30 Nisan 2016 Cumartesi













beni görüyor olman seni eşsiz kılmaz
çünkü her şeyi görüyorsun

sadece sen görmüyorsun beni
köe edecektin madem
niye yarattın beni


















yapacağımı biliyorsunuz
insanları keklediğiniz bir cames bund tarzı olmayacak elbette
daha çok jan valjan tarzına benzeyecek girişi
kahraman bir keşiş olmayacak haliyle
ayrıca üç koyun verseniz ikisini katbetmeden dönemem evime
istemediğimi mi sanıyorsunuz
hepiniz göt etmek benim cennetim
korkarım yetmez bana
sizin kadar cimri değilim elbette
sevinince de üzülünce de sapıtırım ben
hayret ederim bu halimle
nasıl varabildim hep evime
ayaklarınıza kapanmak benim işim
çünkü size tanrıdan çok inanıyorum
götsünüz











28 Nisan 2016 Perşembe

rüzgar bahar çocuklar
çocukta oynayan oyuncaklar
giden aşk biten müzik
şiir şair ve diğerleri

dilsiz kalem yırtılmış mektuplar
azalan zaman
ve yarım kalmışlık









21 Nisan 2016 Perşembe

20 Nisan 2016 Çarşamba

18 Nisan 2016 Pazartesi

14 Nisan 2016 Perşembe








bir kadın yürürken
durdurmaktır dünyayı hayat
ya sevgilindir
ya da annen
bir kadın yürürken
baban gibi sarılmaktır kendine dünya
ya annendir baban
ya da sevgilin








9 Nisan 2016 Cumartesi










herkes bulduğunu o gün yese
kimse hayal kurduğuna üzülmez










5 Nisan 2016 Salı






eve gitmek istemiyorum
dumanın rüzgarı sevdiği gib








20 Mart 2016 Pazar





tanrı'nın birliğine birliğinde karşı gelmesidir hayat












19 Mart 2016 Cumartesi











giderken ellerini tutamadığım gibi gidiyor elleri





















anlat anlatabilirsen
bu söz türkçedir
türk olmayan ne bilir türklüğü
amerika seni özgürlük narası atarken sikerim
anlayamazsın
kardeşimle armı açarsan seni de sikerim
kardeşimi de
özgürlüğünden utanırsın
havucunu topla mısırını biç
karışma dünyanın işime
kendini beğenmiş piç

16 Mart 2016 Çarşamba









asla öğrenemeyeceğiniz bir dil var
yeni doğmuş insan dili


















evrenin sonunda bulmak istediğim
tanrısını da kulunu da istemiyorum
yok olduğumdan emin olacağım kadar var olsam
yeter bana











11 Mart 2016 Cuma





yerininden yurdundan kovulmuş o sözleri verin bana
ruhum mülteci sözlerin demir attığı bir limandır
peşine düşen düşmanlarını boğan denizin kıyısında
musa'sı olmayan bir şiiri de kurtarabilir tanrı

















kainatın karanlığında beyaz bir düş bulmaktır
sahip olunmak istenen temiz bir çift sözün üzerine düşen kara gölgene
annenmiş gibi sarılmandır

değiştirmen için şair olmana gerek yok sözünü
insan olman yeterli










9 Mart 2016 Çarşamba












öldüğümü kimse fark etmeyecekse
intihar etmiş sayılmam
gözünü üzerimden bir an olsun çevirmeyen
sandalyeye tekme atacağı o günün gelmesini beklemekte
ben iteklediğimde ise haklı olmak zorundayım
yoksa beni öldürecek herkesi öldürmüş olurum
bana hiçlikten başka bir şey veremeyen ölümsüzlüğü ne yapayım










26 Şubat 2016 Cuma













oysa sensizken yürüdüğüm yolların bana
sadece güç vermesi gerekirdi









17 Şubat 2016 Çarşamba

bilim






öğrenme imkanı verilmeyen çoğunluğun üzerinde tahakküm kurmak amacıyla
bir avuç azınlığın aralarında anlaşabilmesi için uydurulmuş absürt bir dildir











11 Şubat 2016 Perşembe












Tanrının ölümsüz oluşu
Ölümüne üzülmeme yetmez.








9 Şubat 2016 Salı








korkmuyoruz
tek derdimiz bizi gerçekte kimin öldürdüğünün bilinmesi
onlara da korkmamalarını öneriyoruz








8 Şubat 2016 Pazartesi







iyi bir insanın kötü olmasıyla
kötü bir insanın iyi olması
aynı şeydir








1 Şubat 2016 Pazartesi








iyilere verdiği değişme hakkını
kötülere vermeyeceği için
insanlar değişemez

öldürmek heyecan veriyorsa öldürürsün
kötü olmalarını beklersin
sıkılırsan beklemezsin












29 Ocak 2016 Cuma







tanrı yok
ve ben bu haksızlığın hesabını soramadan öleceğim
fakirliğimden utanıyorum
işe yaramaz bir tanrı yarattım
ona inandım
hayallerimden utanıyorum





20 Ocak 2016 Çarşamba






ateş yakmayı öğrendik
birbirimize sarılmayı unuttuk










15 Ocak 2016 Cuma















bir insanın vicdanına kalmasaydı hayatımız
tanrı itiraz eder miydi hiç

yasa duygusal olamayacağı gibi
duygusallığa da sebep olamaz

kafanı duvara tosladığında
diyebileceğin tek söz gerçek olmalı

duygusuzluk kadar kadar acıklı ne var
unutulmamasından rahatsız olunmayan













28 Aralık 2015 Pazartesi





karşıma çıkanların iyi olduklarını iddia ederken
üzerime kustukları kötülük
bana iyi biri değil
sadece hayatta kalmam gerektiği mesajını veriyor
ölmezseniz amınıza koyayım sizin














21 Aralık 2015 Pazartesi




kınamıyorum, sorun başıma gelmeden ölecek olma ihtimalim, benim o insandan ne farkım var, yoksul insanların arasında zengin olduğuna inanmak korkunç
















peşine düşmek istemiyorum acının
yeryüzünde bıraktığı izlerini sevmiyorum
kağıda yayılıp kalan mürekkep gibi sesim
kanım gibi
karanlıkta parlayan sesim gibi
bir yere kadar sevmek
sonrası
ya adını bilmiş olsaydım
bu kadar kolay olmazdı seni unutmak
adını bilmediğim için unutamıyorum seni
şimdi kes sözünü
sonsuzluk
ne diyeceğini her an düşünmek olsun
birgün gidecek olan birinin ardından
koşarak kalmak istiyorun









10 Aralık 2015 Perşembe




allahuekber deyip kafa kesmekten farkı yoktur
sabah günaydın nasılsın dediğin insanların
akşama kadar kuyusunu kazmak















götün biri diyorum
safi göt ne yapayım
özgürlüğünü agasının özgürlüğüne bağlayan göttür
beş dakikadan fazla sevemediğim insan kısmının bir parçasıyım
fakat bu tipleri görür görmez sevemememi
bir türlü yadırgıyamıyorum
gördüğümü bile hatırlamamak istemediğim yaratıklardan işte
senin fedayilerinle övünmedeki salaklığın
bendeki muhteşem sabrı ortaya çıkarıyor
seni cehennem olup sonsuza kadar öldürmek istiyorum göt
seni sürekli bir dirilten var ise
ve sürekli benim karşıma çıkarıyorsa ne yapayım
yarın ıssız bir yere gideceğim
beni takip et
et sana yalvarıyorum










benim için doğu sen isen senin için doğu benim, at zarı



















sus
anlatmayı bırak
şimdi ellerimle parça parça edeceğim sesini suratını
nesin sen
dilin dinin ırkın tipin umurumda değil
kendi hayatına karşılık benim hayatımı hiçe saymaya hazır mısın ?
susma
susmayı bırak beynini siktiğim salağı
nesin sen
iki ayağının üzerinde yürümen sürünmen umurumda değil
yarın karşına çıkacağım
fikrinle yüzleşmeye hazır mısın ?












1 Aralık 2015 Salı




vicdan azabınız değilse
sahte gözyaşlarınızdır
ikisini de benden ayıran
size karşı acımasız olurken
bir beklentimin olmamasıdır










30 Kasım 2015 Pazartesi




beni yaralarım öldürmeyecek
vücuduma sapladığınız her ne varsa
saklamaya çalışacaksınız
sizi affetmem size yetmeyecek
tanrı vergisi asil yüreğiniz
kendinizi affetmenize izi vermeyecek
işte burada unutmak istiyorum her şeyi
yere düşmüş ıslak bir şeker gibiyim
beni tatmak için taşa toprağa rızkım diyeceksiniz












iyi bir uygulamaya benziyor
hem devlet hem hükümlü açısından
yanlış hesaplamadıysam
bir gün yani sekiz saatlik çalışma
cezaevinde dört gün yani doksanaltı saate karşılık geliyor
öğle tatilleri de işyerinden ayrılmazsan
iyi niyetli yöneticiler yemeğini karşılıyor sağolsunlar
devlet seninle dört gün dört gece uğraşmak yerine
sekiz saat çalıştırıp kanunun yerini bulmasını sağlıyor
sende akşam oldumu eve gidiyorsun
pıyızını yap türkünü dinle yat
hapisanede ışıklar kapatılmaz
evinde söndür lambanı yat
hapisanelerde yer kalmadı zaten
iyi bir uygulamaya benziyor
para yok para vermiyorlar
para cezasına çevirilmiş hapis cezanı çekiyorsun
sigorta yok hasta olmuyorsun
hasta olursan çalışmadığın günleri kaza ediyorsun
amaç hükümlüyü topluma kazandırmak deniyor
istismar edilebilir mi
belli olmaz
ölümü gösterip sıtmaya razı etmek isteyenler çıkabilir
hüküm giymiş biri bir anda semer giymiş birine evrilebilir
potansiyel suçlusun
birşeyler kaybolsa herkesin gözü bir anda sana çevirilebilir
sakat
biri bıçakla etrafında dolaşabilir
tepende dikilip şaka şaka diyebilir
hapisanede olsa çadır anında karışır
seni bir daha hapisaneye atamazlar
genelde işkence olur biraz
ama işyeri paranoyak olmak için uygun değildir
yoksa seni hapise atarlar
hapise atmadan önce belki işkence olur biraz
buna rağmen üzerine oynarlarsa ne yapılabilir
kaçamazsın yine hapise atarlar
yine de iyi olabilir
tüm kutucukları imzalamadan belli olmaz










28 Kasım 2015 Cumartesi




gözlerine sordum ölümü
tarafsız baktılar boşluğa
boşluğa pusu kurmuştu ölüm
cevapsız baktılar soruma









26 Kasım 2015 Perşembe








başladığın yere dönmekse ölüm
çizdiğin çizginin ortalaması yuvarlak bir birdir













23 Kasım 2015 Pazartesi





ona rağmen
onunla
ve onsuz asla
o yok edemeyeceğin düşmanın
o güvenemeyeceğin dostun
o yoksa
sen de yoksun
o paylaşmayı seven
ama acımasız
o kazanana kadar
kazanmana izin veren
güzel günlerinde güldüğün
kötü günlerine karşı savaştığın















gitme diyen en sevdiklerin olacak
yapma diyen seni en çok sevenler
git ve ne gerekiyorsa yap
seni en çok anlayanlar
yine onlar olacak











14 Kasım 2015 Cumartesi





ilk kez önce sor diyen birinin karşısındaydı
adam konuştukça dünyasını yerle bir ediyor
onu hayata bağlayan tüm safsatalardan koparıyordu
soru sormaktan korkan biri olarak
yalanları tanrı ilan etmekten başka bir şey bilmiyordu
onu da öldürerek susturdu















tanrı'nın kitabını okudu
aslında din kardeşidir sosyalizmin dedi
şapkaya sırasıyla
para subaşısını koydu
sahtekar hoca sol kolunu
henüz doğmamış kız çocukları
toprağa böyle gömüldü













13 Kasım 2015 Cuma










bu şabah güneş gümüş rengi parlak
sanki ortasında bir aslan duruyor
ağızından saçtığı ateş ile
piposunu son kez yakıyor














12 Kasım 2015 Perşembe









bisiklet mavi olacak
kırmızı düşünme
son kahvaltını son kahvaltınmış gibi yapma
askerlerle o konuları konuşma
hükümeti ara sıra eleştirme
tehdit telefonlarını ciddiye alma
dış güçlerin oyunlarından bahsetme
terörü dert etme
vatanına değer verme
milletini önemseme
yaşlandığını hissetme
birazdan buz kesecek ayaklarına birden uzanıp
omuzunu acıtma
derdini söyleyip sevdiklerini üzme
her yer buz merdivenden hızlı inme
arabanın buz tutmuş camlarına bakma
çöpçülere günaydın demek isteme
bu soğukta sabahın ayazında
sokakta ekmek parası için çalıştıklarını zannetme
çöpçülerin durduğunu fark etme
sana doğru gelmelerini önemseme
elleri de tertemizmiş deme
silahları da simsiyahmış görme
bileğin kırılsa da çantanı düşürme
omuzunun ağrısını geçirse de o kurşunu sevme
ayak seslerinin kesilmesini bekleme
karsuyuna karışan kanını seyretme
içini kaplayan huzura teslim olma
kırmızı düşünme
bisiklet mavi olacak
ölme
















10 Kasım 2015 Salı





ne zormuş allah'ım
karşılıksız verdiğin nimeti
sevdiklerinin elinden yalvararak almak










tanrı günah işleyenleri sever vazgeçenleri af eder





tanrı günah işleyenleri sever vazgeçenleri af eder





neden düşmanım olduğunu bilmiyorum
haklıysan bu başlık senin olsun
haksızsan senden özür beklemiyorum
ben kaybettiğim sevdiklerimin ardından
onlara yakışır ağıtlar yakmak istiyorum sadece














sanki iki azrail duruyordu kapıda
siyah elmastan yapılmış gözleri
korkudan soluksuz kalmış bedenine
tüm parlaklığıyla bakıyordu
çok ölü görmüştü beyaz bezlere sarılı
siyah bezlere sarılı bu kaya gibi adamları
kim dikmişti sabahın köründe kapıya
türküler yeni başlamıştı radyoda çalmaya

sanki iki azrail dikilmişti kapıya
siyah elmastan yapılmış ayakkabıları ile
yaklaştılar ihtiyar bekçiye kararlılıkla
taşların anlamı vardı
mezarlık duvarından dökülen ölü taşların
yılların verdiği yorgunlukla
ölülere yaslanmaya çalışan başucu taşlarının
jilet gibi ütülenmiş elbiseleriyle üzerine gelen bu kayalıkların
ne bir anlamı vardı ne de sanki duracağı

sanki iki azrail dikilmişti karşısına
biri soluksuz kalmış bedenini tutarken
diğeri ruhunu çekip çıkaracaktı
buyrun dedi korkudan kısılmış sesiyle
sanki bedenini tutacak olan bir adım daha yaklaştı
elini cebine atarken
ihtiyar bekçi çay poşetini yere düşürmemek için
kalan son gücüyle tutmaya çalıştı

bir ölüm fermanı okuyordu
bir ismi olduğuna sevindi bir an
çünkü fermanda isim yazmıyordu
soluk almaya başlayan ihtiyar bekçinin aklına
ölüden önce mezarcılar geldi
kazma yürek vereceği işçiler neredeydi
sen kazacaksın bu mezarı dendi
isimsiz bir tarihin mezarını tek başına kazacaksın
ve karşılığını da fazlasıyla alacaksın

iyilerinden kazma ve kürek
genişlerinden yetecek kadar tahta
ve ölüyü mezara sarkıtacakları iple geri döndü
kapının yanındaki büyük siyah araba geldiği gibi sessizdi
parasızların yattığı bu mezarlıkta ne işi vardı bu adamların
mezarlık kapısından uzak
mezarlığın içindeki yola yakın
göze batmayan bir yer gösterdi
isimsiz bir tarih için idealdi

öğleye doğru badem ağacına yaslandı
ilk defa mezar kazmıştı
bir sigara yaktı
cevabı önce sessizlik olan soruyu sordu
gözleri siyah elmas olanlara
ölen kimdi

tamam sormadım dedi
bu gün hiç yaşanmadı
bu gün ne sizi
ne de kendimi gördüm burada
bu mezar da bir garibin olmalı
başka seçeneği kalmamıştı

telefonun kapağı kapandı
ikinci sigarasını söndürüp
ağrıyan omuzunu tutarak ayağa kalktı
toz bulutunun içinden çıkan azraillere baktı
sanki hepsi bir fabrikadan çıkmıştı
gözlerini görebildiği insanlar yaklaştı
biraz rahatladı imamı görünce fakat
onu da bu civarda ilk kez görmüştü

gözlerini görebildiği insanlar üzgündü
tabut yanlarındaki en gösterişsiz nesneydi
istisnasız herkes tabuta bakıyordu
biri mezara indi
iki iple sarkıtılan ölüyü sağına yatırdı
tahtalarla kapattı
ilk toprağı yaşlı kadın attı
sonra genç kadın aldı küreği
yaşlı kadının titreyen ellerinden
ve diğerleri

mezarı tamamen kapatıp
malzemeleri yerine götürdükten sonra
nihayet gelebilmişti kulübesine
yarım kalan çay demleme işine koyuldu
konvoy uzaklaştı

sanki iki hayalet duruyordu kapıda
biri az konuşan diğeri dilsiz
bu günü unutacağı
aklından çıkaracağı
ağızını sıkı tutacağı
şişkin bir zarf almıştı

az konuşan yine dağlar ardından seslendi
yolun ortasında durup ihtiyar bekçiye dönerek
burada neler olduğunu duyacak olursak etraftan
buraya kimlerin geldiğini
ki bizim kulağımız deliktir
seni tekrar ziyarete geliriz
bu sefer sana zahmet vermez
mezarını biz kazarız


hava mı sıcaktı
ürperdiği için miydi
sırtından ter aktı ihtiyar bekçinin








8 Kasım 2015 Pazar

başyumurta







doğal nedenler dışında kırılmayan yumurtadır
özel muhafazası vardır