23 Mayıs 2014 Cuma









basın : "Bunlar sadece varsın demlensinler, kendilerine gelen yanlış bilgilerle bizi yargılasınlar."

ben : şarap içiyorum evet. senin gibi gariban kanı içip kudurup, azmıyorum. dilimi ısırıyorum ama dayanamıyorum lanet işlerine. dilimdeki acı kanı mürekkep yapıp hakkı arıyorum. ister ayık kafayla söylerim doğruyu ister kıyak kafayla. ne anlarsın sen kalın kafa.
















"kader"den esaslı bir tokat yemeden
"bu nasıl kader" diyeceğin yok
kelimeyi anlamıyla buluşturan o an geldiğinde
bütün, çürük bir elma kokusu yayılacak
                                            buruşuk suratından












Halk daha ne kadar/nereye kadar katlancak anlamıyorum!














22 Mayıs 2014 Perşembe

Charles Baudelaire









Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmis bir durumda uyanırsanız, sorun yele, dalgaya,yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun,“saat kaç” deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir karşılığını: “Sarhoş olma saatidir..Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.











Basın  :  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ford Otosan’ın Yeniköy fabrikasının açılışına katılıyor. Törene Ford Motors Başkanı Bill Ford’un yanı sıra Rahmi Koç, Mustafa Koç, Ali Koç ve diğer aile fertleri de katılıyor.

Ben    :  Açılışınıza kocaman bir çelenk yolluyorum.


Can Yücel :  Küfür burjuvazinin ağzında lağım çukurudur, işçi sınıfının ağzında açan çiçektir…










     

21 Mayıs 2014 Çarşamba






ben bugün doğmuşum
ağlamayı değil
kusmayı isterdim boktan dünyanıza
ak "sizin"









hukuk olmasaydı suç işlemekten zevk alamazdı adiler














şişede "alkol dostunuz değildir" diyor
bende zaten düşmanımın yanması için içiyorum "avel"









tarihe geçmek istemem
geçirmeyi tercih ederim













iyi adam : ölü gibi yat yoksa öldürüm seni
yanlış bir iş yaptığının farkında olmayan adam : ekmek parası!


















iki tane açılmamış şişen ve
bir yudum bile alamadan ölme ihtimalin var










insanın ruhunu hissetmesine felsefe dersek
bunu dile getirmeye çalışırken apışıp kalana filozof diyebiliriz
ne söylediğini tam olarak bilmeyen
her söylediğinden asla emin olamayacak kişi
"grev hakkı istiyorum" diyen bir karıncaya bakan kalan karıncalar
















20 Mayıs 2014 Salı








İki erkek bir "fahişe"nin yüzünü keser. Birkaç at karşılığında fiske yemeden yürüyüp giderler. Bunun cezasız kaldığını düşünen diğer kadınlar aralarında para toplar ve bu iki kişiyi öldürene bin dolar vaad eder. Film boyunca iki kişi ile birlikte bir düzine adam ölür. Bir fahişenin yüzündeki kesiğe karşılık bir düzine adam ölür evet. Filmin sonunda "bir daha fahişelere kötü davranan olursa daha beterini yaparım" der kahraman. Hayat Kadınlarının haklarına dikkat çekmek isteyen bir film değil elbette. Acaba diyorum biz de aramızda para toplayıp Soma'da öldürülen işçilerin katilleri için bir silahşor mü tutsak ? Böyle kahramanlar var mı hala dünyada ? Patronların daha fazla verip bizi öldürtmeleri kaçınılmaz olur herhalde. Bu hep böyle devam edip gidecek sanırım. İki ucu çikolatalı değnek misali.













birtarafta "Allah" deyip anamızı a'latanlar, birtarafta "Atatürk" deyip geleceğimizi satanlar, birtarafta "Türk" deyip gazımızı alanlar, diğer tarafta "Kürt" deyip para sayanlar. Halk zaten koyun gibi. Ben şaşırmışım yolumu. Dünya desen neredeyse herkes mutsuz. Bu nasıl bir hayat ak.
















kim kendine gelebilirse
uçurumun kenarında kolunu tutan el olur
kurtarır kendini bilinmezliğinn elinden
bir süre daha yaşar karıncanmalarıyla hislerinin
dalga geçer bilgi deniziyle okumuş o kadar
kim kendine yetebilirse mutludur
söyleyen söylemiş
sevildiğinizi unutun










19 Mayıs 2014 Pazartesi












kadın:       dikkatli ol. sen insanları korkutan bir adamsın ve bu da tehlikelidir.
yabancı:    insanları korkutan, derinden derine kendileri hakkında bildikleridir.


"High Plains Drifter"










oyunumuzu bozan çocuk
öfkeyle dönen yüzümüzü bakışların güldürdü
biz kaldığımız yerden devam ederiz oyunumuza
ama senin gibi bakamayız bir daha hayata
ne acı şey sen bilmezsin bilmek
yada bizim senin gibi bilmememiz herşeyi
bu oyunu sen de oynacaksın çocuk
öfkeyle dönecek yüzün geleceğe
hatırlamıyorum büyük insanlara nasıl bakardı gözlerim
hep böyle kalabilse bakışların
korkulurdu bu oyunu oynamaktan
sobelenirdik saklayamazdı bizi hiç bir tebessüm














suya yazmak
okumaya yüzmek denilebilseydi
kunduz olmak isterdim
çoğunun "okuyamadım" diye dövünmesi var
benim derdim başka







18 Mayıs 2014 Pazar








vahşi korkaklık
kurtulmayı unutmaya çalışanların
kuştüyü esaretler üzerinde
çıplak bir bebek gibi uyumayı ummaları
vahşi korkaklığımız
güçsüzleri kötüleştiriken
güçlülüleri ya öldürüyor ya süründürüyor
kazanan yok
masum yok
iyi olan bu



















belki de bunu çok az yaşadığım içindir
bir başkasının acısına yaklaşabilmek
yalan söylediğimi herkes biliyor
belki de onların yaşadığı acıyı anlamış gibi yaptığım için
                                                                     acı çekiyorum
bunu herkes yapıyor
aynı acıyı yaşamadığım için acı çekiyorum
                                                          neden
her şeyim var
peki o bakamadığın insanların halleri başına gelse
                                                               yetecek mi mutlu olmana
her doğrum yalana bir kaçış
çığlıklar mı uyandıracak beni bu rüyadan
yoksa sesizliğin korkunç ağırlığı mı eğecek boynumu
                                                                  gerçek karşısında
hep biri var yanımda
üşüyen bedeni bakışlarımı donduruyor
ama ben sıcak gözyaşlarımla kandırıyorum hep
çok az yaşadığım için değilse nedir bu korku
hiç başıma gelmesini istemediğim acıların var olması yetmiyor
belkide bu yüzden istiyorum bir an önce acılar içinde ölmeyi
ansızın bir kuşa dönüşüp
kanatlarım yanana kadar uçmak istiyorum
                                                    acının güneşine doğru
belki o an ısınır yanımdakinin yüreği
belki anlayabilirim acı çeken birini
yaşamış olur muyum o vakit
ölümü hak edecek bir şey yapmadım henüz
acılar benden uzak
ama bu bile yetiyor acı çekmeme
gereksiz bir hayatı yalanlarımla besliyor ve sürüklüyorum
aklım oyun oynuyor
ben alkışlıyorum kanlı ellerimle
belki hiç kanım akmadığı içindir










16 Mayıs 2014 Cuma








unutmaya çalışmak bir hata
anladım
bari her sabah bir güneş gibi doğma
penceremin önündeki çiçeklerin sana
benim sensizliğe ihtiyacım var
gözyaşlarıyla suluyorum merak etme
ayrılan her sevdalının ahbarı gelir bana
benim kara güvercinlerim aç kalmaz
senin gibi beslerim onları

























yaklaşık 18 yıl önce başıma bir iş geldi. iki metrekarelik bir odada bir avukatla çok kısa bir görüşme yaptık. dedi ki "kapitalist bir ülkede para insan hayatından değerlidir. adam öldürseydin eğer alacağın ceza yarı yarıya az olurdu." bu sözle tekrar karşılaşmamak için ne yapmam gerektiğini duyabiliyorum. somada ölenlerin seslerini benden başka duyabilen var mı  ?











kapitalizmi satmanın bir yolunu bulana kadar bu beceriksizlerden kurtulumayacağız anlaşılan






15 Mayıs 2014 Perşembe








sen beni ölüme hazırladın
ölüm de sana hazırlandı bilesin
ilk ve tek dersimiz
bir gün öleceksin
korkma
ölüme iyi bak















sen ettin beni aşık
kavuşamazsam aşka yazık










gözümden düşmeyen bir damlasın ömrüm
bulut bulut gezersin alemi de
bir dokunan bulunmaz gönülden sana
toprağa düşsen ne fayda
yanıyor yürekler bin parça




14 Mayıs 2014 Çarşamba





Bu acı olayın, bir takım protestolarla, fasif denilebilecek eylemlerle, bir avuç insanın bağırıp çağırmalarıyla, mevlit ve rahmet okumalarlagıyabi cenaze namazlarıyla, birtakım dini ritüellerle, üç günlük yaslarla, birkaç günah keçisi bulup cezalandırmalarla, bayrakları yarıya indirmelerle, boyun bükmelerle, ağıtlar mumlar yakmalarla, üç-beş kuruş tazminat ödemelerle, ölen işçilerin yakınlarına aynı işletmede iş vermelerle örtbas edilmesi unutturulması gerekir diyen yaratıklara lanet olsun!










Yarın ve belkide birkaç gün tüm sendikaların genel grev ilan etmesini istiyorum bir insan olarak. yeter. eğer gerçekten emekçinin hakkı aranacaksa daha kaç emekçinin ölmesi gerek. ölü sayısın kaçı geçmesini bekliyorsunuz. hangi rakam insan olduğumuzu hatırlatacak bize. YETER ARTIK






13 Mayıs 2014 Salı







hükümet kadar sendikacıların da ellerinde kan var. ne işe yarar bu asalak sendikacılar?












grev apın, açlıktan ölün, çalışmayın, hiçbiriniz çalışmayın bak neler oluyor. mağara adamları gibi yaşamayın. çocuklarınızı yetiştrebilmek için onları da bir avuç insana köle yapabilmek için boşa emek harcamayın. evlatlarınızdan sadece birkaçı iyi bir geleceğe! sahip olabilir. onlarda yine bu alçaklığa hizmet etmekten öteye geçemez.









8 Mayıs 2014 Perşembe














akşamüstü yağmur yağabilir
şemsiye alayım diyorum yanıma
alma diyor içimdeki yavşak çocuk
sen varsın ya



















7 Mayıs 2014 Çarşamba










kainatı kanla doldurup
bir hilal bir yıldız bıraksa ahir zaman
kula yalvaran bir dilin altına saklanamam
haksızlığın üzerine taht kurup
herşeyi bana verse atam
bir kez dönüp ardıma bakmam
son günün hangi gün olduğunu unutup
bana gün bugündür demeye çalışma
asıl sen kendine sağlam bir iş ara













3 Mayıs 2014 Cumartesi








bana birinin okuması gerek
isterse mabedimde çekirdek yesin
dikenli tellerini dolayıp
istediği fırldağı çevirsin
gidince siyahının siyahı olurum
kalırsa ayağında terlik
bana hiç bağırmasın
kötü bir şarkı gibi
asla yarım kalmasın


okumak kadar yalnızlığımı acıktıran bir şey yok


















para bitti hiç bitti

















16 Nisan 2014 Çarşamba















bir şiir gerek bana
doğacak güneşe armağan
bir şiir gülücüklü olsun
güzel bakan gözlere aydınlık

















14 Nisan 2014 Pazartesi

13 Nisan 2014 Pazar

12 Nisan 2014 Cumartesi

iki uç











şehrin ışıkları herkese görünür mü
yoksa hala karalıkta mıyız
 hiç resimlerdeki gibi değilsin
evet beni olduğum gibi görüyorsun
hepsi bu





5 Nisan 2014 Cumartesi















nasıl bir korku yuvalanmışsa içime
sevmeye başladım
gönlüm murad dağlarından aşağı
kaya gibi yuvarlanarak inse
bir suyun ortasında dursa
su çoğalsa
sular altında kalsa

olur









4 Nisan 2014 Cuma

Sen Güzelsin

intikamın bile güzellikle alınmasını istersin











rüzgarla olsun sevişebilseydik
naneler yeşeriyor
ben hep hamken yerim
karnı guruldasın bu şiirin
devlet de tankı tüfeği dağıttı















en zayıf piyon ileri








beni sizlerden biri yapacak sanıyordum
istesem de yapamam artık













bir insanın uzun süre taşıyamayacağı kadar ağırım
ruhumu düşündüğümde
afrikada açlıktan ölen el kadar çocuklar
ve annelerinin kurumuş elleri geliyor aklıma
neden perdeyi bir kendinden geçişin kaldırdığına inanmak istiyorum
hiçbirimiz ruhuma dokunmak istemez

zaten cisimlerimizin perdesi hergün biraz daha açılıyor
ben ruhumdan açılıyorum
ruhlarınıza bakamıyorum
biraz farklı olabilir
işte benden böyle
"idare olun"







3 Nisan 2014 Perşembe















Şerefe güneş
Biliyorsun seni yakan ateş
İki insanın yakınlaşmasından doğdu
Sen doğmayı öğrendin
Ben ağladım kıpır kıpır
Şerefine güneş
Bakıyorum batıyorsun
Sana benziyor hayatım
Neden insanları seviyorum derken
Yalan söyledim biliyorsun
Beni karanlıkta bırakıyorsun
Git
Gelme desem de geleceksin biliyorum
Beni sırtımdan vuracak gözyaşların
Bir rüzgardan bir akarsuya
Bir topraktan bir atalarıma
Düşüyorum zamanımı
Boşa geçmeyecek bu ömür
Sonuna kadar ağlayacağım
İstersen gelme
Sözümü sonsuza kadar uzatacağım
Seni unutmayacağım















göklerin istanbulu





1

gittin istanbula baktın
istanbulda gökyüzüne bakmadan geldin

sordu sana
eski bir şehirin tepesinde
 şu ışıklardan hangisi olmak isterdin
 en yüksekteki en parlak ışığı gösterdin

istanbula gittin de
istanbulda göyüzüne bakmadan geri döndün

2

sevgili gözlerini gökyüzünden ayırmasa
sen onun gözlerinden gözlerini alamazsın
kim izin verir gökyüzüyle arasına girmene
birde buna aşk dersin

3

sen bu manzarada en sevdiğin
kara ışık ol


















bir kalyoninkinden fazla ses çıkarır
bir insanın omurgası kırıldığında
her gemiden hızlı batar
insan umudunu çıpasına bağladığında
hep aynı şeyleri söylerim bilirsin
bitmiş halini görmediğim bir yapbozla uğraşıyorum
elimin tersiyle dağıtıyorum bazen
hiçbir resimi beğenmiyorum sensiz
sen kimsin daha onu bilmiyorum
vuran her dalgada açılıyorum gerçeklerden
sevebilecekmiyim gerçekten denizi
yaşamak istiyor muyum
bu sefer fırtınayı
kendim koparmak istiyorum
deniz sığınacak bir liman arasın bir kerede
nasıl bir düş peşindeyim biliyorsun
her düştüğümde dizlerimin üzerine
bir kerede toprak kanasın istiyorum
ters yüz olsun hayat bugün
savaş çıksın iyi ile kötü arasında
düşmanımı karşımda görmek istiyorum
iyi miyim kötü müyüm
daha bunu bile bilmiyorum


















1 Nisan 2014 Salı





yinebirden seni düşünmeye başladım
mutluluk mendilini
çılgınlıklarından eğirdiği iplik ile işleyen

rengi bir iki yarım olsun bakışların
her bakış hayalini hediye eder
kelimelerin ten rengi gözleri var
ben biliyorsam sen de biliryorsundur
hiç konuşmamayı başarabildiğim gün
korkunun korktuğu zaten bana en yakın
iyi de bunların senle ne ilgisi var ?
ne düşündüğünü merak e