31 Ağustos 2022 Çarşamba

3 - leyl - fecr - duha - inşirah


 

LEYL SURESİ ( 1 - 4 ) T

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
[ Karanlığı boğan gece dile gelsin !
Aydınlığa çıkaran gündüz dile gelsin !
Erkek ve dişi olarak yaratılan dile gelsin !
" Sizin koşuşturmanız çeşit çeşittir . " ]

bir önceki surenin sonunda ibrahim ve musa isimlerinin zikredilmesinin
yahudileri harekete geçirdiğini ve elçiden bir görüşme talep ettiklerini düşünüyorum
yahudilerin oluşturduğu heyetteki kişiler hakkında ilk etapta şunlar şöylenebilir
mensup oldukları ırkı diğer insanlardan üstün görüyorlar
ve özellikle de kendilerinden olan bir anneden doğmuş olmayı şart koşuyorlar
yani erkeğin yeni doğan insana katksını inkar ederek saflıklarını korumak istiyorlar
her dalda oynuyorlar para için yapmadıkları yapamayacakları iş yok
karanlık işlere hiç çekinmeden giriyorlar güzdüz gözüyle milleti çarpmaktan da korkmuyorlar

 

LEYL SURESİ ( 5 - 11 ) T

[ Oysa kim verir { İ ' TÂ } , sakınır ,
Ve güzel olanı tasdik ederse ,
Biz ona kolay olanı kolaylaştıracağız .
Her kim de cimrilik { BUHL } eder ,
Zenginliğini kendisine yeterli görür { İSTİĞNA } ,
Ve güzel olanı yalanlarsa ,
Ona da zor olanı kolaylaştıracağız.
Baş aşağı ( mezara ) döndüğünde malı onu kurtaramayacak ! ]

her zaman az emek çok kazanç peşinde koşan bu güruh kolay para kazanmayı çok seviyor
gerektiğinde güç kullanmaktan insanları bacaklarından asıp
ya malın ya canın başka kurtuluş yok senin için demekten geri kalmıyorlar
elçi bu şekilde milletin hakkını yiyen zorbalık yapan yahudilere iki senecek sunuyor
haksızlıkla sahtekarlıkla metazori elde ettiklerinizi geri vererek kurtulurmak
bu seçenek güzel olan seçenek
veya üzerinize hak etmeyerek aldıklarınızı kendinize yeterli görerek
hepsine cimrice sarılıp kendinize yazık etmek
bu da güzel olmayan seçenek
ikisi de çok kolay olacak sizin için
ama güzel olmayanı seçtiniz takdirde siz de başaşağı asılacaksınız
ve malınız sizi kurtaramayacak deniyor

 

LEYL SURESİ ( 12 - 21 ) T

[ Bize düşen doğru yolu göstermek ,
Dünya ve ahiretin / geleceğin Bize ait olduğunu haber vermektir .
Sizi alev alev yanan bir ateşe karşı uyarıyorum ,
Ona ancak günaha batmış azgın girer ,
Bütün bunlar yalan diyen , burun kıvıran o azgın . . .
Sakınan ise ondan uzak tutulur .
Malından veren arınıp temizlenir .
Hiç kimseden bir beklentisi olmadan ,
Sırf yüce Rabbine özlem duyarak veren . . .
Kesinlikle mutlu olur , kesinlikle ! ]

soyu kanı esas alan bir önkoşulla
dünyayı sınır gözetmeksizin sömürmeyi amaçlayan bu çeteye doğru yol gösteriliyor
çarpık yaklaşımlarının meyvesini bu dünyada ağız tadıyla yiyemecekleri gibi
öbür dünyada da umuduklarını bulamayacakları konusunda uyarılıyorlar
yine ateş ve ateşle cezalandırma vurgusu yapıldığına göre
bu gözü dönmüş çetenin en başından beri süregelen din sömürüsünde
zamanın başrolünü oynamaya soyundukları hatta epeydir oynadıkları sonucuna varabiliriz
görüşme sırasında heyetteki birinin yalanlamada ileri gittiği işaret edilerek
işte bunun gibi azgınlar ateşe girecek şeklinde örnek gösteriliyor
kendini düzeltip güzel iş yapanların ise ateşten korunacağı belirtiliyor
ancak yaratıcıya sadece haslet duyarak paylaşıp bölüşenler diye koşulan şart
heyetteki bazı kurnaz kişilerin çetenin çıkarları doğrultusunda
elçiye rüşvet teklif ettiğini düşünmemize neden olabilir
mutlu olmanın tek yolunun
kesinlikle yaratıcın rızasını gözeterek vermek olduğu vurgusuyla görüşme sonlanıyor

 

 

FECR SURESİ (1 -5 ) T

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH'IN ADIYLA
 [ Tanyeri dile gelsin !
O on gece dile gelsin !
Çift ve tek dile gelsin !
Sabaha yürüyen gece dile gelsin !
Bunların bir dili yok mu ?
Aklı ve vicdanı olanlar düşünsün ! ]

son kitabın oluşma sürecine sadık kalınarak yapılan bir çeviriyi ilk kez
böyle yavaş yavaş okuyorum ve kelimeleri ayetleri dikkatlice incelemeye çalışıyorum
bu sureye kadar aklımda yer edinenler arasında
kitapta çok sık şekilde geçen ateş ve ateşe atılma olayı bulunuyor
akıl ve vicdan sahibimi miyim bazen emin olamıyorum
ancak öyle olmaya çalışarak düşünmeye gayret edince
dilimden dökülenler şimdiye kadar okuduklarıma göre şekilleniyor
gün doğarken ve gün batarken ateşe atılan masum insanlar geliyor aklıma
elçinin yaşadığı dönemde böyle katliamlar var mıydı
yoksa vahiy sonrası edindiği bilgilerde görererek mi etkilendi onu da bilmiyorum
on gün süren olay ne olabilir hiç bir fikrim yok aslında
çift tek ne anlama geliyor ki her şey olabilir anlamıyorum
ateş ve ateşte insan atmak
acaba ilk çağlarda ateşin sönmemesi için veya yakacak bir şey bulamayınca
ateşe birbirlerini mi atıyorlardı
bunun sonucunda gelişen olaylara saçma sapan anlamlar mı yüklediler
ateşe atılacak olanlar seçilirken çift ve tek bir şeyler mi ifade ediyordu
bu cinayet şekli daha sonra inançlarına sirayet ederek bir alışkanlığa mı dömüştü
toplum gelişme kaydetse bile insanlar bu şekilde öldürülmeye devam mı edildi
edilmiş olmalı çünkü daha dün diyebileceğimiz bir tarihte milyonlarca insan fırınlarda yakıldı
katledilen o insanları da tanrı yarattı
bunlardan haberi olan son elçinin en çok üzülüp öfkelendiği olaylardan biri
insanların ateşe atılarak öldürülmesi olabilir


 

FECR SURESİ  ( 6 -14 ) T

[ Rabbinin ne yaptığını bilen var mı Ad 'a ?
O gökdelenler ülkesi İrem 'e  . . .
Öyle ki ülkeler içinde onun gibisi yaratılmamıştı .
Vadilerde kayalar  oyan Semud 'a  . . .
Piramitler sahibi Firavun 'a . . .
Bunlar ülkelerinde hak ve adalet sınırlarını hiçe saymışlardı { TUĞYAN } .
Oralarda yağma , talan ve bozgunculuğun { FESAD } haddi hesabı yoktu .
Derken Rabbin üzerlerine azap kamçısı indirdi . . .
" Rabbin her şeyi görüyor ! " ]

masum insanların bir olan tanrıya iftira atıldıktan sonra
ateşte yakılarak veya farklı şekillerde kurban edilip öldürüldüğü medeniyetlere ne oldu
haksızlığın adaletsizliğin sömürünün zorbalığın
küfrün yeğ tutulduğu medeniyetlerin başına ne geldi
yaratıcı kurdukları zulüm düzenini övündükleri şehirleri başlarına geçirerek helak etti
genelde turist olarak gezilen veya toprak altında kalan yerlere dönüştü

 

FECR SURESİ  (15 - 16 ) T
 
[ İnsanoğlu Rabbi onu imtihan edip de
ne zaman kendisine ikramda bulunup nimet verirse " Rabbim bana ikram etti " der .
Fakat ne zaman da sınayıp rızkını daraltsa " Rabbim bana ihanet etti " der . ]

vahiy gelmeye başladıktan sonra elçinin etrafındaki insan sayısının arttığını söylemiştim
yanına gelenlerin maddi durumlarını düşünecek olursak
elçinin kapısını çalanların
iyimser bir yaklaşımla en fazla yüzde birinin durumunun iyi sayılabileceğini düşünebiliriz
kalanların çoğunun çok yoksul hatta aç olduklarını tahmin etmek zor olmaz
elinde olanlar elçinin sözüne itibar edip paylaşmış olsalar bile
yaşanan yoksuluğun ve açlığın biteceğini beklemek mümkün olmaz
çünkü gözü doymak bilmeyen çetelerin meydana getirdiği sefalet
birkaç iyi yürekli insanın sahip olduklarını dağıtmasıyla yok olacak kadar küçük değil
galiba ihtiyaç sahiplerini boş çevirmemeye çalışan elçiye
verecek bir şeyi kalmayıp yok deyince bazı düşüncesizler tarafından tepki gösterilmiş
benzer düşücesizlik yaratıcıya ortak koşan cimri zenginler dahil tüm insanlar için geçerlidir deniyor

 

FECR SURESİ ( 17 - 20 ) V
 
[ Hayır ! Siz öksüze ikramda bulunmuyorsunuz  .
Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz .
Elinize geçeni hiç bir sınır tanımadan yedikçe yiyorsunuz .
Malı çok seviyorsunuz , yığdıkça daha çok seviyorsunuz . ]

sömürü ve haksızlık düzenine karşı gelenleri yakmak
masum insanları kurban edip öldürmekten sonra
elçinin yüreğini burkan en büyük sorun açlık olmuş olmalı
bilim ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlelesin
yemeye içmeye muhtaç olan insanlar
her an açlık ve susuzluk tehlikesiyle karşılaşabilir
hele ki mal mülk servet hırsıyla dünyaya saldıran zenginler hala var oldukça
kapısına gelenleri boş çevirmek zorunda kaldığını
hatta kendisin de aç kaldığını düşündüğüm elçi
bu sömüren sömürdükçe sömürmeye doymayan aşağılık yaratıkları
net bir şekilde eleştirerek onları çekilen sefaletin en büyük sorumlusu olarak görüyor
ki bu görüşe kimse hayır diyemez diyen kafirdir

 

FECR SURESİ ( 21 - 30 ) T

[ Hayır ! Yeryüzü peş peşe sarsılıp paramparça olduğu zaman ,
Rabbin ve güçleri bütün görkemiyle geldiği zaman ,
İşte o gün cehennem orta yere konacak .
İnsan o gün hatırlar , ama bu hatırlama neye yarar ?
Diyecek ki " Keşke ömrümü boşa harcamasaydım . "
Artık o gün Allah ' ın ettiği azabı kimse edemez .
O ' nun kıskıvrak bağladığı gibi kimse bağlayamaz . . .
Ama ey vicdanı rahat olan kişi , sen !
Sen dön Rabbine , sen O ' ndan , O senden razı olarak .
Gir kullarımın içine .
Gir cennetime ! ]

nice yürekli tertemiz masum insan
sırf zulme boyun eğmedikleri zalimlere karşı geldikleri için
haksız bir şekilde canlarından edildi
elleri kolları bağlı şekilde ateşin başına getirilen bu gözü pek cesur insanlar
ateşe atılmadan önce
ömrümüzü boşa harcamadık
asıl ömrünü boşa geçirenler sizin gibi zalimlerdir diyerek haykırdı
bu cinayetlerin hesabı mutlaka sorulacak
açlığın sefaletin mimarları
tıpkı katlettikleri insanlara yaptıkları gibi cezalandırılacak
yaratıcı o gün mutlaka ordularıyla birlikte gelip katilleri çetin bir kavrayışla yakalayacak
ama sen
sen bu kahpe düzenin bir parçası olmadın
sen bu kalleş zorbaların dümen suyuna gitmedin
yaratıcın yaptığın işlerden memnun kaldı
ve şimdi sen de yaratıcını yanında gördüğün için memnunsun
o halde tüm iyilerin arasına katıl
mekanınız olan cennete gir


 

DUHA SURESİ  ( 1 - 11 ) •

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH'IN ADIYLA
[ Aydınlık sabah dile gelsin !
Zifiri karanlık dile gelsin !
" Rabbin seni ne terk etti ne de küstü . "
Başlangıçta sıkıntı çeksen de sonunda gülen sen olacaksın .
Rabbin sana verecek , gelecekte mutlu olan sen olacaksın .
O seni bir öksüzken { YETİM } bağrına basmadı mı ?
Arayışlar içindeyken sana yol göstermedi mi ?
Zor zamanda sana arka çıkmadı mı ?
Şu halde öksüze kahretme .
İsteyeni { SÂİ L } azarlama .
Rabbinin nimetini an ve bıkmadan , usanmadan anlat ! ]


elçi olarak seçilmeden önce de çevresinde olup bitene
süregelen zulum düzeninde ezilen masum insanlara karşı kayıtsız kalamayan
vahiy geldikten sonra da bu durumun düzeltmenin yollarını arayan elçi bir yetimdi
karanlık çökünce bastıran çaresizliği açlık ve can korkusuyla beklenen sabahları
bu döngüde katledile insanları sürekli anmak ve hatırlatmatmak istiyor
ki aynı dünyada bu zaman dilimini şaşa debdebe ve israf içinde
tıka basa yiyip eğlenerek geçiren zalim bir güruh bulunmaktadır
zulmün müsebbibi olan bu katillerin yaptıkları da unutulmamaktadır
zenginlikten kudurmuş olanlara ellerindekini paylaşmasını söyledikten sonra
zorbalar tarafından eliçiye karşı bir ötekileştirme politikası izlendiğini düşünüyorum
her ne kadar kendisine destek olanlar çıksa da
kapısında bir şeyler bekleyen aç ve yoksul insanlara sürekli yetişmesi mümkün değildi
belkide bir zamanlar düşünmüş olabileceği şeyler yine geçiyordu aklından
bulunduğu yeri tamamen terk etmek bir an önce ölüp gitmek daha uzaklara kaçıp zaklaşmak
veya soru soranlara bir şeyler isteyenlere gidin başımdan yok diyorum işte yok
bilmiyorum beni rahat bırakın deme noktasına gelmişti
kendini eskisinden de çok yalnız ve yorgun hissediyor olabilirdi
işte tam bu anda yaratıcısına sığındı ve bir özeleştiri sayılabilecek sözler döküldü dilinden
ben de bir yetimim tıpkı çevremda toplanan insanların çoğu gibi
çok dertli ve hüzünlüyüm tıpkı onlar gibi
açım yoksulum ama ama yaratıcım var
benim ve herkesin her şeyin yaratıcısı bizimle
bu durumumuz yaratıcının bizi terk ettiği bize darıldığı anlamına gelmez
nasıl beni içine düştüğüm karamsarlıktan çıkardıysa
ben de bana samiyetle gelenlere bu karamsarlıktan çıkmaları için yardım edeceğim
yaratıcı da hepimizin yardımcısı olacak
sorcaklar isteyecekler elbette bu onların suçu değil
onlara bu yüzden kızmayacağım itip kakmayacağım
bugüne nasıl geldiğimi unutmayarak bıkmadan usanmadan anlatacağım
beni bu günlere yaratıcımız getirdi o güzel geleceğe de onun yardımıyla ulaşacağım
bu sıkıntılar elbet geçecek ileride gülen mutlu sona erişenler bizler olacağız


 

İNŞİRAH SURESİ ( 1 - 8 ) •


SEVGİ VE MARHAMETİ SONSUZ ALLAH'IN ADIYLA  
[ Göğsünü ferahlatmadık mı ? { İNŞİRAH }
Belini büken yükünü hafifletmedik mi ?
İtibarını yükseltmedik mi ?
Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır ; hiç kuşkusuz .
Evet , her zorlukla beraber bir kolaylık vardır .
Şu halde zorluk kalktığında gevşeme .
Ve Rabbine özlemle yönel ! ]

her insan gibi elçinin de dertleşmeye ihtiyacı vardı
çoğu zaman bunu kendi kendine bazen mağara duvarlarıyla
karanlıkta kalarak göğe yıldızlara bakarak tek başına yapıyordu
lakin vahiy almaya başladıktan sonra içine düştüğü tedirginliğin geçmesinin ardından
güvendiği yakın bulduğu birileriyle konuşup içindekileri dökme istediği artmaya başladı
elçi olmanın kendisine yüklediği büyük sorumluluğun zorluğu yanında
zaten iyi olan itibarının ulaşılabilecek en yüksek seviyeye yaklaştığı söylenebilir
ayrıca aklını yitirmediği
aksine aklının vicdanın irfanının yaratıcı tarafından takdir edildiği ortaya çıktı
bu mazlumların yoksulların ezilenlerin durumuyla dertlenip perişan olan bir insan için
bir ferahlama bir rahatlama huzura doğru açılan bir kapı kurtuluşa gine bir yol değilse nedir
evet yaratıcının elçisi olmak kolay değil
ancak yardım eden yaratıcı olunca zorluk nereye kadar dayanabilir
hal böyleyken karamsarlığa kapılıp gardını düşürmek doğru olmaz
yapılacak tek şey yatıcıya yaratıcın vaad ettiğine
yani aranan istenen beklenen çareye ilaca doğru şevkle yönelmeye devam etmekitr

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder