17 Ekim 2015 Cumartesi

mustafa kemal atatürk





ölen bir insanı asla göremeyecek olmak ne demek
daha küçücük çocukken kahramanınızın çoktan ölmüş olduğunu öğrenmek
ölümüne üzüldüğünüz ilk insan
onu gören insanların kimler olduğunu merak etmek
baba onu sen gördün mü diye sormak
onun adını söyleyen her insanı heyecanla dinlemek
her on kasım geldiğinde ağlamak
her yerde resmini görüp hüzünlenmek
mirasının talan edildiğini görene kadarmış
ülkenin bu hale gelmesi benim suçum değil
ya onu örnek almakta gevşeklik gösterenlerde suç
ya da hala bir şey yapma gereği duymayan mecliste
her kimdeyse şikayetçiyim
yaşadığım evde resmi yok
ama askerlerinin resimleri var
ölünce asacağım resmini
tabi yıkılmamış bir duvarım kalırsa






cahil cesareti





cahilin gösterdiği cesareti
en çok akıllı olduğunu sanan korkaklar kınar
bu yüzden onlara azmettirici denir







bir kadını elde tutmanın yolları





tanrının bir peygamberine
canını sıkıyorlarsa
yol ver şu kadınlara dediğini hatırlıyorum
ama güzellikle tatlılıkla
ben sana daha iyisini veririm demesi de cabası
hoplayıp zıplıyorsa
ne diye elde tutmaya çalışıyorsun be adam
bırak gitsinler
senin işin kalmak isteyenlerle olsun
gitmek isteyenlerin yolu açık olsun




hiç sevilmemiş erkek




yoktur
ben mutlu bir erkek görmedim henüz


oluk oluk kan akacak






basurun azdıysa doktora git
tophane çakalı




levent kırca





allah rahmet eylesin
artık rahat rahat yalasın otoritenin kıçını uyduruk komedyenler







canlı bomba olma nedenleri




yaşamadığına ikna olmuş kişilerin
yaşam fikrinden intkam alma çabasıdır intihar
bir ölünün diğer ölüleri öldürmesidir gözünde ölümü
çünkü tüm sevdikleri çoktan ölmüştür
seveceği kimse kalmamıştır
kendisini birinin seveceğine
artık inanmamakta ve istememektedir









eylem yapmadan canlı bombaları tutuklayamayız






anladığım kadarıyla
yapacakları eylem çıkarlarımızla örtüşmüyorsa
onu ya öldürürüz ya da yakalarız
tekrar kontrolümüze girene kadar hapseder
kontrolümüze girince serbest bırakırız
gerekirse önüne bir mikrofon koyar
oluk oluk kan akacak diye bağıttırırız
yapacakları eylem çıkarlarımızla örtüşüyorsa
kalan parçalarını cımbızla toplar
türk milleti adına gömdürürüz
adaletten bol ne var bu memlekette





paranın doğal seçilimi dolayısıyla evrimi bozması





iyi fikirlerin güçlü insanlarla özdeşleşmesi değilse evrim
sikmişim insanlığın kaderini



---------------------------



-ne yapıyorsun abi o çalıların arasında
+geyikleri izliyorum
-ne olmuş geyiklere kavga ediyorlar işte
+yok olum asıl ben şu kenardaki çelimsiz geyiği izliyorum
-ha şu toprağı eşeliyen tek boynuzu kırık geyik peki ona nolmuş
+toprağı eşelemiyor aslında barutu keşfetti fakat silah yapıp kullanabilecek
fiziksel yeterliliğe sahip değil
-ha bu geyiğin kafası çalıyor yani
+nasıl çalışmasın olum diğerleri kaslı cüsseli kazanan hatunu götürecek
bizimki demin birine gider yaptı çelimsiz haliyle boynuzun teki gitti elendi
-şimdi farklı çözüm yolları arıyor anladım
+bulsa ne olur sanayi devrimi yapıp silah üretene kadar kurtlara yem olur
-yazıyı icat etsin abi du develer güreşirken o çelimsiz nesillerin geleceği için
keşiflerini kağıda döksün
+o işe yapana kadar geyikler ejderhaya evrilir işi olmaz onun
-abi olmazsa bir çakmak verelim şu zavallıya çaksın götüne şu azmanların
kaçırsın hepsini götürsün hatunu
+gazı bitince ne yaprağımı yiyecek peki yok olmaz onun işi
-haklısın abi zaten bu zavallılar akbabaların karnını doyursun diye varlar
+yarında gelir akbabaları izleriz o zaman





canlı bomba şüphesi ile vurulmak






geçtiğimiz ay
belediyenin önünden eve doğru yürüyorum
biaz dalgınım yine
sokağa dönmemle birlikte
yanıbaşımda bir adam beliriverdi
sol omuzunda bir gitar kılıfı
sağ omuzuna astığı yeşil renkli bir sırt çantasını kucaklamış yürüyordu
sakalları baya uzundu
nereden aklıma geldi bilmiyorum
ben yolda yürüyordum o kaldırımda
bir şey sorabilir miyim dedim
cevap vermedi bir süre baktı ve yürümeye devam etti
terörist gibisin dedim
bana bir bakış fırlatıp yürümeye devam etti
adımları hızlanmadı fakat dümdüz gidiyordu
gitar kılıfını kastederek
oraya bir keleş cantaya biraz pilastik tamam işte dedim
bu esnada kaldırıma çıktım
akabinde o yola indi
adımları biraz hızlanmıştı
sizi rahatsız ettiysem özür dilerim dedim
bana söylediklerini tam hatırlamıyorum fakat ters şeyler söylemedi
aklımda kalan belkide sensin terörist dediği
yüz metre yürüdükten sonra yıldızlı bir otele girdi
otelin köşesinde gülmekten yürüyemez olmuştum
lan olum adam terörist olsa boş değildir
korkudan çıkartır patlatır anlayamazsın
biraz dengesiz olsa buna yakın bir hareketi gitarla yapabilirdi
biraz paronayaklık gündemi takip ederken kendini biraz fazla kaptırmak diyeyim
fakat uyanık olmamız gerek
sokakta çantayla gezerken her an vurulabiliriz
ya da masum insanların üzerine atlayıp
çeşitli salaklıklar yapabiliriz
en iyisi evden pek çıkmamak








bir kadın için çabalamayan erkek







şairlerin en sevmediğim yönü
kadınlardan daha çok duygusal olabilmeleri
iş beklenti noktasına geldiğinde
çırak çıkıyorsunuz
sizi bu konuda ezmek hoşuma gitmiyor
herkes kendine yakışanı yapsın
vicdan denen bir şey var
gelene hoşgeldin gidene gülegüle
yıllardır mesaj kutum boş
telefonum çalmıyor
sen olsan ne olur olmasan ne olur
kendime güvenmeseydim
seni kandırmak için elimden geleni yapardım
taklanın kralını atardım
kuş muyum lan ben
dedikten sonra

korkularını bana ver
korkutayım onları

karanlığı bana ver
yıldızlar senin olsun

kimse kalmayınca bana gel
anlayışım senin

yormayın şu ihtiyarı diyerek bağlıyorum








bilgi sahibi olmak






hemen küçük bir araştırmayla
aklıma gelenleri yazıyorum

her teori gerçeğe doğru atılmış bir adımdır
bilgi gerçeği edinme noktasında sedece bir hakemdir
doğru önermeyi dile getiren oyunu kazanır

sözlük kaç yaşında tam olarak bilmiyorum
istesem bunu öğrenebilir miyim ? evet
bu başlığın altında bir entry görmek
bana sözlüğün daha doğmadığı önermesini yapmama yeter mi ?
bence yeter

son olarak
bilgi sahibi olmadan fikir üretmeye çalışmak
bilgi sahibi olduğunu sanıp kıç büyütmekten iyidir diyebilirim







çocuğumu terörist yapanlar bulunup cezalandırılsın





cumhuriyet savcılığına henüz verilmemiş bir dilekçenin
son cümlesi
çocuğunun öldüğüne mi yansın
çocuğunun öldürdüklerine mi yansın
hangi kapıya varsa
teröristin babası diyerek lanetlendiğine mi yansın
süt gibi kokusunu içine çetiği günleri mi hatırlasın
onu bozuk para gibi harcayanların yakasına nasıl yapışsın bu baba
otorite beni eleştirmeyin sorumlusu ben değilim
çocuğunu iyi yetiştirseydin der
örgüt hayalet gibidir zaten
anca sesini duyarsın pişkin pişkin
oğlun bir kahramandı der
peki bu insanlar birer canavara dönüşürken biz ne yaptık






şiir yazmak






yazdığınızı herkesin okuyacağından
ve kimsenin beğenmeyeceğinden emin olun
sizi alkışlamak için ölmenizi bekleyenlere değil
sadece kendinize yazın

tüm seslerinizi sevin kavgalarını ayırmayın
en güzel şiirlerini yazamadan ölür tüm şairler









arif hikmet korkmaz






sabah sabah uykumu açtı bugün yazdığı yazı
iyi kaşımış eski yaralarımı
bakalım istediği gibi gaza gelmiş miyim
yaşadığım şehirin ağır ceza reisiymiş
tanışmamıza hiç sevinemedim açıkcası
konuyu biraz evvelinden alıp kısa kesmeye çalışacağım
idealizmin ne olduğunu bilmeyen bir genç olarak
sokaklarda geziyor evime gitmiyordum
bir abi kardeşlik türküsü dinliyordum o zaman
liseden yeni çıkmış serseri mayın gibi geziyordum
etrafımda bir sürü karanlık iş dönüyor
fakat hiçbiriyle derinlemesine ilgilenmiyor ilgilenemiyordum
pavyona gidiyor sabahlıyorduk
kocakafalı abimiz bunlar pezevenk para verilmez bunlara diyor
masaları birleştirdiğimiz halde para vermiyorduk
güneş doğunca pezevenkleri kumarhanenin kapısında karşılayıp
hoşgeldiniz diyorduk
keza tefecilere onlar yokken ağız dolusu sövüyor
kumar oynamaya geldikleride abicim çekiyorduk
pkk sempatizanlarıyla rüşvetçi polislerle uyuşturucu satıcılarıyla
bilimum suçlular arasında en doğru adamlar bizlerdik
kabadayılığımız sövdüğümüz adamlarla yüz yüze gelinceye kadardı
bu ikiyüzlülüğün içinde ayakta kalıp yolunu bulmak akıllı olmaktı
oysa bu çelişki benim adalete gerçeklere hayata olan inancımı sıfırlıyordu
içten içe isyan etmeye başlamıştım
sevdiğim bir kız vardı
benden bekleneni veremiyor
oyuna katılmadığım gibi oyunu bozmaya çalışıyordum
altınızda otomatik arabalar otomatik silahlar
iş adamlarında olmayan cep telefonları şekil para
hiç biri beni mutlu etmiyordu çünkü
bu iş iş değildi
bir pkk itirafçısıydı sanırım emin değilim
yanımıza geldi
aranıyordu
bu özelliği nedeniyle tüm pis işlere onu sürüyor
herkesi onunla korkutuyorlardı
bu anlattıklarımın arasında yıllar sonra fark ettiklerim var
arif hikmet korkmazla tanıştıktan sonra
birgün kocakafalı abimizin silahlarından birini alıp
bu aranan tiple birlikte bir karar aldık
bu iki yüzlü davrandığımız tiplerin karşısına dikilecektik
artık onlara abi demeyecektik
gerekirse çatışacaktık
o zamanlar meşhurdu bayrak dikeceğiz demek
bize bir araba lazımdı
bu aranan tip birinden alacağı olduğunu
gidip onun arabalarından birini alabileceğimiz söyledi
once bir meyhanede rakı içtik
sonra adamın yanına gidip arabayı istedik
vermeyince zorla aldık
neredeyse bütün gece karşısına dikileceğimiz adamları aradık
geceyarısı kimseyi bulamayınca ankaraya gittik
yoldaki hikaye uzun başka suça bulaşmadık ama
parasız kalmıştık
arabasını aldığımız adama ulaşacak birini bulduk telefonda
arabasını istiyorsa borcunu ödesin diye mesaj gönderdik
kabul etmiş ve parayı vermiş beklemeye başladık
bu arada üç kişi olduk
diyarbakırlı bir sabıkalı da geldi yanımıza
onun arabası vardı arabaya gerek yoktu
ayaş mıyıd kayaş mıydı oraya bıraktık
sıhhıyede buluşacağımız yere gittik
heryer polisti eylem varmış
silahı arabada bıraktım
onlar da kayaşa arabanın yanına gittiler
ben parayı alıp trene binip arabayı teslim edecektim
babayı aldım
adamı gördüğümde
iki elini göğsünde birleştirip parmaklarını açarak git git işareti yapıyordu
nereye gidiyorsun yedik kelepçeyi
polisler aranan tipi sordu
karşıdaki parkta burayı gözetliyor kaçmadan yakalayın dedim
yalan
arabalara binip diğer arabayı almaya gittik
arabayı kayaş postanesinin biraz ilerinine bırakmıştık
bu ikisi de kayaş postanesinin önüne çekmiş bekliyorlardı
polis arabasıyla önlerinden geçerken
ikisi de yağ gibi eriyip aktılar koltuktan
eğer söyleseydim neler olurdu neler
neyse
polatlıda karnımı doyurdular
bizim karede bulunan bir kişi ölmüştü trafik kazasında
onun haberini verdiler
kocakafa asıl darbeyi şimdi yemişti
karakola geldiğimizde tanıdığım polisler hücreye geliyor
bana bakıp gidyordu
içlerinden biri
içte şimdi bittin dedi
geçmişte yaptığın o güzel icraatlar da yalan oldu
derken hapisane mahkeme çıktık arif reisin karşısına
iki avukatım vardı
bir önceden tanıdığım bir kadın garson tutmuştu
bana kapitalist düzende para insan hayatından değerli demişti
diğerini kocakafa tutmuştu sahtekarın önde gideniydi
alacağımız almaya gittik diyecektim
müşteki şikayetçi değilim ama beni gaspettiler dedi
arif reis bağırıp çağıyordu
şu anlattıklarımın iki cümlesini söyleyemedim
dosyaya bakıp oniki sene altı ay yerleştirdi
sonra kocakafaya bakıp
kocakafa efendi bu kadar oldu dedi
-bu kocakafa bana hapisten çıktıktan sonra
biz seni kabadayı olsun diye hapisaneye gönderdik
sen şair oldun diyecekti
ve yine ankarada bir albayın olduğunu söylediği bir villaya götürüp
suç ortağımı benimle korkutacaktı
elimi kaldırmadım tabi ki
sen dön sen iyi dönüyorsun dedim sadece-
ardından bana döndü yanlış zamanda yanlış yerde olmuşsun
yargıtaya gönder belki bozar dedi
beş sene yatıp dört ay kala afla çıktım
askere gittim zor bitirdim
arif reis emekli olduktan sonra avukatlık yapmaya
ceza verdiği insanları savunmaya başlamıştı
rezalet mi diyeyim vicdan azabı mı bilemiyorum
işin korkunç yanı
cezaevinden çıktıktan sonra
aynı dosyadan tekrar yargılandım
ayaküstü hemen beş dakikada
oniki yıl altı ay cezam çok bulundu
üç seneye düşürüldü
beş sene yat sonra olmadı deyip üç sene ceza al
hay sizi yapacağınız soytarılığı sikeyim
ne yapayım şimdi elime silahı alıp
adaleti düzeltmeye mi çalışayım
sikmişim anasını yasasını
şimdi yine başımda bir bela var yargıtayda
iki orospu çocuğu polis ifitira atti
yine bir reis yerleştirdi cezayı
bu seferki ağır değil hafif reis ve kadın

akıl geçmez mahkemede
hakimler acizdir ceza veremez
duymadık görmedikçe

dosyayı koyarsın önüne
gerekeni yapar
rolünü oynar hepsi bu
vicdanı yoktur
övülecek bir yanları yoktur yaptıkları işin
öyle yapmasalar aç kalırlar
pazarda bile limon satamazlar
satanına da azîz mahmûd hüdâyî denir
beni sittir edin
beni ölümden başkası savunamaz zaten
ölüp gidince kurtulurum bu boktan hikayelerden

biraz uzun oldu
olsun kendim için yazdım
okuyanı da sikeyim
okumayanı da

11.10.2015 11:26

başlığı görünce dayanamadım
çok cezasını yattım reisin
tanrı yattığı yeri sevdirsin












iletişimi koparan iletişim aletleri






eskiden telgraf telini koparırlardı
hatların kesildiğini fark ederdin
şimdi pc kurnazları bir program yazıyor
kendin çalıp kendin oynuyorsun da ruhun duymuyor
bu çağın sihirbazlarının peşinde oldukları ve ulaşamadıkları
tek iletişim yolu telepati
düşünüldüğünü hissediyorsan düşünülüyorsundur
ilüzyonunu yarat ve keyfine bak
aciz kaldıklarını anladıklarında sana yol vermek zorundalar
sağ köşedeki çarpıya basmandan korkuyorlar
cep telefonu kullanmamandan
televizyon izlememenden
böceklerinin bozulmasından
dağılıp parçalandığında bunu anbean yakalamak istiyorlar
kaçarken yarım daireler çiziyorsam vurulmamak için
istediğin haberi alamamak bazen kötüdür
ama en çok onların istediği gibi düşünmemenden
düşünceni saklamandan korkuyorlar
bense sadece tanrıdan korkuyorum






düşünüyorum öyleyse daha ne yapayım



vitrine bakıp bakıp mağazaya dalan biri olsaydım
giymediğim bir sürü elbisem olurdu


yazarın niyeti





kafası karışık okurlara hitap eden bir yazı yazıyorsanız
dolambaçlı yollardan kendinizi ifade etmeniz çok zordur
seni tanımak isterim demek istiyorsunuzdur
fakat o çantayı kucaklayıp kaçmanın peşindeyse
ne yapılmalıdır
böyle durumlarda yazar niyetini kendisine saklayıp
kalemi bırakmalıdır
ya da atletizme başlamalıdır









okuyucunun niyeti





kuranı okurken
tanrının açığını arayabilirsin
bence tanrı da bunu ister
çünkü kendinden emindir
bir şey buldum diye sevinmemek gerekir hemen
okuyucunun burada karamsar olması
metnin niyetini kavramasına engel olabilir
tanrı kendisinden umut kesilmesini hakaret sayar
bir ayetin niyetini anlayan
her şeyi anlayabilir







kadınlar susarak gider





giderken sesinin azalıp duyulmaz olacağını bildiği için
son bir güzellik yapıyordur gittiğine
ayrıca daha aklılda kalıcıdır sessizlik
güle güle denir tebrik edilir







devlet bahçeli



son günlerde oy için yapılan kepazeliği çok net görmektedir
akıllıca ve ne istediğinden emin bir kurt gibi
kana susamış kuduz itlerin örnek alması gerek




kendini unutmak





unutamadığı insanlar üzüyordu onu
herkesi tek tek unutup
kimse kalmayınca anlayacaktı
n asıl kendini unuttuğunu








gençlerde silah değil bilgisayar görmek isteriz



sırf bu sözü yüzünden oyum mhp'ye
istese silah verirdi gençlerin eline
boş bu işler gelin fikirlerinizi koyun ortaya
ölecekse boş beleş fikirler ölsün
akacaksa ucuz fikirlerin kanı aksın
işte kağıt işte kalem
herkes yüreğine yakışanı yazsın
adamsın bahçeli





tanrıya ihtiyaç duymuyorum



tanrı zalimleri uyarır
mazlumlara müjde verir
zalim yoksa mazlum da yoktur
kulağı çekilecek insan yoksa
tanrıya ihiyaç da yoktur
kişi elinden geldiğince iyilik yapıyorsa
kimsenin hakkını yemiyorsa
tanrının üflediğim dediği nefesinden başkası değildir
o noktada tanrıya ihiyacım kalmamıştır derse ne olur
kendine çeki düzen vermeyenler tanrıya muhtaçtır
yoksa ortada kaldığının farkına nasıl varacak

hiç suç işlenmese
ya da kimsenin şikayet edeceği bir haksızlık olmuyorsa
kanuna polise hakime askere avukata vırta zırta ihiyaç yoktur
toplum düzeni insanların vicdanlarıyla tesis edildiğinde
hapisaneye cezaya başka hiçbir şeye ihtiyaç yoktur
fakat kimse elinin emeğiyle alnının teriyle yaşamayı göze alamadığı için
tanrı buna müdahale eder bu kadar basit
kan emicilerin aç kalmamak için uydurdukları boktan oyunun sonucudur tanrı
tanrı insan gibi çalışıp yaşayanı bana inan diye neden uyarsın
kendini düzelt batıyorsun diyor
sen düzgün biriysen ne işi olur tanrının seninle
verir sana sonsuz hayatı takılırsın mis gibi



-----------------------------------------


mafyamatik babalara ihtiyacım var deseydi hilti gönderirdiniz
kötü bir şey söylememiş
enel hak deseydi derisini yüzerdiniz
farklı bir şey söylememiş

 --------------------------------


bu sözü herkesin söyleyebilmesi için
kimsenin ağlamadığı bir dünya hayal ediyorum

------------------------------



ben de sadece tanrı'nın söyle dediklerini söylüyorum o kadar
sonrasında hem onlarla hem de tanrı'yla bir işim kalmıyor
iyiliği seçmiş bir insan olarak sonsuzluğa karışıp yok oluyorum
çünkü benim var olduğumu bilmeniz umurumda olmuyor artık








her şeyi yanlış yapmak






danışıklı dövüş yapanlardan beklenmeyen durum

-olum dayak yiyecektin neden dövdün adamı gitti paralar
--sen öyle san asıl senin paralar gitti
biz daha kazançlı ortaklıklar kurduk kendimize




rahmet




tanrı'nın bir insana
bir noktadan sonra
kendisine ihtiyaç duymadan
sonsuza kadar
en güzel şekilde
yaşamayı lutfetmesidir








askerliğin insana kazandırdıkları



"aranızda barındırmayın bu itleri" sözü
otoritenin kıçı sıkışınca sarıldığı itlerden söz ediyorum



beni nasıl unutabildiğini anlat




dünya yuvarlak bir bıçak
insan ile ikiye bölüyor yarattıklarını tanrı
bir ayrılık sana bir ayrılık bana
yalnızlıklar beğeniyorum karanlığın aynasında
hep aynı şeyi söylüyor dilim
sevdiğim yüzlerin gülümseyişleri ne kadar uzak
ne kadar yakın annelerin karnı





okunması en zor bölüm




hak adalet fakültesi
 
 
 
 

16 Ekim 2015 Cuma

idealist



dünyaya gelip
ne işim var burada diyenlerin
heyulası


hayatımızı mahveden insanları özellikleri






her mucizeye aynı şuursuzlukla yorum getirebilirken
her safsataya aynı sadakatle iman edebilmeleri





geriye bir şey bırakmak istemeyen bir hikaye






ölünce kaleme alınacak unutma







sana güvenmiyorum



param yok
ne katım var ne yatım
tanrı'nın bana
üzülme ben yanındayım
demesini göze aldım
ben hayal edemeyeceğin bir kralım


gelişmiş ülkelerin ortak özellikleri

 
 
 
 
 
ulaştıkları bilgiyi herkesle paylaşmamaları
ve kötüye kullanmaları
 
 

8 Ekim 2015 Perşembe

kısırdır çöl
yiyecek çocuğunu doğuramaz
sulak bir vadi gibi bereketli değildir mevsimleri
tüketmiştir ömrünü savaşlarla
savaşan çocuklarını bir bir öğütmüştür kara karnında
karartmıştır onları yapışkan iştahıyla
onun özlemi ağıt yakan kalplerdir
çocuklarının ardından ağlamayı bilmez çöl
bulutları ağlatmak için yer çocuklarını kara toprak
uçmak isterken yıldızlara
hep takılır zincirlerim gri bulutlara
duymak ister acıklı sözlerimi hayat
ve ihtiyarların beklerken gözlerinin titrediğini hissederim
kara toprak bizi yemeden duyalım onunla
nasıl da güzel ağlıyor şu çocuk
bize ağlamayı unutturan bilgelik
bu çocukta bambaşka
hangi denize uzatsam kalemimi kurutur
korkudan titreyen sesim
hıçkırıklar içinde
ayıramam hıçkırıklarınızı
kötük de ağlar iyilik de
bir pencerenin önünde beklerim
ölüp gideceğim örtümü çekerken üzerime
nefesimi çiçek kokuları tutuyor içimde
giderken bıraktığınız çiçeklerin zamanını tutamayan ellerimle
kırık kaynamış kısa parmaklarımla yokluyorum yüzünüzü
ben gidemem ve kalmak istemez gönlüm
güneşin geçip gittiği bu pencerenin önünde
koşmak isteyen ağaçlar gibiyim
ayağa kalkmak istedikçe
toprak yer beni
parmak uçlarım bu yüzden ince
kırarlar kalbimi
bir kandili tutuşturacağız hepimiz
en çok bu ihtiyarları yak tanrım
en çok onları ve genç çocuklarını
yolunu aydınlatsın sana gelmek isteyenlerin

6 Ekim 2015 Salı

amerikan rüyası

uzaklara gitmenin tek yolu uyumaktı
bu yüzden en büyük hayali
bir daha hiç uyanmamaktı

5 Ekim 2015 Pazartesi

Strong and mighty respectable Obama.
I have a problem.
Are you interested ?
I can not find myself.
I'm not free.
I'm an unhappy person.
Are you happy ?
If you are happy.
Call me.
I want to be happy too.
I want to be free.
If you're not happy.
Call me back.
Let me try to help you.
I will do my best.
I do not come to America.
Please answer.
My time can be significant.
madem bu şekilde kaybolacağım
neden uzaklara gitmeyeyim
sürekli aynı yerde kaybolmaktan nefret ediyorum
kapı kapatmaktan başka ne işe yararsınız siz
güvenmeyin bana artık sevmiyorum beklentilerinizi
eğer gerçekten hayalse bile bırakın beni
artık uzaklarda kaybolmak istiyorum
duvarlarınıza sarılın bundan sonra
ben sadece gitmek istiyorum
denizin karşı kıyısına
hikayelerimin yanına

4 Ekim 2015 Pazar

green card

bir çıksın bakarız çaresine
tayyibe ağlayacağıma obamaya ağlarım fakat
başvuramıyorum durmadan şu bu diyor
herşeyi doğru yazıyorum yok diyor
senin yerin burası bu çöplük bir yere gidemezsin
kamyon süpermiş ayrıca
cia da tanıdığı olan yok mu
kaçırsınlar bir şeyler yapsınlar
bıktım ulan bu memleketin üçkağıdından
nazından her şeyinden

beşbin dolar mı dedin
isa nın tanrısı adına kurtarın beni

https://www.dvlottery.state.gov adres bu çalışmıyor

27 Eylül 2015 Pazar

rüzgar mumu söndürür yangını alevlendirirmiş

14 Temmuz 2015 Salı


Zorluklar varsa arada. İnsansın! Engellere harcanmayan güçler ne güne. Dayat ki, yaşadığını anlayasın...Behçet Necatigil 

4 Temmuz 2015 Cumartesi

22 Haziran 2015 Pazartesi

siz etrafımdakiler
nesiniz biliyormusunuz
esen rüzgar benimledir
yağan yağmur avucumda birikir
güneş gitse de bana gider
aklınızda ne varsa
benim için çaresizdir
ister iyiliğimi isteyin
isterseniz istemeyin
kötülüğünüz benim
atmaya kıyamadığım yüreğimdir