülsüz ten ister mi
yar bedensiz baş ister mi
ben okumayı bilmiyorum
629
anlayış sorusu
bilge olmadığını anlamak ile
bilge olduğunu anlamak arasındaki uzaklık
bilmiyorum kaç adımdır
630
"Tanrı bile sevmedi
seni benim sevdiğim gibi"
631
okur-yazar olmak
ihtiyacım var elbette birilerine
insanım ben öyle her şeyin altından
bir başına kalkamam
az okur çok yazarım her nedense
bilmem ki bu huyu ben nasıl atarım
Allah gönül sahibi kulları ile
yardım etsin bana
acımadan/acıtmadan söylesinler hatalarımı
ki kaldırabileyim düştüğü yerden gerçek manayı
şımartmasınlar beni hele asla
hem ben unutmamaya azmetmiş
kusursuz Dost'tan kusuruma merhamet dilemişim
o da yetmemiş en güzelini istemişim
açgözlüyüm evet bencilim
gözüm Allah katındaki o köşkte
onun bahçesindeki ırmakta
dalları hafifçe suya değmiş
o ağacın altındaki tahtta
Selam içinde Resul'e komşu
bulamaz böyle huzur bahtım
şu yalan dünyada
bir gecelik sarhoş rüyada
işte bu yüzden severim
canlı cansız yaratılmışı
bu yüzden sevmem o kovulmuşu
insanoğluna nefret okuyup düşman olmuşu
ihtiyacım var elbette O'na
çok şükür farkındayım
632
manevi kimlik sorgulama
akıl aktif
bilinç açık
kalp düzgün çalışmaktadır
ve gönül
tüm duyulardan gelen verileri
an be an analiz edip
gerçeği kabul etmektedir
Allah birdir
bir yaprak düşmelidir birazdan
rüzgarın hangi eli değecek bellidir
gökyüzünde yollar bellidir
bir bulut geçmelidir birazdan
avuçlarımı dolduracak damlalar bellidir
Allah birdir
bu yazı nerede bitecek bellidir
kağıdın yetmeyeceği kalemin tükeneceği
misallerin bitmeyeceği bellidir
Allah birdir
lutfedip söyleten "Bir"dir
633
ey kimse
bülbüllerin ne söylediğini sana söyleyemem
hiçbir şey için Allah'tan başkasına güvenip
derdime derman dileyemem
imandan ötesine tabi olmamı bekleme benden
bilmediğim işin peşinden koşmayı beceremem ben
ey kimse biliyor musun
sen ölmeden ölemem
nedenini ölene kadar söylerim ama
nasılını ölmeden söyleyemem
paylaşmaksa huzur bir lokmayı
Hak'tan geleni inkar edemem
sana kendimden bir şey verip
senden bir şey isteyemem
senin için uçurum kenarında
dağ keçileri gibi dövüşemem
ne sana ne de mazluma gelen oku
kanımdan canımdan esirgeyemem
sana güller derip getiremem
-güller güzel günlerde ölür- diye
"seviyorum" deyip bağı bahçeyi
kör kılıçtan geçiremem
budadıkça gürleşir saygısız arsız cümleler
kökleriyle birlikte sökebilirim kalemimden
helal şiirlerle sevmek isterim ama
Allah ne buyurur bilemem
düşemem yollara Mecnun gibi
bir dilenci gibi kapını çalamam
sevmeyi bilmeyen şiirler gibi
seni Allah'tan çok sevip kaybedemem
634
babalar günü
babalar uyumaz
babalar yorulmaz
babaların parası hiç bitmez
babalar ölmez
babalar ölmez
635
bir vakit gelir
adı bazen beklemektir
aslında usul usul terk etmektir
bir vakit gelir
alır intikamını öldürdüğün vakitlerin
belki yaşarsın
buruk bir yürekle
bir vakit gelir
dudakların çizilir
kuru bir söz düşer dilinden
yağmur alıp götürmez
belki ölürsün
son bir istekle
bir yabancı gelir
her zamanki gibi suskun
elinde bir fidan
batırır göğsüne belki
anılar bir yağmur getirir
bir vakit gelir
boy verir semaya gülüşlerin
belki bir gidiş gelir
biter kendini terk edişlerin
636
su gibi
yakacak mısın beni
dilersen sen yak
ne fark eder
yanmak değil mi gayemiz
öyle ise yanalım
ilk ve son kez
ne kadar süre bizim yanışımız
çok değil
bizi dumanımız söndürecek
yoksa sonsuz değil mi bu kavuşmak
ayrılık ayrılık var ise bir daha
ne diye bu yanmak
Cehennem ateşine değil
Cennet nuruna benzeyeceğiz
inşallah Rahmet'e ereceğiz
ya neye benzer
bu yanmanın külleri
neye varır halimiz
bir damla su
suya benzer yağmura
buluta yağmura varır
toprağa düşer yürür toprakta
velhasıl çağlar uçurumlardan da
bir denize varır
ya bu bekleyiş nedir
neden yanmayız hala
bize o denizi uzak kılan nedir
El Musavvir'den bir kıvılcım gelmeden
En Sevdiğini canından çok sevmeden
Zikr'i ile amel edip sabretmeden
yanmaz gönül olmaz gönül
akıl gönül anlaşır mı
bir yolda birleşir mi
düşün taşın
otuzbeş oldu yaşın
637
kımıldatmadan yüreğini
gerçek kişi olmayı geç
hiçbir şey yapmadan
biraz erken öldür kendini
bekle biraz öylece
kımıldatmadan yüreğini
yoksa gelmez o kalanları haklı çıkaran
seni yanmış kayalara çıkaran gemi
istersen ilk yanlış durakta at kendini
değişmeyecek varacağın yerin yeri
çırpınırken dökeceğin ter
tutunmak isteyeceğin bulutlar
umutla aklına gelen yüzlerin sırrı
unuttuğun iyilerin söylemedikleri
hep kirli olacak
ben iyiyim diyeni geç
Allah iyi diyor
Allah böyle istiyor diyeni geç
kalbini yaramadığını
aklını okuyamadığını geç
istersen ilk yanlış durakta indir kendini
ve sor kendine
ne diyorsun
sen ne diyorsun
iyi olması için
iyi insanlarla karşılaşmak gerek
iyi insanlara kötü işler yaptırmak için
bazen doğru söz söyleyip
iyi görünmek gerek
sen ne diyorsun
benim dediğimi geç
638
bir gün hep bir ağızdan ve
tüm içtenliğimizle
seni seviyorum
demek isteyeceğiz
kıyamet
639
güven
şemsiyeni yağmurluğunu yanına al
çizmelerini ve boyunlu kazağını unutma
havanın böyle olduğuna aldanma
benim toprağımın doğasında
her an dört mevsim var
insanın gücünün yetmediği işleri
doğal karşılamaya meyli var
dolu yağdırdı diye
gökyüzüne küsmez
640
gölge
kendimi terk ettiğim zaman
kalan her şey benden nefret ediyor
gece oluyor
gölgemden kurtulduğumu sanıyorum
oysa öylesine kuşatıyor ki beni
bırakıp gittiğimi
kaçıp kurtulduğumu sandığım
kendimi sevmediğim zaman
kalan her şey
seni sevmemi istiyor
daha olmadan yoksun
olsun
641
sizin "İstanbul"unuz
aklımdan kütükler
yüreğimden gemiler yaptım
seni kaynayan kanımla
fırtınalı gençliğimle kuşattım
aşılmaz surlarını yıkan gücü
delicesine bir aşktır sandım
seni fethetmek
sinende saraylar köşkler yükseltmek
her karışında durup
minnetle secde etmek
taşını toprağını altın zannetmek
hepsi sana bir gün yenilmek içinmiş
anladım
şimdi ağlarını çekenler gibi
ağır ağır düşünüyorum
sana hayran olamamanın bir yolunu
hala bulamadım
içinde söndürdüğü ocaklar tütsün
vuslata ermiş aşkları sevdalarıyla
Cennette bir İstanbul olsun
benim olsun
642
"gerçek"
gerçek ne
şu duvara bakmaya başlayalı ne kadar zaman oldu
yıllar
"yıllardır baktığın şu duvar"
oturduğu yerden hiç kalkmadan önündeki kültablasını doldurdu
sonra hiç kimseden yardım istemeden bir kahve aldı
evet o duvara benden uzun zamandır bakıyordu
sayfaları hızla çeviriyordu
kafası başka yerde diyordum
bir yandan da o palavracı nerede diye
sağa sola bakınıyordum
kesin bir yahudiydi o
ya bu saçmalıktan kazancı neydi
"bunları sen mi yazdın" -yakmışım-
evet
"yarın öğlen saat on ikide yine burada -bir masa-
birer kahve içer sana on üç yılda öğrendiğimi bir saatte anlatırım
anladın anladın"
saat on ikiye kadar
belki o masaya yüzlerce kez baktım
duvarı anlamıştım
ya bu masa
ilginç gelmişti
nasıl olsa karalıyordum kendimce
on üç yıl bir saate sığar mıydı
hem evim o masanın karşısındaydı
birini ekme şansım yoktu
"imge
aslan yürekli insan
eşşek kafalı insan"
tamam
-duvarlaşan gerçek
gerçekleşen masa-
"-de'ler -da'lar ayrı
dahi derken
okumuyor musun sen yazdıklarını
yanlız değil yalnız
yalnış değil yanlış
virgül
oku baban gibi, eşşek olma
oku, baban gibi eşşek olma"
"acıyı soylu ruhlar hisseder"
-sevinmekten başka çare yok-
bir saat
bir ay
bu şiir mi
ya bu
"bir gram bal için
bir çuval keçi boynuzu yedirme
vur"
-o anı bekleme
o anı getir
ve tüm gücünle vur-
mektuplar
biri daha vardı
onun anlattıkları değil de
ilgisi kaldı aklımda
bir de köprücüğünü kırmışlardı
sakat bırakılmamıştı sanki
şiir morfin gibiydi
geçenlerde ismi geçti bir yerde
ummadığım biri söylediğinde
her isim düşündürür beni
bakalım nerede bekliyor beni yüzü nasıl
-gerçeğin arkasında ne olabilir ki
oyun ve eğlence
ruhum sevmez
vardır bir bildiği-
"geçmiş olsun
duyduk ve sevindik"
"şiir yazmak öğrenilir mi"
öğrenilmez galiba
"ben de öyle düşünüyordum bir zamanlar
ama pek emin değilim eskisi kadar"
ne kadar zaman oldu bilmem
bir duvar
beton demir soğuk
ve her gün temizlenen bir cam gibi temiz
aramızda
yıkmaya yıkılmaya geldik
yıkılmayana meylimiz var
işaretler izler bıraktık
bulunmaya ihtiyacımız var
ya tuzağa düştük
ya tuzağı seçtik
alınacak dersimiz var
her çağırana koştuk
şimdi beklemeye zamanımız var
bir duvar evet
aşılması gereken
ne oyun
ne eğlence
ardında neşe ve mutluluk var
yanlız soylu ruhlar için
kül olmuşlar
643
mutluluk
beklentilerine göre birini sevmek mi
yoksa sevdiğine göre beklentilerini güncelleyebilmek mi
mutsuzluk
nedenleri nasıllara dönüştürürken hayat
her şeyi zamana bırakıp
tanımadığın birini düşünerek
neyi beklediğini bilmemek mi
644
yazmak
yazıyorum
yaşamasam da bilmesem de
yazdıklarım
yaşamayan ve bilmeyen birinin
yazma hakkımı kullanıyorum
bana anlatıyorum
büyük ağaçları devirecek bir rüzgar esecek
onu bekliyorum
kütüklerinden ev yapacağım
ocağında dallarını yakacağım
bir masa bir de sandalye yapacağım
üzerinde yine yazacağım
penceresinden bakıp
beklemeyeceğim kimseyi
zaten orada olacağım
"her şey"de biraz olsun
yoksun bende bile
"hiçbir şey"de sen yoksun
artık kendinde bile
anladığımı zannettiği için gitmiş
oysa aklıma -hiç- gelmemişti
beni hiç
az ile yetinmeyi öğrendim demiştim
meğer bir hiçle bile
"yaşamam" mümkünmüş
"her yerde/her şeyde biraz sen varsın"
içi boşmuş bu sözü de yıktım
büyük ağaçları yıkacak bir rüzgar bekliyorum
yaşamayı bilmesem de yazacağım
büyük ağaçlar gibi bir gün
devrileceğini bilsem de yazacağım
bilmesem de
yıkmayı yakmayı bilmeyen
yaşamayı bilmeyen okusun
birine benzeten
alacağı olmayan okumasın
zaten borcum kendime
645
can korkusuyla inkar eden birinin kalbinden geçirdiği imanın kabul görmesi gibi
yine "iman ettim" diyen birinin sadece diliyle söylemesi yetmiyor
Ebu Talib'in İslam'ı Müslüman olarak ölmediği biliniyor
söyler misiniz kalbini mi yardık
hem onu Müslüman olarak can vermediği için kınayan var mı
arkasından atıp tutan var mı
yaptığı iyi ve doğru işleri takdir etmeyen var mı
yeryüzünde bozgunculuk yapmak yasaksa, herkese yasak değil mi
adaletli olmayı emretmiyor mu İslam
ayrıca kan davaları O Mübarek Ayaklar altına alınmamış mıydı
faiz ne olacak
sabret derken iyi düşünün
646
iş
on tane ağaç dikmek istiyorum
sonra yaşlı bir ağacı saygıyla kesmek istiyorum
bir masa ve sandalye yapıp
okuyup yazmak istiyorum
bir mum ışığı olmasa da
yıldızların ışığı ve
bir parça ay yeter bana
647
"adın ne"
"insan"
"kaç yaşındasın"
düşüncemden büyüğüm
648
siyah giymek
bir kapının altından çıkmaya çalışmıştım
ağacın altındaki tulumbayı hatırlıyorum
derse geç kalmıştım
bir yolu tek başına yürümek
ne kadar güzeldi
kelimelerin soldan sağa yazıldığını bilmiyordum
karatahtayı baştan aşağı sıraladım
fırça atmaya gelen hocam
iyi ki önce defterime bakmıştı
-bana ne güzel bakmıştı-
boş bir koridordu
ödül almayı özgür olmayı sevdim
-sevilmeyi sevdim-
başımı hangi yana çevirsem o vardı
sağımda solum aynı kız
-ikizlerdi-
güvenilmeyi yardım etmeyi sevdim
aynı gün bir yolu tek başıma yürüdüm
-mutlu olmak ne güzel şeydi-
bilerek oyun oynanmıyordu
öğrenince hile yapılıyordu
-masumiyet kazanmıyordu-
şimdi en az
kötü bir adam kadar akıllıyım
az önce balığa su verdim
ıslanmadılar biraz daha
bir yolu tek başına yürümek mi
hayır daha güzeli
bir yolun asla tek başına yürünmediğini fark etmek
sevilmek güzeldir ama
yalan sevmeye görsün bir adamı
siyah giyer de gönlü
her gün kapısını çalar Arş-ı Ala'nın
649
yüreğim o depremin habercisi
sanırım bizi en çok
"ayrılık" seviyor
650
bilmiyorum
kaçıncı yakışım bu kandili
evrenin içinden rastgele bir resim çekiyorum
benim için değişmeyen tek şey
senin her yerinde ölmüş olduğun
oysa seni görebilmek içindi hepsi
biraz daha yakın
hep yakın kalabilmekti
sana dokuduğumda bir ömrüm vardı
ve hiç azalmadı
ama seni yaşarken gördüğüm o son gün
zamanın hiç olmadığını anladım
günler senin öldüğün resimleri çizmekle geçti
ve sen aslında hiç ölmedin
evrenin her anından
her noktasından bir kez baktım sana
giderken beraberinde götürdüğün bunca ayrıntıya karşılık
iki hatıra bıraktın bana
biri hiç değişmeyen bir resim
gördüğümün değişmesine neden olan ise
sadece hayal edip görme istediğim oldu
ve ben aslında ne istediğimi hiç fark edemedim
ölmeni ben istedim
ardından siyaha boyadım her şeyi
ve karanlığın en geniş duvarına astım resmini
diğeri bu kandildi
ne zaman mutlu olmak istesem yaktım
tüm gözler ışıldadı gözlerin dışında
tüm yüzler göründü yüzün dışında
gördüm her şeyin canlanan halini
yaşadığın halde bir sen ölü kaldın
çünkü ben istedim gitmeni
her şeyin istediğim gibi olduğunu kavrayabilmem için
bilmiyorum
kaçıncı yakışım bu kandili
bir yol seçip gidiyorum evrende
kandilden çıkan hayat
sadece bir istek hakkı veriyor
bir sevgiliye bir istek
ve ben senin hakkını
karanlık bir resmin içindeki
ölü çizgilerin için kullanmışım bir kere
kalan zamanımı mutlu geçirebilmemin tek nedeni
senden ayrı kalmak isteyişim
bilmiyorum
bu kaçıncı öğrenişim
ayrılık esaslı bir şiir
ve mutluluk
istediğim sürece benimle
ne zaman ölüm yazar
yıkılır bu karanlık duvar
ne zaman düşer kandil
ne varsa yakar aydınlatır yüzünü
bilmiyorum
651
baba aşk ne demek
oğlum bilmem ben öyle şeyleri, sorma bana
niye baba sen Müslüman değil misin
652
aşk diyorlardı
Aşk
aşkı bir çocuk bulmuş
en sevdiği arkadaşına vermiş
kıskanmış diğer çocuklar
aşk bir taneymiş
bir gün aşıklar ayrılmış
aşk ortada kalmış
Aşkı sokağa atmışlar
Aşk ağlamamış
aşkı ateşe atmışlar
ateş sönmüş
buzullara gömmüşler
buzlar erimiş
kılıç sallamışlar aşka
kılıçlar kesilmiş
taşlamışlar aşkı
taşlar ezilmiş
kuyulara zindanlara atmışlar
aşk her yerde bir geçitmiş
aşka sessizlik demişler
yer gök inlemiş
aşka kimsin demişler
"AŞK"
653
ayağına yün
sonsuzluğun varoluş balosunda
rengârenk ışık pelerinleriyle
evrenin sinesinde süzülen
eşsiz duygulara bakıyor
bense yüzünün umutsuzca bana döneceği
o an için gülümsemeyi bekliyorum
şu gördüğünü bir türlü hatırlayıp
yersiz acılarını azametine gömemediği gökyüzü
çaresiz çekiyorum dediği muhteşem çilenin
derdine bir çare gerçeği
anlatabilir miyim bilmiyorum
hayat
hem deniz hem gemi
toz olduğuna sevinip üzülmeyen bir taş
gülüp ağladığından habersiz bir bebek
ulaşınca kaybolan bir coşku
kalbinin senden izin almadan atması
belki berbat bir filmin süslü sokak kapısı
günlü güneşli aylı yıldızlı sonsuz afiş
bir yanından geçmişe geçen derin bir iç
çaresiz olmadığını her söyleyişimde
gözpınarında filizlenen gözyaşı
bir sıcaklığa sarılma isteği
işte ansızın bulduğu mütevazı evim
hayat
yeter ki bir yerde dur
ve yaşamak için gözlerini bir yüzüne aç
boş ver
bir daha yaşamak istemediğin anları
olmuş bitmişliğin
körlüğümüze göz kırpışı
kim kovalayabilir
bir ışıksızlıkta düşmanını
en güzelinden bir boş ver
kahrolup gitsin eskimiş acılar
gel
otur sıcak bir şeyler iç
ne zaman kendimize geliriz düşünme şimdi
kimimiz kalbi yorulunca
kimimiz sırılsıklam umduğunu bulunca
karışıksa var demek ki hala aklın
dalıp gitme ne olur
kaybolma gecenin şu kalleş siyahında
takılma sinsi karanlığının ölü ayağına
gitme dur artık
kapılacaksın umutsuzluğun akıl emici girdaplarına
gel sarılsın sana sıcak evim
umutsuzluk soğuk
sözlerime yaklaş ısınsın biraz için
gel biraz da benim neşemden geçin
bak toprağa
altında da üstünde de zordur geçim
gör
altı üstü bir çizgi
bakma kar olduğuna şimdi
bil yeter ki
üstündeki sabır altındakinden baki
canım
işte canım
ben burada yanındayım
toprak toprağa sarılıyor
ışık ışığa
ben karanlığa mı sarılayım
sen karanlığa mı sarılasın
buyur gönlünce
işte sıcak karınca kararınca
ayrılık
iliğini kemiğini dondurmuştur bilirim
şu umudun altına gir biraz
ince de olsa çıplak bırakmaz
doğdurmasa da öldürmez
ocağın yanına yaklaş
ana kucağı olmasa da
bu zamanda sevdirir kendini
bir yere kadar sevindirir
korkma korkmaktan ama sakın
aklını bir gurura değişme sakın
seni içine çağıran bir ateş değil karşındaki
yıkılmış ağaçların eli koludur yaktığım
ısınır gidersin
düşlediğin inandığın olsun
zengin olman yakın
rakamların kağıtlardan silindiği gün
bırak iyilikten kaçanı
sen değilsin o
hepsinden üstündür
kaldırıp açtığın avuç
gece olduğu için parlaktır yıldızlar
hatırla bir isim yazmıştın on beş yaşında oraya
unutsan da boşlukta durduğu için dolu
hala kendini özgür bırakmanı bekliyor gökyüzü
geçmiş
benliğinde bir yer ister
ver gözlerin kadar güzelse anıların
gelecek
sokma artık hayallerine yanlış ateşi
bekle zamana hükmedecek eli
gel yanıma şimdi
ayağına yün vereyim
yüreğine sevgi
654
şimdi
önce birisini bırak
sonra hepsini sil
önce gözlerini kapat
sonra ışıkları
önce karanlığı aç
sonra gözlerini
önce sonrayı düşün
sonrayı gördün mü
önce karanlıktan silindi
şimdi ışıkları yak
655
doğruluk
ara sıra yalan söyle de, aptal olduğunu düşünmesinler
656
nedeni yoktur
bir kadın ağlar bulutların ardında
güçsüz kollarıyla sarar kendini
geçer içinden yağmurlu bir gecede
yüreğinin sokak lambaları yanar
yalnızlıktır sırılsıklam bırakır her şeyi
kim bilebilir nereye gittiğini
bir adam suskun bekler
dudağında çürük güller
bitmiş inşaatlarda saklar kendini
kapısı korkularından sağlam
kalbini çıldırtıp çıkamaz sokağa
kim bilebilir ama kim
nedeni yoktur çaresizliğin bazen
kötüdür olmaması olmasından
üstüne yıkılan bir pişmanlık gibi
faili meçhul bir ayrılık
657
tarifçe
gece karanlık yıldızlar parlak
kar beyaz dağlar soğuk
deniz tuzlu ve acı
bir hüzün değilse evinde seni bekleyen
günler güzel göğsün sıcak
uyanıp doğruluyorum
gövdem ağır boğazım kuru
bakıyorum gözlerimi bildiğimden beri
ne saatim var geç kalkmaya değer
ne duvardan sızan su içilebilir
değişmez dedikleri değişim
bir yanım ezilirken hep güçsüz ve silik
istediğini alamayan birçok insanınki gibi değil
yalnızlığım şeffaf önümden hiç çekilmese de
görüyorum her şeyi çıplak bir perdenin ardından
kızamıyorum kırılıp dağılacağım sanki onunla birlikte
tanıdığım herkesi bilen bir o var
bir onun gözleri bebeksiz ve saf
belki aklımı bildiğimden beri böyle değil
böyle düşünmüyorum
galiba çaresizlik hissediyorum
beyaza siyah demek geliyor içimden
solan bir kırmızı gördüğümde
aklımı anlamıyorum
bilinmezlikten gelinen yol neden hep aynı
ölüye diri demek gelmiyor içimden
boyanmışlar resimli kağıtlarla
toprağın üstü yıldızların altı
dönerek durduğum yer hep aynı
deniz kıyısındaki kayaların
dalgalardan kaçamayışını gördüm
dalgaların güç topladığını
ve ardından çılgına döndüğünü
toprağın sarılıp dimdik duruşunu
kalbimi üstün kılan aşkı
onun kalbimde hunharca alçaltılışını
bilmenin gerçeğe değil bilene etkisi
ayrılığın kadere değil ayrılanlara sarılması
yaşamın zamana değil yaşayanlara katkısı
anladım hepsini içim yandı içinde sen
sabra sensizlik demek bir türlü gelmedi içimden
topladım senden kalanları bir avuç yeşil kül
yaprağın düştüğü su gibi alıp götüremezdim ki seni
bir uçurumdu sonum belki durgun bir göl
her şeyi önceden bilirlerdi de bir seni bilemezlerdi öğrendim
kopacaktın bana doğru kendime değil sana üzüldüm
sana sevgi göstermek isterdim özlemini üzüntüme gömdüm
boş bir nokta koydum bu son için
biraz yer bıraktım hayata
çünkü umudu yanağımda
ilk sen gördün
658
bulandı sular yüzü de
bugün yağmur yağdı
kuşları uçurdu sakladı
ihtiyar bir adam
gökyüzünü parçalarken bulutlar bahtiyardı
beyaz bir örümcek tırmandı saçlarından yağmura
bir yağmur daha yağdı saçlarına
kalbini yıkadı da yıkadı
bulandı sular yüzü de
yüzünü gören olmadı
bugün bir acı yağdı yağmurlar
gözlerimi tutukladı da tutukladı
kuşları uçurdu sakladı
yüzünü ıslak saçları yağmalarken
ihtiyar bir adam
nasıl da bahtiyardı
659
ne renkti ruhum
Çöplükten notlar
yine kötü bir gün
nasıl gelirim kendime
nasıl bulurum onu bu karışıklıkta
ne renkti ruhum
şu hissettiğim siyahlık değildi
ya umudumun hali nasıldı
kimse çöpe kaldırmıyor umudu
kaybediliyor güya
yitiriliyor her nedense ama
benim umudumu kim ne yapsın
ne boş bir yansıma çöp tenekelerinde
insanın artık düşüncesi hiçbir işe yaramıyor
aynı asılsız yalnızlık masalı
her gereksiz boş vaktimde beni yakalayan
can sıkıntımın gazetesinde tüm başlıklar
uydurma felaketlerle dolu
düşüncemin sırtında vicdanımın altın tahtı
bu dünya saklansan da değişmiyor
en iyisi biraz daha karıştırıp dağıtmalı
o da nesi sevgili kaderim
yeni kaybedilmiş eski bir dost
yeni kaybedilmiş eski bir dostun yanında
biri birinin esiri
kötü iyinin ikramiyesi
burası dünya
on yıl önceki bir sahneyi görmemek için
kapatsam gözlerimi
bir hayal olsa
kolay olurdu gözkapaklarımla yok saymak hayatı
yaşadığından eminken
öldüğünü bildikleriyle karşılaşınca
nedir hali bir adamın
her zamanki halinin yıkılmış hali
her zamanki kalbinin kırılmış hali
yine kötü bir gün
iyi olansa
yeni bir günün her zamanki hali
en iyisi umudu orada aramalı
burası yaşanmış dünya
çöp tenekesi
660
ölümsüz asker
karlı dağlara bakar
beyaz örtünün altında
onu biri bekler
düşünmez bir savaşçı
bir kolu eğilmiş söğüt dalı
salınır ıslanır
adını bilmediği bir su
onun gibi güzel
kalan kolu kılıç tutabilir sağlam
yürür gökyüzü dağları saklayana dek
kurt kuş önünden çekilir
dereler tepelerden gelecek coşkulu kanı bekler
bekler yorgun değildir eski yaralıdır
ya da çoktan ölü
ayrılık harmanına varmadan
kalbinde sevdasını soran yüzleri
son bir bakışla zincirler
ömür boyu aşka mahkum bir çığlık
geçer kılıcından
kanlı gözlerinden bir taş düşer vicdanına
ilk kez gördüğü birini ezer geçer
karın tokluğuna korur
uçsuz bucaksız hazineleri
ağılığınca altın kalpli
cinsini bilmediği bir kral
kaldırır temiz kılıcını
boş kalabalıklarda zafer çığlıkları
düşünmez iyi bir savaşçı
öldürür ölmeden kendini
yeni ölmez
hep yeni değildir ki
her savaş ölüler için barışla biter
kan kardeş olur düşmanlar meydanda
bu meydan son değildir ki
içinin yüzünü kaybeder
sönmüş ocaklarda
içi dağlar kadar dağınık
dağlar kadar eksik
gece olur
bir kitap okur uyumamak için
sayfaları karışmış
bir kuytuda buluşan aşıklar gibi
sarılır cümle kayıp son sözler
güneşin görünmeyeceği günü görmek için
iyileşir yaraları
yastığını o günü görenlerin hayallerinden yapar
bir ağacı
altında uzanıp uyumadığına şahitlik etsin diye
keskin bir gözyaşıyla
gizlice yanağına kazır
bir çukur kazar tam sırtından
kendini kazar kendini gömer kendine
cüzamlıların teriyle
sessizliğinin kirli sütüyle besler pişmanlığını
bir fıçı şaraba
içirir kendini kusturur
akşamdan çıkan ay gibi
siyahtan beyaz çıkamaz
sabahları annesinin aydınlık yüzü uyandırdı
şafağı bilmezdi
bir gece yarısı annesi yatağında kan oldu
dilediği ismi verirdi çocuk hayatına
güle oynaya gelirdi uykuları
ölümsüz asker
büyüdü büyüyeli uykusuz
o gün bu gündür acımasız
661
tatlı bir yorgunluk
Uykudan önce
duygularım ufka doğru yol aldı
uçurum uçurum
bulut bulut gezdim dün
seni düşündüm
tüm denizlerin döküldüğü o çağlayandan
bir suya döküldüm
ne bir kuş vardı gökyüzünde
ne suda balıklar
kendimi bulduğum kıyıda
büyük küçük kayalıklar
beyaz bir taşın üstünde durup
sana baktım
yaklaştıkça büyüdü
her çatlak her kovuk
masum bir hayatın peşi sıra
bir geçitten geçtim
sabah ezanında yaklaştım
küçük bir ateşe
korktum ağladım
hiç uyumadım
tatlı bir yorgunluk sarıldı bana
avuçlarından gözlerinden öptüm
662
ıssızlık bilir kalbinin yerini
Kaçamazsın
ıssızlık bilir kalbinin yerini
tam dilinin ucunda eski bir düş durur
anlatamazsın masallar gerçek olur
buzdan dumanlar savurur beklersin sabahı
koyu beyaz rengiyle
eriyip kaybolduğun gökyüzünde
içilmeye hazır bir kadeh şaraptır gece
razıdır buruk kanın sarhoşluğuna
kayıp giden yıldızların
seni korkutacak kadar bilmez hiçbir aşk
bilemez gözü kulağı yoktur bir aptaldır
ne söylense boşluğa kuşluk vakti
uykusuz bir kalp atışı duyarsın
sessizlik tanır sesini uyuyamazsın
başucunda bekler şeytanın en yakın dostu
ayrılık dersin yalnızlık dersin
ömrüme zararsın al bu sevdayı git dersin
gitmez gidemez
gözlerin bırakmaz seni
663
kimin için yaşarsan yaşa
Senin
kimin için yaşarsan yaşa
son nefesin senin
herkesin baktığı bir yer ara
nerede istersen orada dur
yıkılacağın yer senin
işsiz bir rüya gör
hiç kimseyi yolcu eden bir bakış
yalnızım diyeceksen bir gün
dilediğin hata senin
hesabı bırak eğer korkuyorsan
bir an kadar uzak
her an kadar yakın
bir şey söyleme
üzdüğün can senin
talan olmuş saçları
gündüzünü silmiş gece
yüzüne vurmuş
dili yüzülmüş bir adam
nasıl diyebilir kötülüğü
kalbinin duyduğu senin
kalmaya çalışırken ayakta
hayal üstü düşmüş aşka
fırtınalı resimler çiziyor gözleri
başaramazsa dönmeyi limana
sulara gömülen gençlik senin
girdin içine gördün
kimse sevemez onu
yüreği kanlı bahçe
eğer pişmanlık biçersen
yazık olacak güzellik senin
kar yağmadan git
dilersen yağmuru bekleme
attığın adım senin
et kemik giyin
bir ben ol çık yola
seçtiğin hayat senin
gerçeğin aynası kırılmaz
gördüğün değer senin
664
hiç görmediğim ihtiyara
Huysuz
her zamanki ruh halinden mütevellit
biraz asabi olduğu doğrudur
haksızlığa tahammülü sevmez
hele bir başına gelsin
katiyen bakmaz yüzüne
ta ki yanağından öpüp
bir sarılana kadar
665
yaşanacak hayale
Aslı budur
dönülmez yoldan gelmeksin
görür görmez tanıdığım mucizesin
ağlayarak sarıldığım hayatsın
artık yeniden sevmeksin her gün
hiç bıkmadan sevişmeksin her an
istemeksin mutluluğu var olandan
bir yolunu bulup ayağa kalkmaksın
bir dakikalık uykumsun bileğime kuvvet
almaksın yıldızlardan ışığı erişilmezliği
gecesin huzur bulup dinlendiğim
ekmek aradığım güzel gündüzsün
su getirdiğim tatlı çeşmesin
aynasın kendime dokunup sardığım
her gülüşünde yeniden doğduğum topraksın
gözyaşımsın kırılan kalbinde
kalbimsin kimseyi almadığım
kırk elekten geçen temiz sözümsün
Tanrı'yı unutturmayan eşimsin
666
yakarım diyen var mı
Bazen isyan
bitecekse bitsin rüya
aşkı gören var mı
yanacaksa yansın dünya
yakarım diyen var mı
kendine bir deli bul
senin kadar akıllı
sana köle sana kul
senin gibi zavallı
olmasın bir sevgili
oldu diyen var mı
gidecekse gitsin canım
kalsın diyen var mı
667
toprakta bir nefes suyu görünce
Aynı sonbahar
istekler bir bir soğur
kuru yapraklara tutunmuş sözlere bakarsın
rüzgar eser sessizce toprak olurlar
korkarsın buğulu camlardan
onu beklediğin anlar
onun gelmeyeceğini anlar
perdeler çekilmiş ışıklar sönmüş
üstünde o malum kara bulutlar
ıslak ve çürük bir veda
dokunuşlar damla damla teninde
toprakta bir nefes suyu görünce
güneş doğar güneş batar
taze ışık karanlığı
kovar her gördüğü yerde
mevsimleri ele ele vermiş
ömründe ak kara bir zaman
668
bir zamanlar saftı tenimiz
Çocuğum hala
boşa yormuşum aklımı
kim bilir kaç kez katlettim kendimi
kilit suçun yüzü suretiymiş
şu koca dünyada
kaç kez aradım buldum
yitik bir dört duvar
karanlık bir rüya
gereksiz bir yüzle
ne çok bağlamışım gözlerimi
hissettiğim acı
geçirdiğim zaman
gerçeğin hayali bile değil
aradığım bir mutluluk
bir güzele gönlümü
en zayıf yerinden kaptırmak
bir ömür sürüyor burada yaşamak
kimine yetmiyor doğmak
olduğum yeri biliyorum şimdi
bir kapıda bekliyorum
iyileri içeri alıyorum
kötülere zaman tanıyorum
gülerek bakanlar var
gülüşünü gizleyenler var
oyunun bitmesini bekliyorum
renkli taşlar anlamını yitirmedi
çocuğum hala
zayıf olduğumu sanıyorlar
kaçan trenin malları bunlar
bir sahnedeyim
aklım alsın diye uğraşmayı bıraktım
bir gün unutulacak madem her şey
unutana kadar sevmek istiyorum
isterim biri aşık olsun
ya kaçarken korktuğundan
ya da korkusuzca ölümden
biri yürüdüğü yolu sınasın
ya düşüp canı yanmadan
ya da canını yitirmeden
bazen isteksiz yaptığım bir iştir yaşamak
izin yoktur zamanı gelene kadar
uçsuz bucaksız aslıma döneyim
sele serpe toprak olayım
bekliyorum bir günü
bir zamanlar saftı tenimiz
tenimiz toprak kadar temiz
669
mümkün mü
Tutsuğ
bir kalemdir varım yoğum
yalnız bir Kitab'a tutunamadım
al bu hasreti oku öğren benim yerime
gece gündüzden neden ayrıldı
suyun içinde sudan perde
al engin gönlü gör benim yerime
kirletmeyenmiş temiz pak
nimeti getiren aziz elmiş toprak
al bu doymaz nefsi yaşa benim yerime
gözkapaklarım ayna gibi kırılsa da
göstermedi hiçbir mezar geçmişini
al bu kefene bürün görün benim yerime
yüz de güler kalp de
can nasıl güler ayrılığı bilir de
al bu narin gözyaşını saç benim yerime
işte can dilinden anahtar
işte sonsuz sualsiz kapılar
al bu eşsiz Kelam'ı koş benim yerime
fikirde çift ayakta tek yol var
aç anlını ariflerin yangın yerinde
al bu beni yan benim yerime
benim olmayan beni bilmezdim dün
ışıktaki ışığın ışığı dedi "Dön"
al bu tükenmez dermanı var benim yerime
670
mutluluğun evinde saklandık
Bir yer
seninle bir yere gittik
hayal meyal dünyalara
düşünmedik hiç
güneş var mı yok mu
biz ışığımızı yanımızda götürdük
ne ortada kaldı düşlerimiz
ne bir yıldız gördük karanlıktan kopan
gözlerimizde bulduk el değmemiş ormanları
yeşil sevindik yeşil güldük
korkumuz olmadı hiç
merak etmedik yarını tüm anları yaşadık
aldırmadık dönüp bakmadık geçen zamana
mutluluğun evinde saklandık
seninle bir yere gittik
çok uzaklara
bizi bekleme sen
biz geri dönmedik
671
Sevgi Tanrı'nın biricik armağanı
Doğum günü
pembe rüyalar gördüm yanağında
uyandım gün yeni doğmuş bebek
kıraç gönlüm bağlanmış
gözlerin yeşil kanatlı kelebek
bedenime yeni kök salmış kalbim
can buldum sıcak sesiyle
açtım camları kapıları
kucakladım mavi dünyayı
tüm çiçekler yaşadığımı söylüyor
bir yer vardı ayaklarım için
özgürlüğün vatanı gökyüzü
bir yön yetmezdi seni bulduğum dünyaya
doğup batmalıydı her şey
esip geçmeliydi rüzgar
ben hep yanında olmalıydım
açtım susuzdum ne zamandır
ne küflü tadı kaldı açlığın dilimde
ne damağımda bir çöl bıraktı nefesin
nasıl emin olayım seni unutmayacağımdan
hiçbir şeyden her şeye kadar adını
yazabilecek bir kalem var mı
seni kaybedecek bir cesaret
yokluğuna dayanabilecek bir güç var mı
dünya bir nar tanesi olsa
sonsuzluk nar ağacı
sana hediye sunabilecek bir el var mı
bir gözümde yağmur
bir gözümde güneş
aklımda gökkuşağı
seni düşündüm hazineler buldum
672
asıldım ama ölmedim
Aşkın dize gelişi
önce teşekkür etmeliyiz Bir Olan Tanrı'ya
sonra öğrenmeliyiz unutup tekrar işleyeceğimizi
saklanmayı sever çünkü günah hazzın arkasına
hatırla biz seninle mutlu olmak için geceleri
konuşur ihtiraslarımızı soyardık önce bir düşüncede
çılgın kuş sürüleri altında kaybederdik aklımızı
kolay almadık birbirimizi aşkın tuzaklı halinden
çünkü kör bir aşktı tarihte yazan büyük hata
saadet sığınmaktı her şeyden önce ikimizi Yaratan'a
yoksa gece ya da gündüz kim beklerdi kapımızı
ateşli gözlerimizle kopup gittiğimizde bu dünyadan
nefes nefeseydin o yoldan geldiğinde bana
bense yıldızsız bir kainat geçmiştim sana doğru
şu bizi birleştiren yolların Büyük Sahibi olmasa
kim korurdu bizi sağlam bir çatının altında
ki sen uzaktın bana yürüyerek bir haftalık yolda
ben en güzel rüyalarımda bile asla geçmezdim
hiçbir şey için de olsa ağır kapınızın önünden
önce bugünümüzü tattık mutlu bazen heyecanlı
sonra geleceği hayal ettik sen zaten çok zengindin
yaşamamıştın yok olmak üzere olan benim yaşadıklarımı
tıpkı senin masalsı dünyanda yaşadıklarını yaşamadığım gibi
neden hemen güvenmiştik birbirimize Ey Sevgili
uzun zamandır ümit ediyor muyduk sanki birbirimizi
sanki önceden bilebiliyorduk bir hayalin gerçekleşecek halini
ikimizi de çok iyi bilen biri vardı her an yanımızda ya da
kader miydi ortak edilmiş bir duanın kabul görmüş adı
ikimizin de kalbindekini bizden iyi bilen biri olmalıydı
biri vardı dünyanın iki ucundayken hep yanı başımızda
bir ara geçmişe gittin korktum beni asacaksın -belki astın-
saklamak vardı ama anladım sevdiğimi yapamazdım
söylemek kolay olmadı kırmızı kalemin yazdıklarını
hiç sormadım sana zaten tertemizdi kalbimde çınlayan sesin
inandım güvendim hep dinledim bir mucizeydi melodin
sadece bir ip vardı aramızda kilometrelerce uzanmış
kalp atışların pencereme vururdu yanıp sönen bir çizgide
sağlam ve güvenilir bir yoldu birbirimize gidecek anladım
ancak gerçek bir aşkın yolcuları için açılırdı zor kapılar
kimi dar olacaktı sımsıkı sarılıp geçecektik hiç ayrılmadan
kimi alçak ve uzun olacaktı dizlerimizi dirseklerimizi yaralayacak
ama biliyorduk kolay kaybolandı kolay bulunan
Bir Olan'dan isteyecektik gözyaşlarımız bitip tükendiği zaman
ya senin ikiye bölündüğün günlere ne demeli
ya benim saçlarımı beyazlattığım uzun gecelere
Anne'nin senin üzerindeki O Mübarek Hakk'ı olmasa
böyle kalıcı olmazdı aşkımız belki bunca sıkıntının ardında
sen kırmızı şarap içer ağlardın bir pencerenin önünde
bilirdim çare olmadığını sözüm de çare olamazdı ki sana
öfkelenip taşladığım eşsiz güzellikteki bir boğaza bakardın
mutsuz olduğunu söyler benim gözlerimi kapardın
birer hayalet gibi dolaşırdık insanlar şaşardı halimize
ben yazardım usanmadan mutlu son arardım beyaz sayfalarda
o şarkılar yok mu kasvetli kederli felaket habercisi
hepsi ölmek üzere olan bir umutsuzun son isteğiydi sanki
dinlerdim çünkü her vasiyeti hakkıyla yerine getirmek gerekirdi
pırlanta değilmişim hele elmas olmamışım hiç
yoksa çoktan kalkıp gelmiş olurdum güzel boynuna
ya da bin çift gözün önünde takılırdım zarif parmağına
sen beni görene kadar insan olmamışım hiç ama hiç
kalkamazmışım düştüğüm yerden Ey Gözleri Yeşil Sevgili
öyle çok hayal ettim ki gözlerinde eşsiz bir zümrüt olmayı
sen bir omuz istedin benden saçlarında içten bir şefkat
bir kucak istedin sımsıkı sarılıp sessizce ağlayacak
işte ben bunu sevdim sen beni seçmek istedin
hiçtim üzerime basıp geçebilirdin ama sen bana Aşkım dedin
şimdi bir dilek belki şu yazdıklarım bir aşkın son sözleri
okuyacak insanlar duyacak sana sarılmak isteyen sesimi
belki bir gün sana okurum bunları bir şöminenin yanı başında
ama teşekkür etmeliyim öncelikle bizi buraya getiren Tanrı'ya
O'nu her şeyden çok seviyorum ne verirse versin bana
saygı duyuyorum seni böyle güzel yetiştiren Anne'ye
bir aşkın dize dize geldiğini gördüm olmak üzereydi sabah
beyaz bir hayalde bana verdiğin temiz yeri gördüm ya
usanmam yılmam isterim seni senin beni istediğinden fazla
korkma sakın karanlığı sımsıkı tutuyorum Ey Masum Sevgili
korkma yanında Bir Olan Tanrı en içten dualarımla her an
673
denizin ölmek yanı
Fener bekçisi
bir yazın daha ardından
sahilde ateşler yakıldı
çalındı söylendi
bunca vedanın içinde hayat
unutturmamıştı bu yazı da
kimi gün doğmadan sevişmeye gitti
kimi oracıkta buruverdi yüreğimi
neyi özletecekti ki kıyılar
aşktan sevgiliden başka
bir kadın da ben vermiştim denize
her denize bir kadın
o kadar uzundu ki hikayeleri
çoğunda tek başımaydım
bütün fenerleri gezerdim
her birinde sevinçlerim kalırdı
üşürdüm vakitli vakitsiz
çöken sisler içinde
kalmak kadar kolay olurdu gitmek
şu tükenen ömür olmasa
yavaş yavaş tutuşmazdı
yanmazdı gecenin mayası
ilk sonbahar gününde gençlikti
biraz daha ömrümden koparılan
olup olacağı kısa bir yazdı
her giden geminin ardından
atılan umudumun kaçaklığı
yavaş yavaş çökmüştü dizlerime
her seferinde ret görmüştü hayallerim
nasıl olsa nasıl olurdu evimin yolu
bilmem
hangi evindi bu çektiğim özlem
belki de bütün yazlar kısaydı
yalnız bırakıldığım günden beri üzerimdeki
yaşlanmış insan kokusuna alamamamdı hatam
her şeyiyle kısa kalmıştı gördüklerim yaşadıklarımdan
öyle özledim ki
bir çimen tazeliğinin sırtımı üşütmesini
şu inemediğim kayalıklarda
olup olacağı kısa bir hayattı
birikebilirim
çaresizlik bir küçük göl iken yüreğimde
acımı belli etmeden kimselere
tutabilirim
mermer yontusu gözlerime
dönüp dolaşıp konsa da ağlamak
suları özgürlüğe boğan
gökyüzünün altından giderdi
gölgesi yosun gemiler
bazen de
çoban yıldızının kuru ışığına emanet başlardı
kaptanlarının denizkızlarını uyandırdığı seferler
ben
yine de sakına sakına severdim denizi
ve deniz
ufkunda kıskanmadan yaşanınca
sevgisini fenerlere verirdi
yolcular
iyi bir yaşam için binerdi genç kızlar
kızıl kızıl adımlarken gün batımı saçlarını
okşar gibi görürdüm
bir zamanlar
merdivenlerini gıcırdattıkları evleri
yüreğimi giderken nasılda eskitirdi
yüksek topuk özlemleri
kollarından tutar gibi görürdüm
beni almayan gemileri
ve sicimlere bölünen anılardan
kumlardan silemezdim adımlarını
denizin ölmek yanı
gemiler yükü geçer
giderdi omuzlarımdan
belki de
sadece benim baktığım kıyıda
cehennemin en soğuk yüzü
denizin yüzüydü
yarın ne olacağını düşünürken
aklımın yarısını hep kuşlara verirdim
gitmezlerdi
benim gitmek istediğim yere
bazen
birden batmıyordu gün
titreşiyordu mumlar gibi arzularına
evinde olmayanlar
bilmem
hangi evindi bu çektiğim özlem
bir fenerci çırağı olduğum günden
beri vardı belki
ilk kez o zaman gördüm
beşeriyat çeşmesinden akan ölümü
içmeliydi ama
hangi sonbahar günü
bir yaprak gibi ıslanacaktı ellerim
gölgelerin
iki vücut arasında kalmasına yakın
derdi sefa kaptanlar
işte o zaman
mütebessir alınlarda birkaç mısra
gelecek okunur
eminim sonbaharda
yüreğim
eğer Tanrı seni seviyorsa
bil ki karşı sahildesin
gözlerim
kumsalda kararsız adımlarla dolu izlerim
hep gözlerdim
önce kızlar
kollarıma bir demet akşam gibi çökerdi
hoş avuçlu
çoban yıldızlı kızlar
bazısı sevgiydi
yüreklere giderdi
kurak bir yol damakta
sonra kimsesiz kadınlar
salına salına geçerdi
suların akordiyon ahengi o gözler
o bakışlar duvarlarımda pul pul
geceme katlamazdı
hiçbirinin sabahı
ve solardı renkleri
ince bir fotoğrafımın siyah beyazlığına
balık kalabalıkları içinden
deniz alırdım deniz veridim duvarlara
kazınan boyanan duvarlarda
kadın rengi yüklüydü hayallerim
her akşam anlardım
ağ zamanlarında kurşun günler geçirdiğimi
duyardım saatlerin beni kaderlerine fısıldayışını
sürü sürü balıklarla
sicimlere takılmak isterdi
deniz dibi yüreğim
intiharlara bulanıp sessizliğe durulan
yalnızlıklar yapış yapış
kuru yapraklar gibi yüzlerde
hep akşamı beklerdim
gemilerde giden akşamı
kimler kimleri fısıldardı denizlere
ve kim gömerdi beni denizlerin ortasına
damarlarıma sürtünen kanın sessizliğinde
hangi gemide taşınır suskunluğum
kimin dudağında almıştı dudaklarım
şu akşamların götürdüğü şafak ölülerine
sadece el sallar
el sallardım
güneş batar iğnelenirdi ufuk
bir büyük dalga patlar
su taneleriyle sıçrardı düşlerim kayalıklarda
kıyıda canlanan ateş kümeleri
sislere savururdu
kıvılcım kadın yüreklerini
oysa ben hiç ölmeyecektim
bütün güzel kadınlar kollarımda yaşlanırken
fener aydınlığında uğuldayan o kör ustura
gelene geçene yırtardı geceyi
ve neden balıkçılar gidene kadar
rıhtım direklerinde çatırdar dururdu ayrılık
kalbimin kapları
içindekileri korumak için kapanmıştı
kıyısız denizsiz bir yerde
bir güneş vardı tenimde
sıcaklığını unuttum
deniz bırakmıyordu bazen aldıklarını
değiyorsa anılar katıyordu tuzuna
bir ezgi uzatıyordu ağaçlara
yana yıkıla martı sesleri
çok fırtına koptu gönlümde
kaçında battım bilmiyorum
uçuşurdu karşı kıyıda
bir kadının etekleri
çağırırdı parlak çoraplarıyla
yüksek kaldırımda bir yalnızdı
bir ıslanmıştı kirpikleri
ve bir kez batmıyordu gün
sabahın koynundan gelecek ise sevgili
bir ağacın dalları da olmasa
koyardı gövdesine bir başınalık
denizin kıyısında masa
masada bir kadın düşünürdüm
sefa kaptanlar gençliğini çağırırken
gençliği yıldızlarla yürürdü
gerçekten küçüktü mutluluk
ardı sıra gel geç
bir yanı ağlamak üzereydi
bir yanı hep güleç
ve ufkun
bir altında bir üstündeydi kuşlar
bilmiyordu kalbini
ne yana yakın
birazdan
penceresinden üzerine sızacak
ışık hüzmesi bakışı hayatın
gözlerinde tozlanacak birkaç günümüz
geçmişinde bıraktığı birkaç dal parasıyla
bir süre daha ayakta kalacak
biz
binlerce hainliği yok etmiştik
bir hainlik bizi
yazık
674
bir çizgi aşk
Tekil diyalog
bir çizgi aşk
eşyalar içinde hiç kırılmadan
iki güzele tutunmuş
öğrenemiyor
kendini veremiyor hiçbir işe
mutsuzluk bu
bu gücün bir adı olmalı
yoksa yürekler buna
bin yıl bile katlanamazdı
gerçek bu
mutsuzluk körlük
oyunun adı yaşamak ve ölmek
öldürmek ya da yaşatmak
ama kural var
akıl var
aşktan da
oyunda da anlamıyor
anlamıyor
anlatamıyorum
675
iş
çalışamadığına üzüleceğin iyi bir iş mi arıyorsun
al sana güzel yaşamak
676
herkes gibi
herkes senin düşündüğün gibi düşünseydi
sen kim gibi düşünürdün biliyor musun
ölmek üzere olduğun o günler
677
bahçe
Bahçeli adam
ufku çekiştiren kuşların gölgesi
bir ninni gibi düştü üzerlerine
önce akşamsefaları menekşeler
sonra erik ağacının yaprakları
son yaz biterken
ömrüne doya doya kuruyordu bahçe
helalleştiler sarılıp öpüştüler
esmeden önceydi bir kasım rüzgarı
son kez su verdim
bana bakıp gülüştüler
koparılmadıkları bir sevdayı daha
emanet almıştım son yazdan
vermek üzere ilkbahara
şu bahçede olmasa dedim
kimse kalmadı terk edip gideceğim
hangi yaradılış sevmiş ki yalnızlığı
şeytan kötülüğüne arkadaş arar
yalnızlığına kurban yetiştirir
şu vazomdaki boşluk bile kıskanır beni
tütün tabakam elma kabuğu ister
kedimin renksiz hayali
her istediğinde tabağı oyun dolu
kimler bilirdi
kalplerin her zaman canlı suretlerde yaşamadığını
bir sandık dolusu kuruttum ben ellerimi
nerede sakladığımı saran olmadı
hangi kırılmış gönül sevmiş ki
mevsiminden önce gideni
yaradılış sevsin sevdiğini kandıranı
bir demet dolusu kopardım ben ellerimi
alıp ta bağrına basan olmadı
tüm sokak bilir
bahçe kapımın sessizliğini
açıp girmez kimse
beni benden başka bilirler
kimsenin çağırmadığı evimi
bahçem var benim
cennetten bir başka
bilen bilmeyen bilir
son yazdan başka kimseyi beklemediğimi
bahçem var benim
bir başka deniz gibi
çiçeklerim
her biri bir gemi
yalnız birer kadın gibi
uzaklaşır kokuları
bulutlar omuzlarında eski bir şal
gitme
gitme kal
nereye koyduğunu unutmak gibi
bir zamanlar belki yaşamaktı benimkisi
ya da bir kopya kağıdı zaman
girmişti begonyaların arasına
hayal müptelası kedim gibi
saklandığımı sanıyordum aralarında
hayat
şimdi bahçemi kemiren börtü böcek
hepsi onlar gibi
acımasız olduğunu fark edemeyecek kadar zavallı
Tanrı bile benim gibi sevmedi onları
her gün
gün gibi açılırken üstüm
belki de begonyaların arasında değildi
geçmiş
herkesin saklandığı bir yerdi
her biri gitmişti
geçmiş
hepsinin saklandığı bir yerdi
bense yaz yağmurlarını adam yerine koymayıp
onlar gittikçe su vermiştim bahçeye
her gün aslanağızlarıyla kaçardım uykum
çiçeklerin dibinde doğrum
cıvıdıkça cıvırdı
her gece
ılık bir mayıs gecesiydi
son yaza kadar
ne kabuslar göreceğim derdim arkaları sıra
her biri şakağıma dayalı döşeli
gözlerimi kapamamı beklerdi
aslanağızlarıyla kaçırırdım uykumu
gelecek
hiçbirinin gelmediği bir yerdi
keşke sorsaydım onlara
o yoklukta
annelerinin annelerinin anneannelerini
bilirler miydi bir çarıktan yoksun
aşka nasıl yürütürlerdi
yorgun dilber ayaklarını
tekerlenirken istemeye
hıncım dilindeyken keşke
sorsaydım suları kapatıp
ahlaksızlaştıkça ahlaksızlaşır mıydı ahlak
sızladıkça sızlar mıydı ayakları neden çıplak
o yoklukta aşka
nasıl yürütürlerdi yorgun dilber ayaklarını
koparılmadıkları bir sevdayı
nasıl tüterdi gözleri
çıkmazdım sokağa
çok geç gelirdi kar bazen
bir korku vardı kapımın önünde
bir de küflü bedeniyle bahçe kapısı
karanlık çağlardan gelen bir çığlık
zorlardı nefesimi
bir çocuk otururdu kilidimde
çamur kaşlı
bir korku vardı kapımın önünde
çıkamazdım sokağa
sokağım sevmezdi beni
kapımın önü kirli
kalbim
ne diyeyim şimdi sana
bedenim
topraktan önceki mezarın oldu
atsan da atmasan da
dolduramadığım durup bana baktığın
o sayılı boşluğu
bir de şu kıskançlığından çatlayan vazoyu
yapamadım hiçbirini
bekledim
vefa ederler diye bir bahçeyi
etmedi hiçbiri kalbim
gidenlere gücüm yetmedi
678
... hani geçmişte kalmıştık
Oturmuşum da bir kuşun sırtından
maskeler görüyorum etli butlu
erikli armutlu kayısılı
kirazlı maskeler bir de
uçuyor balonlara bağlanmış cennet sözleri
adlarına yakışır dolu masalarla dolu şehirler
her ayağında bir çocuk masalı sürgün
ve terk edilmiş sokakları gibi bedenlerde ruhlar
benim dünyamın ortakları hep üzgün
ovalarımda iç çekişi dağlarımın
sislerde güzel anlamını bulamayan bir beyaz
vicdanımdır kanat sesleri azıcık duyulsa
o sabah gurbette de olsa gelir mi bu yaz
kimler gibi beklemeliydim ölene değin
amcan gibi asbest madenlerinde gökyüzünden
sebebinden uzak kalırken umut
hicran açacaktı ağaçlarım suskunluk yahut
anladım özenle katlayıp bıraktı güzelliklerini kadınlar
küçük kız bebeğini yavaşça
yadırgadı hepsi ağlamayın değince
toprağını kabartmadan yatırmadı erlerini kadınlar
anlattıkları yağmur üşümekti kar düşünce gönüllere
dünün yakınlığında duruyor bugüne uzaklığımız
gömülünce bulutlar erleriyle
yazmalardan işlemeler ellerden çaresizlik döküyoruz
bizden yanaydı çağlar zamanlar
peygamberlerin kanıtladı bir bilinmeyendi insanlık
önceden bir hata bir yanlış
hani geçmişte kalmıştık
özgür sabahlar olacakmış kırlarda
her çiğ damlasında esareti ürperten
birileri tohumdan korktu ama
berrak çiçeklerdi aslımızı süsleyen
hayallere bağışlandı ne yazık yüreklerimizin en güzel yanı
istemeden yaşlandık olanca hızıyla
ve düşüncelerimiz gençleşmedi
gördüklerimiz istediklerimize çiçek açmadıkça
hala kabarmış toprak duygusu taşınıyor gözlerimizde
mezarlıklarda zamanımız taştan kırlarda değil sesimiz
kimimiz askıda kimimiz işkencede
kanlı çukurlara düşüyor bayramlıklarıyla çocuklar görüyoruz
insanlığın olmadığı yerde hakkın hükmü
yaşananların yıkık gölgeleri altından uzanan birkaç anımsama
kalem tutan ellerde acizliğin kördüğümü
birileri gülleri koparıyor özlemek boşuna
hangi babayiğitler dağıtacak şu sisleri
o zaman kimler haykıracak bir bilseniz kimler
yok artık dünyamızda güzelin ülkesi
hudutlarımız şimdi birer gül bahçesi
bizleri ayırt etmeden saran dostluk
şu gökyüzü şu en adil özgürlük
ufkuna uzandığımız yana yana
ne biçilmez paymış korkaklara
işte ben görüyorum maskeler etli butlu
erikli armutlu kayısılı
kirazlı maskeler bir de
arkalarında korkudan kararmış yüzleri
679
sorular
ne yalnızlığı
sen uyuyamadın. çünkü aklında üzdüğün baban ve içindeki boşluğu
dolduramayan zavallı kocanın zavallılığı var
sen oğluna ve karına ayakkabı alamadın
sen kumarda kaybettin ve şeytan sana silahını nereye koyduğunu fısıldadı. sen de, sen de unuttun
seni sinek ısırdı
sen de beni öldürmeye gelensin
siz neden toplandınız
gördüğünüzün adı şahdamarı değil. onun önüne geçeni bilmiyor musunuz
ne yalnızlığı
yalan yalnızlığı mı
bir İnsan'a Tanrı'dan müjde geliyor
bir kurtuluş yolu var artık
kaç insan biliyor
ne yalnızlığı bu çok bilmiş bedenlerde
Ruhu bilen yok mu aranızda
Meleğe ve kendisine inanmadan önceki bir anlık Elçi Yalnızlığı mı
yoksa güneşte doğan bir kelebeğin yalnızlığı mı
ne yalnızlığı
680
yeni İstanbul
İstanbul
geldim yüreğimde soldurduğun gül
sen misin sultanların tacı
beni yedi sırtında yedi keskin hançer
İstanbul
kör olsun gözlerin
istemem eşsiz hazinelerini
bana ağlattığın sevgilimi bul
İstanbul
ateşin kırmızı eli ol
yak dudağımı dilimi
sal öfkeni üzerime
eğilmez başım önünde
İstanbul
büyüksen dedikleri kadar
sustur o uğursuz şarkını
boğazında bir gece yarısı boğul
kırılıp dökülsün gemilerin
yıkılsın köşklerin sarayların
uyan bencil rüyandan
uyan gözlerimdeki celladını bul
İstanbul
gözün kör olsun İstanbul
istemem gerdanını süsünü
istemem mehtabını sahte düşünü
bana kırdığın sevgilimi bul
681
hiç
Bugün
karşılıksız kiraya verdim yüreğimi
üşüyen bir serçeye
kış günü yapayalnız sokakta kaldım
bugün titreyen ellerimi
bir hayır duasına verdim
yaşlı bir dilenciye
cebime sokmadım
ceketimin yakasını kaldırmadım
bugün sevgimi kimseye vermedim
hiç üzülmedim
hiç üzülmedim
682
dede
Bir ihtiyar
bildik sözlerle anlatılmıyor yeni ayrılıklar
kimi kaybettiğimizin ne önemi var
biz kaybettik kaybolan biziz
her defasında ilk kez üşüyoruz
esecek mecbur rüzgarları bunlar
günü gelince ömre artık bitti diyorlar
her yanı soğuk bir yere giden
kelebek tenli bir histi ellerimizden
doldururdu uykuda göğsümüzü günaydınlarla
nasıl da rahat bakıyor şimdi gözkapaklarına
hala ansızın gitmiş biri yanımızdan
konuşuyor bir resim gibi hiç yorulmadan
sarınmış karanlık bir çekmecede duruyor
duymadığımızı biliyormuşcasına fısıldıyor
tenha bir koridordan geçip gitti zaman
kim bilir kimdi arkasına dönüp dönüp bakan
ne önemi var tanımayan biziz
gidenler de kalanlar kadar sessiz
683
cadı
o kapkara bir gökkuşağının gölgesinde oturur
sevdiğinin adını söylediğinde
rahmet diner pınarlar kurur
bilir misin
onu her kim sevse
en çok sevdiğini sırtından vurur
onun kalbim dediği kan çukuruna
hangi zavallı düşse
kendini kara bir gökkuşağının
köklerinde bulur
684
o gün
içgüdüsel masumiyetin kaybolduğu gün
ilk günah kehanetinin doğduğu gün
veremli kadınların birlikte ayrıldığı gün
iki kara bedenli yüzleri kapalı kördüğüm gün
eli kolu bağlı kaldığım gün
ol un günü
yok un günü
yok ol un yarını
bugün
o gün
685
sessiz bir kırbaçtı aklı
Çok uzaklar ayağına geldi
görmeye başladı
aklının uyandığı sabah
yalancı yalnızlıkları terk edip
bir anlık Elçi Yalnızlığı aradı
bugün dün oluyordu
yarın bugün olmuştu
hepsi birden bir an
biraz önce olacaktı
her gün başka biriydi işi kendinleydi
karşısına çıkma yeteneği vardı
ters adamdı
yalnızların köpeği saldırgan olurdu
bu yüzden bir köpeği yoktu
aç köpeğin tekiydi
nefsini bir zindana attı
sessiz bir kırbaçtı aklı
fikir yalnızıydı
birileri gelir birileri giderdi
yüreğini ters yüz ederdi
dalardı düşünceye uyanır boğulurdu
kar gökyüzünü yağmalarken
gördü örtülen dünyayı
saydıkça devrişen anlamlardan
nasıl bulurdu yolunu insan
iki göz nasıl bir anda
iki kar tanesini birden görürdü
her doğum gününde
hep başka biriydi
duydu yalnızlığını
vakti geldi doğurdu
yoksa ölecekti ikisi de
gördü taze ekmeği yağmalayıp
karlar üzerine bırakanı
gördü
halden hale bir halde bilinen bilinmeyen
yaşlandı
çok uzaklar ayağına geldi
başladı hikaye
tuttu güçsüz ellerinden
bir çukura götürdü
686
elim yanağımda beş parmak
suçladığım insanlar
meğer ben mişim öğrenemediğim
anladım
bir gece yarısı kendimi
susuzluktan ölmek üzereyken buldum
yalnız kalmamak için
hep hayal kurmuş olmaktan daha yanlış
yalnız olmamak için
yanlışsız bir insan aramak varmış
bir umut silkindim karanlık kumlardan
bekledim sabahı düşündüm
geçmişi unutmaktan kolay ne var
iyi geçmiş ise
suyu bulmaktan kolay ne var
kalbin temiz ise
çölde yağmur
elim yanağımda beş parmak
687
bir rüyaydın uyumadım gördüm seni
sıcağına aldanmak için biraz
kucağına uzandım gözlerinin
nasıl olsa uyandıracaktı biri
bir rüyaydın uyumadım gördüm seni
soğuk yüzlü ateşle yükseldi zaman
büyümekti her sonu bir kez olsun tatmak
ya ürperip yanacaktım ya bile bile
çaresiz biriydim çaresiz buldum seni
688
kalbinden ona doğru
Gittiler
çağırdın yalnızlığı
gelmedi ismini söylemeden
bir mucize getirdi sana sesin
her kapı açıldığında hep canım dedin
kapın çalınmadı uyku gelmedi
sonunda canın çok sıkıldı
sen de kendinden geçtin
hiç görmediğin atları özledin
hayalinde bozkırlara gittin
yeni doğmuş bir tayın
güçsüz bacaklarıyla titredin
onlar ki
ince bileklerinde dans ederken ölüm
özgürlük adına uyanır
dolu dizgin koşarlardı
yazmadı sırlar hiçbir aşkı
onlarınki kadar coşkulu
bir sesi böyle yankılı
saklayamadı toprak
ufka baktın
toynaklarının dövdüğü çayırlara
anlatamadın hikayelerini bisikletsiz çocukluklara
o zaman tanırlardı özgürlüğü
seviyorum diyen uzun saçlı bir yabancıyı
umutsuzluğa koştu gece
bir yenilgiydi kalbinde
demir ökçeleri
küflü genizleriyle geçip gittiler
hiç görmedin
onlar için bir savaş nasıl hüzünlü bitti
asilik yelelerinden süzüldü
dört sütunda yükseldi asalet
toprağın yıldızları kayıp gitti
güneş doğacaktı birazdan
genç bir tay kalkıp koştu
kalbinden ona doğru
sen görmedin
özgürlüklerini hayal ettin
kendine geldin kovdun yalnızlığı
bir umut verdi sana sesin
küstah bir uyku geldi
hadi canım sen de dedin
689
yalnızlığın yüzünü silmiştir
Bilmiyordum öğrendim
ayrılık
ayrılınca biter
daha kapıya varmadan biri
giriverir içeri
giden gider
bilge bir gün olur
kapıdaki küçük delikten
tuvaldeki başsız kuşlar gibi
küçülür kaybolur ışığa doğru
ışık söner tören biter
evde biçare vasiyetler
diş fırçası çöpe
terlikler bir dilenciye
yanmaya hazırdır her sigara
yakmayı bekler her kibrit
kokusuna küflü bir çivi saplar
üzerine bir mektup yazar
hiç okumadan yakarsın
perdeler biraz daha kirlenir
sabaha karşı iş güç
yarı ölüler dirilir
tam ölüler kendilerini bekler
bomboşluğun bitişidir ya sokaklar
başında bekler sanki hayat
ölüm sonundadır sanki her birinin
her birinin elinde sivri bir çekiç
köşeden dönmeni bekler
embriyo bir şiirdir gönlünde
doğmak büyümek ister her anı
canını sıkar bazıları
kağıtları çekmeceye koyar
kalemi kökünden kırarsın
can sıkıntını okşar bir vakit
her vakit susup düşündüğün her yerde
biraz dolaşıp eve her geri geldiğinde
hayatını sana verir sabah akşam pişmanlık
gölgen geçemez köprüleri
daha yolun başında
düşer kaybolur bulanık sularda
gölgen çığlıksız biri
asla ısınmaz soğuk sobada
seher vakti hiçbir gömlek
kıyamaz işçi ellerin
tahtadan imgeleri yakmaya
her şeye rağmen kesilir
acın saçın sakalın
perdesi hiç kapanmayan
klişe bir oyundur mutluluk
kim ne yapsın
aynadaki çatlak süse
yüzün gittikçe senden ayrılır
kapının arkasındaki havlu
yalnızlığın yüzünü silmiştir
dolaptaki ekmek kuruyana kadar
kim bilir kaç anne ölür
aç geldin aç gidersin
ruhuna yeni yüz
üzerine ütüsüz gömlek giyersin
posta kutuna ümidini bahşiş bırakır
köleliğe koşar adım gidersin
yangın çıkmadıkça çıkamazsın dışarı
fabrikada çürük elma
hani bir an dalıp gitsen dışarıdaki hayata
süpürüverecekler seni çöpe
dudakları ayrılık karanlığında bir adamsın
sonunda senden başka kimse kalmaz
hiç kimse bu mezarda
bir gün ölüm
her gün gelir kapına
zaten sözün körü geçmişti
hiç gelmeyen bir mektupta
bilmiyordun
öğrettim
690
sensin
işte güneş
sıcak elleriyle karanlığı itiyor
gördüğüm sensin
bir çiçek
güzel kokmayı öğreniyor
nasıl dersin
sevgili
sensiz bir gece daha geçti
bir gün son dersin
bir aşk
özleminle büyüyor
kalbimizde dersin
bir sıkıntı
yakamı bırakmıyor
seni seviyorum dersin
bir heyecan
uyutmuyor beni
belki gel dersin
bir hayal
kuruluyor yatağıma
hiç görmediğim sensin
691
yara diye bir şey yoktur
kalemi gördün mü
kalemsiz olmaz
kağıtsız olmaz
saf akıl bir işe yaramaz
anne sütünden sonra
kağıt kalem
hesap bir işe yaramaz
akıl geçmez mahkemede
hakimler acizdir ceza veremez
duymadık görmedikçe
illüzyondur acılar
burası mavi dünya
senden beklemiyorum
adalet bir işe yaramaz
fikir söylenebilir ancak
adalet adalete gidecek
Kitap'ı gördün mü
Kitap kağıt kalem veremez
sen öğrenmedin mi
okuyup yazmadın mı
dönüşmek ya da durmak
bir işe yaramaz
zaman elleri bırakacak
aç kalmaktan korkuyorsun
savaş meydanlarını unutturacak bir yer var
ne yapacaksın söyle
ölmeyecek misin
nasıl istersen
ateşe gidenlerin içinde
suya gidene bak
boşa üzülme
yara diye bir şey yoktur
zaman elleri bırakana kadar
ben sevebiliyorum
ah keşke
en kötü şarkıları da sevseydim seninle
692
aşk dilimi bilmiyordu
Kibrit çöpleri
sakın söyleme
ateşin gölgesinde hayat
için için ve sessiz olmalı
rüzgar yandığımızı duymamalı
vefalı yorgunluğum bana omuz verdi de
otuz yıl geçti bir kuyunun başında
toprakta beyaz inciler aradım
lüle lüle kırlaştı saçlarım
bir elimde küt kazma
aradım gece gündüz
koynumda güdük kalemim
aşkı çevirecek bir dil
bulamadım henüz
daha bugün
hangi gündü bilmiyorum
gün deniyordu
gün demek adettendi
aramasam ne olur ki dedim
nasıl olsa geçiyordu ömür
ister dağ başında yalnız
ya da göklerde bir yıldız
isimlerimiz ayırmıştı en başından bizi
saatim yoktu çünkü biliyordum
bekliyorsanız ölüm her yerde sabırsız
her şeyin aklıma gelebileceği hiç
hiç bile gelmiyordu aklıma
bir kimse olamıyordu hiç
içimdeki seslerden başka
konuştuğum karanlıkta sarkan bir çukurdu
gülümseyişini arıyordum toprağın
ki yaşamak için sökebileyim beyaz dişlerini
sigara alayım ve biraz da kibrit
-seviyorum çok ah bir bulsam seni-
devrik bir cümlenin sefil hükümdarıydım
bir çiçek kopartıp
sevdiğimi söylemeyi hayal ediyordum
bir kolum yetiyordu
bir çiçeği kopartmaya
biri toprağı tutuyordu
bazen yalnız değil buruktum
nasıl olsa niyetin bir tapusu
cimri bir sahibi yoktu bu dağ başında
karıncaların yolunu temizleyip
dev gibi yaşıyordum
anlam özürlü bir çocuk gibi
sayıklayarak dolaşıyordu meydanlarda
biliyordum
yaşamadığım uzak kentlerde
ruhlar bedenlerden daha çıplaktı
her ne kadar gitmemiş olsam da yıllardır
öğütmüş olmasam da çeşit çeşit
dilim nemliydi
yine de tatlıydı
aklım dilim kadar dolu
korku hazine sandığım kadar boştu
çok zengindim
bir şiirdeki rüya kadar gerçektim
ki teneke kutularda büyüttüğüm çiçekleri
ne koparıyordum ne de solduruyordum
ama uykunun bana fısıldadığı hikayeyi
yazacak kadar kızarmamıştı yüzüm henüz
ayıptı işte
özrün dönecek bir sırtı yoktu
cesaret uyanır uyanmaz bir sigara yakmaktı
boşunaydı düşünmek yatağımdaki boşluğu
boşluk bir teneke kutunun ağzından daha doluydu
renklerin çınıltılarıyla olan sabahların ardından
tepelerden görünen o ovalar
babasız çocuklarını doğurmak için ıkınıp dururken
bir teneke ağzıyla boşluğa
hep tepelerden bakıyordum
gözlerim hep arkada
gidilmiş görüyordum yolları
geceliksiz düşler ve uğultulu şiirlerle
anılarım bulanık yağan bir yağmurdu
ıslatıyordu düşüncemi
ağlıyordum açık açık
bir dağ başında
en yakın yabancıya
iki saat uzaklıkta
kimin uyandırdığını bilmiyordum
ya da uyanacak kadar uyumuyordum henüz
hangi gündü bilmiyorum
son demek karanlıktı
her gün olan bir sabahtı
her sabah doğuda
aynı sağlam aydınlık
zaman vardı
kara çaydanlık ve bir karpit lambasıyla
gece olunca kendini sakladığı
eski kaleler gibi yarı beline kadar toprağa gömülü
turuncu naylon çadırın önündeki
tahta bir sandalyede otururdu zaman
hemen yanıbaşımda
her gece yastığımda
aynı çürük aydınlık
zaman korktuğum kadar
koluma takmadığım kadar vardı
ama yanımdan ayrılacağı günü beklerken
kaçıp kurtulamayacağım başka kim vardı
akşam üstleri koca bir ovaya ayaklarını uzatıp
güneşi kovardı
geçmiş
gölgesindeki boşluğu
ipek bir karanlıkla süpürürken
boşluğun adı
can sıkıntısı olurdu
uykusuzluk
git gide dolan tahta bir küllüktü
ey kalbim
ilk kez duymadım
son kez söylemiyorum
ne ilk kez oynadım
ne de son kez oynuyorum
bazen yalnız gibiyim
yoksun sen
mutluyum yalancıyım
benim kadar emin ol
senin kadar yaşıyorum
işte yalan dünya
yalan gerçeğin misafiri
işte erzak aldığımız bakkal Hakkı
bir çay içmeden kalktık mı
aşk benimle konuşmamıştı henüz
yüreğimdeki köşesinde suskunluk
dudağımın çatlağında yankısı
ne yapayım
yaşamaktan vaz mı geçeyim
kuyunun dibinden baktığımda
bazen olmuş akşam
bir kuyu ağzıyla koynuma
tüllenmiş siyahı dolmuş
gözden düşen bir karanlığı
taşıyamamış çıkrığım
kopmuş iplerim yaşama sevincimle
gecemi dağlayan sigaranın ucu gibi
ufalanmış gözbebeği aşkın
dilsiz kıvılcımlarını isyanla
nefesimden nefesime savurmuş
can ve gece
sırtlardaki ayıp çulu
ve de yontmaktan yılınan o karanlıktan sert soru
yarım noktalı anlamlardan sıkılırken
ihanet
ilk kahpenin yüreğini şefkatle sarıyordu
şahdamarımla okşadığım umudum
ilk akşam
ilk şehrin üzerinden
ilk yıldızına bakarken
kül olduğunu bilmiyordu
aşk dilimi bilmiyordu
her uygarlık gibi kaybolmaktan mı
yoksa unutulmaktan mı bilmeden
korkup ışıyordu her köy çaresiz
yanmaktan korkuyordu ilk yıldız
tedirgindi ilk tuzak ormanda
karanlığı ve kurbanını beklerken
yüzsüz çaresizliğim hiç uyumayıp
heyecanın şehvetini fakirliğimin kokusunda gizlerken
dizlerim yamalı ama dizim sağlamdı
çeşmeler sularını boğmuyordu henüz
şeker kavanozundaki tatsız boşluğa imrenen sabrım
kendi kendine gülüp acıyordu isyana
uykusuz bir kahkahayla
toprağın altı uyanıp
üstüne su vermiyordu henüz
boğazımdaki alacakaranlık
ses tellerime boşluğu giydirirken
kara çaydanlık
bundan sebep hokurdamıyordu
turuncu naylon çadır
hararetini kesecek kadar tutunamıyordu toprağa
kaleler kaç yaşında olduğunu unutup
yıkılmadan yılgınlığa sorarken
köklerim yoktu
kök demek dünyada kalmaktı
ayaklarım emiyordu yine de bir mevsimlik
gebe toprağı
eşiyordu deşiyordu
biri toprağı tutuyordu
bir ağaç kadar uyumluydu gülüşler
ömür veren orman havalarıyla yıkanıyordu yüzler
her fırsatta kurtarıyordu kendini insanlık
kara insan karşısında
acı bir baston gibi dik tutuyordu beni
önce ışıklar yanıyordu ürkek gözlere
sonra ortalığı kan revan bürüyordu
tetik kıvrımlarında kurulan
zevk sefa mahkemeleriyle
kulaklardaki çınlama
parmak uçlarında hissediliyordu henüz
özrün verecek bir sırtı yoktu
nasıl olsa ayrılık
cennetin parlak kapısında
gerçek yüzünü göremiyordu henüz
bir karpit lambasıyla ışımadan
yanlış av olmaktan kurtaramıyordum kendimi
nazar mavisi bir çaydanlık gibi
kararıyordu hayat
çaresizliğim eriyordu çayımda
yine de dilim nemli ve tatlıydı
durup dinlediğimde dinlendiğimde
gül büken güneşi ay
kurutmamıştı bahçemi henüz
kahkaha cehenneminde oyun sürüyordu
yalancı yalnızlığım kendisine bir anne aramıyordu
sağlıklı ve gürbüz bir çocuktu
yalnızlığım ayrılığımdan küçüktü henüz
yine de ovalar yalnızlıktan geçilmiyordu
ayrılık seçilmiyordu cennetin kapısında
karanlıkta bulduğum parlak yüz
hatlarını göstermemişti henüz
altın kazmayla kazılmayı bekliyordu mezarım
ve dili elmas
ağızlarında dökülenler beş para etmezdi sahiplerin
tarlaların arasında suyun kıymetini bilen
buğday yürekli insanlar bekliyorlardı ama
büyük araklar
dillerdeki duaları biçmemişlerdi henüz
resimler duvarlar bekliyordu
aralarında kurt gibi pusulananlar
bir açlık korkusuyla
masumluğa kanıp kendimden gitmemi bekliyordu
aç ve hayasız renklerini çınlatmıyordu kırık kapılar
siyahı siyah emziriyordu beyazı beyaz
yıldızlardan karanlığı seçemiyordum henüz
sakın söyleme adımı
hisset
adım koynunda birleşen iki gözyaşıydı
bekle
kara bir kalemle yırtacağım
beni bıraktıkları karanlığı
aşk dilimi bilmiyordu
mazeretim mazeret aramaktı
bir ayrılık masalı
ya da yeni bir hayat yalanı
yetiyordu yaşamaya
köklerim yoktu zaman hep yanımdaydı
kurduğum hayaller ve köyler büyüyordu
karanlığa dokunan ışıklar çoğalırken
ağır bir kar aydınlığı
bakışlarımı hapsetmemişti henüz
dilim dişlerimin arasından nasibine değerken
anneme hep yalan kalıyordu
hayat önüme ne koyduğunu bilmiyordu
gerçek
saklayacağı bir şeyi olmayan duvardı
insanın içinden anlamak gelmiyorsa
düşüncesi kör bir kuyu
ne gecedeydim
uykum gelsin rüya göreyim
ne de gündüzdü
bir yola düşüp onu arayayım
bilmediğim her şeydi beni bekleyen
bazen karamsar gibiydim
bütün resimler yanıyor
tüm çiçekler siniyor
bulanık kırmızı bir gök kalıyordu ayakta
kendisini bulamadığımdan şikayetçi
mağdur bir sevdanın önünde dururken
deli gönül suçlu
taşıyan suç ortağı oluyordu
seni aç kurtlar kovalıyor
beni tok kurtlar
sakın düşünme
gelecek korktuğumuzu anlamamalı
sevgim tahta bir sandalyeye çıkıp
bulutların üstünde
kim kime sarılıyor görmeye çalışıyordu
bir temiz mendile düşüyordu düşler
bir azatın gölgesinde
yamalıydı ama sağlamdı dizler
uzaktı göğsümden
rüzgar ve ateş
hiç sıfırdan çoktu henüz
o kadar ki
aklıma sığmıyordu bile
yalan soğuktu
kardan adamın yüreği kadar
onun kadar onun gibi
kömür gözlerini kör bir kurşun gibi
aşktan söz eden her cümle
başından hiç eksik etmiyordu
suyun sermayesiydi ateşin suya yaptığı
ölümler iyiydi ayrılık gecelerinde
cellatlar çok kötü
dudaklar kırmızıydı kapalıyken gözlerim
hiç sıfırdan hep çoktu
o kadar ki bitmiyordu henüz
uyanmak ayıptı
yatağın diğer yanını
diğer yanı kadar sessiz bulmak vardı
arsız yalnızlığımın çocuğunu doğururken
çoğu gecenin sabahı
gözlerim bir karış zincirle sürürdü eksik etek şafağı
ağır bir kar aydınlığına
esir düşmemişlerdi henüz
ateş suya ne yaparsa yapsın su yine su
bir ağıza bir boşluk
kırk kuyuya bir boğaz taşıdım
bir tokluk bir açlık
elbet ben de yaşadım
nal çaktım gönlüme
yollar nereye giderse gitsin artık
saplı radyom bozulmamıştı henüz
umudum müzik kadar masum
kötü şarkılar kadar unutulduktu
her akşam güneş batarken yine de
pırıltılı gözleriyle
saklı şelalenin gökkuşağı seni bekliyor derdi
umut işte
bazen pişman olacağını bile bile
bir gün dönmeden
hiç dönmeden hatırlardı beni
bir gün deniyordu
umut kırık kapımı çarpıp gitmemişti henüz
kalbim çarpıyordu ya
zaman ritmini bozmuyordu
hayat vardı
çiçeklerim kırılmamıştı henüz
bana çırçıplak bir çukurun içinde
bir solucanın açtığı delikten sızan ışık
ya da iki ışık arasında kalan bir baştan başka
kimse bir şey anlatmıyordu henüz
iki göz arasında
kaybolmuş bir yaş bulunmamıştı henüz
kimse konuşmuyordu
söz vermiyordu kalmak için
açık havada sevebiliyordum kendimi
aşık oluyordum kalbime
kalbim kanlımdı
ayrılığın anlından öpen yoktu
ne sakardı şeytan ne komik
ona bayramlarını zehir ediyordum
bir yorgunluğun vefasıyla
ellerimi bırakmamıştım henüz
bir kuyunun büyüdüğünü
çıplak gözle görebiliyordum henüz
çıkrıktaki ilmeğin ne çektiğini
herkes artık evini başkasına yaptırmak için
yaşıyordu
evde olmadığını söyleyecek birini arıyordu
saklandığı yalnızlık oyununu bozacak birini
ki mutluydular
onlar mutlu
yalan mutlu
ayrılık sevenlere mahsustu
sakın sorma geçmişim
seni geri getirecek kelimeyi
geleceğin sonu yok
yolun sonunu ben nasıl söylerim şimdi
sakın sorma
ayrılık kadar yalnız biri
ayrılık ne kadar yalnız kalmış ki
sus
bu dağ başında
bu anı fırtınasında
kendimi yaktığım kibrit çöplerini
ben nasıl bulurum şimdi
2013 - 2018 ARASI YAZILAR
----------------------------------------------------
2013
karanlık bir düşünceyi onurlandırmak için
dizildi demir sütunlar yan yana
yandı kahpe kandil
savurdu isini
pisliğini
sırtını gümüşe dayamış aynaların yüzü
karardı bu kanlı katranla
görünmez oldu hakimiyeti milletin
vicdansız bir davayı kutsamak için
hazırdı aynasız cellatlar
aynasız hüküm vericiler
dostlar kayıtsızdı
----------------------------------------------------
2013
unutmak bazen şey gibidir
şey
hani vardır ya
nasıl derler dilimin ucunda
uçurumdan kendini her an
bırakmaya hazırmış gibi duran
ipsiz
kanatsız
mahkum
şey işte
hani oyuncaklarını kucaklar gidersin
elsiz kolsuz çocukların yanına
kaşlarıyla kuşları gösterirler sana
oyun bozan kuşları
gerisin geri götürür seni evine
hayal kırıntıların
bir ölü kadar uykusuz uzanınca ranzana
karanlığa bakarken görülür
neyse boşver
saçmalamaya değmez işte
unut gitsin
----------------------------------------------------
2013
-kafayı değiştirmek için geç kaldın ama başka çaren kalmadı.. denemelisin.. belki hepsinin gözden kaçırdığı küçük bir ayrıntı, senin bu sırtlanlar arasında yaşayabilmeni sağlar.
-bilmiyorum, nereden başlayacağımı bilmiyorum.
-öncelikle onların tarafında olduğunu belli etmen gerekecek. bir taraf seçmelisin. getirisi yüksek olmalı. bence en nefret ettiğin tarafa geç. egonun sana yol gösterebilmesi için, öncelikle onun önündeki engelleri kaldırman gerek.
-nefret mi? ben bir saniyeden fazla nefret edemem ki. bu dünyanın dışında, hemen şu bulutları geçer geçmez başlasam aramaya, iyi veya kötü bir insan bulamam. biri insana önem veriyor. imkansızın içinde imkan tanıyor. bu şekilde başlayamam.
-onların tarafında olmak demek, "ben bir taraftayım" demek. "ben bu taraftayım" demek "ben bu tarafın kanını emiyorum, karşı tarafla bir olup bu tarafı sömürüyorum" demek. 10 Kasımda Mecliste ne olduğu kimin umurunda. cenazelerde pahalı giysiler içinde dikilen adamların başlarını öne eğip ne düşündüğünü sanıyorsun sen. gazetesini tersten okuyan adamlara saygı göstermelisin. gerçeği saklayanlara, yazmayanlara teşekkür et. onlar kaosu ve kargaşayı önleyen büyük insanlar. ellerinde karanlıkla gezen adamlara katıl. ışığını onlara götür. bu bir oyun. hepimizin rolünde biraz nefret var.
-anladığım kadarıyla benden nefret ediyorsun..
-bunu senden beklemezdim doğrusu. senin iyiliğini isteyen birine söyleyecek başka bir söz bulamaman ne büyük talihsizlik. merak etme ben her zaman senin yanında olacağım. seni ne kadar sevdiğimi zamanla anlayacaksın. bu kafa karışıklığından kurtulabilmen için biraz zamana ihtiyacın var. hepsi bu. ben senin dostunum.
-evet istemeden de olsa bana bir iyilik yaptığının farkındayım. eğer dediğin gibi bütün tarafların içinde bulunduğu durum bir ikiyüzlülükten ibaretse kafayı değiştirmeme gerek yok. ama istersen sen bir dene. geç kalmış sayılmazsın. bu iğrenç çorbada senin de tuzun olmasın. belki de tüm tarafların gözden kaçırdığı küçük o ayrıntı, bu oyunun sonunda alkış sesi duymayı beklemenin ne kadar beyinsizce bir hal olduğudur. Selam.
----------------------------------------------------
2013
ben emirleri kaderden alırım
senin iblisin ise
seni ancak kaderine ortak edebilir
----------------------------------------------------
2013
günü geldi
sen de kırdın
yüzünü saklayan oyuncağı
anladın
aşkın ne mal olduğunu
----------------------------------------------------
2013
sen
hayal ederken başına gelenlere
"hayat" dersin
ben
kalbimin sesine
"kader" derim
----------------------------------------------------
2013
doğru düzgün çalışmanız için
başınızda illa bir Peygamber mi dikilsin
siz İnsan değil misiniz
----------------------------------------------------
2013
Cennette bile olsa
farklı biri olmayı istemek
Cehennemdekilerin
sıradan biri olmak istemeyişleri
----------------------------------------------------
2013
yalan dediğin gerçek
olmaz dediğin olur
kan dediğin çağlayan
şah damarımın çığlığı
----------------------------------------------------
2013
sen mermi yemeyi göze al
biz pasta yemesek de olur
ekmek bitmiş
ekmek yokmuş
ekmek kalmamış
yağmur yağmamış
güneş doğmamış
ekin bitmemiş
----------------------------------------------------
2013
ey İsa
seni öldüremediler
ama ölümü sen de tadacaksın
yoksa tattın mı
----------------------------------------------------
2013
yazarız diye yazarlar
insanız diye gezerler
----------------------------------------------------
2013
doğruyu söylemediğin sürece kimseyi kandıramazsın
yalan söyleyerek insanları etrafında toplayamazsın
Allah'ı doğru söylesen de kandıramazsın
----------------------------------------------------
2013
açlıktan ölen çocukların gömüldüğü toplu mezarlar
beş yıldızlı otel çöplükleri
altın yığınlarının tepesine tütemiş çıraları insanlar
"Ağılda oğlak doğsa ovada otu yeşerir" ve
"Allah bir kulunun rızkını keserse canını alır"
öyle mi
zengin olan Allah iki lokma ekmeği kuluna çok mu gördü
gökten onca su inerken
bir avuç suyu canını alabilmek için vermedi mi
yoksa birileri petrolü bol buldu da orasına burasına mı sürdü
aç insanlara ekmek götürmek
sağa sola demokrasi götürmekten zor mu geldi
geçen sene yüz bin
bu sene doksan bin kazandın
on bin zarardasın
öyle mi
bu sene on bin çocuk az öldü
üzgünsün
"oyunun kuralı bu"
öyle mi
öyle bir hile ile kandırıyorsun ki kendini
oyun bittiğinde kendi etini kudurmuş gibi yiyecek
ve kendi kanını kana kana içeceksin
çok iyi bildiğin gibi
Allah kimseyi aç ve susuz bırakmaz
----------------------------------------------------
2013
kimler kimlere "kimsesiz" diyebilir
"şunun kimi kimsesi yok" derken neyi unutur insan
Cennettekilerin Cehennemdekilere söyleyebileceği bir söz müdür "kimsesiz"
----------------------------------------------------
2013
yazı gelirse unutursun
tura gelirse hatırlamazsın
----------------------------------------------------
2013
Çünkü boşa gidecek her mutlu an
Ölüm denen düş olmasa
Gerçekleşmeyecek hiçbir hayat
Anlamak için sonsuzluğu
----------------------------------------------------
2013
yeşerdin taze kalamadın
sarardın buğday olamadın
toz oldun toprak oldun da
ışıktan sudan bir şey anlamadın
----------------------------------------------------
2013
yarın sabah
ya güneş doğacak
ya da güneş batacak
----------------------------------------------------
2013
kelimeler bir kelimeyi arıyordu
----------------------------------------------------
2013
bazen
uzun ve iç içe geçmiş cümleler kurmak yerine
kısa ve yarım kalmış cümleler kurmayı seçtim
----------------------------------------------------
2013
O'nunla ilgili konuşmaktan uzaklaşıp
şiirle konuşmaya başladın
"Adaletin" masasında
öyle kolay değil oturmak
en kötüsünü dileyene
en iyi biçimde cevap vereceksin
iblis ile konuştuğunu hatırlamıyorsan
mazeretlerini tek tek
gözden geçireceksin
----------------------------------------------------
2013
ocağının etrafı kalabalık olsun istiyorsan
ateşi yükselt
----------------------------------------------------
2013
iblis
öyle güzeldir ki
"o'ndan güzeli yoktur"
diyebilirsin
----------------------------------------------------
2013
ne kadar seviyorsun
çok
O'nu
çok sevemezsin
----------------------------------------------------
2013
Cennette hiç sorun yokmuş diye duydum
"sorun Cennete girebilmek"
----------------------------------------------------
2013
sadece seni hayal kurarken gördüler
sana "unutmanın bir yolu var" diyerek
henüz unutmanın bir yolunu bulamadıklarını itiraf ettiler
anlayabileceklerini/anlayabildiklerini de hayal et
----------------------------------------------------
2013
"bir yer var somunu büyük" dediler
varıp baktım "hoshomalak" çıktı
----------------------------------------------------
2013
"gidiyorum" diyen gitmeliydi
nasıl olsa zaman
"kal" diyemeyenin lehineydi
----------------------------------------------------
2013
senin kıymetini bilememişim
sorun değil
ben bilmişim
----------------------------------------------------
2013
pazarın iple çekilecek bir yanı yokmuş
inşallah Cuma günleri de öyle olmaz
----------------------------------------------------
2013
koparıp koklayacak kimsesi yok diye
gülü de yabana attılar
----------------------------------------------------
2013
kaşığı tutup karıştıracaksın
beş şeker atmışsın faydası yok
dün gece bilmem kaç kadeh ağlamışsın
bir damlası bile yaraya değmemiş
başını ağrıtmışsın
gerek yok
----------------------------------------------------
2013
güneşim tir tir titriyor
elbette korkudan
----------------------------------------------------
2013
sadece nefes almasını istediğinden eminim
alınyazısında başka neler var bilmiyorum
akbaba başlı güvercinin getirdiği haberi
sol işaret parmağının doğurduğu timsahları düşünüyorum
ihtiyar
seni hatırlamıyorum
ama yaşadığımı biliyorum
----------------------------------------------------
2013
yağ yağmur
es rüzgar
yolda kalması gerekenler var
----------------------------------------------------
2013
kirli bir oyuncağı sürükler gibi
sarılır gibi
----------------------------------------------------
2013
AKP vatandaşlığı
CHP vatandaşlığı
MHP vatandaşlığı
bilimum parti vatandaşlığı
cemaat vatandaşlığı
tarikat vatandaşlığı
asker polis vatandaşlığı
çıkar vatandaşlığı
----------------------------------------------------
2013
dostu yanındayken bile yalnızlığı azalmaz
onun adı iblisdir bir kere
----------------------------------------------------
2013
bütün güzel sözlerin sahibiymişsin
pişmanım olur olmaz yerde söylediğim için
----------------------------------------------------
2013
sanki söyleyecek bir şey varmış gibi
sanki şu denizde bir damla su yokmuş gibi
----------------------------------------------------
2013
bir bardak su getir
bak bakalım
canlı mıyım
ölü müyüm
----------------------------------------------------
2013
"sigara kokusunu
abimin kokusu sanırdım"
----------------------------------------------------
2013
fakirin zengini kıskanmasını
hoş olmasa da anlaşılabilir buluyorum
zenginin fakiri kıskanmasını ise hala
tam olarak anlayabilmiş değilim
----------------------------------------------------
2013
tek taşlı bir yüzük
yerini bulmuş
ya Habil'i öldüren taş ne olmuş
----------------------------------------------------
2013
ipek gömleğini sakındığın gibi sakınmazsın
ipekten ala tenini
----------------------------------------------------
2013
yok? var edilmek için mi yaratıldı
----------------------------------------------------
2013
sanki... tanıdık gibi
sanki
binlerce yıl sonra
"beni tanıdın mı"
diyecekmiş gibi
gözlerime öyle rahat bak ki
"senin adın ne"
diye sormaya gerek kalmasın
----------------------------------------------------
2013
cimrinin
para harcamaya doyamadığı nesne
maske
----------------------------------------------------
2013
babasının kuleleri kadar hızlı büyümüyordu saçları
beyaz atın nalını
portatif merdiven ile dama çıkarması gereken prens
hala ortalıkta yoktu
"sanırım kahvesini içip öyle gelecek"
dedi içinden
masallarımız modaya aykırı hiçbir betimleme içermez
hepsi tok karınla yazılmıştır
----------------------------------------------------
2013
tamamen kaybedenler
satın alınamayacak bir şey yok sananlar
akıllarınca her şeye bir fiyat biçebilenler
çok ucuza gitmişler değil mi
----------------------------------------------------
2013
senin ne kadar uzakta olduğunu bilmiyorum
yollara düşüp seni köşe bucak arayıp
hep hatırlanmak istemiyorum
bekleyişim bundan
kapı açıldığında çalacak bir zil gibi
kürkçü dükkanında bekliyorum
senin gibi tilki olmaz olsun
----------------------------------------------------
2013
kadıya kaftanıyla çarşı pazar ciğer sattırıyorsun da
bize söylemeye ar ediyorsun bir
merhaba
----------------------------------------------------
2013
artık hakkını eskisi kadar kolay helal etmiyor
----------------------------------------------------
2013
şu havadis aldığın gözün kulağın var ya
cesaretini tarttığın ağır cüzdanın
hele her şeyi bilerek başını koyduğun yastığın
arada bir baktığın uzaklar var ya
insanoğlu ne kadar da aciz değil mi
----------------------------------------------------
2013
peşi sıra yapabildikleri en iyi iş
vicdanlarının sesini
düşmanlarınınki ile karıştırabilmek
tabi öncelikle yapılması gereken
empati yeteneklerini oldukça üst seviyelere çıkarabilmek
kolay değil bu devirde "idare" etmek
----------------------------------------------------
2013
herkesi sevmeyi denedin
en kötüsü olmayan biriydi
saklandığını sanıyordun
artık oynamıyorsun
sonuncusu çok kalleşti
birine oyun bitti
bile diyemedin
----------------------------------------------------
2013
durumlar bozuk dedim
düzeltmek için
ribası ile istedim borç
vermediler vermediler
vermediler diye üzülmedim
Karz-ı Hasen'i anlatmış üstadın biri
durumunuz iyi olabilir
vermek iyidir ama
vermedik diye üzülmeyin
peynir ekmeğe devam
ben yemedim zamanında
siz de yemeyin
onlar da yemesin
borç iyi bir şey değil
----------------------------------------------------
2013
hangi isyankar
rüyasında sesim oldu
alsın ruhunu nefesimden
sabah oldu
sabah oldu
----------------------------------------------------
2013
ters günümde olmasaydım eğer
çoktan kalbinizi kırmıştım
ölüme çare arıyorlar
----------------------------------------------------
2013
ben miyim "aşka" muhtaç
sen misin "aşığa" meyilli
ey biçare bilesin ki
"aşk" denen mum eridi
tükendi
bitti
----------------------------------------------------
2013
çok geç olduğunda
beklemek anlamını bulur
tam zamanıdır çünkü
doğmayanın adı güneştir
değişimin sonu
en az bir ölüm
sonsuzluğu bir kandil aydınlatır
karanlıklardan değil
karanlıkta bırakandan ve kurtarandan korkulur
----------------------------------------------------
2013
senin adın ne
imkansız
imkansız diye bir şey yoktur
biliyorum
imkansız
----------------------------------------------------
2013
ışık
ateş
ve bir adım
bir adım kala kurtulmak Cehennemden
bir adım kalmışken varamamak Cennete
ve bir mesafe
araf
olmayan taraf
inanmak
ışıktan uzaklaşmak serbest
siyah ateşten çıkmak
yasak
----------------------------------------------------
2013
geldin
gördün
fark etmedim
hissettim
----------------------------------------------------
2013
Cehennemde yanması gereken bir soru
"gerçekten mi"
----------------------------------------------------
2013
eğer bir nedeni
engeli yok ise
elimi ısıtmaya yetmez
Cehennem ateşi
olduğu ya da olmadığı için değil
sadece hissedebildiğim için
susun
ama inanın
bilmediğiniz için
----------------------------------------------------
2013
işe ihtiyacı varmış
semerî getirin
anne olmak istiyormuş
tecavüz edin
"orantılı güç"
----------------------------------------------------
2013
ekmek yoksa "öğüt" yiyin
----------------------------------------------------
2013
suyun altında
ateşin üzerinde
göründüğü gibi olmaz
olduğu gibi olamaz
olsa da olamaz
----------------------------------------------------
2013
"İbadet çetesi kurup
Cenneti ele geçireceğiz çocuklar
haydi Namaza"
----------------------------------------------------
2013
dostça bir uyarı mı
düşmanca bir tehdit mi
"kendine dikkat et"
----------------------------------------------------
2013
bencil ol paylaş
bencil ol yaklaş
kuyuda olan sensin
baş aşağı düşen sensin
gözlerini kapatıp yüz çeviren
el uzatması gereken sensin
bencil ol kendine çalış
bencil ol iyilikte yarış
bencil insanda
kibir ve cimrilik bulunur mu
* www.tdk.gov.tr "Bencil: Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan"
** "O gün kişi kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçar." 80/34-36
----------------------------------------------------
2013
korkak diyebilecek kadar cesur
ve bilgili bir hiçsin
----------------------------------------------------
2013
anlaşılmaz değildi
kendime göreydi
gel de anlat şimdi
----------------------------------------------------
2013
önce gölgeler düşecek ateşe
----------------------------------------------------
2013
başlar koptuğu yerden
işte akşamlar
işte sisli sabahlar
en çok incelen yerleri
sırtındadır ömrümün
ayakkabısının altı delik gidenler
ayakkabısızlardan daha çok sevilir
bilirim bir lafınıza bakar
çünkü sırtındadır ömrümün
bir semer gelir
bir semer gider
işte öğütler
işte hep iyilik istemeler
başlar bittiği yerden
çünkü ecel düğünüdür ömrünüzün
kopar şerit inceldiği yerden
ama film devam eder
yanlış anlarım
çünkü gücünüze gider
doğru anlamalarım
----------------------------------------------------
2013
kana susamış masumiyet
eli kanlı özgürlük
bir asır arayla kırıldı gençliğimiz
önce bölük bölük koştuk ölüme
şimdi bölük pörçük yaşıyoruz
geleceğimizin suyunu sıkıp içiyoruz
adi hayat şarabı
ne menem bir meret
iyi hoca
kötü hoca
en nihayetinde
"yaşasın para, yaşasın para"
----------------------------------------------------
2013
belediyenin açtığı şiir dolu çukurdaki ölüm mü
yakışır sana
söylenen sözlerin sonuna
yazık yazık yazılsın gariplik
yoksa bir yol kenarında geceyle beslenebilen
bir sessizlik mi geçer gönlünden
bilirim ya suskun eder bunlar
ya da anlamsız
ateşin hazmedemediği
korkusuz inançsız
üstelik parasız biri mi
ürkütür bunları
bunlar süslü kalabalıklarda
her gün her gün
her gün
şenlikli olup satmanı ister
mutluluk için kalan zamanı
çok şükür lanet edilebiliyor böyle dünyaya
----------------------------------------------------
2013
hüzün eken
vuslat biçsin
beklemeyi seven
zoru seçsin
----------------------------------------------------
2013
ne öğrendiğimi yakında göreceğim
"karanlıksız ışık"
----------------------------------------------------
2013
ölü kedi gördüğüm günler
----------------------------------------------------
2013
bana kalbimi anlat
nasıl çırpınır oltanın ucunda balık
belli etmem görmediğini
bana bilmediğimi anlat
----------------------------------------------------
2013
hayallerindekine söyle
bıraksın yakamı
----------------------------------------------------
2013
haydi gel vazgeçtim senden
----------------------------------------------------
2013
yeryüzüne yağmur yağacak
yan yana yapılacak "yalnız" yolculuklar
seyrederken el ele tutuşmak yasak
----------------------------------------------------
2013
suçları büyük
beslenme çantalarındaki tenhalığa alışamamak
----------------------------------------------------
2013
"tekkeyi bekleyen çorbayı içer"
zahirde kapitalist çağrışımlar yüklü bir atasözü olmasına rağmen
batında hayatın özünü deşifre ediyor
söylemesi de oldukça kolay
----------------------------------------------------
2013
nerede okuduğumu/duyduğumu hatırlamıyorum
hükmetme ve kontrol ihtirasının vardığı nokta
oyuna dalıp dersi kaçıran çocukların haline benziyor
oysa çalan zili duymayan yoktur
öğretmen ise bunu çok iyi bilir
oyunun tatlı olduğunu da iyi bilir
İnsana bir kaynak gözüyle bakarak
teknolojiyi iyi takip edip öğrenerek
herkesin tanrıcılık oyununa dalıp
ne yaptığını unutması mümkün
----------------------------------------------------
2013
rahat bir uyku için yapamayacağımız ne var
duyarlılığımız tüm engelleri aşacak merdivenlerle dolu
peki insandan kaçan bir duvarı ne durdurabilir
fethetmek midir
yoksa kapıyı çalabilmek midir en zoru
bakıyorum da herkesin bir cevabı var
bir kibrit çöpünü söndürmekten aciz çoğu
----------------------------------------------------
2013
hiç erinmez
bulduğu her boşluğu o duvarla doldurabilir
sakın ona boş gözlerle bakma
----------------------------------------------------
2013
tutunamayan bir eldir hüzün
bu yüzden hiç değişmez söylediği güzün
her düşen yaprakla dokunur ayrılıklarımıza
tükenişlerimizin ortak resmidir sonbahar
bakışlarımızla bir an daldığımız
sonra beyaz bir sayfa olur Dünya
yakamızı kaldırır ve üşüdüğümüzü hatırlarız
----------------------------------------------------
2013
sana verilmiş olsun
ya da olmasın
kıymetini ancak O bilir
Hayat
sevdiğin insanların yüzünde
kanat çırpan kuşlar
uzak ya da yakın fark etmiyor
sonsuzluğun içindeysen
istek başından gitmiyor
muhtacım Sana
----------------------------------------------------
2013
kalbin kırılmak istiyor
biliyorum
----------------------------------------------------
2013
köşeler kapılmış bir kere
her çeşme başında bir iblis çadırı
ya ellerini açıp yağmur bekleyeceksin
ya da çadırdan geçeceksin
yeri gelecek soyunacaksın
yeri gelecek giyineceksin
çeşme başında düzen böyle
bir kova suyla iyi geçineceksin
----------------------------------------------------
2013
ak sakallı virus tarayıcıları
İslam'da ne kadar tartışmalı konu var gündemde
lakin
neredeyse tüm mezheplerin kabul ettiği açık hüküm ve farzların yakınından geçen yok
işte ben anlamıyor nasıl olmak bu işler
----------------------------------------------------
2013
eşşeği kuyudan çıkarmışlar
eşşek yine eşşek
----------------------------------------------------
2013
şu resimde bir şiir var
bir de hiç dinmeyen bir yağmur
rengarenk bir bahçe
kapısı sonuna kadar açık
sürdürmeye doğru uzanan
güllerle dolu bir sarmaşık
iskemlede yeni okunmuş bir mektup
kanepede yeni ölmüş bir sabahlık
biri gidiyor yolda küçülerek
eceline mi sevdiğine mi bilinmez
ardına bile bakmadan
her şeyi bırakıp
----------------------------------------------------
2013
evet
"bir fikrim olmalı"
hayır
fikrim Bir olmalı
----------------------------------------------------
2013
bir ayna
tek suçu alnındaki çatlak
----------------------------------------------------
2013
sağnak yağmurlarda baktığım
uzak ormanlar gibisin
----------------------------------------------------
2013
"yoksun" dediler durgun suya
"seviyorum" oldu dalgalar
ismi yazan Kitap açıldı
tabi oldu tüm diller
----------------------------------------------------
2013
kaçarken kovalamak kimin aklına gelir
ki sen yakalanmışken
her yerde telaşla beni arayanlar
seni alıp götürmüşken
insan çok mutlu olduğunda
bir de hiç çarem kalmadı derken
herkes için isteyebiliyor iyiliği
düşerken birini itmek kimin aklına gelir
ellerinden tutmak kimin aklına gelir
----------------------------------------------------
2013
"İnsanlık, tüm olarak Tanrısızlığı kabul ederse..."
korku, sevgi, ümit ve diğerleri
bir inanca dayanmayan tüm duygular
ne mutlu edebilir ki beni
saklayıp biriktirmek mi
zevk için öldürmek
ya da henüz yaşarken
yakıp yok etmek her şeyi
"sensin" dedirtmek herkese
bir yol aramak ölümsüzlüğe
ve yenik düşmek aniden
aciz olmadığım yalanıyla yaşamak
iblis gibi gülümseyemem ki
----------------------------------------------------
2013
kırılınca hemen iyileşiverecek
bir kalp arar dururuz
kalbimizi kırmayacak bir kişinin taşıdığı mümkün mü
"kadınlar ne ister" diye düşünseydim
ne istediğini söyleyen bir kadın beklemezdim
çünkü hayır demesini ben de öğrendim
bildiğimi sanıyorum
yani emin değilim ama istiyorum
evet demesini zaten biliyorum
her kalp biraz daha kırılır aslında
onarılsın diye gittiği tamircide
artık yanlışı çok şükür hissedebiliyorum
ne taşa ne de cama dönüşsün
sadece her haliyle kalbimi
benden iyi bilene götürebileyim
sağlamken de kırıkken de
bütün kalpler Allah'ındır
takdir ve tamir işlerine bakmam mümkün mü
----------------------------------------------------
2014
"aşk" köprüyü geçene kadar
gel biz sohbet ede ede yürüyelim
kalbimiz durana kadar
----------------------------------------------------
2014
sen şeytan kadar masumsan
bende Melek kadar suçluyum
----------------------------------------------------
2014
olmayan kalp
nasıl mühürlenir
----------------------------------------------------
2014
bende olmayan sende olmayan bende
biz olmak Sevgi olmak biz
----------------------------------------------------
2014
telefonum şu an dinleniyor
lütfen rahatsız etmeyin
----------------------------------------------------
2014
masummuş gibi yaşamaya çalışır
ve bunu öğütleriz
mutlu olmak isteyenlere
kimimiz çocuk olur
kimimiz melek gibi
kimi yerine bir çiçek koyar
kimi edepli bir göl olur
bir bakarsın ki hayvanlara
onlar da masumdur
bazen akıntıya karşı elimizde
sadece zanlarımız kaldı sanırız
kendimizi ikna etmekteki başarımız
elde olanla yetinmeye iter bizi
oysa suskun kalarak
pişman olmayı göze alan herkes
aslında karşısındakinin konuşmamasını ister
içten içe
bunu öğütleriz kendimize
ve mutlu olmak isteyenlere
sen elinden geleni yaptın
masumsun
çünkü nasıl bilirsen
nasıl istersen
öyle masumsundur
----------------------------------------------------
2014
insan elinden/dilinden çıkmış
bir satır yazı ölümsüz olamaz
bir Ayet gibi
her zaman ve her yerde
söylenemez
yaşıyor dediğimiz
insan söylencelerinin ömrüne gelince
ya bir Meal'dir vaktine uygun
ya da iblisin bir anlık hilesidir
inatla okuyup okuttuğun
akıl dediğin Allah'a varır
Allah korusun
eğer varmıyorsa
doktor kendini kayırır tabi
----------------------------------------------------
2014
çarpıldığım üç harfli cin değil
----------------------------------------------------
2014
bir imkansız biliyordum
onu da unutturdu bana gidişin
ikimiz bir deniz olmuştuk hani
bize bir şey olmaz artık demiştin
çölde bir avuç kum olursam
ne söylerim diye düşünmemiştim hiç
bir yalan biliyordum
seni gördüğümde unutmuştum hani
onu da bir serap hatırlattı
senden nefret ediyorum
----------------------------------------------------
2014
bedenimin sıcaklığı
kalbimin o sabırlı sesi
bir daralıp bir genişleyen
göğüs kafesim
acı duyan tenim
beni bir canlı yapan Aziz Ruh
gidiyorsun ve "ben"
seninle gelmek zorundayım
tadacağım ölümü
beni birazdan bulacaklar
sessiz kalışımdan emin olup
soğuyan tenime dokunacaklar
ve tepkisiz kalacak bedenim
artık tüm itip kakmalara
gözlerim kapanırken burada bitecek
ve perdenin açıldığı yerde Hayat
tüm gerçekliğiyle
kaldığı yerden devam edecek
göreceğim
yaptığım işlerin ne kadarı sandığım kadar iyi
ve sevgi ile yaşadığım anlar
beni orada da bulacak mı
insanın ne zaman öleceğini bilmesi ile
eninde sonunda öleceğini bilmesi arasında bir fark var
mutlu bir şekilde
yola devam edebilmek
----------------------------------------------------
2014
dikkat et
seni sevmek üzereyim
----------------------------------------------------
2014
umudunu kesti
pek bir şey olmadı
bir yıldız kaydı ama
değişmedi gecenin karanlığı
alakayı keser kesmez hatırladı
ikisi de çoktan unutmuştu
el ele tutuşmayı
bilmiyorsun diyordu durmadan
ne istediğini bilmiyorsun
bilmediğim seninle kalsın dedi adam
bir şey yazmadı
gitmesi gerektiğini iyi biliyordu
sayfa temiz kaldı
----------------------------------------------------
2014
dışarıda gece bir şiire akarken
biz içeride gürül gürül mapus yatardık
sevgilim
insanoğlu doymaz bilirsin
genişletmeye çalıştıkça özgürlüğünün sınırlarını
sıkışır kalır koca dünyaya
yetmez arzın genişliği sonunda
su içerken bile boğabilir kendini
hastalıkları artar ve
mutsuz olur elbette
ki "ben özgürüm" dedikçe
sanki bir gardiyan vardır
her insanın içinde
"tabii tabi" diyen
sevmediği sözlere sağır kesilir de
sevdiklerine nasıl sığınır bilirsin
fikirimizdir sevgilim bizi güzel
ve bir o kadar aciz yapan
özgürlüğün geleceği makama kulak vermektir
fikirlerimizi güzel yapan
şöyle kapat gözlerini ve
bir de düşünerek görmeyi dene sevgilim
kovulan herkesi topla
ve mahkum et mavi bir dünyaya
mapus damından hiç çıkarma
orada doğsunlar ve
orada ölsünler
dikenli telleri bulutlar olsun
duvarları direksiz gökyüzü
geceleri yıldızlarla süslü
bir gün özgür kalmayı düşünmelerini iste
ki esaretin böyle güzel olduğu bir yerde
kim bilir özgürlük nasıldır diye
bak bakalım
hangileri güzel mapus yatacak
hangileri kulak vermiş
El-Aziz olana
----------------------------------------------------
2014
ne çok seviyorum şu gemileri yakmayı
sanki olmasalar çekip gitmeyecek hiç kimse
----------------------------------------------------
2014
bir gün'üm
kaça bölerseniz bölün
bir gece
bir de gündüzüm
----------------------------------------------------
2014
sizin bir kalbiniz var
muhteşem bir bahçeye benzer
asırlık ağaçlarla donanmış
en manzaralı ağacına bağlı bir salıncak var
boş kimsesiz
bahçenizde gezip
tüm meyvalarından yemek
tıka basa doymak istiyorum
o ağacın karşısında bir perde olsa
ve bir film oynasa
hababam sınıfı
bir avuç müshil içerek
o salıncakta sallana sallana izlesem
hababam de babam sınıfı
----------------------------------------------------
2014
aslında ne yapmaya çalıştığımı söyletebilirim
lakin
ne gerek var
şu sanal zımbırtının içinde
kendi olmayan
biri olan
tarikatı para
ya da aferin olan
aşk aşk diye kafamı şişiren
kötülüğü iyilikle
niyetini bir avatarla saklayan
bu kadar yazmaya bile gerek yoktu
ama yazmayı seven ben sağ olayım
madem ki her şey istediği gibi oluyor insanın
dahi olacağım güne kadar
ya da insanlığı kurtarıp yıldızlı pekiyi alana kadar
imkanlar elverdiği
gücüm yettiği kadar
buralardayım
kendim gibiym
burada
evde
sokakta da
Özcan Boz'un dediği gibi
"inananın da inanmayanın da"
Allah Rahmet eylesin
yaz bir gün lazım olur belki
----------------------------------------------------
2014
aşkı olan vatan aramazmış
Vatan'ı olan da başka aşk aramaz
----------------------------------------------------
2014
bilmiyorum
kaçıncı yakışım bu kandili
evrenin içinden rastgele bir resim çekiyorum
benim için değişmeyen tek şey
senin her yerinde ölmüş olduğun
oysa seni görebilmek içindi hepsi
biraz daha yakın
hep yakın kalabilmekti
sana dokuduğumda bir ömrüm vardı
ve hiç azalmadı
ama seni yaşarken gördüğüm o son gün
zamanın hiç olmadığını anladım
günler senin öldüğün resimleri çizmekle geçti
ve sen aslında hiç ölmedin
evrenin her anından
her noktasından bir kez baktım sana
giderken beraberinde götürdüğün bunca ayrıntıya karşılık
iki hatıra bıraktın bana
biri hiç değişmeyen bir resim
gördüğümün değişmesine neden olan ise
sadece hayal edip görme istediğim oldu
ve ben aslında ne istediğimi hiç fark edemedim
ölmeni ben istedim
ardından siyaha boyadım her şeyi
ve karanlığın en geniş duvarına astım resmini
diğeri bu kandildi
ne zaman mutlu olmak istesem yaktım
tüm gözler ışıldadı gözlerin dışında
tüm yüzler göründü yüzün dışında
gördüm her şeyin canlanan halini
yaşadığın halde bir sen ölü kaldın
çünkü ben istedim gitmeni
her şeyin istediğim gibi olduğunu kavrayabilmem için
bilmiyorum
kaçıncı yakışım bu kandili
bir yol seçip gidiyorum evrende
kandilden çıkan hayat
sadece bir istek hakkı veriyor
bir sevgiliye bir istek
ve ben senin hakkını
karanlık bir resmin içindeki
ölü çizgilerin için kullanmışım bir kere
kalan zamanımı mutlu geçirebilmemin tek nedeni
senden ayrı kalmak isteyişim
bilmiyorum
bu kaçıncı öğrenişim
ayrılık esaslı bir şiir
ve mutluluk
istediğim sürece benimle
ne zaman ölüm yazar
yıkılır bu karanlık duvar
ne zaman düşer kandil
ne varsa yakar aydınlatır yüzünü
bilmiyorum
----------------------------------------------------
2015
eskisi gibi değilim
o da öyle
"bir gün mutlaka" diyerek yol aldığım zirve
gerçek hedef değilmiş
bir durak hatta bir engelmiş
eğlendiğim şeye bak
şekil vermeye çalıştığım şu çamura
tarif edemediğim duyguya bak
kim dokunursa öyle kalıyor
taş taş üstünde kalmayacaksa
bu üremek niye
"aşk" neyi gizliyor
----------------------------------------------------
2015
bazı durumlarda
paylaşmaya gönlü olmayanın gözü
galiba hep gizli saklıyı arıyor
paylaşmayı isteyen ise
karşılığını sadece Allah'tan bekliyor
öyle ki
nefsin bu meylini iyi bilen iblis
kimilerimiz için
aslında iyiliği hep göz önünde tutmaya
küçültmeye ve sıradanlaştırmaya
kötülüğü ise köşe bucak saklayıp
ulaşılmayı bekleyen bir hazine süsü vermek isteyerek
düşüncelerimizi ele geçirmeye çalışıyor
değişmeyen bir manzara karşısında
bir gün sıkılması olağan olan insan
eğer "artı" bir değer üretemezse
ve boş oturmaya devam edip
artık dayanamayacak hale gelirse
iblisin insandan tek isteği var
ortalığı karıştırıp sağı solu alt üst ettikten sonra
bir yolunu bularak düzeni ve
manzarayı bozacak yeni keşifler yapması
sadece iblisin hikayeleriyle mutlu olmak mümkün
çözümleme yeteneğinin kaybedilmesi yeterli
kötülüğün iyilik ile kamufle edilmesinin zekice
ama akılsızca bulunamaması gibi
neyin hayır neyin şer olduğunu en iyi Allah bilir
elbette
----------------------------------------------------
2015
siretini tarif edemem
ama sureti bir gölgedir
"yazı" derim ben ona
kağıt deri taş üzerindedir
inci gibi dizilir güzel olanı
incelir de gelir bir kalemin ucundan
doğru olanı korunur
kaybolur yanlış olanı
hayret etmem ben buna
----------------------------------------------------
2015
boş vermişim dünyaya
endişelenmeyin
içinde siz yoksunuz
----------------------------------------------------
2015
haline gülsem ayıp
ağlasam bana yazık
yorulmadın mı hala
deli gibi düşünmekten
aklındaki paslı mıhı
bir çakıp bir sökmekten
ne diyeyim sana
şu dik kafan dışında
başka bir yerde bulunmaz zannettiğin
gözlerine bakıp
hiç bilemedin
sabırla bekleyen gönüllerdeki
gün be gün inci gibi büyüyen gözleri
bir kıvılcıma
"yıldızlarla dolu gökyüzü budur"
diyenlere kapıldın da
bir kez olsun bakamadın onlara
nereden başlasam sana
gözlerin bir kaç dizeyle birbirine değebileceğini
daha boş kağıtlara dokunmadan ellerin tutuştuğunu
ve sevdanın
aslında çıra gibi yanmak değil
bir güzel sözle
içini ısıtabilmek olduğunu
hiç bilemedin ki sen
biraz anlayabilsen
iyi ya da kötü biri olduğu için değil
gitmesi gerektiği için gider yolcu
çünkü vardığı her yer belkemektedir onu
yukarıdan bakmak böyledir
kendisini taşıyan ayakları beğenmeyen
kadınlar gibi mutsuzdur
ne yapacağını bilemeyen her erkek
kendi ayakları üzerinde durmak istemez aslında
hiçbir kadın özgür olmak istemez
ama senin gözlerin sadece
yürüyüp giden kadınlar görür
ne diyeyim sana
nereye gittikleri
ne aradıklarını sanıyorsun
pek az kişi vardır
topladıklarında hayatları bir eder
dert yanıyorsun ya
bir sonuca varamayan düşüncelerinden
al sana bir kanıt daha
sonu olmayan bir hayatın var
biraz anlayabilsen
arkası olmayan bir duvar göster bana
karşında yükselen ve sana "dur" diyen
biraz çabalasan
pek çok kişi vardır
asla ödenemeyecek borçların altına ismini yazan
hak etmediklerini almakla övünerek
ne mutlu sana
eğer eksiklerini tamamlayacaksa ölüm
biraz korkmasan
hayat bazen
arkası yazılmamış bir kağıt parçasına kıyamayıp
gelecek için onu saklayabilmektir
topla odanı aç pencerelerini
içeride ne göreceklerinden sana ne
sen dışarıya bak
pencereye vuran yağmur değil
seni unutmayan yağmur
biraz ıslanabilsen
elbet sona erecek bekleyişin
işte bu yüzden
hikayesi şimdiden yazılmalıdır geçmişin
gitmen gerekiyorsa git şimdiden
kimi bekleyeceğini bilmek için
parmak uçlarında yürüyerek
ama açmadan kapıları
yolları dağları aşmadan
kendinden değil kendini geçerek
biraz inanabilsen
birkaç balonun
seni alıp gitmesinden korkmuştun hani
sonra balonların hepsini istemiştin hani
biraz hatırlayabilsen
----------------------------------------------------
2016
herkes bekledi
kimse fazladan bir şey istedi
sırası gelen "gördüm" dedi
kartlar açıldı
herkesin elinde "sen bilirsin"
tabiki yine zaman kazandı
kaybetti
----------------------------------------------------
2016
sizdeki bilgi ve teknoloji bende olsaydı
makinelara bilgisayarlara şiir yazdırırdım
----------------------------------------------------
2016
usta kanatıcılar
sahte gül dikenleri
bilirim acı güldürür
tebessüm öldürür sizi
her ne kadar "gözümüz arkada değil" deseler de
kalmadı onlara
ne bir mahlukun duası
ne bir ekmek kırıntısı
değil mi ki hep bir yol buldular
ne zaman o ses
bir yağmur olup yağsa
ruhlarını yıkamak için
kulaklarına bir leş gibi gömdüler
aciz nefislerini
inatları bile kalmadı onlara
"mutluluk bir gün biter" diyorlar
seni hiç görememiş onlar
hiç solmayan o çiçeksin sen
işte bu yüzden sevgili
toprağın Cennet kokar
derdim tasam sonsuzluk kokar
her kanım aktığında
biraz daha büyür
açarsın feleğimde
----------------------------------------------------
2016
yüreğim o depremin habercisi
----------------------------------------------------
2016
sanırım bizi en çok
"ayrılık" seviyor
----------------------------------------------------
2017
"aşk" söylencelerinden kopya çekip
Sen'den geçemem
gece gündüz uzaklara baksam
Sen'den vazgeçemem
bir kez olsun
kusursuz bir iş yapabildiğimi görseydim
lüzumsuz bir söz söyler miydi dilim
ne desem
Sen'den güzelini söyleyemem
----------------------------------------------------
2017
kendimi bilmediğim bir yer var
işte orada kaybettim sizi
ellerimi gözlerimi
yüreğimi
neyim varsa
peşinizden gitti
olanlar oldu
o yer
ben siz doldu
bunu yazan kim
bu yerdeki
cesareti yok ki
ayakları olsun
cesur olanlar
bir gün kaybetmedi mi
herkese "aşk" olsun
zor olanı aştım
alıştım
----------------------------------------------------
2017
her ne kadar istemesem de
bir intikammış aldığım
unutmak için bile değmezmiş
kötüyü güldüren bir gaye
yalnızım diyen yalnızdır
çok şükür
yalnız değilim uzun zamandır
yalnızlık
bir insan ile temizlenen
bir leke değilmiş
her ne kadar istemesem de
ayrılık her zaman kötü değilmiş
----------------------------------------------------
2017
ne olacak diye sorma
ne istediğini biliyorsan sakın gelme
ne bir teselliyim acılara
ne de yıllardır aradığın
ne varsa ömründe ulaşamadığın
unut kim olduğunla birlikte
----------------------------------------------------
2017
seslerle oynanan bir hissetmece oyunu
----------------------------------------------------
2017
bir şeyler anlatmak istiyor
bence de
sanki duygulardan bir piramit yapıyor
bence de
sana kolay bir bulmaca hazırlıyor
bence de
çözmek istediğini görmek istiyor
bence de
anladığını gayet iyi biliyor
bence de
sanki en üstte bir taş yok gibi
bence de
bu taş çıkmaz yukarı
bence de
taş gibi yüreğin var
bence de
----------------------------------------------------
2017
aşk iki "kişilik" ise
tek kişilik iyidir
akacak kanın var ise
dikenli gül iyidir
yaşamak güzel ise
ayrılık ölümden iyidir
----------------------------------------------------
2017
her şey nasip ise
nasip olmayan ne
----------------------------------------------------
2017
kovuldun mu
kalmak istediğin yerden
çünkü terk etmez
Cenneti'ni hiçbir yürek
sen
başka türlü gelmek istemezsin
çünkü nefretin gür
sevgin seyrek
iyi de sever seni
kötü de
safsın çünkü
sevda arayan
biraz sakin olmalı
toprak gibi
hep yerinde durmalı
saçıp savurduklarımı servetim sandın
öyle ya
elimde kalanların kıymetini
senden başka kim bilsin
onca yıl
harabelerimde boşa mı dolaştım
takıldı sonunda
ayağıma takıldı yüreğim
sonunda bahar geldi
bahar geldi diye
açar mıyım sandın
yaklaştın
ama dokunamadın
hayali bir dünyam var sandın
oysa hayal edemediğin bir dünyam var
şimdi var diye
hazinelerimi gösterir miyim sandın
sen
başka türlü sevemezsin
sen de sabırsız
biraz taş yüreklisin
safsın
küsünce kalemi kırmızısın
kalan da mutlu eder seni
giden de
hazinelerini hiç merak etmedim
çalıp satanlardan değilim
ama çalacağım seni
hem de kapını hiç çalmadan
sen
başka türlü gelmezsin
hazinelerini korkusuzca bırakıp
----------------------------------------------------
2017
bahçe boşalır bir gün elbet
oyun biter
ve biz gideriz
----------------------------------------------------
2017
Sana ne kadar yakınsam
o kadar iyiyim
----------------------------------------------------
2017
ben de biraz
çocuk buldum seni
biraz bırak elinden
ısınınca kan döken o demiri
bu kalem
uçla ve bununla çıkar
kem fikirlerin gözlerini
tutma sözlerini
itibar etme
kavga hancı biz yolcu
açık unut ver kapıyı
ve çevir başını kaçsın
yüreğine hapsettiğin o hain
biz de biraz
zor bulduk hayatı
düşürüver dilinden
kırılsın hüzün veren sözler
----------------------------------------------------
2017
hepsi bir gün birleşecek
şiir tek bir söz söyleyecek
----------------------------------------------------
2018
yazmak
yazıyorum
yaşamasam da bilmesem de
yazdıklarım
yaşamayan ve bilmeyen birinin
yazma hakkımı kullanıyorum
bana anlatıyorum
büyük ağaçları devirecek bir rüzgar esecek
onu bekliyorum
kütüklerinden ev yapacağım
ocağında dallarını yakacağım
bir masa bir de sandalye yapacağım
üzerinde yine yazacağım
penceresinden bakıp
beklemeyeceğim kimseyi
zaten orada olacağım
"her şey"de biraz olsun
yoksun bende bile
"hiçbir şey"de sen yoksun
artık kendinde bile
anladığımı zannettiği için gitmiş
oysa aklıma -hiç- gelmemişti
beni hiç
az ile yetinmeyi öğrendim demiştim
meğer bir hiçle bile
"yaşamam" mümkünmüş
"her yerde/her şeyde biraz sen varsın"
içi boşmuş bu sözü de yıktım
büyük ağaçları yıkacak bir rüzgar bekliyorum
yaşamayı bilmesem de yazacağım
büyük ağaçlar gibi bir gün
devrileceğini bilsem de yazacağım
bilmesem de
yıkmayı yakmayı bilmeyen
yaşamayı bilmeyen okusun
birine benzeten
alacağı olmayan okumasın
zaten borcum kendime
----------------------------------------------------
2018
zar zor atıyor yüreğim
yara bere içinde
bir türlü iyileşemiyor
tam çıldırmak üzere bulmuşken kendimi
bir de
bir de seninle mi gönül eğlendireyim
istersen bırakma beni
yeter ki benden uzak tut benden o divaneyi
tam gitmek üzere bulmuşken kendimi
bir de seninle
seninle mi kalayım
doğduğuna pişman etmişken güneşi
yoksa
yeni bir başlangıçla
öldüreyim mi seni
----------------------------------------------------
2018
yazıyorum
yaşamasam da bilmesem de
yazdıklarım
yaşamayan ve bilmeyen birinin
yazma hakkımı kullanıyorum
bana anlatıyorum
büyük ağaçları devirecek bir rüzgar esecek
onu bekliyorum
kütüklerinden ev yapacağım
ocağında dallarını yakacağım
bir masa bir de sandalye yapacağım
üzerinde yine yazacağım
penceresinden bakıp
beklemeyeceğim kimseyi
zaten orada olacağım
"her şey"de biraz olsun
yoksun bende bile
"hiçbir şey"de sen yoksun
artık kendinde bile
anladığımı zannettiği için gitmiş
oysa aklıma -hiç- gelmemişti
beni hiç
az ile yetinmeyi öğrendim demiştim
meğer bir hiçle bile
"yaşamam" mümkünmüş
"her yerde/her şeyde biraz sen varsın"
içi boşmuş bu sözü de yıktım
büyük ağaçları yıkacak bir rüzgar bekliyorum
yaşamayı bilmesem de yazacağım
büyük ağaçlar gibi bir gün
devrileceğini bilsem de yazacağım
bilmesem de
yıkmayı yakmayı bilmeyen
yaşamayı bilmeyen okusun
birine benzeten
alacağı olmayan okumasın
zaten borcum kendime
----------------------------------------------------
2018
hadi doğrusunu yanlışını geçelim.. bir insanı sevebilmek güzel değil mi? dinler, tarikatler, cemaatler, hatta ateistler vs. vs. hepsinin ortak paydası insanı sevmek.
doğruyu yanlışı insan sevgisinin içine sokan ne peki? beklentiler mi?
mutluluk
beklentilerine göre birini sevmek mi
yoksa sevdiğine göre beklentilerini güncelleyebilmek mi
mutsuzluk
nedenleri nasıllara dönüştürürken hayat
her şeyi zamana bırakıp
tanımadığın birini düşünerek
neyi beklediğini bilmemek mi
----------------------------------------------------
2018
sandıktan şeriat çıksaydı şu an sevinenlerin bir çoğu pek sevinmezlerdi bu duruma
iyisi mi
kimseyi düşündürmemiş olayım
eğer biri size
"bunu sana verdim" derse
almadan önce düşünün
demezse de düşünün
eğer biri size "istiyor musunuz" diye sorarsa
paketin içinden bir bomba çıkma ihtimalini
en önce düşünün
görüşü bu kadar kıymetli iken
neden bazı kararlarda hiç yokmuş gibi davranılır halklara
iyisi mi
en iyisinin
----------------------------------------------------
2018
yalnızlığı paylaşılmaz diye belletmişler
Cehennemi tek kişilik sanıyor
deseydi ki
görmez oldum hiçbir şeyi
bölüş gözlerini benimle
gecenin en karanlık yüzünü
hayalleriyle değil
elleriyle yokluyor
gidersen tek başıma kalırım diyor
bir zavallının uğruna Allah'ı gücendiriyor
bekleyin
susun
----------------------------------------------------
2018
ayrılık
gidenlere beyaz
kalanlara siyah giydirir
bir yürek
beyaz üzerine siyah çizgilidir
kimseler kalmayınca
rüzgarı arkana almış giderken
bir de bakmışsın ki buzdağının ta kendisi
kazara ayrılık
aşk-ı berat
----------------------------------------------------
2018
anı yaşayarak soruna bir cevap vermeye çalışayım
bülbül düşünerek öttüğü için sevilir
eşek düşünmeden narayı basarken yüzümüzü buruşturur
bülbül susunca sanırız ki dut yemiş
yıllarca bağlı kaldığı kayalıklardan kopup yuvarlanan bir taşın çığlığını erdemli
hiç susmayan bir şelalenin ezgisi kafa şişiricidir
dilsiz birinin dili birden çözüldü diyelim
bir süre ne yapsa yeridir
----------------------------------------------------
2018
paranızı çaldırın
ama parçalara bölünmeyin
----------------------------------------------------
2018
İnsan elinden çıkan bir işin kusursuz olacağını iddia etmek imkansız. buna Anayasamız da dahil. lakin böyle olmasını istemezdim.
sonuca saygı duyuyor ve diyorum ki; verdiğimiz her kararın doğru ve iyi olacağını iddia etmek de imkansız.
Vatanı bölmek için yapılan kansız bir darbe ise bu sonuç, iyi biliyorum ki kansızların sonunu getirecek de yine bu Aziz Millettir.
Tarih böyle diyor
----------------------------------------------------
2018
öyle bir baş kursun ki Kur'an
aşkı sevdayı konuşmaya gerek kalmasın
neyse ne
öyle bir yerde buluşalım ki seninle
sonsuzluk işte
neyse o
----------------------------------------------------
2018
gerçek ne
şu duvara bakmaya başlayalı ne kadar zaman oldu
yıllar
"yıllardır baktığın şu duvar"
oturduğu yerden hiç kalkmadan önündeki kültablasını doldurdu
sonra hiç kimseden yardım istemeden bir kahve aldı
evet o duvara benden uzun zamandır bakıyordu
sayfaları hızla çeviriyordu
kafası başka yerde diyordum
bir yandan da o palavracı nerede diye
sağa sola bakınıyordum
kesin bir yahudiydi o
ya bu saçmalıktan kazancı neydi
"bunları sen mi yazdın" -yakmışım-
evet
"yarın öğlen saat on ikide yine burada -bir masa-
birer kahve içer sana on üç yılda öğrendiğimi bir saatte anlatırım
anladın anladın"
saat on ikiye kadar
belki o masaya yüzlerce kez baktım
duvarı anlamıştım
ya bu masa
ilginç gelmişti
nasıl olsa karalıyordum kendimce
on üç yıl bir saate sığar mıydı
hem evim o masanın karşısındaydı
birini ekme şansım yoktu
"imge
aslan yürekli insan
eşşek kafalı insan"
tamam
-duvarlaşan gerçek
gerçekleşen masa-
"-de'ler -da'lar ayrı
dahi derken
okumuyor musun sen yazdıklarını
yanlız değil yalnız
yalnış değil yanlış
virgül
oku baban gibi, eşşek olma
oku, baban gibi eşşek olma"
"acıyı soylu ruhlar hisseder"
-sevinmekten başka çare yok-
bir saat
bir ay
bu şiir mi
ya bu
"bir gram bal için
bir çuval keçi boynuzu yedirme
vur"
-o anı bekleme
o anı getir
ve tüm gücünle vur-
mektuplar
biri daha vardı
onun anlattıkları değil de
ilgisi kaldı aklımda
bir de köprücüğünü kırmışlardı
sakat bırakılmamıştı sanki
şiir morfin gibiydi
geçenlerde ismi geçti bir yerde
ummadığım biri söylediğinde
her isim düşündürür beni
bakalım nerede bekliyor beni yüzü nasıl
-gerçeğin arkasında ne olabilir ki
oyun ve eğlence
ruhum sevmez
vardır bir bildiği-
"geçmiş olsun
duyduk ve sevindik"
"şiir yazmak öğrenilir mi"
öğrenilmez galiba
"ben de öyle düşünüyordum bir zamanlar
ama pek emin değilim eskisi kadar"
ne kadar zaman oldu bilmem
bir duvar
beton demir soğuk
ve her gün temizlenen bir cam gibi temiz
aramızda
yıkmaya yıkılmaya geldik
yıkılmayana meylimiz var
işaretler izler bıraktık
bulunmaya ihtiyacımız var
ya tuzağa düştük
ya tuzağı seçtik
alınacak dersimiz var
her çağırana koştuk
şimdi beklemeye zamanımız var
bir duvar evet
aşılması gereken
ne oyun
ne eğlence
ardında neşe ve mutluluk var
yanlız soylu ruhlar için
kül olmuşlar
----------------------------------------------------
2018
aklımdan kütükler
yüreğimden gemiler yaptım
seni kaynayan kanımla
fırtınalı gençliğimle kuşattım
aşılmaz surlarını yıkan gücü
delicesine bir aşktır sandım
seni fethetmek
sinende saraylar köşkler yükseltmek
her karışında durup
minnetle secde etmek
taşını toprağını altın zannetmek
hepsi sana bir gün yenilmek içinmiş
anladım
şimdi ağlarını çekenler gibi
ağır ağır düşünüyorum
sana hayran olamamanın bir yolunu
hala bulamadım
içinde söndürdüğü ocaklar tütsün
vuslata ermiş aşkları sevdalarıyla
Cennette bir İstanbul olsun
benim olsun
----------------------------------------------------
2018
-esinlenen mi esinlenilen mi-
ekmek mi buğday mı
aşk mı gül mü
ateş mi kibrit mi
sen mi ben mi
ben mi sen mi
----------------------------------------------------
2018
kendimi terk ettiğim zaman
kalan her şey benden nefret ediyor
gece oluyor
gölgemden kurtulduğumu sanıyorum
oysa öylesine kuşatıyor ki beni
bırakıp gittiğimi
kaçıp kurtulduğumu sandığım
kendimi sevmediğim zaman
kalan her şey
seni sevmemi istiyor
daha olmadan yoksun
olsun
----------------------------------------------------
2018
insanlara güvenemiyor
ve güven veremiyormuşum
Allah versin öyleyse
----------------------------------------------------
2018
şemsiyeni yağmurluğunu yanına al
çizmelerini ve boyunlu kazağını unutma
havanın böyle olduğuna aldanma
benim toprağımın doğasında
her an dört mevsim var
insanın gücünün yetmediği işleri
doğal karşılamaya meyli var
dolu yağdırdı diye
gökyüzüne küsmez
----------------------------------------------------
2018
o kadar sinsiydi ki
öğrenebildiğim tek şey
dürüstlük oldu
----------------------------------------------------
2018
sanırım külahları değişmeden önce
ayakkabıları değişmek gerekiyor
----------------------------------------------------
2018
dinlemeyi sevdiğin sesi
bir de dünya denen
kuru gürültünün içindeyken duymayı dene
sessizliği getiren
bir ses
uğultuyu başlatan
neşeye ve acıya dönüştüren
bir ses
başbaşayken saran
cümbüşlerde kaybolan seslerin sonu
bir ses
----------------------------------------------------
2018
bilmiyorum ne tür bir sinirdir bu bendeki
uysal ata sıkı çifte attıranından mı
zarar getireninden mi
yada buğuz etmeyi değil de
dile getirmeyi seçtireninden mi
bakacağız
hayır olur inşallah
az okuyan biri olduğumu düşündüğümde
kendimi koyun gibi hissediyorum
yahu adamların bilmediği yok
anlat anlat bitiremiyorlar
ağızlarından tükürük sıçrasa gülsuyu sanırsın
lakin bir nokta var tak tak takıldığım
anlattıklarına bakıyorum da hep güzel
hep olması gereken şeyler
nasıl olmasın
hepsi gerçekten de
çok düzgün insanların yaşadıkları olaylar
hayatları noktayı koymuş
nasıl olması gerektiğine dair
hayat boş diyenlere
güzellikler doldurma imkanı
şimdi anlatanlara ve tezata gelelim
o kadar okumuşsunuz
her şeyi biliyorsunuz
noktası virgülüne kadar
başka ihtimal yok
ya siz körsünüz ya da biz
sahtekarlarla cahiller arasında
pek fazla fark olduğunu düşünmüyorum
birileri cennetten arsa satma işine girdiyse
birileri yeni pazarlar keşfedip
işlerine gelmeyen kişilerden kurtulmak isteyenlere hizmet eder
ve cehenneme yolcu taşır
kısaca o devri benden iyi bilenler
o günlerle bu günler arasındaki farkı en iyi bilenlerdir
yani yapılması gerekeni en iyi görenlerdir ama
her şey ortada
hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için
yarın ölecekmiş gibi çabuk çabuk
"dünyayı sen düzeltemezsin" diyorlar
haklılar
"kendini üzersin" diyorlar
yine haklılar
sorsam bu uğurda ömür tüketenleri
benden çok iyi biliyor örnek gösteriyorlar
nasıl oluyor anlamadım
adamlar haklı
----------------------------------------------------
2018
"doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar"
cennete kadar yolu var
----------------------------------------------------
2018
tanıyor biliyorsun beni
oysa rüyamda görsem
tanıyamam seni
"herkesi kendin gibi bilme"
nasıl kovarsın beni
daha beni çağırmadın ki
gül kokulu hançer misin
kimsin
----------------------------------------------------
2018
bilginin güç olduğunu öğrendin
henüz öğrenemediğin
uyuşturucuların en tehlikelisidir "bilgi"
insan bildikçe tanrılaşır mı
neyin nasıl yapılacağını söylemek için
salt bilgi yeterli midir
gözlüyor dinliyorsun
sorup araştırıyorsun
ne yaparsan yap
asla hakkıyla bilemezsin
"bilenle bilmeyen bir olmaz"
bilmeyene bilen kadar
soru sorulmaz
şu her şeyi kontrol etme ihtirası
gücün kalıcı olmadığını bir türlü hazmedemeyiş
tırnaklarınızı gösterirken takındığınız nezaket
----------------------------------------------------
2018
sorsan isteyen herkese verilir
isteğini kılıfına uydurmayı bilmeyene
nasihat edilip yol verilir
özür dilenip telafi edilir
silahlı gelene
kan dökene fazlası verilir
başa gelen zaten çekilir
yanan yorganın faturası
pirenin cüssesine kesilir
yaş yanabilir
kuruyu yakmak için
ne emir ne de fetva gerekir
işler ters giderse sabredilir
vesile olana madalya
azmettirene koltuk verilir
kelle istenir
mesul bulunamazsa
birileri idam edilir
gemisini batıran kaptan iyi niyetlidir
suyun üstünde asil mağdurlar
altında görünmeyenler bellidir
herkes öfkelenebilir
agaysan fıtratına
garipsen hayatına maledilir
biri gider biri gelir
dünyanın düzeni bu
işi bozuk adamlar
biraz zor sevilir
----------------------------------------------------
2018
gerçek kişi olmayı geç
hiçbir şey yapmadan
biraz erken öldür kendini
bekle biraz öylece
kımıldatmadan yüreğini
yoksa gelmez o kalanları haklı çıkaran
seni yanmış kayalara çıkaran gemi
istersen ilk yanlış durakta at kendini
değişmeyecek varacağın yerin yeri
çırpınırken dökeceğin ter
tutunmak isteyeceğin bulutlar
umutla aklına gelen yüzlerin sırrı
unuttuğun iyilerin söylemedikleri
hep kirli olacak
ben iyiyim diyeni geç
Allah iyi diyor
Allah böyle istiyor diyeni geç
kalbini yaramadığını
aklını okuyamadığını geç
istersen ilk yanlış durakta indir kendini
ve sor kendine
ne diyorsun
sen ne diyorsun
iyi olması için
iyi insanlarla karşılaşmak gerek
iyi insanlara kötü işler yaptırmak için
bazen doğru söz söyleyip
iyi görünmek gerek
sen ne diyorsun
benim dediğimi geç
----------------------------------------------------
2018
kilitlere benzedi kanunlar
her kim emanet alsa kapıyı
çıkarıyor içeridekini dışarı
ve değiştiriyor anahtarları
yaparken yıkmak gerekirmiş
dar geldi sonsuzluk bize
----------------------------------------------------
2018
"şiir" yazmayı sana kim öğretti
ya size yaşamayı
cesur olmayı
vermediğinizi istemeyi kim öğretti
neden kimileri satınca ticaret yapmış olur da
kimileri satamayınca beceriksiz
sanki iki güneşi vardı bu dünyanın
karanlıktayız diyenler yalan söylüyordu
insanlar düşüncelerini özgürce ifade etmeliymiş
sukut saf altınmış
bazı sukutlar on sekiz ayar
söz gümüşmüş
bazı sözler altın simli
kimileri izin verdin dermiş
kimileri hata bende
ve hata yapanlar hep sabırsız
neden gevezeyim bilmiyordum
sizi kusursuz görene kadar
----------------------------------------------------
2018
aynaya baktığında
her canlının mutlak gördüğü
ölmekte olan biri
şimdi sen diyeceksin
iyi biri olmanın gereği
yaşamakta olan biri
birine öğüt vermenin güzel yanlarından biri
unutmak derdini
cesaret bulmak
korkunu anlamsız kılmak için
korkularımı küçümseyebilirsin
ben buna meşru müdafa derim
iyi biri olmanın gereği
sen saçmalıyorsun diyebilirsin
----------------------------------------------------
2018
şu yere düşen
hangi zeytinin dalı
ya ucundaki göz
kimin gözü
----------------------------------------------------
2018
buranın da suyu ısınmaya başladı
dibe vurmadan çıkılmazmış yukarı
beni dipten bir kulaç yukarıda tutan ne ki
----------------------------------------------------
2018
ölüm beklesin
korkudan bahsedelim
----------------------------------------------------
2018
konuşma hakkımı
kullanmak istemiyorum
----------------------------------------------------
2018
tek olmanın güzelliğini
ancak Rabbim bilir
----------------------------------------------------
2018
anladım ki
öldükten sonra seni anlayacağım
aynı gün ölmeye
ne dersin
----------------------------------------------------
2018
iki insanın karşılaşmasındaki suskunluk
dost ya da düşman oluncaya kadar devam eder
----------------------------------------------------
2018
birkaç gün nasıl öldüğümü hatırlayamadım
----------------------------------------------------
2018
almak için
veriyormuş gibi yapmak
----------------------------------------------------
2018
"bir gün" dediler
"gideceğiz bu dünyadan
bu dünya geldiğimiz ve gittiğimiz yer oldu"
geldiler gördüler ve gittiler
doğuya batıya toprağa ve suya doğru
kül olup savrulanlar oldu
"mana aramak manasız, biz yok olanlardanız"
diyenler oldu
ilk işleri mücadele etmekti bu dünyaya gelebilmek için
gel gelelim buradaydılar evvela
yediler içtiler cenk ettiler
sevdiler ihanet ettiler
ne var ki hep biraz ayıp ettiler
gerçeği tam manası ile bilmiyor olabilirim
bunun "bir gün" mümkün olacağına inanıyorum
inanan birini görmedim duymadım
hepimiz "bir gün'e" doğru gitmekteyiz
bulamadıklarımıza ya da bulmayı umduklarımıza doğru
ümidimiz beklentimiz var "bir gün'den"
korkumuz endişemiz var "bir gün'den"
ne garip değil mi
bir ağacın altındayız
hepimiz aynı meyvadan yiyoruz
acı diyenler pek çok
ekşi diyenler de var
tatlı diyenler de
tadışımız sonucu değiştiriyor
ama yemeden içmeden yaşanmıyor
gerçek değişmiyor
çok açık
irademiz ile değişen tek şey
varacağımız yer
geldiğimiz ve gittiğimiz bu dünya
o ağacın dalları gibi bizi
ayrı ayrı tatlara götürüyor
kimi tad almak istiyor
kimi her daim tatlı kalmak istiyor
ben kimseye ol diyemem
dilim çekmez o yükü orada
yüreğime güvenecek kadar cesur değilim
ama sen sen ol
ol derken
biraz dikkatli ol
----------------------------------------------------
2018
sonsuz hayat
hiç bitmeyen bir ödeşme
ya almaya layıksın
ya da hep geri vermeye
zengin olur bir bakarsın
muhtaç olduğunu unutmayan
muhtaç olmayana el açan
"seninim" deme
sen benim olamazsın
"benimsin" hiç deme
son sözün olur
beni bir daha bulamazsın
en kötü yerinde mekanın
ebedi kalmaktır yalnızlık
bir eziyete tekamül eder ki varlığın
azap çektikçe can bulur
can buldukça acı çekersin
dünya denen mekanda her an
anlamam istendi ki hüzün
sahibimden ayrı düşmekten ibaret
gayrısı ile olsam azalmaz
olmasam artmaz
----------------------------------------------------
2018
her daim tatlı kal
"bir gün" dediler
"gideceğiz bu dünyadan
bu dünya geldiğimiz ve gittiğimiz yer oldu"
geldiler gördüler ve gittiler
doğuya batıya toprağa ve suya doğru
kül olup savrulanlar oldu
"mana aramak manasız, biz yok olanlardanız"
diyenler oldu
ilk işleri mücadele etmekti bu dünyaya gelebilmek için
gel gelelim buradaydılar evvela
yediler içtiler cenk ettiler
sevdiler ihanet ettiler
ne var ki hep biraz ayıp ettiler
gerçeği tam manası ile bilmiyor olabilirim
bunun "bir gün" mümkün olacağına inanıyorum
inanan birini görmedim duymadım
hepimiz "bir gün'e" doğru gitmekteyiz
bulamadıklarımıza ya da bulmayı umduklarımıza doğru
ümidimiz beklentimiz var "bir gün'den"
korkumuz endişemiz var "bir gün'den"
ne garip değil mi
bir ağacın altındayız
hepimiz aynı meyvadan yiyoruz
acı diyenler pek çok
ekşi diyenler de var
tatlı diyenler de
tadışımız sonucu değiştiriyor
ama yemeden içmeden yaşanmıyor
gerçek değişmiyor
çok açık
irademiz ile değişen tek şey
varacağımız yer
geldiğimiz ve gittiğimiz bu dünya
o ağacın dalları gibi bizi
ayrı ayrı tatlara götürüyor
kimi tad almak istiyor
kimi her daim tatlı kalmak istiyor
ben kimseye ol diyemem
dilim çekmez o yükü orada
yüreğime güvenecek kadar cesur değilim
ama sen sen ol
ol derken
biraz dikkatli ol
----------------------------------------------------
2018
almak için
veriyormuş gibi yapmak
----------------------------------------------------
2018
birkaç gün nasıl öldüğümü hatırlayamadım
----------------------------------------------------
2018
anladım ki
öldükten sonra seni anlayacağım
----------------------------------------------------
2018
konuşma hakkımı
kullanmak istemiyorum
ölüm beklesin
korkudan bahsedelim
----------------------------------------------------
2018
aynaya baktığında
her canlının mutlak gördüğü
ölmekte olan biri
şimdi sen diyeceksin
iyi biri olmanın gereği
yaşamakta olan biri
birine öğüt vermenin güzel yanlarından biri
unutmak derdini
cesaret bulmak
korkunu anlamsız kılmak için
korkularımı küçümseyebilirsin
ben buna meşru müdafa derim
iyi biri olmanın gereği
sen saçmalıyorsun diyebilirsin
----------------------------------------------------
2018
"şiir" yazmayı sana kim öğretti
ya size yaşamayı
cesur olmayı
vermediğinizi istemeyi kim öğretti
neden kimileri satınca ticaret yapmış olur da
kimileri satamayınca beceriksiz
sanki iki güneşi vardı bu dünyanın
karanlıktayız diyenler yalan söylüyordu
insanlar düşüncelerini özgürce ifade etmeliymiş
sukut saf altınmış
bazı sukutlar on sekiz ayar
söz gümüşmüş
bazı sözler altın simli
kimileri izin verdin dermiş
kimileri hata bende
ve hata yapanlar hep sabırsız
neden gevezeyim bilmiyordum
sizi kusursuz görene kadar
----------------------------------------------------
2019
17 Kasım 2019
aptalların zeki olduklarını kanıtlamaya çalışarak bilime ihanet ediyoruz
----------------------------------------------------
2018
8 Aralık 2018
tanrı saçma sapan hikayelere savaş açmak zorunda
ben sensiz yaşamanın bir yolunu bulamasam da olur
----------------------------------------------------
2018
27 Kasım 2018
aslında ne yaptığımı bilmiyorum
kiminiz iyi diyor kiminiz kötü
aslında hiçbiriniz sekimde değilsiniz
biriniz tanrı biliyorum
ben tanrı değilim bilmiyorum
ispiyon da değilim
tanrı size şah damarınızdan yakınken
açıkta kalan götünüz için ezan okuyamam
----------------------------------------------------
2018
26 Kasım 2018
ne garip izleri var yalnızlığın
özellikle ölmüşlerin resimlerinde belirgindir
çirkin geleni toprak olduğunu öğrenince sevmek
ne kadar yavşak olduğumuzun farkındayım tanrım
peygamberine söyle tatile çıksın
----------------------------------------------------
2018
23 Kasım 2018
dört duvarın peygamber kapının tanrı olması
----------------------------------------------------
2018
23 Eylül 2018
efendim sever çığlığımı yutarken çıkardığım sessizliği
----------------------------------------------------
2018
6 Ağustos 2018
tanrı ölmek istiyordu
hak adalet eşitlik istiyordu
ve insan iblisi yarattı
kardeşinin kanını bir kadın için akıttı
tanrı biz olmasak dahi var olurdu
ama biz kahrolası insanı yarattık
----------------------------------------------------
2018
27 Haziran 2018
her düşünceyi bir çivi
kendimi çakılmaya hazır bir duvar gibi görüyorum
----------------------------------------------------
2017
20 Eylül 2017
sinyalsiz bir sarı kedi ben de vermedim iyi mi
----------------------------------------------------
2017
21 Şubat 2017
çok yaşa dediğin günden beri hastayım sana
----------------------------------------------------
2017
8 Şubat 2017
öyle güzeldi ki sesinden yüreğime giden yol sonu cehennemmiş süründüm öyle güzeldi ki yüreğimi yakan ateş sonu kül olmakmış aşkın rüyamda saçlarına sarılan rüzgarı gördüm
----------------------------------------------------
2016
9 Nisan 2016
herkes bulduğunu o gün yese
kimse hayal kurduğuna üzülmez
----------------------------------------------------
2015
30 Ekim 2015
beklemediğini bekle
çünkü ben hayal kırıklığıyım
----------------------------------------------------
2015
23 Ekim 2015
mutlu bir hayat süremeyeceğim yıllar öncesinden belliydi
katiller arasında sadece seni affedebileceğimi fark ettim
ölüm ne demek hala bilmiyorum
tek bildiğim senin elinden ve sırtımdan gelecek olması
şimdi yapman gerekeni yap ve üzülme
seni sevmek için yaşamaya ihtiyacım yok artık
----------------------------------------------------
2015
17 Ocak 2015
güneşin battığı yerde güneşi bekleyen insanları güneş sırtından vurur
----------------------------------------------------
2015
11 Ocak 2015
gözlerin gerçek değildi
gördüğümde bir şey hissetmediğim
yüzlere ağlayarak bakmıştı
ne olacak
sabah olursa olacak
yatıp uyuyacağım
uyanmak umurumda olmayacak
----------------------------------------------------
2015
4 Ocak 2015
galası kıyamet günü olan film
tanrım sana sövmedim
yönetmenim diye geçinen
polisçi kullarını
pip
----------------------------------------------------
2014
31 Aralık 2014
şiir ne gün ölür bilmem
ben mezar taşı için yazıyorum
onun hayatında olmak istemem
ben sessizce okunmak istiyorum
----------------------------------------------------
2014
15 Aralık 2014
bana el sallayan sendin tanrım
onun ellerini sen yarattın
----------------------------------------------------
2014
8 Aralık 2014
eğer ben bir yazarsam
yazamadıklarımdan başka ne olabilir ki kader
----------------------------------------------------
2014
7 Aralık 2014
söyleyince doğar güneş
susmak yeşil bir ateştir
gitme zamanı gelince
hep kalmaktır kaybetmek
her bahar yapraklarıyla yanar ağaçlar
serin bir rüzgar estiğinde
ürpermektir doğmayı bekleyen güneşin ateşi
dokunur soğuk ve hareketsiz bir ölüye geçmiş
biraz gizemli biraz karışık
ama anlaşılmaz değildir hiçbir söz
dinleme zamanı gelince
söylemeye çalışmaktır yalnızlık
----------------------------------------------------
2014
1 Aralık 2014
duvarda bir göz var
kör olasıca duvar
penceren yıldızlardan yüksek
ölüm döşeği kadar dar
yüzün saklamaya değer demek ki
duvarın arkasında yar
sırtı gözlerimi yıkar
esaret dedikleri alçak
bileklerimdeki ekmek mi
ter eker zincir biçerim
tanrı'nın sabırlı
insanın çaresiz
iblisin hükümran olduğu duvar
bakışını bilmem ki ne yıkar
özgürüm diyebilmek için
duvar sana ihtiyacım mı var
sana beni muhtaç ettirene diyeceğim var
gözbebeği görünmeyen tanrı
verdiğin gözü ne yapacağım
her nereye baksam acı
duvarın iki yüzü bir ise
senin bir olman ne demek
ikiden fazla gözün var ise
birini al gerisini acı çekenlere ver tanrı
duvardaki gözü bana bırak
beni acının gözünü kör eden ışık eyle
sen de tebessümün karanlığı ol
af var tahliye var
uçurduğu balona tapacak köle var
aç karınlara ekmek
sözünün eri bir tanrı
ve dilediğince ayeti var
duvarda bir göz gördün mü
ölsen de çekeceğin var
----------------------------------------------------
2014
30 Kasım 2014
sen şarap testimi kırmaya geldin
dilini sap eylemişsin iblisin çekicine
söyle ne koyacaksın yerine
ne ile dolduracaksın kanını akıtıp
parça parça edip yüreğimi
ben onu yeri için yari terk etmişim
buna rağmen bana sabredene
ne diyeceksin söyle
aklımı başımdan alabilecek mi şarap gibi sesin
sen kalemimi kırmaya geldin
sözünü kaybetmiş bir şiir gibi
sayfalardan akıp gideceksin
kalan yine benim olacak göreceksin
vur gücünün yettiği kadar
beni kırdığından fazla kırılacak
içmemenin sarhoşluğuyla parçalanacaksın
bu can benim değil
kırmaya çalıştıkça masanda
hep dolu bir kadeh bulacaksın
----------------------------------------------------
2014
29 Kasım 2014 · Eskişehir
tanrı'nın evinde oturuyorsun
ne penceren var ayışığını görecek
ne gecenin kilidini açacak mumdan bir güneş
kapısını kapatınca kaldığın karanlığa
kara bir kalem ile yazdığın yazıdır yaşamak
----------------------------------------------------
2014
26 Kasım 2014
saman kağıda kurşun kalemle yazı yazdın mı
geçen zamana kurşun diye kuru nohut attın mı
kırmızı ışıkta geçip ölümüne kahkaha attın mı
senden ala gevrek mi var börek çörek arasında
tütün üzerine tahta simit fırlattın mı
gece yarısı tekeri patlayınca aciz kalan adaleti
----------------------------------------------------
2014
26 Kasım 2014
size haksızlık edecek kadar değişmeme neden olan
unsurlara yönelmemin nedeni nedir
vereceğiniz ceza da ödül de geçicidir/geçersizdir
bana beni ispat etmekten uzaksınız
özür de dilemeyeceğim artık
mutlak adalet huzurunda söz verilinceye kadar
konuşma hakkımı kullanmak istemiyorum
----------------------------------------------------
2014
26 Kasım 2014
bir kelepçe bağladılar koluma
bir uçurtmanın ipi olsun isterdim
----------------------------------------------------
2014
25 Kasım 2014
onları dışlamadım
onların
benden dışlamamı istedikleri insanları
dışlamadım
konu öteberi değil
öne sürdükleri düşünceye
vicdanımda bir yer veremeyecek kadar dışlanmışlığım
içeride yalnız kalmanın neresi güzel
dışarıda şarap fıçısında yaşamak varken
bana ne senin sevdiğinden
sevmediğinden
----------------------------------------------------
2014
25 Kasım 2014
şairler biraz dalgın olur
okur yazar olmak yetmiyor yarim
kadim bir şiir gibidir hayat
yaşamak yetmiyor yarim seninle
seni hasretinle yanarak aramanın yanında
her hikayenin sonunda senin isminin çağırdığı resim
ruhum yanağına değmiş yanağımda kızarır
kim görse ayazda kaldım sanır
soğuk bir aşk ateşisin sen
kimsin sen bilemem
bilmezlikten gelir şairler bazen
gözüne çarpan ateşi unutur şiir
sırtını dönse bile yalan
güzeldir bensiz biten hikayen
acı dediğin biraz biber gibi olur
----------------------------------------------------
2014
24 Kasım 2014
sen misin diye bakıyorum sana
sallanıyor sözüm denk değil sesim zamana
sonbaharda bir yaprak gibi
düşmek ne güzel olurdu toprağa
söylediklerini anlamıyorum sanma
gözü yaratan tanrı gibi
----------------------------------------------------
2014
22 Kasım 2014
her şeye gücü yeten tanrı
bana bir şeyi unutturmadı
neydi bilmem
çekip gitmene neden
boş bir kadehe atılıp
bulamayışım var seni
boşluğu dolduran yokluğuna ekmeğini bağlar meyhaneci
şarap dediğin nedir ki
ölümü boşuna yaratmış olmasaydı tanrı
ölümsüz sensizliğini bana verir miydi
boş veremiyorum kadehler boş kalınca
dayanamıyorum alıp gidenlere
vermeye gücü yetmiyor hayat seni bana
benim olmayacak seni yaratana
seve seve tanrı diyeceğim
böyle dinin mabedine gideni
----------------------------------------------------
2014
19 Kasım 2014
bir mermerin köşesi gibi kırılır kalbin
bir kenarından kesip düzeltir zaman
küçülerek yaşamaya devam eder
bir daha düşürmemeye çalışırsın elinden
karanlıkta çıktığın her basamak
seni nereye çıkaracak
sonunda ilk feda ettiğin bir taş parçası kalır
avucunda düzeltilmez kırık bir taş parçası
ağlama
ağlatma gücü en yüksek ses oluverir
bir de söyleyen sensen
soluğunda denizler boğulur
gözlerine çarpan çılgın dalgalar karşısında
bir balon gibi şişer gözyaşın
bir yaya dönüşür doğru görüşün
tam o anda ağlama dersin kendine
bir taşın bir damlaya dönüştüğü o an
kızarmaması için göğün ne yaparsın
ağlama
sanırım hayat
o an hıçkıra hıçkıra ağlamak
kıçınıza şaplağı yediğiniz günü hatırlayınız
birine ağlama diyeceğinize
kimseyi ağlatmamaya çalışsanız
üç para etmez bir tebessüm için
----------------------------------------------------
2014
18 Kasım 2014
taş üzerine koydurduğun taş seni yüceltemez
beli bükülen gariplerin gönlünü almadıkça
----------------------------------------------------
2014
29 Ekim 2014
fotoğraflara bakıp yanılmak varken
gözlerimi kapatıp düşünmeyi sevdim
ne yalan ne gerçek geçsin istedim içimden
karanlığa bakıp ışığı hayal etmek
çizginin ve rengin yaratıcılığında
kalem tutan bir el olmak
insan olmak istedim
----------------------------------------------------
2014
26 Ekim 2014
kaybolmak duvar olmanın ta kendisi
----------------------------------------------------
2014
18 Ekim 2014
karanlığa adım atar atmaz bitti dersin
onun yüzünü bir daha görmeyeceğim
çok şükür unuttum her şeyi ne varsa
şair olmak isteyen unutmasın onu
----------------------------------------------------
2014
15 Ekim 2014
içki içtim
sarhoş oldum
şiir yazdım
biri hesabı ödesin lütfen
----------------------------------------------------
2014
15 Ekim 2014
bana ait olduğum yeri verdiler
ter ve gözyaşı hayatım oldu
----------------------------------------------------
2014
15 Ekim 2014
gözlerini avucundaki su birikintisinde taşıyor
ölüyor ama umurunda değiliz
duyuyor ama tek isteği gitmek
kapanmayacak gözlerine bakıyorum
sanki bana bekle diyor
sevdim seni
belki bir gün
----------------------------------------------------
2014
10 Ekim 2014 · Eskişehir
hayatı akışına bırakmak isteseydim ellerinden tutmazdım
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
ne yaparsam yapayım sarhoş oluyorum
içki beni gerçekler karşısında savunmasız bırakıyor
korkusuz uyuyorum
seni düşünmeye fırsat yok
bu yüzden gerçek
sen olamayacak kadar yalan iken
benim sende bulduğuma inanmamdır
gülsen de bir gülmesen de
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
hayatını çaresizlikleri olarak gören insanlara de ki
bilme yeteneğinizden şüphe etmeseydim "tanrı" demezdim
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
ölüme yaklaştığını düşünemez bir insan
uzaklaşmanın mümkün olmamasıdır hayat
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
zalimin zulmü varsa mazlumun Allah'ı var diyorlar
Allah'ın ayeti varsa kul'un şiiri var diyorum
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
içtenliğimi bir oyunun parçası sandılar
oysa beni oyunlarına çağırsalardı
beni rol yapamayacak kadar eşsiz bulurlardı
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
bir dünya var yanı başımda
bana koştuğu için kaçıyorum
şarap ondan güzel olmasa da
hemen öldürsün diye içiyorum
----------------------------------------------------
2014
9 Ekim 2014 · Eskişehir
beni sevip sevmemesi umurumda değil artık
eğer seni sevmiyorsa
eğer seni sevmeye gücü yetmiyorsa
işte o zaman gerçekten isyan ederim tanrıya
o eşsiz gücüyle beni cayır cayır yakarken
beni ateşin koynunda mutlu eden
senin kıvılcımı çakan ile mutlu olmandır
kimin kime zulüm ettiğiyle ilgilenmiyorum artık
eğer sana acı veriyorsa
yani seni mutlu etmeye gücü yetmiyorsa
bil ki o zaman inanırım tanrıya
şaraba inandığım gibi
bana aşk kusturan kırmızısına inandığım gibi
----------------------------------------------------
2014
8 Ekim 2014 · Eskişehir
öğreniyorum
öğretmek kadar zor ne var
hepsi bilge bunların
çay kahve içip maaş almış hepsi
çözmüş bulmacayı
zavallı kıçımla gülüyorum
yevmiye hesabım yetiyor
en kral hesabın tefrikasına
----------------------------------------------------
2014
8 Ekim 2014 · Eskişehir
seni anlayacağımı düşündün
senin gibi düşünemediğim için
yokluğunu yaşıyorum
iyi ki varım
----------------------------------------------------
2014
7 Ekim 2014 · Eskişehir
tanrı kendisi gibi düşünenlere güç vermiyor
şeytan olmak bu yüzden sakıncalı
----------------------------------------------------
2014
5 Ekim 2014 · Eskişehir
altın değiştirmiyor eşeğin kaderini
bu yüzden kaybediyor altın değerini
anlam veremediğin sözleri biriktiriyor hayat
terlemeden doğurduğun her düşünce sakat
----------------------------------------------------
2014
3 Ekim 2014
zaman değerlidir dediler
ve ben senin bir boka yaramayan hayalin ile geçirdim ömrümü
zamana verdiğim değer benim hazinem oldu
beş para etmeyen sevdan ile
satın almaya çalıştım gerçeği
gerçek benim
----------------------------------------------------
2014
26 Eylül 2014 · Eskişehir
bir insanın can çekiştiğini görmek
nefesinin bir an önce kesilmesini dilemek
öldüğüne sevinmek için hazırda beklemek
hayat taze et ve kemikten ibaret
yatakta çürümeye başlamış yaşlı bir kadın için
ölüm bir kurtuluş mudur bilmiyorum
ama ölmesini istememek için hiçbir neden göremiyorum
kim bilir neler geçiyor aklından
neler gördü gözleri
soluğundaki hırıltının ritmi değişiyor
ölmelisin yaşlı kadın
bu halinle artık kimseyi ağlatamazsın
----------------------------------------------------
2014
21 Eylül 2014 · Eskişehir
biri toprağa kitap gömüyor
altın sandıklar içinde
ceylanların güzel teninde
tohumların her bahar yeni yüzüne
biri geleceği güneşe gömüyor
serin vahalar içinde
bakışların soğuk teninde
dirilenlerin merak ettiğim son yüzüne
----------------------------------------------------
2014
20 Eylül 2014 · Eskişehir
asla sarılamayacağın bir battaniye bu hayat gecenin ayazında
kayboluşun öyle soğuk bir rüzgar ki sarhoş nefesimde
tutsam da bir tutmasam da
yas var yine hep yine o masal aklımda
sen güzelsin ben sihirli elma
----------------------------------------------------
2014
18 Eylül 2014 · Eskişehir
inancını kaybetme diyorlar
içinde kaybolduğum karanlıktan başka inanacak neyim var
----------------------------------------------------
2014
9 Eylül 2014
anlayanlar anlamayanları göt ediyor mu
adalet ne olacaktı ki şaşırmaktan başka
----------------------------------------------------
2014
29 Ağustos 2014
kazanma fırsatı var
kazanamadan ölmek gibi bir ihtimal
----------------------------------------------------
2014
29 Ağustos 2014
yolun bir yerinde uçurum olsun
çoğumuz düşelim yürür gibi
canımız yansın ama ölmeyelim
kadehimi son uçurumun adaletine kaldırıyorum
sarhoş olup sonsuza kadar yaşayabilmek için
yaşasın yaratanın krallığı
üstülüğün görünmez olmasına
çelme takan düşürdüğüyle kardeş olsun
----------------------------------------------------
2014
23 Ağustos 2014
çirkinliğin içindeki içtenlik
güzelliği saran boya
doğru söylemiyor ayna
insana kendini göstermez
bir akıl bu dünya
istemeden kan içen
----------------------------------------------------
2014
15 Ağustos 2014
seni yemeyeceğim
yememen gereken bir canlıyı öldürdüğün için öldüreceğim
----------------------------------------------------
2014
15 Ağustos 2014
insan sesi ve müzik
celladın yüzü ve karanlık
gölgemin soluğu ve soğuk
odanın tanımı ve tanımım
----------------------------------------------------
2014
12 Ağustos 2014
aristokratik açılım ve insan olmanın dayanılmaz rezilliği
delirtirsiniz adamı siz masa başı çomarları
alın bin tane plastik masa sandalye sermayesi ne
paranız yoksa yere serin sofraları havalar güzelken
doluşun arabalara her gün bir mahalleye gidin
sokaklara yayılın kurun kazanları pişirin yemekleri
oturun bir yemek yiyin garibanlarla dertlerini dinleyin
seçime kadar insanlarla kaynaşın elinizden geleni yapın
en azından halkın yanında durun yardımlarda bulunun
dine bakış açınızı değiştirin her inancın ritüellerine katılın
kültürünüzü geliştirin her kesime katkıda bulunun katkı isteyin
sosyal hayatınızda dar gelirli ve yoksullar yer alsın
bakın siyasetinizi duymayan kalır mı bu dünyada
lider peşinde koşmaktan yorulmadınız mı
herkes bir lider değil mi halka giden yolda
----------------------------------------------------
2014
11 Ağustos 2014
elinize bir ekmek alın
ister insanların arasında
ister hayvanların arasında
bölüp bir parça uzattığınızda
tek kelime etmeden
tüm canlılarla anlaşabilirsiniz
ya da bir parça ekmek ile
tuzak kurar sessizce bekler
insanları ve hayvanları avlayabilirsiniz
gökten yağmur yağıyor
ama diyet ekmek yağmıyor
işe yaramayan dil yok
dili var edenin
sesi var dili yok
----------------------------------------------------
2014
11 Ağustos 2014
nabzını duyamadığı halkı ölü ilan eden kaşaneli
soluğunu ensende hissedince anlarsın yaşadığını
terini ipek mendil ile silersen nasıl bilebilirsin emeğin kıymetini
ister inan ister inanma tanrıya zenginliğin kadar borçlusun yoksula
gök yarılacak bir bilsen nasıl bir korkuya gebedir ölülerin adaleti
----------------------------------------------------
2014
10 Ağustos 2014
kapitalist dinci
zengin sosyalist
raybanlı faşist
alayınız koyunsunuz
yarınız ak yarınız kara
bir tane çakma tanrı ile
iki sadık çoban yeter sizi gütmeye
----------------------------------------------------
2014
8 Ağustos 2014
bakış açısının dili kuralı
soyununca kopan dilin kuralı
sonu dilsizlik olan kural ihlali
her şey tam ters durmuyor mu
bakış açısının kuralı ihlali
evrip evrim yürütüyorsunuz halkı
sonu körlük olan gözün kuralı
aydınlık dediğimiz yoksa
düpedüz karanlık mı
----------------------------------------------------
2014
7 Ağustos 2014
sanırım vicdan insanın gölgesinde yaşayan bir varlık
bir sesi olduğuna inanmak şaşılacak bir durum değil bence
doğuştan görmeyen birine sormak isterdim
senin hayalin ile benim hayalim arasındaki fark ne
sen gölgene sarılmış yaşayabilirken
biz neden gölgemizden korkuyoruz
ölüm benden ışığı alırken
senden gölgeni alamayacak
hiçbir şeyi özgürce göremedin
ama hepimizden özgür yaşadın
adalet mi bu
----------------------------------------------------
2014
6 Ağustos 2014
sende kalsın halim
onlara gösterme tanrım
----------------------------------------------------
2014
6 Ağustos 2014
dünya yuvarlak bir bıçak
insan ile ikiye bölüyor yarattıklarını tanrı
bir ayrılık sana bir ayrılık bana
yalnızlıklar beğeniyorum karanlığın aynasında
hep aynı şeyi söylüyor dilim
sevdiğim yüzlerin gülümseyişleri ne kadar uzak
ne kadar yakın annelerin karnı
akıntıya kürek çekerken hayat
ne su düşman bana ne toprak kurtuluş
bana vurulup düşen atları anlat
sırtındaki yer yüzünden ölen bir onlar mı
bana insanın düşüncesizliğini hatırlat
hep aynı tuzağa düşüyor gönlüm
bir varmış sana bir yokmuş bana
bana haksızlığı öğret
hak adalet şarmış her yanımı
bana kalpleri kırılan atları anlat
yağmurun bakışında çizdiği çizgileri
beni nasıl unutabildiğini anlat
----------------------------------------------------
2014
2 Ağustos 2014
bu kalem tutan el benim mi
isminin geçtiği bir şiir için ömrümü verirdim
ne yazık sana
ismini bile soramadım
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
hangi meyvalarla süsledin maskeni
ekmeğini kim veriyor bir söyle
yüzün maskesiz de karalıklar içinde kalsın ister misin
hiç maskesiz aynaya baktın mı söyle
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
iştira
paraları
yüzleri etli
iştira
süte maya
limonlu
iştira
elden
götün muşmula
iştirak
kırıştıra
buruşturak maske
iştirak
katak ekşiyek
maske
iştirak
ayaktan kesilek
el verek
maske
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
iştira iştirak
paraları kırıştırak
yüzleri buruşturak
etli maske
iştira iştirak
süte su katak
maya gibi ekşiyek
limonlu maske
iştira iştirak
elden ayaktan kesilek
götün birine el verek
muşmula maske
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
`ticaretini tanrı için yapanlar kimlerdir`
tanrının ikimiz için de uygun bir ticareti var mıdır
tapınaklarda buluşanların hali ortada
ya ayrılıktan sonra tanrı benimle gelirse
eğer seni iyileştirecekse bir umut
elimi de sana vereyim
o yol paraya gider
ben gelmeyeyim
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
devletim patronum
askeri kurnazları köpekleri inekleri aydınları aileleri
var var var var
var var var var var
elletmez geçinmez
selam toprakta
sesi sağdırmazlarsa
kandil çok
belletir geçirir
verir delik kısılmış
sağ yağını
şükür
selamet bulamaz
havlayamaz
kalamaz pazara
umut
vermez
bedenini çıkarır
var
yoklar
----------------------------------------------------
2014
28 Temmuz 2014
devletim var elletmez belletir
patronum var geçinemez geçirir
askeri var selam verir selamet vermez
kurnazları var toprakta delik bulamaz bedenini yoklar
köpekleri var sesi kısılmış havlayamaz
inekleri var sağdırmazlarsa sağ kalamazlar
aydınları var kandil yağını pazara çıkarır
aileleri var çok şükür hala umut var
iyi bayramlar
----------------------------------------------------
2014
26 Temmuz 2014 · Eskişehir
dil gönülle bir olamadı
ismini hep yanlış söyledi
gönül güce doğru baktı
gerçek yoruma yüz oldu
----------------------------------------------------
2014
26 Temmuz 2014
usta bir yalancıya en sevdiği yalanı
kör bir çiçekçiye en sevdiği çiçeği
dilsiz bir şaire en sevdiği şiiri sordum
hepsi gül dedi bana
solmak üzere olan bir gül
----------------------------------------------------
2014
26 Temmuz 2014
söyleyemedikleri sözleri bir gün söyleyebileceklerine inanıyorum
ya da gerçekten söylememeleri gerekiyordu
belki de sözlerinin sonsuzluktan bile silinmesi gerekiyor bilemiyorum
hayatın başlangıcında ışıktan önce sesin var olduğunu düşünüyorum
gözlerinde ışığı sönen tüm sevdiklerimin bana seslenişleri hala burada
bazen onları duyar gibi oluyorum
bazen de sesimin onlara gittiğini hissediyorum
fakat sadece kendi ölmüşlüğümü özleyebiliyorum
tek kişilik rüyalar teselli olur mu bir idam mahkumuna
----------------------------------------------------
2014
24 Temmuz 2014
toprak acıktığı zaman rüzgar ona yardım ediyor
su acıktığı zaman yardımcısız kalmıyor
karnı doymayınca karnı yarılıyor
toprağın kilidi topraktan
kapıyı açabilecek çilingiri arıyoruz
kum bizi örtüyor
saatler bizi sarıyor
----------------------------------------------------
2014
24 Temmuz 2014
kitap kavgası
çok kanlı olur kalemlerin savaşı
siz onları rafta öyle
omuz omuza durduklarına bakmayın
çok sessiz olur düşüncelerin savaşı
hiçbir kitabın kanı akmaz
yağmur yağar
herkes ıslanmaz
----------------------------------------------------
2014
24 Temmuz 2014
insanlık gelişir
doğar şartlar zorlaşır
güneş durmadan anlamaz
durmaz büyür
dünyada elektrikler kesilir
binlerce yıl azar azar
lokmanın kitabı bulunur
bir pazartesi günü
dünya akşama kadar serinler
unutmaman geçirmen gereken ömür buradır
giden gider
kalan ölümsüzdür
güneşin adımları hızlanır
elindeki altın kürekle
kızlarına tünel kazar
yazları domuz gibi kızarırsın
----------------------------------------------------
2014
23 Temmuz 2014 · Eskişehir
bir iç savaş geçirip
küçük küçük birleşiyorlar
ne kötü ayak izi var gerçeğin
gelecek nerede
onun bile etrafı duvarlarla çevrili
katiller adres sormuyor
hiçbiri neden öldürdüğünü bilmiyor
ya siz
neden öldürmediğini bilenlerden misiniz
kalpler bir bir küçük İsrail oluyor
cehennem
onca acıya rağmen yaşamayı istemek diyor
kalbimdeki faşist kral
bana yaşa diyor
onca acıya rağmen öldürme diyor
gerçek burada
kış cennet yaz ateş oluyor
kimse alevleri görmüyor
----------------------------------------------------
2014
23 Temmuz 2014 · Eskişehir
pavyona hava kararmadan gider
ışıklar yanana kadar içki ısmarlar
sekiz saat boyunca sadece bakarsınız
göz temasını analiz eder
eve varana kadar şiir yazar
iki satır yazamadan sızarsınız
ben birinin gözlerine bakarken konuşmanın
çoğu zaman gereksiz olduğu sonucuna vardım diyebilirim
----------------------------------------------------
2014
22 Temmuz 2014
ayıldım
çok şükür hala yoksulum
bir an için zengin olacağımı sandım
gerçekten çok korkunçtu
ama bu tekrar sarhoş olmak istemediğim anlamına gelmez
öyle değil mi şarlo
----------------------------------------------------
2014
22 Temmuz 2014
olasılıklar arasında gittiği her köyden kovulma ihtimali bulunan
yine de bilgeliğin izini hiç azalmayan bir enerjiyle arayan insanlar için
köylülerin "ömrümüzü yedi" demesi şaşılacak şey değil
aslına bakarsanız kovulduğu ilk köyden uzaklaşırken
gerçeğin peşinde koşan bu insanlar da
"ömrümü yediler, iyi ki beni kovdular da kurtuldum" diyebilir
sanırım bu düşüncesinden kurtulması uzun sürmez ve
"işte yeni bir köy
ya gerçeğe ulaşacağım
ya da yine kovulacağım" diyerek yoluna devam eder
tınlamaz
----------------------------------------------------
2014
21 Temmuz 2014
yokluğundan var ettiğim yalnızlıklarım var
her gece birini azat ederim seni hayal ederken
ateşin sönerken çıkardığı sese benzer ayak sesleri
bir şehrin sokaklarında kaybolur aşk
son kadehi kaldırımlara vurur
cam kırıklarıyla avunurum
uzaklaşan karanlığı gizlerken ışıklar
ayakların karanlık kadar çıplak
----------------------------------------------------
2014
20 Temmuz 2014
katil bir ırk gezer insanların arasında
her ırktan bir damla vardır soğuk kanında
memleketimde yaşar üçü beşi bir arada
kurtlarla saldırır kuzularla meleşir
bir denk geliversem hiç ummadığı bir anda
yüzlerce yıldır sıktığım yumuk
ağzının ortasına ne kadar güzel yerleşir
----------------------------------------------------
2014
20 Temmuz 2014
hani Araplar bize ihanet etmişti ya
hani Yahudiler Atatürk'e yardım etmişti
boşver ölen masum çocukları bebekleri
hani Hitler bizi gaz odasına göndermişti
hani Amerikalılar Kızılderilileri katletmişti
var mı senin bir sıkıntın onu söyle
belden aşağı aç başlığını ilerle
ölen ölsün bak keyfine
----------------------------------------------------
2014
20 Temmuz 2014
çaresizce sağa sola koşturan
ne yapacağını bilemeyen
üstü başı kan içinde
çevresinde parçalanmış sivillerin cesetleri
elindeki ağaç parçasına alelacele doladığı beyaz
hayır aslında insanlığın yüz karası bir bez parçasıyla
yardımına koşacağı bir yaralı arayan insanlar görüyorum
hangi ırktan hangi dinden olduğu umurumda değil
durun diyor yapmayın
sizin ordunuz da askerliğiniz de yere batsın
senin özgürlüğün de nefsi müdafan da yere batsın
bir yudum su vereyim şu ölmek üzere olan insanlara diyor
ve onu da vuruyorlar bu nasıl bir savaş
buna savaş diyen de hak veren de yere batsın
gücü yetip de dur demeyen sırtını dönen yere batsın
o beyaz bayrağa saygı duymayanın geleceği yere batsın
----------------------------------------------------
2014
19 Temmuz 2014 · Eskişehir
Gazze'de öldürülmeyi bekleyen çocuk
ne yapabilirsin ki
bir iftar yemeğinde süslülerle buluşur
tıka basa yer
hatıra fotoğrafı gönderirsin
benim gibi birkaç satır yazar
üzüntünü geçiştirirsin
nasıl baktıklarını unutmak için
gökyüzüne bakmazsın bir süre
kendi çocuklarını savunuyorlar
istenmeyen şeyler olur bazen dersin
küfür üzerine küfür edersin
gitmeyeceği bile bile
yardım kampanyalarına para verirsin
lanet edersin kaçarken vicdanından
Gazze'de öldürülmeyi bekleyen çocuk
sen bu dünyanın şerefsizliğisin
bu yüzden ölmelisin
----------------------------------------------------
2014
18 Temmuz 2014 · Eskişehir
dünyanın en zavallı insanları Yahudilerdir
"siz kutsal insanlarsınız geriye kalanlar hayvandır
bu özelliğiniz yüzünden size düşman olanlar tanrının da düşmanlarıdır
bunlara ne yaparsanız yapın azdır"
Gazze'ye bakar mısınız
bu gazı yiyen zavallılara bakar mısınız
babam bana böyle bir şey söyleyecek hemen DNA testi yaptırırım
----------------------------------------------------
2014
15 Temmuz 2014
yumruğunun içinde ısınan karanlık
yüreğindeki saf ışığa karışsın
korkma vur haksızlığın duvarına
taş üstünde taş kalmasın
arama kimseyi sağında solunda
bu savaşta sen
vicdanınla baş başasın
----------------------------------------------------
2014
11 Temmuz 2014 · Eskişehir
tanrı zaten herkesin bir tanrıya tapmamasıdır bence
doğruyu örten her şey haramdır
büyücüler bozulsun büyüleri zaten zararsız
ihtiyacı olmadığı halde isteyen insandır zaten
ihtiyacı olduğu halde veren bilmem
belki aşıktır belki yazardır belki işçi
kimsenin kimseye tapmaması kesin çözüm bence
tanrı kendisine tapılmamasına gücenmez
eğer huzurundaki kimseye tapmamayı becerebilmiş ise
----------------------------------------------------
2014
8 Temmuz 2014 · Eskişehir
Yarım Kitap
sen
neredesin bilmem
her yerdensin
ama gizlenirsin
bilinirsin
her şey bilir seni
ben de biliyorum
ama neyi bekliyorum
sen
oku diyorsun
nasıl bilmem
----------------------------------------------------
2014
3 Temmuz 2014 · Eskişehir
İstanbul'da iblisi soyarlar
insan kılığına sokarlar
kötülüğümüzün başkenti
Seni de bir gün
----------------------------------------------------
2014
3 Temmuz 2014 · Eskişehir
ölü insanların fotoğrafları gibi
ölüdür bakıldığında gözleri
aynası yoktur toprağın
göremez artık kendini
tüm filmler bitmese bile
dekor merkeze alınmıştı
----------------------------------------------------
2014
3 Temmuz 2014 · Eskişehir
uzaktaki ağaçlar mı güzel
yakındaki çiçekler mi
şu akasya ağacı nasıl da sallanıyor
rüzgar hepsine istediği gibi davranıyor
kırmızı beyaz gibi bugün
sanki kristal bir vazonun içinde duruyor
----------------------------------------------------
2014
3 Temmuz 2014 · Eskişehir
korkuyoruz
o bizim gibi değil
gerçeği öğrenirse söyler
hiçbir kayıt yazamaz gerçeği
ama bu söyler
buna söylesinler
hemen söyler
gerçeğin olmadığı bir filmde yaşasaydı
korkmazdık
not-sen korkma Arap
sen korkunca götünün üstüne oturuyorsun
----------------------------------------------------
2014
2 Temmuz 2014 · Eskişehir
karşımda bir duvar olmasa
sesimi üç kere duymazdım
bir
iki
yine üç
köleyim
kurtulmalıyım
bir kalem
her şeyi değiştiriyor
bizi unutmasın
----------------------------------------------------
2014
2 Temmuz 2014 · Eskişehir
kendini bulduğunda onu tanıyabilmek
hayatı kaç kere kaçırabilir bir insan
koyun demeyelim artık muhtaçlar olsun
açlıktan ölenler mi çok muhtaçlar mı
ben bilgiye muhtacım
bulduğumda hak ettiği değeri nedir
çıplak gelmedim ben bu dünyaya
düşüncemle geldim
yeter sana korkma dediler bana
ağlamayı kestim
düşünemediğim anları bir yere teslim ettim
düşünebildiklerimi yazıyorum
böyle de gitsin istiyorum
amacımı biliyorum
ama sapıyorum
----------------------------------------------------
2014
1 Temmuz 2014 · Eskişehir
ormanın nasıl bir yer olduğunu öğrendiğimde
güzelliğin sınırlarına paralel yürüdüğümü sanırdım
ey ormanlar ağaçlar aranızda yalnız kalmak güzeldi
meyvalarından yedim kaçmayan orman sahiplerini gördüm
en son kar yağmıştı üzerinize ve soğuktunuz
beni üşüten ormanın diğer sakinleriydi
ağaçların binlerce kilometre ötede kökleri mi olur
benim inanamadığım sakinleri bana bir devlet tarif etti
yemek yiyemez oldum canım ormanda
----------------------------------------------------
2014
1 Temmuz 2014 · Eskişehir
kırk yıllık bir İstanbullu gibi bakmaya çalıştım denizine
mutlu olmaya çalışan
bir yığın umutsuz insanın
çektiği çileden başka bir şey göremedim
kıyıda çırpınan suların arasından
hiçbirinizin kaderine dokunmadan
ekmek kırıntılarını kapışıyordu martılar
ne farkınız var
karnını doyurmaya uğraşan kuşlardan
kapış kapış bir şehir
herkesin elinde bir kara maşa
İstanbul'um çok yaşa
eğer ben körsem
İstanbul gibi gözlerim olacaksa
iki gözüm önüme aksın
yine de görmek istemem
sevdiğimi bir deniz kıyısında
böyle bir şehrin
kararmış ruhu omuzlarında
İstanbul'u iblise verin
verin de sonu cehennem olsun
----------------------------------------------------
2014
1 Temmuz 2014 · Eskişehir
1?1=11
tam sen demek üzereyken
siz diyebiliyor musun
peki üzülen oluyor mu
soru işaretine güzel bir yer bulabilmek
tanrı soruların bir kısmını iblise vermeseydi
sınavı hepimiz geçerdik
liderler kendilerine ne sorar
üç gün koşup durmuş atın
kafası nasıl
biliyor musun
paranın etkileyici gücü
istediğin an havlayabilecek bir köpek
tam tut derken
dur diyebiliyor musun
----------------------------------------------------
2014
28 Haziran 2014
usta adamın sanat uydurması
ne gezersin bu müzede
yenilendikçe azalıyor dilin
gel biraz da insanca konuşalım
devlet bir milat
koydu geçti kimse
savaştan önceki
ebeveynlerim ve boynu büyükler
savaştan sonrası
biz oluyoruz gençler
siz bana vuramazsınız
kaleminizi çalarım
----------------------------------------------------
2014
28 Haziran 2014 · Eskişehir
ölmeden öldürdüğüm hayaller
arabaların birden bire eskidiği
ağırlaşan taş döşemeli sokakta
gülüşümü gizleyebilmek için
bir sigara yaktım
ikidir gülerken yakalanıyordum
kendi kendime
karanlıkta ve yürürken yazılmıyordu
üç tek sigarayla
eve giderken zaman bölünmüyordu
yerden düşürmediğin bir şeyi almak
ne kadar da zordu
pazarda çöpe atılan meyvaları
yemek istedi canım
çölde yaşayan ezginlere
selam söyledim
----------------------------------------------------
2014
28 Haziran 2014 · Eskişehir
artık
kimsenin yaşamak istemediği
bir ev yüreğim
köprülerden geçerken görülür
bazen terasların indirmelerinde saklanır
ve en hüzünlü
gözünüzün önünde yıkılmak üzeredir
----------------------------------------------------
2014
26 Haziran 2014 · Eskişehir
en az iki padişah karşılıklı sofraya oturur
hepsinin de duası
"umarım öldükten sonra hayat yoktur"
sonra yumulurlar
----------------------------------------------------
2014
26 Haziran 2014 · Eskişehir
bir kişinin bile aynı şeyi söylemesi oldukça zor iken
milyarlarca kişinin aynı şeyi kabul etmesi için ölmesi gerekiyor
cennet ve cehennem olmak üzere ayrılan yol
bir gün tüm insanlar tek bir şey söyleyecek
mesele sesinin duyulabilir olması
ışık olabilmesi
ateş kalmaması
----------------------------------------------------
2014
26 Haziran 2014 · Eskişehir
içimizden biri
bizi baş başa bırakacak
düşmanımız olacak ömür boyu
çok kan akacak
biz çoğalsak bile
hepimizin karşısında olacak
ışığı ete kemiğe dönüşmeyen
bizi sonsuz yalnızlığa çekiyor
----------------------------------------------------
2014
25 Haziran 2014 · Eskişehir
sigarayı yakabilmek için
mum ile çakmak arıyorsun
muradına varabilmek için
mum alevinde kimi arıyorsun
----------------------------------------------------
2014
25 Haziran 2014 · Eskişehir
göze yaklaşmayan uykuları beklerim
bir mum ışığında
o yandıkça ben eririm
ben yandıkça o
sabah olunca giderler sahiplerine
hiçbirini köle etmem kendime
onlar sahiplerine döndükçe
bir mum erir
bir ben
ninnimiz yok ama
çökecek bir yer bulunur
her zaman kaldırımlarda
bu kaldırımı
gözünüz tutmadı mı yoksa
sizin uykularınız nasıl bilmem
şimdi uykudayım derseniz başka
mum bitse de sabah olacak
----------------------------------------------------
2014
25 Haziran 2014 · Eskişehir
suyu kaynasın diye ocağa koydunuz
çaydanlığın birinci katından bir İşçi
"başımda dikilip durma işim var" dedi
kaynayıp durdu mu da direk zarar
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
Dokuz'uncu köy
söylediklerini dinleyenler arasında
"bir daha ki söyleyişinde
gerçek olacak olan sözler mi işitiyoruz biz" şeklinde olur
On'uncu köy aradığın vatanın olacaktır
Bulutları Aypatya açmış
Ben bu köyün delisiyim
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
"En güzel"i bulduğunda çok gelir
gözüne çok gelir güzellik
Oysa sen, ondaki kusurlar için
güzelliğine leke gelsin istememişsindir
kör olsan da yetecektir
çünkü bir kez gördüğün hülya
sana karanlıkta bile yetecektir
yanılmam neyi değiştirir
deli olmam neyi değiştirir
her şeyden çok sevebilmek mümkün
her şeyde tek bir şey olursa olur
"En Güzel"in hatırasından başka mucizesi yok
geride koca bir tarih son nefesinde
bizim yerimizde olmak istedi
bize çok geldi
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
çiçek bahçesinde oturmuş kitap okuyorsun
masandaki üç kadeh de dolu
ikisi can çekişen çiçeklerle
biri susarsan diye
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
saatini geriye al biraz
bir saat önce düşün
pikniğin yarım kalmasın
dünya korkaktır biraz
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
balkonda unuttuğum neydi can
her an hazır olduğumu düşündüğüm
ruhumun dokunuşuna kayıtsız kaldım
savunma refleksimi etkisiz hale getirmem
beni ruhuma yaklaştırmadı
bir film diyor ki
bize bunu yapanlara günlerini gösterdik
biz
kimiz neyiz
bazen balkonda bir şey unutursunuz
o sizin hissiniz olur
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
barışın tek bir yolu olmalı
yalın
avcıyla avın barışı
av mı kaçar
avcı mı kaçırır bilmem
kaçabilecek bir yerin var
barış içindesin
bilgi dolu zaman ne verdi
uğruna ölünebilecek az
uğruna yaşanabilecek çok
daha iyisi yok mu
var tabiki
barış
kaçakların barışı
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
çoğunluğun onayladığı bir davranışın
günü geldiğinde
bu çoğunluğu utandırmama yüzdesi
nedir
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
iyilik isteyen ve affedici bir dostu aradım
göğün mavisine
bir gün buradan gideceğim ama
buradan ayrılmayacağım dedim
rüzgarın sesine
babamın
diktiğim ağaca sert davranma
ormana karışsın dediğini duydum
geçen insanlara
bir şey demeyi unuttum
ama o dosta teşekkür etmek isterdim
gıcırdayan kağnı tekeri
bana yazmayı öğretti abim
----------------------------------------------------
2014
24 Haziran 2014 · Eskişehir
doğuştan dilsiz biri gibi konuşmayı öğrenmeye çalışıyorum. dili olup da konuşamayanlara öğreteceğim. yazar olmak ne demek? kendisiyle oturup konuşabilen kişi ol derlerse denerim. bence de peygamberlerin en büyük mucizesi (Coş demişti) ikna kabiliyeti. söz ise Tanrı'nın.
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
lafı paylaşmaya getirebilmek bir mesele ise
iblis zayıflarla kuru bir hazineyi paylaşır
kalanlar ekmek tanrısına tapar
karın doyurmak bir zafer ise
zafer Tanrı'nın
Kur'an Allah diyor ise
Tanrı demem de uygun olur
ey diz çökmüş bir insanlık
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
herkes kendi kitabını ya yaşıyor
ya da yazmaya çalışıyor olmalı
her şeye gücü yeten biri olsaydım
işe kalemi yaratarak başlardım
ses ve ışık olmak üzere
yokluğun karanlığına bir çizik atmak için
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
evrim düzenine göre
dünyada daha çok insanın yaşayabilmesi için
alçalması gerekecek
duvar demir sesleri
kuş seslerine dönünce
av başlayınca
bir koyun
bin aileyi besleyecek
gemiler küçülmeyecek
bir hıyar
kırk kase cacığa yetecek
verdiği oy küçülecek
kendini çöplükte bile bulamayan insan
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
evet koyunlar ne bulurlarsa onu yiyip ağılın yolunu tutacaklar
çoban aptal olduğu için yüce koyun olmak zorunda
üst katta yatakta yatabilir
hanımları süt sağarak çocuklar sürünerek yaşayabilir
onlar da yüce koyunla aynı odada kalabilir
benim adım memed
burada kışlar sert
yazlar serin geçer
kürkünüze iyi bakın
yakında öğrenirsiniz neden olduğunu
patronun yalakasıyım
kuzularıma kitap okutabiliyorum
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
evrendeki tüm ateşler sönsün istedim
o tepede unutmalıydım yıldızların kıvılcımlar olduğunu
biz ateşin yandığı mağarada ateşten uzaktaydık
en son ciğerlerimde tatlı bir duman olarak
hatırlamak istemezdim sizi
ve en son açık duran gözlerimle
sizi görmek istemezdim
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
unutulacak bir resmin olsun ister misin
unutulamayacak bir sesin olsun ister misin
bir gün tek düşünülecek kişi kim olacak
biliyor musun
bir resme bakarken
sesi kısılacak olan seni
----------------------------------------------------
2014
23 Haziran 2014 · Eskişehir
sınırlara paralel sokaklarda kelleyle top oynarlar
kelle koltukta koltuk kapmaca oynasalar
----------------------------------------------------
2014
22 Haziran 2014 · Eskişehir
silah beline takanı gerizekalı yaptı
ot gerizekalıların ele geçirdiği bir ilaçtı
büyücüler en güzel kolayı seçti
babam babamdı
annem ressamdı
beni ben yapanlardan
biri şair
dağ gibi durmayana baba
kendi resmini yapmayana ressam
bunları yazmayana yazar dendi
kalem çalan bir kalem çaldı
silahını belinden attı
sarhoşluğunu gerizekalılardan kurtardı
----------------------------------------------------
2014
21 Haziran 2014
oyunun bir bölümünü izledim
çoğunluğun alkışlarına göre hazırlanmış
akıllıların avuçları patlayacak zannettim bir an
delilerin alaycı gülüşleri ise bir anlık
oyunu yaşasa yaşasa bu koltuklar yaşayabildi sanırım
perdenin alaca karanlığında
sahip olma sanrısı
boyun eğdirebilmek kalanlara bir şekilde
kardeşini hafifçe ısıran aslan yavruları
insanlara bakarak hayvanları anlamaya çalışmak
sanki daha kolay bu aralar
----------------------------------------------------
2014
21 Haziran 2014
sizin gibi düşünenler çok olunca
bize deli olmak kaldı
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
seni okuyamıyorum
seni yazamıyorum
kayıp düşüyor elimden kalem
kül oluyor dokunduğum her sayfa
soğuyor içkim beklerken seni
yutkunamıyorum söz söylemek neyime
öylece duruyorsun uzakta
ne gel diyor denizin ne git
hüzünsün gözlerimde buğulayan hayatı
bilmem beklermisin beni
seni duyamıyorum
seni parlaklığında günün
bir kör gibi bulamıyorum
bir duman sürüsü aramızda
melodini kulağımdan önce
yüreğim duyuyor
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
ayıkken ölmeyi düşünüyor
sarhoşken ölümü yazmak istiyorum
çeşmenin başında pusu kuran
canımı alma dibine vurmadan
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
son isteğim
yeni doğmuş bir insanı koklamak olsun isterdim
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
bilmezden geliyorum
yorgunum sizi unutmaya çalışmaktan
hadi size mutlu aldanmalar
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
Tanrı'nın bir zamanlar sözlerinin başına gelen
benim sözlerimin başına da gelecek biliyorum
ne güzel söylemiş deyip adımı anana lanet olsun
tüm güzel sözler Tanrı'nın biliyorum
bilin isterim
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
şu an kainatın kalbi burada atıyor
ne olur ne olur
ne olur ağlasın gökyüzü
en asık suratlarda
en güleç yüzdelerde bile
görmek istiyorum hüzünü acıyı
ne olur ne olur
ne olur kararsın gökyüzü
ben hala yaşıyorum
kainatın kalbinde kan içindeyim
ne olur ne olur
ne olur bitsin bu kanlı şarkı
sessizliği özledim
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
bir gün Tanrı'nın evi tekrar gerçek insanlara sığınak olacak
kimse aç kalmayacak üşümeyecek üzülmeyecek
kara örtüsünü çıkaracağız altından yazılarını sökeceğiz
dünyayı saracağız onunla artık yas tutmayacağız
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
kayığına atlayıp balık tutmaya çalışıyor ve tutuyorsun
bazen oltanın ucundaki balığı salıyorsun
bazen su dolu kovana hapsediyorsun
akıllı balıkları aptallardan ayırıyorsun
beynindeki teraziyi tartmaya gelecekler ahbarın olsun
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
bir gün hiç bekleyen biri olarak çıkmak isterdim yolunuza
belki tebessüm etmek isterdi ürkek kalbiniz
Tanrı'nın gökyüzünü süslediği gibi
süslemek isterdim düşlerinizi
edebiyle suç işlemeyi öğrenemediğim için cezalandırılır dururum
belki affedici bir anınızda rahatsız ederdim sizi
kötüler içinden bir iyi seçmek zorunda kalmışsınızdır belki
derdim gönül tahtınıza yerleşmek değil merak etmeyin
buz gibi erisin isterim güneş bakışlarınızda
karanlıkta akan bir dilek bu
suyun yalnız hali
----------------------------------------------------
2014
19 Haziran 2014 · Eskişehir
ne düşüneceğimi bilemediğim gecelerde düşünürüm seni
ve sabaha çıkamayacağım gelir aklıma
üşütemem seni
içimden konuşmaya çalışsam bile titrer dilim
kilitsiz kapısız bir dünya
boşluğun sardığı bir hayat içindeyim şimdi
iteceğim içimi bir gece yarısı merdivenlerden
gürültüye uyanacak kimse yok
ne göreceğimi bilemediğim rüyalarda kaybedemem seni
ve uyanamayacağım bir kabus gelir aklıma
unutamam seni
başka yolu yok
----------------------------------------------------
2014
18 Haziran 2014 · Eskişehir
ihtiyaç sahiplerinin yoksulların ellerinden tutabilecek
erdemli biri olsaydın
gece gündüz çalışır bir aylak olmazdın
seni aradıklarını biliyor
bir vebalı gibi kaçıyorlar senden
ve gözleri hep üzerinde
aynı şeyler başlarına geldiğinde
ne hissedeceklerini düşünüyorsun
parmağına ateş değeli binlerce yıl oldu
ve sen hala bir gece uyuyabilmiş değilsin
yarası iyileşmeyen sen değilsin
----------------------------------------------------
2014
17 Haziran 2014
ışığı duyabilmek için ışık olmak
bir çizginin parçalara ayrılıp birleşmesi
tekrar bir çizgi olana kadar aydınlatması ve
karanlıkları ile sessizlikler
kalem
----------------------------------------------------
2014
17 Haziran 2014
çok uzaklara gidebilmesi için sesinin
parlak bir ışık olabilmesi için
perdeni açtığında gece ya da gündüz
renkli çiçeklerle bezenmeli
gökyüzüne çevirdiğin yüzün
çizgileri dilediğin gibi birleştir
manzaradan dilediğini alabilirsin
hepsi senin
----------------------------------------------------
2014
17 Haziran 2014
düşüncesini söyleyebilen ile
söyleyemeyenin durumu
özgürlüğe ışık tutar
uçan kuş değil
öten kuş hürdür
bu yüzden iyi kafesler
bilim adamları tarafından yapılır
adamlar uçmuş
----------------------------------------------------
2014
17 Haziran 2014
hastalık dünyaya yayılmış
demek kelebek etkisi bunun
ilacı bir ot ama hangi ot
kürilerin aşkından bir bomba
doğdu abi milyonlar öldü
silverim böyle aşkı ben
sonsuzluğu istiyorum
----------------------------------------------------
2014
17 Haziran 2014
şabanım
nasıl kazandığını bazen bilmeyen
ama hep kazanan
mübarek bir kahramandır
hayatın oyun olması nedeniyle
gerçekler acı olamaz der
ancak sahne boşaldığında
evrende oluşan
boşluğu doldurabilir acı
etrafın yaşayanlarla sarılmışken
tarihin söylenmeyen şarkısı
aypatya
neden kaybetmediğini hisseden
sonsuzluğu bulan
bilge bir kadındır
----------------------------------------------------
2014
16 Haziran 2014
güneş battıktan hemen sonra
mezarlık duvarının önünde durup
parmaklıkların arasından elini uzatarak
bir şeyler söyleyecek olan hamile kadın
minibüsün ön koltuğunda oturanın
sağındaki kapıda öğrenilmiş çaresizliği
inip çıktığım merdivenler
geçtiğim loş tüneller
babamın her şeyi bilen bakış kaçırmaları
mükemmel sesi duruşu güven
şarap testimin üzerinden aldığım yük
sevmediğini hemen isteyebilmek
sevmediğin insanlardan birisin
istediğinin yokluğunu sevmek
ağzından insan sevgileri saçan ejderhalar
sisler kanatlar en son baktığım
içten bakan mahzun gözler
çıplak köle generaller
duyduğum en sert küfürler
an be an belleten
ara sıra kaydedenler
bir kuşun yuvasında son akşamı
özgürlüğün sonsuz büyüsü
eğlencelik
senin için Coş
----------------------------------------------------
2014
16 Haziran 2014
gelecek için ölümü mürekkebin hüznüyle yazılmış
gökyüzüne bakan gözleri söylemiyor ona bulduğunu
el değmemiş bir el ile geliyor elleri paramparça
bir ateşin içine düşüyor yolunda elleri uzanmış
haksızlık kokusu siniyor taş duvarlara
yaşayanlar alışıyor karanlıkta kalmaya
değişen bir şey yok
karatahtadan ismin silinene kadar çocuksun
dilediğin kadar bakabilirsin yıldızlara
sonra kurban
kıraldan çok sevildiğin için sustu gözlerin
çorak bir nefes alıyorum
değişen bir şey yok
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
kıral tacını parlatanlara karşı cömert
kuş gübresi insan tükürüğüyle rekabette
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
imgelemek hücrelemek
fazla kafa karıştırmamak
ırgalanmamak
diline sopa bağlamak
doğru konuşmak
memleketlendirmek bir sürüyü
sütü için besletmek
fazla süte su karıştırmak
kuyruğu dikerken vaybeye bir hayat
anlat babam anlat
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
korkuyla yönetiyor beni atalarım
korkunun bu kadar güçlü olduğunu kim belletti onlara
korkarım ben de işimi yapıyorum
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
insanların hayatını belleyen insan
finalde kaybetmeyenlerden biri iblis olacak
ebedi mekanına kavuşacak
karanlık bir tünelde insan etine basan insan
yangının dumanı yetiyor
ebedi mekanına kavuşunca ateş
bellemek yetiyor mu
bir nefes sıhhat için
ne işe yarar insanlığa basan insan
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
kana kana gel bana
şiirlerle şarkılarla
parmak uçlarına basa basa
dinle beni bak bana
bulacağın hiçbir şey yok
ilmeğini de al gel
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
azimli kadı ve azmi
bir eylem kararı aldım affa güvenip
ahalinin parasını geri alacaktım haramilerden
bunu hava kararana kadar yapmam gerekirdi
Ali Baba'nın mağaralarından birini seçtim
girdim içeri selam sabah yok
içerde bir sürü zengin monk
iki saat başardım
silahımı emanete bırakıp
huzurunuza geldim
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
iki kase bir mum ve şiir
oyun oynuyor benimle
ben de pislik yapıyorum
şarkıyı dinliyorum
sigaranın dumanında kimse yoklar
ne zaman dalsa gözlerim seslerin zayıf yanına
bir sigara yaksam
oyun oynar benimle
sürü sürü veririm taşları önüne
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
dağılınca düğüm olur ip
sonunda tutunacak bir dal
ağacın kökleri toprakta
ve eline bir avuç yeşil yaprak sıkıştırılmıştır
avucunda kuruyunca
düğüm olur yaprak boynuna yutkunamazsın
yaşamaktan bir gün sen de yorulursun
gezin bakalım gençsiniz daha
----------------------------------------------------
2014
15 Haziran 2014 · Eskişehir
ayak üşütmesi ve korkak ciğer doktoru
hastaneler karakollar korkunç şatolar
kılementini kovalayan şeytanın evleri
çocukken de yürümek isterdim hep
ışık hangi hızda gidersin gitsin
benim derdim başka
her karanlık için
önce bir sestir ışık
hızlanır da
yavaşlamaz sanırım
geçiyorum önlerinden kalelerin
taşların arasında
tırnakların arasında kuruyan kan
kendisine kıral diyen bir acizin
ülkesi için ağlaması
balkonun önünde insanları toplandığında
evi ve kendisi için değildi
bir yerinde güzellik var
her yerinde olmalı
kötülük varsa
her yerinde olamaz
ey kainat
her sözümü sevmiş olabilirsin
ama hepsini birden sevemezsin olamaz
kainatın bu noktasında sevgi tırt
afyonun yan etkilerine tazminat ödememek için
yasadışı olması gerekir sapkın reyiz
hem totalde tavan yapar
camilere kiliselere tüm tapınaklara paramatik koyalım
yok yok ben suç işlemekten
çocukken de korkardım
oraya giren ya kaybolurdu
ya da yıllar sonra
canlı ağırlığıyla anca bulunurdu
yeşil polişlere
ve bir kahramanlara bir şey olmazdı
ne kadar güzel bir ormandan geçiyorsun
kafanı kaldır diyen bir park
aynasızların ve kahramanların
ayak bastığı yerden korkardım
karanlıkta yürürken
----------------------------------------------------
2014
14 Haziran 2014 · Eskişehir
kafa travması ve kafası şapkalı hemşire
yakamozun sonsuzluğa yakınlığı
anısı bir başka güzeldir çölde
karagöz yazmak için
gözün kara olmasına
sonsuza kadar beraber içelim
beyaz kağıdın aydınlığı
bir iz bıraksın yüzümüze
yakamozlarda boğuşan düşünceler
bir yere gitmiyorum
sadece yürüyorum
sonsuz bir sarhoşluk arıyorum
bilmediğim alemimde
bazen o sokakta
bazen bu sokakta
caddeler ilk akşam
biraz daha aydınlık
bekleyen çok
çalışan az
nerede bu işçiler
sanki yer yarıldı da
içine girdiler
kimseyi kurtarmayan bir mana meltemi
sonu ölü bir serap
tebessüm etmeye bile değmez
hayat nerede biz orada
kadere ve
her sınava inanmam
her işte çalışmam
nereye kadar
denizler taşıp
sular her yeri kaplamadan
gideyim diyorum
bir yerde değilim
bulamıyorum
bulsam
----------------------------------------------------
2014
13 Haziran 2014 · Eskişehir
doğru bir anahtar
kötülüğün boynunda asılı
korkmayanlar gidip aldı
başı çoktan kırıktır onun
boynundan altını görünce korkak olan
kildiyle oynar
----------------------------------------------------
2014
11 Haziran 2014
hiçbir şey görmüyorum artık
iyi olmam kimleri mutlu eder
bencil olmayanlar çenesini kapatsın yeter
boş lafı kitaptan ayırdık
----------------------------------------------------
2014
8 Haziran 2014
bir şeye geç kalınca
hani her şeye geç kalmış olursun ya
umut diyorsun ya
unutma diyorum sana
sittir et
----------------------------------------------------
2014
5 Haziran 2014 · Eskişehir
en sevdiğin hava
cellat uyumaz bu havada
senin yola gitmen gerek
cam bir mavzer mermisini kanına alıp
oturup hiç demlenemedik seninle
gitmeden bir kez gideyime razı oldun
sen celladını yirmi yıldır göğsünde taşırsın
böyle bir havada
bir an içinde taşınırsın
cellatları uyutmaz bu hava
----------------------------------------------------
2014
5 Haziran 2014 · Eskişehir
anlamak istemiyorum aşkı
hala anlatıyorsun
denizin kenarında durmuş ufka bakıyorsun
kara perden bugün hiç ağarmamış yüzünde
müzik birden biter
ama sonsuz anlaşılır
anlamak istemiyorum aşkı
herkes köpüğünde yaşasın
kum tanesine yaslansın
baksın başının çaresine
umurunda değil zaten
sen de onun gibi yaşa
parçalayınca ne olacak
vahşetini de anlamak istemiyorum aşkın
----------------------------------------------------
2014
5 Haziran 2014 · Eskişehir
şeytandaki gibi tatmin olmayan bir merhamet duygusu
kimse bende yok diyemez
kendini savunurken
canını hiçe sayması gereken bir güne inanmasından
ama onu öldüreceğim
kokusunu yaprağından koparacağım
kimse ben yaptım demese bir şey olmaz
direk "şehit"
----------------------------------------------------
2014
4 Haziran 2014
para vermek için cebime uzattım
elime hayal dünyam geldi
şimdi bana şimdi kim söyleyebilir
zenginlik elle tutulur bir şeydir
----------------------------------------------------
2014
4 Haziran 2014
bu
parkın etrafından giden yolun değil
içinden geçen yolun hikayesi
----------------------------------------------------
2014
4 Haziran 2014
"bir karakter yaratabilmeyi
kim öğretir insana
memleket nitekim gerçekten elden gidiyor
bu çocuklar Polyanna'nın ektiği çocuklar
nasıl insani bir hastalık koyunsal ruhlarda
darbeyi bırak şiirle yıkasan arınmaz
kirinin yerini bilen yok
bu güne kadar yaptığım en iyi resim
ben zaferi kazanan Hitler'denim"
----------------------------------------------------
2014
3 Haziran 2014
boş kadehler imparatorluğu
ne kadar hükmedebilir aklıma
----------------------------------------------------
2014
3 Haziran 2014
bir gram hayat
bir gram sonsuzluğun sözcüsü
bir gram hayat
sonsuz hayatın ölçüsü
ölçüye göre yazıldı şiir ve söylendi şarkılar
iyilik ve kötülük bir miktar kondu kefeye
kum saatinden akıyoruz hepsi bu
şu yazdıklarım çoktan yazılmıştı
okumalar çoktan okunmuştu
her yaratılan en az bir kez sarılmıştı
ve sarılanlar sarılanlarla her şey birbirine sarılana kadar
birer ikişer üçer ve hep bire kadar
ben aynasıyım zamanımın ölçümünün
son kum tanesi düşecek ve
çığlığı kapatacak kapıları
sonsuzluğun çığlığına bir davet bu
bana söylenen çoktan söylendi
ben çoktan duydum
bir kum tanesi olup çoktan düştüm
salon çoktan doldu
tüm biletler satıldı
film başlamadı
ama film çoktan bitti
bir gram film
sonsuz sinema için
----------------------------------------------------
2014
1 Haziran 2014
ölüm, anlamsızlığını kılıktan kılığa sokup
her fırsatta çıkaracak karşına
cehennem kokacak yalnızlığın
ne yapacaksın
hangi duvar olursa olsun
bir çocuk gibi bakacaksın
rüzgar gülleri dönecek rengarenk
sen elini uzatacaksın
----------------------------------------------------
2014
29 Mayıs 2014
-gördüklerime hayal diyorsun
-peki ne görüyorsun
-mesela seni
-benim bir hayal olmadığımı biliyorsun
-bana gördüklerimin bir hayal olduğunu söyleyen sensin
-uyumadan önce gördüklerinden söz ediyorum
-her gece uyumadan önce seni de görüyorum
-bu saçmalıklarına her zaman gülmek isterim ama bazen korkutucu oluyorsun
-Tanrı'yı göremediğimizi ve bu yüzden O'nu korkutucu bulduğunu söylemiştin
-eklemeyi unutmuşum şeytanı ve senin gördüğünü söylediklerini de görmüyorum
-bu yüzden korkmuyorsun
-peki söyle bakalım neden korkuyormuşum
-Tanrı'nın, hayallerini gerçekleştirmesi için şeytana göz yummasından
----------------------------------------------------
2014
29 Mayıs 2014
şimdi
yol nedir emin olamayanların
yolundan çıkmış biriyim
büyücüler kahinler peşimde
korkunun çırpınan kalbi bağımız
iyinin ve kötünün ortak korkusu yalnızlık
şimdi
sorunun sesinden kaçmaya çalışan bir anlayışım
deliliğin kabul gördüğü
Tanrı bilir aklımın ne kadar olduğunu
hakim hekim ve memur gelsin
hakkını bilgisiyle savunsun
bilgiyi yaratanın huzurunda
şimdi
bir hiç olmanın tam zamanı
----------------------------------------------------
2014
28 Mayıs 2014
şu şişeden bir yudum alamadan ölebilsem
sarhoş olmak bu kadar zor olmamalı
----------------------------------------------------
2014
28 Mayıs 2014
anlayamadığımı nasıl anlatabildiğim şaşırtıyor sizi
benim zoruma giden bu kadar insana karşı
sadece Tanrı'nın benim yanımda oluşu
kürek çekmek neden size ağır geliyor
anlamak ne kadar da gereksiz
----------------------------------------------------
2014
28 Mayıs 2014
neden beni seçtiğini merak ediyorum
gözünü kadehimden ayırmayan bir avcı gibisin
ayık kafayla beni çekemeyen en çok sensin
bir an önce sızıp sesimi kesmemi istiyorsun
sen kendine kader diyen pislik
ölümsüzlüğünden utanan sürtük
her acının altına yatmaya layıksın
seni hissetmem için bana yalvarıyorsun
asla yağmur vermeyen bulutunum senin
anlayanlara selam olsun
beni neden seçtiğini bilmiyorsun
----------------------------------------------------
2014
28 Mayıs 2014
bir tanrı olsaydım kendimi asla affetmezdim
sıradan bir insan olmak
işte bu yüzden zor geliyor bana
altına kaçırdığının farkına varamamak var
kim seker dünyayı
----------------------------------------------------
2014
27 Mayıs 2014
farklı düşündüğü için ateşe atanlardan ne farkın var
asıl tembel olan sensin
büyücü bir doktor
sanrılarına sarılan bir korkak
tek derdi sağlıklı bir insanın yakalandığı hastalığı sağlık bilmesi
bana kaç dakikada eve gidebileceğinden emin olmayan birinin
beni iyi bir insan olabilmem için dört duvar arasına koyması
ve buna inanan ahmaklar sürüsü
----------------------------------------------------
2014
27 Mayıs 2014
işte benim gerçeğim
uyu ve öl
uyandığında her şey yeşil olacak
kötü kokacak hayat
----------------------------------------------------
2014
26 Mayıs 2014
gözlerini unutamayacağımı bildiği için
sadece gözlerime bakıyor kahpe
----------------------------------------------------
2014
26 Mayıs 2014
ölen her masum duyguya
gömülen her dinara talibim
kötüler kadar iyiyim
usta kanatıcılar
tuzak sizsiniz ama
kader benim
----------------------------------------------------
2014
26 Mayıs 2014
olağanüstü bir düşünce varken
kim ister gerçekçi olmayı
kendimi öldürüyorum evet
göreceğiniz bir et yığını
muhteşem sonumu görmeniz için ışığa ihtiyacınız var
körsünüz
----------------------------------------------------
2014
26 Mayıs 2014
yüzlerce belki binlerce hayaliden bir farkın var
diğerlerini eleştirebiliyorsun
gücünü kurallarının değişmezliğinden mi alıyorsun
tüm çirkin sözlerimin birer ölümlü olduğundan eminim
demek tek başıma yapmamı istemiyorsun
tetiği çeken el benim
elimi tutmayan el de senin olsun o zaman
----------------------------------------------------
2014
26 Mayıs 2014
senden hiç tanımadığın birini örnek almanı isteyebilir
sakın kim diye sorma
eğer sana seni anlatmasını istersen
iyi biri olmayı unutursun
----------------------------------------------------
2014
25 Mayıs 2014
bu gidişle insanlar azraili gördüklerinde
"padişahım çok yaşa" diyerek çığlık atmaya başlayacaklar
kapısının önünde gül yetiştiren ihtiyarın hazzına eş midir
bir katil için öldürmek
canlıları yönetmenin tek yolu
hikayelerini ölümle bitirmek midir
----------------------------------------------------
2014
23 Mayıs 2014 · Eskişehir
ölüyorum elimde değil
kayıp gidiyor gökkuşağı gökten
yağmur gibi kesiliyor canım
toprak çekiyor kanımı
kuruyacak gözyaşın yanağında
unutulacak her giden bir gün
önce beni unut sevdiğim
kıyamam sana zordur keder
kader diyen satılmışa bakma sen
anlaşmasına sarılan ahmağı O'na bırak
önce beni unut ne olur
kıyamam kederin öldürür beni
kavuşuyorum denizime bir damlayım
ölüyorum elimde değil
bir de yalancılara inanıp öldürme beni
evladımıza anlat
terim yetmedi bu soysuzlara
kanımı verdim hak için
----------------------------------------------------
2014
23 Mayıs 2014
basın: "Bunlar sadece varsın demlensinler, kendilerine gelen yanlış bilgilerle bizi yargılasınlar."
ben: şarap içiyorum evet. senin gibi gariban kanı içip kudurup, azmıyorum. dilimi ısırıyorum ama dayanamıyorum lanet işlerine. dilimdeki acı kanı mürekkep yapıp hakkı arıyorum. ister ayık kafayla söylerim doğruyu ister kıyak kafayla. ne anlarsın sen kalın kafa.
----------------------------------------------------
2014
23 Mayıs 2014
"kader"den esaslı bir tokat yemeden
"bu nasıl kader" diyeceğin yok
kelimeyi anlamıyla buluşturan o an geldiğinde
bütün, çürük bir elma kokusu yayılacak
buruşuk suratından
----------------------------------------------------
2014
22 Mayıs 2014
denizin dibinde yazdığım
karada unuttuğum sözler var
derdiniz bitmeyecek anlaşılan
kulak verin delilere
----------------------------------------------------
2014
21 Mayıs 2014
hukuk olmasaydı suç işlemekten zevk alamazdı adiler
----------------------------------------------------
2014
21 Mayıs 2014
"kurallar böyle" diyorsun
kuralı koyan kim diye sorunca
"kader" deyip kıvırıyorsun
bir hiçsin kanımca
ve biz
bir hiçe teslim olan her şeyiz
suçluyuz
----------------------------------------------------
2014
21 Mayıs 2014
iyi adam: ölü gibi yat yoksa öldürürüm seni
yanlış bir iş yaptığının farkında olmayan adam: ekmek parası
----------------------------------------------------
2014
21 Mayıs 2014
iki tane açılmamış şişen ve
bir yudum bile alamadan ölme ihtimalin var
----------------------------------------------------
2014
21 Mayıs 2014
insanın ruhunu hissetmesine felsefe dersek
bunu dile getirmeye çalışırken apışıp kalana filozof diyebiliriz
ne söylediğini tam olarak bilmeyen
her söylediğinden asla emin olamayacak kişi
"grev hakkı istiyorum" diyen bir karıncaya bakan kalan karıncalar
----------------------------------------------------
2014
20 Mayıs 2014
balıkçı mısın
bilim adamı mısın
iğnesini arayan bir iplik gibi
yılansı dokunuşlarını gördüm
----------------------------------------------------
2014
20 Mayıs 2014
kim kendine gelebilirse
uçurumun kenarında kolunu tutan el olur
kurtarır kendini bilinmezliğin elinden
bir süre daha yaşar karıncalanmalarıyla hislerinin
dalga geçer bilgi deniziyle okumuş o kadar
kim kendine yetebilirse mutludur
söyleyen söylemiş
sevildiğinizi unutun
----------------------------------------------------
2014
19 Mayıs 2014
ağlamak için geleceğim yanına
sadece ağlamak için
güçsüz perişan yenik
mendil uzatma bana
sarılacaksan ilk defa aç kollarını
çünkü bir kere insan olur
bir kere ağlar doğar doğmaz
gerisi yağmurdur
toprakta kaybolur
----------------------------------------------------
2014
19 Mayıs 2014
her an ölen birinin başka bir iş aramasına ne gerek var
her an biri ölmüyor mu bu dünyada
kim düşünecek onları bedavaya
boşuna para verilmesine gerek yok
tembelliğimi saklamaya gönüllüyüm
----------------------------------------------------
2014
19 Mayıs 2014
oyunumuzu bozan çocuk
öfkeyle dönen yüzümüzü bakışların güldürdü
biz kaldığımız yerden devam ederiz oyunumuza
ama senin gibi bakamayız bir daha hayata
ne acı şey sen bilmezsin bilmek
ya da bizim senin gibi bilmememiz her şeyi
bu oyunu sen de oynayacaksın çocuk
öfkeyle dönecek yüzün geleceğe
hatırlamıyorum büyük insanlara nasıl bakardı gözlerim
hep böyle kalabilse bakışların
korkulurdu bu oyunu oynamaktan
sobelenirdik saklayamazdı bizi hiçbir tebessüm
----------------------------------------------------
2014
19 Mayıs 2014
suya yazmak
okumaya yüzmek denilebilseydi
kunduz olmak isterdim
çoğunun "okuyamadım" diye dövünmesi var
benim derdim başka
----------------------------------------------------
2014
18 Mayıs 2014
vahşi korkaklık
kurtulmayı unutmaya çalışanların
kuştüyü esaretler üzerinde
çıplak bir bebek gibi uyumayı ummaları
vahşi korkaklığımız
güçsüzleri kötüleştirirken
güçlülüleri ya öldürüyor ya süründürüyor
kazanan yok
masum yok
iyi olan bu
----------------------------------------------------
2014
18 Mayıs 2014
belki de bunu çok az yaşadığım içindir
bir başkasının acısına yaklaşabilmek
yalan söylediğimi herkes biliyor
belki de onların yaşadığı acıyı anlamış gibi yaptığım için
acı çekiyorum
bunu herkes yapıyor
aynı acıyı yaşamadığım için acı çekiyorum
neden
her şeyim var
peki o bakamadığın insanların halleri başına gelse
yetecek mi mutlu olmana
her doğrum yalana bir kaçış
çığlıklar mı uyandıracak beni bu rüyadan
yoksa sessizliğin korkunç ağırlığı mı eğecek boynumu
gerçek karşısında
hep biri var yanımda
üşüyen bedeni bakışlarımı donduruyor
ama ben sıcak gözyaşlarımla kandırıyorum hep
çok az yaşadığım için değilse nedir bu korku
hiç başıma gelmesini istemediğim acıların var olması yetmiyor
belki de bu yüzden istiyorum bir an önce acılar içinde ölmeyi
ansızın bir kuşa dönüşüp
kanatlarım yanana kadar uçmak istiyorum
acının güneşine doğru
belki o an ısınır yanımdakinin yüreği
belki anlayabilirim acı çeken birini
yaşamış olur muyum o vakit
ölümü hak edecek bir şey yapmadım henüz
acılar benden uzak
ama bu bile yetiyor acı çekmeme
gereksiz bir hayatı yalanlarımla besliyor ve sürüklüyorum
aklım oyun oynuyor
ben alkışlıyorum kanlı ellerimle
belki hiç kanım akmadığı içindir
----------------------------------------------------
2014
16 Mayıs 2014
unutmaya çalışmak bir hata
anladım
bari her sabah bir güneş gibi doğma
penceremin önündeki çiçeklerin güneşe
benim sensizliğe ihtiyacım var
gözyaşlarıyla suluyorum merak etme
ayrılan her sevdalının ahbarı gelir bana
benim kara güvercinlerim aç kalmaz
senin gibi beslerim onları
----------------------------------------------------
2014
15 Mayıs 2014
sen beni ölüme hazırladın
ölüm de sana hazırlandı bilesin
ilk ve tek dersimiz
bir gün öleceksin
korkma
ölüme iyi bak
----------------------------------------------------
2014
15 Mayıs 2014
gözümden düşmeyen bir damlasın ömrüm
bulut bulut gezersin alemi de
bir dokunan bulunmaz gönülden sana
toprağa düşsen ne fayda
yanıyor yürekler bin parça
----------------------------------------------------
2014
14 Mayıs 2014
karar verdim
beni de aranıza alın
ezenlerin büyülü dünyasına
her şey mal ve para için
kainatı istiyorum
tadını çıkara çıkara ezmek
ve yükselmek istiyorum
işçilerin sağlıklarında kanlarını içmek
geberdiklerinde kafataslarından köpeğime kulübe yapmak istiyorum
ve onların çocuklarından yeni yeni köleler edinmek
ya madenlerde öldüreceğim onları
ya da birbirlerine öldürteceğim
vicdanımı sattım bu hayal değil gerçek
sizler gibi ölümsüz olmak istiyorum
hayranım size
insan sevgisiyle yanıp tutuşuyoruz deyişinize
----------------------------------------------------
2014
10 Mayıs 2014
içinde kan var
ağır basar yüreğin
öper alnına götürür
bir pencere kenarına koyarsın
yerde görsen
----------------------------------------------------
2014
9 Mayıs 2014
asıl senin gözün seki bakıyor katip
ben işime bakıyorum
insan gibi tırnaklarımı kesiyorum
bedenimin on
nefsimin
on yüz bin on parmağı var
----------------------------------------------------
2014
8 Mayıs 2014
akşamüstü yağmur yağabilir
şemsiye alayım diyorum yanıma
alma diyor içimdeki yavşak çocuk
sen varsın ya
----------------------------------------------------
2014
7 Mayıs 2014
kainatı kanla doldurup
bir hilal bir yıldız bıraksa ahir zaman
kula yalvaran bir dilin altına saklanamam
haksızlığın üzerine taht kurup
her şeyi bana verse atam
bir kez dönüp ardıma bakmam
son günün hangi gün olduğunu unutup
bana gün bugündür demeye çalışma
asıl sen kendine sağlam bir iş ara
----------------------------------------------------
2014
5 Mayıs 2014
şu canım oyuncakları vermezlerse vermesinler
ben yine de çocuk olmak isterdim
----------------------------------------------------
2014
5 Mayıs 2014
ölüm her hikayeye bir virgül koyar
bu yüzden boynu büküktür kalanların
aslan koç olur kurban olmaktan kurtulur
lan deve
hendek dediğin mezardan derin mi olur
----------------------------------------------------
2014
5 Mayıs 2014
derdimi anlattım
yetmez müdürüne ağlayıp yalvaracaksın
yoksa sana iş yok dediler
hiçbirine yalvarmıyorum Allah'ım
bütün işler sana döndürülür biliyorum izninle
yalnız Sen'den ister
sadece Sana yalvarırım
----------------------------------------------------
2014
5 Mayıs 2014
güldüm
hep güleceğim
kitap tozlarıyla yıkadığın ruhuna sarılır
göğe her baktığında
mavi gözlerinden gülerim seni
----------------------------------------------------
2014
3 Mayıs 2014
para bitti hiç bitti
----------------------------------------------------
2014
3 Mayıs 2014
bana birinin okuması gerek
isterse mabedimde çekirdek yesin
dikenli tellerini dolayıp
istediği fırıldağı çevirsin
gidince siyahının siyahı olurum
kalırsa ayağında terlik
bana hiç bağırmasın
kötü bir şarkı gibi
asla yarım kalmasın
okumak kadar yalnızlığımı acıktıran bir şey yok
----------------------------------------------------
2014
1 Mayıs 2014
şaraptan ne farkı var şu paranın
dökün gitsin sokaklara
----------------------------------------------------
2014
1 Mayıs 2014
bu kadar yalnız olmasaydım Allah'ım
Sana asla inanmazdım
----------------------------------------------------
2014
1 Mayıs 2014
bin sayfadaki bir kelimesin sen
bir kelimeye değiştiğim sonsuzluksun sen
----------------------------------------------------
2014
1 Mayıs 2014
Cehennem burasıysa
ben bir yere gitmek istemiyorum
----------------------------------------------------
2014
1 Mayıs 2014
tek çatal tek kaşık
masamda her şey eksik
----------------------------------------------------
2014
30 Nisan 2014
işçiyi sömüren
dünyayı yönetir
çalışanın
----------------------------------------------------
2014
30 Nisan 2014
Sen beni düşünüyorsun
Ben seni
Ben senin beni değilim
Sen benim seni değilsin
Sen benim olsaydın
Ben senin olmaz mıydım hiç
Senin hiçin benim hiçim
Birimizin içi birimizin dışı
İçi dış bir biz
----------------------------------------------------
2014
30 Nisan 2014
kanımı hiç kırılmayan bir kadehe doldurun
şarkı başladığında bitiverecek
ölüm gelecek el değmemiş haliyle
kurulacak çilingir sofrasına ömrümün
kalbimi hiç kırılmayan dostluklara koyun
solmaya başladığında bitiverecek
hayatım sonsuza kadar sürecek
benzemiyorsun işte hiçbir söze
zaman ne kadar da aciz
acizliğimi hiç kurumayan bir gözyaşıyla akıtın
----------------------------------------------------
2014
29 Nisan 2014
parka bakan pencereye gel
aşkım sokak çocuklarıyla oynuyor
ıslak çimenler üzerinde uyuyor
güneşin doğduğu yere gel
hayatım başka yerde kararmıyor
----------------------------------------------------
2014
29 Nisan 2014
sonunda başaramadım
hala hakkımı yiyorsunuz
hep ben öldüm diye bunlar
cesedimle sulayın düşüncelerinizi
düşüncelerimle sevin cesedimi
----------------------------------------------------
2014
28 Nisan 2014
şiir ile şairin arasına girebilecek bir kadının teni
sarhoş eden bir tütsü gibi her yerde
----------------------------------------------------
2014
28 Nisan 2014
korku ve sevginin iç içe girdiği bir gün
dünyayı ne kadar sevdirebilir
sırtlanları seviyorum
kendimi sevmekten korkuyorum
tüm fonlarım soluyor
derim bir nefes aldığımda
belim ağrıyor
günaydın
----------------------------------------------------
2014
28 Nisan 2014
hala sarhoş olamadım senin yüzünden
aşk isteyenlerin bindiği ağır kağnıdayım
----------------------------------------------------
2014
26 Nisan 2014
ben bu suyun içinde her türlü poku gördüm
sen kayığa binip foto çekiniyorsun
----------------------------------------------------
2014
26 Nisan 2014
bileğine o süsü kim taktı biliyor musun
sahibim
köle olduğun için mutlu musun
ben köle değilim
öyleyse özgürlük ne demek söyleyebilirsin
----------------------------------------------------
2014
25 Nisan 2014
henüz ağlamaya değer bir hayat bulamadım
tüm sevdiklerim bir mutluluk bulutuna tutundu gitti
----------------------------------------------------
2014
24 Nisan 2014
bana yalan söylemeyi öğretir misin
insan olmaya çalışmaktan başka çarem kalmadı
----------------------------------------------------
2014
23 Nisan 2014
dertli insanların yüzü neden güler biliyor musun
çünkü sarhoşluğu içtendir her mutsuz insanın
----------------------------------------------------
2014
22 Nisan 2014
öyle ya
sevmediğinden arttırıp sevdiğinle paylaşmak varmış
yoksulluk yalanmış
----------------------------------------------------
2014
22 Nisan 2014
sanki sana sarılsam
Cehennem ateşini tanımayacak
----------------------------------------------------
2014
22 Nisan 2014
kafesler içinde sevdiğimin hatırası
mavi bir güneşin sarhoşluğunda türküler dinliyorum
bilmiyorum kimi çok seviyorum
----------------------------------------------------
2014
22 Nisan 2014
fırtına gibi girdim fırtınanın içine
ne olur saçlarını savurma
ben bir ölümlüm ne de olsa
bana durmadan Tanrı'yı aratma
yanımda ol
----------------------------------------------------
2014
21 Nisan 2014
eğer bir gün bir şey unutursan
beni hatırla
----------------------------------------------------
2014
21 Nisan 2014
sanırım insan olacağım
aklımdaki kuyruğun kopabileceğine inanacak gibiyim
entellektüel boşalım ünitenize ihtiyacım yok
köy çeşmesi gibi açmayın ağızınızı
musluk denen icattan haberiniz yok
köylü olan benim dilim
efendinizim
----------------------------------------------------
2014
20 Nisan 2014
kayıp diye duvara asılan duvarlar
daktilo şakırtıları çarpanlar
devletin sesi telsiz sesi
sevilmez misafirliği
lakin bugün sevdim onları
----------------------------------------------------
2014
19 Nisan 2014
bana yalana alıştıran içkiyi verin
sabırlı olsun
öleceğim doğrunun kafasından
----------------------------------------------------
2014
18 Nisan 2014
gökyüzüne bakmaya yüzüm yok
----------------------------------------------------
2014
18 Nisan 2014
gökyüzü süslü ışıklarıyla unutturan bir tepe
unuttum
----------------------------------------------------
2014
12 Nisan 2014
şehrin ışıkları herkese görünür mü
yoksa hala karanlıkta mıyız
hiç resimlerdeki gibi değilsin
evet beni olduğum gibi görüyorsun
hepsi bu
----------------------------------------------------
2014
8 Nisan 2014
taşın altına elimi uzattım
biz vicdandan başkasını bilmeyiz dediler
kırıp döküyorum yine yalanlar söyleyerek
en sevdiğiniz için inanın
inanmış gibi yapın
----------------------------------------------------
2014
7 Nisan 2014
sen suçlarına elbise dikebiliyorsun
benimkiler çırılçıplak
mevsim ilkbahar
----------------------------------------------------
2014
5 Nisan 2014
nasıl bir korku yuvalanmışsa içime
sevmeye başladım
gönlüm murad dağlarından aşağı
kaya gibi yuvarlanarak inse
bir suyun ortasında dursa
su çoğalsa
sular altında kalsa
olur
----------------------------------------------------
2014
5 Nisan 2014
bu duygularla kavanozda turşu gibi yaşar ancak
----------------------------------------------------
2014
5 Nisan 2014
parayı ve gücü kusuyorum caddelerinize
umurunuzun felçli kısmı ise tükürüyorum saframı
mutluluk çeşit çeşit
----------------------------------------------------
2014
4 Nisan 2014
rüzgarla olsun sevişebilseydik
naneler yeşeriyor
ben hep hamken yerim
karnı guruldasın bu şiirin
devlet de tankı tüfeği dağıtmış
----------------------------------------------------
2014
4 Nisan 2014
bir insanın uzun süre taşıyamayacağı kadar ağırım
ruhumu düşündüğümde
Afrika'da açlıktan ölen el kadar çocuklar
ve annelerinin kurumuş elleri geliyor aklıma
neden perdeyi bir kendinden geçişin kaldırdığına inanmak istiyorum
hiçbirimiz ruhuma dokunmak istemez
zaten cisimlerimizin perdesi her gün biraz daha açılıyor
ben ruhumdan açılıyorum
ruhlarınıza bakamıyorum
biraz farklı olabilir
işte benden böyle
"idare olun"
----------------------------------------------------
2014
3 Nisan 2014
bir kalyonunkinden fazla ses çıkarır
bir insanın omurgası kırıldığında
her gemiden hızlı batar
insan umudunu çıpasına bağladığında
hep aynı şeyleri söylerim bilirsin
bitmiş halini görmediğim bir yapbozla uğraşıyorum
elimin tersiyle dağıtıyorum bazen
hiçbir resmi beğenmiyorum sensiz
sen kimsin daha onu bilmiyorum
vuran her dalgada açılıyorum gerçeklerden
sevebilecek miyim gerçekten denizi
yaşamak istiyor muyum
bu sefer fırtınayı
kendim koparmak istiyorum
deniz sığınacak bir liman arasın bir kerede
nasıl bir düş peşindeyim biliyorsun
her düştüğümde dizlerimin üzerine
bir kerede toprak kanasın istiyorum
ters yüz olsun hayat bugün
savaş çıksın iyi ile kötü arasında
düşmanımı karşımda görmek istiyorum
iyi miyim kötü müyüm
daha bunu bile bilmiyorum
----------------------------------------------------
2014
1 Nisan 2014
yine birden seni düşünmeye başladım
mutluluk mendilini
çılgınlıklarından eğirdiği iplik ile işleyen
rengi bir iki yarım olsun bakışların
her bakış hayalini hediye eder
kelimelerin ten rengi gözleri var
ben biliyorsam sen de biliyorsundur
hiç konuşmamayı başarabildiğim gün
korkunun korktuğu zaten bana en yakın
iyi de bunların senle ne ilgisi var
ne düşündüğünü merak et
----------------------------------------------------
2014
30 Mart 2014
şerefe güneş
biliyorsun seni yakan ateş
iki insanın yakınlaşmasından doğdu
sen doğmayı öğrendin
ben ağladım kıpır kıpır
şerefine güneş
bakıyorum batıyorsun
sana benziyor hayatım
neden insanları seviyorum derken
yalan söyledim biliyorsun
beni karanlıkta bırakıyorsun
git
gelme desem de geleceksin biliyorum
beni sırtımdan vuracak gözyaşların
bir rüzgardan bir akarsuya
bir topraktan bir atalarıma
düşüyorum zamanımı
boşa geçmeyecek bu ömür
sonuna kadar ağlayacağım
istersen gelme
sözümü sonsuza kadar uzatacağım
seni unutmayacağım
----------------------------------------------------
2014
21 Mart 2014
kızıl bir çizginin çizdiği çizgiydin geceleri
yıldızları birbirine bağlayan zamana sarılır
her sabah eflatun bir çizgiyle silerdin kendini
annenin gözlerinde sıranı bekleyen gözyaşlarına düşüyor son isteğin
kaderin kum saatine bıraktığı iri bir elmas mı desem
tekmeyi vurmak üzere olan celladın kolunda sallanan
ilmekli sarkacın ölümcül rüzgarı mı desem
aynı fala bakmaktan yıkıldı duvarları kalbinin
çilingirini doğuran bir kilit gibi dönmek üzere olan boynunun
sıcak ıslaklığı kirletiyor yapışılmış yakanı
anıları keskin fırçanla biçerdin geçmişin bozkırından
çığlık çığlığa solan renklere ulaşabilmek için
tuvali siyah gecenin karşısına
kara bir kalemle dikilirdin
yenildin
anlıyor musun şimdi sana neden
güvenemedim
----------------------------------------------------
2014
16 Mart 2014
kalemimin hayal gücü
birine sarılmaya yetmedi
ışığa yaklaştıkça kararan bir eldi düşlerim
dizelerim her sayfayı kirletti
aynalarda değil duvarlarda görebildim kendimi
ne birini tanıyabildim ne kendimi
gözyaşlarım yanağımı kirletti
beni bir ateşi karıştırırken
ciğerimi közleyip sırtlanlara yedirirken
yok olmak için varlığa küfrederken gördü
beni beyaz bir çiçeğe tükürürken
karıncaları ezerken gördü
karanlığın beni saklayamadığını gördü
bir noktanın durduğu yerde
ne bir son bulabildim
ne bir ilk
kalemim kırık kağıdım küs bana
sesim rüzgarları kirletti
yüreğim koynumu ısıtmaya yetmedi
birine yaklaştıkça soğuyan bir eldi ellerim
umudumu kırbaçlarken gördü
gülüşlerimi kılıçtan geçirirken
beni ateşle oynarken
noktaları ateşe verirken gördü
külleri her hikayeyi kirletti
belki gerçekti
belki de gelecekti
dedim ya sesim
rüzgarı rahminde kirletti
yalnızlığımı tekmelerken gördü
bir noktanın büküldüğü yerde
ne hüzünü tanıyabildim ne sözümü
o kelimeler sesimi kirletti
korkunun ecele duyduğu aşk
----------------------------------------------------