16 Mayıs 2014 Cuma
yaklaşık 18 yıl önce başıma bir iş geldi. iki metrekarelik bir odada bir avukatla çok kısa bir görüşme yaptık. dedi ki "kapitalist bir ülkede para insan hayatından değerlidir. adam öldürseydin eğer alacağın ceza yarı yarıya az olurdu." bu sözle tekrar karşılaşmamak için ne yapmam gerektiğini duyabiliyorum. somada ölenlerin seslerini benden başka duyabilen var mı ?
15 Mayıs 2014 Perşembe
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Bu acı olayın, bir takım protestolarla, fasif denilebilecek eylemlerle, bir avuç insanın bağırıp çağırmalarıyla, mevlit ve rahmet okumalarlagıyabi cenaze namazlarıyla, birtakım dini ritüellerle, üç günlük yaslarla, birkaç günah keçisi bulup cezalandırmalarla, bayrakları yarıya indirmelerle, boyun bükmelerle, ağıtlar mumlar yakmalarla, üç-beş kuruş tazminat ödemelerle, ölen işçilerin yakınlarına aynı işletmede iş vermelerle örtbas edilmesi unutturulması gerekir diyen yaratıklara lanet olsun!
13 Mayıs 2014 Salı
grev apın, açlıktan ölün, çalışmayın, hiçbiriniz çalışmayın bak neler oluyor. mağara adamları gibi yaşamayın. çocuklarınızı yetiştrebilmek için onları da bir avuç insana köle yapabilmek için boşa emek harcamayın. evlatlarınızdan sadece birkaçı iyi bir geleceğe! sahip olabilir. onlarda yine bu alçaklığa hizmet etmekten öteye geçemez.
8 Mayıs 2014 Perşembe
7 Mayıs 2014 Çarşamba
5 Mayıs 2014 Pazartesi
3 Mayıs 2014 Cumartesi
16 Nisan 2014 Çarşamba
12 Nisan 2014 Cumartesi
iki uç
şehrin ışıkları herkese görünür mü
yoksa hala karalıkta mıyız
hiç resimlerdeki gibi değilsin
evet beni olduğum gibi görüyorsun
hepsi bu
11 Nisan 2014 Cuma
8 Nisan 2014 Salı
5 Nisan 2014 Cumartesi
4 Nisan 2014 Cuma
bir insanın uzun süre taşıyamayacağı kadar ağırım
ruhumu düşündüğümde
afrikada açlıktan ölen el kadar çocuklar
ve annelerinin kurumuş elleri geliyor aklıma
neden perdeyi bir kendinden geçişin kaldırdığına inanmak istiyorum
hiçbirimiz ruhuma dokunmak istemez
zaten cisimlerimizin perdesi hergün biraz daha açılıyor
ben ruhumdan açılıyorum
ruhlarınıza bakamıyorum
biraz farklı olabilir
işte benden böyle
"idare olun"
3 Nisan 2014 Perşembe
Şerefe güneş
Biliyorsun seni yakan ateş
İki insanın yakınlaşmasından doğdu
Sen doğmayı öğrendin
Ben ağladım kıpır kıpır
Şerefine güneş
Bakıyorum batıyorsun
Sana benziyor hayatım
Neden insanları seviyorum derken
Yalan söyledim biliyorsun
Beni karanlıkta bırakıyorsun
Git
Gelme desem de geleceksin biliyorum
Beni sırtımdan vuracak gözyaşların
Bir rüzgardan bir akarsuya
Bir topraktan bir atalarıma
Düşüyorum zamanımı
Boşa geçmeyecek bu ömür
Sonuna kadar ağlayacağım
İstersen gelme
Sözümü sonsuza kadar uzatacağım
Seni unutmayacağım
göklerin istanbulu
1
gittin istanbula baktın
istanbulda gökyüzüne bakmadan geldin
sordu sana
eski bir şehirin tepesinde
şu ışıklardan hangisi olmak isterdin
en yüksekteki en parlak ışığı gösterdin
istanbula gittin de
istanbulda göyüzüne bakmadan geri döndün
2
sevgili gözlerini gökyüzünden ayırmasa
sen onun gözlerinden gözlerini alamazsın
kim izin verir gökyüzüyle arasına girmene
birde buna aşk dersin
3
sen bu manzarada en sevdiğin
kara ışık ol
bir kalyoninkinden fazla ses çıkarır
bir insanın omurgası kırıldığında
her gemiden hızlı batar
insan umudunu çıpasına bağladığında
hep aynı şeyleri söylerim bilirsin
bitmiş halini görmediğim bir yapbozla uğraşıyorum
elimin tersiyle dağıtıyorum bazen
hiçbir resimi beğenmiyorum sensiz
sen kimsin daha onu bilmiyorum
vuran her dalgada açılıyorum gerçeklerden
sevebilecekmiyim gerçekten denizi
yaşamak istiyor muyum
bu sefer fırtınayı
kendim koparmak istiyorum
deniz sığınacak bir liman arasın bir kerede
nasıl bir düş peşindeyim biliyorsun
her düştüğümde dizlerimin üzerine
bir kerede toprak kanasın istiyorum
ters yüz olsun hayat bugün
savaş çıksın iyi ile kötü arasında
düşmanımı karşımda görmek istiyorum
iyi miyim kötü müyüm
daha bunu bile bilmiyorum
1 Nisan 2014 Salı
yinebirden seni düşünmeye başladım
mutluluk mendilini
çılgınlıklarından eğirdiği iplik ile işleyen
rengi bir iki yarım olsun bakışların
her bakış hayalini hediye eder
kelimelerin ten rengi gözleri var
ben biliyorsam sen de biliryorsundur
hiç konuşmamayı başarabildiğim gün
korkunun korktuğu zaten bana en yakın
iyi de bunların senle ne ilgisi var ?
ne düşündüğünü merak e
30 Mart 2014 Pazar
ukaç kez söyledim sana açma şöyle çiçeklerini
tamam bahar geldi ben de sürdüm kanımı
sarılmayı hasretle bekleyen kollarıma
demedim mi sana şu şair milleti türlü türlü
intihar edeni var kalemini kendi kıranı var
gelip geçtiğinden habersiz kalemini üzenler var
bak bana
mesela ben atlı şairim
beni sırtında şiire taşıyan bir hayvanım var
ya sen
kaç kez dedim sana bu kadar güzel görünme diye
gönlünü çalıp mapusa düşesim var
bahar
bu sevda beni yollara düşürdü
naxın nereye kadar
ömrümün tükenmesine üç ay var
tamam bahar geldi ben de sürdüm kanımı
sarılmayı hasretle bekleyen kollarıma
demedim mi sana şu şair milleti türlü türlü
intihar edeni var kalemini kendi kıranı var
gelip geçtiğinden habersiz kalemini üzenler var
bak bana
mesela ben atlı şairim
beni sırtında şiire taşıyan bir hayvanım var
ya sen
kaç kez dedim sana bu kadar güzel görünme diye
gönlünü çalıp mapusa düşesim var
bahar
bu sevda beni yollara düşürdü
naxın nereye kadar
ömrümün tükenmesine üç ay var
neyseki yalan söylemişim
neredeyse herşey gerçek olacaktı
gözlerin kalbimin yanınında
şu kirli masada
sen karşımdasın
beni uyandıran uyku
ödediğim bedel
neden gelmiyorsun
kağıtlar kadar soğuk bir inceliğin var
neyseki isyankarım
neyseki çıplaklıklığın affa müsait
nefsi müdafa eden bir sızım var belimde
uyumak istiyorum
de s git
ben yatıyorum
29 Mart 2014 Cumartesi
27 Mart 2014 Perşembe
soluğunla buğulanıyor düşüncemin camları
hergün biraz daha artıyor bilinmezliği varlığımın
durup durup yazıyorum
güneş öyle güzel parlıyor ki
ona giden yollara bağlanıyorum
güzel şarkılar var hep uzaklara söylenmiş
yeşile mırıldanışım neden salınıyor rüzgarla biliyor musun
tozu dumana katmayan her bekleyiş beyhude
ben kitabını yılan derisine yazıyorum
damarlarıma gelecek sıra
oldum mu sana işte insan
şair insan
gecenin karanlığında kendinden geçmenin neresi güzel
kadehini ışığın en sıcağına vurabiliyor musun
aydınlığın içinde kayboluyor mu gerçeğin
yok sen örümcek gibi duruyorsun aklımda
seni yalan dünyamla evlendireceğim
altı bacaklı bir sürtüksün sen
senin gemin dümensiz mi sanki
oy oy oy
fena kırdın kalbimi
çekilin yolundan güneşe gidenlerin
ben düzenimi pişmanlık üzerine kurdum
ya umudunla gelirsin yanına
yada umutsuzluğunla
söyle nasıl yazayım seni alnıma
gel günlüğümün dedikodusunu yapalım seninle
üç aksilikten bir şiir çıkarayım sana
dinle bak bu tatlı bahar gecesinde
nasıl uyandırılır uyuyan güzelin
kabus karnavalı yalnızlığı
haydi gel kapı zilleri benimle
hiç beklemediğin an
en sevdiğin yalan
sayıların saklandığı saklanbacı damıtayım senin için meyimde
ilk yaz çiçeklerinin tazeliğini sarı bir korkunun habercisi yapayım
düşüneme beni
seni kurtaran sahte tanrın olayım
aklının delice çalan çanlarından vazgeçebilir misin
seni seviyorum dediğimde
işte bu kadar kolay görüyorsun
zenginliğim fakir güzelliğinin elinde
bir oyuncak değil mi sıkılıp usandığın yalan
ansızın karnını buran kapı gıcırtısı
ah senin arzularına kızgın bir demir olayım
hiç soyumasın ellerin hiç üşümesin
duygularıma af çıkarsa da çıkarmasa da şu kahpe hükümetler
bulmuşum ben definemi
cesaretim içten gelen sevgime işaret
üç adım in bal dudağından
yanık topuklarına doğru
kalbini kaz eş deş
ne kalleşim sana ne de kardeş
günlüğüme sen de bir şiir yaz
kuru sarı olsun kelimelerinin sırrı
25 Mart 2014 Salı
sen değil misin bana birkaç satır yazı için acı çektiren
işte hiç umursamadan yazıyorum umurunda olmayan canımı
cana ne denir ki cananın yokluğunda
mutluluk nedir ki mutsuzluğun yanında
ayrı kefelerin ipleri iki göz gibi
birbiruni hiç göremeyecek iki bsevgilideğil mi
dünyanın zehirli dilimizde binlerce yıldır yaşattığı
yaşam neden sever ölümün tuzağını
bir korkumuz olsun içten isterim
içten olsun cesaretimiz korktuğumuza değsin
iki sevdalı buluşsun istemez miyim sanıyorsun
çiçek saçarken her sabah güneş çocukların yanağına
ne olur nefretle bak bana
suya dönüşen ateşin hikayesini duymuşum ben
öğremişim de yan mışım bana
garibanın ocağında bir dal parçası gibi kül
ne olur gül seven halime
ne olur nefretle bak bana
yarım ağız gülüşün yetcek herşeyi anlamama
çenemi kırıp düşen gözyaşıma toprak annene kavuş diyeceğim
yeni bir hikaye bu
nasıl saklansın eksi masallar içinde
daha yeni başlıyoruz daha
intihar nedir imtihanın yanında
içkimi doldursun vakit
öldüren kırmızısıyla kaynasın cigerim
bana tokat atan türkçe hocamın ruhu şad olsun
son nedir ki başlangıcın kitabın da
okuma yazma bilmeyen gerçeğimde
nefesimin batırdığı gemmi
birgün gömülecek nasıl olsa özlem duyduğun kokunda
usul usul sonsuzlaşıyorum ne var bunda
insanlık nedir ki insansızlığın bedeninde
herkes aynı bakmaz mı söyle
kör iken karanlığa
ışık ne bilir acıyı
gecenin çığlığını duyabilmiş olsaydıgüneş
batmak ister miydi hiç senin gibi
anlaman nedir ki sarılmanın yanında
sen benim ilksizliğimsin
senin çiçeğini taşıyorum
çöp nedir ki benim yanımda
iki satır yazı tükürmüş üm
sesim sessizliğinin yanında
kaybeden zar gibi
hep tek
21 Mart 2014 Cuma
kızıl bir çizginin çizdiği çizgiydin geceleri
yıldızları birbirine bağlayan zamana sarılır
her sabah eflatun bir çizgiyle silerdin kendini
annenin gözlerinde sıranı bekleyen gözyaşlarına düşüyor son isteğin
kaderin kum saatine bıraktığı iri bir elmas mı desem
tekmeyi vurmak üzere olan celladın kolunda sallanan
ilmekli sarkacın ölümcül rüzgarı mı desem
aynı fala bakmaktan yıkıldı duvarları kalbinin
çilingirini doğuran bir kilit gibi dönmek üzere olan boynunun
sıcak ıslaklığı kirletiyor yapışılmış yakanı
anıları keskin fırçanla biçerdin geçmişin bozkırından
çığlık çığlığa solan renklere ulaşabilmek için
tuvali siyah gecenin karşısına
kara bir kalemle dikilirdin
yenildin
anlıyor musun şimdi sana neden
güvenemedim
19 Mart 2014 Çarşamba
Tanrı seni sevmiş bir kere
az diyebilir misin
neyin var söyle
hangi canlı yapabilir senin yaptığını
bu dünyada insan olmak
yetmez diyebilir misin
ayçiçekleri gibi yüzün güneşte
bir akbaba gibi gözün her leşte
Tanrı sevgisine mahkum etmiş
saçının bir telini
benim deyip verebilir misin
neyin var söyle
düşlerin gerçekle amansız bir savaşta
az diyebilir misin
neyin var söyle
hangi canlı yapabilir senin yaptığını
bu dünyada insan olmak
yetmez diyebilir misin
ayçiçekleri gibi yüzün güneşte
bir akbaba gibi gözün her leşte
Tanrı sevgisine mahkum etmiş
saçının bir telini
benim deyip verebilir misin
neyin var söyle
düşlerin gerçekle amansız bir savaşta
17 Mart 2014 Pazartesi
15 Mart 2014 Cumartesi
kalemimin hayal gücü
birine sarılmaya yetmedi
ışığa yaklaştıkça kararan bir eldi düşlerim
dizelerim her sayfayı kirletti
aynalarda değil duvarlarda görebildim kendimi
ne birini tanıyabildim ne kendimi
gözyaşlarım yanağımı kirletti
beni bir ateşi karıştırırken
ciğerimi közleyip sırtlanlara yedirken
yok olmak için varlığa küfrederken gördü
beni beyaz bir çiçeğe tükürürken
karıncaları ezerken gördü
karanlığın beni saklayamadığını gördü
bir noktanın durduğu yerde
ne bir son bulabildim
ne bir ilk
kalemim kırık kağıdım küs bana
sesim rüzgarları kirletti
yüreğim koynumu ısıtmaya yetmedi
birine yaklaştıkça soğuyan bir eldi ellerim
umudumu kırbaçlarken gördü
gülüşlerimi kılıçtan geçirirken
beni ateşle oynarken
noktaları ateşe verirken gördü
külleri her hikayeyi kirletti
belki gerçekti
belkide gelecekti
dedim ya sesim
rüzgarı rahminde kirletti
yalnızlığımı tekmelerken gördü
bir noktanın büküldüğü yerde
ne hüzünü tanıyabildim ne sözümü
o kelimeler sesimi kirletti
korkunun ecele duyduğu aşkkkk jjjkk ggfrthjkl
düşlerimi anlamsız kirletti
birine sarılmaya yetmedi
ışığa yaklaştıkça kararan bir eldi düşlerim
dizelerim her sayfayı kirletti
aynalarda değil duvarlarda görebildim kendimi
ne birini tanıyabildim ne kendimi
gözyaşlarım yanağımı kirletti
beni bir ateşi karıştırırken
ciğerimi közleyip sırtlanlara yedirken
yok olmak için varlığa küfrederken gördü
beni beyaz bir çiçeğe tükürürken
karıncaları ezerken gördü
karanlığın beni saklayamadığını gördü
bir noktanın durduğu yerde
ne bir son bulabildim
ne bir ilk
kalemim kırık kağıdım küs bana
sesim rüzgarları kirletti
yüreğim koynumu ısıtmaya yetmedi
birine yaklaştıkça soğuyan bir eldi ellerim
umudumu kırbaçlarken gördü
gülüşlerimi kılıçtan geçirirken
beni ateşle oynarken
noktaları ateşe verirken gördü
külleri her hikayeyi kirletti
belki gerçekti
belkide gelecekti
dedim ya sesim
rüzgarı rahminde kirletti
yalnızlığımı tekmelerken gördü
bir noktanın büküldüğü yerde
ne hüzünü tanıyabildim ne sözümü
o kelimeler sesimi kirletti
korkunun ecele duyduğu aşkkkk jjjkk ggfrthjkl
düşlerimi anlamsız kirletti
14 Mart 2014 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)