17 Eylül 2022 Cumartesi

18 - rum

 


RUM SURESİ ( 1 - 60 )

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - Elif , Lâm , Mim .
2 / 4 - ROMALILAR sınıra yakın bir yerde yenildi .
Fakat yenilgilerinin ardından birkaç yıl içinde tekrar galip gelecekler .
Geçmişiyle geleceğiyle bütün iş ve oluş Allah 'ındır .
Bir gün mü 'minler de Allah 'ın yardımıyla sevinecek  .
5 - Allah , yardımıyla kimi lâyık görürse onu destekler .
O güçlüdür , sevgi ve merhamet sahibidir .
6 - Bu , Allah 'ın verdiği sözdür . Allah verdiği sözden caymaz .
Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildir .

( meryem suresinde romalılarla birlikte şehit edilen elçilerin başlarına gelenler anlarılmıştı
taha suresinde mısırlı elçilerin firavunla giriştiği mücadelede hakkında bilgi verilmişti
bu surenin başında ise romalıların perslerle
yani mecusilerle olan savaşından bahsediliyor
yenilgiye uğrayan romalıların kısa zamanda toparlanıp
üstünlük sağlayacağı haber veriliyor
bir kehanetmiş gibi algılanan
gerçekleştiğinde mucize olarak görülen bu sözlerin hikmeti ne
bence son elçinin gelişi bilinen dünyanın tamamında çoktan duyulmuş
yaratıcının bir olduğuna inanve dünyanın değişmesini isteyenler için umut olmuş
bu doğrultuda herkes pozisyon alırken
yaratıcıya iman denlerin birkaç adım önde oldukları söylenebilir
dahası yaratıcın yardımını da yanlarındayken boş durmamışlar
konumları görünüşleri bilinen görevlerinin arkasında
yaratıcıya yönelmiş belkide binlerce insandan söz edilebilir
bu çok büyük bir etki gücü ve istihbarat ağı anlamına gelir
son elçinin yakınlarında bulunan düşmanlarıyla verdiği mücadele
bölgesel gibi görünse de aslında kavganın boyutu dünya çapında
ve anlaşılan o ki dünyanın her noktasına varıncaya kadar da büyüyecek
yaratıcının kimi desteklediği ise ortada
bunun dışında kimi destelemek isterse onu destekler
ancak yaratılışta koyduğu ilkeleri de asla çiğnemez )



7 - ONLAR bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler ,
ahireti ise unutup gitmişlerdir .
8 - Vicdana gelip düşünmediler mi ?
Allah gökleri yeri ve ikisi arasındaki şeyleri hak olarak
ve belirli bir süre için yaratmıştır .
Durum buyken insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedir .
9 - Yeryüzünde gezip bir baksınlar kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş ?
Onlar kendilerinden çok daha güçlüydüler .
Dünyada derin izler bırakmışlar
ve bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi .
Elçileri de onlara söze dayalı apaçık deliller ile gelmişlerdi .
Allah onlara zulmetmedi , fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler .
10- Allah 'ın ayetlerini yalanlayıp ,
alay ederek kötülük işleyenler çok pişman olacak !

( atomların birbirleriyle bağ kurabilmesi belirli koşulların sağlanmasına bağlı
kurdukları bağ sonucu meyda gelen ne varsa formlarını koruyabilmesi
bu koşulların sürekli sağlanmasıyla mümkün
sanırım bunun sonsuza kadar sürmesini engelleyen şeye entropi deniyor
bu fizik kuralların şimdiye kadar öğrenilebilen kısmı
daha derinlere indikçe durum bilinenin tam tersi bir hal alıyor
yani bu işin bir de diğer tarafı var
peki bu kural başta insanlar olmak üzere organik canlılar için nasıl işliyor
galiba neredeyse aynı
doğuyor yaşıyor ve ölüyor
dünyadaki koşullar canlılığın sürmesini sağlayacak döngüyü karşılıyor
peki canlıların kurdukları düzenlerde ve birbirleriyle olan ilikilerinde süreç nasıl işliyor
hemen hemen yanı dediğime bakmayın aslında hiç değişmeden yaşanıyor
yeryüzü yıkılıp yok olmuş toplulukların bıraktıkları harabelerle dolu
üstelik daha zor koşullarda daha fazla güç harcayarak
çok daha fazla eser bıraktıkları halde neden varlıklarını sürdüremediler
elçilerin ideal bir toplumun maksimum süre ayakta kalabilmesi için
gereken davranış kurallarını kendilerine bildirmiş ama kulak asmamışlar
alay etmişler ve çöküşlerini hızlandırarak kendilerine yazık etmişler )


11 - ALLAH yaratmayı başlatır sonra yenileyerek sürdürür .
Dönüp dolaşıp O 'na geleceksiniz .
12 - Kıyamet koptuğu gün ,
günaha batmış olanlar hayal kırıklığına uğrayacaklar .
13 - Koştukları ortaklardan onları kayıran çıkmayacak .
Onlar kendilerine ortak koşulmuş olunmasını da inkâr edecekler .
14 - Kıyamet koptuğu gün herkesin ne olduğu ayan beyan ortaya çıkacak .
15 - İman edip iyilik , güzellik , doğruluk için çalışanlar
bağlar , bahçeler içinde sevinç içinde ağırlanacaklar .
16 - Ayetlerimize ve ahiret buluşmasına kâfirlik edip ,
bütün bunlar yalan diyenler kendilerini azabın içinde bulacaklar .
17 - ŞU HALDE gün doğarken ve batarken Allah 'ı anıp yüceltin .
18 - Göklerde ve yerde övüp yüceltilmesi gereken yegâne varlık O 'dur .
Gün ortasında ve günün sonuna doğru da O 'nu anıp yüceltin .
19 - O , ölüden diri , diriden de ölü çıkarır .
Ölü toprağa hayat verir . Sizler de işte öyle diriltileceksiniz .
20 - Sizi topraktan yaratması O 'nun ayetlerindendir .
Sonra dağılıp yayılan insan oldunuz .

( entropinin belirli kurallar çerçevesinde kesintisiz sürmesi
bu hengamede aralıksız devam eden yaratılış
dünya ve üzerindekiler için o gün geldiğinde son bulacak
peki sonra
bu döngünün başka bir boyutta sürmemesi bir neden yok
bunu yapabilen güç daha fazlasını çok büyük ölçeklerde yapabilir
kainat ekip biçilen topraktan farklı olmayabilir
farklı boyutlarda entropiyi yok edecek şekilde düzenler kurulabilir
varlıkların enerjilerini ayakta kalabilmek yıkılmamak için değil
gelişmek ve genişlemek için harcadığı
tam birlik ve beraberliğin sağlandıyığı uyumun en üst düzeye ulaştığı
bozunuma yol açacak nedenlerin sıfıra indigenip yok edildiği
kendine haz fizik kurallarının olduğu veya fizik kurallarına hiç tabi olmadan
tek bir tohumla sonsuza kadar hasat alınabilen topraklarda
çürümenin olmadığı yenilenmenin artarak sürdüğü bir ortamda
bir de bunun tam tersi olan bir yer hayal edin
yaşama arzusuyla birlikte
entorpinin eş zamanlı arttığı bir yaşam biçiminde
hayatta kalmak için mücadele etmek durumunda kaldığınızı
ölümü istemenin mükmün ancak ölümün mümkün olmadığı
durmanın sadece acıyı çoğalttığı bir mekanda
hiç durmadan çabaladığınızı bir düşünün
bunu yapabilen güç övgüye layık olan tek varlıktır )



21 - Sizin için nefislerinizden , kendilerine ısınasınız diye eşler yaratması
ve aranızda sevgi ve şefkat var etmesi de O 'nun ayetlerindendir .
Bunda fikir yürütmesini bilen bir toplum için büyük ibretler vardır .
22 - Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin
ve renklerinizin farklı oluşu da O 'nun ayetlerindendir .
Bunda bilgi sahibi olanlar için büyük ibretler vardır .
23 - Hem gece hem gündüz uyumanız
ve engin cömertliğinden nasip aramanız da O 'nun ayetlerindendir .
Bunda dinlemesini bilen bir toplum için büyük ibretler vardır .
24 - Size şimşekler çaktırarak korku ,
gökten yağmurlar yağdırıp bununla ölü toprakları canlandırarak umut vermesi de
O 'nun ayetlerindendir .
Bunda aklını kullanabilen bir toplum için büyük ibretler vardır .
25 - Göğün ve yerin O 'nun emriyle durması da O 'nun ayetlerindendir .
Bir de bakmışsınız ki tek bir seslenişle yerden çıkarılıyorsunuz .
26 - Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O 'nundur. Hepsi O 'na divan durmaktadır .
27 - Yaratmayı başlatan O 'dur . Sonra sürekli yeniden yaratan O 'dur .
Bu O 'na çok kolaydır . Göklerin ve yerin bütün görkemi O 'na aittir .
O çok güçlü , çok bilgedir .

( bir insanın doğması büyümesi yetişkin bir birey olması kolay değil
çok emek isteyen bu iş sevgi şevkat azru istek duymadan yapılamaz
eğer bir çırpıda bilinç sahibi aklı başında yetişkin varlıklar olarak gözümüzü açsaydık
birlikte yaşayabilmek için gerekli olan duygularımızı asla geliştiremezdik
ve aramızda çıkacak olan kavgaya son verecek çareler üretemezdik
bu halimizle en azından ne yapmamız gerektiğine dair bir fikrimiz var
gökyüzüne yakından bakıldığında her insan bir gökada gibi değil mi
başlangıç noktasından sonra her birey uzayın derinliklerinde
kendine has özellikleriyle vücut bulmuş ve
farklılıkların meydana getirdiği zenginliğe katkıda bulunmuş
uzaktan bakıldığında ise hepsinin yanyana oluşturduğu resim
yaratıcının görkemine yaraşır şekilde muazzam ve harika değil mi
tornadan çıkmış yıldızların asker gibi hizaya geçtiği bir gökyüzü mü isterdin
ister gece uyu ister gündüz
uyanınca her muhtaç canlı gibi bir şeylerin peşine düşüyorsun
nerede olduğunu ne yaptığını soruyor her gün sana hayat duymuyor musun
vicdanın sana nasıl olacağını söyleken seni kimi dinliyorsun
şimşek çaktığında bir kuytu bulup gizlenen insanları düşün
onun ardından yağan yağmur ile canlanan toprağı
kurak geçen yıllarda özlemez misin korkmayı
o korkunun ardına gizlenmiş nimeti
karanlığın ortasında parlıyor her şey
nedir karanlığın her yanı kaplamasını engelleyen
kimdir tüm bunların sahibi
ne zaman kapanacak bu ışıltılı güncenin perdesi
yolculuk nereye bir sonraki buluşmamız ne zaman
nasıl bu son dersin bunca güzelliğe şahit olduktan sonra )


28 - Kendi hayatınızdan bir örnekle açıklarsak :
Hiç size bahşettiğimiz zenginlikleri elinizin altındaki kölelerle ortak
ve eşit bir şekilde paylaşmayı kabul eder misiniz ?
Aranızda birbirinizi saydığınız gibi , onları da sayar mısınız ?
Aklını kullanmayı bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz .
29 - Fakat zulmedenler bilinçsizce heva ve heveslerine uydular .
Artık Allah 'ın şaşırttığını kim yola getirebilir ? Bu işte onlara kim yardım edebilir ?
30 - ŞU HALDE bütün benliğinle , sağduyudan şaşmadan dine yönel ;
Allah 'ın fıtratına ... İnsanlık o fıtrat üzerinedir . Allah 'ın fıtratında bir değişme göremezsin .
İşte gerçek hayat dini budur. Fakat insanların çoğu bunun bilincinde değildir.
31 - Başkasını bırakın ; yürekten O 'na yönelin . O 'nun bilinciyle yaşayın .
Canı gönülden destekleşme / dayanışma içinde olun. O'na ortak koşanlardan olmayın .
32 - Onlar dinlerini parça parça edip guruplara ayrıldılar .
Her biri kendi gurubuyla böbürlenip duruyor .

( cennet hayatını bir yerde yatacının seçtiği insanlara
gücünden ve iradesinden bir parça vermesi olarak düşünüyorum
elbette bu dünyada sahip olduğumuz bilinç ve akıl ile
bir dereceye kadar doğaya karşı koyabiliyor onunla baş edebiliyoruz
dahası onlarla insanları tahakküm altına alıp sömürebiliyoruz
ki sahip olduğumuz güç ve yeteneği doğanın tüm gücüyle kıyaslarsak
aslında bir hiç olduğumuzu çok kolay anlayabiliriz
hal böyleyken dünyaya hakim olmak için yapmadığımız rezillik yok
iki koyuna sahip çıkamayan çobana koca sürü teslim edilir mi
ya da akıllı çoban sürüsünü kurtlara teslim edip evine gidebilir mi
bu dünyanın geçici şeylerine hiç ölmeyecekmiş sarılan beyinsize
kalıcı olanı vermenin ne gibi bir anlamı olabilir ki
yaratıcının tasarladığı ahiret yurdunda istediği insan modelini düşün
sanırım eksiksiz ve sorunsuz bir dayanışmanın sağlanacağı toplum istiyor
tek bir fire vermeden herkesin canı gönülden katılım sağlayacağı bir hayat
her şeyin olduğu kusursuz bir dünyada kusursuz sürdürülen bir yaşam
parçalamayan bölmeyen bütünlüğü korumada zafiyet göstermeyen
farklılıkların arkasındaki bir oluşu birliği kavrayabilen
 nerede olursa olsun herkesin mutluğu eşitçe paylaştığı )



33 - MALÛM , insanlara bir sıkıntı dokunduğu zaman
her şeyi unutarak Rablerine yalvarır , yakarırlar .
Sonra merhamet edip de bir iyilik tattırdığımız zaman ,
kimileri tutar Rablerine ortak koşar .
34 - Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlüklerini göstermek istercesine !
Hele biraz daha tadını çıkarın bakalım , az kaldı ...
35 - Yoksa onlara ortak koşmalarını söyleyen bir buyruk mu indirmişiz ?
36 - Malûm , genelde insanlar merhamet edip bir iyilik tattırdığımız zaman sevinirler .
Fakat kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir belâ gelse
hemen umutsuzluğa kapılırlar.
37 - Allah 'ın , kendi iradesiyle kiminin rızkını alabildiğine genişlettiğini ,
kiminin de sıktıkça sıktığını görmüyorlar mı ?
Bunda iman edecek bir toplum için nice ibretler vardır .
38 - O halde garibe , yoksula , sokakta kalmışa hakkını verin .
Allah 'ın rızasını kazanmak isteyenler için en hayırlısı budur .
Sevinecek olanlar da işte onlardır .
39 - İnsanların malları sayesinde verdiğiniz faiz Allah katında artmaz .
Allah 'ın rızasını umarak verdiğiniz zekât ise kat kat artar.
40 - Allah sizi yaratıp rızık verdi sonra öldürüp yeniden diriltecek .
Ortak koştuklarınız arasında bunlardan birini yapacak var mı ?
O ortak koştuklarından uzaktır ; çok yücedir .
41 - İnsanlar kendi yaptıklarıyla karada ve denizde tahribata yol açıyorlar .
Belki akılları başlarına gelir diye Allah ,
yaptıklarının kötü sonuçlarını kendilerine tattıracaktır .
42 - Söyle onlara :
" Yeryüzünde gezin de önceki çağlarda yaşayanların sonu ne olmuş bir bakın . "
Onların da çoğu ortak koşanlardan idi .
43 - Öyleyse Allah'ın kaçınılmaz günü gelmezden önce
yüzünü o gerçek hayat dinine çevir .
O gün kimin ne olduğu ayan beyan ortaya çıkacak .
44 - Her kim kâfirlik ederse sonucuna katlanır .
Kim de iyiliğe , güzelliğe , doğruluğa kendini adarsa iyi bir hazırlık yapmış olur .
45 - İman edip iyilik , güzellik , doğruluk için çalışanların karşılığını
engin cömertliğinden bol bol verecektir . Allah kâfirleri asla sevmez .
46 - Emriyle yağmuru müjdeleyen rüzgârlar göndermesi ,
yelkenli gemileri onunla yüzdürmesi ; böylece siz karada ve denizde
O 'nun lütfunu ararken üzerinize sevgi ve merhametini yağdırmış olması ,
O 'nun ayetlerindendir . Artık şükür diye bir şey aklınıza gelir herhalde !

( cennete gidebilmenin yolu hakkında bilgi veriliyor
insanın bu iki yüzlü tavrıyla oraya gitmesinin mümkün olmadığını söylüyor
geçici nimetler karşısında bu kadar bocalayıp sapıtanlar oraya giremez diyor
güçlüklerle karşılaştığında yardım isteyen
güç bulduğunda gücün sahibini unutana daha fazlası verilmez diyor
ibret almıyor öğüt dinlemiyor geleceğini düşünemiyor
bir kaya parçasının üzerinde tek yapabildiği kavga gürültü bozgun
gerçek din hakkında bilgisi olup kendini geliştirenlerle bir olamaz diyor
o boyuttaki bir hayatın ferdi olabilecek insanların profili çiziliyor
aklıma böyle uzay gemilerine binmiş iyi insanların
cennete doğru gittiği sahneler canlanıyor gözümde
çok filmi yapıldı kitapları yazıldı aslında
gerçekte ne olacağını elbette yaratıcı biliyor
zihnimdeki kıstlı bilgilerle bu kadarını hayal edebiliyorum
bu hayalleri zenginleştirecek tek şey bilimdeki gelişmeler olur herhalde )



47 - SENDEN önceki çağların halklarına kendi içlerinden birçok peygamber gönderdik .
Onlara söze dayalı apaçık deliller getirdiler .
Günaha batıp gitmiş olanlardan intikam alırken ,
iman edenlere / güvenenlere yardım etmek üzerimizde bir hak oldu .
48 - Bulutları yükseklere kaldırsın diye rüzgârları estiren O 'dur .
Öyle ki bulutları göklerde dolaştırıp dizi dizi yayar .
Derken içlerinden yağmurların boşaldığını görürsün .
Nihayet istediği kullarının üzerine yağdırarak onları sevince boğar .
49 - Oysa daha önce hasretle bekledikleri yağmurdan artık ümitlerini kesmişlerdi .
50 - Allah 'ın sevgi ve merhametinin yansımalarına bir bakın ;
ölü toprağa nasıl hayat veriyor .
Ölüler de işte böyle canlanacak ; kesinlikle ! O 'nun her şeye gücü yeter .
51 - Böyleyken gönderdiğimiz rüzgârın , bitkilerine zarar verdiğini görünce
insanoğlu hemen nankörlük etmeye başlar .
52 - Demek ki sen ölülere duyuramazsın .
Çağrına sırtını dönmüş giden sağırlara da duyuramazsın .
53 - Körleri de sapıklıktan vazgeçirip doğru yolda yürütemezsin .
Sen ancak ayetlerimize iman etmeye meyyal olanlara duyurabilirsin .
Ancak onlar Müslüman olurlar .

( peki o gemilere binecek doğru insanlar
yeryüzünde nasıl bir düzen kuracak ve nasıl bir yaşam sürecek
hayatı nasıl okuyacak ve neye göre hakeret edecek
yaratıcı ilk hatasında kimseyi kaldırıp bir kenara atmıyor
ancak iflah olmaz biriysen kaybetmen gerekiyorsa hiç acımıyor
yaratıcın desteklediği tarafta yer almak için uyanık olmak
asla ümitsizliğe kapılmadan o gemileri getirecek rüzgarları gözlemek gerek
dünya paramparça olabilir kainat ölü bir toğrağa dönüşebilir
nasıl ki yağmur yağınca yeşeriyor doğa
evren de aynı şekilde ışığına renklerine tekrar kavuşabilir
ya da biz gideriz o evrenlere oluşlara yeni pırıl pırıl dünyalara
gözümüzü kulağımız dört açmalıyız gemileri kaçırmamak için
yaratıcı bu yaratmayı burada kestirip atmaz )



54 - SİZİ biçare bir halde yaratan , sonra güç kuvvet veren ,
sonra tekrar yaşlı bir biçareye çeviren O 'dur . O neyi uygun görürse onu yaratıyor .
O her şeyi biliyor , O 'nun her şeye gücü yeter .
55 - Kıyamet gelip çattığında , günah küpü haline gelmiş olanlar ,
dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler .
Zaten böyle kendilerini kandırıp durmuşlardı .
56 - Oysa bilgi ve imanla donanmış olanlar :
" Açıkçası siz , Allah 'ın kitabı hakkında kıyamete kadar bekleyip durdunuz .
İşte o kitapta sözü edilen kıyamet günü bu !
Fakat sizin gözünüz hiç bir şey görmüyordu . " diyecekler .
57 - Ne var ki zâlimlerin mazeret beyan edip yola gelmeleri için o gün artık çok geç !
58 - VELHÂSIL bu Kur 'an 'da vermediğimiz örnek neredeyse kalmadı .
Fakat yine de ne söylersen söyle o kâfirler : " Hikâye , boş lâflar bunlar . " diyorlar .
59 - Bilginin kadrini bilmeyenlerin kalplerini Allah işte böyle mühürler .
60 - Sen bunlara aldırma . Allah 'ın vaadi haktır ; bundan hiç şüphen olmasın .
Şüphe kurdu içlerini kemirip duranların ,
senin de zihnine şüphe tohumları ekmelerine izin verme !

( zamanın mekanın olmadığı bir yere
ne geç gidebilirsin
ne de erken varabilirsin
aslında biz kim olduğumuzu çoktan öğrendik
sayılı anlarımız çoktan üst üste geldi ve görünüşümüz son halini aldı
inkar edemeyelim diye tek tek gösteriliyor bize hallerimiz
belkide hayat son kez baktığın albümdeki resimlerini değiştirme fırsatıdır
hiç denedin mi
seslendiklerini duyabiliyor musun
yolunu değiştirebileceğini görmüyor musun
bu dünyadaki fiziksel özelliklerimize ihtiyaç duymadan da var edilebiliriz
bizi birbirimizden ayıran özelliklerimizi yansıtabileceğimiz
bir sozsuzluk aynası yaratabilir yaratıcı )




15 Eylül 2022 Perşembe

17 - vakıa

 



VAKIA SURESİ ( 1 - 96 )



 

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 - BÜYÜK OLAY patlak verdiği zaman .
2 - Onun oluşuna yalan diyen dil olamaz .
3 - Kimini alçaltır , kimini yükseltir .
4 - Yeryüzü şiddetle sarsıldığı zaman .
5 - Dağlar ufalanıp ,
6 - Toz duman haline geldiği zaman ,
7 - İşte o gün siz üç sınıfa ayrılmış olacaksınız ;
8 - İyilikle dolu dürüst bir hayat yaşayanlar ; ne bahtiyardır onlar !
9 - Kötülükle dolu berbat bir hayat sürenler ; ne bedbahttır onlar !
10 - Ve önde gidenlerin o öncüleri ...
11 - ONLAR Allah 'ın yakın dostları arasına girecekler .
12 - Cennet nimetlerine nail olacaklar .
13- Çoğu eski çağlardan
14 - Azı da sonraki çağların insanlarından
15 - Onlar altın işlemeli tahtlara oturacaklar .
16 - Karşı karşıya kurulacaklar .
17 - Çevrelerinde taptaze , küpeli genç hizmetçiler dolaşacak ;
18 - Tertemiz kaynak suyundan doldurulmuş kâseler ,
ibrikler ve fincanlarla içecekler ,
19 - Ne başları ağrıyacak , ne de içtikçe tükenecek .
20 - Beğendikleri her türden meyve olacak .
21 - Canlarının istediği her çeşit kuş etinden yiyecekler .
22 - Göz aydınlığı tertemiz eşler ;
23 - Saklı inciler gibi ,
24 - Y aptıklarının karşılığı olacak .
25 - Orada ne boş bir lâf işitecekler , ne de günaha sokan bir söz ;
26 - Duydukları sadece " Barış , esenlik , mutluluk " olacak ...
27 - İYİLİKLE dolu dürüst bir hayat yaşayanlar ...
Nedir acaba bunların karşılaşacakları ?
28 - Dalbastı kirazlar ...
29 - Salkım salkım muzlar ...
30 - Yayılmış gölgeler ...
31 - Fışkıran sular ...
32 - Her türden meyveler ...
33 - Hiç eksilmeyen , tükenmeyen meyveler ...
34 - Yüksek döşekler üzerinde sere serpe ...
35 - Y eni bir yaratışla yeniden var ettik onlarla
36 - El değmemiş hale getirdik hepsini
37 - Eşlerine meftun , o yaşıt sevgililer ...
38 - Bunların hepsi iyilikle dolu dürüst bir hayat yaşayanlar için ;
39 - Birçoğu önceki çağlardan
40 - Birçoğu da sonraki çağlardan ...
41 - KÖTÜLÜKLE dolu berbat bir hayat sürenler ...
Nedir acaba bunların karşılaşacakları ?
42 - İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su ...
43 - Kapkara boğucu bir duman ...
44 - Ne serinletir ne rahatlatır ...
45 - Çünkü onlar geçmişte keyiflerinin peşine düşmüşlerdi ,
46 - Çok kötü günahlar işliyorlardı .
47 - Diyorlardı ki ; " Biz ölüp toz toprak olduktan sonra ,
tekrar mı diriltileceğiz ? "
48 - Üstelik önceki atalarımızla birlikte ! "
49 - Söyle onlara ; " Öncekilerin ve sonrakilerin hepsi ,
50 - Belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklar . "
51 - Sonra siz , ey sapkın inkarcılar !
52 - Mutlaka zakkum ağacından yiyeceksiniz ,
53 - Karınlarınızı onunla dolduracaksınız ,
54 - Üstüne de kaynar su içeceksiniz ,
55 - Doymak bilmez susuz develer gibi içeceksiniz .
56 - Hesap günü onların karşılaşacakları işte bunlardır .
57 - SİZİ Biz yarattık , hala kabul etmeyecek misiniz ?
58 - Attığınız o meniyi hiç düşündünüz mü ?
59 - Onu siz mi yarat ıyorsunuz , yoksa yaratan Biz miyiz ?
60 - Aranızda ölümü Biz takdir ettik . Bizim önümüze geçilemez .
61 -Varoluşunuzu değiştirmek
ve bilemeyeceğiniz bir yaratılışla sizi yeniden var etmek üzereyiz .
62 - Madem ilk yaratılışı biliyorsunuz .
O halde bu düşüncesizlik neden ?
63 - Yine toprağa ektiğiniz tohumu hiç düşündünüz mü ?
64 - Onu siz mi bitiriyorsunuz , yoksa bitiren Biz miyiz ?
65 - Hiç şüpheniz olmasın , istesek onları çere çöpe çevirirdik de
ağzınızda şöyle geveler dururdunuz :
66 - " Eyvah mahvolduk ,
67 - Gitti her şey elimizden ! "
68 - Peki içtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü ?
69 - Buluttan onu siz mi indiriyordunuz yoksa indiren Biz miyiz ?
70 - İstesek onu iyice acı ve tuzlu yapardık . Bu şükürsüzlük neden?
71 - Peki tutuşturduğunuz ateşi hiç düşündünüz mü ?
72 - Onun ağacını siz mi yaptınız , yoksa yapan Biz miyiz ?
73 - Biz onu hem bir hatırlatma , hemde çöl yolcularına faydalı kıldık .
74 - O halde Rabbini o büyük adıyla an ve yücelt !
75 - HAYIR ! Dalga dalga inen dile gelsin !
76 - Bilseniz ne büyük dile gelmedir bu , ah bir bilseniz !
77 - Bu çok değerli bir Kur 'an 'dır ; hiç kuşkusuz !
78 - Korunmuş bir kaynaktan gelmektedir .
79 - O kaynağa tertemiz olanlardan başkası dokunamaz .
80 - Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmektedir .
81 - Şimdi bu hitaba siz küçümseyerek mi bakıyorsunuz ?
82 -Ve bu küçümsemeyi geçim kaynağınız olarak mı görüyorsunuz ?
83 - Madem öyle can boğaza geldiğinde ,
84- Siz çaresiz bakıp dururken,
85 / 87 - Eğer iddianızda doğru iseniz ,
sizin göremediğiniz fakat bizim çok yakınımızda olan o canın çıkışını ,
eğer ceza günü diye bir şey yoksa durdurun bakalım !
88 - SONUÇ OLARAK kim Allah 'a yakın olursa ;
89 - Rahatlık , güzel bir rızık ve cennet nimetleri onu bekliyor .
90 - Eğer iyilikle dolu dürüst bir hayat sürmüşse
91 - Bütün iyi ve dürüst insanlardan " selâm olsun sana " denir .
92 - Ama kim de hayatını inkâr ve sapkınlıkla geçirmişse
93 - Kaynar sular
94 - Ve cehennem onu bekliyor .
95 - Kesin gerçek budur işte !
96 - Öyleyse sen Rabbini büyük ismiyle anıp yüceltmeye bak !







neden yaşıyorum hayatın amacı ne
buraya nereden geldim
ölünce ne oluyor
daha birkaç yüzyıl öncesine kadar
insanlar neredeyse binlerce yıldır aynı yaşam zorluklarıyla mücadele ediyordu
ancak yakın denilebilecek bir tarihte bu şartlar değişti
hayatta kalmak kolaylaştığı gibi özenilen arzulanan istenilen şeyler de
bu minvalde farklılaşarak karşımıza yeni bir bakış açısı getirdi
ancak bu koşulların bozulması ve taş devrine dönmemiz an meselesi
savaşlar kıtlıklar doğal felaketler bizi bir anda binlerce yıl öncesine götürebilir
bu surenin yazıldığı tarihte insanların hayal edebileceği cennet tasvirinde
nasıl bir hayata özlem duyulabileceğini düşünecek olursak
modern keşiflerin aletlerin araçların ve tabii mekanların çoğunu göremeyiz
yine bu surenin yazıldığı zamandan binlerce yıl öncesine gidip yaşayanlara sorulsa
cennet nasıl bir yer olsun istersin diye
günümüzden birkaç asır önce yaşayanlarla benzer bir yer tarif eder
benzer şekilde cehennem nasıl bir yer olabilir diye sorsan
işte alevler işkenceler hastalık pislik korku dehşet
yani yine olup bitenler dışından bir şey söyleyemez
dünya nasıl yok olacak tahmin et desen
etrafında ne varsa hepsinin dağılıp parçalanacağı bir resim çizer
peki bunların ne kadarı doğru ne kadarı eksik veya fazla
yaratma gücün olsa ne yaratırsın anlat desen
kulakla gözü yer değiştirir renkleri tersyüz eder gördüğün dışına çıkamaz
bunun bir adı vardı aklıma gelmedi
hülasa beynindekinin dışana çıkıp bir şey ortaya koyamaz
gücü her şeye yeten bir varlık var desen
gücün her şeye yetmesini tam olarak tanımlayamaz
şu bir insana hadi gücün her şeye yetiyor ne istiyorsan yapabilirsin denen
ilk önce ne yapabilir ki
en fazla söyleyeceği şeylerden biri her şeyi bilmek istiyorum demek olur
ancak her şeyin ne olabileceği hakkında bir fikri yoktur
diyelim ki evrenin bir sınırı var ve evren hakkında her şeyi öğrendi
gücün her şeye yetiyor hadi buyur bir şeyler yarat desen tıkanır kalır
ya evrenin sonu yoksa nasıl olacak
bil babam bil bil babam bil bilsen ne yapacaksın
her yerde olmak isteyen ve olsan ne olur
beyin kapasitesini genişletme gücün var ya genişlet
hatta gücün her şeye yetiyor beyine ihtiyacın mı var
yerine başka bir şey koy yarat ne istiyorsan
diyelim ki kendin gibi birini yarattın onunla ne yapacaksın
ikinizin de gücü her şeye yetiyor sence sonuç ne olur
ve ya dünya benzeri bir canlılık yarat
yarattığın canlılara ne verebilirsin
yeni hayatlar onlar bunlar atık ne istersen
gücün her şeye yetiyor
her şeyi biliyorsun
her yerdesin
bunlar seni memnun etmeye yeter mi
yaratıcı deyince tam olarak ne düşünmemiz gerektiğini bile bilmiyoruz
saraylar köşkler ışınlanmalar çiftleşme hizmetkarlar uşaklar
altın gümüş ıvır zıvır dışında bir şey istemek gelmiyor kimsenin aklına
bana seni gerek seni diyenler yok değil ama ne istediğine dair onun da bir fikri yok
yaratıcı geçmişi kapatmış
geleceğe dair erişimi de engellemiş
elinde sadece bilinç var
bir süre bu bilinci taşıyorsun
iyi de ne için bu bilinç bende sorusuna cevap bulamıyorsun
acı var keder var haz var iyi var kötü var
duygular düşünceler hayaller var ama bu neyin nesidir sorusuna cevap yine yok
sonra biri çıkıp diyor ki
yaratıcı bana vahyetti
sizi yaratan bir varlık var
eşi benzeri yok
şu şu şekilde yaşanırsa
bunlar böyle yapılırsa ölümden sonra sizi mükafatlandıracak
aksini yaparsanız cezalandıracak
ister ister yapın ister yapmayın siz bilirsiniz diyor
hadi buyur
şimdi gücü her şeye yeten bir varlık olsan ne istersin
gücü her şeye yeten bir valık
senin bu güce erişmene izin verir mi
peki sana ne kadar güç verebilir
yok diyerek kestirip atabilirsinde
bu gücün nereden geldiğini merak etmeni ne yapacağız
elçilerin söylediklerini takrar gözden geçirip
doğru söyleyip söylemediğini de düşünebilirsin
ne istiyorumuş yaratıcı
üzerine biraz kafa yorup mantık yürütebilirsin
gücün her şeye yetse böyle bir hayat yaratmak ister misin
bak bunu isteyebilirsin
en azından gördün yaşadın
yarattıklarından nasıl yaşamalarını isterdin
onları eylemlerinden dolayı sorumlu tutmak ister misin
yoksa boş ver deyip sıkılır mıydın
bir ilke kural kanun belirlemez miydin
en büyük eserin bir varlık çorbası mı olurdu
dönüp dolaşıp bilmemeye
bilsek bile ne yapacağımıza geliyor mevzu
en iyisi arabayı her yıl yenilemek
bir giydiğini bir daha giymemek
cehennemde yaşayanların ülkesine turist olarak gidip birkaç foto çekmek
dönüşte cennet adalarına uğrayıp sahilde kokteyl içmek
masaj yaptırıp rahatladıktan sonra haberleri açıp savaşta kaç kişi ölmüş ona bakmak
aklıktan ölen insanlar varken borsanın durumuna üzülmek
ölüm yaklaşınca da yok olmanın zamanı geldi diyerek rahatlamak
gücün her şeye yetse böyle birini yaratmaya utanmaz mıydın
peki acı çekenlerin durumu nasıl olacak diye sorulursa
gücün her şeye yetse bunun olmasına izin verir miydin
verdiğin takdirde bundan sorumlu tutulabilir miydin
hiçbir şey yaratmasaydın olmaz mıydı
acı da olmasaydı mutluluk da olmasaydı ne olurdu
yaratıcı hakkında net bilgi sahibi olacağın gün gelseydi
ki inanmış ol veya olma
yani öyle işler yapmışsın ki
senden hoşnut kalmış ikramda bulunmak istemiş
ne istersin diye sormuş sana
yaşadığın çağın en lüks hayatından başka ne gelir aklına
gücü her şeye yatan varlıktan ne istersin
menüyü mü istersin
sen bilirsin mi dersin
bak gücü her şeye yeten valık ile tanışmaktan söz ediyorum alooooo
konunun diğer boyutu çok sıkıntılı
ola ki senden memnun kalmadı
hatta öyle işler yaptın ki seni cezalandırması gerekti
yaptığın kötülüklerin cezasını nasıl tatmak istersin
bir kere kafadan kaybettin boş ver cezayı
benim senin gibi bir bilinçle işin olmaz dedi
ya o saatten sonra yansan ne olur haşlansan ne olur
öldür beni diye yırtarsın kendini
hadi git yaşa
seni unutuyorum dese sen onu unutabilir misin
yediğim önümde yemediğim arkamda bir hayat yaşamadım
kötülük de yaptığım oldu ama ısrarcı olmadığımı düşünüyorum
yani olsun mu olmasın mı desen
amelime güvenip olsun diyemem
olmamasını daha garanti bulurum
kendimi cennetlik bulur olsun derim
sakat bir iş yapmışımdır cehennemi göze alamam
yine de kimseye zarar vermeden geçirmek istiyorum kalan ömrümü
yaratıcının var olduğuna inanıyorum
onu aklım erdiği kadar anlamaya çalışıyorum
çok önlerde giden biri olmadığımı biliyorum
geri kalıp kendime yazık edenlerden de olmak istemiyorum
işte böyle sonunda bahtiyar olmanın hayalini kuruyorum


















16 taha

 


TAHA SURESİ ( 1 - 135 )



SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA
1 -Ta Ha .
2 - Kur ' an 'ı sana mutsuz olasın diye indirmedik .
3 - Ancak içinde korku ve titremesi olana bir öğüt olsun diye indirdik .
4 - Yeryüzünü ve o görkemli gökleri yaratan tarafından aşama aşama bir indirmedir bu .
5 - O Rahman görkemiyle gökleri kuşattı .
6 - Göklerde , yerde , ikisinin arasında ve yerin altında bulunan her şey O 'nundur .
7 - Sen bu sözü ilan edeceksen de O , gizliyi de daha gizliyi de kesinlikle biliyor ,
8 - Allah ! O 'ndan başka hiçbir tanrı yok ! En güzel isimler hep O 'nundur .

( sanırım son elçinin okuması için kendisine gelen kitaplar
ilk başlarda bilim doğa genel kültür vb üzerine kitaplardı
son elçi okuduklarıyla yaratıcı arasında kurduğu bağı güçlendirdikçe
din felsefe inanç konularıla ilgili yazılara geçiş yaptı
vahiy geldikten sonra ise geçmişteki elçilerin hayatlarına dair
ayrıntılı gerçeklerin yer aldığı çok özel bilgilere ulaştı
özellikle iniş sırasına göre bir önceki surede
kendisinden hemen önce gelen elçilerin şehit edilişinin
ve tabii yaratıcıya iman eden tüm masum insanların katledilişinin
son elçiyi çok üzdüğü ve kederlendirdiği düşünülebilir
son kitabın çevirisini iniş sırasına göre okumaya başladıktan sonra
her surenin aslında birer kitap özeti olduğunu düşünmeye başladım
her sure sanki bir sonraki surenin içeriği hakkında ip ucu veriyor
yine her sure bir önceki surede ele alınan konuyu biraz açıp netleştiriyor
insanlık tarihi boyunca yaşanan mücadelenin katmanları sırayla açılıyor
keza göğün de buna uygun şekilde karşılıklı açıldığı düşünülebilir
gerçekler bizi mutsuz ediyor gibi görünse de öğüt almak için bilinmesi gerekir
yaratıcın gökyüzünü kuşatması bana evrenin bir sınırı olabileceğini düşündürüyor
gökyüzüne bakarak asılsız şeyler uyduranları da çevreledim anlamına gelebilir
aynı şekilde yeryüzünde ve yeraltına kazdıkları gizli yerlerde ne yaptıklarını biliyorum
çünkü gerçeğin tek sahibi benim beni ve hükmümü gizliyorlar diyor )

9 - ŞİMDİ , Musa olayından haberin var mı ?

( son elçinin firavunlar tarafından yönetilen bir ülkeye gönderilen
bir elçi ve yaşadıkları hakkındaki gerçekleri ayrıntılı şeklide araştırıp
öğrenmeye üzerinde düşünmeye başladığını var sayıyorum
o elçiden bahsederken mısırlı elçi diyeceğim )

10 - Bir zamanlar Musa bir ateş gördü de ailesine :
" Durun bakalım , gözüme bir ateş ilişti , belki size ondan bir kor getiririm
veya ateşin yanında ne olduğunu soracak birini bulurum . " dedi .

( nereden duyduğumu hatırlamıyorum ama ateş höyüğü diye bir şey duymuştum
böyle çok uzak ama birbirini gören dağlara tepelere kurulmuş
işte ne bileyim haberleşme için veya acil durumlarda kullanılmak için yapılmış olabilir
ne olduğu hakkında düşünceme yakın bir şey bulamadım ama
mısırlı elçinin ateş gördüm deyişi bana bunu hatırlattı
ayrıca deniz feneri gemilerde projektörle mors alfabesi kullanılarak iletişim
ancak mısırlı elçiye bir haberci gelmiş olma olasılığı daha yüksek
bir buluşma ayarlanmıştı ve yeri zamanı kendisine bildirilmişti
oraya gideceğini söyleyerek ailesinin yanından ayrıldı )

11 - Ateşe yaklaştığında ona : " Ey Musa ! " diye seslenildi .
12 - " Benim ben , senin Rabbin ! Haydi , papuçlarını çıkar çünkü sen kutsal geçittesin . "
13 - Ve ben , seni seçtim . Şimdi vahyedileni dinle .

(  sanırım bir kızıl derili atasözüydü
" birisinin ayaklarıyla birkaç vadi yürümeden o kişi hakkında peşin hüküm verme "
anlaması gerekeni anlamış olmalı ki mısırlı elçiden papuçlarını çıkarması isteniyor
ayakkabısız yürümek zordur ama sen buna hazırsın mı denmek istenmiş
seçildiğin yolda yürürken bugünlerin tecrübesi işine yarayacak veya
ayaklarından daha önemli şeyler düşünmek zorunda kalacaksın mı denmiş )

14 - Gerçekten Benim Ben ; Allah ! Benden başka Tanrı yoktur .
Onun için Bana ibadet et ve Beni hatırlamak için destek iste / dua et .
15 - Kıyamet kesinlikle kopacak .
Vaktini gizliyorum ki herkes peşinde koştuğunun karşılığını görsün .
16 - Sakın kıyamete inanmayıp kendi keyfine uyan kimse ,
seni ibadetten alıkoymasın , yoksa sana yazık olur .

( görüştüğü kimseler çok büyük olayların yaklaştığını haber veriyor
ancak ne zaman olacağına dair bilgi vermiyor ama uyarıyor
bu yıkımda önemli bir görev üstelenecek olan mısırlı elçiye
etrafında sana destek olanlar arasında zayıf kişiler olabilir
sakın onlara uyup her şeyi kendinle beraber yazık etme
bu sırrı sonuna kdar sakla ki kimin ne olduğu çıksın meydana
sadece yaratıcıdan destek belke ve ondan başka kimseye güvenme )

17 - O sağ elindeki nedir , ey Musa ?
18 - Musa : " Bu benim asam , buna dayanırım , bununla koyunlarıma yaprak silkelerim .
Daha başka işlerde de kullanırım . " dedi .
19 - " Asanı yere at , ey Musa ! " dedi .
20 - Onu attı . O da ne , canlanmış koşuyor !
21 - Allah : "Tut onu ve korkma . Biz onu önceki haline döndüreceğiz . " dedi .
22 - 23 - Şimdi de elini koynuna sok . Diğer bir ayet olarak sana
en büyük ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kusursuz bembeyaz çıksın .

( anlaşılan mısırlı elçi hayvancılıkla uğraşıyor yani çobanlık yapıyor
haliyle dağ bayır elinde bir asayla dolaşıyor ve ondan faydalanıyor
ateşin başında buluştuğu kişiler mısırlı elçiye tabiri caizse bir numara çekiyor
ilk defa şahit olup korktuğu anlaşılan mısırlı elçiye
yeni görevinde kendisine gerekli olacak bilgi veriliyor
tüm numaralar öğretiliyor ve yapması gerekenler anlatılıyor
iş bitene kadar sihir ve büyü gibi gözüken
ama aslında birer sahtekarlık olan bu işlerle uğraşacağı için
ellerinin günaha bulanıp kararmayacağı tam tersine kalbini bozmadıkça
niyetin gibi bembeyaz kalacağı izah ediliyor )

24 - Artık Firavun 'a git , çünkü o iyice azıttı .
25 - Musa dedi : " Ey Rabbim , içimi rahatlat .
26 - Üstlendiğim işi kolaylaştır .
27 - Dilimdeki düğümü çöz .
28 - Sözümü iyi anlasınlar .
29 - Ve bana yakınlarımdan yükümü hafifletecek birisini ver .
30 - Şu kardeşim Harun 'u ,
31 - Onunla gücüme güç kat .
32 - Onu sorumluluğuma ortak et .
33 - Ki birlikte şanını yüceltelim .
34 - Her yana yayalım .
35 - Sen bizi görürsün ; bundan hiç şüphem yok ! "

( hedefin firavun olduğu açıklanıyor
mısırlı elçi bu görevde kendisine yardımcı olması için
kardeşinin de resmen görevlendirilmesini istiyor )

36 - Allah : " İstediğin her şey tamam , haydi ey Musa! " dedi .
37 - Zaten biz sana bir kere daha lütufta bulunmuştuk .
38 - Hani bir zamanlar annene esinlenme yoluyla vahyetmiştik :
39 - " Çocuğu bir sandığın içine koy , denize bırak , deniz de onu sahile bıraksın .
Hem bana düşman , hem ona düşman birisi evlât edinsin . "
Böylece seni sevimli bir bebek kıldım ki alsınlar ve gözümün önünde yetişesin ey Musa !

( mısırlı elçinin bu isteği yaratıcı tarafından kabul ediliyor
ayrıca çocukken nasıl hayatta kaldığına ve yetirtirildiğine dair bir hatırlatma yapılıyor
annesi onu bir sandığa koyup suya bırakmış
onun hem yaratıcıya hem de kendisine düşman olan birinin evlat edinilmesi sağlanmış
sanırım onu evlat edinenlerin bir zaafından faydalanılmış
ayrıca mısırlı elçiyi içeride koruyup kollayacak iyi insanlar da varmış
yani çocuk aslında bir ajan gibi düşmanın karargahına sokulmuş
bir bakıma ona zalimlerin papuçları giydirilmiş ki olayı çözsün
yaratıcının gizli dostlarının gözetiminde korunarak kollanarak
ama küfürbazlara kaptırılmadan güven içinde yetiştirilebilsin )

40 - O zaman kız kardeşin gitmiş ve " Bebeğe iyi bir bakıcı bulayım mı ? " demişti .
Böylece seni tekrar annene kavuşturduk ki onun da yüzü gülsün ve üzülmesin .
Yine bir adam öldürmüştün de seni sıkıntıdan kurtarmıştık .
Velhasıl seni çok denemelerden geçirmiştik .
Bu nedenledir ki yıllarca Medyen halkı arasında kalmıştın .
Sonunda ey Musa , hayat seni buralara getirdi ...
41 - Ve artık seni kendim için seçtim .

( devamında çocuğun ablası evlat edinenlerle irtibat kurup
bakımı için annesini önermiş ve çok geçmeden tekrar kavuşmuşlar
böylece hem annesi üzülmemiş
hem de çocuğun sapmadan yetişmesi için önlem alınmış
ayrıca mısırlı elçin bir adamı öldürüğü düştüğü sıkıntıdan kurtarıldığı hatırlatılıyor
bu olay sonucunda başka bir şehre gitmek zorunda kaldığı söyleniyor
bu kısmı özetleyecek olursak
büyüyüp yetine kadar düşmanın papuçlarıyla gezdi
bir olaya karıştıktan sonra da gittiği yerin papuçlarını giydi
en sonunda ise yaratıcının görevini üstlenip papuçsuz kaldı
hayat )

42 - Sen ve kardeşin mesajlarımla gidin . Beni anmakta gevşeklik göstermeyin .
43 - Firavun 'a gidin çünkü o iyice azıttı .
44 - Varın da ona yumuşak bir üslûpla konuşun . Belki öğüt alır da korkup titrer .
45 - " Ey Rabbimiz ! Bize şiddetle tepki göstermesinden
veya azgınlığının artmasından korkuyoruz . " dediler .
46 - Allah : " Korkmayın , çünkü Ben sizinle beraberim .
Her şeyi işitiyor ve görüyorum ." dedi .

( mısırlı elçi kardeşler
bir önceki surede yer alan elçilerin kardeş olabileceği gelmişti aklıma
neyse iyice azıtan firavuna yaratıcının mesajını iletmek üzere gönderiliyorlar
hata yapma lükslerinin olmadığı söylenerek uyarılıyorlar
firavun karşısında sert bir tavır takınmamaları tembihleniyor
az bir ihtimal de olsa firavunun yola gelme olasılığı yok sayılmıyor
ortamı bilen elçiler sorun çıkmasından endişe ettiklerini belirtiyor
hem kendilerine hem de ezilenlere karşı firavun temelli sapıtabilir
yaratıcı korkmamalarını içiride onları kollamaya devam edeceğini söylüyor
yani bir yerde iş bağlı bekleniyorlar )

47 - Haydi , varın ona deyin : " Haberin olsun , biz Rabbinin elçileriyiz .
Gel İsrail oğullan'nı bizimle gönder , onlara işkence etme .
Biz sana Rabbinden mesaj getirdik , doğru yola girenlere selâm olsun ,
48 - Çünkü bize yalan deyip aldırış etmeyenlerin azaba uğrayacağı vahyolundu . "

( mısırlı kardeş elçiler firavundan
işkenceye bir son verip ezilenleri serbest bırakmasını istiyorlar
bu yaratıcının kesin emri
aksi takdirde azaba uğrayacağını haber veriyorlar
en başta olduğunu gibi barışın tekrar sağlanabilmesi için
bunun muhakkak yerine getirilmesi gerektiğini söylüyorlar )

49 - Firavun : " Kimmiş bu sizin Rabbiniz , ey Musa ? " dedi .
50 - Musa : " Bizim Rabbimiz , her şeyi yaratan ve sonra da yaratılışı sürdürendir ." dedi .
51 - Firavun : " Öyleyse önceki çağlarda yaşayanların durumu ne olacak ? " dedi .
52 - Musa : " Onların bilgisi Rabbimin katın da yazılıdır . Rabbim şaşmaz ve unutmaz .
53 - Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan , orada size yollar açan
ve gökten su indiren O 'dur " dedi .
İşte biz , bu susayesinde çeşitli bitkilerden çifter çıkarmaktayız .
54 - Hem yiyiniz , hem de hayvanlarınızı güdünüz .
Bütün bunlarda akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır .
55 - Sizi topraktan yarattık , yine ona döndüreceğiz
ve yine sizi ondan tekrar diriltip çıkaracağız .

( firavun sakin bir şekilde elçilere yaratıcılarının kim olduğunu soruyor
elçiler yaratıcının here şeyi yaratan ve yaratmaya devam eden olduğunu söylüyor
ya merak ettiğinden veya elçilerin köşeye sıkışacağını düşündüğü için
ilk çağlarda bir bakıma ilk barış sözleşmesi yapılmadan önce
yaratılanların durumunun ne olacağını soruyor
elçiler onların unutulmadığını ve haklarındaki hükmün yaratıcıya ait olduğunu söylüyor
devamında hayatın nasıl meydana geldiğini ve nasıl sürüp gittiğini anlatıyorlar
yaratıcın ilmi ve kudretiyle yaşamı nasıl sürdürdüğünü örnekler vererek izah ediyorlar )

56 - İYİ DİNLEYİN ! Biz Firavun 'a bütün ayetlerimizi gösterdik .
Fakat o yine de bütün bunlar yalan dedi ve diretti .
57 - " Ey Musa , sen sihrinle bizi yerimizden etmek için mi geldin ?
58 - Madem öyle , biz de sana onun gibi bir sihirle karşılık vereceğiz .
Şimdi , aramızda mutabık olacağımız bir buluşma yeri ve zamanı söyle " dedi .
59 - Musa : " Tamam , ahalinin toplanacağı bayram günü öğleye doğru uygundur . " dedi .

( firavun kendine söylenen gerçekleri büyülü sözler olarak algıladı ve yalanladı
çünkü inandığını söylediği anda hükümdarlığın hiçbir anlamı kalmayacaktı
bunu düşmanca bir tavır olarak görmesine rağmen elçilere zarar vermedi
madem büyücüsünüz diyerek elçileri bir duelloya davet etti
yer ve zaman belirleyin ben de büyücülerimi çağırayım dedi
mücadeleyi çekip sürdürmek istediği zeminin
yaratıcı tarafından onaylanmadığını biliyor olmalıydı
o kulvarda bir şansı olduğunu düşünüyordu veya kendisine öyle söylenmişti
mısırlı elçi kardeşler doelloyu kabul ettiler
ve yaklaşmakta olan yöreye ait bir bayram gününü söyleyip saat verdiler
firavunun akıl hocaları arasında ikili oynayanların olduğu söylenebilir
hem onu hem de kendine fazla güvenen yalakalarını dolduruşa getirmişlerdi
firavununun ikna olma ihtimalini pas geçmiyorlardı
saray büyücülerinin de tüm numaralarını öğrenip çoktan önlem almışlardı )

60 - Bunun üzerine Firavun dönüp hazırlıklara başladı .
Bütün numaralarını derleyip toparladı . Nihayet beklenen gün geldi ...
61 - Musa : " Yazıklar olsun size , Allah 'a yalan yere iftirada bulunmayın ,
sonra bir azap ile kökünüzü keser .
Yalan yere iftirada bulunan zaten baştan kaybetmiştir . " dedi .
62 - Sihirbazlar aralarında tartışıp anlaştılar ve gizli gizli fısıldaştılar :
63 - " Bu iki sihirbaz , sihirleriyle sîzi yerinizden etmek ve rejiminizi yıkmak istiyor .
64 - Şu halde bütün maharetlerinizi birleştirin ve karşılarında tek bir saf olun .
Açıkçası bugün yenersek bir daha sırtımız yere gelmez . "

( firavunun bu sihirbazları bedavaya mahiyetine alıp beslediği düşünülemez
elbette pek çok pis işinde kullanmış yeni numaralar gösterdikçe ödüllendirmişti
elbette sahtekarlık yaparken faydalandıkları ilim yaratıcınındı
ancak kendi alçak nefisleri için insanları kandırıp sömürmek için kullanıyorlardı
artık ne fırıldaklar çevirdilerse firavun bile etkilenip hoşlanmıştı
firavun sihirbazlarına hadi bakalım tüm hünerinizi gösterin dedi
kazandığı takdirde ne elde edeceğini çok iyi biliyordu
ilahlığını pekiştirecek ve artık önünde kimse duramayacaktı
mısırlı elçi bunu görebildiği için rakiplerini son kez uyardı
bu yaratıcıya iftira edenlerin imtihana çekildiği bir andı
ve sonucunda kaybedecekleri kesindi
ancak vazgeçerlerse azaptan kurtulabilirlerdi
sarayın sahtekar büyücüleri bunu aralarında bunu fısır fısır tartıştılar
ardından firavuna dönüp bağlıklarını sundurlar
ve zalim tahtını çarpık inancını sihirle korumaya kararlı olduklarını söylediler
firavun da onları cesaretlendirip izin verdi
mısırlı elçi kardeşleri mağlup ettiği takdirde her şey onun olacaktı )

65 - Sihirbazlar : " Ey Musa önce sen mi atacaksın , yoksa ilk biz mi atalım ? " dediler .
66 - Musa : " Haydi , siz atın ! " dedi .
Bir de baktı ki , onların ipleri ve asaları yaptıkları sihirle
kendisine sanki koşuyorlarmış gibi görünüyor .
67 - Musa 'nın içine korku düştü .
68 - Dedik ki : " Korkma ! Üstün gelecek olan sensin , kesinlikle ! "
69 - Sağ elindekini at , onların yaptıklarını yakalayıp yutsun .
Çünkü onların yaptıkları yalnızca sihirbaz hilesidir .
Sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz . "

( saray sihirbazlarının içinde azıcık adalet duydusu olan biri var mıydı bilmiyorum
en azından önce kimin başlacağını belirlemek için kura çekelim diyebilirdi
ancak mücadelenin bu noktaya geleceği bilindiği için
elçi kardeşleri kollayanlardan biri veya birkaçı kendini feda etmiş olmalı
bu noktadan sonra önce kimin atacağı rakibe sorulmalıydı ve öyle oldu
mısırlı elçilerin hazırlığı saray büyücülerinin en iyi numaralarına karşı yapılmıştı
önce firavunun sahtekarları sanhe alacaktı
ardından elçiler ellerindekini atıp hepsini silip süpürecekti
anlaşıla elçiler neyle karşılaşacaklarını tam olarak bilmiyordu
çünkü gördükleri kaşısında hem çok etkilenmiş hem de kaybetmekten korkmuşlardı
ancak elçiler açısından korkulan olmadı
elçilerin elindeki panzehir tasarlandığı gibi iş gördü
ahmak firavun ve sahtekar saray bürücüleri mağlup oldu )


70 - Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar :
" Harun ile Musa 'nın Rabbine iman ettik . " dediler .
71 - Firavun : " Demek benden izin almadan iman ettiniz , öyle mi ?
Size sihri öğreten ustanız bu olmalı .
Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve kesinlikle sizi hurma dallarına asacağım .
O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış . " dedi .
72 - Sihirbazlar : " İmkanı yok , bize gelen bu açık ayetlere
ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz . Artık ne yapacaksan yap .
Senin hükmün olsa olsa bu dünyada geçer ;
73 - Açıkçası biz , günahlarımıza ve bize zorla yaptırdığın sihre karşı ,
bizi bağışlasın diye Rabbimize iman ettik .
Asıl Allah 'tır hayırlar veren ve hayrı kalıcı olan . " dediler ...

( uğradıkları hezimet kaşısında neye uğradıklarını şaşıran büyücüler
kendilerini yera atarak kapandılar ve yaratıcıya iman ettikleri beyan ettiler
sihirbazların bu tutumun karşın firavun daha sakin kaldığı söylenebilir
en azından bunun nasıl olduğuna dair tepki vermekte geçikmemiş
ben firavunun yaprığı tespitin kısmen doğru olduğunu düşünüyorum
kafirleri küçük düşüren bu gösteri önceden hazırlanmıştı
mısırlı elçi kardeşler sadece birer görevliydi
bunu organize eden bir olan yaratıcıydı
ancak firavunun gözden kaçırdığı veya görmek istemediği husus
bu çatışmadan son ana kadar vazgeçme fırsatının olduğuydu
bu her aklına geldiğine iradesini galibiyetin sahte getirisine teslim etti
ve kaybedenlerden oldu
ardından öfkesini kaybetmesinden sorumlu tuttuğu büyücülere yöneltti
belkide hala bu durumu lehine çevirebileceğini düşüyordu
ancak her türlü dümeni birlikte çevirdiği itaatkar büyücüleri
büyük mısır kralını bırakıp yaratıcıya secde ediyordu
onları korkutup tekrar kendine secde ettirebilmek tehdit etti
eğer büyücüleri tekrar kendine çekebilirse patronun kim olduğunu gösterebilirdi
lakin büyücüler kimin büyük olduğunu çoktan anlamışlardı
ve firavun yapacağı bir olan yaratıcın yapacağı yanında bir hiçti
peşlerinde oldukları geçici dünya nimetlerini bırakıp
zalim firavunun geçici azabını kabul ederek
yaratıcının kalıcı azabından kurtulmayı ümid ettiler )

74 - HER kim Rabbine günah dolu bir hayat ile gelirse cehennem onu bekliyor .
Cehennemde ne ölmek var, ne de yaşamak .
75 - Her kim de iman eder iyilik , güzellik
ve doğruluğa adanmış bir hayat ile gelirse
işte onlara çok büyük dereceler vardır .
76 - Altından ırmaklar akan ebedi cennetlerin orta yeri onları bekliyor .
İşte budur kendini arındırıp temizleyenleri bekleyen karşılık .

( zalim firavun günah dolu bir hayatta ısrar ederek kendini azabın kucağına attı
ne ölüp kurtulabileceği ne de yaşamaktan tat alabileceği bir evrene kendini mahkum etti
ancak iyiliğe güzelliğe doğruluğa yönelenler evrenleri tek tek aşarak yükselebilir )


77 - İYİ DİNLEYİN ! Sonra Musa 'ya şöyle vahyettik :
" Kullarımla geceleyin yürü , onlara denizde kuru bir yol aç ,
yakalanırız diye korkup kaygılanma . "
78 - Firavun askerleriyle onları takip etti .
Derken denizden üzerlerine kapanan kapandı .
79 - Velhasıl Firavun halkını sapıklığa sürükledi , doğru yola götürmedi .

( mısırlı elçi furavunun serbest bırakmadığı ezilenleri de yanına alarak
bir gece mısırdan ayrılıp denize doğru ilerliyor
firavun askerleriyle peşlerine düşüyor ancak
elçi ve yanındakilerin geçtiği sırada kuru olan geçit
firavur ve askerleri geçerken kapanıyor ve hepsi boğulurak ölüyor
zalim kral peşine taktığı halkını da yanlış yola sürüklüyor )

80 - Ey İsrailoğulları ! Sizi gerçekten düşmanınızdan kurtarmıştık .
Sina Dağı 'nın sağ yamacında sizden söz almış
ve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirmiştik .
81 - Size verdiğimiz rızıkların en hoşlarından yiyin
ama helal sınırını aşmayın . Sonra öfkemi çekersiniz .
Her kim öfkemi çekerse artık iflah olmaz .
82 - Bununla birlikte , tövbe eden , iman edip iyilik , güzellik ve doğruluk için çalışan
ve böylece doğru yolda yürüyen kimse için çok affediciyimdir .

( israiloğullarına sesleniliyor
yaratıcı tarafından düşmanlarından kurtulmaları hatırlatılıyor
yaratıcıya bir söz vermişler
bu sözü verdikten sonra hep birlikte helva ve bıldırcın yemişler
sanırım mısırdan çıktıktan vardıkları bölgenin meşhur yemekleri bunlardı
yaratıcı ne yendinin o kadar önemli olmadığını belirtiyor
önemli olan yiyeceğin maddi manevi olarak temiz olmasıdır diyor
helal yoldan çalışarak elde edilmesini vurguluyor
geçmişteki gibi yaparsanız azabıma maruz kalırsınız diyor
öncekiler için af dileyin
iyi güzel doğru işler yapın
yaratıcı doğru yolda yürüyeni bağışlar diyor )


83 - ÖYLE halkının yanından çabucak ayrılıp gelmene neden olan nedir ey Musa ?
84 - Musa : " Onlar benim izimden yürürler .
Acale ettim ki sen benden razı olasın ey Rabbim ! " dedi .
85 - Allah : " Öyle san , senin ardından halkını sınadık
ve Samiri onları çoktan yoldan çıkardı bile . " dedi .

( mısırlı elçi söz veren israiloğullarının yanından ayrılıyor
gittiği yerde bu ayrılış acele olarak görülüyor ve nedeni soruluyor kendisine
mısırlı elçi geride bıraktığı toplumun sözünü tutacağından emin bir şekilde konuşuyor
acele etmiş çünkü yaptığı işin karşılığında memnun kalındığını görmek istemiş
ancak samiri isimli birinin önderliğinde çoktan yoldan saptıklarını haber alıyor )

86 - Musa öfkeli ve morali bozuk bir şekilde halkına döndü .
" Ey halkım , Rabbiniz size son derece güzel vaatlerde bulunmadı mı ?
Çok mu uzadı vaat ? Yoksa üzerinize Rabbinizden öfke yağmasını mı istediniz de
bana verdiğiniz sözü tutmadınız ? " dedi .
87 - Onlar : " Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden caymadık .
Fakat biz Mısır 'dan çıkarken halktan borç olarak bir takım süs eşyaları almıştık .
Onları ateşe attık , aynı şekilde Samiri de attı . " dediler .
88 - Senin ardından halkına böğüren bir buzağı heykeli yapıp çıkardı .
" İşte sizin tanrınız ve Musa 'nın tanrısı bu . Fakat Musa bunu unuttu . " dediler .
89 - Peki görmüyorlar mıydı ki , o onlara cevap veremez .
Onlara ne zarar verebilir , ne de fayda sağlayabilir .

( firavunun elinden kurtarılan halk yaratıcıya verdiği sözü çok geçmeden bozmuş
yaratıcının kendilerine vaad ettiğine ulaşmak yerine kaçtıkları yere öykünmüşler
mısırlı elçinin bu sert tavrı nedeniyle afallayan halk bu fikrin samiriden çıktığını
yanlarında getirdikleri değerli eşyalardan kendilerine böğüren bir boğa yaptığını
aslında sözlerini tuttuklarını tutmak istediklerini eveleyip geveliyorlar
hem bizim tanrımız buymuş sen de biliyormuşsun ama unutmuşsun diyorlar
samiri bize bunu hatırlattı biz yanlış bir şey yapmadık şeklinde kendilerini savunuyorlar
yoldan çıkan halka soruluyor
mısırda ezilirken yardım çığlığınıza bu boğa mı cevap verdi
bu boğamı yardım edip sizi firavunun elinden kurtardı
yoksa size işkence eden bu boğa mıydı )

90 - İşin doğrusu , önceden Harun onlara :
" Ey halkım , siz bununla fena halde kandırılıyorsunuz .
Sizin Rabbiniz kesinlikle Rahman olandır .
Gelin bana uyun ve sözümü dinleyin ! " demişti .
91 - Onlar ise :
" Biz Musa dönünceye kadar ona saygı duymaktan asla vazgeçmeyeceğiz ! " dediler .

( mısırlı elçi kurtarılan halkın yanından ayrıldığında geride kalan kardeşi
herkese kandırıldıklarını yaratıcılarının bir boğa olmadığını
sözünün dinlenerek hata yapılmaması gerektiği söylemiş
ancak mısırın göz alıcı sahte zenginliğinden kopamayan halk
abisi gelene kadar boğanın büyüsünden çıkmayacaklarını belirtmiş
belki şu an bulundukları yeri bilselerdi esareti zulmü isteyeceklerdi
mısırın şaşası debdebesiyle avunmayı sevimli bulacaklardı
ki öyle bir bozukluk varmış içlerinde ilk fırsatta sihire teslim olmuşlar
asıl istekleri zalimden kurtulmaktan değil zalimin yerinde olabilmekmiş )

92 - Musa gelince :
" Ey Harun ! Bunların yoldan çıktığını gördüğün halde neden engel olmadın ?
93 - Neden bana uymadın , emrime karşı mı geldin ? " dedi .
94 - Harun : " Kardeşim benim , yakamı bırak .
' Sözümü tutmayıp İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın ' demenden tabiî ki korktum ." dedi .

( mısırlı elçi gelir gelmez kardeşinin yakasına yapışıp hesap soruyor
kardeşi israiloğlulları arasında ayrılık çıkmasına izin verenin
ben olduğumu söylemenden korktum için olara bu işten vazgeçin dedim diyor )

95 - Musa: " Peki, senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
96 - Samiri: " Ben onların görmediklerini gördüm .
Musa 'nın öğretisinden bir kısmını attım . Bence böylesi daha doğru ." dedi .
97 - Musa : " Yıkıl karşımdan ! Senin cezan ömür boyu toplumdan tecrit edilmendir .
Ayrıca sana asla kurtulamayacağın bir ceza daha var .
O büyük saygı gösterdiğin düzmece tanrına bak ,
onu nasıl yakıp un ufak ederek denize atacağız .

( ardından mısırlı elçi samiriye dönerek senin derdin ne diyor
samirinin söyledikleri çok ilginç
kurtardıkların kendilerine itiraf edemedikleri şeyi gördüm
senin onlara öğrettiğim şeyden bir bölümü çıkardım
onu çıkarır çıkarmaz işte bu hale geliverdiler
bence böyle akılsızlara bu yakışır
doğru olan bu diyor
savunduğu korumaya azabtan uzak tutmaya çalıştığı halk tarafından
büyük hayal kırıklığına uğratılan mısırlı elçi samiriyi kovuyor
boğayı da parçalayıp denize atacağını söylüyor
boğa nezdinde bu toplumu mu cezalandıracağını söylüyor bilmiyorum
belki de bır kısmını ayırıp hepsini gerisin geri denize doğru sürdü )


98 - Açın kulağınızı ! Sizin tanrınız ancak Allah 'tır .
O 'ndan başka ilâh yoktur ! Allah , bilgisiyle her şeyi kuşatmıştır ! " dedi ...
99 - İŞTE BÖYLE sana geçmiş çağların önemli olaylarını anlatıyoruz .
Unutma ki Bizden sana gelen , insanlara özünü hatırlatan bir mesajdır .
100 - Her kim bu hatırlatmadan yüz çevirirse kıyamet gününe büyük bir yük taşımış olur .
101 - Sonsuza dek bu yükün altında kalır . Kıyamet günü ne berbat bir yüktür o !

( mısırlı elçi kardeşlerin yaşamları hakkında bilgi edinen son elçinin
yaşadığı üzüntü ne kadar azaldı azaldı mı bilmiyorum
ancak kendisinden hemen önceki elçileri şehit eden zalimler ile
mısırlı elçiyi hayal kırıklığına uğratıp öfkelendirenler aynı beyinsiz topluluk
özlerinde hep bir sapış yoldan çıkış var
bir olan yaratıcıyı nefisleri için hemen yok saymaya meyilliler
kaç defa kendilerine hatırlatıldı kaç defa uyarıldılar ama hep yüz çevirdiler
yüklendiğiniz mal mülk değil aslında azaptır dendi dinlemediler
kıyamet gününde çok berbat bir duruma düşecekler )

102 - O gün diriltici soluk esince günaha batmış olanları
gözleri kan çanağına dönmüş bir vaziyette huzurumuzda toplayacağız .
103 - Kendi aralarında : " Daha on gün bile olmadı ." diye fısıldaşacaklar .
104 - En akıllıları : " Bir gün bile olmadı ." dediği zaman ne diyeceklerini Biz biliriz ...

( saray sihirbazlarının mısırlı elçi kardeşler ile kapışmalarından az önce
kendi aralarında yaptıkları fısıldaşmaları hatırlatan sözler )

105 - SANA dağlar hakkında soruyorlar .
Onlara söyle : " Rabbim onları un ufak edip savuracak .
106 - Yerlerini dümdüz , boş bir halde bırakacak .
107 - Orada ne bir kıvrım , ne de bir tepe göremeyeceksin . "
108 - O gün bir sese çaresiz uyacaklar .
Öyle ki Rahman 'ın görkeminden sesler kısılacak .
Mırıldanmalardan başka bir şey işitmeyeceksin .
109 - O gün Rahman 'ın izin verdiği
ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başka ,
hiç kimsenin arabuluculuğu fayda vermeyecek .
110 - Çünkü Allah onların gelecekleri ni de bilir geçmişlerini de .
Fakat onların bilgisi O 'nu kuşatamaz .
111 - O dipdiri yaşam kaynağı
ve yarattıkları üzerinde titreyenin önünde yüzler saygıyla eğilecek .
Üzerinde kul hakkıyla gelenin soluğu kesilecek !
112 - Her kim de iman ederek iyilik , güzellik , doğruluk için çalışmışsa ,
ne haksızlığa uğramaktan , ne de hakkının yenmesinden korkmasına gerek kalmayacak ...

( bu bölüm yukarıda geçenler düşünülecek olursa
sorulan dağların mısır piramitleri olduğu anlaşılabilir
her ne kadar firavun ve askerleri suda boğulup öldüyse de
kötülüğün varisleri aracılığıyla zalimler mısırda bir müddet daha hüküm sürecek
ancak sonunda un ufak edilip dümdüz olacaklar
yaratıcının ilmini kullanarak insanları kandıran kafirlerin sesi
zulüm krallığının çöküsü ve yok oluşu sırasında çıkardığı gümbürtüyle kısılacak
akıbetlerinin ne olacağı hakkında sadece mırıldanabilecekler
firavunun halkından doğru yolda olan iyi insanlar hariç
kimse kurtuluş noktasında kendine ameliyle yardımcı olamayacak
ilmin gerçek sahibi ve kaynağı karşısında yüzler saygıyla eğilecek
onun ilmini kötülük için kullanıp hak yiyenlerin nefesi kesilecek
kim de herkese faydalı olmak için çabalamışsa emeğinin karşılığını alacak )


113 - İŞTE BÖYLECE Biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik .
Onda her tür uyarıyı apaçık yaptık ki belki onu okuyan ,
Allah 'ın öfkesini çekmekten sakınır veya titreyip kendine döner .
114 - Demek ki mülkün gerçek sahibi olan Allah yüceler yücesidir !
Dolayısıyla vahyi bütünüyle okumadan Kur 'an 'dan sonuç çıkarmada acele etme
v e :  " Rabbim bilgimi artır ! " de .

( kitap çağlar boyunca dilden dile korunarak aktarıldı
son elçiye geldiğinde ise arapça olarak kayda geçirildi
vahiy sadece son elçiye gelenle sınırlı değildir
son kitap denilince tarih boyunca elçilerin tamamı gelmeli akla
ve vahiy bir bütün olarak dikkate alınmalı ve anlamaya çalışılmalı )

115 - İYİ DİNLEYİN ! Çağlar öncesinde Âdem 'e bir emir vermiştik ,
ama o unutmuştu , onda bir dirayet bulmamıştık .
116 - Meleklere : " Âdem 'i selâmlayın! "
deyince hemen selâmlamışlar ancak İblis diretmişti .
117 - Bunun üzerine Biz de : " Ey Âdem !
Bu sana ve eşine düşmandır . Sakın sizi o yemyeşil diyardan çıkarmasın ,
sonra perişan olursunuz . " dedik .
118 - Çünkü orada ne aç ne de açıkta kalırsınız
119 - Ne susarsınız ne de güneşte yanarsınız dedik .
120 - Derken şeytan ona sinsice fısıl dayarak :
" Ey Âdem , sana son sınırına kadar toplamayı
yani yıkılmayacak bir mülkün yolunu göstereyim mi ? " dedi .
121 - Böylece her ikisi de yasak ağaçtan yediler .
Çirkin yerleri kendilerine açılıp göründü .
Üzerlerine yeşil bahçe yaprağından örtmeye başladılar .
Âdem Rabbine karşı gelmiş , yoldan çıkmıştı .
122 - Sonra Rabbi onu seçti , tövbesini kabul ederek doğru yola iletti .
123 - Allah : " Hep birlikte dağılın ; kiminiz kiminize düşman olarak .
Sonra ne zaman size benden bir doğru yolu gösteren gelir de ,
her kim benim bu yoluma uyarsa , işte o , sapıklığa düşmez ve mutsuz olmaz .
124 - Her kim de beni unutursa darlanır durur
ve onu kıyamet günü kör olarak diriltiriz . " dedi .
125 - O der ki: "Ey Rabbim beni niçin kör olarak dirilttin .
Oysa ben gayet iyi görüyordum ? "
126 - Allah : " Öyle , sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun .
Bugün de sen böyle unutulacaksın " buyurur .
127 - İşte haddi aşıp Rabbinin ayetlerine inanmayanların Bizden göreceği karşılık budur .
Ahiret azabı çok daha çetin ve çok daha kalıcıdır .

( akıl sahibi bilinçli canlıların bir araya gelerek
yaptığı bir toplantının gerçekleştiğini düşündüğümü söylemiştim
iblis isyan ederek bu sözleşmeye imza atmamıştı
bu toplantıya adem görüşleriyle damga vurmuş ve yaratıcıdan tam destek almıştı
ardından her topluluk insan ismi altında barış içinde yaşayacaklarına söz vererek
kendi yaşam alanlarına dönmüş ve hayat mücadelesini sürdürmüş
adem ve eşinin bulundukları bölgenin özellikleri sayılıyor
bir insanın ideal bir şekilde yaşayabileceği her türlü nimet var
adem ve eşinin tek yapması gereken yurtlarına sahip çıkmak
düşmanları olan iblise uymadan güçlü bir toplum olma yolunda
yardımlaşarak destekleşerek haksızlık etmeden ilerlemek
yaratıcın emirlerini harfiyen uygulayarak doğru yoldan şaşmamak
ancak adem ve eşi unutuyor ve iblisin kurduğu tuzağa düşüyorlar
içinde yaşadıkları güzel ortamın ellerinin altındaki nimetin fazlasını istiyorlar
güzel başladıkları işi mahvederek pisliğe gömülüyorlar
sonra yaptıkları çirkinliği örtbas etmek için
bahaneler uydurup süslü sözler söylyorlar ama nafile
ben bu olayı ademin yaratıcın verdiği güç sarhoşluğuyla
sözleşmenin bazı maddelerine aykırı hareket ederek
hak yemesi günah işlemesi şeklinde düşünebiliyorum
bilerek veya bilmeyerek eşiyle birlikte iblisoğulların safına geçti
bir noktada kendisine değer veren yaratıcın güvenini boşa çıkardı
iblise işte çok değer verdiğin kulların meğer benden azgınlarmış dedirtti
yine de pişman olan adem yaratıcı tarafından affedildi ve doğru yola iletildi
ancak olan olmuştu
sözleşme tamamen rafa kalmış herkes canı ne isterse onu yapmaya başlamıştı
akıl yaratıcının rızasını almaya çalışmak dışında her işte kullanılıyordu
yaratıcı da vahiy ile işin içine resmen girdiği için
bilinçli her canlı ona karşı sorumluydu
böyle olunca olanları hatırlatmak olacaklar için uyarmak gerekti
bağışlanan adem bu işe memur kılındı
artık yaratıcının dostları ve düşmanları olarak yol ikiye ayrılmıştır
bu çatışma bilinçli insanların kendi aralarında ve yaratıcıya karşı şiddetlenerek sürecekti
bu mücadelede yaratıcı elçileriyle taraf olarak ortaya çıktığında
kim uyarılara kulak verirse doğru yola girecek
kim de elçiye uymazsa sapkınlıkta kalacaktı
yaratıcıya ve ayetlerine karşı kör olanlar
sonsuza kadar kör kalacak )

128 - KALINTILARI üzerinde gezinip durdukları ,
o yok ettiğimiz önceki çağların nesillerine bakıp da doğru yola gelmezler mi ?
Akıl sahipleri için bunda nice ibretler vardır .
129 - Eğer Rabbin tarafından önceden verilmiş bir söz olmasaydı
kesinlikle azap yakalarına yapışırdı , fakat tanınmış bir süre var .
130 - Şu halde onların dediklerine sabret , güneşin doğmasından önce
ve batmasından önce Rabbini överek yücelt .
Gece saatlerinde de gündüzün uçlarında da O 'nu yücelt ki hoşnutluğa eresin .
131 - Sakın , onlardan çoğunu sınamak için
dünya hayatının parlak cazibesi olarak sunduğumuz şeylere gözünü dikme .
Rabbinin rızkı hem daha hayırlı , hem daha kalıcıdır .
132 - Çevrendekilere birbirine destek olmayı / dayanışmayı emret ,
sen de ona sabırla devam et .
Biz senden bir rızık istemiyoruz , seni Biz rızıklandırırız .
Unutma ki gelecek , sakınanlarındır !
133 - DİYORLAR Kİ : " Rabbinden bir mucize getirse ya ! "
Peki , daha önceki sayfalarda yer alan , o söze dayalı apaçık deliller onlara da gelmedi mi ?
134 - Eğer Biz onları bundan önce azap ile helak etmiş olsaydık bu sefer :
" Ey Rabbimiz , ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de
böyle rezil rüsva olmadan önce ayetlerine uysaydık ! " diyeceklerdi .
135 - Söyle onlaram: " Hepimiz gözlemekteyiz , siz de gözleyin bakalım .
Yakında kimin doğru yolda olduğunu ,
dosdoğru yürüyenlerin kimler olduğunu bileceksiniz ... "

( iblisoğulları hariç yapılan sözleşmenin ömrü kısa sürmüştü
ancak yaratıcın verdiği söz kıyamete kadar geçerliydi
kimse işlediği suçtan dolayı hemen helak edilmeyecekti
yaratıcı sözünde durmasaydı yıkılmış şehirler de olmazdı
hepsi çöküp gitmeden önce elçiler tarafından dafalarca uyarıldı
son elçiye yaratıcıyı hangi zamanlarda anması gerekti söyleniyor
belkide o vakitlere yakın vakitlerde zalimler putlarını anıyorlardı
zulmedenlerin yerlerinde yeller eserken
bir olan yaratıcıyı ananlar hala ayakta
acaba biri bu ibadetleri sırasında yaratıcıya
eskiler gibi yiyecek sunmak mı istedi bilmiyorum
rızkı veren yaratıcı ne yapsın yiyeceği onun buna ihtiyacı yok
birbirinizle yardımlaşın dayanışma içinde olun ve sabredin denilmiş
eğer yaratıcı elçi göndermeye devam etmeseydi
zalimlerin yaptıkları yanlarına kar kalabilirdi
bu nedenle ademden yani ilk anlaşmadan yani ilk vahiyden sonra
bunu bir noktaya gelene kadar sürdürmek gerekti
ve son elçiyle resmi vahiy tarihi sona geldi
kitap tüm gerçekleriyle kıyamete kadar insanlığın karşısında duracak
o artık her sayfasıyla silinmemek üzere toplandı ve hazır
aç bak kim doğru yolda kim sapmış görürsün
elçi olarak artık sadece kitap var
onu öldüremezler
onu yakamazlar
onu şehit edemezler
onu taşlayıp katledemezler
buyursun herkes baksın ve söylesin ne gördüğünü
kimmiş onu doğdoğru okuyan çıksın meydana







13 Eylül 2022 Salı

15 - meryem

 



MERYEM SURESİ ( 1 - 98 )


SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA

1 - Kaf , Ha ,Ya , Ayn , Sad .
2 - RABBİNİN kulu Zekeriya 'ya sevgi ve merhametinin anlatımıdır ...
3 - Hani o bir zamanlar Rabbine için için yalvarmıştı .
4 - Demişti ki : " Ey Rabbim ! Artık içim geçti , saçlarım ağardı
ve sana ettiğim dualar ey Rabbim , hiç karşılıksız kalmadı .
5 - Ben bu halimle , bu ocağın sönmesinden endişeliyim .
Eşim de baştan beri kısır . Ne olur bana bir dost ver ;
6 - Hem bana , hem de Yakup Ocağı 'na sahip çıksın .
Hem de senin razı olacağın birisi yap onu ! "
7 - Allah : " Ey Zekeriya , haberin olsun , biz sana Yahya adında bir oğul müjdeliyoruz .
Daha önce bu isim kimseye verilmemişti . " dedi .
8 - Zekeriya : " Ey Rabbim , benim nasıl bir oğlum olabilir ;
eşim kısır ben de yaşlılığın son haddine varmışken ? " dedi .
9 - Öyle ! Fakat Rabbin diyor ki : "Bu benim için çok kolaydır .
Bundan önce de seni , sen hiçbir şey değilken yaratmıştım . " dedi .
10 - Zekeriya : " Ey Rabbim , bana bir işaret ver ! " dedi .
Allah : " İşaretin , sapa sağlam olduğun halde üç gün ,
üç gece insanlara söz söyleyememendir " dedi .
11 - Derken yakarış yerinden halkının karşısına çıkıp onlara :
" Sabah ve akşam O 'nu anın ! " diye işaret etti .
12 - Nihayet büyüyünce ona : " Ey Yahya , kitabı kuvvetle tut ! " diye öğüt verdi .
Biz ona daha çocukken bilgelik vermiştik .
13 - Ona katımızdan tertemiz bir vicdan / ruh dinginliği verdik . O , Sakınan birisiydi .
14 - Anne - babasına iyi davranan biriydi , zorba ve isyankâr değildi .
15 - Hem doğduğu gün , hem öleceği gün ,
hem de diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun .
16 -  KİTAPTA Meryem 'i de an . Hani o , ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti .
17 - Onlarla arasına bir perde çekmişti . Derken kendisine ruhumuzu gönderdik .
Ona düzgün bir insan şeklinde göründü .
18 - Meryem : " Ben senden Rahman 'a sığınırım .
Eğer Allah 'ın öfkesini çekmekten sakınıyorsan bana yaklaşma  . " dedi .
19 - " Ben sadece sana tertemiz bir erkek çocuk hediye etmek için Rabbinin elçisiyim ." dedi .
20 - Meryem : " Benim nasıl oğlum olur ?
Bana bir insan dokunmadı , üstelik gayrı meşru hayat yaşayan birisi de değilim . " dedi .
21 - Öyledir ! Rabbin : " Bu benim için gayet kolaydır .
Onu insanlara bir sembol , sevgi ve merhametimizin sesi yapacağız . " dedi ve iş olup bitti .
22 - Böylece ona gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi ...
23 - NİHAYET doğum sancısından bir hurma dalına tutundu .
" Ah ! " dedi : " Keşke daha önce ölseydîm , keşke unutulup gitseydim ! "
24 - İçinden bir ses şöyle diyordu :
" Sakın üzülme , Rabbin karnında taşıdığını yürüyen bir önder yapacak . "
25 - Hurmanın dalını kendine doğru silkele , üzerine olgun , taze hurma dökülsün .
26 - Artık ye , iç , gözün aydın olsun .
Eğer insanlardan birini görürsen şöyle söyle :
" Ben , Rahman 'a oruç adadım , bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım . "
27 - Derken Meryem çocuğu ile beraber halkının yanına geldi .
Onlar : " Hey Meryem , bu ne iş ? " dediler .
28 - " Ey Harun 'un kız kardeşi , baban kötü bir adam değildi ,
annen de gayrı meşru hayat yaşayan birisi değildi . "
29 - Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi .
" Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz ? " dediler ...
3 0 - NİHAYET İsa seslendi :
" Ben Allah 'ın kuluyum . O , bana bir kitap verdi ve beni peygamber yaptı.
31 - Beni , her nerede olursam olayım
çağlar boyu yankılanıp duracak bir mesajı yaymakla görevlendirdi
ve hayatta kaldığım müddetçe
bana destekleşmeyi / dayanışmayı ve ihtiyaçtan fazlasını vererek arınmayı tavsiye etti .
32 - Anneme iyilik etmemi tavsiye etti , beni zorba ve isyankâr yapmadı .
33 - Selâm bana; hem doğduğum gün,
hem öleceğim gün , hem de diri olarak kaldırılacağım gün . "
34 - İŞTE hakkında tartışıp durdukları
Meryem oğlu İsa hakkındaki gerçekler bunlardan ibarettir .
35 - Allah 'ın oğul edinmesi olur şey değildir . Allah bu gibi şeylerden uzaktır .
Allah bir iş ve oluşa karar verdimi ona sadece " Ol" der o da olur .
36 - İsa 'nın dediği hep şuydu : " Allah , benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir .
Onun için hep O 'na ibadet ediniz . İşte doğruluk ve dürüstlük yolu budur .
37 - Hal böyleyken bir takım gruplar kendi aralarında çekişip duruyorlar .
Büyük gün gelip çattığı zaman vay o kâfirlerin haline !
38 - Karşımıza çıktıklarında gerçeği öyle bir işitecek , öyle bir görecekler ki !
Fakat o zâlimler bugün apaçık bir sapkınlığın içindeler .
39 - İnkâr etseler de , umursamaz olsalar da ,
son pişmanlığın hiçbir fayda sağlamayacağı o pişmanlık gününü kendilerine haber ver .
40 - Yeryüzü ve üzerindekiler geçip gittikten sonra yalnızca biz kalacağız ,
Biz ! Onların hepsi dönüp dolaşıp bize gelecekler .
41 - KİTAPTA İbrahim 'i de an çünkü o da bir peygamberdi , sözü namus bilirdi .
42 - Bir zaman babasına şöyle demişti : " Babacığım , o işitmeyen , görmeyen
ve sana hiç faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun ?
43 - Babacığım , emin ol sana gelmeyen bir bilgi bana geldi .
Gel , bana uy da seni dümdüz bir yola çıkarayım .
44 - Babacığım : şeytana tapma çünkü şeytan Rahman 'a isyan etti .
45 - Babacığım doğrusu ben , sana o Rahmandan bir azabın dokunmasından
ve böylece şeytanın adamı haline gelmenden korkuyorum . "
46 - Babası : " Sen , benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun ey İbrahim ?
Yeminle söylüyorum eğer bundan vazgeçmezsen seni öldüresiye taşlarım .
Şimdi çek git ; gözüme bir süre görünme " dedi .
47 - İbrahim : " Selâm sana , senin için Rabbimden af dileyeceğim ;
çünkü O bana karşı çok cömerttir . " dedi .
48 - " Sizi Allah 'tan başka taptıklarınızla baş başa bırakıp giderim ve Rabbime dua ederim .
Umarım Rabbime yaptığım dua sayesinde mutsuz olmam . " diye de ekledi .
49 - İbrahim , onları ve Allah 'tan başka taptıklarını bırakıp gittiğinde ,
Biz de ona İshak 'ı ve Yakup 'u ihsan ettik ve her birini bir peygamber yaptık .
50 - Onlara sevgi ve merhametimizi yağdırdık ,
sözü namus bilmenin dile gelen soylu sesi yaptık .
51 - KİTAPTA Musa 'yı da an ;
çünkü o saf bir yürek temizliğine sahip bir elçi , bir peygamberdi .
52 - Ona dağın sağ tarafından seslenmiş ve fısıldayacak şekilde yaklaştırmıştık .
53 - Sevgi ve merhametimizle kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak ona lütfetmiştik .
54 - KİTAPTA İsmail 'i de an çünkü o da sözü namus bilen bir elçi , bir peygamberdi .
55 - Halkına destekleşmeyi / dayanışmayı ve ihtiyaçtan fazlasını vererek arınmayı emrederdi
ve Rabbinin hoşuna gidecek davranışlarda bulunurdu .
56 - KİTAPTA İdris 'i de an çünkü o da sözü namus bilen bir peygamberdi .
57 - Biz onun da adını göklere yazdık .
58 - İŞTE BUNLAR Allah 'ın kendilerine nimetler verdiği elçilerdir .
Âdem 'in takipçilerinden , Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan ,
İbrahim ile İsrail 'in izinden yürüyenlerden seçtiğimiz kimselerdir .
Bunlar kendilerine Rahman 'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak yerlere kapanırlardı .
59 - Onların ardından öyle kötü bir nesil geldi ki ;
destekleşmeyi / dayanışmayı boş verdiler ve şehvetlerinin peşine düştüler .
Bunlar da azgınlıklarının karşılığını görecek lerdir .
60 - Ancak tövbe edenler , iman edenler / güvenenler ,
iyilik , güzellik ve doğruluk için çalışanlar bunun dışındadır .
Onlar zerrece haksızlık yapılmadan cennete gireceklerdir .
61 - Cennetin tam orta yeri , kendisi için çalışıp ibadet edenlere
Rahman 'ın gıyaben söz verdiği şekilde onları bekliyor .
O 'nun verdiği söz yerine gelecek .
62 - Orada boş lâf işitmeyecekler .
Huzur ve mutluluk içinde sabah akşam nimetlere gark olacaklar .
63 - Sakınan kullarımıza vereceğimiz cennet işte budur !
64 - BİZ ancak rabbinin emriyle ineriz .
Önümüzdeki , arkamızdaki ve bunlar arasındaki her şey O 'nundur .
Rabbin seni unutmuş değildir .
65 - O bütün göklerin , yerin ve arasındakilerin Rabbidir .
Şu halde O 'nun için çalışıp ibadet et , O 'na ibadet ederken güçlüklere göğüs ger .
Hiç ismi O 'nunla anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun ?
66 - BÖYLEYKEN insanoğlu diyor ki : " Öldükten sonra mı tekrar dirileceğim ?
67 - Peki , insan hiç düşünmez mi , biz onu daha önce hiçbir şey değilken nasıl yaratmışız ?
68 - Evet , Rabbine yemin ederim ki
biz onları ve o şeytanları mutlaka mahşerde toplayacağız .
Sonra da onları cehennemin etrafında dizüstü bekleteceğiz .
69 - Ardından her gruptan Rahman 'a karşı en çok diklenenleri çekip öne çıkaracağız .
70 - Çünkü cehennem ateşini en çok kimin hak ettiğini en iyi biz biliriz .
71 - İçinizden oraya girmeyecek hiç kimse yoktur .
Rabbinin geri dönüşü olmayan kararı budur .
72 - Bir kez daha hatırlatalım ki sakınanları kurt aracağız
ve ömrü zulüm ve haksızlık yapmakla geçmiş olanları diz üstü çöktüreceğiz .
73 - AYETLERİMİZ kendilerine bütün açıklığı ile okunduğu zaman
o kâfirler iman edenlere /güvenenlere : " Bu iki kesimden hangisi makam
ve mevki olarak daha iyi yerde ve daha üstün ? " dediler .
74 - Oysa biz , kendilerinden önce zenginlik ve dış görünüş bakımından
daha lüks yaşayan nice kuşakları helak etmişizdir .
75 - De ki : " Kim sapıklık içinde ise Rahman ona istediği mühleti versin .
Sözü edilen kıyamet koptuğu zaman ya da azabı tattıkları zaman
kimin makam ve mevkisinin daha aşağı
ve taraftarı nın daha zayıf olduğunu bilsinler .
76 - Allah doğru yolda yürüyenlerin yürüyüşünü sağlamlaştırır .
İyilik , güzellik ve doğruluktur baki kalan .
Rabbinin katında hem mükâfat bakımından daha erdemli ,
hem de sonuç itibarîyle daha iyi olan budur .
77 - AYETLERİMİZİ örtüp / yok etmek isteyerek :
" Bana mutlaka mal ve evlât verilecek " diyene bak ?
78 - O , gelecekten haber mi almış ? Yoksa Rahman 'dan bir söz mü verilmiş ?
79 - Hayır ! Biz o söylediklerini bir bir not ediyoruz ve azabını uzattıkça uzatacağız !
80 - O söylediği şeylerin hepsini elinden alacağız . Bize tek başına gelecek .
81 - Onlar kendilerine statü sağlasınlar diye tuttular Allah 'tan başka ilâhlar edindiler .
82 - Hayır ! Yarın tanrılarını inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman kesilecekler .
83 - GÖRMEDİN Mİ Biz şeytanları kâfirlere musallat etmişiz ; onları oynatıp duruyorlar .
84 - Onlar için acele etme . Biz onların günlerini tek tek sayıyoruz .
85 - Sakınanları saygın misafirler olarak Rahman 'ın huzurunda toplayacağımız o gün ,
86 - Günaha batmış olanları suya gidip susuz gelen sürüler gibi cehenneme sevk edeceğiz .
87 - Rahman ile bağını koparmamış kimseden başkasına arabuluculuk fayda vermeyecek .
88 - Bir de : " Rahman çocuk edindi . " dediler .
89 - Doğrusu siz çok çirkin bir iddiada bulundunuz .
90 - Bu lâf yüzünden neredeyse gökler çatlayacak ,
yer parçalanacak , dağlar çöküp gidecekti .
91 - Demek Rahman 'a çocuk yakıştırıyorlar !
92 - Oysa çocuk edinmek Rahman 'a yakışmaz .
93 - Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız kul olarak Rahman 'a gelecektir .
94 - Onların tamamını kuşatmış ve bir bir saymıştır .
95 - Hepsi kıyamet günü O 'na tek olarak gelecektir .
96 - Rahman , iman edip iyilik , güzellik ve doğruluk için çalışanların
etrafların da bir sevgi halesi oluşturacaktır .
97 - BİZ , Kur 'an 'ı sakınanları müjdelemen ve inadından direnip duranları uyandırman için
senin dilinle kolaylaştırdık .
98 - Onlardan önce nice kuşaklan yok ettik . Onlardan bir ses , bir seda işitiyor musun ?





bence başta kuduz yahudiler olmak üzere
yaratıcı ile aldatmanın planlarını yapanların
gerçeği gizleyip tuzak kuranların
nefislerini ilah edinenlerin
küçük minik aciz beyinlerini
fosfor bombalarıyla aydınlatan bir sure
bu sureden anladıklarımı yazarken isim söylemeyeceğim
elbette anılmaya layık bulmadığım için değil
hepsi de hürmete saygıya ve örnek alınmaya layıktırlar
daha çok karakterlerini fikirlerini bakış açılarını ön planda tutmaya çalışacağım
elçilik görevi elçilerin soyundan kişilere verilerek sürdülürdüğünü biliyoruz
sanırım bunun nedeni doğru bilginin korunup aktarılması noktasında
ve seçilecek elçilerin yaratıcının rıza göstereceği şekilde yetiştirilip gözetilmesinde
diğer insanlara göre hep bir adım önde olmalarından kaynaklanıyor
liyakat üstünlüğünü elinden bırakmayan bu soyun çevresinde
yine kendileri gibi yaratcıya yakın olmak isteyen bilgiye sahip çıkan kimseler de var
yaratıcının andığı yaşlı elçiye gelirsek
eşi kısır kendisi de artık çok yaşlı yani hiç çocukları olmamış
ait olduğu topluluğa ve içinde yaşadığı ortama baktıkça endişeneliyormuş
bu endişe soyunun devam edemeyişinden çok
yaşadığı toplumun giderek yaratıcıdan uzaklaşıp yozlaşması
yaşlı haliyle artık kmseyle mücadele edecek güç bulamayışı
ve yakınlarında kendisinden sonra insanları uyaracak birini göremeyişi olabilir
buna ek olarak bu durumu fırsata çevirmek için hazırda bekleyen
bazı kafirlerin sinsi planlarından da haberi olmuş olabilir
yaratıcıya peygamber ocağı benimle sönecek diye kokuyorum demiş
eğer bu benden sonra gerçekleşirse çok üzülürüm
yine sana iftira atarak tekrar eş koşmak için hazırda bekliyorlar
bana bir dost ver hem senin rızanı kazansın
hem elçilik ocağına sahip çıksın diye dua etmiş
benim anladığım kadarıyla
kan bağı önemli değil bana birini seç ve göster
ona bildiklerimi anlatayım gözüm arkada kalmasın demiş
bana yaratıcının bir şekilde yaşlı ve elçinin çocuk sahibi olmasını sağladığını düşünmüyorum
yani biyolojik olarak bir evlat vermedi yaratıcı
yaratıcıydan güvenebileceği bir dost göstermesini istedi
yaratıcı da ona evlatlık bir olaracak bir çocuk verdi bence
yani hem evlat özlemini gidersin hem de onu elçi olacak şekilde yetiştirip büyütsün
yalnız evlat verilen çocuğun soyunun yahudileler alakası olmayabilir
ya da en azından elçilik deyin halifeliği deyin veya kanaat önderliği deyin
din büyüklüğünü ele geçirmek isteyen kuduz yahudilerle kan bağı yok
yani yaşlı elçinin ölümünden sonra doğacak boşluğu kanlarını öne sürerek elde edemezler
belkide bu yahudi toplumununun elçilik tarihinde bir ilk kez oluyordu
toparlayacak olursak ismi belli olan bir bebek veya çocuk getirilip yaşlı elçiye teslim edildi
bunu ailesine çevresine nasıl açıklayacağını kara kara düşünen elçiye
al evlatlığını git dua edilen yere efradının karşısına geç
bir şey sorarlarsa üç gün üç gece konuşma
sadece onu işaret et ve yaratıcıyı anmalarını söyle
kitap bu noktadan sonra bu olayın anlatımına bir ara veriyor
sonra yaşlı elçinin evlatlığını büyüttüğü
onu yaratıcın rızasını kazanacak şekilde yetiştirdiği ana geliyor
ve yaratıcın kiitabını doğru bilgiyi teslim ediyor
zaten o da yaradılış itibariyle temiz bir vicdana sahipmiş
daha sonra öz anne babasıyla görüştürül dü mü bilmiyorum
ancak büyüklerine karşı isyankar bir tavırda olmadığı söyleniyor
hem doğduğu gün
hem öleceği gün
hem de diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun
deniliyor ardından
sanırım kitabı alır almaz işe koyuldu
yoldan çıkan toplumu uyardı
elçilik üzerinden kurulmaya çalışılan tuzağı bozmaya çalıştı
yine aynı tarihlerde yaşlı elçinin yakında bulunan genç bir kıza
ki bu kız kendini yaratıcıya adamış bakire bir kız
yaratıcı tarafından bir elçi gönderildiğinden bahsediyor kitap
o sırada ailesinden uzakta bir yerde bulunan genç kız
gönderilen elçiyi karşısında görünce korkuyor ve kendisinden uzak durmasını istiyor
elçi de yaratıcının kendisine hediye olarak bir çocuk gönderdiğini söylüyor
genç kız bunun mümkün olamayacağını tekrar edince
elçi hediye edilecek olan çocuğun da yaratıcıya elçilik yapacağını söylüyor
tam bu yerde bir gebe kalma olayından söz ediyor kitap
yukarıda yaşlı elçiye evlatlık bir çocuk verildiğini tahmin ettiğimi söylemiştim
bilmiyorum belkide başka bir eş bulundu ve ondan çocuk sahibi oldu
yaratıcının çok kıymet verdiği güzel insanların hatıralarına dil uzatmaktan korkuyorum
ancak doğrusunu öğrendiğim an düşüncelerimi düzeltmek
ve yanlış olduğunu anladığım anda özür dilemek kaydıyla söylemek istiyorum
yaratıcının doğasına aykırı mucizeler uydurmaktan
veya yaratıcıya çocuk insat etmekten daha korkunç olmayacak sözlerim
genç kız bu elçiyle evlenmiş olabilir
veya gebe kalma diye bahsedilen durum
elçinin genç kızın hediyeyi kabul etmesi için ikna ederken
onun kendini adadığı yaratıcıya borcu olduğunu söyledi
hediyeyi kabul et borcunu öde diyerek baskı yaptı ve kabul ettirdi
ardından doğum sancısıyla devam ediliyor
bu bir annenin bebeğini dünyaya getiren çektiği sancımı
yoksa bir insanın daha önce hiç yapmadığı bir görevi
yerine getirirken ne yapacağını bilememesi mi
üstelik yapacağı iş geçmişinde asla yapmayacağım diyerek söz verdiği bir iş ise
o işin üstesinden gelme anı yaklaştıkça insan bunalıp daralmaz mı
genç kız kendini teselli ederek yoluna devam ediyor
kucağımdaki hediye yaratıcının emriyle ileride büyük bir önder olacak
bu sırada bebeğin açıktığı ve karnını doyumak istediği düşünülebilir
öz annesi veya süt annesi diyelim
onun da süt sağlayabilmesi beslenmesi gerekir
anne ile bebeğin buluşma anında yaşananların mutluluk vermesi isteniyor
nihayet genç kız bu vaziyette halkın karşısına çıkıyor
genç kız daha önce kendisine söylendiği şekilde kimseyle konuşmuyor
çevresine toplananlar genç kıza ailesinin düzgün bir hayat sürdüğünü hatırlatıyor
ilginç bir şekilde genç kıza erkek kardeşinin ismi anılarak hitap ediliyor
bu iş nasıl olur diye sormaya devam edenlere karşı genç kız susmaya devam ediyor
ve herkese kucağındaki bebeği gösteriyor
bu noktada olayın anlatımı sessizliğe gömülüyor sanki
sanki bu olay sonucunda oluşan toplum baskısı
genç kızı ömrü boyunca sessiz kalmaya itti
ama çocuğunu büyütüp yetiştiriyor
ve çocuğun konuşma vakti geliyor
yaratıcın bir kulu olduğunu
kendisine kitap verilip elçi seçildiğini söylüyor
nerede olursa olsun yaratıcın mesajını yayarak görevini yerine getireceğini
yardımlaşma ve dayanışma içinde olacağını
ihtiyaçtan fazlasını vereceğini ilan ediyor
annesine iyilik edeceğini
zorba ve isyankar olmayacağını dile getiriyor
selam bana
hem doğduğum gün
hem öleceğim gün
hem de diri olarak kaldırılacağım gün diyor
sanırım yaşlı elçinin duası bu şekilde kabul edilmiş oluyor
yaratıcı kitabında bu tartışmalı mevzuya böyle açık getirdiğini söylüyor
buraya kadar aklıma yatan şekliyle ne anladığımı söyleyecek olursam
bence yaşlı elçinin hiç çocuğu olmadı yaratıcı ona dost olarak bir evlatlık verdi
genç kız hiç evlenmedi ve bakir kaldı kucağındaki yaratıcının hediyesi olan bir evlatlıktı
bu iki evlatlığın kardeş olduğunu düşünüyorum
yahudiler mi bilmiyorum ama elçilik üzerinden şirk koşmak isteyenler avuçlarını yaladı
belkide elçiliğin yahudlilerden alındığı ilk andı
yaşlı elçinin yaratıcıya yakarışı karşılık buldu
genç kız kendini adadığı yaratıcıya karşı ne kadar içten olduğunu gösterdi
yaşlı elçinin evlattlığı mücadelesinde yalnız kalıdğı için
ona yardımcı olarak kardeşi genç kızın evlatlığı olarak verildi
pusuda bekleyen kuduz yahudiler belki dönemin süper zalim gücünden kurtulmak için
veya bu zalim güçle iş birliği yapmak üzere içlerinden birini tanrının oğlu ilan etmek istiyordu
ne de olsa yaşlı elçi ölünce bu fırsat ellerine geçecekti
planları başlarına çalındı
iki kardeşin ailesi hakkında kimse konuşmadı
elçinin yakındakiler sessiz kaldı ama yalanda söylemedi
zalimler belki biliyordu kim olduklarını
ama onlara ait tüm izleri sildiler
elçiliğin kendilerinden alındığını kimsenin bilmesini istemediler
bu arada da boş durmadılar
içlerinden birini tanrının oğlu ilan edip güç devşiremediler belki ama
oluşan bu sessizliği işlerine gelecek şekilde kullanıp küfre devam ettiler
genç kızın evlatlığını tanrının oğlu ilan ederek yaratıcıya korkunç bir iftita attılar
ancak genç kızın evlatlığı zalimler ne söylerse tersini söylüyordu
sarayda yaşamıyordu mülk peşinde değildi halka zulmemiyordu
yaratıcı birdir hepimizi yaratandır ona kulluk edin zorba krallara değil diyordu
doğruluk dürüstlükten ayrılmayın kimseye kötülük etmeyin diyordu
ancak kuduz yahudinin elinde bulunan şirkhaneler tefecilik yapan kuduz hahamlarla doluydu
iki kardeşi ve yaşlı elçiyi şehit edip yaratıcının mesajındaki hikmeti gizlediler
bilinen dünyanın oratsında bir küfür imparatorluğu kurup
tüm dünyayı ele geçirip sömürmek için kötülüklerine bir kötülük daha eklediler
toplumdaki suzsuz yahudiler güçsüz kaldı ve yalnızlaştı
ancak bunların hesabı elbet sorulacak
son elçi ve son kitap bunun için geldi
inkar etseler de kulak asmasalar da gerçek peşlerini bırakmayacak
dönüş yaratıcıyadır
gerçekte ne olduğuna dair pek çok şey söylenebilir
yaratıcı dileseydi kim kimin oğlu kitapta açıklardı
demek ki susmamızı istiyor denilerek susulabilir
ancak insan doğasına ters bir şekilde dünyaya gelmenin mümkün olmadığını
yaratıcıya çocuk edindi gibi korkunç iftiralar atılmaması gerektiğini söylemek gerek
bunu doğru bilimsel mantıklı açıklamalarla anlatmak zorunda kalabiliriz
gerçek ortaya çıktığında zaten kimsenin diyeceği bir şey olmaz
şimdi şu an soranlara en azından kendimize ne diyeceğimiz önemli
kuduz yahudinin bana dayattığına meyletmeden
yaratıcıyı öfkelendirmeden elçilerinin hatırasına dil uzatmadan
bu bölümden benim doğru yanlış anladığım bu
umarım sakat bir söz etmemişimdir
devamında ise
putperest bir kavimdeki kafir bir krala içtenlikle hizmet eden bir babadan bahsediliyor
onun oğlunun yaratıcı tarafından takdir edilen sözüne güvelir bir elçi olduğundan söz ediliyor
elçi babasını güzelce izah ederek uyarmaya çalışıyor
duymayan görmeyen ve faydasız taşlara neden tapıyorsun diye soruyor
gel diyor beni dinle sana gerçekleri anlatayım doğru yola girersin diyor
böyle devam edersen şeytanın hizmetine gireceksin ve yaratıcında sana bir azap dokunacak
babası elçiyi tersliyor ve yanından kovuyor
elçi babasına selam sana senin için yaratıcıdan af dileyeceğim
sizi putlarınızla baş başa bırakıp yaratıcıya yöneliyorum
umarım yaratıcı beni bu duamdan dolayı mutsuz etmez diyor ve ondan uzaklaşıyor
yukarıda olduğu gibi burada da elçi selam diyor
selam denildiği zaman ilk bilinçli canlıların bir araya gelip birbirlerine barış demeleri geliyor
elçi yahudi
büyük bir ihtimalle babası da yahudi
şeytan isyan ettiğinden beri düşman olarak iş başında
sürekli eliçilerin arasına sızmaya çalışıyor veya içlerinden adam kandırmaya bakıyor
malk mülk ile göz boyuyor
iktidar ve otorite vaad ediyor
bu yolda her türlü zalimlik yapılır diyor
yaratıcıya eş koşulmasını istiyor
tarnının yer yüzündeki gölgesi olun diyor
kendinizi tanrının oğlu ilan edin diyor
hatta ilah sizsiniz her şey sizindir diyor
galiba yaşlı elçi aynı şeyin tekrar yaşanmadından korkmuş
ve geçmişte olanlardan ders çıkarark yaklaşan tehlikeyi yukardaki gibi savurturmuş
son elçinin yahudiler arasından gelmemesini sağlayarak görevini yerine getirmiş
çünkü bu akılsız topluluğun ilk fırsatta yoldan çıkmasından herkes bıkmış
son elçiye karşı olan düşmanlığın başını kuduz yahudilerin çektini söyleyebiliriz
ve tabii ki şeytanoğlulları
belkide zaman içinde bu iki zalim topluluk ayırt edilemeyecek kadar birbirine eklemlendi
elbette içlerinden hala yaratıcıdan korkan ona hakkıyla yönelenler var
son elçinin en büyük yardımcıları belki bu gruptan çıktı
surenin devamındaki geçmişteki yahudi elçilerden övgüyle söz ediliyor
bu hatırlatmalar hem kuduz yahudilere siz kim olduğunuz unuttunuz diyor
hem de sadık yahudilere yalnız değilsiniz mesajı veriyor olabilir
surenin sonu kadar da daha önceki surelerde açıklandığı gibi
yaşayanların amelleri sonucu karşılacakları ayrıntılarıyla anlatılıyor





12 Eylül 2022 Pazartesi

14 - fatır

 

FATIR SURESİ ( 1 - 45 )


SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH 'IN ADIYLA

1 - BÜTÜN ÖVGÜLER gökleri ve yeri yararak ortaya çıkaran
ve melekleri ikişer , üçer , dörder kanatlı elçiler yapan Allah 'a mahsustur .
O , uygun gördüğü şekilde sürekli yaratma halindedir .
Allah 'ın her şeye gücü yeter .
2 - Allah 'ın insanlar için açacağı sevgi ve merhamet kapısını kimse kapatamaz
ve O 'nun kapattığını da kimse açamaz . Güçlü ve bilge olan O 'dur .
3 - Ey insanlar ! Allah 'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın !
Allah 'tan başka bir yaratıcı mı var ? O size gökten ve yerden rızık verir .
Başka tanrı yok , sadece O var ! O halde nasıl aldırış etmezsiniz ?
4 - Eğer sana bütün bunlar yalan diyorlarsa unutma ki önceki çağlarda
da birçok peygambere bütün bunlar yalan demişlerdi .
Bütün işler dönüp dolaşıp Allah 'a varır .
5 - EY İNSANLAR ! Allah 'ın sözü gerçekleşecektir .
Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı da sizi Allah ile kandırmasın .
6 - Unutmayın ki şeytan sizin düşmanınızdır , siz de ona düşman olun .
Çünkü şeytan etrafına toplanan yandaşlarını
cehennemin alevlerinden başkasına yâr etmez .
Sizi götüreceği yer de buradan başkası değildir .
7 - Kâfirleri şiddetli bir azap bekliyor .
İman edip iyilik , güzellik , doğruluk için çalışanları ise bağışlama ve muhteşem bir karşılama !
8 - Kötülük yapıp da yaptığı kendisine güzel gösterilen ?
Allah müstahak gördüğünü şaşırtır lâyık gördüğünü de doğru yolda yürütür .
O halde onlar için kendini harap etmeye değmez . Allah onların bütün yaptıklarını biliyor .
9 - Rüzgârları gönderen , bulutları harekete geçiren ,
sonra kurak beldelere sürüp yağmurla ölü toprağa hayat veren O 'dur .
İşte öldükten sonra dirilme de böyledir .
10 - Her kim izzet arıyorsa , bilsin ki izzet tamamıyla Allah 'ındır .
Bütün güzel sözler O 'na yükselir . Onu da iyilik , güzellik , doğruluk için çalışma yükseltir .
Sinsi sinsi kötülük plânlayanlara gelince , onları şiddetli bir azap bekliyor
ve sinsi planları da darmadağın olmaya mahkumdur .
11 - Allah sizi topraktan , sonra bir damla sudan yarattı , sonra çiftler olarak var etti .
O 'nun bilgisi dışında ne bir dişi hamile kalabilir , ne de doğum yapabilir .
Bir ömrün uzatılması da kısaltılmasıda O 'nun elindedir . Bu Allah 'a göre çok kolaydır .
12 - İki deniz bir olmaz ;
biri gayet tatlı , kolayca içilip susuzluğu giderirken diğeri oldukça tuzlu, yakıp kavuruyor .
Her birinden taze et yiyorsunuz ve süs eşyaları çıkarıp takınıyorsunuz.
Allah 'ın engin cömertliğinden nasibinizi arayasınız diye
gemilerin dalgaları yararak ilerlediğini görüyorsun .
Bütün bunlara bakarak belki şükredersiniz.
13 - Geceyi gündüze , gündüzü de geceye sarıp sarmalıyor .
Güneş 'i ve Ay 'ı emrine amade kılmış , her birine bir yörünge tayin etmiş ,
belirlenmiş bir vakte doğru akıp gidiyor .
İşte bu gördüklerinizi yapan Allah Rabbinizdir , mülk O 'nundur .
O 'ndan başka yakardıklarınız ise bir çekirdek zarını bile idare etmekten acizdirler .
14 - Kendilerine dua ederseniz , duanızı işitmezler . İşitseler bile size cevap veremezler .
Kıyamet günü de Allah 'a ortak koştuğunuzu inkâr ederler .
Sana her şeyden haberdar olan Allah gibi haber verebilen olmaz .
15 - Ey insanlar ! Allah 'a muhtaç olan sizsiniz .
Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir , bütün övgüler O 'nadır .
16 - İsterse sizi götürür ve yerinize yeni bir halk getirir .
17 - Bu Allah 'a göre hiç de zor bir şey değildir
18 - KİMSE kimsenin yükünü çekecek değildir .
Yükü çok olan , onu başkasına yüklemek istese de
yakını bile olsa sorumluluğu başkasına yüklenmeyecektir .
Şu halde sen ancak görmedikleri halde Rablerine karşı içlerinde korku ve titremesi olanları
ve destekleşme / dayanışma faaliyetlerini canı gönülden sürdürenleri uyandırabilirsin .
İhtiyaçtan fazlasını vererek arınıp temizlenen kendisi için arınıp temizlenmiş olur .
Dönüş Allah 'a dır .
19 - Ne kör ile gören ,
20 - Ne karanlıklar ile aydınlık ,
21 - Ne gölge ile sıcaklık ,
22 - Ne de ölmüşlerle yaşayanlar bir olmaz .
Allah lâyık gördüğüne işittirir ; bundan hiç şüphen olmasın .
Yoksa sen mezardakilere duyuramazsın .
23 - Sen sadece bir uyanmaya çağıransın !
24 - Biz seni hem müjdeler veresin , hem de uyanmaya çağırasın diye hak ile gönderdik .
Hiçbir toplum yoktur ki içlerinden kendilerini uyanmaya çağıran birisi gelip geçmemiş olsun .
25 - Seni yalanlıyorlarsa , önceki çağlarda yaşayanlan da yalanlamışlardı .
Onlara da elçileri , apaçık beyanlar , sayfalar ve aydınlatıcı kitapla gelmişlerdi .
26 - Sonunda hakkı örtüp / yok etmek isteyerek beni dışlayanları kıskıvrak yakaladım .
Benim onları dışlamam nasıl olurmuş gördüler ?
27 - ALLAH 'IN yukarıdan su indirip onunla rengârenk meyveler bitirdiğini ,
dağları beyaz , kırmızı , siyah ve rengârenk desenlerle bezediğini görmüyor musunuz ?
28 - İnsanların , sürüngenlerin ve hayvanların da
aynı şekilde rengârenk olduğunu görmüyor musunuz ?
Kulları arasında ancak bilgi sahipleri Allah 'ın korku ve titremesini içlerinde duyarlar .
Allah güçlüdür , bağışlayıcıdır .
29 - Allah 'ın kitabını okuyup ardınca gidenler ,
destekleşme / dayanışma faliyetlerine cani gönülden devam edenler ,
kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık verenler ,
asla zarar etmeyecek bir alışveriş yaptıklarını umabilirler .
30 - Çünkü Allah , mükâfatlarını kendilerine tamamen ödedikten başka ,
engin cömertliğinden onlara daha fazlasını verecektir .
Çünkü O hem bağışlayan , hem de şükrün karşılığını bolca verendir .
31 - Unutmayın ki elinizdeki vahyolunmuş bu kitap ,
önceki çağlardan doğru namına ne kalmışsa hepsini sürdüren haktir .
Allah kullarından haberdardır , her şeyi görüp gözetendir .
32 - Biz bu kitaba , kullarımızdan süzüp seçtiklerimizi varis kıldık .
Onlardan da kendilerine zulmedenler , dengeli ve tutarlı hareket edenler
ve Allah 'ın izniyle iyiliklerde en ön safta olanlar vardı ;
asıl büyüklük ve erdem de işte budur .
33 - Onlar cennetlerin orta yerine girecekler ,
orada altın bilezik ve incilerle süslenip ipekten elbiseler giyecekler .
34 - Şöyle diyecekler : " Bizden o endişeli bekleyişi gideren Allah'ı ne kadar övsek azdır .
Rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını bolca verendir ; bundan hiç şüphemiz yok .
35 - O engin cömertliğiyle bize buraları yurt yaptı .
Burada hiç yorulmadan , hiç usanmadan yaşacağız . "
36 - Kâfirlere gelince cehennem ateşi onları bekliyor .
Orada ölmelerine izin verilmeyecek. Çektikleri azapda hafifletilmeyecek .
İşte her nankör kâfirin bizden göreceği karşılık budur .
37 - Bu nankör kâfirler orada şöyle feryat edecekler :
"Ey Rabbimiz , ne olur bizi buradan çıkar , artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak .
Kendimizi iyiliğe , güzelliğe , doğruluğa adayacağız ! "
Onlara : " Madem bu kadar düşünceliydiniz ,
size dünyada düşünmeye yetecek kadar ömür vermedik mi ki ?
Üstelik sizi düşünmeye çağıran da gelmişti .
Artık çok geç , tadın azabı , zâlimleri kurtaracak yoktur . " denilecek
38 - ALLAH göklerin ve yerin sırrını bilendir . O bütün sinelerin özünü bilir .
39 - Sizi yeryüzünde halifeler yapan O 'dur .
Şu halde kim kâfirlik ederse kendi aleyhine kâfirlik etmiş olur .
Kâfirlik edip durmak Rablerinin öfkesini daha fazla çekmekten başka bir işe yaramaz .
Kâfirlik hüsrandan başka bir şey getirmez .
40 - Haykır yüzlerine :
" Söyler misiniz , Allah 'tan başka yalvarıp durduğunuz ortaklarınız
yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar ? Yoksa onlar göklerden hisse mi aldılar ?
Yahut kendilerine yazılı bir senet vermişiz de delil olarak o mu var ellerinde ?
Hayır ! O zâlimler kendi aralarında kurmuşlar bir düzen ,
birbirlerini aldatmaktan başka bir şey yapmıyorlar .
41 - Gökleri ve yeri yıkılmasınlar diye Allah tutuyor .
Eğer yıkılmaya başlasalar onları O 'ndan başka kimse tutamaz .
Allah gerçekten çok hoşgörülü , çok bağışlayandır .
42 - Onlar , kendilerine eğer uyarıcı gelirse
kesinlikle eski çağlardakilerden çok daha fazla onunla birlikte olacaklarına dair
en şerefli yeminleriyle Allah 'a yemin etmişlerdi .
Fakat uyarıcı gelince içlerinde kin büyütmekten başka bir şey yapmadılar .
43 - Bu kin , onlara kendi ülkelerinde kibir ve küstahlık yaptırmaya başladı .
Böylece haince plânlar kurup kuyu kazdılar.
Oysa kuyu kazan , sonunda kazdığı kuyuya kendisi düşer .
Çağlar boyu olagelenden başka bir şey mi bekliyorlar ?
Sen , Allah 'ın olagelen davranış tarzında bir değişiklik bulamazsın .
Allah 'ın olagelen davranış tarzında asla bir sapma da bulamazsın .
44 - Bunlar yeryüzünde gezip
önceki çağlarda yaşayanların sonu ne olmuş hiç bakmıyorlar mı ?
Oysa onlar kendilerinden çok daha güçlüydüler .
Demek ki Allah 'ı ne göklerde ve ne de yerde
hiçbir şeyin aciz bırakma imkânı ve ihtimali yoktur .
O her şeyi bilendir , her şeye gücü yetendir .
45 - Eğer Allah , insanları yaptıkları yüzünden cezalandıracak olsaydı
yeryüzünde kımıldayan tek bir canlı bırakmazdı .
Fakat belirlenmiş bir vakte kadar onlara süre tanıyor .
Nihayet bir zaman gelecek o süre de dolacak . Allah kullarını görüyor.






yaratcının kırmızı çizgilerini okuyup öğrendikten sonra
kitapta yapılan hatırlatmaları betimlemeleri kısaca tüm söylenenleri
taşıdıkları diğer anlamlarla da değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum
bazen birebir bazen de biraz farklı şekilde sürekli tekrarlanan bölümlerin
içerik olarak zenginleştiğini ayrıntılı bir hal aldığını söylemek mümkün
elçiler ve elçilerin yanında bulunanlar bilgiyi geleceğe doğru bir şekilde aktarırlarken
elbette tek yardımcıları yaratıcıydı
vahiy ile ne söylemeleri gerektiğini kendilerine emin olacakları şekilde bildiriyordu
bu sureyi evrenin sınırlarını hayal ederek anlamaya çalışacağım
melek denildiği zaman benim aklıma şu geliyor
tüm oluşun yaratıcının uygun gördüğü rıza göstereceği şekilde gerçekleşmesi için
titreyen kımıldayan hareket eden soyut somut her şey
tepkileri davranışları düşündükleriyle bir yol üzerinde hiç durmadan ilerliyorlar
düşüncelerimi yazıya dökerken kullandığım dilin kesinlik ifade edecek şekilde değişmesini
anlamının böyle kendinden emin birinin konuşması gibi algılanmaması için tekrar edeyim
ister sallıyor deyin ister fantazi yapıyor deyin isterseniz de kafa ütülüyor deyin
bilmiyorum
sadece inandığım yaratıcının çizdiği sınırları aşmadan yorum yapmaya çalışıyorum
kavramları genel kabul görmüş şekliyle kullanamayabilirim
yaşadığım çağın bilimsel gelişmelerinden etkilenerek yazmak istiyorum
yanlış anladıysam suç benim ama bilim insanları çuvalladıysa karışmam
surenin başlangıcı bana tekilliğin bir yerinin delinmesini çatlamasını düşündürüyor
bu yarılmanın sonucunda boyutlar meydana gelerek içinde bulunduğumuz evren oluşuyor
ve tabii ki evrenler
yağ üzerindeki su damlacıklarına bakarmış gibi oluyorum
başka şekillerde tarif edilebilir daha güzel benzetmeler de yapılabilir elbette
peki oluşan her evrende organik bir canlılık oluşma ihtimali nedir
dahası oluşan canlılığın bilinç kazanma olasılığı hep aynı mıdır bilmiyorum
tekillik ortamında ve tekilliğin yırtıldığı alanlardaki döndü hiç durmadan devam ediyor
yani tekilliğin en az bir noktasında süreki bir yavaşlama söz konusu
artık tekillikte bir arada olan şey her neyse o yarıktan saçılıp yavaşlıyor
bu yavaşlama sonsuz bir mekanda gerçekleşmiyor diyebiliriz
haliyle  bu sınırlı ortamda dağılıp birleşen ne varsa hızlanma ve birleşme eğiliminde
birbirinden uzaklaşan ne varsa da bu alanın çeperlerine doğru hızla ilerlemekte
oluşan lokal tekillikler yani benim anladığım kadarıyla kara delikler
yağmur sonrası yaprakların üzerinde kala sular yaprağın ucuna gelir
bir damla bir küre oluşturup kopmak üzereyken
yaprağın ucunda başka bir yarım yüre oluşur ve yere düşemez ya
ona benzetiyorum olayı
kendisini çevreleyen tekilliğin çekim alanına giren madde
tekrar hızlanarak yola koyuluyor
belkide bir bakıma yolu uzatıyor
zamana ve mekana tabi olarak meydana gelişi sergilemek istiyor
kara deliklerin genişlemesi de ancak kendisine çok yaklaşan olursa mümkün oluyor
tekillik her şeyi kendine çekiyor ancak kendisi hiçbir şeye doğru gitmiyor
ancak dönüş çoğaldıkça zaman ve mekan da küçülerek sahneden ayrılıyor
işte tekillik üzerinde ki bu yarılmaları birer kapı olarak düşünecek olursak
bu kapıyı kapıları açan ve kapatan varlık yaratıcıdır
oluş ve işleyiş onun tadir ettiği şekilde gerçekleşmektedir
bu yaratılışta yer anlan tüm maddi manevi unsurları melek olarak tanımlayabilir
hükmü dışına çıkanı da şeytan olarak mimlemeyi dilerse de yapar
mülk onun
ortak kabul etmiyor
verdiği nimete şükür edilmesini istiyor
bu daha başlangıç diyor
benim gücüm her şeye yeter
şu gördüklerine tav olup hükmümü yok sayarsan yerinde sayarsın diyor
üstelik sahip olduğunu düşündüğün her şey sana azap vermekten başka bir işe yaramaz
sana verdiğime şükredersen beni hak ettiğim şekilde takdir etmeye çabalarsan
sana neden fazlasını vermeyeyim benim mülküm vermekle azalmaz diyor
gönderdiğim elçileri yalanlarsan uygun gördüğüm şekilde hareket etmezsen
hükümlerime aldırış etmeyerek bana ortak koşarsan dönüp dolaşıp geleceğin yer belli
sana sonsuzluğun sonsuz nimetin ne olduğunu gösteririm
ondan sonra sana bir elma verir seni kendi haline bırakırım
senden ölümü alır ve yaşama arsuzunu silemeyeceğin şekilde içine yerleştiririm
sadece elma yiyerek hayatını sürdüreceğin dar bir mekana atar
seni ve senin gibileri nimetimden mahrum bırakırım yanmıştan beter olursun
ki masum insanları yakmadan önce siz de öyle yapmıyor muydunuz
hepinize sunduğum çeşit çeşit nimetlerime çetenizle çöküyor
çardaklarda saraylarda köşklerde gülüş cümbüş tıkınıyordunuz
kalanlara da çürük çarık ne varsa yedirip ilahlık taslıyordunuz
kimden öğrendiniz bunu nankörler
düşmanız olan şeytandan mı
şeytana düşmanlık edeceğiniz yerde
size nimeti verene düşman oldunuz
yazıklar olsun size
zorluklara göğüs gerip sıkıntılara katlanarak samimiyetinizi ortaya koyamadız
geçici olana sahip olmak için şeytanın sizi benimle kandırmasına izin verdiniz
şeytan sizin mahvoluşunuzu vereceğim nimetten üstün görerek bana isyan etmişken
siz bu kibir abidesi alçak iradeyi nasıl dost edinirsiniz zalimler
sizi götüreceği yoksunluk bedbahtlık ve yağmurun yağmadığı bir çöldür
kimsenin sizin için üzlüp benden mağfiret dilemesine gerek de yoktur
ben bana kavuşmayı hak edenleri muhteşem bir şekilde karşılayacağım
izzetime yaraşır şekilde ikramda bulunup ödüllendireceğim
onları daha güzel evrenlerde hayal bile demeyecekleri varoluşlarda
yağmur yüklü bulutlar gibi sonsuza kadar akıp gidecekler
hayatı o güzel kullarımla yayacağım yarattıklarım üzerinde
gerçek vekillerim halifelerim olarak beni yücelterek sonsuza kar var olacaklar
yaradışıma bir oluşuma hükmüme sadık kalınarak söylenen her söz güzeldir ve benimdir
bu güzel sözleri söyleyen güzel insanları tuzak kurup ortadan kaldırmaya çalışanlar
verdiğim hükmün aksini öne sürerek geçici menfaat elde etmek üzere söz söyleyenler
sinsi planlarını başlarına geçirilip onulmaz acılara mahkum edilecekler
burada iyi kötü tüm insanlar bir olmasalarda şimdilik nimetlerden eşitçe faydalanıyorlar
burada iyi kötü tüm insanlar bir olmasalarda şimdilik nimetlerden eşitçe faydalanıyorlar
bu evrende  iyi kötü tüm insanlar bir olmasalarda şimdilik nimetlerden eşitçe faydalanıyorlar
tayin ettiği süre zarfında hepsi yaratıcının verdiklerini elde etmek için mücadele ediyor
evrenler tekillikte yüzen gemilere de benziyor
fakat hepsi yeni kıtalar keşfedeceye layık değil
başka türlü düşünecek olursak
tekillik kara yağlı bir balçık
oluşan evrenler birer su damlası
doğan çocuklar iyi ve kötü insanlar
iyi insanların evrenleri güzelleşerek büyüyor
kötü insanların evreni kısır döngüye hapsoluyor
bu evrenler bir daha birleşmemek üzere ayırlıyor
kimleri gemisini yüzdürken kimileri de batırıyor
şimdilik gece ve gündüz sarmanlanmış
güneş ve ay yörüngesinde sadakatle ilerliyor
ancak bunun bir sonu var
bunlara bakıp da sapıtanlar
konulacakları çekirdeğin ince zarını bile yarıp kurtulamazlar kederden
bir olan yaratıcıyı bırakıp yaratıcın yaraktıklarına tapınanlar
tapındıklarından bir şey dileyemezler
dileseler de bir karşılık bulamazlar
dışarıda ne olup bittiğini kimseden öğrenemezler
yaratılmışları putlarınızı hırsız reislerinizi sapık dincilerinizi övüyorsunuz
çünkü bu övgünün arkasında iğreti çıkarlarınız var
hepiniz size yaratana muhtaçken neden birbinizi övüyorsunuz
hayatın akışı size bir sondan bahsetmiyor mu
bu kadar mı kıymetsiz canınız
hiç mi sevmiyorsunuz kendinizi
sizin gibileri sozunuza kadar kendilerini değersiz hissedecekleri yere gönderir
yerlerinize verdiği canı kıymetli bulan yaratıcısını ve kendilerini sevenleri getirir
bu dündaki gibi başınız derde girince haksızlıkla elde ettiklerinizin bir kısmını feda ederek
suçunuz başkalarına yükleyip uğrayacağınız azaptan kurtulamazsınız
elçiler de sizin gibi ahmakları kurtaramaz zaten
kurtuluş ölmeden önce çöktüğünüz malı mülkü paylaşıp elden çıkarmakla mümkündür
kainata bakıp yaratıcıyı görmeden inanıp ondan çekinerek
diğer insanlarla yardımlaşıp dayanışmayla olur
hal böyleyken gidişatı görenle görmeyen
hayatın ışığıyla öncesi ve sonrasındaki karanlığı ayırt edemeyen
muhtaç olduğundan çekinmeye gerek duymayanla ondan sakınan
bunu bilerek yaşayanla gaflete düşüp bir ceset olarak ölmeyi bekleyen bir olmaz
işitmek isteyen yaratıcıya yönelir o kendine yöneleni sağırlıktan kurtarır
hayatını leş gibi sürdürmek isteyen kulaklarını tıkamıştır
elçiler uyanışa çağırır
müjdeler getirir
her toplumda güzel sözlerle yaratıcıya doğru yol gösterenler vardır
elbette onları yalanlayanlar ifitra atanlar gerçeğin üstünü örtmek isteyenler de vardır
bu zalimler yaratıcı tarafından nasıl dünyada nasıl dışlandıysalar
ahiret gününde de sonsuza kadar dışlanacaklar
fizik kimya biyoloji ve bilim dallarının neredeyse hepsi
deneysel faaliyetleri sonucu karar verirlerken
bir şeyleri ispatladıklarını öne sürerken renkleri baz alırlar
rakamların insanlar tarafından işe yaraması için uydurulduğu söylenebilir
ancak renkler öyle değildir
her tonunu doğada yaratıcının belirlediği şekilde bulabilirsin
renk uyduramazsın
en çok bilimle ilgilen insanlar keşiflerini yorumlarken dikkatli olmalı
tüccarlar esnaflar para tura işleriyle ilgilenenler de uydurdukları sayılarla
işin sonunda kaybeden olmak isteymeyen
asıl sermayenin kime ait olduğunu kimin mülküyle ticaret yaptığını unutmasın
elde ettikleri kazanç ile ne yaptıklarına dikkat etsinler
neyin ne olduğu nasıl olacağı kitapta yazıyor ona göre
zaten kitapta yazanlar bugüne has değil
takas yapılan eski çağlardan beri doğru namına söylenen ne varsa aynısı söyleniyor
bunca düşmanına rağmen tarih boyunca doğru bilginin nakli nasıl gerçekleşti
tahminim tek bir yoldan gelseydi zalimler bu akışı bir noktasından koparıp silerlerdi
gerçeğe vakıf olanlardan kimileri bu bilgiyi
villa köşk altın gümüş süslü elbiseler için satarak kendilerine yazık ettiler
kimileri belki bu kadar mala düşkün değildi ama bilginin de hakkını veremedi
ama içlerinden bazıları durumun önemini ve ciddiyetini kavrayarak
bilginin üzerine canları gibi titredi ve sağlam bir şekilde aktarmayı başardı
işte bu güzel insanlar kutuluşa erenlerdir
yeni evrenlere giden gemilere binecek biletleri vardır
ancak uyarıları kulak asmayanlar sadece kötülerin yer aldığı evrene kısılıp kalırlar
yaratıcının kim olduğunu öğrenmiş bir şekilde
gücü her şeye yetenin neler verebileceğini anlamış bir vaziyette
dışlanmış mahrum edilmiş durumda
kısılıp kaldıkları ortamdan çıkmak için yaratıcıdan bir fırsat daha isteyecekler
ama nafile
belkide yaratıcı kendisinden uzaklaşmak uğruna bu dünyada istedikleri ne varsa
önlerine tepeleme serip hadi sizin olsun çok istedikleriniz diyecek
beni bunlar için inkar ettiniz hadi alın hepsi sizindir diyecek
beni bırakıp tapınıp durduklarınız size ne verebildi
size bir şey vaad etmediğim bir belge vermediğim halde mülküme ortak olduğunu söylediniz
kurdunuz kendi aranızda bir zulüm düzeni
haksızca elde ettiklerinizi har vurup harman savururken birbirinize süs yaptınız
biriktirip yıkdıklarınızın tepesine çıkıp karşılıklı börbürlenme yarışına girdiniz
neyin ne olduğundan emin bir şekilde oynaşmanıza dönün oyunuza devam edin diyecek
şimdi düştükleri kapandan çıkmak için benzer şekilde yalvarmışları yaratıcıya
ancak kendilerine gelen elçinin söyledikleri karşısında şok oldular
yaratıcı zulüm eden bir topluğun eylemlerini meşrulaştıracak elçi göndermez
yaratıcı haktan yana olduktan sonra kararını haksızlıktan yana değiştirmez
yaptıklarını haksızlıkları onaylayacak bir ilah bulamadıkları için put edindiler
yaratıcı hakkında en küçük doğru görüşleri güzel sözleri yoktu
güzel söz söyleyen doğruyu bildiren güzel insanlara tuzak kurdular
ancak kazdıkları kuyulara kendileri düştüler
çağırdıkları elçi zalimliklerini yüzlerine vurdu rezil oldular
geçmişte küfrü idame ettirmek daha kolaydı
zalimler cehaletten kurtulamayan insanları daha güçlü bir şekilde ömürüyor
haklarını yerken daha küstah olabiliyordu
ama yerle bir oldular
üzerlerindeki göğün tamamen yıkılmamasını
ayaklarının altındaki yerin tümden parçalanmamasını sağlayan yaratıcıdır
eğer bir zaman tayin etmemiş olsaydı herkesi ilk hatasında cezalandırırdı
o zaman kainatın ömrü bir şimşek çakması kadar kısa sürerdi
zamana ve mekana tabi olmayan yaratıcı için hayatımız o kadar bile değil
ama o sürenin dolmasını bekliyor
o her şeyi görüyor