19 Ekim 2015 Pazartesi

bu topraklar şehit kanlarıyla yoğrulacaktır




fakirler ölsün saraydan selamlar







kadınlar parasız erkeği sevmez




parası olanları afrodite götür
çulsuzlarla penia ilgilenir




hiç gelmeyecek birisini beklemek




gelme ihtimali olan birisini beklemek kadar sıkıcı değildir






her şey güzel giderken çekip giden insan





her şeyin güzel gitmesine alışkın değildir










devleti yönetenler
vekiller bürokratlar
bunlar ne mezunu
bunların ne işi var dışarıda
en az yarısının hapiste olması gerekmez mi ?
vatandaş okumamış okuyamamış
günü gelince gitmiş sandığa
aldanmış veya birine basıp geçmiş oyunu
kime vermiş
harvarda oxforda odtüye itüye mi
liyakat nedir
ilkokul mezunları suç işediğinde
eğitim durumlarından ötürü
düştükleri sıkıntıyı onlara layık görebilme rahatlığı mı
bir kağıt parçası alabilmek için harcanan
para zaman emek ile neler yapılmazdı
cezaevinde okuma yazma öğrenen çocuk kimin umurunda









hayal kurmaktan vazgeçme eşiği





kurduğum hayal benden vazgeçebilir
ama ben hayal kurmaktan asla vazgeçmem





vatan borcu





ödemeyene sınıf atlatan borçtur








sabaha karşı bir bankın üzerinde
ağızımdan salyalarak akarak uyandım
etrafta boş şarap şişeleri
ve saçı sakalına karışmış adamlar arasından
marş söylemekten şişmiş boğazım kısılmış sesimle
sikerim sizin yapacağınız işi diyerek
solcu olmaktan vazgeçtim
kavga var dediklerinde
o morrisin kasasına binip
kampüsün önüne iyi ki gitmemişim
beynini siktiğim salakları












önce bayat pazarından iki takım esbise alınır
bıyıkları uygun görülen iki salağa giydirilir
bir poşet senet ve dolmuş parası verilerek
maksimum gazla sokağa salınır
akşam vatandaşı hırpalamış
üç beş kuruş toplamış olarak dönerlerse
aradığınız kerizleri bulduğunuzun resmidir
eline bir silah verip
halka ucuz ekmek satmak isteyen fırıncıyı
ayaklarından vurdurup vatanı kurtarabilirsiniz
kolay mı öyle sözde ülkücüleri fırt diye sokağa çıkarmak
















lisedeyiz
bir sene daha var ama
bizden ne köy olur ne kasaba
arkadaşım da benim kadar umutsuz
üniversite okumak aklımıza bile gelmiyor
o sırada bosna nasıl karşık
katliam üzerine katliam
savaşa katılmaya karar verdik
o zamanlar bu vakıf hızlı
ramazan ayının ortalarına doğru
iftar yemeği verdikleri yere gittik
geniş bir ev büyüklüğündeki salona girdiğimizde
kendimi at penisinde güneşlenen kelebek gibi hissetim
duvardan duvara yeşil bir halı
ve sırtını duvara dayamış oturan
sarıklı cübbeli sarıklı adamlar
minder bile yoktu yerde
kapının hemen girişine çöküp
vhs kasetten video izlemeye başladık
televizyondaki savaş cihat allah deyip duruyordu
birbirimize tamam burası orası dedik
üzerimizdeki renkli giysilerle tektik
sonunda biri şüpheli bakışlarla yanımıza geldi
biraz hoşbeşten sonra
bosnaya gitmek istediğimizi ve
şehit olmak için yanıp tutuştuğumuzu söyledik
yalan aq
bunalmışız bir çıkış arıyoruz
bize bir seyahat firmasına gidip
falan şahsı bulun dedi
iftara çok az kalmıştı
akşam namazı için saf tutmaya başladılar
yanımıza gelen abdestiniz var mı dedi
biz yok deyince kapının oradaki yeri gösterdi
istediğimizi almıştık
kapıdan sıvışıp gittik
ertesi gün adamı bulduk
ne istediğimizi söyledik
bir süre sustuktan sonra
100er mark istedi
silah ve yol parası için
kaçak gidecektik elbette
yaklaşık bir hafta sürdü parayı bulmamız
adamın yanına gidip parayı önüne koyunca
adam ayağa fırladı
sesini yükselterek
lan olum
siz daha askerliğinizi bile yapmamışsınız
sittirin gidin dedi
arkadaşımla parayı bi güzel yedik
o gün bu gündür
ne şehit olasım var
ne de dinci












hoca biz atmayalım
kendisi bıraksın demiş
hak vermemek elde değil
okul bitmişti
babam bir iş buldu
bankonun arkasında
oturduğum yerde bilet kesiyordum
işyeri beyaz bir gömlek
ve kravat vermişti
ayda bir sakal trası oluyordum
başıma gelenleri atlatmaya çalışıyordum
sonra bir polis geldi
terminaldeki polis noktasına gittiler
beş dakika sonra patron geldi
gömleği ve kravatı istedi verdim
büyük ikramiye diye buna denir
askılı atletle otobüs minibüs eve geldim
okul yok para yok iş yok
aile çevre hatta kendim bile
baskıyı öyle bir algılıyordum ki
ayağa kalkabilsem ilk işim
kendimi öldürmek olacaktı
sonra polisi ve patronu
öldürmek geldi aklıma
en güzel elbiselerimi giydim
rezil bir şekilde geldiğim yoldan geri dönerken
gözlerimin dolması geçmemişti
patron gitmişti polis başka polisti
gitmeliydim ama nereye
üvey akrabalarımın bulunduğu şehre
bir bilet alıp beklemeye başladım
bir daha geri dönmemenin
bir yolu olmalı diye düşünüyordum
otobüsten iner inmez aradım
şehirde olmadıklarını söylediler
bir daha da telefonları açılmadı
hiç hucum yeleği giymiş
elinde keleşle gezen bekçi görmemiştim
heryerde kum torbaları
şemsiye taşır gibi ağır silah taşıyan insanlar
bakkalın birine girip sigara almak istedim
adam bakkalda envayi çeşit mermi çekirdeği satıyordu
çocuk muyum terörist miyim bilemedim şimdi
geri dönmemenin bir yolunu bulmuştum
diyarbakıra iki saat uzaklıktaydım
fakat param sadece bilete yetiyordu
hava kararmadan diyordu herkes
hava kararmadan halledelim şu işi
elbiselerim para ederdi
vilayet binasının oralarda gezinirken
bir terzi dikkatimi çekti
selam verip girdim içeri
üzerimdekileri almasını
bana idareten giyecek birşeyler ile
çok acıkan karnımı doyurmak için
biraz para vermesini istedim
beni konuşturuyordu
sorular sorup beni oyalıyordu
acelem olduğunu diyarbakıra gideceğimi söyledim
bana bu saatten sonra bir yere gidemeyeceğimi söyledi
çünkü birazdan hava kararacaktı
bekle dedi ve biraz sonra bir polisle çıkıp geldi
tamam dedim şimdi ayvayı yedik
beni bir karakola götürdü
bunların üçü de senin hemşerin dedi
bir masaya oturmuş üç yıldızlı üç komiser
üçüz gibiydiler
bunlar sanki polis değildi
daha çok insana benziyorlardı
rahatladım açıkcası
memleketten anlat dediler anlattım
derken hava karardı
benim burada kalamayacağımı
askerlerin bulunduğu bir noktaya götürüleceğimi
ve sabah erkenden memlekete doğru giden
ilk otobüse bindirileceğimi söylediler
yanlarından ayrılırken durgunlaştılar üzüldüm biraz
askerlerin yanına geldik
kimseye karnım aç diyemiyordum
can derdine düşmüş insanların arasında utandım
neyseki bir askerin koca bir tepsi içerisinde
çiğköfteyle gelmesi uzun sürmedi
fakat bir eksik vardı
limon
gidip alınması gerekiyordu fakat
bu saatte sokağa çıkıp limon aramak
rus ruleti oynamaya benziyordu
öylece yedik
çoğunu ben yedim
sabah adanaya giden otobüse bindirdiler
adanayı sel başmıştı
terminal sular altındaydı
ankara otobüsüne bindim
bu arada hemşerilerimin bana verdiği
yazılı kağıtla her polis noktasına gidip
bilet ve yemek işini çözebiliyordum
tek kurşun bile atmadan
etkisiz hale getirilmiştim












hz. muhammed'in ay'ı ikiye bölmesi




ay değil dünya ikiye bölünmüştür









zengin yahudilerden girip
tüm zenginlerden çıkabilmek isterim
doğayla insan arasına girebilmek için
geliştirmeyecekleri enstrüman yoktur
bunu kendileri yapmasa
diğerleri kendine yapacak yalanını kendilerine söylerler
üstünlük kaygısı taşımaları nedeniyle
maddeyi bir tahakküm aracı olarak kullanırlar
tanrı varsa alayı güme gidebilir
eğer yoksa salaklıklarına doymasınlar











boşuna kıvırmasın kimse
masum bir insan öldüğünde
okulları tapınakları toplum adına kurulmuş
ne kadar kurum varsa hepsini kan basar
kimse insanlığın kanıyla semirdiğini inkar etmesin
zekasını siktiğim salakları













tat alma duyusu





sadece karnı aç olanlar için
terkedilmiş bir çocuğun karnı kadar aç olanlar için
unutmanızda bir sakınca olmayan bir annenin sütü gibi
unutulur annenin göğsündeki duygunun tadı









yeni başlayanlar için iş görüşmesi






gladyatör psikolojisine girme bence
aç kalmaktan korkmaya gerek yok
bu dünya asalak olmaya can atan
hayalperest zeki azimli insanlarla dolu








sustuklarımı duydun mu




sessizlik her şeyi duyar
kalbinin susmasını bekle
ben bile inanamazdım her söylediğime
sen nasıl inandın
sevmediğini söyleyen kalbine








dünyayı dedikodu yönetir




iki kelime konuşmadığımız insanlar hakkında
kitap yazacak kadar bilgiliyiz
nasıl mı
elbette dedikodu







bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin





tahterevalliye tek başına binip
zıplamaya benziyor çok sevmek










neredeyse yeni başladığım her işyerinde başıma geldi
çaktığım her çivi işe yaramaz asalaklar tarafından sahiplenildi
üstelik amir müdür geçinenlerin hepsi onlara teşekkür etti
hele biri var ki tam gözümün önünde yaşandı
böyle gösteriş böyle yalakalık görmedim
herif meğer beni takip ediyormuş
yaptığım işi kendisi yapmış gibi
adım adım anlattı
sonuç
al atını sikerim tımarını




bir hayatı karartacak sebepler




ortaokuldayken suç ve cezayı okumamak







ortaokul son sınıftayız
okulun adı cumhuriyet
dersin adı
t.c. inkılap tarihi ve atatürkçülük
öğretmen bir kadın
emekliliği geçmiş bir cadı
tüm son sınıfların dersine giriyor
ilk ders bu kitabı istiyorum
ikinci ders kitabı olmayan derse katılmasın dedi
babam kitabı alırken zorlanmıştı
saman kağıt olmayan tek ders kitabıydı
ayrı sınıfta olduğum fakat aynı dersi gördüğüm
bakkalın oğlu bir piç vardı
sokakta oyun oynardık ama
pek samimi değildik
hava karardıktan sonra zil çaldı
annem camdan kim olduğuna baktı
gelen o piçti
ertesi gün o şirret karının dersi varmış
kitabı alamadığı için benden istiyordu
babamın yüzü asıldı
ama hayır diyemedik
dersten çıkınca kitabı geri vereceğini söyledi
ve kitabı alıp gitti
sonra benim ders günüm geldi
bu piç ortalıklarda yoktu
evine gittim evde de yoktu
okula da gelmiyordu
çaresiz derse kitap olmadan girdim
karı yaşlı olmasına rağmen acayip havalıydı
sınıfa girdiğinde herkes dik oturacak
kitap ve defter sıranın üzerinde olacaktı
en sağda ve en öndeki sıradaydım
yani kapının girişinde
hemen kitabımın olmadığını fark edecekti
arkadaşa ödünç verdim
fakat geri getirmedi diyecektim
masasına oturdu ve direk bana baktı
kendimi yunan askeri gibi hisettim
düşmanlık akıyordu karının suratından
bana doğru geldi
kitabımı sordu
ağızımı açmadan çık dışarı dedi çıktım
muavinin odasına gittik
benim kitap masanın üzerindeydi
kitabın çeşitli yerlerine
kurşun kalemle
bir şeyler çizilmişti
abuk subuk şeyler
piç kitap aldığımda böyleydi demiş
vatan haini ilan edildim
odadan çıkarken tehdit ettiler beni
bu iş uzayacak sen göreceksin gibilerinden
kimseye bir şey diyemedim
okuldan çıkınca kadını takip ettim
evini öğrendim
o zamana göre harika bir evde oturuyordu
daha sonra piçin peşine düştüm
sanırım köye gitmişti bulamıyordum
artık belimde kocaman bir bıçakla geziyordum
tc mc yalan oldu derse girmiyorum
diğer derslerde bıcak sıranın altında
önce piçi sonra o karıyı fırsat bulursam muavini
götüreceğim kafaya koydum
iki üç gün sonra arka sıradaki kız
bıcağı koyarken görmüş
sınıf öğretmenimizin dersinde ona söylemiş
yanıma geldi
beni koridorda bekle dedi çıktım
peşimden o da geldi ve muavinin odasına gittik
sınıf öğretmeni benim bıçağı masanın üzerine koydu
o resimleri yapanın ben olmadığını söyledim
bıçağı kitabın üzerine koydu
o yıl devamsızlıktan sınıfta kalacaktım fakat
konuyu kapattılar ve ben mezun oldum
ne bıçak ne kitap verildi geriye
şimdi bir kitaba kurşun kalemle bir şeyler karalamak istesem
karalandığım o günler gelir aklıma






lise hocalarına yıllar sonra söylemek istenenler





divit hokka taşımaktan nefret ettim dövdün
el yazım kötüydü dövdün
attığın dayaklar yüzünden hırçınlaştım dövdün
o da yetmedi eylüle bıraktın ama geçtim
senden başka türkçe hocası yoktu dövdün
zamir tümleç vırt zırt öğrenemedim dövdün
pergelin ucuyla sıraya kopyalık yazdım
okul müdürüydün kaçamadım dövdün ve ödeştik
beynini siktiğim götü ohhhh








hakan fidan



şehit olacak askerdi
hakkını yediler












nazarımda eskimeyen kısa bir hikaye
işkenceci bayram lakaplı bir sergardiyan varmış
falakaya yatırdığı mahkumların gözlerini bağlatır
o şekilde sopalatırken artık sebep neyse
onunla ilgili konuşur dururmuş
mahkum artık bitkin hale geldiğinde
iki elini açıp avuç içlerini
sopa atan gardiyanlara doğru göstererek
tamam ellemen yenime vurman yeter dermiş
bu on sopa daha vurun demekmiş
durun etmen falan filan derken
mahkumu bayıltana kadar döver
ayıldıktan sonra da iyi adamı oynarmış







soru işareti




insanın benliğindeki bilinmeyeni ayırıp karşısına almasıdır soru
işareti de ayrı yazılır
bazen bir hiçtir
bazen her şey
sessizliktir
denizin bir çığlığı yutmasıdır
onu sözcüklerden ayırmayı seviyorum
yazının özgürlüğüdür
daha saçmalayım mı ?





bilgiyi değil cesareti ödüllendiren sistem






kamu kurumlarında
özel sektörün büyük denilen firmalarında çalıştım
sırf sistemin berbat oluşu yüzünden
çok işyeri değiştirdim
hilafsız hepsinde hile aldatmaca gırla
cesur sanılan insanların
sisteme ayak uydurmaları
sistemin bir parçası olmayı kabul etmeleri
aslında birer korkak olduklarını göstermez mi ?







18 Ekim 2015 Pazar

kandırılmaya yatkın bir topluluğun yöneticisi olsan düşmanını bekler miydin ?




kandırılmaya yatkın bir topluluğun yöneticisi olsan
düşmanını bekler miydin ?




neden tanrıya inanmıyorsun'a verilecek cevap




tanrı kendisine inananlara değil
güvenenlere yardım eder








bir anda kendini 1996 yılında bulmak







suç ve cezayı okurdum






boşanmış bir kadınla evlenmek





yere düşen dondurma değildir
vazoya konmuş çiçeklere benzemez
o kayan yıldızlar içinden ölümsüzlüğü seslenir
boşuna dememiş usta
"göğe bakalım"








depremin iq seviyesini düşürdüğü gerçeği




-iki kere iki
--korktum abi
-dokuzun karesi
--sıçtım abi
-olum adın ne
--dur şu entyr gireyim
-sittirin yatın
--uykum kaçtı abi

iletişimi de zorlaştırır aynı zamanda










yeni kutsal kitap yazacaklara tavsiyeler






tanrının en sevdiğim özelliği
her şeyi bilmesine rağmen
hiç birşey bilmiyormuş gibi yapması
ve bunu yaparken
eşsizliğini kimilerinin gözüne sokarak gizlerken
kimilerinin gönüllerine göz göz işlemesi
hareket eden her kalem
havaya bile yazsa
tanrı okur ve benimser
bizim adımıza yapar bunu
biz unuturuz ama o unutmaz
o yüzden ister akım yaz ister pokum
günü gelince okuyacak olan
sensin








mükemmel silgi





tanrının kendini unutabilmeyi dilemesi mükemmel silgidir





aşkını itiraf edemeyen adam kadına ne verebilir




bir keresinde etmiştim
o gün için götüme baka baka
yirmi kilometre yürümüştüm
dönüşte benim durumuma düşmüş bir adam
arabasına aldı da kurtuldum
bir keresinde kafam çok kıyakken
dile getirmişim öyle diyorlar
bir keresinde yine
böyle gider
bir şey de olmaz
bana da gelenler oldu
kötü oluyor be
fazla düşünmemek gerek
olacağına varıyor nasıl olsa
ne verir
vermezsem nah alır








kadının dekoltesine minisine gözü kaymayan erkek





senin için bir değeri/önemi yoksa
benim de sikimde değil demek istiyordur







para insan hayatından değerlidir



yaklaşık yirmi yıl önce
açık sözlü bir avukat tarafından
bana söylenen söz
devamı daha da açık
"adam öldürseydin daha az ceza alırdın"





para puşta yakışır





para canımdan kıymetli miydi ?
hayır yedim gitti
kime gitti ?
cebinde olan puşttur
kefenin cebi varsa
dedeleri de puşttur






türkiye'nin en iyi tarihçisi





sanki kripto kleransınız var
kitaplardaki tarih hakkında ne bilebilirsiniz ki ?






türkiye'den siktir olup gitmek





tanrım neden buradayım dedim hep
dünyaya gözümü burada açtım
hala gider gezerim büyüdüğüm yerleri
eminim her yeri ayrı güzeldir yarattığın dünyanın
her biri ayrı güzeldir aslında insanlarının
avuçlarım burada yüzüldü
dizlerim burada kanadı
tozunu yuttum çamuruna da battım
ama burada ayağa kalktım
biliyorum arzın geniş
birgün gitmem gerekirse
bu sevdiğim sevildiğim topraklardan
ne olur kalanlara dost ol
onları yalnız bırakma
güveniyorum sana







tarihteki ilk rezalet





kendini tanrıdan çok sevmek
kendini tanrı kadar sevememek
aslında kendini sevmemek




sağcının merhametlisine solcu denir




sağcının merhametlisine solcu denir









maden şehidi





taşkömürünün yaşadığı bölgeden köle çıkar
kölelerin bayramı olmaz









beni güldürdüğün gibi gülme
dayanamazsın







isyan





kızdığım için polis
reklam için asker öldürebilirim
ama isyan edeceksem
kalemimi çekerim

ve çalarım hakkını veremediğiniz kaleminizi
aklımın erdiğinden beri






sözlük yazarlarının rüşvet verme anıları




yağmur yağıyor
aslan gibi kafesteyim
sıçan gibi ıslanmak için neler vermezdim
çay demledim
annemin benim için yaptığı çöreklerden vazgeçmeliydim
zile bastım
ne var dedi zındancı
demlikle çörekleri gösterdim
helal olsun dedim rüşvet sayılmaz
kurulanıp ranzaya uzandığımda
kimsenin özgür olmadığını fark etmiştim








narsist kişilerle baş etme yöntemleri





iki çeşit ayna vardır
biri taştan
biri benden
taşı çekiçle kırabilirsin
ama beni kıramazsın
neden mi
ben seni senden önce yok sayabilir





umursamaz bir insan olmanın yolları




birini umursamak mı istiyorsun ?
hadi git umursa o zaman
çarığını kanıyla doldururlar adamın









tübitak'ın sosyal bilim öğrencilerine burs vermesi





itiştikleri konuya bak
sen yiyen ben yicem
o yemesin bu yesin
hepiniz başınızı yeyin
sizden bi bok olmaz
pozitifmiş yok değilmiş
benim bilimim senin bilimini döver
ulan ne yapıyorsanız iyi yapın
yurt dışına giden türkiye üçüncü sınıf ülke diyor
hak vermemek mümkün değil
al pozitifini vur negatifine
sıfır hepinize sürünün




ölen kişi ve geride bıraktıkları




bir takvim yaprağı