28 Aralık 2014 Pazar
25 Aralık 2014 Perşembe
terden ıslanmış saçları
siyaah şeytansı tırnakları
ne yaşıyorsa zevkli olmalı
ben bir an bakabildim
tanrı aramıza girdi
olan oldu yani
yine de yazdım
sigaramdan bir duman daha aldım
şarkı güzeldi sanırım
bir şey anlamadım
şarabımdan biraz daha içtim
kırmızıydı sanırım çalan şakının notaları
sigaram bitmişti söndürdüm
alkışları duyrum ve sessizlik
ardından gelen dünyanın boyun eğdiği ses
yıkanmak zorundayım
kirlenmek zorunda oluşumu sikeyim
siyaah şeytansı tırnakları
ne yaşıyorsa zevkli olmalı
ben bir an bakabildim
tanrı aramıza girdi
olan oldu yani
yine de yazdım
sigaramdan bir duman daha aldım
şarkı güzeldi sanırım
bir şey anlamadım
şarabımdan biraz daha içtim
kırmızıydı sanırım çalan şakının notaları
sigaram bitmişti söndürdüm
alkışları duyrum ve sessizlik
ardından gelen dünyanın boyun eğdiği ses
yıkanmak zorundayım
kirlenmek zorunda oluşumu sikeyim
9 Aralık 2014 Salı
29 Kasım 2014 Cumartesi
28 Kasım 2014 Cuma
19 Kasım 2014 Çarşamba
bir mermerin köşesi gibi kırılır kalbin
bir kenarından kesip düzeltir zaman
küçülerek yaşamaya devam eder
bir daha düşürmemeye çalışırsın elinden
karanlıkta çıktığın her basamak
seni nereye çıkaracacak
sonunda ilk feda ettiğin bir taş parçası kalır
avucunda düzeltilmez kırık bir taş parçası
ağlama
ağlatma gücü en yüksek oluverir
birde söyleyen sensen
soluğunda denizler boğulur
gözlerine çarpan çılgın dalgalar karşısında
bir balon gibi şişer gözyaşın
bir yaya dönüşür doğru görüşün
tam o anda ağlama dersin kendine
bir taşın bir damlaya dönüşütüğü o an
kızarmaması için göğün ne yaparsın ?
ağlama
sanırım hayat
o an hıçkıra hıçkıra ağlamak
kıçınıza şaplağı yediğiniz günü hatırlayınız
birine ağlama diyeceğinize
kimseyi ağlatmamaya çalışsanız
üç para etmez bir tebessüm için
10 Kasım 2014 Pazartesi
tanrı'nın intihar etme gücü
tam aşkın kısır bir çılgınlık olduğuna inanmak üzereyken
sessizliğim sensizliğimi düşürür kanlı bir topak toprak gibi
vururum gerçek dedikleri duvara kafamı kırılmaz
tuzla buz edilmiş yüreğim yaşım çok küçükken
tam küçücük bir yüreğim olduğunu haykıracakken
hep sen gelirsin aklıma
birini sadece sevmiş olmak bile
yeter anlamsız hayatına bekleyerek zulmetmeye
anlamaya çalışamasan iyi edersin aşkı
çünkü sevmez tanrı gücünden ayrı kalmayı
tam yok etmeyi dileyecekken kendini
aşk gelir aklına
kıyamaz birini delice seven kulu için
herşeye kadir canına
kavuşmak
tanrıyı çıldırtan bir seremonidir
9 Kasım 2014 Pazar
3 Kasım 2014 Pazartesi
2 Kasım 2014 Pazar
30 Ekim 2014 Perşembe
senin siyah demirler arasından birini bekleyen gözlerin
benim aldığım onca cana karşılık su ile temizlendiğimi varsaymam
günlük birkaç iş ile unutmaya
hayır kaçmaya çalıştığım boktan bir hayat
ve sonra sevmem insandan aciz bir canlıyı
solan ve tekrar yeşeren bir yaprağı okşamam
su vermem hayatına katkıda bulunabilmek için
yüzündeki yarayı sakladığın saçların
arasından bakmayı sevdiğin saçların
yüzüne giysi yaptığın saçların
açık saçık görünsün isterdin bakışların
gözlerin siyah demirler arasında
benim gözlerim açık uyumama sebep senin çektiğin acın
söndür masa başındaki ışığı
ben sana karanlıkta da aşığım
29 Ekim 2014 Çarşamba
18 Ekim 2014 Cumartesi
16 Ekim 2014 Perşembe
7 Ekim 2014 Salı
sana hayatında hiç iyi bir insan görmemiş birini göstersem
bana inanır mısın ?
sana hiç aynaya bakmamış birini getirsem
aynada tanrıyı yüzleştirebileceğin birini
saflasam sana beni silebilir misin aynalardan
gökkuşağındaki hapisanesinden kurtarabilir misin tutsak rengimi
ne ayaksınız hocam ?
çok sövdüm diye tanrıya
bana tapar mısınız ?
18 Ağustos 2014 Pazartesi
7 Ağustos 2014 Perşembe
sanırım vicdan insanın gölgesinde yaşayan bir varlık.
bir sesi olduğuna inanmak şaşılacak bir durum değil bence.
doğuştan görmeyen birine sormak isterdim.
senin hayalin ile benim hayalim arasındaki fark ne?
sen gölgene sarılmış yaşayabilirken
biz neden gölgemizden korkuyoruz?
ölüm benden ışığı alırken
senden gölgeni alamayacak.
hiçbir şeyi özgürce göremedin.
ama hepimizden özgür yaşadın
adalet mi bu?
6 Ağustos 2014 Çarşamba
dünya yuvarlak bir bıçak
insan ile ikiye bölüyor yarattıklarını tanrı
bir ayrılık sana bir ayrılık bana
yalnızlıklar beğeniyorum karanlığın aynasında
hep aynı şeyi söylüyor dilim
sevdiğim yüzlerin gülümseyişleri ne kadar uzak
ne kadar yakın annelerin karnı
akıntıya kürek çekerken hayat
ne su düşman bana ne toprak kurtuluş
bana vurulup düşen atları anlat
sırtındaki yer yüzünden ölen bir onlar mı
bana insanın düşüncesizliğini hatırlat
hep aynı tuzağa düşüyor gönlüm
bir varmış sana bir yokmuş bana
bana haksızlığı öğret
hak adalet şarmış her yanımı
bana kalpleri kırılan atları anlat
yağmurun bakışında çizdiği cizgileri
beni nasıl unutabildiğini anlat
26 Temmuz 2014 Cumartesi
söyleyemedikleri sözleri birgün söyleyebileceklerine inanıyorum
ya da gerçekten söylememeleri gerekiyordu
belki de sözlerinin sonsuzluktan bile silinmesi gerekiyor bilemiyorum
hayatın başlangıcında ışıktan önce sesin var olduğunu düşünüyorum
gözlerinde ışığı sönen tüm sevdiklerimin bana seslenişleri hala burada
bazen onları duyar gibi oluyorum
bazen de sesimin onlara gittiğini hissediyorum
fakat sadece kendi ölmüşlüğümü özleyebiliyorum
tek kişilik rüyalar teselli olur mu bir idam mahkumuna
22 Temmuz 2014 Salı
olasılıklar arasında gittiği her köyden kovulma ihtimali bulunan
yine de bilgeliğin izini hiç azalmayan bir enejiyle arayan insanlar için
köylülerin "ömrümüzü yedi" demesi şaşılacak şey değil
aslına bakarsanız kovulduğu ilk köyden uzaklaşırken
gerçeğin peşinde koşan bu insanlar da
"ömrümü yediler, iyi ki beni kovdular da kurtuldum" diyebilir
sanırım bu düşüncesinden kurtulması uzun sürmez ve
"işte yeni bir köy
ya gerçeğe ulaşacağım
ya da yine kovulacağım" diyerek yoluna devam eder
tınlamaz
21 Temmuz 2014 Pazartesi
20 Temmuz 2014 Pazar
çaresizce sağa sola koşturan
ne yapacağını bilemeyen
üstü başı kan içinde
çevresinde parçalanmış sivillerin cesetleri
elindeki ağaç parçasına alelacele doladığı beyaz
hayır aslında insanlığın yüz karası bir bez parçasıyla
yardımına koşacağı bir yaralı arayan insanlar görüyorum
hangi ırktan hangi dinden olduğu umurumda değil
durun diyor yapmayın
sizin ordunuz da askerliğiniz de yere batsın
senin özgürlüğün de nefsi müdafan da yere batsın
bir yudum su vereyim şu ölmek üzere olan insanlara diyor
ve onu da vuruyorlar bu nasıl bir savaş
buna savaş diyen de hak veren de yere batsın
gücü yetip de dur demiyen sırtını dönen yere batsın
o beyaz bayrağa saygı duymayanın geleceği yere batsın
19 Temmuz 2014 Cumartesi
gazzede öldürülmeyi bekleyen çocuk
ne yapabilirsin ki
bir iftar yemeğinde süslülerle buluşur
tıka basa yer
hatıra fotoğrafı gönderirsin
benim gibi birkaç satır yazar
üzüntünü geçiştirirsin
nasıl baktıklarını unutmak için
gökyüzüne bakmazsın bir süre
kendi çocuklarını savunuyorlar
istenmeyen şeyler olur bazen dersin
küfür üzerine küfür edersin
gitmeyeceği bile bile
yardım kampanyalarına para verirsin
lanet edersin kaçarken vicdanından
gazzede öldürülmeyi bekleyen çocuk
sen bu dünyanın şerefsizliğisin
bu yüzden ölmelisin
18 Temmuz 2014 Cuma
dünyanın en zavallı insanları yahudilerdir
"siz kutsal insanlarsınız geriye kalanlar hayvandır
bu özelliğiniz yüzünden size düşman olanlar tanrının da düşmanlarıdır
bunlara ne yaparsanız yapın azdır"
gaza bakar mısınız!
bu gazı yiyen zavallılara bakar mısınız!
babam bana böyle bir şey söyleyecek hemen dna testi yaptırırım
yaklaşık onbeş yıl önce
bir alman albay ile yaklaşık bir ay aynı ortamı paylaştık
sanırım yahudi asıllıydı
eşini jet üssünün giriş kapısında gerçekleşen bir trafik kazasında kaybetmiş
küçük oğlu benjamini çok sevdiğini söyler
sürekli annesiz kalan çocuklarından bahsederdi
pilot olduğu için ona şöyle bir soru sordum
dünyanın en iyi pilotları hangi orduda ?
israil dedi
türkiyedeki pilotlar iyi değil mi diye sordum
onlar da en iyi ikinci pilotlar dedi
neden diye sorunca
bana kapalı olan bir kapıyı gösterdi ve dedi ki
türk pilotlar bu kapıyı yok edebilmek için
kamikazeler gibi peşpeşe dalarlar ve güm
kapı imha edilene kadar 3-5 uçak elden gider
ama israil pilotu bir füze gönderir ve işi bitirir dedi
hiç uçağa binmemiş biri olmama rağmen biraz canım sıkıldı
ve ona burada yahudi olduğu kaç kişi biliyor diye sordum :)
bulunduğumuz mekanı da göz önünde bulundurarak
en iyi pilotların türk ordusunda olduğunu söyledi
hem de yollarımız ayrılana kadar
iyi biriydi gerçekten
bir alman albay ile yaklaşık bir ay aynı ortamı paylaştık
sanırım yahudi asıllıydı
eşini jet üssünün giriş kapısında gerçekleşen bir trafik kazasında kaybetmiş
küçük oğlu benjamini çok sevdiğini söyler
sürekli annesiz kalan çocuklarından bahsederdi
pilot olduğu için ona şöyle bir soru sordum
dünyanın en iyi pilotları hangi orduda ?
israil dedi
türkiyedeki pilotlar iyi değil mi diye sordum
onlar da en iyi ikinci pilotlar dedi
neden diye sorunca
bana kapalı olan bir kapıyı gösterdi ve dedi ki
türk pilotlar bu kapıyı yok edebilmek için
kamikazeler gibi peşpeşe dalarlar ve güm
kapı imha edilene kadar 3-5 uçak elden gider
ama israil pilotu bir füze gönderir ve işi bitirir dedi
hiç uçağa binmemiş biri olmama rağmen biraz canım sıkıldı
ve ona burada yahudi olduğu kaç kişi biliyor diye sordum :)
bulunduğumuz mekanı da göz önünde bulundurarak
en iyi pilotların türk ordusunda olduğunu söyledi
hem de yollarımız ayrılana kadar
iyi biriydi gerçekten
12 Temmuz 2014 Cumartesi
11 Temmuz 2014 Cuma
tanrı zaten herkesin bir tanrıya tapmamasıdır bence
doğruyu örten herşey haramdır
büyücüler bozulsun büyüleri zaten zararsız
ihtiyacı olmadığı halde isteyen insandır zaten
ihtiyacı olduğu halde veren bilmem
belki aşıktır belki yazardır belki işçi
kimsenin kimseye tapmaması kesin çözüm bence
tanrı kendisine tapılmamasına gücenmez
eğer huzurundaki kimseye tapmamayı becerebilmiş ise :)
8 Temmuz 2014 Salı
yarım kitap
sen
neredesin bilmem
heryerdesin
ama gizlenirsin
bilinirsin
herşey bilir seni
ben de biliyorum
ama neyi bekliyorum
sen
oku diyorsun
nasıl bilmem
bence bu tartışmalar
asıl önemli noktayı bilinçlerimizden kaçırabilmek için
toplumu gereksiz kutuplaştırmalarla yönlendirip
istedikleri sonuca emin adımlarla yürüyebilmek için
ruh hastası tiplerin kullandığı araçlardır.
soruyorum
vekiller arasında kaç tane çoban var
aralarında profösörler
iki-üç üni. bitirmiş insanlar var
neden yirmi vekil bir araya gelip
geleceğimiz için
iyi ve güzel işler yapabileceklerini düşündükleri kişileri aday göstermiyor
koyun gibi hareket ediyor hepsi
aday olan kişilere bakıyorum
kim bunlar
en az vekiller kadar koyunlar
profu da çobanı da
ne salak bir oyun bu
al profun bin oy hakkı var
al kıçına sok
bu düzende ne işe yarar
6 Temmuz 2014 Pazar
5 Temmuz 2014 Cumartesi
şu an oturduğumuz evin karşısında çok büyük denilemeyecek ama yemyeşil bir park var. yaşlı genç herkesin kendini atıp dinlendiği, eğlendiği, çocuk seslerinin eksik olmadığı cıvıl cıvıl bir yer. ben çocukken böyle bir yerin dünya üzerinde var olmadığını düşünürdüm. evimize yaklaşık 1km uzaklıktaki askeri lojmanların girişinde bulunan salıkcaklarda sallanabilmek, tahterevalliye binebilmek, kaydıraktan kayabilmek için nöbetçiye yaklaşır, lojman sakinlerinden biri gelip bizi görene kadar oynayabilmek için nöbetçi askere yalvarırdık. inşaat kumu serilmiş oyun alanında bizim oynadığımızı gören biri olunca nöbetçi bizi korkuyla hemen dışarı çıkarırdı. nereye gidecektik ? ilkokul çağında. okulun bahcesinde oynatmazlardı. mahalle sokaklarında oynatmazlardı. en başta ailemiz cam parası ödeyecek durumda değildi. diğer yeşil alanların çevresi dikenli tellerle çevriliydi. çimleri sulayan adam bizi yakalayınca döverdi. videoyu izlemedim. şu yorumlara göz gezdirince utanacak çok şeyim olduğunu anladım. en az çocukların yaptığı yanlış kadar yanlış düşünceler yorumlar gördüm. yeter bana. sizi bilemem.
şimdi balkona çıkınca farkettim bu parkın bir maskotu var. gri-beyaz renkli tek kulağı düşük bir köpek. adı ramazan. çocuklar face sayfası bile açmışlar. geçri şehrin heryerinde görebilirsiniz ramazanı. bazen bakkalın önünde çoçukları bekler. çocuklar onu aldıkları bisküvilerle çikolatalarla besler. parkta oyun oynarlar. ramazan bu parkta büyüdü. onu geçen arabalara havlarken görürsünüz. çocuklar ve ramazan sıkı dostlardır.
İslamiyet'i kabul eden ilk Türk
İslamiyet'i kabul eden ilk Türk bence Atatürk'tür. Türk'lerin ana diliyle dinlerini öğrenmelerinin temelini atmış ve Türk dünyasına sonsuz sınırlar çizmiştir. sağ olsun...
2 Temmuz 2014 Çarşamba
1796
karşımda bir duvar olmasa
sesimi üç kere duymazdım
bir
iki
yine üç
köleyim
kurtulmalıyım
bir kalem
herşeyi değiştiriyor
bizi unutmasın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)