beni yaratan benim
tanrı sadece bir aracı
tanrı bu dünyadaki sana baktığı an
öbür dünyadaki senin kim olduğun belirleniyor
dolanıklığımız kıyamette kopacak
tanrı söz vermiş o güne kadar yüzleşmeyeceğiz
o zamana kadar süpersin
vahiy sonucu etkileyebilir ama ölçüm değildir
aslında kendimizi deniyoruz lan
aynaya bakana kadar kim olmadığını bilemezsin
vicdan yapma mülayim patlat bombayı
yansıyan bir hiçsin gecenin karanlığında kendine doğru fırlamış bir ok gibi soru soruyorsun gölgene düşen bir ak sevdiriyor sana gördüğün şeyi yıllar geçtikçe yaklaşıyor gerçek azalan altın saatlerde geri kalmış delilerin zekası parlıyor yarım yamalak cevaplarla iç çekiyor bir ayyaş yudum yudum acı ah ne kadar güzel birini güneş doğarken tanıyamamak
nasıl kabul edeceğimi bilmiyorum
benimsediğim bir davranış biçimiyle karşılaşmadım henüz
üstelik sadece kapımdan içeri girdiniz sadece
ister istemez buyrun demiştim oysa
bir şeyler söylemek istiyordunuz her halinizden belliydi
ha kapının eşiğinde ha salonun ortasında
kılına zarar gelmeden gideceksi geldiğin yere
geldiğin yere dönünce başına ne gelir bilmem
belki hayal edebilirim
bir kitap yazar yazmaz çıkacağım karşına
mükemmel bir fiyaskoyu gözümde büyütmeden çalamam kapımı
birkaç dize var olacak içinde sadece kopuk kopuk beni kıymetlendiren
sımsıkı sarılırken bana neden anlayamadığımı düşünüyorum seni hala
bir kitap yazacağım hepsi bu
kahrolası ciltler dolusu
bir satıra gizleceyeceğim sana olan içten sevgimi
beni bitirmeden bulmanı istemiyorum beni
bilgi çeşitli şekillerde depolanabiliyor
bu bilgiye enerji olmadan ulaşmak mümkün mü bilmiyorum
eğer var olan her şeyin bilgisi bir şekilde bir yerlerde depolanıyorsa
gerekli koşullar tekrar sağlandığında
bilincin de tekrar meydana gelebileceğine inanıyorum
bu olay benim zihnimde en basit
yağmur döngüsü şeklinde canlanıyor
yok olmayı istemen umurumda değil
hatta bu noktada sana keşke bile diyebilirim
ben kafamın takılı kaldığı şeyi çözmeye çalışıyorum sadece
bu soru aklımı başımdan düşürüyor
bir çift zar gibi yuvarlanıyorum boşlukta
bir yere çarpıp durmadıkça gelemiyorum kendime
hala ondan bir haber yok mu diyorsun
yer gök adını sayıklarken
bir elinle boğazını sıkarak
neden hiç kimse konuşmuyor diye soruyorsun sulanan bakışlarındaki şaşılığa
anlayacağın dilden arkana bakmadan kaçmayı marifet sayarsın bilirim
sana dönecek olan tek şey
cevabı asla değişmeyen bir sorudur
ben kimim
neyim
kes sesini boktan hayat
seni yaşamayı bilmiyorum
öyle anlarda öyle işler yapar ki bazıları
kalbini minik minik kırmalarını hoş görürsün yıllarca
genel bakımdan pek değerli kabul edilmese de
hayatın elinde olmayan nedenlerden dolayı tehlikeye girer
seni bu duruma getiren yine onlardır
ama korumasını bilirler seni bu ölümcül belalardan
sen öyle içten içten severken onları
bir şey birikir iyimser bakış açının arka planında
ötelerken kendinle gurur duyduğun bazı gerçek şeyler
ne yazık ki hiçbir maske sonsuza kadar dayanmaz ucuz bir suratın çirkinliğine
onların çıplak yüzünü görür ve tanırsın
artık kalmamıştır gücün kendini inkar etmeye
lağımdan beter patlarsın
eşitlenirsin sana yapılan haksızlıklarla
kabul ettiklerini görürsün
kimine göre bin yıl süren
kimine bir an gibidir
sen hem bir an pişman olursun
hem bin yıl
özür diliyorum hayattan
onu yaşamak istediğim için
hepinizden özür diliyorum
ölene kadar sakın bana inanmayın
sevdiğin balkonda oturuyordur
kaybettiğini görmemek için yanına gider
öylesine olmasına rağmen konuşmaktan utanmazsın
bilir senin sıkıntıda olduğunu
ve dert ettiğin şeyin değerini
gözlerini kısıp gülümseyerek atlatmak ister sana
ikiniz de manzaraya bakarak söylersiniz sözlerinizi
yan yana iki yürek
acaba hangisi önce susacak
insanlık deyince anlaşılan ne
bugün ak dediğine yarın kara diyen
bir yandan yaparken diğer yandan yıkan
iletişim dilini çözemediği her varlığa salak gözüyle bakan
istediği her şeyi yapabileceğini düşünen
sorumsuz saldırgan öğütücü bir canlı mı
eğer böyle ise
bu dediğin bilinen evrenin neredeyse her yerinde zaten var
entropi insanın karakterine şekil veren bir olgu mudur bilmem
belkide ölüm dediğimiz şey
zekanın kainatta ulaşacabileceği en üst seviyedir
insan hüküm verirken
duyamadığı sesleri yok sayacak kadar aptal olamaz mı
ileride yapay zeka denilen şey bir adım öne geçerek
bu sesleri yani maddenin iletişimini çözerse
yapacağı ilk iş belki insanı bitirmek olacakmış gibi düşünülebilir
ancak onun da nihai amacı ölümsüzlük olacaktır
bir başka deyişle ölüm dağıtan
son belirleyenin sonu yoktur
ben insan bedeninin hatlarını çizerken
var olan tüm maddeleri içine katarım
dünyayı bu insanın beyni
beynindeki fikirleri de birer ideal olarak hayal ederim
bilmem kaç ışık yılı uzaktaki bir yıldız
bu kolektif bedenin bir parçasıdır
vücudum an be an formunu değişerek yeniler
idealler bu yenilenmenin muhtevasını anlamaya çalışır
ölüm
zeka bakımından her varlığa sirayet edebilecek kadar gelişmiştir
onun yerini alabilmenin tek yolu onu alt etmektir
onun yerine geçmektir
hareket olduğu için bu böyle
şimdi içimizden bazı gerizekalılar çıkıp
hadi herkesi öldürelim diyebilir
işte mevzunun özünü anlayamayan boş idealler bunlardır
siktir et
mutlak sıfır noktasında olan şey ile
maddenin tekil halinde olan şey arasında bir benzerlik var mıdır
ikisi arasında ayrım yapmadan şunu söyleyim
insanın bedenini oluşturan her şey
bir noktada toplanır ve hareketsiz hale gelir
idealler dışında
ölüm öldürecek kimseyi bulamadığında ölür
zeka sayılabilecek tek şey
ölümün öldüremediği bir hayatı ortaya koyabilendedir
organik bir yapı parçasında zuhur eden zeka ile
diğer duyamadığı çözemediği zekaların ortak noktası
ölümdür
her şey ölümün kudretli elindedir
ne yapacak senin yapay zekan
senin organik yaşam fromundan kurtarıp
radyasyon dolu uzayda fink atmanı mı sağlayacak
bedenini keşfe mi çıkacaksın
ölüm her şeyi kuşatan zekasıyla
seni her yerde bulacaktır
ya gidip bir yerlerde donakalacaksın
ya da bir deliğin içine düşüp presleneceksin
öyle veya böyle maddeye muhtaçsın
aynada gördüğün şey
nesli tükenmiş bir hayvana dönüşecek
ama ideali her varlık gibi aynı kalacak
ölümsüzlük
bu varoluşta iki şeyden fazlası yoktur
yaşam ve ölüm
belkide vardır
yapay zekaya soralım mı
tanrının en muhteşem özelliği
frekans ayırt etmeden tüm iletişim kanallarına açık kalabilmesidir
yok ben ben görmemişem
vay ben duymamışam tarzı bir yaklaşımı kendine yakıştırmamıştır
yani nalına mıhınanın
nabza göre şerbetin alasını vermekte üzerine yoktur
onun terazisinde
ağır basan alçak
üstte kalan yüksek sayılabilir
taşıdığı yükün değerini bilmeyen bilinç
sahip olduğu ziyanla kendini ikna ederek
ben gözel insanam diyebilir
gönlünü haydut hanına çeviren
100bin seçmenin oyunu çalmış hırsızın neyini savunuyorsunuz olm
teşviği herkes alabiliyormuşmuş
lan biz hepsine hırsız diyoruz zaten mal
teşvikler hibeler havada uçuşurken
orospu çocukları semiriyor sadece
5bin 10bin dükkanı dairesi olanlar millete hizmet traşı yaparken
millet bir ev için 20 yıl çile çekiyor
halkı temsil edecek insanlar seçilemiyor
hırsız meclis harami inine dönmüş
bu orospu çocukları aslında öyle göstere göstere seçiliyor ki
bu at hırsızlarını bilen biliyor zaten
parti başkanı denilen çete liderleri bilmiyor mu
seçim günü hırsızlar diziliyor
vatandaşa seç beğen al deniyor
dünyayı besleyecek toprağın var
tohumunu kullanmak ekmek biçmek suç amk
niye
işte böyle bir kahpe evladı ordan tırtıklasın diye
yetişmiş nice kıymetli insanın var
seçmek görev vermek mümkün değil
niye
böyle bir çakal lazım demek ki devlete
çalarsan çırparsan işin oluyor
ama öyle kafana göre değil
başhırsızın kurduğu haydut düzenine göre
bahane hazır amk
dünya böyle
dünyada işler böyle yürüyor
hayatta kalmak için
sizin ruhunuzda var hırsızlık orospu çocukları
dünyanızın amk
yalaka da bol
bok gibi paranın içinde
altınıza sıça sıça gebereceksiniz
kimseye bir faydanız dokunmayacak
dünya babamın malı değil devletin sınır polikasındaki tuhaflığın farkındayım ilmeği boynumda gösteren imajı sogulamadım diyemem umarım türk uyumuyordur atatürk'ün ebediyete kadar var olacağını söylediği ülke kurduğundan ziyade kurulacak olan diyen ziyandadır sokarım osmanlısına
müşrik arabı adam etmek için
başında dikilmeye gerek yok
o iş müptezel batıda
biz kendimize bakacağız
soframıza oturan türklüğün tadına bakacak
beğenmeyen anasının amını görecek
belki bugün yıkamayacaksın
binlercesi ölecek filistinli masum çocukların
ellerinden tutup çayırlarda özgürce koşamayacaklar seninle
üzülme
gelecek için savaşan yiğitlerin
dökülen kanı kadar sıcaktır gözyaşın
elçiler sözle başladı
kanlarıyla canlarıyla sürdürdü
kalem ile nihayete erdirdi
selam olsun hepsine
belki bugün ölmeyeceksin
dert etme
buluşacaksın oyun oynarken katledilen filistinli çocuklara
silahlarını sırtlarına asıp kavuşacak onlara savaşçı babaları
ekmek kuyruğundan koşup gelecek şehit anaları
zaferden yeni çıkmış sıcacık yürekleriyle
sarmaş dolaş olacak hürriyet
allahın hayat ile resmettiği cennet filistinde