15 Haziran 2014 Pazar












kana kana gel bana şiirlerle şarkılarla parmak uçlarına basa basa dinle beni bak bana bulacağın hiç bir şey yok ilmeğini de al gel
























azimli kadı ve azmi

bir eylem kararı aldım affa güvenip
ahalinin parasını geri alacaktım haramilerden
bunu hava kararana kadar yapmam gerekirdi
ali babanın mağaralarından birini seçtim
girdim içeri selam sabah yok
içerde bir sürü zengin monk
iki saat başardım
silahımı emanete bırakıp
huzurunuza geldim














iki kase bir mum ve şiir

oyun oynuyor benimle
ben de pislik yapıyorum
şarkıyı dinliyorum
sigaranın dumanında kimse yoklar
ne zaman dalsa gözlerim seslerin zayıf yanına
bir sigara yaksam
oyun oynar benimle
sürü sürü veririm taşları önüne

















dağılınca düğüm olur ip
sonunda tutunacak bir dal
ağacın kökleri toprakta
ve eline bir avuç yeşil yaprak sışıktırılmıştır
avucunda kuruyunca
düğüm olur yaprak buynuna yutkunamazsın
yaşamaktan birgün sen de yorulursun
gezin bakalım gençsiniz daha




































ayak üşütmesi ve korkak ciğer doktoru

hastaneler karakollar korkunç şatolar
kılementini kovalıyan şeytanın evleri
çocukken de yürümek isterdim hep
ışık hangi hızda giderse gitsin
benim derdim başka
her karanlık için
önce bir sestir ışık
hızlanır da
yavaşlamaz sanırım
geçiyorum önlerinden kalelerin
taşların arasında
tırnakların arasında kuruyan kan
kendisine kıral diyen bir acizin
ülkesi için ağlaması
balkonun önünde insanları toplandığında
evi ve kendisi için değildi
bir yerinde güzellik var
her yerinde olmalı
kötülük varsa
her yerinde olamaz
ey kainat
her sözümü sevmiş olabilirsin
ama hepsini birden sevemezsin olamaz
kainatın bu noktasında sevgi tırt
afyonun yan etkilerine tazminat ödememek için
yasadışı olması yerekir sapkın reyiz
hem totalde tavan yapar
camilere kileselere tüm tapınaklara paramatik koyalım
yok yok ben suç işlemekten
çocukken de korkardım
oraya giren ya kaybolurdu
yada yıllar sonra
canlı ağırlığıyla anca bulunurdu
yeşil polişlere
ve bir kahramanlara bir şey olmazdı
ne kadar güzel bir ormandan geçiyorsun
kafanı kaldır diyen bir park
aynasızların ve kahramanların
ayak bastığı yerden korkadım
karanlıkta yürürken













14 Haziran 2014 Cumartesi








 kafa travması ve kafası şapkalı hemşire

yakamozun sonsuzluğa yakınlığı
anısı bir başka güzeldir çölde
karagöz yazmak için
gözün kara olmasına
sonsuza kadar berbaber içelim
beyaz kağıdın aydınlığı
bir iz bıraksın yüzümüze
yakamozlarda boğuşan düşünceler
bir yere gitmiyorum
sadece yürüyorum
sonsuz bir sarhoşluk arıyorum
bilmediğim alemimde
bazen o sokakta
bazen bu sokakta
caddeler ilk akşam
biraz daha aydınlık
bekleyen çok
çalışan az
nerede bu işçiler
sanki yer yarıldı da
içine girdiler
kimseyi kurtarmayan bir mana meltemi
sonu ölü bir serap
tebessüm etmeye bile değmez
hayat nerede biz orada
kadere ve
her sınava inanmam
her işte çalışmam
nereye kadar
denizler taşıp
sular her yeri kaplamadan
gideyim diyorum
bir yerde değilim
bulamıyorum
bulsam











13 Haziran 2014 Cuma
















doğru bir anahtar
kötülüğün boynunda asılı
korkmayanlar gidip aldı
başı çoktan kırıktır onun
boynundan altını görünce korkak olan
kildiyle oynar



















hıristiyanlık gel senin mağdurun olayım
dümenden sana çok para veririm




















şimdi bir şey kafama takıldı, bir elimde sigara bir elimde içki balkonda oturuyorum. hemen karşımdaki minaredeki hoparlörden ezan okunuyor. istifimi bozmuyorum. kime karşı ? Allah'ın çağrısına karşı mı yoksa muktedirinkine mi ? bu halimden ötürü biri bana saldırsa, Allah için mi yapmış olur muktedir için mi ya da bu saldırını her ne şartta olursa olsun yapılamaz mı ? kafam karıştı











11 Haziran 2014 Çarşamba







                                           : I













sarhoşluk ne demek bilmiyorum
ama aradığım buna yakın bir şeydi




















hiçbir şey görmüyorum artık
iyi olmam kimleri mutlu eder
bencil olmayanlar çenesini kapatsın yeter
boş lafı kitaptan ayırdık





















daha fazla bilinmek için çalışan insanlar da vardır











5 Haziran 2014 Perşembe















en sevdiğin hava
cellat uyumaz bu havada
senin yola gitmen gerek
cam bir mavzer mermisini kanına alıp
oturup hiç demlenemedik seninle
gitmeden bir kez gideyime razı oldun
sen celladını yirmi yıldır göğsünde taşırsın
böyle bir havada
bir an içinde taşınırsın
cellatları uyutmaz bu hava

















anlamak istemiyorum aşkı
hala anlatıyorsun
denizin kenarında durmuş ufka bakıyorsun
kara perden bugün hiç ağarmamış yüzünde
müzik birden biter
ama sonsuz anlaşılır
anlamak istemiyorum aşkı
herkes köpüğünde yaşasın
kum tanesine yaslansın
baksın başının çaresine
umurunda değil zaten
sen de onun gibi yaşa
parçalayınca ne olacak
vahşetini de anlamak istemiyorum aşkın










4 Haziran 2014 Çarşamba












bilgisizler adalet diye haykırır
bilgili olan zaten satın almıştır





















bu
parkın etrafından giden yolun değil
içinden geçen yolun hikayesi



















"bir karakter yaratabilmeyi
kim öğretir insana
memleket nitekim gerçekten elden gidiyor
bu çocuklar polyananın ektiği çocuklar
nasıl insani bir hastalık koyunsal ruhlarda
darbeyi bırak şiirle yıkasan arınmaz
kirinin yerini bilen yok
bu güne kadar yaptığım en iyi resim
ben zaferi kazanan hı’tlerdenim"













3 Haziran 2014 Salı












boş kadehler imparatorluğu
ne kadar hükmedebilir aklıma




















kitabının sayfalarından yüzüme bir yel vurdu ancak
okumadım hikayeni















bir gram hayat
bir gram sonsuzluğun sözcüsü
bir gram hayat
sonsuz hayatın ölçüsü
ölçüye göre yazıldı şiir ve söylendi şarkılar
iyilik ve kötülük bir miktar kondu kefeye
kum saatinden akıyoruz hepsi bu
şu yazdıklarım çoktan yazılmıştı
okumalar çoktan okunmuştu
her yaratılan en az bi kez sarılmıuştı
ve sarılanlar sarılanlarla herşey birbirine sarılana kadar
birer ikişer üçer ve hepbire kadar
ben aynasıyım zamanımın ölçümün
son kum tanesi düşecek ve
çığlığı kapatacak kapıları
sonsuzluğun çığlığına bir davet bu
bana söylenen çoktan söylendi
ben çoktan duydum
bir kum tanesi olup çoktan düştüm
salon çoktan doldu
tüm biletler satıldı
film başlamadı
ama film çoktan bitti
bir gram film
sonsuz sinema için












2 Haziran 2014 Pazartesi









seni görüyorum
sarhoş oluyorum
Tanrı'nın işine karışmıyorum









1 Haziran 2014 Pazar






ölüm, anlamsızlığını kılıktan kılığa sokup
her fırsatta çıkaracak karşına
cehennem kokacak yalnızlığın
ne yapacaksın
hangi duvar olursa olsun
bir çocuk gibi bakacaksın
rüzgar gülleri dönecek rengarenk
sen elini uzatacaksın













29 Mayıs 2014 Perşembe










-gördüklerime hayal diyorsun
--peki ne görüyorsun
-mesela seni
--benim bir hayal olmadığımı biliyorsun
-bana gördüklerimin bir hayal olduğunu söyleyen sensin
--uyumadan önce gözdüklerinden söz ediyorum
-her gece uyumadan önce seni de görüyorum
--bu saçmalıklarına her zaman gülmek isterim ama bazen korkutucu oluyorsun
-Tanrı'yı göremediğimizi ve bu yüzden O'nu korkutucu bulduğunu söylemiştin
--eklemeyi unutmuşum şeytanı ve senin gördüğünü söylediklerini de görmüyorum
-bu yüzden korkmuyorsun
--peki söyle bakalım neden korkuyormuşum
-Tnrın'nın, hayallerini gerçekleştirmesi için şeytana göz yummasından


















şimdi
yol nedir emin olamayanların
yolundan çıkmış biriyim
büyücüler kahinler peşimde
korkunun çıpınan kalbi bağımız
iyinin ve kötünün ortak korkusu yalnızlık
şimdi
sorunun sesinden kaçmaya çalışan bir anlayışım
deliliğin kabul gördüğü
Tanrı bilir aklımın ne kadar olduğunu
hakim hekim ve memur gelsin
hakkını bilgisiyle savunsun
bilgiyi yaratanın huzurunda
şimdi
bir hiç olmanın tam zamanı










28 Mayıs 2014 Çarşamba









beni tanıyamadığınız için acı çekiyorum
anlayın artık
ya beni anlarsınız
ya da bir hiç olduğunuzu
offff
aynı şey değil mi
hata benim
sevmek isteyişim













şu şişeden bir yudum alamadan ölebilsem
sarhoş olmak bu kadar zor olmamalı










anlayamadığımı nasıl anlatabildiğim şaşırtıyor sizi
benim zoruma giden bu kadar insana karşı
sadece Tanrı'nın benim yanımda oluşu
kürek çekmek neden size ağır geliyor
anlamak ne kadar da gereksiz













neden beni seçtiğini merak ediyorum
gözün kadehimden ayırmayan bir avcı gibisin
ayık kafayla beni çekemeyen en çok sensin
bir an önce sızıp sesimi kesmemi istiyorsun
sen kendine kader diyen pislik
ölümsüzlüğünden utanan sürtük
her acının altına yatmaya layıksın
seni hissetmem için bana yalvarıyorsun
asla yağmur vermeyen bulutunum senin
anlayanlara selam olsun
beni neden seçtiğini bilmiyorsun















bir tanrı olsaydım kendimi asla affetmezdim
sıradan bir insan olmak
işte bu yüzden zor geliyor bana
altına kaçırdığının farkına varamamak var
kim seker dünyayı










tuvalete sadece sıçmak için girmek büyük bir kayıp. kötü kokuya değerini ancak okuyan bir beyin verebilir. herzaman heryerde okumak.





27 Mayıs 2014 Salı







sen kendine doktor diyorsun
ben ise kendime deli diyebilmek için aynaya bakıyorum
kaçırma gözlerini
cesur ol deli














farklı düşündüğü için ateşe atanlardan ne farkın var
asıl tembel olan sensin
büyücü bir doktor
sanrılarına sarılan bir korkak
tek derdi sağlıklı bir insanın yakalandığı hastalığı sağlık bilmesi
bana kaç dakikada eve gidebileceğinden emin olmayan birinin
beni iyi biri insan olabilmem için dört duvar arasına koyması
ve buna inanan ahmaklar sürüsü
puffff















özgür bir adam ölür
esir bir kadın yaşar
müdür anlar
ampülün patlasın de ona
ve gül tüm gücünle















işte benim gerçeğim
uyu ve öl
uyandığında herşey yeşil olacak
kötü kokacak hayat













hiç beklemediğim bir kadeh
dualarım kabul oldu










26 Mayıs 2014 Pazartesi





gözlerini unutamayacağımı bildiği için
sadece gözlerime bakıyor kahpe

















amına kodumun amerikalı kurnazları
hikayeniz tamam mı
sizi
ateşin kalbinde görmek istiyorum
bu yüzden oynadım bu hayatı
ölümüm sonsuz acınız olacak










ölen her masum duyguya
gömülen her dinara talibim
kötüler kadar iyiyim
usta kanatıcılar
tuzak sizsiniz ama
kader benim












buradayım ama her an yokum




















olağan üstü bir düşünce varken
kim ister gerçekçi olmayı
kendimi öldüryorum evet
göreceğiniz bir et yığını
muhteşem sonumu görmeniz için ışığa ihtiyacınız var
körsünüz














doğumu öğrendiği karnında ölümü arayan kişi aşıktır

















ne kadar kan akacağı umurumda değil
bir daha ağlamayacağım
ağlayan ben olmayacağım















yüzlerce belki binlerce hayaliden bir farkın var
diğerlerini eleştirebiliyorsun
gücünü kurallarının değişmezliğinden mi alıyorsun ?
tüm çirkin sözlerimin birer ölümlü olduğundan eminim
demek tek başıma yapmamı istemiyorsun ?
tetiği çeken el benim
elimi tutmayan el de senin olsun o zaman


















senden hiç tanımadığın birini örnek almanı isteyebilir
sakın kim diye sorma
eğer sana seni alatmasını istersen
iyi biri olmayı unutursun








25 Mayıs 2014 Pazar










bu gidişle insalar azraili gördüklerinde
"padişahım çok yaşa" diyerek çığlık atmaya başlayacaklar
kapısının önünde gül yetiştiren ihtiyarın hazzına eş midir
bir katil için öldürmek
canlıları yönetmenin tek yolu
hikayelerini ölümle bitirmek midir









23 Mayıs 2014 Cuma





her akşam bir kan çanağı gibi kapıyorsun gözünü hayat
karanlığın döktüğü kurşun kadar ağır
küfürler savuruyorum sabaha kadar ardından












ölüyorum elimde değil
kayıp gidiyor gökkuşağı gökten
yağmur gibi kesiliyor canım
toprak çekiyor kanımı
kuruyacak gözyaşın yanağında
unutulacak her giden birgün
önce beni unut sevdiğim
kıyamam sana zordur keder
kader diyen satılmışa bakma sen
anlaşmasına sarılan ahmağı O'na bırak
önce beni unut ne olur
kıyamam kederin öldürür beni
kavuşuyorum denizime bir damlayım
ölüyorum elimde değil
bir de yalancılara inanıp öldürme beni
evladımıza anlat
terim yetmedi bu soysuzlara
kanımı verdim hak için












bir madenci daha öldü sanki. bir suçsuz garip insan. böyle olmaması gerekirdi. bu da kader değil.

















bir ephesuslu çocuk olmak isterdim
bir şarap anforasının içinde her pazar akşamı yıkanan