23 Ocak 2017 Pazartesi
çok şey biliyordu insanın yaratılacağını öğrendiği an tahtının
yıkılacağını anladı fakat insanı tanrının gözünden sonsuza kadar
düşürmenin bir yolu vardı birbiriyle eşleşmesine rağmen asla aynı
olmayan farklılıklar bütünüydü varoluş ben ateşim o toprak diyerek
kavgayı başlattı tanrı bu kavgayı zaman ve mekanla sınırladı istesek de
istemesek de farklıyız önemli olan biraraya geldiğimizde ortaya çıkan
fark değil mi içinde kavga olmayan insan var mı kimin tarafını
tutarsanız fark ona göre olur sulh olacak diye beklersen fark ona göre
olur
öldükten sonra bunun hesabını verecekler mi çocukken bir serçe
öldürürsün pencerene bir daha konmaz kuşlar zavallı köpeği mahkemeye
çıkarsan ateist bir hakim şikayetçi misin diye sorsa köpek ne diyebilir
birilerinin çıkıp köpeğin hakkını araması gerek ateist bir avukat
hayvanın hakkını arasa kulağa kulak istese nasıl savunur kendini bu iki
yaratık deseler ki biz bu hayvanın kulaklarını yemek için kestik aslanın
ceylanı yemesi gibi biz de doğanın bir parçasıyız kedi köpek yiyene
ceza veremezsiniz bir canlı da çıkar bizi yer orman kanunu yerini bulur
bu sizin hukuk dediğiniz şey ile benim bıçakla köpeğin kulağını kesmem
aynı şey elinde tuttuğun ceza kitabı bir bıcak beni attığın zindan
kulaklarımın kesilmesi karnını bu şekilde doyuruyorsun ihtiyaçlarını
benim gibi yaratıkları avlayarak gideriyorsun adalet gücü sadece toprak
olmaya yeten canlılar için adalet soru sormaktan vazgeçmektir yaşamak
aslan için ceylanı öldürebildiği sürece iyidir bizim için de bu köpeğin
kulağını kesmek iyi senin için beni hapse atmak iyi şimdi sana soruyorum
senin kulağını birinin kesmeyecek oluşu adaletsizlik değil mi git
hastalığı tutukla fırtınayı kelepçele seli hapse tık ölümü öldür benim
yaptığım eylem tamamen bir raslantıdır köpek sen ben öldüğümüzde
unutulup gidecek yok olacağız neden beni suçlu olarak görüyor ve
gösteriyorsun yoksa tanrıya inanmayan tanrı sen misin tanrı yok diyorsun
fakat kural koyuyorsun tanrı yoksa kural da yoktur koçun taşağını
dananın dilini koyunun beynini körpe kuzuların budunu yemek köpeğin
kulağını yemek gibidir et lokantasında foto çektirenle benim kulakla
foto çektirmem arasında ne fark var
size kısa bir hikaye üç kişi oniki saat sırayla çalışarak yediyirmidört
küçük bir marketi işletiyor barkot sistemi var kamera var günlük hesap
teslim ayda bir sayım var elemanın biri işe yeni başlamıştır ay sonu
gelir üç eleman toplanır müdür başlar saymaya zart altıyüz gayme açık
yazar akabinde ikiyüzer bangınot kelle başı iteler mayış günü acımaz
vurur tırpanı işe yeni başlayan eleman çalınanın şirketin değil kendi
parası olduğunu bilmektedir üçlü koalisyonda çırak çıkmıştır hemen delil
toplama işine girişir önce yükte hafif pahada ağır olan malları günlük
saymaya başlar bir haftanın sonunda bir karton pahalı sigara on tane
enerji içeceği bir o kadar badem fındık vırt zırtın fare vaya fareler
tarafından götürüldüğünü tespit eder diğer elemanları toplar konuyu pat
diye açar cevap şöyledir koalisyon sisteminde böyle şeyler olur
normaldir suçlu aranmaz ay sonu bütçe açığı üçe bölünür tamamlanır
kısaca bütçedeki açığın üçte birinden fazlasını çalan kazançlı çıkar
buna karşı çıkan eleman sikerim böyle işi der müdür olcak göt işini
yapmamaktadır sürekli sekreteriyle dosya üzerinde çalışan göt kılına
postayı koyar gakguk cevabını kabul etmez çözüm başkanlık sistemidir der
istifa eder halka bunu anlatmak için çalışmaya başlar hiçbir şeyi
unutmaz halkın kararına göre hareket edeceği o günü bekler
18 Ocak 2017 Çarşamba
10 Ocak 2017 Salı
uyku tutmadı bu sabah güneş türk milletinin üzerine bir başka güzel
doğacak sanki onu sevinç içinde karşılamak düşer bana şimdi battık
bittik diyenlere gelelim yıkılıyor diye yaygara kopardıkları
cumhuriyetimiz 100 yaşına yaklaştı söyledikleri gibi yıkıldığı falan yok
aksine sağlamlaşıyor peki 100 sene önce ne oldu dedem dayılarım ne için
savaştı onların tarihi bizim hayal edemediğimiz kadar köklü uzun
coşkulu ve bir o kadar yıkıcıydı zamanın dünyada süper gücü olan bir
imparatorluk yıkılıyordu ve kurtulma ihtimali hiç yoktu şimdi
zırlayanların ne kadar boş beleş konuştuklarını bir düşün ben olsam ne
yapardım 600 yıllık bir tarihin altından nasıl kalkardım en başta teslim
olmazdım düşmanıma en güçlü yumruğumu vurmadan ölmeyi aklımdan bile
geçirmezdim teşkilat ı mahsusa nasıl insanlardan oluşabilir ki o zaman
kimler kalmıştı koca bir devletin yıkıntısı başında birbirine gözlerini
kırpmadan bakan zaten ölüydüler kaçmadılar korkmadılar ihanet etmediler
canları hiç yanmadı isimleri hiç okunmadı destanları yazılmadı sonuna
kadar savaştılar ne oldu bu sessiz kahramanlara birazdan güneş doğacak
belki tan yeri gözlerindeki ışığı biraz olsun anlatır bana bu sabah
nerede toprak oldular bilmiyorum ama emeklerinin gayretlerinin gelecek
nesillerde yeşerdiğini söyleyebilirim bu sabah belki allah hepsinden
razı olsun
5 Ocak 2017 Perşembe
28 Aralık 2016 Çarşamba
19 Aralık 2016 Pazartesi
5 Aralık 2016 Pazartesi
3 Aralık 2016 Cumartesi
22 Kasım 2016 Salı
vardım memura borç çıkarıyormuşsunuz dedim kimliğimi istedi yazdı sonra bana bakarak sizi ekranda göremiyorum dedi kaç paraymış borcum dedim sizi şu anda ekranda göremiyorum yoksunuz dedi burnun ucundakini görebilmen için ekranda ne yazması gerekiyor diye bağırdım içimden ve yani dedim sizinle ilgili işlem yapamam dedi odadan çıktım biri denk geldi işi bilen biri senin işinin olma şekli budur oraya git dedi vardım kocayavere aldım kapıyı daha içeri girmede bunlar senin işini görmez dedim ki dakika dolmadan senin işini biz yapamayız dediler lan ben buraya devlet bana baksın diye gelmedim devlet bana bakmazsa bakmasın ben türk'üm ağlamam yalnız borç uydurup borcu tefeci gibi enikletmek de benim devletime yakışmaz dedim yüzlerine velhasıl yürüdüğüm yol yanıma kar kaldı tamam ulan yazın amk bu devletin kime ne kadar borcu var bana yazın iyi günde iyi olur ekran diyor bana ekranına soktuğum
19 Kasım 2016 Cumartesi
14 Kasım 2016 Pazartesi
10 Kasım 2016 Perşembe
17 Ekim 2016 Pazartesi
22 Eylül 2016 Perşembe
rüyamda beni yanağımdan öpen kız
vakit geçti biliyorum
faydası yok içmenin şarabı
sövmek eskisi gibi huzur vermiyor
susmaya ne dersin
belki uyumak iyi gelir
19 Eylül 2016 Pazartesi
7 Eylül 2016 Çarşamba
4 Eylül 2016 Pazar
31 Ağustos 2016 Çarşamba
ıslık çaldığında sahibine doğru
koşmaya başlayan bir at gibidir hafızam
bedenimi kara bir tahta gibi bırakır karanlığa asılı
kendimi yazdığım tebeşire geri döner ömrümün beyaz tozu
belki yazdığım kendimi kalemimin gözlerinden okurum
ya bir bıçakla kendimi keser
bıçak olurum
ya da bir silgiyle kendimi siler
silgi olurum
bilsem söyler miydim hiç
kafanıza demir düşürmeye çalışarak dünyanızı değiştirebilirler
isabet ettiremeseler bile
hayatta kaldığınıza seviniyorsanız intikam almazsınız
fakat yüksek sesle müzik dinleyebilirsiniz
bu onları hiç akıllarına gelmeyen bir şekilde düşünmeye sevk eder mi
yok lan köpek bok yemekten vazgeçmez
çünkü sahiplerinin değişecek bilimsel bir bakış açıları yoktur
gücü paranın sağında biriken sıfırlarda aralar
kafalarına örs de vursan mermi de sıksan
değişmezler değişemezler
o yüzden ses ver dicey
ses ver hoplasın kızlar
26 Ağustos 2016 Cuma
23 Ağustos 2016 Salı
yatağım
ölmek üzereyken bana kucak açan yatağım
gerçek senin için bir kurtuluş biliyorum
ben sadece üzerinde rahat bir uyku istiyorum,,
intikam için sana muhtaç değilim
kahraman olmayı kıl payı kaçıranlara gelsin
hain demeleri umurumda değil
seni seviyorum
keşke elimden tutup
beni cehenneme götürsen
18 Ağustos 2016 Perşembe
9 Ağustos 2016 Salı
6 Ağustos 2016 Cumartesi
5 Ağustos 2016 Cuma
3 Ağustos 2016 Çarşamba
1 Ağustos 2016 Pazartesi
kırmızı yandı
durdum
önümde bir araba vardı
o arabanın sol ön kapısına
yedi sekiz yaşlarında
esmer zayıf bir erkek çocuğu yaklaştı
elinde iki tane kağıt mendil vardı
vitesi boşa aldım
dikize baktım
o ara çocuğun bana açık tuttuğum camdan
mendili uzattığını fark ettim
huyumdur bazen önce davranırım
birşeyler söylemesine izin vermeden
bi beş lira versene benzinim bitmek üzere dedim
çocuğun yüzünde bir şakınlık bir huzursuzluk belirdi
ardından bozuk türkçesiyle anlamadım dedi
bi beş lira ver arabanın benzini yok dedim
çocuğun yüzündeki şaşkınlık gidip gelirken elini cebine attı
sadece bozuk param var olur mu dedi
lan benimle taşak mı geçiyor velet derken
hayatım boyunca bu kadar samimi bir yüz ile karşılaşmadığımı anladım
değil beş cebindeki tüm parayı vermeye hazırdı
bacak kadar çocuk ağızıma sıçtı
lafı değiştirmek için nereli olduğu sordum
suriyeli dedi
tamam boşver dedim uzaklaştı
hemen elimi ceplerime attım
ne varsa avucuma aldım
aynaya baktım arkadaki arabanın yanındaydı
seslenmek için başımı çevirdiğimde kaybolmuştu
aracın hiçbir aynasından gözükmüyordu
derken korna seslerinden yeşil yandığını gördüm
hareket etmek zorundaydım
yürüdüm
bu çocuğun üzerine
tonlarca bomba attılar
ölmedi
annesi babası hayatını kurtarmak için
kucaklayıp bu ülkeye getirdi
para denildiğinde ne düşünür bu çocuk
öğrettikleri gibi duran araçlardan mendil uzatarak istenecek
akşam olduğunda cebinde ne varsa alınacaktır
sırf bozuk para dolu olduğunda cebi rahatsız oluyor insan
sana bütün beş lira vermek isterim
fakat bozuk paradan başka param yok
bütün paranın da bozuk olduğunu bilemeyecek kadar iyi niyetliyim
bana sitem etmezsen buyur
diyen bir çocuğun
milliyetçiliği
yurtseverliği
benim bi bok olamadığımın kanıtıdır
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)