24 Mart 2019 Pazar





























duruşma salonuna girdiğimde bana dikileceğim yeri gösterdiler
ilk çiti çeken insan geldi akılma ister istemez gülümsedim
hakim yüzüme bakmadan konuşuyordu derken sanıktan soruldu dedi
söyleyeceğim sözün bir etkisi olmayacağını bildiğim halde düşündüm
acaba hakim tanrı olabilir miydi bunu nasıl anlayabilirdim
tanrı değilse nasıl bir insan olduğunu nasıl öğrenebilirdim
senin dedim kitabını cübbenini diyerek girdim ana bacı çıktım
beni salondan attırırken öyle hiddetliydi ki tanrı olabileceğini hissettim
fakat ellerime kelepçe takılırken sinirden titreyen eliyle bir yudum su içti
öfkesi bir tanrı gibiyken sonrası sabırsız ve affetmeyen bir insandı sadece
cezaevine gidene kadar göremediğim tanrıya hiç durmadan sövdüm
dişlerimi sıkmaktan kaşlarımı çatmaktan yumruklarımı sıkıp kasılmaktan yorulmuştum
uykum gelmemişti fakat bir an önce uzanıp kendime gelmeyi istiyordum
tecritteki bir ranzaya uzanıp başımı tozlu bir battaniyenin altına gömdüm
bir mağarada olduğumu söylüyordum kendime en şevkatli sesimle
annemin karnında bir yumak et olduğumu söylüyordu henüz atmaya başlayan kalbim
hakime sövdüğüm için mi yoksa yol boyunca tanrıya sövdüğüm için mi buradaydım
pişman olmaya hemen başlasam kurtulabilir miydim bu soğuk kafesten
tövbe edip tanrıdan af dilesem beni affeder miydi ki söverken birden alev alıp yanmadım
hakime bir dilekçe yazıp özür dilesem beni bağışlar mıydı merhamet gösterir miydi
çelişki tuğlalarıyla ördüğüm duvarlar mıydı inancım beni çepeçevre saran
inkar ederek yıkabilir miydim hepsini her şeyi bilmeyi öğrenmeyi isteyerek
duruşma salonunda sabredebilirdim tutuklanacağımı bilsem bile
işlediğim suç için tanrıdan af dileyebilirdim hapisaneye giden yol boyunca
aylar belki yıllar geçecek bu rutubetli delikte ne yapsam ne etsem
içimdeki tüm zıtlıklara rağmen yazsam hiç durmadan yazsam
tanrı bir gün benim derse yazdıklarıma bir din olurdu muydu kitabım
sabrederek affederek en değerli armağan olan zamanı verebilirdim kendime
zaman veren tanrı zaman alan hakim zamanın sonunda gerçek hüküm
hakime herkesin içinde sövmüştüm bundan tanrı da hoşnut olamazdı
ama tanrıya söverken içimden söyledim her şeyi ondan başka kimse duymadı
ya arabasını çaldığım adam başıma neler gelsin istiyordu tanrı bilir
sabrederek affederek tanrının verdiği zamanı elden ele gezdirmek vardı
tanrı beni tüm hiddetiyle cezalandırmak için neyi bekliyor
irademin bana verdiği tüm güçle tanrının gazabını istiyorum belkide
beni yok edebilir fakat acı çekmem konusunda benimle aynı fikirdeyse
beni sonsuza kadar yaşatmak ve o acıya dayanabilecek gücü vermek zorunda
tanrıya isyan etmekten acılar içinde kıvranan fakat buna dayanabilen insan
korkunç ölümlerin ardından tekrar tekrar dirilip tanrıya küfürle baş kaldıran insan
acıklı fakat bir anlamı olan varoluş içinde yaşamayı tercih eden insan
böyle bir hayatı gerçekten istediğimi nasıl kanıtlayabilirim tanrıya
gasp ederek aç bırakarak hak yiyerek yalan söyleyerek cana kıyarak
hatta bunları tanrı böyle istiyor diyerek tanrıya fütursuzca iftira atarak
tanrının dinini çalarak yanımda götürebileceğim kadar çok insan götürerek
kötülüğümü mabut kılacak kadar süslü göstererek tüm günahları
ben bunu isteyen bir insan olabilirim ki bu tanrıyı çok kızdırır
insanların çoğu aslında farkında olmadan benim gibi düşünüyor
ama çok azı sonsuz azaba dayanabilecek gücün peşinde olduğunu söyleyebilir
şimdi tanrının sabırla beni dinlediğini ve affetmek için zaman verdiğini anlıyorum
bu tozlu örtünün altında daha fazla kalamam ayağa kalkıp ördüğüm duvarın karşına dikileceğim
benliğimdeki iyiliği gönlümdeki gözü aklımı vicdamı kullanarak tüm çatlakları kapatacağım
bu duvarları öyle bir parlatacağım ki ya ruhumu tüm çıplaklığıyla görebileceğim bir ayna olacak
ya da saydamlaşarak bilgiyle aramdaki tüm çelişkileri yok edecek birer cama dönüşecekler amk














































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder