FURKAN SURESİ ( 1 - 3 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - İNSANLIK için uyanışa vesile olsun diye
doğruyu yanlıştan ayıran ölçüyü kuluna indiren ne kutlu , ne yücedir !
2 - Göklerin ve yerin mülkü O 'na aittir . Çocuk edinmemiştir.
Mülkiyetinde ortağı da yoktur .
Her şeyi yaratmış ve yarattığı her şeyin doğasını ve kapasitesini belirlemiştir .
3 - Hal böyleyken hiçbir şey yaratamayan , bilakis kendileri yaratılıp duran ,
kendilerine bile zararı ve faydası dokunmayan , ne öldürmeye , ne yaşatmaya ,
ne de öldükten sonra diriltmeye güçleri yetmeyen ,
O 'ndan başka birtakım tanrılar ediniyorlar .
dili görünüşü dünya üzerinde yaşadığı yer farklı olsa da
vahiy geldikten sonra artık tüm akıl ve irade sahibi canlılar
insan olarak anılmaya ve eylemlerinden dolayı sorumlu tutulmaya başlanmış
olması gerkenin ne olacağı üzerinde yaratıcının görüşüyle sözleştikten sonra
yeryüzünde hayat doğru ve yanlış olmak üzere ikiye ayrılmış
yaşanan bu uyanışın yerini tekrar derin uykulara brakmaması için
insanların davranışlarına çeki düzen veren ölçünün
ortak iletişim vasıtalarıyla gelecek nesillere aktarılması elzem hale gelmiş
belirlenen ilkeler doğultusunda
her topluluğun kendine has bir kültür geliştirmesine mani olumamış
nimetlerin paylaşımında yaşamı idame ettirme noktasında
varolan kaynaklardan herkesin eşit şekilde faydalanacağı vurgulanmış
bir olan yaratıcı en büyük ortak değer olarak kabul edilmiş
onun yüceliği ve verdiği hüküm sevinçle karşılanmış
bu yaklaşımın oy birliğyle alınmadığını da belirtmek gerek
iblisoğullarının isyankar tutumu hariç diyelim
buraya kadar her şey yolundaymış gibi görünüyor
anlaşılan ilk büyük şirk olayı
bazı yavşak idarecilerin kendilerini yaratıcının çocuğu olarak ilan etmesiyle yaşanmış
bu sayede insanların eşitçe yararlanması gerekenler üzerinde
fazladan hak iddia edip mülke çökebilsin
bu uyanık gürüha al hadi senin olsun diyerek çözülemeyek kadar büyüktür sorun
bu aşırı sapkın yaklaşım kantarın topuzunu kaçırır dengeyi bozar ki bozmuşda
canlı cansız her varlığın oluşturduğu birlikteler belirli koşulların saplanmasına bağlıdır
insanlığı oluşturan bir araya getiren değerleri alt üst eden bir tavırdır sadece benim demek
hele bunu bir de yaratıcıya iftira ederek yapıyorsanız çatışma kaçınılmaz olur
tabii hak etmediğine ulaşmayı arzu edinen zibidiler için
sözleşmeye sadık kalan insanların yaratıcıya karşı sürdürmek istedikleri samimi bağ
güç devşirme noktasında koparılması veya ele geçirilmesi gereken bir bağdır
bunun en kolay yolu da araya birini bir şeyi sokmaktır
bu bazen şerefsiz bir kral olur bazen sahtekar bir din adamı
işte taş put para artık ne olduğunun bir önemi yoktur aslında
yeter ki yaratıcına içtenlikle yönelen insan yolundan sapsın
ve bununla aslında yaratıcı ile kuaracağı bağı kuvvetlendireceğine inansın
salak ve nankör insan
düşülür mü bu tuzağa
lan karşına neyi getirirlerse getirsinlersenin gibi yaratılmış olduğunu göreceksin
sana aracılık edenlerin kendilerine var mı bir hayrı önce bir bakacaksın
içler acısı halinle her türlü haksızlığa karşı savunmasızsın
ölçüden uzaklaştığını fark edemezsen sana kimse yardım edemez
varlığının tasarrufunu bu sahtekarların eline bırakırsan
sen de onlarla birlikte acıklı sona ulaşırsın
FURKAN SURESİ ( 4 - 9 )
4 -Üstelik inkâr edenler: " Bu, yalnızca kendisinin uydurup düzdüğü bir yalandır .
Bu konuda başkalarından yardım alıyor ." diyorlar .
Bunların yaptığı apaçık haksızlık ve yalancılıktır.
5 - Yine diyorlar ki :
" Bunlar eskilerin masalları , onları yazdırtmış , sabah akşam kendisine okunup duruyor . "
6 - Söyle onlara: " Onu , göklerin ve yerin bütün sırrını bilen indirdi .
O bağışlayandır , sevgi ve merhamet kaynağıdır ; bundan hiç şüpheniz olmasın . "
7 - Yine : " Bu nasıl peygamber ki yemek yiyor , çarşı pazar dolaşıyor ?
Onunla beraber uyarıcı olarak bir melek indirilmeli değil miydi ?
8 - Veya ona bir hazine verilseydi yahut bağı bahçesi olsa da bol keseden yeseydi . " diyorlar .
Yine o nankörler :
"Siz yalnız büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz . " demekten geri durmuyorlar .
9 - Senden istedikleri şeye bak . Bunlar sapıtmış bir kere , yola gelecekleri de yok .
neyse ki yaratıcı bu işin peşini bırakmıyor
elçileriyle ölçünün ne olduğunu herkese hayırlatmaya devam ederek
ne kadar bağışlacıyı olduğunu tekrar takrar göstermekten geri kalmıyor
işin aslını çıkış noktasını sözleşmenin yapıldığı günü ve yaşanılanları söyleyen son elçinin
maruz kaldığı haksız ithamların uğradığı iftiraların
gerçeğin ne olduğuna dair çok önemli bilgiler içerdiği kanaatindeyin
önce sen bunları birilerinden yardım alarak uydurdun diyorlar
ardından bu hikayeler eskiden beri anlatılıyor biliyoruz
sen de derlenip toplanan şeyleri bize okuyup duruyorsun işte diyorlar
farkında olmadan kendilerine hatırlatılan mesajın kökenini kabul ediyorlar
yani bu söylenenler bugüne has değil evveliyatı var
bu şaşkın yalancılar bunu bildiklerini itiraf ediyorlar
kendilerince her şeyi bildiğini öne süren
gerçeği herkesten gizleyerek sefa sürebileceğine inananlar
kendileri dışında herkesi yalanlarıyla yaşamaya mahkum edip alay edenler
ağızlarından çıkanın ne anlama geldiğini bilemeyecek kadar sapıtmış durumdalar
size söylenen şey
her şeyin sırrını elinde tutan yaratıcının sözleridir
kandırdıklarınıza ve dilerseniz size karşı
sevgi ve merhamet içinde olmasaydı
ölçünün ne olduğunu size hatırlatmaz
sizi inkarınızla baş başa bırakırdı
ama kime söylüyorsun
size uyarında bulunanlar sizden para istemiyor
yaratıcının evladıyım diyerek avanta peşinde koşmuyor
yaratıcı ile aranızı bulayım diyerek sizden bir şey istemiyor
iki put dikip cebinizdeki almaya çalışmıyor
malı yok mülkü yok
la yeri geliyor kendisi de karnına taş bağlayıp geziyor açlıktan
tek derdi size unuttuğunuz görmezden gelmek istediğiniz ölçüyü hatırlatmak
peki neyle karşılaşıyor
vay efendim niye uçmuyormuş nasıl kaçamazmış
gözlerinden ateş çıkattırsın koruma ordusuyla gezsin
etrafında sıktığı her palavraya doğru diyecek yalakalar bulunsun
erkeğe dişi dediğinde kimse korkudan itiraz edemesin
gemicikleri altın madenleri olsun paranın gözüne koysun
yediği önünde yemediği arkasında olsun diyorlar
vay anasını
lavuklardaki güç anlaşıyına bakar mısın ne kadar adi
bu sonuca nasıl vardın diye sorsan
gök cisimlerini gösterip iki saat daha traş yapar sana
la beynine tükürdüğüm sapığı onlar da yaratılmış birer varlık
böyle söyleyince seni
bir çulsuz tarafından büyülenmiş biri olarak görürler
kim bir fakir garibanın lafına uyup hırsız godomanlara karşı gelsin ki
aklı başında hiçbir kafir böyle hareket etmez
mabatlarından uydukları zırvalarla kendilerini büyüleyen zavallılar
aga bunlar yola gelmez
sapıtmanın zirvesindeler
hiçbir doğru söz onları kendilerine getiremez
üstüne bir de elçiyi kendilerine tabi olmaya davet ediyorlar
bu ne aymazlık
bu ne beyinsizlik ey insan
FURKAN SURESİ ( 10 - 16 )
10 - Öyle yüce , öyle cömerttir ki O ,
isterse sana onların istediklerinden daha hayırlısını verir .
Altından ırmaklar akan bağlar bahçeler de verir , sana köşkler de yapar .
11 - Fakat onlar kıyameti inkâr ediyorlar .
Biz de o kıyamete yalan diyenlere alev alev yanan bir ateş hazırladık .
12 - O ateş uzaktan karşılarına çıkınca yükselen alevlerin hışırtısını duyacak
ve onları sabırsızlıkla beklediğini görecekler .
13 - Zincire vurulup daracık bir yerden alevlerin içine atıldıkları zaman :
" Yetiş ey ölüm ! " diye bas bas bağıracaklar .
14 - Bugün bir ölüm yetmez , defalarca ölmek için yalvarın bakalım !
15 - Söyle onlara : " Bu mu daha hayırlı ,
yoksa Sakınanlara bir mükâfat ve yerleşme yeri olarak söz verilen o ebedi yurt cennet mi ?
16 - Öyle ki o cennette her istedikleri olacak . Orada sonsuza dek yaşayacaklar .
Bu , Rabbinin üzerine sorumluk alarak verdiği sözüdür .
sahip olduklarını ve sonsuza sahip olacaklarını düşündükleri köşklerin
bağların bahçelerin ve sulak arazilerin kendilerine yaşattığı geçici mutluğa teslim olanlar
elçiye dilerse bunları kendisiyle paylaşabileceklerini söylemiş olmalı
ancak elçi keriz mi
gücü her şeye yeten yaratıcıya sırtını döner mi
aveller ölüm gelip çatınca görecem ben sizi
ki bu sapkınlar ölünce verecekleri hesabı inkar ediyorlar
la şunun gerçekleşttiği gün
ateşe atılmanıza gerek yok alev alev yanmanız için
mevzuyu aydığınız an içiniz paramparça olup kavrulacak
ayrıca bu manzarayı nerden hatırladığınız hemen bileceksiniz
hani küfrünüze boyun eğmeyen güzel insanları içine atmak için tuturduğunuz ateşi izlerken
onun büyüyen alevlerinin çıkardığı hışırtıyı mest edici bulup dinlerken
masum insanların cayır cayır yanacağı o korkunç anı sabırsızlıkla beklerken
zincire vurulmuş mazlumların dar bir çıkıntıdan alevlere itlmesini emrederken
hadi yetişsin ya bir olan ilahınız diye böğürüyordunuz
ardından bir değil bin ilahınız olsa kutulamazsınız elimizden diyerek höykürüyordunuz
bakın bunlar unutulmaz
görüyorsunuz ki unutulmamış da
temelli unutulmadığından emin olacağınız o gün elbette gelecek
o güne bir yalanlayıcı olarak varmak mı güzel olur
yoksa o günün vereceği acıdan çekinip hatırlatılana tabi olmak mı
bakın yaratıcı yapılan zulme karşılık o günü gerçekleştirecek
bu sözü vermiş kendine
daha ötesi var mı
aklını başına alanlara da tüm bu eziyetlerden uzak ebedi bir yaşam sunmuş
bencil olmak kötü bir şey değil
ancak ahireti hesaba katarsan
FURKAN SURESİ ( 17 - 19 )
17 - Rabbinin , Allah 'tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayıp :
" Siz mi yoldan çıkardınız kullarımı , yoksa kendileri mi yoldan çıktılar ? "
diye soracağı gün gelecek elbet !
18 - O zaman onlar : " Seni tenzih ederiz , senden başka dostlar edinmemiz bize yakışmazdı .
Fakat onları ve atalarını zevku sefaya daldırdın . Böylece hatırlamayı unuttular .
Çünkü bunlar iyilikten nasibi olmayan kimselerdi " diyecekler .
19 - İşte söylediklerinizin yalan olduğu ortaya çıktı .
Artık azaptan kurtulamazsınız , yardım edecek kimse de yok .
İçinizden her kim zulmetmişse ona büyük bir azap tattıracağız .
sanırım geçmişte bir vakit zulüm düzenin alçak idarecileri
yaratıcıya ilk yaptıkları adil sözleşmeye bağlı kalan dürüst insanları
yaktıkları ateşe atmadan önce elleri kolları bağlı şekilde karşılarına getirmiş
diğer atarafa da alim geçinen sihirbazları büyücüleri dinci adamları dizip sormuş
tek bir yaratıcıdan söz edenleri siz mi bana karşı kışkırttınız yoksa kendileri mi isyan etti
o haramzadeler de söyle söylemiş
hayır yüce tanrı kral
seni bu sapkınların sözlerinden yenzih ederiz
senin bize verdiklerini unutup başkasına yönelmek bize yakışmaz
fakat bize davrandığın gibi onlara da güzel davrandın
biz hep senin mükemmel bir tanrı olduğunu söyledik
bizi dinlemediklerinde onlara karşı merhametli davrandın
onlar da şımardıkça şımardılar ve senin ne kadar kudretli olduğunu unuttular
bunlara iyilik yaramaz bunlardan sana kul olmaz demişler
yavşak sahtekar kralın bu düzmece mahkemesi sonucu
masum insanlara dönerek şu şekilde konuştuğu düşünülülebilir
işte sizin birer yalancı olduğunuz ortaya çıktı
artık size yakışan ateşe atılmaktır
hadi gelsin de kurtarsın sizi bir olan ilahınız
bana karşı gelmeniz sonucu hepinizi cezalandıyorum
elbette gerçek mahkeme yaratıcının gücüne yaraşır şekilde o gün kurulacaktır
kimseye haksızlık edilmeden yalancı şahitler bulunmadan
yaşanılan tüm olaylar doğru delillerle değerlendirilip doğru hüküm verilecektir
zalimce hüküm verenlerin başlarına elleriyle yaptıklarından başkası gelmeyecek
FURKAN SURESİ ( 20 - 31 )
20 - SENDEN ÖNCE de yiyip içen ,
çarşıda pazarda dolaşan elçilerden başkasını göndermiş değiliz .
Kimin ne olduğu ortaya çıkıp iyice belli olsun diye sizi imtihan ediyoruz .
Yoksa Rabbin zaten her şeyi olduğu gibi görüyor .
21 - Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar :
" Bize niçin melekler gönderilmedi ? "
veya " Neden Rabbimizi görmüyoruz ? " diye sorup duruyorlar .
Açıkçası onlar küstahça büyüklendiler ve azdıkça azdılar .
22 - Günaha batmış olanlar , melekleri görecekleri gün hiç de sevinemeyecekler :
" Biz bittik , mahvolduk ! " diye dövünüp duracaklar .
23 - Yaptıkları her işi darmadağın edip boşa çıkaracağız .
24 - O gün , cennetlikler en iyi yerde kalacak , en güzel yerde dinlenecekler .
25 - O gün , gök bulutlarıyla yarılacak ve melekler peş peşe inecek .
26 - O gün , gerçek mülkiyetin Rahman 'a ait olduğu ortaya çıkacak .
Kâfirler için çok zorlu bir gün olacak.
27 - O gün , zâlim dizlerini dövecek ve :
" Eyvah ! Keşke peygamberin gösterdiği yolda yürüseydim .
28 - Eyvah ! Keşke falancayı dost edinmeseydim .
29 - Bana hatırlatıcı gelmişti , ama şeytan beni saptırdı .
İşte böyle yapayalnız , yardımsız bırakır şeytan adamı ! " diyecek .
30 - Peygamber de diyecek ki :
" Ey Rabbim , benim halkım bu Kur 'an 'ı bir kenara attı . "
31 - İşte böyle biz her peygambere , günaha batmış kimseler içinden düşmanlar çıkardık .
Fakat yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter .
mülkün tamamının kendilerine ait olduğunu öne sürerek
yanlarına aldıkları bir grup dışında herkesin hakkını yok sayan
canlarına haksızca kasteden ve köle olarak kullanıp sömürenler
silahlı adamlarıyla yaratıcıya yönelen masum insanları ezdikçe eziyorlardı
kendilerini ilah ilan eden yavşak krallarının azap melekleri olarak görüyorlardı
suçsuz insanlara fütursuzca saldırırken
hadi rabbiniz de zalim kralımız gibi görünse ya
meleklerini gönderip karşımıza dikecek kadar cesareti yok mu
işte şimdi bittiniz mahvolduğunuz
şerefsiz reislerimize karşı gelmenizin bedelini ödeceksiniz
bugün sizin için çok zorlu bir gün olacak
bizi gördünüze hiç sevinmeyeceksiniz
tüm emeklerinizi evinizi yuvanızı darmadağın edeceğiz
elinizdeki her şeyi alıp yaptıklarınız boşa çıkaracağız
mülk kiminmiş acı bir şekilde öğreteceğiz size
keşke diyeceksiniz bugün keşke yüce tanrı krala boyun eğseydik
otoritesini sağlayan dinci adamlarının sözlerini dinleseydik
keşke sapkın elçilerin sözlerine uymasaydık diyeceksiniz
hadi şimdi sizi bekleyen ateşe doğru sürüklenirken dizlerinizi dövün diyorlardı
kudurdukça kudurup küstahlaşan bu zalimlere karşı gönderilen eliçiler
hiçbir zaman diğer insanlardan gereksinim olarak farklı olmamış
tüm insanlar gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çaba sarfetmiş
daha önce akıllı insan türleri arasında yapıldığını düşündüğüm sözleşme bozulduktan sonra
kimin hangi doğrultuda ilerlediği meydana kesin olarak çıksın
kendileri de ne mal olduklarını görüp inkar edemesin diye
yaratıcı elçileri aracılığıyla sözleşmeyi hatırlatmaya devam etmiş
yoksa kimin ne yapacağını bilmek yaratıcı için zor değildir
ilk toplantıda belirlenen ölçüden uzaklaşan zalimlerin
şeytanoğullarıyla bir olup arzularına kulak vererek doğru yoldan sapanların
gelen elçilere düşmanlık edeceği ortadayken
yaratıcı onları kavganın çekişmenin tam ortasına göndermiş
elçiler de yol gösterici ve yardımcı olacak yaratıcıdan başkasına güvenmemiş
FURKAN SURESİ ( 32 - 34 )
32 - Yine kâfirler diyor ki :
" Kur 'an peygambere bir defada toptan indirilmeli değil miydi ?
" Oysa biz Kur 'an 'ı olaylar oldukça safha safha indirdik ki kalbine iyice yerleşsin .
33 - Sordukları her soruya , sana gerçekleri en güzel şekilde açıklayarak cevap veririz .
34 - Yüzükoyun cehennemi boylayacak olanları , işte o yoldan çıkmışları ,
çok berbat bir yer bekliyor .
son kitap meydana gelirken yaratıcının izlediği yolu anlayabilmek için
insanlar arasındaki hukukun resmen başladığı tarihten
son kitabın oluştuğu zamana kadar geçen sürede neler yaşandığını bilmemiz gerekir
her olayı değil elbette ancak bugüne nasıl gelindiğini anlayabilmek için ne gerekiyorsa
öyle ikinci elden çarpıtılmış yontulmuş kırpılmış bilgiden hayır gelmez
neyse o diyebileceğimiz doğru bilgi herkese açık olmalı ve herkes tarafından bilinmelidir
ilk sözleşmenin yapıldığı tarihte insanlar her ne kadar fikirleriyle de ayağa kalmış olsalar bile
nihayetinde iletişim araçları ve yöntemleri
yaratıcının görüşüyle alınan ortak kararları
sözleşmenin tarafı olan tüm insanlara olduğu bir duyurmaya yetmiyordu
peki ne oldu da bu mücadelenin son kitapla başka bir boyuta taşınması gerekti
galiba ölçü ilk konulduğu andan itibaren korunabilseydi
yani herkes tarafından ne olduğu ilk belirlendiği gibi kalsaydı
insanlar arasında oluşacak olan anlaşmazlıklar oy çokluğuyla çözülebilir
yaratıcıya iftira atılmadan daha az çatışma yaşanarak çözülebilirdi
her çöküşte doğru yoldan sapışta bir elçiye ihtiyaç duyulmazdı
herkes ölçüye bakar davranışlarını tartar çevresini de bu şekilde değerlendirebilirdi
ölçüyü korumak için çabalayan güzel insanlar bunda başarılı olmasalardı
onun tahrif edilemeyecek zaman ulaşmasını sağlayamazlardı
elbette bunu yaratıcın desteği olmadan gerçekleştirmeleri mümkün değil
böyle tuğla şeklinde bir kitap indirilmesini istemek de çok hatalı
belki ilk sözleşme birkaç sayfaydı ve çetrefilli maddeleri uzun açıklamaları yoktu
fakat zaman geçtikçe mücadele sırasında yaşanılan olayların sayısı arttıkça
ve bunun yanında değişen koşullar hayata dair diğer gelişmeler
sözleşmenin özünü ve gelişimini aktarırken daha fazla söz söylenmesine neden oldu
hala birkaç sayfaya sığabilecek kadar olan ölçü
medeniyetin aldığı yol itibariyle bir kitaba dönüştü
ve peyderpey gelen her elçiyle zamanın ruhuna uygun şekilde
yaratıcının hükümleriyle nihayi boyutuna erişti
ölçünün yok sayılması için
veya haksızca kendilerinden yana ağır basması için uğraşan zalimler
doğru yoldan çıkmakla suçlayarak masum insanları attıkları o berbat yere
yüzü koyun sürüklenerek atılacak
FURKAN SURESİ ( 35 - 44 )
35 - İYİ DİNLEYİN ! Musa 'ya kitabı verdik . Kardeşi Harun 'u da yardımcısı yaptık .
36 - " Ayetlerimizi yalanlayan o topluluğa gidin ! " dedik .
Sonunda o topluluğu yerle bir ederek helak ettik .
37 - Nuh halkını da elçilerine kâfirlik ettiklerinde suda boğduk
ve kendilerini insanlara bir ibret yaptık . Zâlimlere de acı bir azap hazırladık .
38 - Ad , Semud , Ress halkı ve bunlar arasında gelip geçen nice nesiller ...
39 - Bunların her birine örneklerle nice öğütler verdik . Sonunda hepsini yerle bir ettik .
40 -Açın gözünüzü! O afet yağmuruna tutulan memleketin yanından geçtiler .
Orada neler olduğunu görmediler mi ?
Hayır , bunların dirilip hesap vermeye dair hiçbir endişeleri yok .
41 - Seni görünce : " Allah , peygamber olarak bunu mu göndermiş ?
42 - Eğer direnmeseydik ciddî ciddî bizi tanrıları mızdan saptıracaktı ." diye alay ediyorlar .
Fakat kendilerini bekleyen azabı görünce kimin sapıtmış olduğunu görecekler .
43 - Heva ve hevesini tanrılaştırana bak ? Böyle birinden sen mi sorumlu olacaksın ?
44 - Yoksa sen onların çoğunun sözden anladıklarını
veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun ?
Hayvan gibidir onlar , hatta daha da aşağılık bir yoldalar ...
kendilerine uyarı yapıldıktan sonra yanlış yolda ilerlemeye devam eden topluluklar
inkar ve yalan üzere öldüklerinde haklarındaki azap hükmü gerçekleşmiş demektir
yani kıyametleri kopmuştur ve herkesin toplanacağı o günü beklemeye başlamıştır
yaratıcı elinde yeterli delil bulunmadan kimseyi cezalandırmaz
delil yetersizliğinden zalimlerin beraat etmesine de izin vererek mazlumlara haksızlık etmez
elçiler uyarıcılar toplumda bulunan sağduyulu insanlar da bu kararın alınmasına şahitlik eder
ismi anılan elçiler kardeşti ve yahudiydiler
diğer elçiler gibi sapkın bir topluma sözleşmeyi hatırlatmak için görevlendirildiler
anlaşılan o ki hiçbiri elçilere kulak asmamış ve inkar üzere ölerek kendilerine yazık etmişler
başlarına gelen felaketin elçilerin gelişinden kısa süre sonra yaşanmış olması dikkat çekici
zamanın ve mekanın ötesinde olan yaratıcı yaklaşmakta olan sonu net bir şekilde görüyordu
haklarındaki hükmün verilmesine yarayacak olan tebliğ kendilerine yapıldı
hem bir son fırsat hem de azabın üzerlerine kesinleşeceği önemli bir andı
buna benzer çok azının kurtulduğu kalanların ise helak olduğu pek çok an yaşandı tarihte
bu toplumların kurdukları şehirlerden arta kalanlar şu an turistik yerler olarak görülüyor
onlara bakarak geçmişimizi görüp geleceğimizi düşünmemize neden olmak için varlar
yok olup gideceğiz diyenler nasıl hayat bulduklarını hesaba katmadan yaşıyorlar
yaşamın tekrar devam edeceğini anladıklarında iş işten geçmiş olacak
son elçiyi kendilerin biri olmadığı için alaya alarak yalanlayan kuduz yahudiler
kibirlenerek sarıldıkları putlarına karşı olan bağlarını yüceltip elçiyi sapkınlıkla suçlamış
bu küstah tavır
anlaşmayı üstün olduğunu öne sürerek kabul etmeyen şaytanoğullarının tavrına benziyor
o günkü bilinen dünyada sözleşmek için toplanan akıllı canlıların genel görünüşü
iki ayağında yürüyen konuşabilen ahlak anlayışı olan özgür iradesi gelişmiş yaratıklardı
zeka seviyeleri farklı olsa da verdikleri sözün ağırlığını taşıyabilecek kadar bilinçliydi
bu canlılar kendilerini insan ismi altında eşit haklarla birleştirirken iblis buna yanaşmadı
yeryüzündeki diğer canlıların da hayvan olarak tanımlandığını düşünecek olursak
iblisin insanları da hayvan olarak gördüğü sonucuna varabiliriz
yani kuduz yahuler içlerinden çıkmayan son elçiye insan gözüyle bakmıyorlardı
heva ve hevesini ilah edinen bu zalim topluluğun yola gelmeyeceği
elçinin bu sapkın yaklaşımı benimseyenleri dert etmemesi gerektiği vurgulanmış
yani yaratıcı kötü sözü sahibine iade etmiş
FURKAN SURESİ ( 45 -52 )
45 - EY İNSANOĞLU ! Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmüyor musun ?
İsteseydi onu durdururdu . Sonra güneşi ona nasıl yol gösterici yapmışız .
46 - Sonra da onu kendimize doğru yavaş yavaş nasıl çekmişiz .
47 - Sizin için geceyi örtü , uykuyu dinlenme ,
gündüzü de yeniden hayata başlama vakti yapan O 'dur .
48 - Rüzgârları sevgi ve merhametinin muştulayıcısı olarak gönderip ,
ardından gökten tertemiz su yağdıran O 'dur .
49 - Böylece ölü bir beldeyi canlandırıyor ,
yarattığımız nice hayvanları ve insanları suya kavuşturuyoruz .
50 - Doğrusu böyle yapmakla biz bütün bunları gözler önüne seriyoruz .
Belki ibret alıp üzerinde düşünürler diye .
Ne var ki insanların çoğu inat etmekte ve nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır .
51 - Eğer lâyık görseydik elbette her köyden bir uyarıcı çıkarırdık .
52 - Şu halde kâfirlere uyma ve ayetlerimizle onların karşısına çıkarak var gücünle çalış .
elçilerin ve yanında bulunanların çabaları
karanlığa gömülen insanlığın tekrar aydınlığa çıkması içindir
eğer yaratıcı güneşin tekrar doğmasını dilemeseydi
elbette insanlık adına istenen tüm güzel şeyler sonuçsuz kalırdı
ancak yaratıcının sevgi ve merhametinden ümit kesmeyen güzel insanlar
onun iyiliklere karşı kayıtsız kalmayağından emin oldukları için
kurtuluşu yavaş yavaş tekrar insanların üzerine çekmeyi başarmışlardır
diğer manada gece rahat bir uyku çekmekilmesi için yeryüzünü örter
gökyüzüne bakıp aslı astarı olmayan şeyleri uydurmayı bırakın
güneş batınca yatın uyuyun istirtatinize bakın güç toplayın
sabah olunca çalışıp çabalayıp yorgun düşeceksiniz yine
yine yaratıcının rahmetinin yeryüzündeki canlıların üzerine gelmesini isteyenler
fikir fırtınaları estirip onu hakkıyla ananlar onun dilediği gibi hareket edenler
tüm canlıların muhtaç olduğu suyun gökten eşitçe indirilmesini sükür ve sevinçle karşılarlar
nihayetinde bunun gerçekleşmesini sağlayan yaratıcı ölü beldelere hayat verir
uyanışları başlatır dirilişleri sağlar yok olup gitmelerin önüne geçer
doğa olayları ele alınırken yaratılmışların değil yaratıcının isteği göz önünde tutulmalı
ibret alırken ders çıkarırken dilekte bulunurken yaratıcıdan başka bir şey düşünülmemeli
yoksa kalk gece gök cisimlerine bak sana bi şey diyen olmaz
ancak baktıktan sonra bir olan yaratıcıya şükretmiyorsan
onun kudreti karşısında irkilip kendine gelmiyorsan
boynun tutulur bir de üzerine nankörlüğün yüzünden rahmetinden mahrum kalırsın
yapılan ilk sözleşme sonunda yeryüzündeki kaydadeğer bilinçli canlıların
iblisoğulları hariç insan ismi altında birleşmeye karar verdiklerini düşünüyorum
o toplantı sırasında yaratıcı aynı zamanda birden fazla kişiye vahyetmiş olabilir
ancak sözleşme yapıldıktan sonra gelen hatırlatıcılar uyarıcılar herkesin muhatabı olduğu için
böyle her topluluğa özel elçi gönderme şeklinde bir uygulamaya gerek olmadığı vurgulanmış
nasıl ki günümüzde süper güç denilen ülkeler ve toplumları var
tahminim o gün de bilinen dünyada zulmü domine eden topluluklarda vardı
bu tarih boyunca da bu böyle olmuştur diyebiliriz
işte elçiler en azgın topluluklara idarecilere bulundukları yere gönderilmiş
insanlar birlik oldukları birlik olacaklarına söz verdiklerini hatırladıkları anda
gönderilen elçinin herkese mesaj verdiğini çok rahat anlayabilirler
elçiler lokal olarak bu zalimlerin karşısına çıkıp
var güçleriyle mücadele ediyor gibi görünseler de
aslında gösterdikleri gayret tüm insanların iyiliği içindir
elçiler bu görevi yerine getirirken
inkarcıların çeşitli tahriklerle meseleyi kişiselleştimek istedikleri düşünebiliriz
yaratıcı elçisinden onlara uyup durumu istedikleri seviyeye düşürmemesini istiyor
FURKAN SURESİ ( 53 - 62 )
53 - İKİ DENİZİ birbirine salıveren O 'dur .
Bunlardan biri tatlı ve susuzluğu giderici diğeri tuzlu ve acıdır .
Aralarına karışmayı önleyen bir engel koyan da O 'dur .
54 - İnsanı sudan yaratıp ona soy sop duygusu veren O 'dur . Rabbinin her şeye gücü yeter .
55 - Durum buyken kimileri Allah 'ı bırakıp kendilerine ne faydası ,
ne zararı dokunmayacak şeylere tapınıp duruyor .
Zaten kâfir de Rabbine sırtını dönen kişidir .
56 - Biz seni ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik .
57 - Söyle onlara : " Ben , buna karşı sizden bir ücret değil ,
Rabbinizin yolunda yürüyen kimseler olmanızı istiyorum . "
58 - Sen ölümsüz yaşam kaynağına dayan , O 'nun yüceliğini övgüyle an .
Kimse kullarının günahlarından O 'nun kadar haberdar değildir .
59 - Gökleri , yeri ve bu ikisi arasında olan her şeyi altı günde yaratan ,
sonra görkemi ile gökleri kaplayan Rahman O 'dur .
Haydi , ne isteyeceksen O her şeyi bilenden iste !
60 - Ne var ki " Rahman'a secde edin" denildiği zaman , " Rahman da neymiş ?
Bize emrediyorsun diye secde mi edeceğiz ?" diyorlar .
Bu nefretlerini daha da artırıyor .
61 - GÖĞÜ yıldızlarla donatan ,
oraya ışık saçan güneşi ve parıldayan ayı asan ne kutlu , ne yücedir !
62 - Düşünmek veya şükretmek isteyenler için
gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O 'dur .
yatacının elçilerleri ile yalanlayıp inkar edenler zalimlerin karşılaşmasını
biri tatlı diğeri acı iki denizin karşılaşmasına benzetenlerin fikrine katılıyorum
bu iki deniz böyle birbirlerini her gördüklerinde silahlarına sarılmıyorlardı elbet
belki de birbirlerine karşı çoğu zaman sükunetle yaklaşabiliyorlardı
konuşup tartışabiliyorlardı öne sürdükleri tezlerle üstünlük kurmaya çalışıyorlardı
elbette hakem olan yaratıcı belirliyordu uzlaşmanın mümkün olmadığı hususları
ademoğullarının yani ademin görüşünün en önemli maddesi içerik olarak şu olabilir
ddoğayı izledim ve biliyorum ki bir olan yaratıcı tarafından hepmiz sudan yaratıldık
her ne kadar kaynağımız bir olsa da çiftleşerek ürediğimiz için
soyumuzun bilinirliği önemli olmalı
aileler kurarak belirli kurallar çerçevesinde çoğalmalıyız
sorumluluklarımızı bu şeklide daha güzel yerine getirebiliriz
dayanışmadaki önceliğimiz ailemizden başlayıp
bulunduğumuz toplumun diğer üyelerine
ardından da tüm insanlara ulaşacak şekilde genişlemeli
ademin bu düşüncesi yaratıcı tarafından benimsenmiş
diğer topluluklara da kabul edilmesi emredilmiş
iblis teker patlatıp yoldan çıkmış
yaratıcı da ne halin varsa gör
bunun hesabını sana ve sana uyanlara muhakkak soracağım demiş
son elçinin karşısına geçen zalimler bunu bilmiyor mu
biliyorlar ama inkar ediyorlar
bu uyarıyı dikkate alırsanız yaratıcı geçmişte olanı hesaba katmayacağını
af edileceğinizi müjdeliyor diyen elçiyi yalanlıyorlar
alışmışlar yaratıcıya iftira ederek hak yemeye para yığmaya dincilik yapmaya
avantalarından vazgeçemedikleri için putlarına sarılıp yaratıcıya sırt çeviriyorlar
şirk koşup kopamadıkları şeylere bir bak kendilerine ne fayda ne de zarar veribilirler
sen bunların putları hakkındaki boş sözlerine kulak asma
onlara yaratıcının yüceliğinden övgüyle bahset
inkarcılar gökleri ve yeri altı günde yaratanın ilahları olduğunu söylüyorlar
hayır gökleri ve yeri altı günde yaratan bir olan yüce yaratıcıdır de
sanki yaratıcı kaç günde yarattığını söylemek zorundaymış gibi
hem kime göre neye göre altı gün
sonsuz bakış açısından sınırsız incelikteki yaratılıştan haberleri yok
zaten anlayabilselerdi gün demezler zamandan bahsetmezlerdi
söyledikleri her şeyin kaynağı olarak yaratıcıyı gösterdiğinde
ona boyun eğmeye çağırdığında deliye dönüp daha da kuduruyorlar
kafanızı kaldırıp bakarak nefsinize göre saçma hükümler verdiğiniz gök cisimlerini
geceyi ve gündüzü ardı ardına getirenin yüce yaratıcı olduğu söyle
duydukları gerçekler karşısında iyice çıldırsınlar
ölümsüzlüğün kaynağı gücü her şeye yeten yaratıcından bir şey istemek için
gök cisimlerinin şekillerine bakmama gerek yok dedikçe fıttırsınlar
FURKAN SURESİ ( 63 - 66 )
63 - Rahman 'ın kulları öyle kimseler dir ki
yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine lâf attıkları zaman
" Selâm ! " der geçerler .
64 - Onlar , gece yarılarında ayakta durarak , yerlere kapanarak Rablerini anarlar .
65 - Onlar : " Ey Rabbimiz , cehennem azabını bizden uzak tut .
Onun azabı çok korkunç bir şey .
66 - Gerçekten orası ne berbat , ne kötü bir yer " derler .
zorbalıkla elde ettikleri geçici dünya malına güvenerek
böbürlene böbürlene yürüyen ahmaklarla karşılaşınca
eğer seni incitmek için sana laf atacak olurlarsa
onlara selam de geç
ilk sözleşmenin amacını hatırlat
ne anlama geldiğini biliyorsa utanır
inkar ediyorsa da bi nane yiyemez için için kudurur
gece uyanınca onlar gibi gökyüzüne bakıp saçmalama
sadece yaratıcıyı düşünerek vakit geçir
üzerine batığın yerin un ufak olacağı
üzerinde duran dökülüp dağılacağı o korkunç dünün azabından
bir olan yaratıcına sığın
kötü ve berbat bir dönüş yerine gitmemek için ondan af dile
FURKAN SURESİ ( 67 - 77 )
67 - Onlar , harcamalarında israfa kaçmazlar ,
cimrilik de yapmazlar ; ikisi arasında dengeli giderler .
68 - Onlar , Allah ile beraber asla bir takım düzmece tanrılara yalvarıp yakarmazlar .
Allah 'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler .
Kim bunları yaparsa ağır bir cezaya çarpılır .
69 - Kıyamet günü azabı katlanır ve aşağılanmış bir şekilde o azabın içinde kalakalır .
70 - Ancak tövbe ederek iman eden ; iyilik, güzellik ve doğruluk için çaba sarf edenler başka .
Çünkü bunların kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir .
Allah çok bağışlayıcıdır , sevgi ve merhamet kaynağıdır .
71 - Zaten kim tövbe edip iyilik , güzellik , doğruluk için çalışırsa ,
makbul bir kimse olarak Allah 'a dönmüş olur .
72 - Onlar , yalana dolana kulak asmazlar . Boş konuşulan yerden vakar içinde geçip giderler .
73 - Onlar , Rablerinin ayetleri hatırlatılınca kör ve sağır kesilmezler .
74 - Onlar : " Ey Rabbimiz , eşlerimizi ve çocuklarımızı bizim için gözümüzün nuru ,
gönlümüzün neşe kaynağı yap . Bizleri Sakınmada önde gelenlerden eyle ." derler .
75 - İşte bunlar güçlüklere göğüs germelerinden ötürü sıhhat ,
sağlık ve esenlik dilekleri arasında cennetin başköşesine buyur edileceklerdir .
76 - Orada sonsuza kadar yaşayacaklar . Ne güzel bir yer , ne hoş bir makam !
77 - Sonuç olarak de ki :
" Dua ve ibadetlerinizle karşılık vermeniz olmasa Rabbim sizi ne yapsın ?
Siz ise bunları yalan saydınız. Bunun da karşılığını yakında görecekseniz ... "
ilk sözleşmenin hükümlerinden söz edilmeye devam ediliyor sanki
yeryüzü nimetlerinin nasıl kullanılacağına paylaşımın nasıl yapılacağına dair
kimsenin durduk yere kimseyi öldüremeyeceği ilan edilmiş
yaratıcının tek olduğu
ona şirk koşmak için tanrı uydurulamayacağı söylenmiş
alinen temeli anne ve babanın karşılıklı rızasıyla kurulur
ve insanlar ilan edilmiş eşi dışında cinsel ilişki yaşayamaz denmiş
bu suçları işleyen toplum huzurunda mahkeme edilir ve cezalandırılır
mutlak hüküm ise yaratıcının katındaki mahkemede verilir
suçlular cezalarını çektikten sonra bir daha suç izlemez
ve iyi işler yaparlarsa yaratıcı onları bağışlar
yaratıcın merhametine sevgisine sığınıp günahtan uzak kalanlar
kötülükten kutulur ve iyiliğe yönelerek kazanç sağlar
her söylenene hemen inanmazlar
baktılar boş söz var
kendilerinden emin bir şekilde o ortamı terk ederler
yaratıcının oluşa ve işleyişe dair hükmüne karşı ilgisiz kalmazlar
yaratıcının bilimsel yolunu takip etmekte geri kalmazlar
ailelerini bu güzel ilkelerle genişletmek isteyen insanların duası
yaratıcıya verdikleri sözü huzur ve mutluluğa kavuşmak için unutmamayı istemektir
yaratıcıdan sakınan ailelerin oluşturduğu toplumda hayat cennet hayatıdır
barış ve esenlik vardır
haksızlık adaletsizlik olmaz
tarih boyunca bu şekilde yaşayan toplumların toplanacağı yer
yaratıcın katındaki ebedi cennettir
zor zamanlarda yardımlaşan destekleşen insanoğlu buna hak kazanır
içinizden barış içinde yaşayalım kavga etmeyelim
içinde bulunduğumuz hayatı sorgulayalım
hep birlikte var olmanın bir yolunu bulalım
bunu en güzel şekilde gerçekleştirmenin çaresini arayalın diyenler çıkmasaydı
yaratıcı sizinle muhatap olmazdı
niye olsun ki
bu bilinç seviyesine eriştikten sonra sapıtırsanız bunun bedelini ödersiniz
11 Eylül 2022 Pazar
13 - furkan
8 Eylül 2022 Perşembe
12 - sad - yasin
SAD SURESİ ( 1 - 88 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - Sad . Size özünüzü hatırlatan ve uyanışa çağıran kitap dile gelsin !
2 - " Hayır ! O kâfirlerin üstünlük taslamalarına rağmen yürekleri paramparçadır . "
3 - Önceki çağlarda nice nesilleri helak ettik .
Feryat ettiklerinde ise artık vakit çok geçti .
4 - Kendilerine içlerinden uyanmaya çağıran bir elçi gelmesini tuhaf karşıladılar .
" Bu , büyüleyici lâflar eden yalancının biri . " diyerek kâfirlik ettiler .
5 - " İlahları bir tek ilah mı yapmış ? Bu gerçekten tuhaf bir şey , çok tuhaf " dediler .
6 - İçlerinden elebaşları öne atılarak şöyle dedi :
" Yürüyün , ilahlarınızı koruyun , yapılması gereken şey kesinlikle budur .
7 - Öteki dinlerin hiçbirinden böyle bir şey duymadık , bu kesinlikle uydurma .
8 - İlâhî vahiy aramızdan başka kimse kalmadı da ona mı indiriliyor ? "
Aslında onlar bu vahyi indirenin Ben olmasına inanamıyorlar .
Doğrusu henüz azabımı tatmadılar .
9 - Yoksa sana vahyi indiren , çok güçlü ve cömert Rabbinin
sevgi ve merhamet hazineleri onların yanında mı ?
10 - Yoksa bütün o göklerin , yerin ve arasındakilerin mülkiyeti onların elinde mi ?
Öyleyse bütün yollara başvurarak gökleri , yeri ve arasındakileri ele geçirsinler bakalım .
11 - Onlar , küçük bir darbeyle hezimete uğrayacak kabile döküntüsü bir güruhtur .
12 - Önceki çağlarda Nuh halkı , Ad halkı ve piramitler kralı Firavun da elçileri yalanlamıştı.
13 - Semud , Lut ve Eykeliler de ... İşte o hezimete uğramış güruhlar bunlardı .
14 - Hepsi de gönderilen elçilere bütün bunlar yalan demişler
ve azabıma müstahak olmuşlardı .
15 - Bunların sonu da sadece bir tek azap çığlığına bağlı .
Öyle ki çığlık sökün etti mi artık geri dönüşü yoktur .
16 - Bir de " Rabbimiz ! Hesap gününden önce payımıza düşen ne ise
hemen şimdi ver . " diyorlar .
17 - ŞİMDİ , sen onların laflarına katlan ve güçlü kulumuz Davud 'u hatırla !
Çünkü o ömrünü Allah ile yürümeye adamış birisiydi .
18 - Biz dağları onun emrine amade kılmıştık .
Sabah akşam onunla birlikte Allah 'ı yüceltirlerdi .
19 - Kuşları da toplu olarak onun emrine amade kılmıştık .
Hepsi de onun Allah ile olan yürüyüşüne katılırlardı .
20 - Böylece hem egemenliğini güçlendirmiş ,
hem de kendisine açık sözlü bir bilgelik vermiştik .
21 - Bir de Davud 'un huzuruna gelen iki davacı olayı var ,
onlardan haberin var mı ? Hani duvarı tırmanarak
22 - Davud 'un yanına gelmişlerdi de adamlardan bayağı korkmuştu .
Davud 'a : " Korkma ! " demişlerdi . " Biz iki davacıyız , birimiz diğerinin hakkını yedi .
Sen aramızda adaletle karar ver , haksızlık yapma , aramızı bularak bize doğru yolu göster . "
23 - Ardından : " Bu benim kardeşim , onun doksan dokuz koyunu ,
benimse tek bir koyunum var .
' Onu da bana ver ' diye tutturdu ve dediğinide yaptırdı. " diye anlattı .
24 - Davut dedi ki :
" Koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle doğrusu sana haksızlık etmiş .
Zaten toplumda birçok kişi birbirine böyle haksızlık yapıyor.
İman edip iyilik , güzellik , doğruluktan ayrılmay anlar ancak uzak kalabiliyor .
Ama onlar da maalesef çok az ... " Davut kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı .
Hemen Rabbinden af diledi , rükû ederek yere kapandı ve O 'na yöneldi .
25 - Biz de bu şekilde kendisini affettik .
Dahası ona katımızdan bir yakınlık ve güzel bir dönüş hazırladık , hiç kuşkusuz .
26 - Ey Davut ! Biz seni yeryüzünde bir halife yaptık . İnsanlar arasında adaletle hükmet .
Heva ve hevesine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın .
Çünkü Allah yolundan sapanları hesapgününü unuttukları için şiddetli bir azap bekliyor .
27 - BİZ göğü , yeri ve arasındakileri kâfirlerin sandığı gibi boş yere yaratmadık .
Cehennemi boylayacak o kâfirlerin vay haline !
28 - Yoksa iman edip
iyilik , güzellik , doğruluk için çalışanları yer yüzünü karıştıranlarla bir mi tutsaydık ?
Sakınanları hiç yoldan çıkmışlarla aynı kefeye koyar mıyız ?
29 - Çağlar boyu yankısı sürecek bu kitabı , sana , aklı ve vicdanı olanlar
ayetleri üzerinde düşünsünler ve ibret alsınlar diye indirdik .
30 - YİNE Davud ' a Süleyman 'ıbahşettik . O ne güzel kuldu .
Bütün ömrünü Allah 'ı yüceltmeye ve O 'nun ile yürümeye adamıştı .
31 - Kendisine akşam üstü üç ayağını basıp
dördüncüsünü tırnağının üzerine dikerek durabilen
safkan koşu atları gösterildiğinde bile :
32 - " Ben güzel olan her şeyi severim çünkü bana Rabbimi hatırlatır ." derdi .
Atlar gözden kayboluncaya kadar böyle söylenirdi .
33 - Sonra : " Geri getirin onları bana ! " der bacaklarını ve boyunlarını şefkatle sıvazlardı .
34 - Süleyman 'ı imtihan etmiştik .
Sağlığı öyle bozulmuştu ki tahtında sanki bir ceset oturuyordu .
Sonra dönüp tekrar sağlığına kavuşunca :
35 - " Rabbim , beni affet ve bana ardımdan kimsenin ulaşamayacağı bir mülk ver .
Çünkü sen daima veren elsin ; bundan hiç şüphem yok . " diye dua etmişti .
36 - Bu tevazu karşında biz de rüzgârı onun emrine verdik .
Emriyle istediği yöne kolayca akardı .
37 - Bozgunculuk çıkaran bütün yapı ustalarını ve dalgıçlıkları da emrine verdik .
38 - Ve zincirlere bağlanmış diğerlerini de ...
39 - " İşte bu bizim engin cömertliğimizdir .
Artık dilersen başkasına ver , dilersen tut , hesabı yok . " dedik .
40 - Dahası ona katımızda bir yakınlık ve güzel bir dönüş hazırladık , hiç kuşkusuz .
41 - KULUMUZ Eyyub 'u da hatırla . Hani bir zamanlar Rabbine şöyle seslenmişti :
" Şeytan şu acı ve dert dolu hayatımdan iyice ümidimi kesmemi telkin edip duruyor . "
42 - Biz de : " Ayağını yere sağlam bas !
İşte sana yıkanılaca k ve içilecek soğuk bir su . " dedik .
43 - Böylece Eyyub 'a sevgi ve merhametimizin inişiyle
onunla beraber olanlar giderek ikiye katlandı .
Aklı ve vicdanı olanlar düşünüp ibret alsın artık .
4 4 - Bir de : " Elinle bir demet al da onunla vur ; sözünde durmamazlık etme . " dedik .
Doğrusu Biz onu olağan üstü direnme gücüne sahip birisi olarak bulduk .
Ömrünü Allah ile yürümeye adamış , ne güze l bir kuldu o !
45 - İBRAHİM 'İ , İshak 'ı ve Yakup 'u hatırla .
Bunlar kalp gözleri açık , iradeleri güçlü kullarımızdı .
46 - Saf bir yürek temizliği içinde ahiret yurdunu düşünmeleri sebebiyle
onları katıksız bir imana sahip kılmıştık .
47 - Çünkü onlar bizim gözümüzde nadiren bulunan seçilmiş , erdemli insanlardı .
48 - İsmail 'i , Elyesa 'ı ve Zülkifl 'i de hatırla ! Hepsi de erdemli kimselerdi ...
49 - İŞTE BU dinlediğiniz , kendi özünüzdekini hatırlatmadır .
Sakınanları mutlu bir gelecek bekliyor .
50 - Onlar kapıları ardına kadar açılmış sonsuz mutluluk cennetlerine girecek .
51 - Orada uzanıp dinlenecekler , her türlü meyve ve içecek ,
istedikleri an yanlarında olacak .
52 - Yanlarında gözlerinin içine bakan harika eşleri olacak .
53 - İşte bu , hesap günü için size verilen sözdür .
54 - Bu bizim hiç tükenmeyecek engin cömertliğimizdir .
55 - Bu böyledir . Fakat sınırları çiğneyip geçerek tağutluk yapanları ise
kötü bir gelecek bekliyor ,
56 -Hepsi cehennemi boylayacak , ne berbat bir yataktır orası !
57 - Onlara kaynar su ve irin içirilecek , tatsınlar bakalım nasılmış ?
58 - İşte bu şekilde azap üstüne azap tadacaklar .
59 - O tağutlara : " İşte peşinize taktığınız kalabalıklar ! " denince
" Rahat yüzü görmesinler , hepsinin canı cehenneme ! " diyecekler.
60 - Kalabalıklar : " Hayır , asıl siz rahat yüzü görmeyin . Sizin yüzünüzden bu hallere düştük .
Şu girdiğimiz yere bakın , ne korkunç ! " diyecekler .
61 - " Ey Rabbimiz , bizi bu hallere düşürenlerin cehennem azabını kat kat artır , " diyecekler .
62 - Ve ekleyecekler : " Bir zamanlar hor görüp aşağıladığımız o adamlar da nerede ?
63 - Kendileriyle alay edip duruyorduk . Yoksa buradalar da biz mi göremiyoruz ... "
64 - Cehennemi boylamış olanların birbiriyle tartışması işte böyle olacak , hiç !
65 - ÖYLEYSE HAYKIR : " Ben sadece uyanışa çağıranım .
Karşı konulmaz gücüyle tek Allah 'tan başka hiçbir tanrı yoktur .
66 - Göklerin , yerin ve ikisi arasındakilerin güçlü ve bağışlayıcı Rabbi O 'dur .
67 - Bu Kur 'an muazzam mesajlar veriyor .
68 - Ona nasıl aldırış etmezsiniz ?
69 - Gerçi melekler yüce mecliste tartışırlarken ben orada yoktum ,
70 - Fakat ben apaçık bir uyanışa çağıran olduğum için o bilgi bana vahy olunuyor ... "
71 - Hani bir zamanlar Rabbin meleklere demişti ki :
" Ben çamurdan bir insan yaratacağım .
72 - Ona son şeklini verip ruhumdan üfleyince onu selâmlayın ! "
73 - Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan selâma durdular .
74 -Yalnız İblis büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu .
75 - Allah : " Ey İblis , kendi elimle yarattığımı selamlamaktan seni alıkoyan nedir ?
Büyüklük taslayıp kendini üstün mü görüyorsun ? " dedi .
76 - İblis : " Ben ondan hayırlıyım . Beni ateşten , onu ise çamurdan yarattın . "
77 - Allah : " Hemen çık oradan , çünkü artık sen kovuldun .
78 - Lanetim kıyamete kadar senin üzerindedir , kesinlikle . " buyurdu .
79 - İblis :
" Ey Rabbim , o halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver ." dedi .
80 - 81 - Allah : " Peki , isteğin mühlet verildi . " buyurdu .
82 - İblis :
" Öyleyse bütün yüceliğinle tanığım ol ki onların hepsini sapıtıp yoldan çıkaracağım .
83 - Fakat saf bir yürek temizliği içinde sana bağlı olanları sapıtacağımı sanmıyorum ,
onlar hariç . " dedi .
84 - Allah buyurdu : " Gerçeği sadece gerçeği söylüyorum ,
85 - Açın kulağınızı ! Cehennemi seninle ve sana uyanlarla tıka basa dolduracağım . "
86 - HAYKIR YÜZLERİNE :
" Yaptığım peygamberliğe karşı sizden maddî bir karşılık beklemiyorum .
Ben olduğundan fazla görünmeye çalışan birisi de değilim .
87 - Şu Kur 'an insanlığa kendi özünü hatırlatmadan başka bir şey değildir !
88 - Zaman onu haklı çıkaracak ; bunu bir gün anlayacaksınız , kesinlikle !
iniş sırasına göre okuduğum çevirinin otuz sekizinci suresi
bu kitabı kim hangi amaçla okuyor bilmiyorum
ben bu kitabı okurken taraf tutuyorum
evet yaratıcının elçilerinin bilimin adaletin penceresinden bakıyorum
mazlumun haksızlığa uğrayanın ezilenin dertlerine çare gördüğüm için okuyorum
bunu yaparken zalimlere haddinden fazla yüklenmem mümkün müdür
olabilir
nihayetinde ben yaratıcı değilim
her konuyu tüm yönleriyle değerledirip noksansız hüküm veremem
zaten amacım da bu değil
yorumlarımın haddini aştığı olayların özünden uzaklaşarak saptığı
mesajı canımın çektiği şekilde anlamaya yöneldiği anlar olabilir
olsun
hatam varsa imkan bulur bulmaz düzeltirim
ben hakem değilim
fikrimi söylüyorum sadece
ve tarafım belli diyorum
zalime hak yiyene katile hırsıza şerefsize malzeme çıkarmak için okumuyorum bu kitabı
derin bir uykudan uyanma niyetiyle karıştırıyorum sayfalarını
benimle konuşsın istiyorum
onu hak ettiği şekilde anlamak için çabalıyorum
şu kitabı okuyup da hala zalimlerin yanında yer alabilenin
veya onları hoşnut edecek şekilde söylenenleri çarpıtanların yüreklerindeki
cam parçalarına basarak yolumda yürümeye kararlıyım
önünde sonunda kalbini bana açan güzel insanların
sevgi dolu tahtlarına kurulup keyif çatacağımı umuyorum
evet derdim sefa sürmek
hayatın tadını çıkarmak
bunun bilenen manada olamayacağını düşündüğüm için suçluysam suçluyum
çünkü yaratıcıya canı gönülden inanmak istiyorum ve inanıyorum
o yoksa bile onu yaratmak istiyorum
lütfen iyiliğe güzelliğe doğruluğa kıymet vermek için var olsun
neyse
çalakalem böyle bir şey işte
mevzunun çıkış noktasına gidip biraz kafa yorumca
işte tek dertleri maruz kaldıkları açlığı gidermek
güvenli bir şekilde geceyi atlatmak
yani kısaca hayatta kalabilmek için ne gerkiyorsa onu yapmak
onun dışında ne yapıyordu bu ilkel denilen canlılar
hava kararınca gökyüzüne bakıyorlardı başka ne yapabilirler ki
en fazla yaktıkları ateşin etrafında toplanıp alevleri seyrediyorlardı
olan bitene bir anlam verebilmek için düşünüyorlardı
dünyanın farklı coğarafyalarında yaşamaya çalışan insanları hayal edersek
elbette daha ilginç ortamlar değişik karakterler canlanabilir gözümüzde
insanın bu hayat mücadelesinden sayısız efsane hurafe tanrı çıkması şaşılacak bir şey değil
bunların binlerce yıl boyunca oluşturdukları düzeni hop kardeşim ne yapıyorsunuz siz
diyerek değiştirmeye çalışan bir elçi çıktığında yaşanılan şoku bir düşünün
dinciler safsatacılar uyanık sahtekarlar en güzel yerlere kurulmuş
akarı kendilerine haz kılan godomanlar züppeler tezgahı o biçim kurmuş
sömürü had safhada elit kesim kaymağa çökmüş öküz gibi tıkınıyor
ya bu kahpe düzenin bugün yaşananlardan bir farkı yok aslında
şimdi biri çıkıp yok bu iş böyle olmaz dediği zaman
ne diyo la bu şaşkın diyenlerin şekline şemaline bir bakın
hepsi çeşit çeşit putların arkasına saklanmış avantacı sülük tipler
yaratıcı tektir yarattıcı her şey üzerinde herkes eşit hakka sahiptir denildiğinde
bunun kabul edilemez olduğunu ileri sürmelerinin nedeni şerefsiz olmaları
ki etkileşimde bulunkları diğer dünya toplulukarında da
sarıldıkları zulüm düzenin farklı uyduruk isimlerle sürdürlmekteyken
tek yaratıcı ha
bir tane mi
eşitlik adalet hak
bunları duyduklarında endişe edecekleri tek şey haksızca elde ettikleridir
hal böyle olunca feryat figan ayağa kalkarlar
din elden gidiyor naralarıyla uyduruk ilahlarının savunulmasını isterler
yaratıcı hariç herkese açıktık tam gaz yolunda oldukları tapınakları
yani bir yaratıcı varsa bile
neden bu işin piri olarak gördükleri kendilerinden çıkmaz ki
la sövmeden yazacam söz verdim kendime
he aranızdan birini elçi olarak seçsin de
kafanıza göre ayar çekip ilan edin kutsallaştırın çürük arzularınızı
beyinlerine tükürdüğüm salakları
birkaç geniş aile bir araya gelmiş gerçek büyüklüğün ne olduğundan habersiz
dar ufuklarında abarttıkları sayılarla nüfuslarının çokluğuna güvenip
güçlerinin her şeye yetebileceğine dair bir vehve kapılıyorlar
niceleri helak olup gitti üstelik bu zibidiler
onların ülkesindeki bir köyü ancak yarım yamalak doldurabilirlerdi
bu akılsız tipler karşısında elçiye düşen sabırdır ya sabır
zulümleri karşısında başlayan kıpırdanmalar büyüyerek sonlarını getirmeye yeter
bu kısmı biraz hızlı geçeye çalışacağım
çünkü verilen örnekler anılan isimler
günümüzde hepimizin aşina olduğu bir güruha yönelik
yahudiler
ben yahudileri kendi fikir dünyamda ikiye ayırdım
bir kısmı yaratıcıyı dikkate alan almak isteyen yahudiler
diğerleride kuduruk olanları
ben onlara kuduz yahudi diyorum
kitapta ismi geçen yahudi elçilerle bir sonurum yok
onların hikayelerini dinlemekten
onlar üzerinden tanrının bana vereceği tüm mesajlara açığım
öğütlerini dinlerim
onları içtenlikle yad ederim
hepsinden yaratıcı razı olsun
ancak mülk peşinde koşan kuduz yahudilerin
onların güzel hatıralarını kirletmelerine de razı olamam
ismi anılan yahudilerin büyük devletler kurduğunu söylüyor elçi
adil olduklarını bazı hatalar yapmalarına rağmen
sonunda pişman olduklarını ve kendilerini hemen düzelttiklerini biliyorum
bilimden faydalanırken zorbalığı değil eşitliği esas aldıklarını anlıyorum
hükmederken adaleti gözettiklerini
yaratıcıdan mal mülk isterken
tek gayelerinin paylaşmak bölüşmek olduğunu görebiliyorum
bu zevki tadıp yaratıcının katında itibar kazanmak için istiyorlardı her şeyi
bu güzel insanlar işi çözmüş on numara beş yıldız idarecilerdi
güzelliğe sahip olabilmenin
onu yaratıcısına yakışır şekilde takdir edip herkesle paylaşmak olduğunu kavramışlardı
attıkları her adım aldıkları her nefes bu doğrultudaydı
sadece kendileri bu şeklide yaşmıyorlardı
etrafındaki herkesin de bu inceliği kavrayabilmelerini sağlıyorlardı
başlarına bir sıkıntı geldiğinde onunla başa çıkabiliyorlardı
doğruluktan dürüstlükten ödün vermeden direnerek kazanmasını biliyorlardı
doğayı yaratıcının izlerini takip ederek anlamaya çalıştıklarında
su ekmek iletişim plan hedef neye ihtiyaçları varsa muhakkak erişiyorlardı
bilmediklerini yartıcın yardımıyla öğreniyor
öğrendiklerini onu hoşnut edecek şekilde hayata geçiriyorlardı
cehennemde kafirler arasında yaşanacak bir itiş kakışa dair betimlemeye gelince
surenin başındaki bölünmüşlük ve kendi aralarındaki kopukluk işaret ediliyor olmalı
hani böyle bir çete çuvallayıp hapise düşer de
tecritte birbilerine girer senin yüzünde diyerek
işte böyleboş beleş bir ayrıntı aslında
ama belki ibret alan olur belki diyerekı hatırlatılıyor
kitap dediğime bakmayın
bir kitaptan fazlasıdır son elçiyle gelen
insan geçmişine özüne karşı nasıl bu kadar ilgisiz kalabilir
surede değinmek istediğim üzerine birkaç söz söylemek istediğim yerler vardı
surenin sonunda yer alan anlatıya duyduğum merak
bunları gözden kaçırmış olmama neden olmuş olabilir
kitabı birkaç kez okuduğum için
o konulara tekrar değineceğimiz yerlerin geleceğini az çok biliyorum
bu nedenle içim rahat
yaratıcı elçileriyle gerçeği takrar tekrar hatırlatmadan bırakmaz insanı kendi haline
sonunda kulak asmayanı pejmürde bırakır orası kesin
evrim teorisi üzerinden bakacağım mevzuya
yani yaşadığım dönem itibariyle başka bir şey yok denilebilir
ha bu konuda derinlemesine bilgi sahibiyim dersem de yalan olur
ancak başta dediğim gibi sadece yorum yapıyorum
kendimce
tarafımı da belli ettiğime göre konuşabilirim
bu benim hakkım
yanlışsam düzeltirim
ben inkarcı değilim
birleşmiş milletler adıyla kurulan örgütün resmi yaşı bugün yetmişten fazla değil
fakat bu örgütün ruhu insanın idol olarak tarih sahnesine çıktığı yaşta
elbette bir tapınç odağı olarak kast etmiyorum insanı
davranışına görüşüne yaklaşımına tabi olunacak bir görüş şeklinde algılıyorum insanı
binlerce yıl önce bir toplantı yapılmış
evrimin düşünceyle ahlak ile birlik ve beraberlik konusundaki ilk uzlaşı girişimi
kabul edilebilir yaşam biçiminin ne olacağına dair bir tartışma yaşanmış
günümüzdeki bilimsel çalışmalar sonucunda sınıflandırılan homo türleri arasında
insan diye anılan türün öne sürdüğü bakış açısı genel kabul görmüş
buna itiraz sadece iblis soyundan gelmiş
neden olarak da yaşadığı coğrafyayı ve hayatta kalmak için maruz kaldığı zorlukları göstermiş
ne kadar aptalca değil mi
bu soğuk iklime adapte olarak yaşamını sürdüren tip
sıcak iklimde ayakta kalanlara karşı üstünlük taslamış
tam olarak neyi savunduğunu anlamak hiç de güç değil
nasıl yönetildiğinizin farkına varın yeter
şeytanın bu şerhi hala devam eden savaşın başlamasına neden olmuş
elçinin bu tarihi olayı okuduğu kaynakları bilmiyorum
ancak okuduktan sonra yaratıcı tarafından kabul gören sözlerini okuyorum
her şey gerçek olmayabilir
bazen gerçeğe en yakın olanla yetinmeniz gerekebilir
bu kadarı yeter size yeter diyen bir tanrıyı iş bilmezlikle suçlayamam
nihayetinde ona döneceğim
o gün anlayamadığım şeyleri bana söyleyeceğine eminim
kesinlikle
YASİN SURESİ ( 1 - 12)
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - EY İNSAN !
2 - Dile gelsin bilgelik dolu Kur 'an !
3- " Hiç şüphen olmasın ki sen elçilerden birisin ,
4 - Doğruluk ve dürüstlük yolundasın .
5 / 6 - Görevin , yüce sevgi ve merhamet kaynağının indirdiğiyle ,
ataları uyarılmadığı için derin uykulara dalmış bir halkı uyanışa çağırmaktır . "
7 - Unutma ki onların çoğu üzerine söz hak olmuştur ,
artık ne yaparsan yap imana gelmezler .
8 - Çünkü biz onların boyunlarına , çenelerine kadar uzanan demir halkalar taktık .
Bu yüzden burunları yukarıda gözleri aşağıda somurtur dururlar .
9 - Önlerine ve arkalarına set çektik . Büsbütün karanlıkta bıraktık ;
artık baksalar da göremezler .
10 - Onları uyanışa çağırsan da çağırmasında fark etmez , inanmazlar.
11 - Sen ancak Kur 'an 'ı can kulağı ile dinleyen ,
görmediği halde Rahman 'a karşı korku ve titreme içinde olanı uyandırabilirsin .
İşte böylelerine bağışlanma ile birlikte en güzel karşılığın verileceğini müjdele!
12 - Ölüleri dirilteceğiz ! Bunu yapacak olan biziz , biz .
Gelecek için ne yapıyorlarsa ve geride ne bırakıyorlarsa hepsini kayda geçiyoruz .
Her şeyin apaçık önlerine konacak şekilde tek tek hesabını tutuyoruz .
insan
ismini kendine mi verdi
yoksa ortak bir vicdan tarafından mı belirlendi
hak ve eşitliğin sağlanabilmesi için farklılıkları zenginlik olarak tanımlayanlar
bu kavram üzerinde uzlaşarak medeniyete doğru ilk adımı atarak
barış ve huzur içine dünyada yaşamayı kabul mü etti
ya öncekiler
bir elçi tarafından uyarılmayanlar
sanırım bilmeden işledikleri hatalardan sorumlu olmayacaklar
ama içlerinden gelerek yaptıkları güzel işlerin karşılığını verecek bir yaratıcıya inanıyorum
insanın fikir olarak iki ayağı üzerinde durmaya başladığı tarihte
ilk elçinin yaratıcının sözünü resmi olarak duyurduğu gün
yeryüzündeki akıllı canlılar doğruluk ve dürüstlük yolunda yürümeye başlamıştır
sevgi ve merhameti sonsuz olan yaratıcı
son elçisine kadar bu yolda yürüyenlere bilgelik dolu sözleriyle yardımcı olacaktır
nihayetinde kurtuluş insanın bu sözlere içtenlikle sarılıp
yaratıcıdan gelecek olan şımarıp yoldan çıkmadan beklemesiyle mümkündür
yapılan cehennem tasvirinin bende düşüdürdüklerine gelecek olursak
böyle yaratıcıyı işkence meleklerini toplamış bir vaziyette
günahkarları şiş kebap yaparken hayal edecek kadar uzak değilim hayata
son elçi bu manzarayı tam olarak gözüyle bir yerde görmediyse
bu betimlemenin birebir yer aldığı bir kaynağı okumuş veya
böyle korkuç bir olaya şahit olan biriden yaşananları dinlemiş olmalı
zalim bir idareci tanrılığını ilan etmiş abeci bir kral canlanıyor gözümde
etrafına sahtekar dincileri kendini bir şey zanan zengin züppeleri toplamış şov yapıyor
kendisine ve zorbalık üzerine kurduğu düzene karşı gelen güzel insanları
boyunlarında demir halkalar takılmış bir şekilde zincirlerle sürükleyerek karşısına getiriyor
acımasız yalakaları tarafından çeşit çeşit işkencelerden geçirttiği masum insanların
artık kendisine boyun eğmeyeceğinden emin olduğu için
işleyeceği cinayeti gözdağı vermek üzere bir şölen havasına sokmak istemektedir
bu olayı izleyen haklı korkudan tir tir titretek patronun kim olduğunu belletme derdindedir
zulüm ve haksızlığı ilke edinen topluluklar bir süre sonra
tek bir yaratıcı tarafından yaratıldıklarına dair gerçek bilgiden yoksun bırakılırlar
menffatlerinden başka bir şey düşünmeyen yöneticiler ve din adamları
bu işi öyle istirasla yaparlar ki
bir süre sonra nefislerine tapmayı hayatın terk gerçeği olarak görmeye başlarlar
onlara bir şey anlatamazsın
onlar yaşayan ölülerdir
güneş doğsa bile zifiri karanlıktadırlar
boş boş konuşur
kendilerini uyuttukları zehirli ninnilerle etraflarında bulunanları da kendilerinden geçirirler
kendilerine gelmeleri için dürtüklesen de işe yaramaz
böyle ölü toplulukları uyandıracak bilgi
yaratıcıdan korkan varacağı yer için endişe duyan aklı başında kişilerdedir
inkar komasına girmiş zalimlerin her yaptığını da anbean kaydetmektedirler
işledikleri suçların hesabını sormak üzere emin bir yerde saklanmaktadır
YASİN SURESİ ( 13 - 32 )
13 - ONLARA , elçiler gelen , o şehir halkını örnek olarak anlat .
14 - Bir zamanlar onlara iki peygamber gönderdik .
İkisini de yalanlayıp karşı çıktılar . Biz de bir üçüncüsüyle onları destekledik .
"Biz sizlere gönderilmiş elçileriz . " dediler .
15 - Onlar : " Siz bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz .
Hem Rahman hiçbir şey indirmedi . Bütün bunlar yalan . " dediler .
16 - Elçiler . " Rabbimiz biliyor , biz size gönderilmiş elçileriz .
17 - Açıkça tebliğden ötesi bizim üstümüze vazife değildir . " dediler .
18 - Onlar : " Siz bizim bahtımızı kararttınız .
Eğer bu işe bir son vermezseniz sizi taşa tutarız ve çok fena yaparız , kesinlikle ! " dediler .
19 - Elçiler : " Bahtınız kendi elinizdedir . Aklınızı başınıza toplamanız istense de , öyle mi ?
Tam tersi siz kendi kendinizi bitiriyorsunuz . " dediler .
20 - O esnada şehrin uzak taraflarından bir adam koşarak geldi ve :
" Ey halkım , o elçilere uyun ,
21 - Onlar doğru yoldalar , sizden maddî bir karşılık da beklemiyorlar , uyun onlara .
22 - Neden derseniz ; Beni yaratana niçin ibadet etmeyeyim ,
zaten dönüp dolaşıp O 'na gitmeyecek miyiz ?
23 - O ' ndan başka ilâhlara neden tapayım ?
Eğer O Rahman , beni bir sıkıntıya düşürürse ,
onların aracı olmaya kalkışmalarıhiçbir işe yar amaz ve beni asla kurtaramazlar .
24 -Doğrusu böylesi bir durumda açıkça sapıtmış olurum .
25 - Ben Rabbinize iman ettim , gelin dinleyin beni ! "
26 - " Gir cennete! " denildi . O : " Ah , keşke halkım bilseydi .
27 - Rabbimin beni bağışladığını ve beni saygın bir yere koyacağını ... "
28 - Bundan sonra halkının üzerine gökten bir ordu indirmedik , indirecek de değildik .
29 - Olan sadece korkunç bir gürlemeydi , olduklan yere yığılıp kaldılar .
30 - KENDİLERİNE gelen her peygamberi alaya alan kullara yazıklar olsun !
31 - Geçmiş çağlardan beri helak ettiğimiz nice nesillere dönüp bir bakmazlar mı ?
Giden gelmiyor , görmüyorlar mı ?
32 - Onların hepsi toplanıp huzurumuza gelecek .
hepmiz insanız
kimimiz açık tenli kimizi koyu
farlı sesler çıkarsak da aynı güzel manada buluşabilriz
aramızda üstünlük ancak yaratıcıdan sakınıp doğruluktan ayrılmayışımızda olur
bunun dışında hepimiş eşitiz dedikten
anlaşılan bir topluluk teker patlatarak yoldan çıkmış
bu toplum yaratıcıyı inkar etmiyor diyebiliriz
kendilerine uyarıda bulunmak için gelen elçilerin söylediklerini yalanlıyorlar
en başta yaptıkları anlaşmanın hükümlerini çiğnediklerini kabul etmiyorlar
ancak sözleştiklerini kendilerine hatırlatan şahitlerin ardı arkası kesilmiyor
kurdukları avanta düzenin yıkılacağını anladıklarında
görevi sadece kendilerine gerçeği söylemek olan elçilere karşı düşmanca bir tavır takınarak
işleyişinden memnun oldukları zulüm düzenini yıkmaya çalışanları bozgunculukla suçlayarak
karşılarına geçen herkese şiddetle karşı koyacaklarını
ve onlara zarar vermekten çekinmeyeceklerini beyan ediyorlar
yoldan sapan bu topluluğu uyarmak için dışarıdan gelen elçilere
bu sefer içlerinden vicdanlı biri destek vererek kendini ortaya atıyor
ve elçilerin doğruyu söylediğini hatırlatarak
halkına yaptıkları sözleşmeye bağlı kalmaları gerektiğini söylüyor
bunu söylerken yaptığı maddi beklenti vurgusu
elçilere inatla direnen zalimlerin sahtekar dinci oladuklarını düşünmemize yeter de artar bile
belkide elçiler bu zorba toplumdan alacaklarını almaya gelen haklı kimselerdi
istedikleri haktı
talep ettikleri şey maddi değil maneviydi
bu zalim topluluğun kötü idaresine karşın diğer topluluklar sabretmişti
gün saymıştı
anlaşma gereği idarenin kendilerine geçmesi gereken vakit geldiğinde
sömürü düzeninden ayrılmak istemeyenler
yaratıcı ile aldatmanın kaymağına doyamayanlar
bu görev değişikliğine direnerek kavga çıkarmak istiyorlardı
ne kadar ciddi olduklarını göstermek için de
içlerinden hakkı adaleti savunan o mert kişiyi katlettiler
direkt elçileri öldürmemişlerdi çünkü amaçları onlara boyun eğdirmekti
savaşın karsız olduğu durumlarda kafirler öylesine barıştan yana olurlar
ancak it gibi hırlamaktan ve masumları katletmekten de geri kalmazlar
nihayetinde bu anlaşmazlık haksız olan toplumun aleyhine sonuçlanmış
vahşice öldürülen şahit şehit olarak yaratıcı tarafından ödüllendirilmiş
o şehidin şehadetine şahitlik edenlerin yaydığı huzursuzluk kıpırtıları
çığ gibi büyüyerek bir çığlığa dönüşmüş ve
yoldan sapan dincilerin oldukları yere yığılarak yok olup gitmelerine neden olmuş
cennetten kovulma olayına benzetiyorum ben bu olayı
ne güzel bir düzen kurmuşsunuz
bir sözleşme yapmışsınız
sonra biri gelmiş sizi dolduruşa getirmiş
getirisine tav olup kendiniz dışındakileri yok saymışsınız
ama iş öyle bir hal almış ki
sonunda yok olan siz olmuşsunuz
helak olup gidenler geri gelebilmiş mi
kendileri değil ama kendileri gibi düşüncesiz yaratıklar hep var olmuş
gelen uyarıcıları dikkate almadıkları için de aynı rezil sona kavuşmuşlar
yazıklar olsun
hepsi yatatıcının huzurunda o gün bir araya gelecek
YASİN SURESİ ( 33 - 44 )
33 - Ölü toprak onlar için bir ayettir .
Biz , ölü toprağa hayat vererek ürünler çıkardık , ondan yiyip duruyorlar .
34 - Orada hurma bahçeleri ve üzüm bağları yetiştirdik , içinden pınarlar fışkırttık .
35 - Bütün bunları kendi elleriyle işleyip ürün elde ederek yesinler diye ...
Bu şükürsüzlük neden ?
36 - Yücedir , eşsizdir O . Her şeyden çiftler meydana getiriyor ; yerin bitirdiklerinden ,
kendilerinden ve daha bilmeyecekleri neler , nelerden .
37 - Gece de onlar için bir ayettir.
Ondan gündüzü çekip çıkarırız, bir de
bakarlar ki karanlıkta kalıvermişler.
38 - Güneş de onlar için bir ayettir . Kendi yörüngesinde akıp gidiyor .
İşte bu güçlü ve her şeyi bilenin belirlediği doğadır .
39 - Ay da onlar için bir ayettir .
Ona da bir takım menziller tayin etmişiz , döner dolaşır eğri bir hurma dalı şeklini alır .
40 - Ne Güneş Ay 'a yetişebilir ne de gündüz geceyi geçebilir ,
hepsi de uzayın içinde yüzer dururlar .
41 - Yüklü gemilerin insanları taşıyıp durmaları da onlar için bir ayettir .
42 - Ve böyle daha nice binekler yaratmamız da onlar için bir ayettir .
43 - Müstahak görürsek onları denizde boğabiliriz ,
bu takdirde imdat seslerine ne gelen olur , ne de kurtaran .
44 - Ancak sevgi ve merhametimizle kurtulup yaşamlarını biraz daha uzatabilirler .
ölü toprak cahil insana benzer
akıl fikir vicdan ile hareket ettiğinde
yaratıcının ona sunduğu varoluş nimetiyle buluşur
kendine soru sorarak ekeceği merak tohumlarına cevap araken
elleriyle filizlenen gerçeği sulayıp çapalayıp büyütürken
kendisinden istenen tek şey bu ilim karşısında kibre kapılmadan
oluşun ve işleyişin sahbine hakkını vermektir
güneşin kendisine katabilecekleri bellidir
yeşerip serpilen hayat ağacının yapraklarına güç verir
ama baki değildir
o bel bağlanacak kadar güçlü bir ışık değildir
gece olunca anlamalıdır insan
güneş de kendisi gibi yaratıcıya doğru yol almaktadır
paylayan ay bile azalır da azalır
nihayetinde kuruyan bir dal gibi kıvrılıp incelir ışığı
büyüttüğü ağacın mevyasını yemek için çabalayan insanın
bu döngüden çıkaracağı ders alacağı ibret bellidir
yaratıcın tayin ettiği bilime göre ekip biçeceksin kendini
o çevrimden abuk subuk çıkarımlar yapmayacaksın
işine bakacaksın
onlar da senin gibi yaratılmış varlıklar
etkileşimi yaratıcıyı öfkelendirecek boyuta taşımayacaksın
gözün gibi baktığın ağan sular altında kalırsa umutsuzluğa kapılmayacaksın
meyvasını yiyerek karnını douyurp şükrettiysen
tohumlarını kötü günler için sakladıysan sorun yok
bilim yaratıcın izniyle emrine amade oluverir
binersin gemine sular çekilinceye kadar yüzersin
tıpkı güneş ve ay gibi yaratıya doğru akıp gidersin
bonus olarak bunu bir de gökteki yıldızlar arasında yapılabileceğini hayal edersin
ama kurallar var bak ona göre
yaratıcının koyduğu yasalardan uzaklaşırsan yani bilimden
boğulup gidersin arayıp soranın olmaz
sadece kurallara uymak da yetmez
bu işin manevi yönünü aklından çıkarmayacaksın
yoksa en fazla birkaç gün uzun yaşarsın
sonraki gemiye binmek istiyorsan
yaratıcıdan bilet almak zorundasın
YASİN SURESİ ( 45 - 68 )
45 - Hal böyleyken onlara :
" Geçmişte olanlardan ibret alıp gelecek için hazırlanarak Sakının ki
üzerinize sevgi ve merhamet yağsın . " dendiği zaman aldırış etmediler .
46 - Zaten Rablerinin ayetlerinden hiç birine aldırış etmediler, hep yüz çevirip durdular .
47 - Onlara :
" Allah 'ın size rızık olarak verdiği şeylerden infâk edin / verin ! " denildiği zaman ,
o kâfirler , iman edenler / güvenenler için şöyle dediler :
"Allah isterse onları doyurur , biz mi doyuracağız onları ?
Siz düpedüz sapıtmışsınız , başka bir şey değil ?
48 - Ne zamanmış şu sözünü edip durduğunuz kıyamet ? " diyorlar .
49 - Onlar böyle lâflarla oyalanıp dururken tek bir çığlık işlerini bitirmeye yetecek .
50 - O zaman aileleriyle ne vedalaşmaya ,
ne de bir tembihte bulunmaya fırsatları bile olmayacak .
51 - Diriltici soluk esecek !
Bir de bakacaklar ki mezarlarından kalkıp Rablerine doğru akın ediyorlar .
52 - " Eyvah ! " diyecekler , " Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı ?
Demek O Rahman'ın söz ettiği şey işte buymuş .
Gönderilen elçiler doğru söylemişler . " diyecekler .
53 - Başka değil sadece bir çığlık derhâl hepsini toplayıp huzurumuza getirmeye yetecek .
54- Artık bugün hiç kimseye zerrece haksızlık edilmeyecek .
Sadece yaptık larınızın karşılığını göreceksiniz .
55 - Cenneti hak edenler bugün çok mutlu olacaklar .
56 - Eşleriyle birlikte gölgelikler içinde koltuklar üzerine kurulacaklar .
57 - Onlar orada sevinç ve mutluluk içinde istedikleri her şeyi yapacaklar .
58 - Sevgi ve merhametle dopdolu Rabbinin ebedi barış sözü yankılanacak .
59 - Ey günaha batmışlar, siz bugün şöyle ayrılın!
60 - Ey Âdem 'in çocukları ! Ben sizinle , " Şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır ;
61 - Bana ibadet edin , doğruluk ve dürüstlük yolu budur . " diye sözleşme yapmadım mı ?
62 - Şeytan içinizden birçok nesilleri yoldan çıkardı . O zaman sizin akıllarınız yok muydu ?
63- İ şte s özü edilip durulan cehennem bu !
64 - Bugün girin bakalım O 'na ettiğinizkâfirlik için ,
65 - Bugün ağızlar mühürlenecek ; eller dile gelecek , ayaklar tanıklık edecek ,
yaptıklarınızı bize onlar anlatacak .
66 - Hem isteseydik göz pınarlarını kuruturduk da bir yol bulamazlardı .
Fakat o zaman nasıl vicdan sahibi olacaklardı ?
67 - Yine istesek kendilerini ,
oldukları yerde tabiatlarını değiştirirdik de ne ileri gidebililerdi , ne de dönebilirlerdi .
68 - Kimin de ömrünü uzatıyorsak yaşlandıkça güçten düşürüyoruz .
Bu akıl tutulması neden ?
cıvıl cıvıl işlek caddelerinde sel gibi akıp giden insanların bulunduğu
hayatın hiç hız kesmediği ışıl ışıl parlayan şehirler görürsün
onlar renkli rüyalara dalmış ölülerin bir araya geldiği mezarlardır
hal böyleyken onlara uyanın bu sahipsiz düşten denildiği zaman
medeniyetin ne olduğuna dair kısır görüşlerine sarılarak
kurtarılmış alan olarak gördükleri süslü mezarlarında
sonsuz mutluluk uykunsunda olduklarını öne sürerek
kimse bizi sahip olduklarımızdan ayıramaz derler
hani neredeymiş o çığlık gelsin de uyandırsın bizi diyerek alay ederler
bunlar ve buna benzeyenlerin zalimlerin
zulüm ile abad olacaklarını sanarak kendilerini gömdükleri inkar mezarlıkları
ezdikleri haklarını yedikleri insanların çığlığıyla sarsılacaktır
ilk sözleşmede kabul ettikleri maddeler kendilerine acı bir şekilde hatırlatılacaktır
belki bir zamanlar zorba atalarının yaptığı gibi
gücü ellerine geçirdikten sonra gidin yaratıcınız doyursun karnınızı diyerek
aynı şeylerin başlarına gelebileceğinden korkmayarak intikam almak isteyeceklerdir
gözü dönmüş bir şekilde haklarını yedikleri masum insanları ölüme götürürken
son bir kez aileleriyle görüşme isteklerini kabul etmeyeceklerdir
en güzel yerlerine çöktüğünüz şehirlerdeki pespaye uykunuzdan
sizi vahşice katllettiğiniz günahsız insanların isyan çığlığı uyandıracak
ve yaratıcının hakkınızdaki azap hükmüne doğru tüm gücünüzle koşacaksınız
etrafınızı saran acıyla yüzleşmek size yaptıklarınızından başka bir şey hatırlatmayacak
karşılaşağınız her türlü bela hak ettiğinizden fazla olmayacak
yaratıcı zalim değildir
sözleşmeyi siz bozdunuz
hak etmediğiniz şekilde nimeti tekelinize alarak
suçsuz insanların katledilişini izlediğiniz çardaklarda yaratıcının gerçek kulları oturacak
eşleriyle birlikte ettiğinizi bulmanızı izleyecek ve barış diyerek kadeh kaldıracaklar
la şerefine tükürdüğüm dincisi
duyuyon mu beni
bunlar sana özel
ne diyorduk
nasıl ki gerçeği sözleyenlerin ağızlarını tıkadınız
o gün sizin de konuşmanıza fırsat verilmeyecek
kim dinlemek ister la sizin gibi haydutların tırıltısını
bak şu an geniş geniş konuştuğuma bakma
haklı haksız ayırmadan uyguladığı karşısında yeniğim yaratıcıya
ayrıca şunu iyi biliyorum ki
siz sözleşmeyi bozduktan sonra uyarılmamış atalarınızın durumuna
hatta daha kötüsüne maruz kalabilirdiniz
belkide içinizden kurtulanlara karşı sürüp gitmesi istenmiştir mücadele
o güne kadar azad edilmiş olmanız kurtulduğunuz anlamına gelmez
aranızdan yaratıcıya içtenlikle yakarı ağlayanlar olmuş olmalı
bunu bir düşünün
YASİN SURESİ ( 69 - 83 )
69 - BİZ ona şiir öğretmedik , gerekmez de .
Bu , sadece bir titreyip kendine gelme çağrısı ve apaçık bir Kur 'an 'dır .
70 - Yaşamakta olanı uyandırsın ve kâfirlerin karşısına sözü hak olarak diksin diye ...
71 - Onlar için kendi ellerimizle yarattığımız
evcil hayvanlara sahip olduklarını görmüyorlar mı ?
72 - Onları kendilerinin hizmetine vermişiz , kimini binmek için kullanıyorlar ,
kiminin de etinden yiyorlar .
73 - Onlardan daha birçok şekilde yararlanıyorlar, kiminin de sütünden içiyorlar .
Bu şükürsüzlük neden?
74 - Bunlar yetmiyormuş gibi tuttular bir de Allah 'tan başka bir takım tanrılar edindiler .
Güya yardımlarını görecekler .
75 - Bu tanrıların onlara yardıma güçleri yetmez .
Tam tersi sahte tanrılaraaskerlik yapmış olurlar .
76 - Şu halde onların lâkırdıları seni üzmesin . Biz onların içlerini de biliriz dışlarını da .
77 - İNSAN kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu ?
Fakat o zamanla içinde kin ve düşmanlık yeşertiyor .
78 - Yaratılışını unutarak bir de Bize lâf dokunduruyor :
" Çürümüşken o kemikleri kim diriltecekmiş ? " diyor .
79 - De ki , duysun herkes :
" Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o yaratmanınher türlüsünü bilir . "
80 - Tutuşturup yaktığınız o ateşi yeşil ağaçtan çıkaran O 'dur .
81 - Gökleri ve yeri yaratan , onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir ?
Elbette kadirdir . Yaratan O , her şeyi bilen O !
82 - İş ve oluşla ilgili bir şey isteyin ce ona sadece " Ol " der , O da oluverir .
83 - Her şeyin mülkiyet hükümranlığı elinde olan Allah yüceler yücesidir!
Dönüp dolaşıp O 'na gelecekseniz ...
şiir
ben şiirin ne olduğunu öğrenmiş biriyim
bir bakıma şiir yazmayı da denilebilir
bi şeyler karalıyordum evet
o yahudi pilot albay belkide bunu ilk fark eden kişiydi
beni hakan bey tanıştırdı
sağolsun unutulacak biri değil
unutamadığım bir başkası selçuk bey
köprücük kemiği kırıktı
o da bana mektuplar yazdı
saklıyorum hepsini
kitabı bu şekilde okumama neden olanları da anayım
mustafa öztürk
daha önce andığım ilahiyatçı yazarların üzerine tatlı gibi geldi
içimi dökerken onun yaklaşımından çok cesaret aldım
umarım aradığı şifaya kavuşur
ne diyorduk
şiir
az biraz şiirden anlarım
son elçinin söylediklerine şiir gözüyle yaklaşmak isteye kör olur
ki ona şair demeyi de hakaret olarak görürüm
doğruyu gerçeği söyleyen birinin öne çıkması gereken kimliği bunlar olamaz
söyledikleriyle güven veriyor ve kapsayıcı
çağrısı çoğunluğun bekletisine yönelik ve tertemiz
böyle olmadığını düşünen zavallılar için acıklı
bu noktada sanırım tekrar etmem gerekiyor
bu surede ilk yoldan çıkan toplumun resmi çiziliyor
bir bakıma cenneten kovulma
farklı görünüşlerin oluşturmak istediği ortak ideale karşı yapılan ilk saldırı
üstelik sözleşmeye imza atan bir tarafın ihanetiyle gerçekleşen
sözleşmenin yapıldığı zaman dikkate alındığında
beslenmenin her şey olduğu bir zaman gidiyoruz
yani açlık
gıdaya ulaşmada yaşanılan zorluk
buna mukabil akıl ve tecrübeyle erişilen kolayllık
sadete gelmek istersek benim anladığım
dünyadaki akli unsurlar öyle bir seviyeye gelmiş ki
birbirinden farklı görünen ama birbirine çok benzeyen gruplar
hayatın nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair bir sonuca varmak
yeryüzünde olay çıkarmadan yaşayabilmek için bir toplantı düzenlemişler
öncesinde o kadar çok vahşi kavgalara tutuşmuş olmalılar ki
birbileriyle iletişim kurabilecek seviye gelebilecek kadar yakınlaşabilsinler
benim tahminim yaratıcı bu gurupların her birinden birini seçip elçi yapmış
ve vahyetmiş
işte ne bileyim her birinin öne çıkardığı erdem veya erdemleri dikkate almış
yaratıcının amacı içlerinden en doğru yolda olanı seçip önder kılmakmış
diğer elçiler bunun mümkün olmadığını
ortam dikkate alındığında bunun pek mümkün görünmediğini
bu çabanın kan dökülmesine fesada engel olamayağını dile getirmişler
yaratıcı benim bir bildiğim var demiş
herkes belirlenen saatte ve yerde hazır bulunsun demiş
oturmuşlar konuşmuşlar almışlar vermişler
nihayetinde yaratıcı hakemlik yapmış ve ademoğullarına uyulmasını istemiş
iblisoğulları hariç herkes tamam demiş
ha ademoğulları sözleşmeye uymuş mu
yok aga
surenin başında anlatılan şekilde olmuş
yaratıcıdan istediklerini alamadıklarında araya adam sokmuşlar
aha tapınaklar ibadethaneler bu sahtekar din adamlarıyla dolu
bunun bir de silahlı savaşçı yönü
bunları idare eden sınıf var
bu yavşaklar bir olup zulme devam ederken yaratıcıya iftira atmışlar
şirk koşup nefislerini puta çevirmişler
velhasıl zaten birbirlerini çatur çutur yiyenlerin denklemine yaratıcı da katılmış
hayvanlığın ötesine geçebilecek kadar akıl sahibi olmasalardı
belkide yaratıcı mevzuya dahil olmayacaktı
her halukarda olan olmuş
bundan sonrasına bakacak olursak
madem akıl sahibi oldun
düşüneceksin
ateşin kaynağını
nasıl meydana geldiğini
kemik yığınlarınından nasıl tekrar hayat bulacağını
yaptığın her işin hesabını vereceğini
ol deyince olduramadığını
bunun için çalışman gerektiğini
uyman gereken yasalar olduğunu
bunları senin belirlemediğini
belirleyenin kim olduğunu düşünecek ve ona olan borcunu bilerek yaşayacaksın
en nihayetinde etrafındaki her şeyin sahibi olan yaratıcıya döneceğini unutmayacaksın
5 Eylül 2022 Pazartesi
11 - mülk - hakka - mearic
MÜLK SURESİ ( 1 - 30 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - Mülk elinde olan ne yücedir ! O 'nun her şeye gücü yeter !
2 - En güzel işi hanginiz yapacak diye hayatı ve ölümü yaratan O 'dur .
O güçlüdür , affedicidir .
3 - Ahenk içinde yedi kat göğü yaratan O 'dur .
O Rahman 'ın yarattığında hiç bir dengesizlik göremezsin .
Haydi , çevir gözünü ; bir kusur görebiliyor musun ?
4 - Sonra tekrar tekrar bak ; aradığını bulamayacak , yorulup aciz kalacaksın .
5 - Biz o yakın göğü ışık saçan yıldızlarla süsledik .
Onları şeytanların atıp tutmalarına konu yaptık . Çılgın bir ateş onları bekliyor .
6 - Böyle yaparak Rablerini inkâr edenleri cehennem azabı bekliyor. Ne berbat bir son !
7 - Onlar cehenneme atıldıklarında , onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar .
8 - Cehennem kudururcasına yanacak .
İçine bir grup atıldıkça her defasında bekçileri onlara soracak :
" Size bir uyarıcı gelmedi mi ? "
9 - Onlar : " Evet , bize bir uyarıcı gelmişti , ama biz ona inanmamıştık .
Üstelik ' Allah hiç bir şey indirmedi ,
siz düpedüz sapkınsınız ' diye yalanlamıştık . " diyecekler .
10 - Ve ekleyecekler : " Zatenç dinleseydik veya aklımızı kullansaydık ,
bu çılgın ateşin içinde olmazdık . "
11 - Böyle itiraf edecekler ama heyhat , olmaz olsun böyle cehennem sürüleri !
12 - Öte yandan ,
ıssız tenhalarda Rablerine karşı korku ve titreme içinde yaşayanları
bağışlanma ve büyük bir karşılama bekliyor .
13 - EY İNSANLAR ! İnancınızı ister gizleyin ister açığa vurun ,
Allah iç dünyanızda neler olup bittiğini çok iyi biliyor .
14 - O yarattığını bilmez mi ? O en gizli sırları biliyor , her şeyi duyup haber alıyor .
15 - Yeryüzünü sizin hizmetinize sunan O 'dur .
Haydi , üzerinde dolaşında ürünlerinden yiyin . Sonunda dönüp dolaşıp O 'na geleceksiniz .
16 - O görkem sahibinin sizi yere batırmayacağına dair garantiniz mi var ?
17 - Yoksa O görkem sahibinin başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz ?
Azabım nasılmış yakında göreceksiniz ?
18 - Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı . Azabım nasılmış gördüler !
19 - Üstlerinde sıra sıra kanat çırparak uçan mı ?
Onları havada tutan ancak Rahman 'dır ! O her şeyi görüyor .
20 - Rahman 'a karşı size yardım edecek kimmiş ? Ordunuz mu ?
Kâfirler gerçekten büyük bir yanılgı içindeler .
21 - Peki rızkınızı keserse sizlere rızık verecek olan kimse var mı ?
Tabiî ki yok ; ama hala azgınca , kör kütük inat ediyorlar .
22 - Yüz üstü sürünerek giden mi ,
yoksa doğru yolda dimdik yürüyen mi hedefe daha iyi ulaşır ?
23 - ŞİMDİ HAYKIR ! Sizi inşa eden ; kulaklar , gözler , gönüller veren O 'dur !
Ne kadar az şükrediyorsunuz ?
24 - Sizi yeryüzünde üreten O 'dur ! O 'nun huzurunda toplanacaksınız .
25 - Böyleyken ; " Doğru söylüyorsan ne zamanmış bu ? " diyorlar .
26 - Cevap ver ; " Onu ancak Allah bilir . Ben sadece uyarıcıyım . "
27 - Kıyametin ayak seslerini duymayabaşlayınca , kâfirlerin yüzleri mormor kesilecek .
Onlara ; ' Ne zamanmış bu ? ' diyerek alay edip durduğunuz şey bu ! " denilecek .
28 - SÖYLE ONLARA ; " Diyelim ki , Allah beni ve beraberimdekileri öldürdü veya yaşattı .
Peki , siz kafirler , sizi kim kurtaracak korkunç azaptan ? "
29 - Herkes duysun : "O Rahman 'dır . Biz O 'na iman etmişiz . O 'na dayanmışız .
Yakında bileceksiniz kimmiş sapıtan ? "
30 - Herkes düşünsün ; " Diyelim ki bir sabah sular kurudu . Kim geri getirebilir suyunuzu ? "
MÜLK SURESİ
sureyi defalarca okudum
çok çok yavaş da okudum hızlı hızlı da okudum
her okuduğumda bir çiceğin yapraklarını yavaş yavaş açışı gibi açıyor kendini mevzu
yaşar nuri öztürk 'ün çevirisinden de okudum keşke tüm çevirileri okuyabilsem
her insanın yazılanlar hakkında ne düşündüğü dinlemek isterdim
sureden ne anladığımı bana neler düşündürdüğü bu sefer çalakalem yazacağım
kısa surelerde dikkatim kafam dağılmadan daha hızlı yazabiliyorum sanki
ancak sureler uzamaya başlayınca sevmediğim bir sıkılganlık basıyor
bu nedenle aklıma geleni olduğu gibi yazıp zamana bırakacağım
umarım ileride tekrar okurum ve belkide daha düzgün bir şekilde yazabilirim
kitapta yazanların alkı vicdanı iradesi olan herkesi ilgiledirdiğini düşünüyorum
ancak bu süreye gelene kadar söyledikleriyle yaratıcının haliyle elçinin hedefinde
en birinci hedefinde kökleri söylemleri binlerce yıl öncesine dayanan bir grup var
bu grubun herkese açık olmayan kütüphaneleri kitapları söylemleri
geçmişe dair anlatıları geleceğe yönelik hedefleri var
düne bugüne yarına dünyaya üzerinde yaşayanlara
dünyanın ötesine bilinmeyene bakış açılarında ve yaptıklarında
yaratıcıyı çok ama çok kızdıran bir yön var
bu grubun üyleri görece alim bilgin okumuş yazmış
onurlu yüce şerefli haysiyetli itibarlı zengin üstün kimseler
diğer surelerde olduğu gibi
bu surenin nişangahında yer alanların en büyük zaaflarından biri mülk
belkide en büyüğü
yalnız surenin girişi çok fena
hele ihsan eliaçık çevirisinde
yani tek atmış
kafadan
mülk ne tatlı demi
ohh mis
mülkü elinde olan ne yücedir he
canı ne istiyorsa yapar
yücelir de yüzelir
herkese boyun büktürür
isterse yerlerde süründürür
sahip olduklarıyla hükmeder
herkesi kendine köle eder
lan o biçim hissettirir insana kendini mülk
insan derken
üstün insan
yetmez
tanrının oğlu
o da yetmez bizatihi tanrı ilan ettirir kendini
yalnız bir o harfi geçiyor girişte
o
o sen misin
hahahhaaaaaaaa
yoksa avelin önde gideni misin
gücün ölüme yetebiliyor mu senin
şu ana kadar boş beleş yaşadığın hayatı
ve aşmak içi çareler aradığın ölümü yaratan kimdir hiç düşündün mü
elbette düşündün
o kadar malı mülkü yanında götüremeyeck oluşun acısına ilaç aradın aramaktasın
daha kötüsü bazen bulduğunu sanıyorsun
o güce hak ettiği şekilde yönebilsen
onu affedici bulacaksın ama nerdeee
sen çürük kadrini üç kuruş avanta için takdir edenleri yaşatıyor
zorbalığını beyinsizliğini yüzüne vuran güzel insanları ölüme gönderiyorsun
ütelik bunu göklere bakarak aptal saptal hükümler vererek yapıyorsun
göktekileri sayıyor onların hareketlerinden sapkın sonuçlara varıyor
onlara öykünerek yapılar inşa edip yanlış adımlarını onlara uydurmaya çalışarak
sahip olduğunu sandığın mülkten ayrılmamanın çaresini arıyorsun
hadi yedi kat olduğuna karar verdiğin göğe bak
ne kadar güzel değil mi
kusursuz
ahhh
o ahenk içinde dans edenler keşke senin olabilseydi
keşke o sen olsaydın değil mi
pes etme bir daha bir daha bir daha bak
ki kendini bildin bileli bakarsın o göğe
sana onu verecek birini bulamadın
aciz olduğunu yol bulamayacağını anladığında
yorgun bitkin halinle yeryüzüne öfkeyle yöneldin
parıl parlayan yıldızlar güzel insanlar için harika birer kandilken
sen şeytanlaşıp onları kendini yakıp dağlayan kor ateşlere çevirdin
çılgın bir ateş bekliyor seni
senin yaptığın gibi yapanları korkunç bir azap bekliyor
şu an yaşadığın çaresizlik daha başlangıç
varacağın yer hor kullandığın her nefesi aratacak kadar berbat
acziyet içinde öfke dolu yüzünü yeryüzüne çevirdiğinde yaktırdığın ateşle övünüyorsun
karşısına geçip çıkardığı korkunç uğultuyla mest oluyordun
ateşin kudurdukça kuduruşuna bakıp derin homurtusuyla zulüm diyordun zulüm
sapkın hükümlerine boyun eğmeyen insanları karşında topluyordun hani
soruyordun sorduruyordun onlara
size benim ilahınız olduğumu söyleyen habercilerim gelmedi mi
evet diyorlardı geldi
ama biz senin bizim gibi yaratıcı tarafından yaratılmış bir kul olduğunu söyledik
habercilerinin inanılacak bir söz söylemediğini bilecek görebilecek kadar vizdan sahibiydik
onlara eğer sizi gönderen gibi zanna kapıldıysanız
hepiniz doğru yoldan sapmışsınız dedik
ve ekliyorlardı
biz de aklımızı kullanmasaydık veya üç kuruş geçici menfaate tav olsaydık
bir olan yaratıcının doğru yolundan sapanlardan olur bu ateşin içine atılmayı beklemezdik
bak o varacağın berbat yerde var ya
olmaz olsun böyle kölem diyerek ateşe grup grup sürdüğün masum insanlar
ciğerini parçalayarak edeceğin itirafları dileceğin afları duymak için hazır bulunacaklar
onlar ki zalim eline düştükten sonra ve öncesinde
zulmünden kaçmak için korku içinde ıssız yerlerde açbilaç saklanırken
ve de korkulmaya layık olanın yaratıcıları olduğunu anlayıp
ateşe atılmadan önce yüzüne kafirliğini haykırırlarken
öyle hoşnut ettiler ki yaratıcılarını
hani o yıldızlar var ya
sahibi olmak için deli divane olduğun yıldızlar
onlar ne ki
yaratıcı aklının alamayacağı kadar fazlasını verecek onlara
ya da onlara verdiğini gösterir belki sana
yanarken çektiğin azabın katlanması için
şunun gerçek olduğunu biliyorum
böyle zalim zorba aklını iyi kullanamayan kim varsa
en az kötülük beslemeyen biri kadar fark edebiliyordur olan biteni
kimi gizliyor kimi açığa vuruyor kimi de inkar edip şeytanlaşıyor
bu insanın temel bir özelliği
yanılmıyorsam galiba buna içkin deniyor
aşçı yemeğe ne kattığını bilmez mi
elçinin bu gruba sızdığı düşünüyorum
belkide grubun içinden biri gönüllü oldu
kötülüğün arşivini getirdi elçinin ayağının dibine attı
ve sağ olduğu müddetçe görevini tamamlayana kadar ona haber gönderdi
işte bazı kıt kafalar gökyüzüne bakıp umduğunu bulamayınca
yeryüzüne dönüp acısını masum insanlardan çıkarıyor
oysa yeryüzü üzerinde yaşayanların huzu dalet vebarış içerisinde bir hayat sürmeleri için var
yicen işçen gezcen kimseye zarar vermicen ve teşekkür etcen
la bu kadar basit la yaşamak
ölünce de yaratıcına gidecen
yaratıcı yok mu diyorsun
lan yine böyle yaşa
böyle yaşamanın neresi kötü
gökyüzünün görkemine kapılıp sapıtan beyinsizlerin sapkınlığı
dünyadaki canlılığı alt üst eden büyük gök taşlarını bilecek kadar eski
hatta ne zaman bir taş düşse dünyanın başına bayram ederler
arzularına yönelik bir mesaj bulabilmek umuduyla gökten düşen taşta bir göz ararlar
henüz kendileri de yok olmadıkları için
fener alayından hallice gelir kendilerine yaklaşmakta olan azap
tahminim güzelliklerine sahip olduklarını düşünürek avunmak için kafesleyen
belkide öncesinde yumurtalarını yiyebilmek için güvercin besleyen kişiler
bu kuşların yön bulma konusundaki yeteneklerini
eşlerine er ya da geç döndüklerini keşfetmiş
ne yapmışlar bu kuşlara
haaaaa
mülk genişledikçe
bilime hakim oldukça
gözleri doymak bilmedikçe
iletişimin kıtmeti meydana çıktıkça
hakkı sırra çevimenin güzü artırdığını anladıkça
uçurmuşlar
da
o kuşları havada tutan kim hiç düşünmemişler
düşünme konusundaki vasıfsızlıkarı öyle berbat bir noktaya gelmiş ki
salak salak tapındıkları yıldızlardan
arzuladıkları mülkü kendilerine teslim edecek ordular geleceğini haya etmişler
lan harbiden kuş beyinli bu kafirler
he uzaydan bölük bölük askerler gelecek
işçinin emeğini çalmanıza
öksüzün yetimin hakkınız yemenize
istediğinizi köle yapmanıza dilediğinizi sömürmenize yardım edecek
ateş olsam sizi yakmaya ar ederim
sizi yakan ateş kimliğini kaybeder
böyle bir aptallık nasıl olur
elleri çapa tutmaz tohum savurmaz
değirmene ekin taşımaz un ıslatmaz hamur yoğurmaz
aç kalsalar ne yapacaklarını kime gideceklerini bilmezler
ama gökten ordu bekler beyinlerine tükürdüğüm salakları
acziyetine bir kulak ver de teşekkür et karnının doyduğuna
ne mülküymüş aptal insan
yıldızmış yedi katmış hepsi benimmiş
üç kuruşluk egonla yaratıcıya ortak olmaya çalışıyorsun
ne diyordunuz yüzlerini sürüyerek ateşe attığınız masum insanlara
dimdik yürümek varken neden bana karşı geldiniz mi
hayır insana olup bitni algılayabilecek donanım verildi
buna rağmen yanlışa kararlar verip teşekkür etmemesi iradesinin suçu
nasıl ürediğine bakıp iradesini verene döneceğini düşünmüyor
üstüne ne zamanmış bu dönüş diyerek alayla soraken
edineceği bilgiden bir menfaat elde etmeyi tasarlıyor
yaratıcının böyle bir bilgiyi sana vereceğini mi sanıyorsun
elçine dahi bu konuda bir şey açıklamamışken sana mı
görevi sadece uyarmak olan elçiden yaratıcının sırlarını öğrenemezsin
mazlumların katledilmek üzere toplanmasını emrettiğinizde
zalim askerlerinizin çıkardığı ayak seslerinden daha korkunç bir ses duyacaksınız
yüzünüz teslim olmak istemeyen masum insanların
o zalim askerlerin kollarıyla sıkılıp moraran yüzlerinden beter olacak
ki o suçsuz insanların haykırarak
o gün gelince hepinizden hesap sorulacak dediklerinde
ne zaman gelecekmiş o gün diyerek alay ettiğiniz o günün gelmiş olduğunu anlayacaksınız
elçi ve beraberindekiler ölür veya yaşar
uğruna mücadeler ettikleri değerlerin üstünlüğü ortadayken
sizi rezilliğinizi kepazeliğinizi örtecek birini nereden bulacaksınız
kimse tanrıyı gözüyle görmediğine gör tüm bunlar bir inanç meselesi denilebilir
tamam
öyle olsun
yaratıcıya inananlar ona güvenenler biz buradayız diyor
sapıtmaksa mevzu çıksın ortaya sonunda kimin sapıttığı
ha bu arada
bu kadar yazdık çizdik
bahse konu kafirlerin şaşalı düzeni
hani şu sular kesilince yıkılan dillere destan düzeni
aga ne gökten ne yerden su verecek bir yardımcıları yokmuş
haliyle yıkılıp yok olmuşlar
düşününen olur belki diye hatırlatmakta fayda var
HAKKA SURESİ ( 1 - 52 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - Hak !
2 - Nedir hak ?
3 - Anlayabiliyor musun , nedir hak ?
4 - SEMUD ve AD yalanladı o büyük gerçeği .
5 - Semud büyük bir afet ile yok edildi .
6 - Ad ise korkunç bir çöl fırtınası ile yok oldu .
7 - Afet bir hafta boyunca aralıksız devam etti .
Öyle ki insanların kof hurma kütükleri gibi nasıl yerlere serildiğini
gözünde canlandır artık ...
8 - Şimdi onlardan geriye ne kaldı , görebiliyor musun ?
9 - Firavun da ondan öncekiler de alt üst olmuş o şehirler de hep aynı yanlışı yaptılar .
10 - Hep Rablerinin peygamberine karşı geldiler .
Allah da onları her defasında şiddetle yakalayıverdi .
11 - Oysa biz , sizin atalarınızı o korkunç tufan günlerinde gemilerle kurtarmıştık .
12 - Artık bütün bunlar ibret olsun ; varsa kulağı olan duysun .
13 - DİRİLTİCİ soluk tek bir üflemeyle estiği zaman ,
14 - Yer yüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine çarpıldığı zaman ,
15 - İşte o zaman , o kıyamet kopmuş olacaktır !
16 - O gün , gök paramparça olacak ; lime lime dökülecek ,
17 - Melekler de kenarlarında bekleyecek ve
üstlerinde o gün Rabbinin tahtını sekiz melek taşıyacak ,
18 - O gün hesaba çekilecekseniz ; en gizli işiniz bile ifşa edilecek ,
19 - İşte o zaman sicili iyi ç ıkan haykıracak : " Gelin bakın sicilime !
20 - Zaten bir gün hesabımın böyle önüme konacağını biliyordum . "
21 - Artık böyle olan mutlu bir hayat sürecek ;
22 - Muhteşem bahçeler içinde ,
23 - Her yanından meyveler sarkacak
24 - Onlara , " Dünyadayken yaptıklarınızın karşılığı olarak
yiyin , için , afiyet olsun . " denilecek .
25 - Sicili bozuk çıkana gelince ;
" Eyvah , ben bittim ! Keşke sicilimi hiç görmeseydim ,
26 - Hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim ,
27 - Ne olurdu o ölümle iş bitseydi ,
28 - Malım bir şeye yaramadı ,
29 - Saltanatım yer ile yeksan oldu , mahvoldum ben ! " diyecek .
30 - Ve bir ses ; " Tutun onu , bağlayın
31 - Atın cehenneme
32 - Sıkı sıkıya zincirleyin , atın gitsin ! " diyecek .
33 - Çünkü o , yüce Allah 'a inanmıyordu
34 - Yoksul , bir dilim ekmeğe muhtaçken kılını bile kıpırdatmıyordu .
35 - Bugün de burada ona sahip çıkacak kimse olmayacak ,
36 - İğrenç yiyeceklerden başka bir şey de verilmeyecek ,
37 - Ki onu günahkârlardan başka kimse yemez .
38 - 39 - FAKAT HAYIR ! Gördüğünüz görmediğiniz her şey dile gelsin !
40 - " O Kur 'an şerefli bir peygamberin sözüdür ! "
41 - O , bir şair sözü değildir . Ne de az inanıyorsunuz .
42 - Bir kâhin sözü de değildir . Ne de az düşünüyorsunuz .
43 - Bu Kur 'an Âlemlerin Rabbi 'nden indirilmedir .
44 - Eğer bizim adımıza bazı lâflar uydurmaya kalkışsaydı ,
45 - Onun elini kolunu koparırdık .
46 - Kesinlikle iliğini keser , canına okurduk .
47 - Sizden hiç kimse de buna engel olamazdı .
48 - Açın kulağınızı ! Bu Kur 'an , sakınmak isteyenlere bir hatırlatmadır !
49 - Ancak içinizde buna yalan diyenler olduğunu da bilmiyor değiliz .
50 - Kâfirler , Kur 'an 'ı reddetmekle çok pişman olacaklar .
51 - Çünkü Kur 'an haktır !
52 - Öyleyse yüce Rabbi 'nin ismini yücelt !
bize hep nasıl anlatıldı
etrafımızdan hep nasıl duyduk
öyle söyleme çarpılırsın
sakın öyle yapma taş olursun
peki yaratıcıyı inkar etmenin elçinine karşı gelmenin yanlışta ısrar etmenin sonucu
toplumların başına gelen felaketlet sonucu yok olmalarını nasıl anladık
işte yaratıcı elçisini gönderiyor doğruları anlatıyor anlatıyor anlatıyor ama
kafirlerde en küçük bir düzelme belirtisi yok
ardından elçi ve beraberindekiler kurtarılırken diğerleri helak olup gidiyor
nasıl helak oluyorlar
doğa olaylarıyla
fırtına deprem sel vb afetler neticesinde veya yoluyla yok edildikleri anlatılıyor
bahse konu kavimlerin yok oluşlarıyla ilgili günümüze ulaşan ne var peki
yıkılmış duman olmuş şehirlerinden arta kalan molozlar
kemik yığınları belki biraz da yazılı kaynak ama daha çok kulaktan kulağa şeyler
günümüzde pek çok doğal afet bazen kısa olmasına rağmen öncesinden tahmin edilebiliyor
bu tür yıkımlara yok oluşlara neden olabilecek tehlikelere karşı önlemler alınabiliyor
kitapta geçmişteki silinip gitmeler üzerinde bu kadar durulmasının nedeni
sanırım lokal felaketlerin sonunda
engellenemeyen kitlesel bir yok oluşun gerçekleşeceğini bilmemiz için
yani hakkı hesaba katarak düşünmemiz isteniyor
bulunduğumuz bir oluşun işleyişin varacağı nokta istisnasız yıkımdır ve bu doğaldır
bunu sadece maddi bir bakış açısıyla değerlendirirsek eksik kalacağını söyleyebiliriz
toplumlardaki kaçınılmaz çöküşler sadece fiziki açıdan değerlendirilirse yanılabiliriz
insanın manevi yönü de dikkate alınmazsa kalıcı olanın ne olduğunu bulamayabiliriz
yani zulüm üzerine kurulmuş hiç bir düzen sonsuza kadar ayakta kalamaz
bu zayıf bünyesiyle karşılaşacağı doğal tehlikeleri aşamayacağı bir anda yok olur gider
hak ve adalete önem veren bunu ilke edinen oluşumların ömrü uzun olur
hatta doğru yanlış herkesin hayatına son verecek olan o büyük doğal felaketten sonra bile
bir şekilde yoluna devam edebilir evet bunun olmaması için bir neden yok
inananlar için böyle bir şeyin gerçekleşmesi imkansız değil
gerçi inanmayanlar da bunun gönüllerince gerçekleşmesi için mücadele ediyor
ancak gönüllerinde her şeye gücü yeten yaratıcıya yer vermek istemiyorlar
sahip oldukları mal ve ihtirasın kendilerine yetebileceği bir yol arıyorlar
bu sapkınlar arasından bir örnek verilmiş surede
ilah olduğunu ilan eden beyinsiz bir zorbanın
yiyip içen sonrasında dışkı üreten bir yaratık olduğunu unutup
berbat bir koreografiyle kendini nasıl rezil ettiği anlatılmış
yaratıcı bu pespayelik karşısında neden katındaki durum hakkında bil versin ki
o tahtta oturan benim etrafında bulunanlar benim meleğim diyerek kısa kesmis
hem anlatsa ne olur anlayabilecek kapasitede kimse yok aralarında
ancak bu sözü kulağı duyan anlar ve ona göre hareket eder
zaten yaratıcı da öyle insanlara insalığa son verecek olan felaketten
kalıcı nimetlerine ulaşabilecek nitelikte olanları çekip almayı diliyor
her insan aslında hayatıyla bir kitap yazar diyenlere katılıyorum
yaratıcıyı da bu kitapları değerledirip not veren bir varlık olarak hayal ediyorum
nasıl ki hepimiz bu dünyada ağlayarak nefes lamaya başladıysak
insanlığın ölümünden sonra benzer şekilde aynı anda hayat bulmamız da mümkün
işte o gün yaratıcı herkese anlat hadi bana hayatını oku kitabını diyecek
belkide bu zalim hükümdarların masum insanlara zulmetmeden önce
yaptığı ezik bir güç gösterisine gönderme de olabilir
veya kafirlerin sapkın kitaplarında okudukları sözde kutsal bir hesaplaşmadır
tabii gerçek güç sahibin karşısında roller ve söylenenler tam tersi olacaktır
verilen ayrıntılar sapkın inanca sahip olanları ürkütmek ve doğru yola gelmeleri sağlamak için
ancak yalanlayıcıların inatlarını kırmadığı anlaşılıyor
onlar heva ve heveslerine hoş gelen sözler söyleyen kahinlerin şairlerin ne dediğine bakıyor
elbette elçi onlardan biri değil ve söyleyecekleri yaratıcının dilediklerinden başkası olamaz
yoksa teklif ettiklerinize kanıp size uyacak olursa
sapkın yolunuza girmeyen suçsuz insanlara yaptığınız gibi yapar
onun elini keser buynundaki damarı koparırdık
elçinin söylediklerinin içinizde açtığı yaraları görebiliyoruz
inanıyormuş gibi yapanlar da gözümüzden kaçmıyor
gerçekleri haber verip hatırlatan kitabı yok sayanlar pişman olacak
hak ona tabi olmaktır
hakka tabi olanlar ise ancak yaratıcının ismini yüceltir
kendini dev aynasında gören zalimleri değil
MEARİC SURESİ ( 1 - 44 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - O SORAN ADAM gelecek azabı soruyor .
2 - Kâfirler için azabın gelmesine mani olacak yoktur .
3 - O azap , yükseliş ufuklarına sahip Allah 'tandır .
4 - Melekler ve Ruh süresi elli bin yıl tutan bir günde ona yükselip çıkarlar .
5 - Sen güçlüklere en güzel şekliyle göğüs ger .
6 - Onlar azabı kesinlikle uzak görüyorlar .
7 - Biz ise yakın görüyoruz .
8 - O gün gök erimiş bir maden gibi olacak ,
9 - Dağlar hallaç pamuğu gibi savrulacak ,
10 - Dost dostunun halini soramayacak ,
11 - 14 - Herkes birbirine bakacak . Günahkâr o günün azabında kurtulmak için çocuk la r ını ,
karısını , kardeşini , yedi ceddini ve de bütün dünyayı verip kurtulmak isteyecek .
15 - Hayır ! Oysa onu bekleyen tek şey alev saçan ateştir .
16 - Derileri yakıp kavuran bir ateş !
17 - Sırtını dönüp kaçanı çağıracak ,
18 - O toplayıp toplayıp kasaya yığanı ...
19 - AÇIKÇASI insan sürekli bir açlık ve tatminsizlik içindedir .
20 - Başına bir kötülük gelince şikayetlenir durur .
21 - İşler yoluna girerse şımarmaya başlar .
22 - Ancak destekleşme / dayanışma içinde olanlar hariç ;
23 - Onlar canı gönülden destekleşme / dayanışma içindedirler .
24 - 25 - Malları üzerinde muhtaçların ve mahrumların hakkı olduğunu kabul ederler .
26 - Hesap gününü doğru kabul ederler .
27 - Rablerinin azabından korkup titrerler
28 - Hiç kimsenin Rabbin azabı karşısında bir garantisi yoktur .
29 - Onlar ar ve namus sahibidirler ,
30 - Eşleri yani yemin / sözleşme ile sahip olduklarından dolayı da kınanamazlar .
31 - Bundan ötesini arayanlar ise haddi aşanlardır .
32 - Onlar emanete hıyanet etmez , sözü namus bilirler .
33 - Gördüklerini dürüstçe aktarırlar , çarpıtmazlar .
34 - Destekleşme / dayanışma faaliyetlerini aksatmadan sürdürürler .
35 - İ şte bunlardır cennetler de ağırlanacak olanlar ...
36 - ŞU KÂFİRLERE ne oluyor ki senin önünde tafralanıp duruyorlar ?
37 - Sağında solunda gruplar halinde dolanıyorlar .
38 - Her biri bu şekilde cennete gireceğini mi sanıyor ?
39 - Hayır ! Biz onları o bildikleri şeyden yarattık .
40 - Doğuların ve batıların Rabbi 'ne yemin olsun ki bizim her şeye gücümüz yeter !
41 - Kâfirleri yok edip yerlerine başkalarını getirebiliriz .
Bunu yapmamıza engel olacak hiçbir şey de yoktur .
42 - O halde bırak onları , o g ün gelinceye kadar oyunda oynaşta vakit harcasınlar .
43 - O gün , sanki bir hedefe doğru yarış startı almış gibi
mezarlarından fırlayarak çıkacaklar .
44 - Gözleri belermiş ve zillet içinde ... Haber verilip durulan gün , işte bu gün !
yükseklerde olmayı istemenin pek çok nedeni olabilir
kendinizi güvende hissedersiniz
aşağıda olup biteni daha net görürsünüz
avantaj sizdedir
isterseniz yanınıza kimseyi yaklaştırmazsınız
eğer oraya ilk çıkan sizsenin
fazla efor sarfetmeden dilediğinizi aşağıya itebilirsiniz
eski çağlarda
sadece yeme içme barınma dışında bir amacın olmadığı günlerde
hayatta kalmanın her şey olduğu zamanlarda
yüksekte olmak bugünküne yakın bir anlam ifade ediyor muydu
soru soru sorular
soru sormak iyi midir
öğrenirsin
işi biliyorsan öğretirsin
işi bilmiyorsan kendini rezil edersin
yüksek bir yere çıktıktan sonra
daha yüksekleri unutup
kibir içinde hani neredeymiş o diye sorarsan
sana yaşamak için aşağı inmen gerektiğini hatırlatırlar
ama sen kurnazsın ya
ihiyacın olanı getirene yanında bir yer vaad edersin
onu aşağı iteceğin tuzağı kurduktan sonra
asılsız değerler üretirsin işkemdenden
bulunduğun mevkide tek söz sahibi olduğuna dair
yükselerde saltanat kurmanın kitabını yazarsın
sana aşağı inmeden ihtiyacın olanın getirilmesi için
aşağıdaki kavgayı iplerini elinde tutabilecek şekilde katına taşırsın
senin katın
hükümranlığın
riksi azaltarak çoğaltırsın çevreni
ama çok değil
ama hemen değil
bu kadar yeter
anlayan anlar
nasıl bir kullandıklarını
hangi zaman kavramına göre konuştuklarını bilmiyorum
ancak elçinin karşısındaki çok bilmiş güruh
tabi oldukları kitaplarının sapkın yasalarının elli bin yıllık olduğunu söylemiş olabilir
isterse bir milyon yıllık olsun
başlarına gelecek olandan kaçmaya güçleri yetmeyecek
tahmin edemeyecekleri kadar yüksekte duruyor yaratıcı
onların uzak dediği şey yaratıcın avucunun içinde
kıyamet ve azaba ilişkin çizilen tasvirleri
katledilen masum insalar yapılan zulmün bir yansıması olarak düşündüğümü söylemiştim
zalimlerin madenleri eriterek mazlumları öldürüşü geliyor aklıma
ama o üzerine çıkıp zorbalaştıkları kibir dağları toz duman olacak
tahakküm kurmak için dost edindiği sapkınlardan bir şey isteyemecek
canları karşılığında çocuğunu eşini kardeşini yedi ceddini elindeki her şeyi
fidye olarak istediği suçsuz insanların yerine o geçecek
neyi varsa vermeye hazır olduğunu söylese de hayır
güzel insanları attığı o ateşe kendisi de girecek
derisi kavrulacak
tamam seni affediyoruz diyerek alay edildikten sonra
sıtını dönüp kurtuldum diyerek uzaklaştığı ateşe
bu sefer yüzü koyun sürüklenerek atılacak
kim o
o şerefsiz
bulunduğu mevkiden inmemek için
aşağıdan geleni biriktirip yığan
irkip sarıldığı malla gözünü daha yükseklere çeviren ahmaktır
ucuz taktiği bellidir
yaratılışında bulunan özelliğini şerre yorar kötülüğe yontar sinsizliği besler
malı çoğalsa bile dümenden sızlanır
onunla dilediğini elde ettiğinde artan memnuyetini gizler
şımarıklığını açığa vurmak için zulüm eder cinayet işler
ancak yükseklere çıkıp güzel iş yapanlar da vardır
güven içinde yaşayabilmek için konumlarını iyilerle paylaşan
yukarıya çıkarılanı paylaşan bölüşen
bu uğurda verilen mücadeleyi yardımlaşarak sürdüren
gücü yetmeyenleri sırtında yanlarına taşıdıktan sonra
sizin de hakkınız var diyerek elindeki ikram eden
yaşanılan her anın sonsuzlukta yankılandığına canı gönülden inanan
velakin tüm bunlara rağmen yaptığı iyi işleri koz bilerek
daha yüksekte olana karşı kendini güvende hissedip şımarmayan
sürekli içinde ona karşı bir korku ve bir o kadar ümit besleyenler de var
bu kimseler ailenin korunmasına önem veren
soyun bilinirliğini ön plana çıkaran
sadece eşleriyle başbaşayken hayatın tadına varabilen
bundan fazlasına gerek duymayan kimselerdir
ellerine bakanları hükmü altına isteyerek girenleri satmazlar
sözü nasılsa öyle hiç deiştirmeden aktarırlar
şahitliklerine baş vurulduğunda neyse onu söylerler
bu kişiler bulundukları yerin hakkını veren ve daha yücesini hak eden kişilerdir
elçiyi bakışlarıyla davranışlarıyla taciz eden yalancıla sahtekarlar
bu makama böyle yaparak mı ulaşacaklarını sanıyorlar
hayır
onlar mecbur kaldıklarında baş vuracaklarına nefisleri için sarılmaktalar
gerçeği saptırarak istedikleri yöne çekebilirler ancak
yaratıcı ne tarafa giderlerse gitsinler karşılarında olacak kadar güçlüdür
en çok korktukları şey
bulundukları yüksekliğin başkalarının eline geçmesidir
bu en yüksekte olan için çok kolaydır
dilediği an sizi aşağı iter ve yerinize bir başkasını getirir
tıpkı sizin kalleşliğinize boyun eğmeyenlere yaptığınız gibi
tek fark yaratıcı zalim değildir
hadi bakalım biraz daha eğlenin yukarıda olduğunuzdan emin olarak
ceberrut liderleriniz sizi çağırdığında nasıl fırlıyorsanız yataklarınızdan
o gün gelince de öyle koşacaksınız azabınıza doğru
pespaye bakışlarınızla utanç içinde
uyarıldığınıza kavuşacağınız gün geldi mi ?
10 - necm - infitar - inşikak
NECM SURESİ ( 1 - 1 8 ) V
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
[ Doğan yıldız { NECM } dile gelsin !
Arkadaşınız ne şaşırdı ne de aldatıldı .
Ne de kendi heva ve hevesinden konuşuyor .
O , indirilmiş bir vahiyden başka bir şey değildir .
Ona muazzam bir güce sahip olan öğretti .
Eşsiz güzelliğe sahip görkemi her yanı kapladı .
Yüksek ufuk çizgisinde belirdi . Sonra yaklaşarak iyice sarktı .
Aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar ; hatta daha da yakınına .
Böylece vahyetmeyi uygun gördüğünü kuluna vahyetmiş oldu .
Gözün gördüğüne kalp yalan demedi .
Peki , şimdi siz ne gördüğü hakkında onunla tartışmaya mı girişiyorsunuz ?
Doğrusu onu diğer bir inişte de görmüştü .
Son ufuk çizgisindeki hayret { SİDRETU ' L - MÜNTAHA } makamında . . .
Söz verilen o cennetin { CENNETU ' L - ME ' VA } yanında . . .
Hayretin nura garkolduğu yerde . . .
Göz ne şaştı , ne aştı .
Doğrusu Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü . ]
vahiy almaya başlamadan önce elçinin her inançtan dostları arkadaşları tanıdıkları vardı
içlerinden yıldızlara bakarak kehanette bulunan geleceğe dair çıkarımlar yapan
tıpkı geçmişte olduğu gibi gök cisimlerinin hakereketlerinden manalar üretenler vardı
kahin büyücü alim vs denilen ve görece akıllı sayılan bu kişiler bu işlerle meşgul oluyor
atalarından miras aldıkları şekilde kendilerine ulaşan gökyüzü okuma klavuzuna bakarak
atalarının oluşturduğu kehanet sözlüklerini okuyarak zalimler lehine hükümler veriyorlardı
vahiy almaya başladığını duyurarak eliçiliğini ilan ettikten sonra
elçinin yanında bulunanlar ile beraber bu kahin ekibiyle bir görüşme yapmış olabilir
vahyin mahiyetine ve elçinin güvenilirliği üzerine bir konu açılmış ve sözler söylenmiş
elçinin şaşırmadan aldatılmadan heva ve hevesine uymadan konuştuğu vurgulanmış
kahinlerin olayı daha iyi anlayabilmesi için başvurdukları bir yöntemden yola çıkarak
hayal bile edilemeyecek güce sahip olan yaratıcının elçi ile nasıl iletişime geçtiği anlatılmış
elçinin bu eşsiz güzellikteki güç karşısında gördüğüne kalben inandığı özellikle vurgulanmış
başka bir deyişle kahinlere hüküm verirlerken nasıl kendilerinden emin oldukları sorulmuş
yarım ay gecesinde ufka yakın bir yıldızın diğer bir yıldıza olan mesafesine bakarak
yaratıcının mülkü ve kulları üzerinde nasıl haksızca hüküm verdikleri açıklamarı istenmiş
tabiri caiz ise olm siz kafayı mı yediniz denmiş
diyelim ki ortada bir hilekarlık söz konusu
diyelim ki siz o şekilde vahiy aldığınızı öne sürüyorsunuz
elçi de vahiy aldığını söylüyor
kim haklı
hanginiz doğru söylüyor
verdiğiniz hükümleri karşılaştıralım
siz o gök cisimlerine bakıp uydurduğunuz bir takım saçmalıklara
çoğu zaman kendiniz bile inanmakta güçlük çekerken
elçinin sözleri karşısında kalbi olan herkes akıbeti hakkında durup düşüncelere dalıyor
peki vahiy nasıl gerçekleşiyor
bence fizik ile metafizik alem arasında bir perde olsa da iletişim hiç kesintisiz devam etmekte
yatıcının bu iletişimin bilinmesini dilediği hallerde içimizden bazıları elçi seçildiğini bilebiliyor
diğer durumlarda bunu adı sağduyu vicdan gönül gözü vs olarak tanımlanıyor
ve kişi bu seslere ya kulak veriyor ya da duymazdan gelerek yaşamaya devam ediyor
gökyüzüne bakarak heva ve hevesleri doğrultusunda haksız hüküm verenlere
vardığınız asılsız sonuçları saçma sapan çıkarımları hiç olmayacak kehanetleri
elçinin ne görüp görmediyle kıyaslama konusunda hala ısrarcı mısınız deniyor
sanırım biraz daha ısrar etmek isteyen kahinlere elçinin
maddeden oluşan her şeyin yani evrenin bir sonu olduğu
ve sonunda ne olduğuna dair bilgisi olduğu söyleniyor
sayılamayacak kadar çok yıldızı barındıran gökyüzünün
ilk benzetildiği şeyin ağaç olabildiğinden yola çıkarsak
metafizik alemin başlangıcında bizi bekleyenin ne olduğunu bildiği söyleniyor
birbirinden bağımsız ve aşılması yaratıcının iradesine bağlı olan sınırlarla ayrılmış
büyük ağaçlardan oluşan bir ormanın resmi çizilmek istenmiş olabilir
elçinin bu bilgiye vakıf olduktan sonra karakter olarak hiçbir bozunmaya uğramadığı
ve görevini layıkıyla sürdürmeye devam ettiği belirtiliyor ki
elçinin eriştiği bu bilgi hiç de hafife alınacak bir bilgi değil
NECM SURESİ ( 1 9 - 3 2 ] V
[ Şu { LÂT } ve { UZZA } nedir öyle ? Üçüncüleri öteki { MENAT } ?
Erkek size dişi O 'na ha ? Bu yaptığınız çok insafsızca bir iş !
Onlar sizin ve atalarınızın içi boş kuruntularından başka bir şey değildir .
Allah onlara öyle bir güç vermedi .
Onlarınki yalnızca tahmin , heva ve kendi kuruntularının peşinden gitmek .
Oysa Rablerinden kendilerine yol gösterici gelmiş bulunuyor .
Yoksa insan canı ne isterse ona sahip olacağını mı sanıyor ?
Oysa dünya ve ahiret Allah ' ındır .
Allah dileyip razı olduğuna izin vermedikçe
göklerdeki bunca meleğin arabuluculuğu hiç bir işe yaramaz .
Evet , ahirete inanmayanlar meleklere dişi adı takıp duruyorlar .
Onların bu hususta bilgileri yoktur , sadece zanna uyuyorlar .
Oysa zan gerçekten yana hiç bir şey ifade etmez .
Şu halde Bizi anmaktan yüz çevirip de
dünya hayatı / malından ötesini istemeyenlere aldırış etme .
İşte bildikleri topu topu bu kadar .
Rabbin kimin doğru yoldan çıktığını , kimin de doğru yolda yürüdüğünü çok iyi biliyor .
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah 'ındır .
Bu , kötülük yapanların karşılıksız kalmaması ,
güzellik yapanların ise daha güzeliyle karşılıklarını bulması içindir .
Onlar ki arada bir hataya düşseler de büyük günahlardan { KEBÂİRE ' L - İSM }
ve çirkin davranışlardan kaçınırlar .
Rabbinin mağfireti geniştir . O sizin her halinizi çok iyi biliyor .
Sizi topraktan var ederken de , analarınızın karınlarında bir çiğnemlik et iken de
O ' nun bilgisi dâhilindeydiniz . Şu halde kimse kendini temize çıkarmasın .
Kimin günahlardan sakınıp korktuğunu en iyi bilen O ' dur . ]
okuduğum kuran çevirisini yapan yazar ihsan eliaçık
bu ayetleri yaşayan kuran eserinde çok güzel şekilde açıklamış
ben de onun açıklamaları üzerinden düşüncelerimi aktarmaya devam edeceğim
de
bazen diyorum acaba ben de
okuduklarımı yorumlarken heva ve heveslerime mi kapılıyorum
yüzlerce yıl kitabı okuyup yorumlayanlar kendilerinden hep emin miydiler
gök cisimlerinin konumlarına bakarak haksız hükümler çıkarıldığı gibi
yazılanlar ifade ettikleri anlamlardan uzaklaştırılıp yanlış yorumlar yapılamaz mı
elbette yapılabilir ancak bunun sağlaması yine kitapta yazanlarla kolayca yapılabilir
kitaba bakılarak söylenen söz
otoriteyi ele geçiren bir avuç kurnazın kişisel menfaatine yönelikse
gücü tekelinde toplayan haydutların çıkarını kollayacak şekildeyse
mal ve para biriktirenler tahakküm kurmasını sağlayacak özellikteyse
kitabı nasıl okuduğunun hangi gök cisimini izlediğinin hangi fala baktığının bir önemi olmaz
o hüküm geçersizdir zalimcedir ki böyle bir hükme yaratıcı kesinlikle onay vermez
kahinler büyücüler sihirbazlar zorbalarla bir olup arzularını putlaştırarak
onları cinslere ayırıp sapma sapan iftiralarla yaratıcya ortak koşuyorlardı
yaratıcı kendilerine yaradılışa ve işleyişine dair bir güç vermediği halde
bu gücü uydurdukları bir takım isimlerle üzerlerine aldıklarını sanıyorlardı
işte milleti yaratıcı ile kandırıp kurdukları yönetimlerle zulmederek keselerini dolduyorlardı
yaratıcı böyle canlarının her istediğini yaparak her şeye sahip olabileceğini zannedenlere de
doğru yolu gösteren elçilerini göndererek dünya ve ahiretin yaratıcıya ait olduğunu söylüyor
melek kavramının yaratıcının kanunları kuralları güçleri yasaları
ifade edilirken kullanıldığını düşünenlere katıldığımı söylemiştim
yaratıcının koyduğu bu yasalar
kafirler tarafından ne zaman nefislerine göre putlaştılmaya başlandı
ve özellikle dişil isimler verilmek suretiyle tapınılmaya geçildi bilmiyorum
ancak bunun ademin birden fazla eşi olabileceği
ve bu işin o zamanlara kadar gittiğini tahmin ediyorum
bu boş zanna uyanların da hiçbir bilgisi olmadığı kesin
nihayetinden doğru bir hüküm değil ve yaratıcının katında bir anlam ifade etmiyor
bu durumda yapılacak en doğru iş
bir olan yaratıcının gücünü en iyi şekilde anlamaya çalışmak
fiziki alemin ötesini isteyenlere aldırış etmeden yaratıcının sözleri üzerine düşünmektir
göklerde ve yerde olan her şeyin yaratıcya olduğunu bilmek
tüm iyilik ve kötülüklerin muhakkak karşılığını bulacağından emin olmaktır
yatacıyı anarken elçinin sözünü dinlerken kitabını okurken
toplum içerisinde yaşarken doğaya karışırken hiç mi hata yapmayacağız
elbette bilmeden küçük günahlar işlenilebilir yanlışlar yapılabilir
ancak aslolan büyük hataların bile isteye yapılarak kötülükte ısrar etmemektir
bizim gerçekte neyin peşinde olduğumuzu gayet iyi bile yaratıcının affına sığınmaktır
ki o biz dünyaya gelirken topraktaki hangi atomlardan oluşacağımızı
annelerimizin karnında bir parça et iken nasıl gelişeceğimize kadar her şeyi bilmektedir
maddi mavevi onun güçleriyle sarılmış durumdayız ve onun bilgisi dışına çıkamayız
hal böyleyken kimse kendini kurtulmuş sayamaz
yaratıcı izin vermedikçe meleklerinin sahip olduğu güçlerden faydalanamayız
kötülüklerden uzak durmakta ne kadar samimi olduğumu en iyi bilen yine odur
NECM SÜRESİ ( 33 - 35 ) T
[ Baksana şu gerçeklere burun kıvırana ?
Biraz verip gerisini istif edene ?
Gaybın bilgisi yanında da görüyor mu ? ]
tek bildiği millet kıvranırken biriktirip yığmak
verdiği de daha çok alabilmek için
daha çok daha daha çok alabilmek için
biliyor ki azıcık vermesi gerek
böylece cimrice sarılabileceği geçici menfaatini büyütebilsin
buna mecbur kalmayacağı bir yol bulsun onu da vermez
sahip olmakla övündüğü süreli küçük şeyler karşısına
elçi yaratıcının kudretini anlayabileceği örneklerle çıkardı
sonuç
gerçekler karşısında burun kıvıran
elçinin söylediklerini hafife alan bir kafirin boş inadı
sanki yaratıcının bildiklerini biliyor inkarcı zalim
NECM SÜRESİ (3 6 -5 5 ) •
[ Yoksa Musa 'nın sahifelerinden haberi yok mu ?
O vefalı İbrahim 'in sahifelerinden ?
Şunlardı o sahifelerde söylenen :
" Birinin yükü { VİZR } başkasına yüklenmez .
İnsan için emeğinden { SAY } başkası yoktur .
Emeğinin karşılığını mutlaka görecektir .
Hiçbir şey karşılıksız bırakılmayacaktır . . .
Her şey dönüp dolaşıp Rabbi 'ne varacaktır .
Zira O 'dur güldüren de ağlatan da . . .
Öldüren de yaşatan da . . .
Saçılmış bir su damlasından erkeği ve dişiyi iki eş halinde yaratan da . . .
Sonra yeniden yaratacak olan da . . .
Zengin eden de fakir eden de . . .
Şi 'ra yıldızının Rabbi { RABBU 'Ş - Ş 'İRA } de . . .
Önce ki çağlar da yaşamış Ad kavmini helak eden de . . .
Semud 'un yerinde yeller estiren de . . .
Çok daha önceki çağlarda daha zâlim ve daha azgın Nuh kavmini helak eden de . . .
Şehirlerin altını üstüne getiren de . . .
Başlarına daha neler neler getiren de hep O 'dur ."
Şu halde ey insanoğlu ! Rabbinin hangi nimetine nankörlük edip
hala kudretinden şüphe duyarsın ? " ]
tarihi olayların üzerini örten veya çarpıtanların
daha önceki elçilerin sözlerini tahrif ederek nefislerine göre uyarlayanların
tüm bunları gerçekler diyerek derledikleri uyduruk eseleri okuyup aktaranların
mal biriktip yığmak için kurdukları zulüm çetesinin reisleri büyücüleri sapık dincileri
elçi karşısında neler zırvalamış öğreniyoruz
anlaşılan o ki ellerindeki bozuk külliyatı aslı astarı olmayan iftiralarla dolu bilgileri savunarak
hayatın nasıl yaşanması gerektiği konusunda elçiden bir öğüt almalarına
geçmişin doğru anlaşılmasına yönelik bir hatırlatmaya ihtiyaç duymadıklarını beyan etmişler
ki bu zalimler bir şekilde başlarına gelebilecek olan bir azabı
sahip olduklarını düşündükleri şeylerle öteleyip kurtulabilirler
bir malı zenginliği diledikleri gibi elde edebilirler ve o artık sonzuza kadar onlarındır
bu hakkı ister soylarına isterseler de kanlarına dayandırarak almakta özgürdürler
hatta kendileri dışındaki her şey onlara itaat etmek zorundadır vermezlerse öldürülürler
ki öldüren de onlardır ağlatanda da dirilten de onlardır güldüren de keyiflerine kalmıştır iş
ister fakir bırakırlar isterseler de zengin ederlermiş canları ne isterse onu yapabilirlermiş
gökteki yıldızlar hayatın başladığı ilk günden bu yana bu hakkı kendilerine vermiş
buna karşılık elçi de kendinden önceki elçilerin söylediklerini aynen hatırlatıyor
yaratıcının katında bir kaşılığı olmayan uyduruk hükümlerle kimse işlediği suçtan aklamaz
kimse hesap gününde malını veya bir başkasını kurban edip günahlarından arınıp kurtulamaz
emek verip kazandığı dışında kimse yaratıcın mülkünde ortaklık öne süremez
kişi ancak çalışarak elde ettiğinden ihtiyacı kadar olanını üzerine alıp faydalanabilir
öldüren yaşatan güldüren ağlatan fakir ve zengin bırakan sadece yaratıcıdır
bakıp bakıp sapkın hükümler verdiğiniz yıldızların yaratıcısı odur
elbette sizi bir damla sudan yaratan da yine odur
ve kimseye haksızlık etme yetkisi verip mülküne ortak etmemiştir
salt kan ve soy üzerinden kimseye üstünlük tanıyarak adaletsizlik dilememiştir
gerçeklerin üzerini örtüp anlattığınız işin aslı böyledir
okuyup işinize gelmeyen yerleri değiştirdiğiniz sayfaları ne yaptınız
asılları bizde duruyor ve üzerinden çok zaman geçmiş olsa da
hiç değişmemiş şekilde aynen size okuyoruz
helak olan tüm kavimlere okuduğumuz gibi
başlarına ne geldiyse yaratıcının sözlerini inkar ettikleri için geldi
şu halde verilen nimetlere şükretmenize engel olan
yaratıcının gücünden şüphe duymanıza neden olan şey nedir
NECM SÜRESİ (5 6 -6 2 ) •
[İşte bu önceki çağlardaki uyanış çağrılarından bir uyanış çağrısıdır .
Zira yaklaşıyor yaklaşmakta olan .
Onu Allah 'tan başka kimse bilemez .
Demek bu sözü tuhaf buluyorsunuz ?
Ağlayacağınıza gülüyorsunuz .
Oyalanıp duruyorsunuz .
Haydi , secde edin Allah 'a ; çalışın ibadet edin ! ]
her elinize geçen belgeyi hevanıza uyarak değiştirmişsiniz
kulaktan kulağa anlatılan hurafelere sürekli yeni zırvalar eklemiş
gerçeğin doğrunun işinize gelmeyen yanlarıp saklayıp yalan yüklü tarihler yazmışsınız
tapınakta oturmuş ya para satıyorsunuz
veya para karşılığı milleti uyutup arınma temizlenme vaad ediyorsunuz
öyle batmışsınız ki günaha yaklaşmakta olan tehlikeye karşı kör ve sağır kesilmişsiniz
hesapta uyanıksınız ama söylediğiniz yalanlara siz bile inanıp uyulamaktasınız
elçi sizi yaratıcının sözleriyle sarsıp kendinize getirmek istediğinde
duyduğunuzu tuhaf karşılayıp gerçeklerle gülerek alay ediyorsunuz
insan yaptığı kötü işi düşünce dehşete yapılır oturup başına gelecekler karşısında ağlar
tutturmuşunuz bir menfaat oyunu onunla oyalanıyorsunuz
gerçekten çıkarını ön planda tutan kişi ahirette vereceği hesaba göre hareket eder
hadi yaratıcının davetine boyun eğin
bırakın boş beleş işlerle avanta kovalamayı
alnınızın teriyle elinizin emeğiyle çalışıp kazanmaya yönelin
ibadetin en güzelini icra edin
İNFİTAR SURESİ ( 1 - 19 ) •
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - GÖK yarılıp parçalandığı zaman ,
2 - Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman ,
3 - Denizler kabarıp taştığı zaman ,
4 - Mezarlar altüst edildiği zaman ,
5 - Herkes ne kazanıp ne kaybettiğini görmüş olacak !
6 - EY İNSAN ! Cömertliği bol Rabbine karşı seni umursamaz kılan nedir ?
7 - O Rab ki seni yarattı , eli yüzü düzgün , adam akıllı bir varlık yaptı .
8 - Sana lâyık gördüğü şekilde binbir çeşit yetenek verdi .
9 - Fakat hayır ! Siz hesap gününe inanmıyorsunuz ,
10 - Oysa hafızaya kaydediliyorsunuz .
11 - Değerli kaydediciler ,
12 - Siz her ne yaparsanız biliyorlar .
13 - İyiler nimet içinde yüzecek .
14- Kötüler ise ateşe atılacak .
15 - Hesaplaşma günü oraya girecekler .
16 - Ondan kurtulamayacaklar .
17 - Bilir misin , nedir hesaplaşma günü ?
18 - Evet , nedir hesaplaşma günü ?
19 - O gün , kimsenin kimseye bir faydasının dokunmayacağı gündür .
O gün artık söz Allah 'ındır!
ilah edinilen
hareketleri takip edilerek hüküm verilen
aslı olmayan güçler izafe edilerek kutsanan ne varsa
tıpkı insan gibi sonludur ve formunu yitirerek dağılır gider
ancak insan varoluşuna özgürce kattığı anlamın ne ifade ettiğini görmesi için
mezarından tekrar çıkarılır ve ne kazanıp ne kaybettiği kendisine açıklanır
özüne etrafında olup bitene kayıtsız kalan insanın bu tutumu sorgulanır
insana en çok benzeyen hayvan düşünüldüğünde
görünüş olarak ne kadar estetik olduğu olabildiği rahatça görülebilir
beslenmesindeki kalite topraktan ve diğer kaynaklardan faydalanmak için
yeteneklerini geliştirip üst düzeyde kullanma konusunda insana yaklaşabilen bir canlı yoktur
elçi okudukça insanın dünyadaki ilk günlerine doğru düşüncelere dalmış olmalı
ayrıca parçalanacakları zamanı bekleyen tapınç objelerinin
cismani özellikleri yok sayılarak ilahlaştırılmasını
bu yolla insanların kandırılarak sömürülmesini yaratıcıya iftira atılmasını
insanın bu yaptıklarının hesabının sorulmayacağı şeklinde vehme kapılmasını
kabul edilemez bulmuş olmalı
hesap gününde tüm olup bitenin nasıl gözler önüne serileceğini düşünürken
tıpkı yanında bulunan vahiy katiplerinin ya da bir toplantı sırasında yazıcıların yaptığı gibi
her şeyin anbean noktası virgülüne kadar kaydediliyor olması aklına gelmiş olmalı ki
bu düşünce yaratıcı tarafından kitapta yer alması için ayet olarak belirlenmiş
bunun kainatı ve içindeki her şeyi kapsacak şekilde yapıldığını ayrıca düşünmek
hem yaratıcının kudreti karşısında irkilmemize
hem de ilmi hakkında bizimle paylaştıklarını araştırmamıza neden olacaktır
bu şekilde delilli ispatlı görülecek hasap iyilerin kalıcı nimetlere kavuşmasını garantiler
kötülerin ateşe atılmasını da daha önceden de belirttiğim gibi
ilk ateşe atılma olayının nasıl meydana geldiğini
ve sürdürüldüğüne kafa yorarsak belki daha kolay anlayabiliriz
maddi veya manevi şekilde insanları ateşe atanlar ateşe girmekten kurtulamayacaklar
hesaplaşma gününde ne malları ne de tapındıkları eşyalar onlara bir fayda vermeyecek
o gün söz yaratıcının olacak
bu vurgu
hani görsek ya yaratıcıyı
bizimle de konuşsa diyen inkarcıları korkutmuyorsa işleri gerçekten çok zor olacak
İNŞİKAK SURESİ ( 1 - 25 )
SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - GÖKYÜZÜ yarıldığı zaman ,
2 - Doğası gereği Rabbine kulak verdiği zaman ,
3 - Yeryüzü dümdüz edildiği zaman ,
4 - İçindekileri atıp tamamen boşaldığı zaman ,
5 - Doğası gereği Rabbine kulak verdiği zaman ,
6 - Ey insan !
Hayat boyu , adım adım Rabbi'ne doğru gidecek , sonunda O 'na varacaksın .
7 - O zaman sicili temiz çıkanın ,
8 - Hesabı çok kolay görülecek .
9 - Ve dostlarının yanına sevinçle dönecek .
10 - Fakat sicili bozuk çıkan ,
11 - Ölüp yok olmak isteyecek .
12 - Alev alev yanan ateşe girecek .
13 - Çünkü o yandaşlarının arasında keyifle yaşamaktaydı .
14 - Çünkü o yaşadığı halin hiç değişmeyeceğini sanıyordu .
15 - Hâlbuki Rabbi onu görmekteydi .
16 - HAYIR ! Tan yeri dile gelsin !
17 - Üzerini örttüğü her şeyi bir bir ifşa edecek gece dile gelsin !
18 - Yılın her ayını dolanan Ay dile gelsin !
19 - " Sizler halden hale geçeceksiniz ! "
20 - Şu halde onlara ne oluyor da iman etmiyorlar .
21 - Karşılarında Kur'an okunduğu zaman saygıyla kabullenmiyorlar .
22 - Tam tersi o kâfirler bütün bunlar yalan diyor .
23 - Oysa Allah içlerindekini biliyor .
24 - Onlara acı bir azabı haber ver .
25 - Fakat unutmayın ki ,
iman edip iyilik , güzellik , doğruluk için çalışanları
hak ettikleri bir karşılık bekliyor .
maddenin birbiriyle bağlar oluşturarak meydana getirdiği cisimler
büyük küçük fark etmeksizin zamanla dağılamaya
tekrar birleşmek üzere savrulmaya mahkumdurlar
bu yaratıcın koyduğu kanun
gökteki ve yerdeki her şey için geçerlidir
parça parça yaşanan bu ayrışma ve birleşme
nihayetinde tüm maddeyi kapsayacak şekilde olacaktır
bu dönüşün eksiksiz toplanmanın yaşanacağı merkezde de yaratıcının kudreti vardır
insan da maddi manevi olarak çeşitli evrelerden geçerek yatacıya doğru yol almaktadır
bu bir girdaba kapılmak gibi mi olur
yoksa bir kürenin yüzeyine gelince akarak bir noktada toplanmaya mı benzer bilmiyorum
başka bir varoluş formuna her şey geçebilir mi
kapı ya da geçide benzeyebilecek bu noktada filtreye benzer bir yapı var mıdır
bu sorular yatıcıya iftira atarak fiziksel nesneleri ilah edinenlere
işi aslını yaratıcının yaratma doğasını döngünün yasalarını anlatmaya yardımcı olabilir
yaratıcıya varınca neler yaşanacağı hesap gününde neler olacağı
sanırım geçmişte yaşanan bir mahkeme olayı
ve sonucunda yaşanan katilam hatırlatılarak anlatılıyor
bu infaz mahkemelerinin yıllar boyu her ay ayın belli gecelerinde yapıldığı
ve sabahına doğru yakılan büyük ateşlerde masum insanların yakıldığı düşünülebilir
bu korkunç vahşetin tutanaklarından bir kısmının elçiye ulaştığını düşünüyorum
anlaşılan zalimler halkın arasındaki ajanları vasıtasıyla herkesi fişliyorlarmış
ayda bir toplanan düzmece mahkemenin satılmış üyeleri
güç ve makam sahiplerini kollayacak şekilde haksız hükümler veriyor
zorbalar için tehdit görülen mazlumları da ölüme mahkum ediyorlardı
zenginler hırsızlar katiller işledikleri suçlardan kolayca aklanabilirken
yolsul ve gariban insanlar üzerlerine atılan iftiralarla suçsuz yere katlediliyordu
sadece paranın konuştuğu bu sistemde parası olan sicilini tertemiz tutabiliyordu
anlatıda dikkat çeken bir nokta ise bir ihanetin ifşa ediliyor olabileceği yönünde
biri davasına ihanet ederek günahsız arkadaşını bu mahkemede kurban etmiş
sonra neşe içinde artık rahata erdim diyerek sözde düşmanlarının arasına katılmış
yaratıcı bu ayrıntıyı ben her şeyi görüyordum diyerek vurguluyor olabilir
belkide caniler ateşe atılmadan önce masum insanlara
sizi dönüştürüyoruz başka bile geçiriyoruz diyorlardı alay ederek
zalimce düzeni korumak için oluşturulan bu mahkemelerde yaşananlar
yaratıcı tarafından hesap günü tam tersi yaşatılarak adaletin sağlanacağı anlatılıyor
bu vahşet uygulamasının yıllar boyu aşağı yukarı aynı şekilde sürdüğü aşikar
elçinin ulaştığı bilgiyi günün zalimleri ve sözde alimlerine karşı dile getirmesi sonucu
kafirlerin hayır diyerek inkar etmeleri gerçeği doğruyu duyduklarında kabul etmemeleri
içlerindeki çıkmazdan kutuluş olarak yalanlamayı seçmeleri kendilerini azaptan kurtarmıyor
belkide zulüm mahkemelerinin elçiye ulaşan tutanaklarından kendi ellerinde de var
yapılan uyarıyı doğruluğuna rağmen kabul etmeyişlerinin nedeni
sadece bir yaratıcıya veya hesap gününe inanmıyor oluşları olmayabilir
elçinin bu tür açıklamalarda bulunarak güç devşirmenin peşinde olduğunu düşünüyorlardı
tamam elçi doğruyu söylüyor olabir ama amacı sadece elimizdekileri almak
o yüzden biz elçiye ve kitaba tabi olmayız ki bizi tehdit ettiği her şey de boş
saygı duyup iman etmemizi istiyorsa o bize katılsın diyorlardı
bu rağmen içlerinden elçiye kulak verebilecekler için umut var deniyor
pişman olup iyiliğe güzelliğe doğruluğa yönelenlerin emekleri zayi olmayacak