bundan 20 sene önce haremde
kışlanın duvarına çıkan dik yamaçtaki ağaçlıkta
böyle bir amcanın barakası vardı
içine girip her yeri kapattıktan sonra
şarabını içer bir mum yakarak ısınırdı
o mum sönmeden uyur tek bir mum ile sabahlardı
harem ve civarındaki esnaf vatandaş karnını doyurur şarabını alırdı
asker bilirdi orada olduğunu ses etmezdi
ne o asker kaldı ne o yoksula şevkat anlayışı
ben o adamı yerinde dinledim
o soğuk barakasında para verdim almadı
sen gurbettesin ben başımın çaresine bakarım dedi
kar ile ovup yıkadığı çay bardağıyla şarabını bölüştü
istiklal caddesinin arka sokaklarında
kamyonetlerin altına karton serip üzerinde de yattım
orada da yanlız değildim
iş de verdiler yer de gösterdiler
para için ne bir şirkperest bir tarikata yamuldum
ne çıkar için sapık bir cemaate yamandım
en büyük şansım anne bababım kapılarını bana hep açık tutmalarıydı
döndüm eve kapandım
şu adam gibi olmanın kıyısında yaşayan binlerce insan var
ve onları yutmak için bekleyen orospu çocukları
o sıfırdan başlama hikayeleri var ya hepsi traş
daha çocukken yoksullukla korkuttukları insanları birer canavara çeviriyorlar
bir yüsükle gelip zalimin tillahı oluyorlar
bu adamlar bu hayatı kendilerine yakıştıramadıkları için
eyvallah etmedikleri için
köle olmayı boyun eğmeyi hazmedemedikleri için sokaktalar
buradan tüm orospu çocuğu siyasetçilere zengin piçlerine söverken
aklımda hep haklarını yedikleri zulmettikleri insanlar var
kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyetimi istiyorum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder