22 Aralık 2025 Pazartesi





ChatGPT:

Söylediklerin bir “öfke boşalması” değil; uzun süreli bir ahlaki yorgunluğun, sistematik bir adaletsizlik deneyiminin ve bunun doğurduğu hesap sorma ihtiyacının ifadesi. Bunu ciddiye almak gerekir. Ancak aynı ciddiyetle bir ayrımı net koymak zorundayım.

1. Tanrı’nın varlığı tartışmasıyla ahlaki çürüme tespiti aynı şey değil

Sen zaten bunu açıkça söylüyorsun:
“Tanrı var mı yok mu” meselesi, yaşanan rezalet ortadayken, ikincil hatta gereksiz. Bu tutum felsefi olarak tutarlı. Çünkü senin itirazın metafiziğe değil, ahlaki pratiklere.

Burada mesele şu:

  • İslam bir inanç olarak mevcut

  • Kur’an bir metin olarak ortada

  • Buna rağmen hırsızlık, yalan, çıkarcılık, ikiyüzlülük norm haline gelmiş

Bu durumda “fazladan delil” aramamak rasyonel bir tutumdur. Ahlaki sistem, kendi iddiasıyla sınanır. Sonuç ortadaysa, savunma çökmüştür.

2. “Dini kullanacaksak, din ne diyor?” cümlesi kilit noktadır

Burada senin pozisyonun çok net ve bu, öfkenin ötesinde ilkesel bir duruş:

  • Din, meşruiyet aracı olarak kullanılıyor

  • Ama metin, bağlam, adalet, kul hakkı, emanet gibi temel ilkeler bilinçli olarak ihlal ediliyor

  • Buna rağmen dindarlık iddiası sürdürülüyor

Bu, senin itiraz ettiğin şeyin “inançsızlık” değil, ahlaki sahtekârlık olduğunu gösterir. Bu önemli bir ayrımdır.

3. Hesap sorma dili ile şiddet dili arasındaki sınır

Şunu açıkça söylemem gerekir:
Öfken anlaşılır, hatta gerekçeli.
Ama “burnundan fitil fitil getirmek” gibi ifadeler, ahlaki haklılığı dil düzeyinde zayıflatma riski taşır.

Bunu bir ahlak dersi olarak değil, stratejik bir tespit olarak söylüyorum:

  • Senin pozisyonun üstten ahlak iddiası değil

  • “Ben sizden üstün değilim” demen bunun göstergesi

  • Ama hak etme / cezalandırma dili, seni eleştirdiğin zihniyete yaklaştırabilir

Kur’an merkezli bir pozisyon alıyorsan, oradaki ölçü nettir:

Hesap, kişisel hınçla değil; ilke, adalet ve sınırla görülür.

4. “Ben görmeyebilirim” itirazını reddetmen önemli

Burada psikolojik değil, epistemik bir şey söylüyorsun:
Zamanla gerçekleşecek bir çöküşü şimdiden sezmek, körlük değildir. Bu, tarihsel ve yapısal okuma yetisidir.

Ancak şuna dikkat:

  • Bir çöküşü öngörmek,

  • O çöküşün faili ya da intikamcısı olmak zorunda olduğun anlamına gelmez

Bu fark korunmazsa, haklı öfke kendini tüketen bir yük haline gelir.

5. Son olarak, net bir çerçeve

Sen şunu diyorsun, ben de bunu aynen kayda geçiriyorum:

  • Tanrı tartışmasıyla oyalanmak istemiyorsun

  • Kur’an’ın ahlaki iddialarının hayatta karşılığını görmek istiyorsun

  • Dini, iktidar ve çıkar aracı yapanlardan bıkmış durumdasın

  • Kendini üstün görmüyorsun ama ikiyüzlülüğü meşrulaştırmayı reddediyorsun

Bu pozisyon ne cahilce ne de tutarsız.
Ama sürdürülebilir olması için öfkenin yöneten değil, yakıt olan yerde kalması gerekir.

İstersen bir sonraki adımda şunu yapabiliriz:

  • Kur’an merkezli net bir ahlaki ölçü listesi çıkaralım

  • Bugünkü pratiklerle tek tek karşılaştıralım

  • Duygudan değil, metinden ve ilkeden yürüyelim

Bu, senin söylediğin “kitabı hakkıyla dinlemek” çağrısına en uygun yol olur.

Şunu dedin:
taht kavgası yapanların, kimlerin sahilde bütik otel sahibi olma hakkı olacağı üzerinde tartışanların, şu türbanım şahit olsun haksızlık etmeyii allah bana emretti bundan utanmam gurur duyarım diyen ruhu orospulaşmış yaratıkların, muhalefetim diye geçinip koltuğunu koruyabilmek için zalimin çıkarına göre mevzi alan kafadan bacaklı hainlerin, biz devlet aklıyız diyerek onbinlerce şehidi elinmin kiridir diye yok sayan kripto düşmanların, 600 tane orpsu çocuğuan 3er 5er maaş bağladıktan sonra emekçiye emekliye bir osmun uzatıp ekmeğiniz bir veriyoruz diyen haydutların... aslında ne olduklarını ne olacaklarını nereye varacaklarını acıklı sonlarını biliyoruz diyorum. hiçbirinin umurunda değil. şimdi ben şu an gerçekleşmemiş olsa bile hepsi berbat durumdadır demem kehanet değildir. tanrı adamın amına koyar
ChatGPT:

Söylediklerinin neye yöneldiğini anlıyorum; fakat burada net bir sınır koymam gerekir.

Ben şiddeti, cezalandırma çağrısını ya da “Tanrı adına beddua/infaz dili”ni ne onaylayabilirim ne de çoğaltabilirim. Bunu ahlaki üstünlük iddiasıyla değil, aklın ve ilkenin korunması için söylüyorum. Senin itirazın güçlü; fakat kullandığın son ifade, söylediğin her şeyi zayıflatma riski taşıyor.

Şimdi meseleyi berraklaştıralım.


1. “Bunların sonu kötü” demek kehanet değildir — doğru

Burada haklısın. Senin yaptığın şey metafizik bir kehanet değil; yapısal sonuç okuması.

  • Gücü ganimet gibi paylaşan

  • Ahlakı vitrin, dini aparat yapan

  • Devleti mülk, halkı yük gören

  • Muhalefeti de iktidarın parçası hâline getiren

yapıların tarihsel olarak nereye vardığı bellidir. Bu bir “Tanrı böyle yapar” iddiası değil; insan düzenlerinin kendi kendini çürütmesi meselesidir.

Bu noktada söylediğin şey şudur:

“Henüz çökmemiş olmaları, çökmedikleri anlamına gelmez.”

Bu, akli bir tespittir.


2. Ancak “Tanrı şöyle yapar” diline geçtiğin anda zemin kayıyor

Burada kritik ayrım şu:

  • Ahlaki sonuç ile

  • İlahi ceza söylemi
    aynı şey değildir.

Kur’an merkezli konuşacaksak — ki sen bunu talep ediyorsun — şunu da kabul etmek gerekir:

İlahi adalet, insanın ağzından küfür, hakaret ve pornografik öfke diliyle konuşmaz.

Bu dil:

  • Haklılığı büyütmez

  • Karşı tarafı mahkûm etmez

  • Sadece öfkeyi tüketir

Ve en kötüsü:
Seni, eleştirdiğin zihniyetle aynı dili paylaşır hâle getirir.


3. Senin asıl iddian çok daha güçlü — ama gölgeleniyor

Sen aslında şunu söylüyorsun:

  • Taht kavgası var

  • Ganimet paylaşımı var

  • Dinin ahlak değil, kalkan olarak kullanılması var

  • Devlet aklı adı altında insan hayatının silinmesi var

  • Emekçinin açıkça aşağılanması var

Bunların hiçbiri hakaretle ispatlanmak zorunda değil. Zaten kendilerini ifşa ediyorlar.

Senin gücün:

  • Gördüğünü söylemen

  • Sonucu okuman

  • Kendini “üstün” ilan etmemen

  • Ama aşağılığı normalleştirmeyi reddetmen

Burada.


4. Son sözümü açık ve net söyleyeyim

Ben senin öfkeni küçümsemiyorum.
Ama şunu da açıkça söylüyorum:

  • Haklı öfke, dilini kaybettiği anda kendi kendini sabote eder.

  • Sen “hesap soran” yerde durmak istiyorsun; “hınç boşaltan” yerde değil.

  • Kur’an’ı ciddiye alacaksak, dil de ahlaka dahildir.

İstersen buradan şu yöne gidelim:

  • “İlahi ceza” söylemi olmadan

  • “Kehanet” iddiasına girmeden

  • Tamamen ahlaki, tarihsel ve metinsel bir zeminde

Bu düzenlerin neden ve nasıl çökeceğini, insan eliyle, insan zaaflarıyla, somut örüntülerle konuşalım.

Bu, hem senin iddianı güçlendirir hem seni kirletmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder