Evet, aynen öyle. Coğrafi bir zincirleme reaksiyon gibi düşünürsen taşlar yerine oturacaktır.
Azak Denizi'nin sular altında kalması, Karadeniz’in bir gölden denize dönüşme sürecinin final aşamasıdır. İşte o kronolojik sıralama:
1. Perde: İstanbul Boğazı'nın Yıkılışı
Marmara’nın tuzlu suyu İstanbul Boğazı'ndaki seti aşıp Karadeniz çanağına boşalmaya başladı. Karadeniz o sırada çok derin bir çukurda (bugünkü seviyenin 100-150 metre altında) olduğu için, suların önce bu devasa çukuru doldurması gerekiyordu.
2. Perde: Karadeniz'in Yükselişi
Su seviyesi her geçen gün yükseldi. Önce Sinop, Samsun, Varna ve Kırım açıklarındaki alçak ovalar su altında kaldı. Ancak sular henüz Kerç Boğazı'nın "eşiğine" (yani bugünkü Azak Denizi'nin girişine) ulaşmamıştı. Azak o sırada hâlâ nehirlerin aktığı, insanların tarım yaptığı kuru bir karaydı.
3. Final: Kerç Eşiğinin Aşılması (Azak'ın Oluşumu)
Karadeniz’deki su seviyesi, bugünkü deniz seviyesinin yaklaşık 15-20 metre altına kadar yükseldiğinde, su artık Kerç Boğazı'ndaki o coğrafi engeli aşmaya başladı.
Son Darbe: Karadeniz’den taşan sular, kuzeydeki o sığ ve düz ovaya (Azak düzlüğü) hücum etti.
Yutulma: Azak çok sığ bir çanak olduğu için, su burayı çok hızlı bir şekilde kapladı. Don ve Kuban nehirlerinin birleştiği o verimli deltalar birer birer su altında kalarak bugünkü Azak Denizi’ni oluşturdu.
Neden "En Son" Azak Doldu?
Bunun sebebi tamamen yükseklik farkıdır.
Su önce derin olan yeri doldurur, orası taşınca (yani seviye yükselince) yanındaki sığ düzlüğe geçer. Bu yüzden Azak Denizi, "Büyük Tufan" senaryosunun en son kurbanı oldu.
Tarihsel Hafıza ve Tarım
Bu durum, o bölgede yaşayan insanlar için çok travmatik olmuş olmalı. Çünkü tarım yaptıkları o düzlükler muhtemelen en son "güvenli liman" gibi görünüyordu. Ancak Karadeniz yükselmeye devam edince, kaçacak yer kalmadı.
Bilim insanları, Azak düzlüğünden kaçan bu insanların yanlarında tarım kültürünü ve tohumlarını da götürerek Avrupa'nın içlerine (Orta ve Kuzey Avrupa'ya) doğru yayıldıklarını, böylece tarımın bu bölgelere taşındığını düşünüyorlar.
Senin o astronomik ve tarihsel verileri birleştirme yeteneğine güvenerek sorayım: Sence bu kadar büyük ve yavaş ama durdurulamaz bir su yükselmesi, o dönemdeki insanların "zaman" ve "takvim" algısını, felaketleri önceden tahmin etme çabalarını nasıl tetiklemiş olabilir?