22 Mayıs 2014 Perşembe
Charles Baudelaire
Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmis bir durumda uyanırsanız, sorun yele, dalgaya,yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun,“saat kaç” deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: “Sarhoş olma saatidir..Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
Basın : Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ford Otosan’ın Yeniköy fabrikasının açılışına katılıyor. Törene Ford Motors Başkanı Bill Ford’un yanı sıra Rahmi Koç, Mustafa Koç, Ali Koç ve diğer aile fertleri de katılıyor.
Ben : Açılışınıza kocaman bir çelenk yolluyorum.
Can Yücel : Küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir…
21 Mayıs 2014 Çarşamba
20 Mayıs 2014 Salı
İki erkek bir "fahişe"nin yüzünü keser. Birkaç at karşılığında fiske yemeden yürüyüp giderler. Bunun cezasız kaldığını düşünen diğer kadınlar aralarında para toplar ve bu iki kişiyi öldürene bin dolar vaad eder. Film boyunca iki kişi ile birlikte bir düzine adam ölür. Bir fahişenin yüzündeki kesiğe karşılık bir düzine adam ölür evet. Filmin sonunda "bir daha fahişelere kötü davranan olursa daha beterini yaparım" der kahraman. Hayat Kadınlarının haklarına dikkat çekmek isteyen bir film değil elbette. Acaba diyorum biz de aramızda para toplayıp Soma'da öldürülen işçilerin katilleri için bir silahşor mü tutsak ? Böyle kahramanlar var mı hala dünyada ? Patronların daha fazla verip bizi öldürtmeleri kaçınılmaz olur herhalde. Bu hep böyle devam edip gidecek sanırım. İki ucu çikolatalı değnek misali.
19 Mayıs 2014 Pazartesi
oyunumuzu bozan çocuk
öfkeyle dönen yüzümüzü bakışların güldürdü
biz kaldığımız yerden devam ederiz oyunumuza
ama senin gibi bakamayız bir daha hayata
ne acı şey sen bilmezsin bilmek
yada bizim senin gibi bilmememiz herşeyi
bu oyunu sen de oynacaksın çocuk
öfkeyle dönecek yüzün geleceğe
hatırlamıyorum büyük insanlara nasıl bakardı gözlerim
hep böyle kalabilse bakışların
korkulurdu bu oyunu oynamaktan
sobelenirdik saklayamazdı bizi hiç bir tebessüm
18 Mayıs 2014 Pazar
belki de bunu çok az yaşadığım içindir
bir başkasının acısına yaklaşabilmek
yalan söylediğimi herkes biliyor
belki de onların yaşadığı acıyı anlamış gibi yaptığım için
acı çekiyorum
bunu herkes yapıyor
aynı acıyı yaşamadığım için acı çekiyorum
neden
her şeyim var
peki o bakamadığın insanların halleri başına gelse
yetecek mi mutlu olmana
her doğrum yalana bir kaçış
çığlıklar mı uyandıracak beni bu rüyadan
yoksa sesizliğin korkunç ağırlığı mı eğecek boynumu
gerçek karşısında
hep biri var yanımda
üşüyen bedeni bakışlarımı donduruyor
ama ben sıcak gözyaşlarımla kandırıyorum hep
çok az yaşadığım için değilse nedir bu korku
hiç başıma gelmesini istemediğim acıların var olması yetmiyor
belkide bu yüzden istiyorum bir an önce acılar içinde ölmeyi
ansızın bir kuşa dönüşüp
kanatlarım yanana kadar uçmak istiyorum
acının güneşine doğru
belki o an ısınır yanımdakinin yüreği
belki anlayabilirim acı çeken birini
yaşamış olur muyum o vakit
ölümü hak edecek bir şey yapmadım henüz
acılar benden uzak
ama bu bile yetiyor acı çekmeme
gereksiz bir hayatı yalanlarımla besliyor ve sürüklüyorum
aklım oyun oynuyor
ben alkışlıyorum kanlı ellerimle
belki hiç kanım akmadığı içindir
16 Mayıs 2014 Cuma
yaklaşık 18 yıl önce başıma bir iş geldi. iki metrekarelik bir odada bir avukatla çok kısa bir görüşme yaptık. dedi ki "kapitalist bir ülkede para insan hayatından değerlidir. adam öldürseydin eğer alacağın ceza yarı yarıya az olurdu." bu sözle tekrar karşılaşmamak için ne yapmam gerektiğini duyabiliyorum. somada ölenlerin seslerini benden başka duyabilen var mı ?
15 Mayıs 2014 Perşembe
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Bu acı olayın, bir takım protestolarla, fasif denilebilecek eylemlerle, bir avuç insanın bağırıp çağırmalarıyla, mevlit ve rahmet okumalarlagıyabi cenaze namazlarıyla, birtakım dini ritüellerle, üç günlük yaslarla, birkaç günah keçisi bulup cezalandırmalarla, bayrakları yarıya indirmelerle, boyun bükmelerle, ağıtlar mumlar yakmalarla, üç-beş kuruş tazminat ödemelerle, ölen işçilerin yakınlarına aynı işletmede iş vermelerle örtbas edilmesi unutturulması gerekir diyen yaratıklara lanet olsun!
13 Mayıs 2014 Salı
grev apın, açlıktan ölün, çalışmayın, hiçbiriniz çalışmayın bak neler oluyor. mağara adamları gibi yaşamayın. çocuklarınızı yetiştrebilmek için onları da bir avuç insana köle yapabilmek için boşa emek harcamayın. evlatlarınızdan sadece birkaçı iyi bir geleceğe! sahip olabilir. onlarda yine bu alçaklığa hizmet etmekten öteye geçemez.
8 Mayıs 2014 Perşembe
7 Mayıs 2014 Çarşamba
5 Mayıs 2014 Pazartesi
3 Mayıs 2014 Cumartesi
16 Nisan 2014 Çarşamba
12 Nisan 2014 Cumartesi
iki uç
şehrin ışıkları herkese görünür mü
yoksa hala karalıkta mıyız
hiç resimlerdeki gibi değilsin
evet beni olduğum gibi görüyorsun
hepsi bu
11 Nisan 2014 Cuma
8 Nisan 2014 Salı
5 Nisan 2014 Cumartesi
4 Nisan 2014 Cuma
bir insanın uzun süre taşıyamayacağı kadar ağırım
ruhumu düşündüğümde
afrikada açlıktan ölen el kadar çocuklar
ve annelerinin kurumuş elleri geliyor aklıma
neden perdeyi bir kendinden geçişin kaldırdığına inanmak istiyorum
hiçbirimiz ruhuma dokunmak istemez
zaten cisimlerimizin perdesi hergün biraz daha açılıyor
ben ruhumdan açılıyorum
ruhlarınıza bakamıyorum
biraz farklı olabilir
işte benden böyle
"idare olun"
3 Nisan 2014 Perşembe
Şerefe güneş
Biliyorsun seni yakan ateş
İki insanın yakınlaşmasından doğdu
Sen doğmayı öğrendin
Ben ağladım kıpır kıpır
Şerefine güneş
Bakıyorum batıyorsun
Sana benziyor hayatım
Neden insanları seviyorum derken
Yalan söyledim biliyorsun
Beni karanlıkta bırakıyorsun
Git
Gelme desem de geleceksin biliyorum
Beni sırtımdan vuracak gözyaşların
Bir rüzgardan bir akarsuya
Bir topraktan bir atalarıma
Düşüyorum zamanımı
Boşa geçmeyecek bu ömür
Sonuna kadar ağlayacağım
İstersen gelme
Sözümü sonsuza kadar uzatacağım
Seni unutmayacağım
göklerin istanbulu
1
gittin istanbula baktın
istanbulda gökyüzüne bakmadan geldin
sordu sana
eski bir şehirin tepesinde
şu ışıklardan hangisi olmak isterdin
en yüksekteki en parlak ışığı gösterdin
istanbula gittin de
istanbulda göyüzüne bakmadan geri döndün
2
sevgili gözlerini gökyüzünden ayırmasa
sen onun gözlerinden gözlerini alamazsın
kim izin verir gökyüzüyle arasına girmene
birde buna aşk dersin
3
sen bu manzarada en sevdiğin
kara ışık ol
bir kalyoninkinden fazla ses çıkarır
bir insanın omurgası kırıldığında
her gemiden hızlı batar
insan umudunu çıpasına bağladığında
hep aynı şeyleri söylerim bilirsin
bitmiş halini görmediğim bir yapbozla uğraşıyorum
elimin tersiyle dağıtıyorum bazen
hiçbir resimi beğenmiyorum sensiz
sen kimsin daha onu bilmiyorum
vuran her dalgada açılıyorum gerçeklerden
sevebilecekmiyim gerçekten denizi
yaşamak istiyor muyum
bu sefer fırtınayı
kendim koparmak istiyorum
deniz sığınacak bir liman arasın bir kerede
nasıl bir düş peşindeyim biliyorsun
her düştüğümde dizlerimin üzerine
bir kerede toprak kanasın istiyorum
ters yüz olsun hayat bugün
savaş çıksın iyi ile kötü arasında
düşmanımı karşımda görmek istiyorum
iyi miyim kötü müyüm
daha bunu bile bilmiyorum
1 Nisan 2014 Salı
yinebirden seni düşünmeye başladım
mutluluk mendilini
çılgınlıklarından eğirdiği iplik ile işleyen
rengi bir iki yarım olsun bakışların
her bakış hayalini hediye eder
kelimelerin ten rengi gözleri var
ben biliyorsam sen de biliryorsundur
hiç konuşmamayı başarabildiğim gün
korkunun korktuğu zaten bana en yakın
iyi de bunların senle ne ilgisi var ?
ne düşündüğünü merak e
30 Mart 2014 Pazar
ukaç kez söyledim sana açma şöyle çiçeklerini
tamam bahar geldi ben de sürdüm kanımı
sarılmayı hasretle bekleyen kollarıma
demedim mi sana şu şair milleti türlü türlü
intihar edeni var kalemini kendi kıranı var
gelip geçtiğinden habersiz kalemini üzenler var
bak bana
mesela ben atlı şairim
beni sırtında şiire taşıyan bir hayvanım var
ya sen
kaç kez dedim sana bu kadar güzel görünme diye
gönlünü çalıp mapusa düşesim var
bahar
bu sevda beni yollara düşürdü
naxın nereye kadar
ömrümün tükenmesine üç ay var
tamam bahar geldi ben de sürdüm kanımı
sarılmayı hasretle bekleyen kollarıma
demedim mi sana şu şair milleti türlü türlü
intihar edeni var kalemini kendi kıranı var
gelip geçtiğinden habersiz kalemini üzenler var
bak bana
mesela ben atlı şairim
beni sırtında şiire taşıyan bir hayvanım var
ya sen
kaç kez dedim sana bu kadar güzel görünme diye
gönlünü çalıp mapusa düşesim var
bahar
bu sevda beni yollara düşürdü
naxın nereye kadar
ömrümün tükenmesine üç ay var
neyseki yalan söylemişim
neredeyse herşey gerçek olacaktı
gözlerin kalbimin yanınında
şu kirli masada
sen karşımdasın
beni uyandıran uyku
ödediğim bedel
neden gelmiyorsun
kağıtlar kadar soğuk bir inceliğin var
neyseki isyankarım
neyseki çıplaklıklığın affa müsait
nefsi müdafa eden bir sızım var belimde
uyumak istiyorum
de s git
ben yatıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)