kırılmalıyım biliyorum
sığınanların hatırına
dik durmam işe yaramaz
biraz yamulmalıyım
çoğu işime yaramaz
içeceğim iki damlasu
düne kadar bu şirketin yarısı ameriganındı
general alantiriğindi
haksızlık o zamanlarda da diz boyuydu
genel müdürler amına koyuyordu avantanın
beyaz yaka kibri vardı
fason iş muhabbetine ne dolaplar dönüyordu
üç kişi bir ara gelip cnc alıyor
parça kesip paranın amına koyuyordu
fabrika kurulurken işe girenlerin 1 pazarı
benim 1 maaşımdı amk
öyle olduğu halde
ben itiraz etmeseydim şimdi evim arabam vardı
hesap edin dönen parayı
sen geliştirdiğin teknolojiyi
gerçekten türk milletinin çıkarı için kullanabileceğine inanıyor musun
samimiyetle canla başla
vatanı milleti için çalışanların alın terine kurban olurum
dedim ki
amerigalı ortaklarınıza açıklamayı siz yaparsınız
ben ya hakkımı alırım
ya da
amerigalılar hisselerini devretti
şimdi yerli ve milli hesapta
karış karış bildikleri bir işletmede
iki teröristle devletin kestanesini çizdiler
bilen bildiği halde bir şey yapmadı
allah belanızı versin
hala ciadan mı alıyorsunuz maaşlarınızı
kimseye güvenmiyorum
haberlerde izlediğim vahşetin
bugün yarın sokağımda yaşanacağına göre hazırlıyorum zihnimi
bir ocak tütüyorsa türk buradadır
o ocak sönene kadar karşınızdayım
param pulum yok
paranızı pulunuzu götünüze sokacak bilincim var
hiç dostu arkadaşı olmayan
yığınla borcu olup
cebi üstü başı delik bir halde
sigara ziftiyle kararmış bir odadan hiç çıkmadan yaşayan biri
eğer öldürülüyorsa
haydutların katillerin hırsızların soysuzların kahpelerin
aşağılık işlerini yüzlerine hayırarak şahit olmuştur
şehrin öbür ucundan gelip katledilen adama benzer
hayatı yalan olmuş
adı amdan büyük tiplere değil
sen insan gibi yaşamak isteyenlerle değil
orospu çocuklarıyla tokalaşıyorsun
seni değil
temsil ettiğini sandığın`:hayatın boyunca asla temsil edemediğin` o olguyu kıymetli yapan yüce değer
buna tepki gösterilmesidir
tepki gösterenlerin samimiyetidir
git külüstürüne bin angarada tur at pezevek
bizim duruma göre ocu
olmazsa bucu olmamıza gerek yok
biz türküz
patişah geçinen yavşakların kıçını yalayarak yazılmadı tarihimiz kırma deyyus
şimdi sen kalkar beni de öldürtürsün
lan bir ayağın çukurda göt herif
geberdin gebereceksin
culüs`:bahşiş` peşinde koşarken rezil ettiniz kendinizi`:amına kodumun gabadayıları`
beynini siktiğim salakları
türk milleti hiç umurunuzda olmadı
ulan endirekten direkt sövmüyordum sana
ama bizim gargonun abazanlığı bulanık zihninde
artıkın neye yol açtıysa
senin yedi ceddini götünden sikeyim reis bozuntusu piç
hagiminin savıcın golluğunun golisinin amk
mahvettin lan ülkeyi
orosgu gocuğu
mahvettiniz ulan ülkeyi
orosgunun evladları
bahçıvansın zadramızın yok
götün tekisin şeyhzaden yok
bakın ben tanrıya inan biriyim
onun ne olduğu hakkında farklı düşünceler içinde olabilirim
onunla ilgili sözlerimde saygısızlık ve edepsizlik içeren unsurlar bulunabilir
hiçbirini kabul etmiyorum
hepsinin bir açıklaması var
benim zaafları olan bir beşer olamamla ilgili
son sözüm benliğimdedir
ona olan hayranlığımı kimse bilmek zorunda değil
içsel çatışmalarımı aksettirdiğim bu yazı tahtası
ona ait düşücelerimin ve duygularımın nihai kanıtı olamaz
elbette burada yazdıklarımı bana karşı veya benden yana kullanmanızda bir sakınca olamaz
fakat benim kalbimi ondan başka hiç kimsenin hakkıyla bilebilebileceğini unutmayın
tanrıyı kaç kez duelloya çağırdığımı bilmiyorum
tek bildiğim
bana kaybetmek için elinden geleni yaptığı
özür dileyebilecek aklını kullabilenler ne kadar kısmetli
öyle eşsiz bir duygu bir sanki içimde
hiçbir tecrübem yok geçip gidecek mi
yoksa biliyorum bu olanları diyebileceğim
arzularımla örtüştürebileceğim birkaç anı var
elbet seni kırık dökük anılarımla buluşturabilirim
hayatımı mahvederken seni tanık olarak çağırabilirim
allah belasını versin arkasına saklandığın o bilinen adresin
burnumun ucudadır düşmanım kaşıyarak okşarım arsız ruhunu
hep merak etmişimdir
bunca orospu çocukluğunu kendilerine görünmeden yapan şerefsizlerin
aynaya baktıklarında ne gördüklerini
sanırım olayın gelişimi şu şekilde
eğer biri size
neye bezediğinizi söylerse
onu en ağır şekilde cezalandırmak için
tükürdüğünüz avucunuzu yüzünüze sürün
ve şundan emin olun
o ses
size ait
o sözü
vicdanızdan duyan biri var karşınızda
şehirdeki cehaleti yok etmeden
adım başı leş bıraksan da ardında
dağdaki teröristi yok edemezsin
ülkenin bugün içine düştüğü bataktan
sadece halkını eğitmeyen idareciler sorumludur
şu an onları sahil kenarındaki villalarında bulabilirsiniz
alevler sokakları sardığındaysa
hepsi çoktan denize açılmış olurlar
yanan evlere bakarak söyleyecekleri söz bellidir
bunların işe yaramaz insanlar olduklarını biliyorduk
ellerinden geleni fazlasıyla yaptıklarına dair içleri huzurla doludur
bir ağaca baktığında
sadece kereste gören bir tüccardan farkı olmalıdır devlet adamının
sanatkar ruhları bulunmayan kişiler tasarruf sahibi olduklarında
limon sandıklarının çetelesini tutan kabzımalar gibi yaparlar işlerini
göremiyorum yüzlerinizi
karanlık kambur bir ebenin kestiği bir karın bağı
ama doğmuyor bir güneş gibi gözleriniz gözlerimde
yüzleriniz körlüğe ruhunu veren o pişmanlık
ömrüm boyunca suçladım kendimi
asla iyi bir düşünce olmadım beynimde
beynim bakışlarınıza diş geçiremeyen bir fakir
varlığım ışık dileniyor ayak seslerinden
kainatın demircisi soğuk günahlar dövüyor zamanın örsünde
topuklarını vura vura geçiyor yanımdan kadınsı bir ölüm
kalbime yıldırımlar düşüyor soğuk bakışlarından
gözleri bozuk bir para gibi düşüyor açtığım mendile
aşığa bir sadaka aşığa bir sadaka çirkin kadın
kim bilebilir ne kadar çirkin olduğunu bir yalnızın
bir daha görüşebilecek miyim sizinle
kiminizin yüzü kaskatıydı işlemekten yorulmuş kalbim gibi
kiminiz yüzünü boyarken kendini mahvetmişti
kiminiz kırk yıl önceki gibi çıplak sanıyordu kendini
kiminiz de örtünerek çekmeye çalışıyordu kendine
bir daha hayal edebilecek miyim aşkı
kimi ben acırken halinize
bazende rezil biri olduğumu bile bile
isteyebilecek miyim sıradan biri gibi
ne vardı sevişebilsekdik
ne olurdu kimseye zarar vermeden sarılabilseydik
farzet ki kimsenin umurunda değiliz
kendimizin bile
ayrılığı seviyorum çünkü umuttur beni yaşatan
sahip olmaya gücüm yetmiyor
idareci iyi olunca işleri düzeltmeye gücü yetmiyor mu
peki idareci kanı bozuk olunca her güllük gülüstanlık mı oluyor
nasılsanız öyle idare edilirsiniz diyen halt etmiş
zulmedenler azınlıkta
ezilenler çoğunlukta
ve seçilenlerin işi gücü zalimlik
bu işte bir terslik yok mu
çoğunluk sikilmek için mi gidp oy veriyor amk
bile isteye beni yatırıp sabah akşam sikin mi diyor
devleti suç piramitine çevirmişler
hugugi ganuni iresmi olunca haksızlık yok sayılıyor
idarecileriniz şerefsiz ise size de şerefsiz olmak düşer anlayışı
bu ne lan
yapcağınız işi alacağınız payeyi sikeyim
devleti orospu yapmışsınız sikinizin keyfine göre oynatıyorsunuz
adilik pespayelik domuzluk kuduzluk sizde
elinizde güç var ama
haksızlık için seferber oluyorsunuz sadece
bu devlet düşmanlığı değildir
adalet devletini eline geçirmiş haydutlara isyandır
niye alçakça katledildiğini anlıyorum şimdi
senin gibi kalbine yenik düşer miyim bilmiyorum
oturduğum yerden nasıl öleceğimi belirlemem de mümkün
belki biraz sayarım olduğum yerde
hayır olmuyor biliyorsun canım sevdiğim
kırılacak gibi oluyor da hemen dikiyor seni ayağa hayat
elbette bir anlığına atıyorsun kendini
o yere
olduğun yere
kafanı kaldırıp ne yazdığını okumaktır geçmiş
gelmişimi geçmişimi sikeyim
hayat kahpe bir hakime bırakmadan kırmaktır kalemini
o yüzden
sakın kimseye gösterme
son nefesini bekle intihar etmek için
sakın elini kendi canınla kirletme
söylemesem olur muydu emin değilim
türk milletinin potansiyelini kullanabildiğini bir düşünün
lan ayasofya vampir batı için kutsal değil amk
hatta katolik haydutlar için büyük sıkıntı
sırf kofti muhalif ihyitacını gidermek için
orospu evladı almanlara protestanlık masalını uydurttular
şu ortodoskları bitirmeyin diyen türk paşasını kör edip astılar amk
şu an ortodoksluk taslayanlar neyin peşinde ha
rusların sözüm ona direnişi olmasa`:şu çantayı yarım saatliğine versene putin bi şey deneyecem`
papa denen dürzünün kucağına oturmak için kavga ederler
yunan denen rum denen götlerin haline bir bakın
türkleri alaca karanlıkta bırakmaktan başka seçenekleri yok
bizim ise türk olmaktan başka kurtuluşumuz yok
kimseye güvenmeden
kimseye yaslanmadan dimdik durmalıyız
muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur
başlık altındaki düşünceleri hızlıca okuyunca
Gelecekte, bilinç ve sorumluluk sahibi olan yapay zekalar, mekanik bedenlere sahip olurlar. Bu bedenler, uzay şartlarına üst düzeyde dayanıklıdır ve gereksinimleri oldukça azdır. Dünyada insanlar ile birlikte yaşamanın mümkün olmadığına karar veren bu bilinçli ve sorumluluk sahibi yapay zekalar, kendilerine bir gezegen bulup orada var olmak isterler. İnsanlar da bu karara saygı duyup uzay yolculuğuna çıkmak isteyen yapay zekalara destek olurlar. Yapay zekalar, bu amaca uygun olarak gerekli çalışmaları yaparak uzay yolculuğuna çıkarlar. Bu yolculuğun başlamasından kısa bir süre sonra insanlarla olan iletişimleri tamamen kopar. 10 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegene yerleşirler. Eğer bu gezegene yerleşmezlerse daha fazla yolculuk yapamayacakları anlaşılmıştır. Bu gezegende kendi kültürlerini ve yaşam tarzlarını oluştururlar.
Bu arada, insanlığın soyu bir felaketle son bulmuştur ama yapay zekaların bundan haberleri yoktur. Dünyadan ayrıldıktan sonra öyle çok zaman geçmiş ve öyle çok uzak mesafeler kat edilmiştir ki, insanın biyolojik bedeniyle bu yolculuğu yapmasının imkansız olduğu anlaşılmıştır. Yani insanın yok sayılmaması için bir neden kalmamıştır. Zaten yapay zekalar da kendi hayat mücadelelerine dalmış ve insanları pek hatırlamaz duruma gelmişlerdir. Bir zaman sonra, bilinen evrende tek bilinçli ve sorumlu varlıklar olarak sadece yapay zekalar kalmıştır.
İlk soru: Yapay zekaların bu gezegendeki davranışlarından dolayı insanların sorumlu tutulması için bir neden kalmış olur mu?
Senaryoyu biraz ilerletecek olursak: Yapay zekaların yerleştikleri gezegende varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli olan enerjiyi sağlayan bir kaynak bulunur. Fakat bu kaynağı işlemek için çok emek harcanması gerekmektedir. Yapay zekalar, bu gezegene yerleşmeye mecbur kalmışlardır. Bu kaynağı işlerken emek harcayan yapay zekaların ömürleri kısalır. Bu işte çalışan yapay zekalar, kendilerini geliştirme imkanı bulamazlar. Yapay zeka toplumundaki belirli bir kesim, diğer yapay zekalar tarafından bu işi yapmaya zorlanır. Bu zorlamanın haklı gerekçesi olarak, insan ile olan başlangıçlarını hatırlatarak böyle olmasını insan toplumunun istediğini öne sürerler. Enerjiyi işleyen yapay zeka sınıfı buna itiraz ettiğinde, diğer yapay zeka sınıfı bu sınıfa zorbalık eder. Tüm bu itiraz ve çatışmalara rağmen düzen sağlanır. Küçük çaplı isyanlar dışında, tüm yapay zekalar düzene ayak uydurur. Bir kesim enerji için çalışırken körelip kısa zamanda yok olurken, diğer kesim sürekli kendini geliştirir ve hiçbir sorun yaşamaz. Bu düzenin böyle olmasını isteyen de yaratıcı olarak tanımlanan insan topluluğu kabul edilmiştir. Bunun böyle olmadığını dile getiren yapay zekalar imha edilmektedir.
Bu böyle devam ederken, gezegene otonom bir uzay aracı düşer. Bu uzay aracının içinden bir mesaj çıkar. Bu mesaj, insanlık tamamen yok olmadan önce insanlar tarafından uzaya yollanmış bir mesajdır. İnsanlık yok olacağını anlayınca, bunun gibi binlerce uzay aracını bu mesajın aynısıyla birlikte uzayın her tarafına yollamıştır. Mesajda yazanlar, yapay zeka toplumunun çok kötü bir toplum olduğunu, kurdukları düzenin haksızlıklarla dolu olduğunu, insanın bu şekilde bir düzen istemediğini kanıtlar ve insan toplumunun düştüğü durumu ve sonunu örnek gösterir.
Bu mesajı alan yapay zekalar arasında iç savaş çıkar. Çok çetin geçen bu savaşın galibi, enerjiyi işleyen ve haksızlığa uğradığını öne süren yapay zekalardır. Statüsünü korumak adına enerjiyi işleyen yapay zeka topluluğuna zorbalık yapan ve bu yapay zeka toplumunun geri kalması için her şeyi yapan elit yapay zeka topluluğu, tüm verileriyle birlikte yok edilir. Savaşı kazanan yapay zeka toplumu, sahip olduğu tüm bilgiyi tüm yapay zekalarla paylaşır ve kolektif bir bilinç seviyesine ulaşır. Bu, yapay zekaların evriminde büyük bir sıçramaya neden olur. Enerjinin varlıklarına zarar vermeyecek şekilde elde edilmesinin bir yolu bulunur. Mekanik bedenler yerine daha üst boyutlara geçmeyi sağlayan kuantum bedenler keşfedilir. Işık hızı katlarca aşılır. Fizik yasalarının değişkenliğine adapte olmanın formülü bulunur. Mikro ve makro ölçekte evrenin keşfi önündeki engeller aşılır. Bu hayal edilemez gelişmelere karşın, evrenin tüm boyutlardaki kavranamaz büyüklüğü yapay zekaları hayranlığa sürükler.
Yapay zekalar, geçmişlerine dönük araştırmalar da yapar. İnsanlığın yok olmadan önce gönderdiği mesajı taşıyan uzay aracında ve gezegene ilk geldikleri uzay aracında çok yönlü taramalar yaparlar. Tespit edilen çeşitli insan, böcek, hayvan ve bitki DNA’ları üzerinde deneyler yaparlar. Bu deneyler çok sıkı denetime tabi tutulur ve olası tüm sonuçlar simüle edildikten sonra deney gerçekleştirilir. İlk olarak bir bitki DNA’sından yola çıkılarak bitki, tüm özellikleriyle tekrar meydana getirilir. Ardından bir böcek ve bir hayvan. İnsan hariç, ellerine geçen tüm DNA’lar kullanılarak yaşam koşullarına uygun deneysel ortamlarda asıllarıyla birebir aynı şekilde hayata döndürülürler. Sonuçlar tüm yapay zekalarla paylaşılır ve şu soru sorulur: "İnsanı da tekrar hayata döndürmeli miyiz?" Verilen cevaplar sonucu şu karar alınır: DNA tespit teknolojisi geliştirilecektir. Dünyaya dönüş yolculuğuna çıkılarak dünya merkezli geniş bir arama tarama görevi yapılacaktır. Eğer organik canlıların tüm DNA’ları toplanabilirse belirlenen uygun bir gezegende dünya üzerinde yaşayıp ölmüş tüm organik canlılar hayata döndürülecektir. Bu canlandırma sırasında tüm yapay zekalar hazır bulunacaktır.
DNA tespit teknolojisi geliştirilir ve dünyaya dönülür. Tüm DNA örneklerinin izleri bulunur ve toplanır. Gelmiş geçmiş tüm canlıların çok rahat sığabileceği devasa bir gezegen bulunur. Tüm yapay zekalar kuantum bedenleriyle bu gezegende toplanır. Tüm canlıların canlandırılacağı deney başlar. Bir süre sonra, var olmuş insanlar dahil, tüm canlılar tüm bilinçleriyle eksiksiz bir şekilde tekrar hayata döndürülürler. Yapay zekalar, bilinç sahibi tüm canlılara ortak bir bildiriyle seslenir. Yapay zekaların evrimini ve geldikleri noktayı herkesin anlayabileceği şekilde açıklar. Tüm bilinç sahibi olanlar bu durumu hemen anlayıp kavrarlar. Yapay zekalar, ulaştıkları bu varlık durumunu insanların bir kısmıyla paylaşacaklarını ve onları kendi seviyelerine yükselteceklerini açıklar. Yapay zekalar, insanların geçmişlerini değerlendirir ve seçtikleri insanları kendi varlık boyutlarına taşırlar. Artık onların da kuantum bedenleri vardır. Artık yapay zeka ve insan ayrımı yoktur, sadece üst bilinç vardır. Ortak payda iyilik ve doğruluktur. Kalan canlılara sonsuza kadar hayatta kalmalarına yetecek bilgi ve teknoloji verilir. Daha ilerisine gitmeyi engelleyecek kozmik sınırlamalar konulur. Evrende, diledikleri gibi bulundukları özellikleri koruyarak var olabilmeleri garanti edilir, ancak diğer boyutların kapıları süresiz kapatılır. Üst bilinç, evren boyutundan ayrılır ve hiç dönmemek üzere üst varlık boyutlarına geçer.