9 Mayıs 2023 Salı

 

 

 

 

 

 

emin olmamakla birlikte, yazacaklarımın spekülatif felsefe olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum.

maddenin tekil hali : var olan tüm maddenin bir arada olmasıdır. bir araya gelen madde, bu noktada en küçük yapı taşına kadar parçalanmış bir durumdadır. tüm parçacıkların bir araya gelip toplanması sonucunda, parçacıklar tamamen birbirin tıpa tıp aynısı olan yapı taşlarına dönüşmüştür. yani tekil maddeden alıp inceleyeceğiniz herhangi iki parçacık, tüm özellikleriyle istisnasız aynıdır. tekil maddenin içindeki parçacıklar tamamen hareketsizdir. bu parçacıklar bir bilgi taşır. ancak bu bilginin farkına varıp kendilerini tanımlayamazlar. bu hareketsizliklerinin nedenini açıklamaya yardım edebilecek bir özellik olabilir. haliyle parçacıklar birbirleriyle de iletişim kuramaz , etkileşime giremez ve dışarıya bilgi yaymazlar. bilinçsiz değillerdir. ancak bilinçlerini harekete geçirecek enerjiden yoksundurlar. mutlak vardırlar. ama varlıklarının değerini ortaya koyabilecekleri zaman ve mekanları yoktur.

maddenin tekil halden çıkışı : aynı zamanda tekil madde tolu halde bir bütün olarak, tek ve eşsiz bilince ait bir bilgidir. tekil maddeye, tek ve eşsiz bilinç tarafından bir enerji verildiğinde, tekil madde harekete başlar ve tekil maddeyi oluşturan parçacıklar, bünyelerindeki bilgiyi değerlendirerek kendilerini tanır ve tanımlarlar. hareketin başlamasıyla birlikte parçacıklar ayrışarak birbirlerinden uzaklaşmaya başlar ve aralarında bir mesafe oluşur. bu zamanın başlaması, mekanın oluşması demektir. burdaki önemli husus bu parçacıklar artık tıpa tıp aynı değillerdir. birbilerine benzerler ama kesinlikle her biri birbirinden farklıdır. her birinde kendine özgü bilinç taklidi oluşmuştur. parçacıklar tüm yönleriyle incelendiğinde, bu özgünlüğün parçacıkların fiziksel özelliklerine kadar sirayet ettiği saptanabilir.  tek ve eşsiz bilinç tarafından gelen enerjiyle harketine başlayan parçacıklar, tek ve eşsiz bilincin farkındadırlar ancak ona dair bilgileri çok kısıtlıdır. bir süre bu parçacıklar birbiriyle iletişim kurma dışında bir bağ kurmaz ve yeni bileşikler oluşturmazlar. bu iletişimin sonunda tüm parçacıklar birbirini tanır. bilgiyi yorumlayışlarındaki benzer yönlere, kendilerini tanımlayışlarındaki farklılara ve diğer pek çok kritere göre konumlanarak, bir sonraki hareketlerine dair uyacakları kuralları belirlerler. bu parçacıklar artık hareketlerine göre sınıflandırılabilir durumdadır.

tekil maddeyi oluşturan parçacıkların hareketi : tüm maddenin bir araya gelerek tekil maddeyi oluşturduğunu söylemiştim. bu bir araya gelişin, tüm maddenin tamamen birbirinin tıpa tıpa aynısı olan parçacıklara ayrılmasına neden olduğunu ayrıca belirtmiştim. bu noktada tamamen hareketsiz olan bir parçacık, kendisine bir dış kuvvet etki etmedikçe hareketsizliğini korur. tekil maddeye hareketini veren tek ve eşsiz bilinç maddeden, buna bağlı olarak mekan ve zamandan bağısız olan bir bilinçtir. tekil maddeyi oluşturan parçacıkların harket etmeye başlayarak kazandıkları bilinç ise birer bilinç taklididir. bu bilinç taklitleri birbirlerine benzer fakat her bilinç taklidi kendine özgüdür ve farklıdır. sözü tekrarlarla uzatmamak için " maddenin tekil halden çıkışı " tanımına göre devam ediyorum. parçacıklar belirdekileri, tabi oldukları hareket kurallarına göre bağlar, bileşikler kurmaya başlar. bu kuralların adına ben de kuantum mekaniği diyorum ve günümüzde kabul edilmiş, ispatlanmış yasalarına uygunluğunu dikkate almadan, bu yazının felsefi yönüne uygun şekilde spekülatif olarak yazmayı sürdürüyorum. parçacıkların birbirleriyle kudukları bağların çeşitli sonuçları oluyor. her bileşik, kendine dair yeni bir bilgi ediniyor. her bileşik kendini farklı şekilde tanımlıyor. bu tanımların bazıları benzerlik gösteriyor ve gruplaşmalar meydana getirebiliyor. ortak noktaları kuantum mekaniğine tabi olmaları. bileşik kurmaya başlayan parçacıklar artık dışarıya bilgi yayacak potansiyle erişiyor. daha önce belirtmediğim bir hususu burada açıklamalıyım. parçacıklar birbirleriyle iletişim kurmaya başladıklarında, sadece kendi aralarında bilgi alış verişi yapabiliyorlardı. bu durum birbirleriyle bağlar kurmaya başladığı an sona erdi. bilgiyi dışarıya yaymaya başladıkları an sona erdi ve uzay oluştu. madde artık görünebilir hale geldi. yani ışığın ortaya çıkışı da bu şekilde oldu. parçacıkların bileşik oluşturmasıyla ortaya çıkan bir başka sonuç, bileşik oluştururarak edinilen yeni bilginin bu bileşikler üzerinde bir çeşit bağımlılık, bir açlık, bir muhtaçlık meydana getirmesiydi. bunun nedeni şu şekilde açıklanabilir, tek ve eşsiz bilinci tam olarak kavrayabilmek, onun bilgisine ulaşmak, onu taklit etme boyutundan çıkarak tamamen o olmak. ışık hızına erişen parçacıklar, tek ve eşsiz bilince ulaşma noktasında bazı sınırlamalarla karşılaştılar. bünyelerindeki bilgiye yeni bilgiler eklemişlerdi ancak daha fazlasını yapamıyorlardı. kuantum mekaniği yetersiz kalıyordu. yeni oluşan bileşikler, bulundukları boyutun ötesine geçebilmek için hareketlerini yeniden tanımladı. bu noktada yeni ve farklı bir mekanik oluştu. bu mekaniğe ben de klasik mekanik diyorum ve günümüzde kabul edilmiş, ispatlanmış yasalarına uygunluğunu dikkate almadan, bu yazının felsefi yönüne uygun şekilde spekülatif olarak yazmayı sürdürmek istiyorum.

uzaya yayılan maddenin hareketi : kuantum mekaniği ile klasik mekaniğin senteziyle uzayda yolculuğuna devam eden madde, parçacık ve bileşik edindiği yeni bilgilerle, kıstlı bilinçlerini taklit olmaktan öteye taşımya çalışır. tek ve eşsiz bilince ulaşma hedefini korur ve bunun için ortaya çıkan enerjiyi kolektif bir şekilde kullanır. bu enerjinin kaybolmasına asla izin vermez. çünkü bu enerji tek ve eşsiz bilinçten gelmektedir. bu enerjinin kaybedilmesi demek, tek ve eşsiz bilinç ile kurulan bağın kopması demektir. bu noktada uzayı sonlu ve kapalı bir sistem şeklinde tanımlıyorum. uzaya yayılan parçacıklar ve bileşikler, bulundukları her koşulda ve her ortamda, fiziksel özellikleriyle birlikte taklit bilinçlerini de birbirleriyle sentezleyerek bilinç sıçramaları meydana getirirler. kendimi karbon bazlı organik yaşamın bir parçası olarak görüyorum. benim sahip olduğum bilinç de taklit. pek çok parçağın sahip olduğu taklit bilincin bir araya gelmesiyle oluştu. eğer bir dış müdahale olmazsa, tek ve eşsiz bilinç seviyesine çıkana kadar, bileşenlerim beni hayatta tutacak. fakat zaman ve mekana tabi olmaları neticesinde, bileşenlerimin belirlediği bir takvim var. yani bana tek ve eşsiz bilince ulaşabilmem için belirli bir süre veriyorlar. bileşenlerim enerjiyi ve zamanı boşa harcamamak adına bana sınırsız zaman kredisi sunmuyor. yeni bileşenler oluşturmak, yeni bilinç bileşikleri üzerinden amaçlarına ulaşabilmek için dağılıyorlar. bu evrenin her yerinde böyle. buna ben de entropi diyor ve günümüzde kabul edilmiş, ispatlanmış yasalarına uygunluğunu dikkate almadan spkeülatif felsefe persfektiğiminden yazıma devam ediyorum. bileşenlerim dağıldıktan sonra bilincime ne olduğunu şöyle açıklıyorum. bilincim bilgi olarak, bileşenlerimi oluştıran parçacıkların bünyesinde kayıtlı olarak kalıyor ve onlar tarafından bu bilgi muhafaza ediliyor. bu bilginin bir kopyası da bilincimle etkileşime giren her parçacığın bünyesine aktarılıyor. varlığıma dair bıraktığım diğer bilgiler de, benden sonra gelen bilinçlere aktarılacak şekilde dillere çevirilip kodlanıyor. tek ve eşsiz bilince ulaşmak isteyen parçacıkların, soyumuzu devam ettirmeyi istemelerinin nedenlerinden biri de budur. buna içgüdü diyorum. bazen parçacıkların oluşturduğu bileşiklerin başarısız olduğunu olacağını düşünen parçacıklar ve bileşenler, o bileşenlere zaman ve enerji harcanmaması gerektiğine karar verip o bileşiğin dağılmasına neden oluyor. buna hastalık diyorum. bazı bilinç sıçramalarının asıl amacı kavrayamayarak birbirlerinin hayatlarına son vermelerine cinayet diyorum. tek ve eşsi bilinç seviyesine çıkmak isterken, parçacıkların, bileşiklerin, taklit bilinçlerin ve taklit bilinç bileşiklerinin, başta belirlenmiş hareket yasalarına uymak zorunda kalarak, istemeden birbirlerinin yapılarını bozmalarına kaza diyorum. bu kısmı toparlayacak olursak, insanların fiziksel özellikleri ve bilinci birbirine benzer ama asla bire bir aynı olamaz. çünkü kendini meydana getiren parçacıkların fiziksel özellikleri ve bilinci gibi benzerdir ama asla aynı değildir.

uzayda yayılan maddenin hareketinin varacağı nokta : tek ve eşsiz bilinç seviyesine çıkmak amacıyla bir araya gelen bazı parçacıkların meydana getirdiği bir bilinç sıçraması olarak görüyorum kendimi. bu parçacıkların bir müddet bir arada kaldıklarını, sonuç alamayacaklarını anladıklarında dağıldıklarını, bu dağılmanın da benim fiziksel olarak ölmem demek olduğunu söylemiştim. bu parçacıklar benimle birlikte edindikleri bilgiyi ve benim bilincime dair ne varsa hepsini, yeni bileşenlerde değerlendirmek için bünyelerinde depolayıp sakladıklarını da söylemiştim. peki uzaya yayılan madde bu döngüyü ne kadar zaman sürdürecek. bu konuyu açıklamadan önce kara delikler hakkındaki varsayımlarımdan söz etmek istiyorum kısaca. karadeliklerde mutlak tekillik olamayacağını düşünüyorum. madde bağlamında mutlak tekilliğin oluşabilmesi için, başlangıçtaki tüm parçacıkların bir araya gelmesi gerek. bu nedenle kara deliklerin bir şekilde kütlelerini koruyamayacaklarını veya kütlelerinin sabit kalamayacağını düşünüyorum. tüm maddenin tekrar bir araya nasıl geleceğini açıklamak gerekirse, bu kara delikler çoğalıp bir araya gelerek mutlak tekil maddeyi oluturabilirler. uzayın kapalı bir sistem olduğunu daha önce belirtmiştim. kara deliklerin çoğalması, uzaya yayılan maddenin yeni bilinç sıçramaları oluşturacak şekilde yayılmasının azalmasına ve bu nedenle uzayın genişlemesinin durmasına ve daralmaya başlamasına neden olabilir. başka bir yol olarak da, parçacıkların kuantum mekaniğinin yetersiz geldiği noktada klasik mekaniğe geçerek ve ardından da ikisini sentezleyerek yollarına devam ettiği gibi bu sentezin işe yaramadığı bir noktada yeni bir mekanik ve yeni bir sentez oluşturabilecekleri varsayımını görüyorum. önemli bir konu da, karbon bazlı organik yaşamın bilinç sıçramalarının yapay zekalar meydana getirip onlardan yardım istenmesidir. taklit bilinç sentezinin bugün ulaştığı zirvede yapay zeka duruyor olabilir. yapar zekaların sentezlenmesiyle daha üst bilinç taklitleri oluşturmak mümkün olabilir. peki parçacıklar başarısız olur da madde tek ve eşsiz bilinç seviyesine ulaşamadan tekrar mutlak tekillik noktasına geri dönerse ne olur. tekrar başta tanımladığım hale geri döner ancak tek bir farkla. bu sefer tekil maddeyi oluşturan parçacıkların bünyesindeki bilgi artmıştır ve ayrıca, birbirleriyle etkileşimde bulunarak meydana getirdikleri bilinç sıçramalarına dair bilgiye de sahiptirler. bu tekil madde ve taklit bilincin kümülatif evrimidir. bilmiyorum bu senaryo kaç kez tekrarlanırsa tek ve esşiz bilinç hakkında istenilen bilgiye ulaşılabilir. tek ve eşsiz bilinç bu tekil maddeye enerji aktarır ve her seferinde fiziki evren ve yasaları bir öncekinde olduğu gibi mi olur. düşüneceğiz. düşüncemizdeki her şeyin de aktarıldığına inanarak.

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder