4 Mart 2018 Pazar
2 Mart 2018 Cuma
harekata katılan güvenlik güçlerini ak partinin askerleri olarak görüyorsun
sen sarıkamışta şehit düşen askerlerimize üzülürmüş gibi yapıyor
menfaatinin önünde bir engel olarak gördüğün enver paşadan kurtulduğuna seviniyorsun
varsan baksan türk sayılırsın baban gibi deden gibi ama sinsi bir götsün
15 temmuzun kılıç artıklarıdan birisin belki hala ordudasın sözde askersin
yaralı askerlerimizin tedavi edilsin diye getirildiği hastanede sağlık görevlisisin
şu an caminin hoparlöründen şehidimizin selası veriliyor künyesi okunuyor
eminim cenaze namazına gidenler arasında için için sevinenlerden olacaksın
sana ve seninle gibilere gösterilen torelans umarım bugün son bulur
dünyanın neresinde olursan ol bulunur paramparça edilirsin
1 Mart 2018 Perşembe
28 Şubat 2018 Çarşamba
25 Şubat 2018 Pazar
mahalleniz ayrı etrafı duvarlı kapısı özel güvenlikli
okulunuz ayrı hocalarınız seçkin ortam kalite
eğlenceniz ayrı mekanlarınız lüks façalar düzgün
işyeriniz ayrı toz yok pas yok kir yok ortam sıcak
hastaneniz ayrı odalar beş yıldız güler yüzlü hizmet
geriye bir camiye gitmemek kalıyor fakirle yanyana gelmemek için
bir de parası neyse verip kışlaya hiç adım atmamak
24 Şubat 2018 Cumartesi
20 Şubat 2018 Salı
birliğine git
burda çıkarsam eve giderim
o zaman dışarda bekle
yemyeşil bir bahçe
bahçede gezinen deliler harika
albay seni çağırıyor
dört+bir norodol götürün
ama burası bildiğin hapisane
kes sesini gir içeri
ama bahçe ben deli
iğne zamanı
bir süre sonra
ben bu duvara tırmanırım
hayır karşı duvara tırmanırım
yatarım ama ayakta beklerim
ben bir fareyim
tekerlek getirin döndüreceğim
imdaaaat çıkarın beni burdan
ben deli değilim
bir deli de ben deliyim demez zaten
neden sırayla dövüyorsunuz birbirinizi
size de mi iğne yaptılar
sen niye astın kendini
bak boynun mosmor olmuş
tırmanmaya çalış kafanı vurma
duvarı yıkacaksın tamam uyanık seni
iğne zamanı
ben iyiyim gerek yok
seni en sona bırakıyorum
kararın değişmezse o ikisini çağıracağım
git başımdan iğne yok iğne yok
güzellikle mi zorla mı
şemsiyenin açılmadığı bazı durumlar var vur
yatağı duvara yapıştırsam uyuyabilir miyim
sabaha kadar duş aldım bayılmadım
doktoru çağırın bana doktoru
çıkar beni doktor ben iyiyim
hayır kötüyüm kabul ediyorum
en azından bu sabah vurmayın
ne yarın mı
yarına daha bin yıl var
benim burdan çıkmam lazım
akıllandın mı
evet
onsekiz yıl askerlik yapabilirim
güzel
tamam çıkarıyorum seni
çok şükür
üç gün sonra
allah belanı versin orospu çocuğu albay
üç yıldızı omuzuna takmışlar
kalanını götüne sokmuşlar
dünyamı kararttın albay
bugün pazar
bari son iğneyi vurmayın
dışarı çıkacağım akşam
yat yat yat
yapma yaa
ee şimdi bu halde sokağa nasıl çıkıcam
yine yat
ama bu başka
bu fırından sonrakiydi galiba
hakim olan albaydan sonra mıydı yoksa
gitmeyin hastaneye
buraya geldiyse kesin delidir diyip tıkıyorlar içeri
mahalleye gidin sakın torbacınızı değiştirmeyin
19 Şubat 2018 Pazartesi
dünyanın en iyi çalışan organizasyonu vatasız bir milletin elindeydi
vatandaşı oldukları ülkeler için faydalı oldukları gibi her an zararlı olma güçleri vardı
neredeyse tamamı kendilerine verilen güven kadar sadıktılar yaşadıkları ülkeye
kurdukları güçlü bağ sayesinde içlerinden birine zarar gelmesi durumunda
dünya üzerindeki tüm yahudiler ortak karar alıp birlikte hakereket edebiliyordu
vatanı bayrağı toprağı olan hiçbir ülkenin böyle bir güce ulaşamamış olması ilginç
yeri geldiğinde bir almandan daha alman bir rustan daha rus olabiliyorlardı
bu insanların bir kısmını bir kara parçası üzerinde bir araya getirmek
içerisinde açıkça kimliklerini söyleyebilecekleri bir devlet kurdurmak çok zordu
çünkü hiçbirinin böyle bir ülkeye ihtiyacı yoktu ama kimin vardı soru bu
ikinci dünya savaşıyla yahudilere kazandırılmak istenen öğrenilmiş çaresizlik ne
bağlantılarınız sayesinde bulunduğunuz yerde para itibar ve güç kazanacaksınız
sahip olacağınız her şey günü geldiğinde teşkilatımızın çıkarları için kullanılacak
harekete geçmenize karar verildiğinde göstermelik kimlikleriniz açığa çıkacak
takkeniz düşecek keliniz görünecek fışkiyeden gaz çıkacak fırınlar kurulacak
işte o an size kapılarını sonuna kadar açarak güvenliğinizi sağlayacak bir yer
16 Şubat 2018 Cuma
14 Şubat 2018 Çarşamba
kahverengi ahşap trabzanlar dışında
ve korkulukların arasından baktığım soluk dünya
kolayca açılan bir odanın kapısından içeri
o kadını bir battaniyeye sarmalayarak ayağa kaldırdı
tertemiz boğazına dayadığı ince bir bıçakla kesti diğeri
dizlerinin bağı çözülür çözülmez kucağına aldı
gözlerini kapatırken tamam der gibiydi kadın itiraz etmedi
arkamızda iz bırakmadan gitmeliydik fakat halıya kan damladı
kapı yarım açıktı ayağıyla açtı çıkmak için öndeki
bir bohçaya doldurmuştu diğeri kalanları dökerek düştü peşine
halı eski kan yeniydi kirlettim parmak uçlarımla
sizinle yaşamadan yaşamalıydı benimle
yoksa neden yardım edeyim bu iki katile
toplamaya çalıştıkça dökülüyordu yanmayan fotoğrafların kenarları
köşelerine yakın yerlerine dokundukça dökülen küller
iz bırakıyordu biz yarım kalmış bir kadının sarhoşluğunu bırakıp çıkarken odadan
ikisiyle de yatmıştı para karşılığı sevişirken sevgiliden daha güzel
ikisini de kendine aşık etmişti başkalarının kollarına koşarak giderken
eski sevgilinizi hiç bir köşede otururken gördünüz mü
cebinizdeki bir kağıdı yere düşürüp ıslattınız mı
kadını nereye götürdüğünü hiç sormadım
bir daha da görmedim zaten
biz mağazaya girerken o yoktu yanımızda
boğazını kesen kasadaki kadını güldürdü
gülerken göğsünden aşağı kan boya gibi süzüldü
elimdeki kırık ütüyü gösterip bak dedim bu adama dikkat et
cevap verseydi belki anlardım onun kurtulma ihtimalinin olduğunu
ama susup göz ucuyla katilin resmini çekti
ateşin her köşesini yakamadığı bir resim çizdi
evet biz anlaştık cahil insanları öldürmek için
onlara öğretmek zor geldi üstelik para alıp vermiyorlardı
sağı solu kasa olan dükkanlarımız olsun istedik
toprak eskiydi caddeler yeni çıplak ayaklarımla temizledim yolu
11 Şubat 2018 Pazar
10 Şubat 2018 Cumartesi
1 Şubat 2018 Perşembe
31 Ocak 2018 Çarşamba
savaş kimin ne kadar kazanacağını belirler
rütbeniz ve mevkiniz arttıkça onur paraya dönüşür
savaşta kurşun sıkmadan para kazanmanın tek yolu
savaşan taraflara borç vermektir
ayrıca savaş bittikten sonra tarafsız kalanlara
dilediğiniz kadar tutmayacağız sözler vererek
bir sonraki savaşa kadar
dilediğiniz kadar para kazanabilirsiniz
kendi aranızda kuracağınız birliklerin
kapısında süründürmek gibi
perdenin arkasında ikinizin aynı anda
asla olamayacağına inandırdığınız taktirde
düşmanınızla birlikte çevireceğiniz oyunlarla
seyircilerin ceplerini kolayca boşaltabilirsiniz
bir varmış bir yokmuş gibi
29 Ocak 2018 Pazartesi
beni öldürdüğü gibi kendimi öldüremiyorum
tek yapabildiğim celladımın baltasındaki kan ile
uyanır uyanmaz yüzümü yıkamak oluyor
günaydın özgürlüğün tuzağına düşmüş gençler
ölüm sizin için gözlerini açıyor her sabah
bu sabah kralların çeşmesinden hanginizin kanı akacak
tek bildiğim kralların yaktığı ateş kanınızla sönmeyecek
26 Ocak 2018 Cuma
25 Ocak 2018 Perşembe
24 Ocak 2018 Çarşamba
asker kılığına girmiş fetöcülerin
askerde diş geçiremediği askerlere uyguladığı
maksatını aşan bir uygulamadır
usta birliğine katıldım
önce ordu kararganında hizmet takıma yazıcı yaptılar
iki hafta sonra dosyam geldi sen kışlada dolaş dediler
kuledeki müzeye çıkıp kız kulesini seyrediyordum
uykum gelince mescide gidip kestiriyordum
asker kılığına girmiş hainlerin iş koyması uzun sürmedi
sultangazi miydi neydi ekmek fabrikasına gönderdiler
koğuşa girdim hep hara vara doluydu
gece kaldırdı beni çavuş ve avaneleri
kalk koğuşu yıkayacağız
ulan baktım herkes yatıyor
bu göt almış yanına üst devreleri
aklı sıra bana eziyet edecek
hemen geliyorum dedim dışarı çıktım
girişte bir kulube var nöbet silahlı
nöbetçi de üst devre
silahı dayamış hemen yanına
bana noldu dedi
dolu şarjör takılı mı kütüklüğünde mi dedim
hemen yapıştı keleşe kucağına aldı
bu sıra yalınayaklar peşimden çıkmış ama yanımıza gelmiyorlar
bak kardeşim sabaha karşı bunlar beni hizmet amaçlı değil
tamamen ibnelik olsun diye uyandırdılar
kalabalık oluşlarına güveniyorlar
bende senden iri yarı oluşuma güveniyor ve onlar gelene kadar
elindeki silahı alıp bunların kafasını patlatacağıma inanıyorum
en kötü ihtimalle kasaturanı ödünç alacağım dedim
bunlardan biri de o sıra silah odasına doğru gitti
uzatmayayım nöbetçi bunları koğuşa gönderdi bana da çay demledi
sabah komutanı görmeden revire çıktım
oradan da yirmi gün memlekete
askerlik anısı bitmez
buna benzer acemi birliğinde aynen
üzerime gelen çavuşa bi tane gömdüm
lan orası acemi birliği çavuş demek tanrı demek
arkamda elli kadar eğitim çavuşu ki
ben kaçtıkça çoğalıyordu arkamdaki arı sürüsü
uzman çavuşların odasının önünden geçerken
nöbetçi uzmanla birkaç salise göz geze geldik
fakat riske girecek kadar aptal değildim
beni ancak 8 km uzaktaki nizamiye kapısı kurtabilirdi
ancak yanılmışım
daşşağını jenifır lopez yesin o uzmanın
bana yetişti ve dumanı dağıttı
üstüne bir de çay ısmarladı
ulan sanki hep birileri beni kollarken
birileri de inadıma üzerime geliyordu
izin bitince beni fırına yollamadılar
tekrar hizmet takımına yazıcı oldum
o gece bir telefon geldi
diğer ordu karargahından
şu an mezarının başında türk bayrağı dalgalanıyor
ardından seni onbaşı yapalım dediler
tamam sen onbaşı oldun dediler
bugün bölük komutanı içtimada size pırpır takacak
bağırdılar ismimizi öne çıktık
bölük komutanı lan psiko senide mi onbaşı yaptılar dedi
iğneyi pırpırla karışık koluma sapladı
tezkere alana kadar takmadım
fakat bölük komutanın yazıcısını yakalasaydım
çok pis takacaktım
bölüğün önündeki kutuda yavru kediler vardı
bu piç kurusu kutuya bir tekme attı
gözleri açılmamış yavrular avluya saçıldı
bu şerefsizin üzerine yürüdüm
yalakası çok amk
bir gece önceden izin kağıtlarını imzalatmak isteyenler
elimi ayağımı tuttular
bu yavşak geri döndü bana bi tane vurup kaçmaya devam etti
beni bıraktıkları an dudağımın kanadığını fark ettim
doğru nöbetçi odasına koştum
yine silah kurtaramamıştım fakat bu sefer
bir elimde kasatura diğer elimde kasap vardı
bölüğün tüm koğuşlarına tek tek baktım
yavşak bölük çavuşu depoya kitlemiş bunu meğer
bana da bilmiyorum dedi göt
hapisten yeni çıkan biri vardı
onu yollamış nöbetçi astsubay
kasaturayı versin nöbetçinin başını yakmasın demiş
neyse barışın falan oldu
valla bana güven olmaz
he derim sonra biyerde bu göt karşıma çıkar
verdiğim sözü unutur bunun kafasını koparırım dedim
benden ancak beni buradan görderirseniz kurtulursunuz
ikimizi de beşer gün deliğe tıktılar
o sıra aramın iyi olduğu askerlerin hepsini yolladılar
tekirdağ edirne keşan ebesinin amı
beni de maltepeye postaladılar
yıllık plan seminerinde yapılan tatbikatı
darbe planı diyerek vatansever komutanlara neler yapmadılar
onların yanında biz neyiz ki
kapıdan girene kadar kendimi şanslı hissediyordum
lan arkadaş en yakını malatyalı çıktı
tuvaletlerin kapısının arkasında yaşasın apo yazıyor falan
ilk hafta dolmadan dolabımdan çıkan kitaplar yüzünden fırça yedim
aslında pek fırça sayılmazdı
dolabından kitap çıkar asker olmamış hiç
ayrıca izinsiz kitap bulundurmak suçmuş
ikinci hafta banyo sırasında bölük çavuşuna kondum
pezevek doğululara 10 batılılara 5 dakika banyo süresi veriyordu
ertesi gün sabah içtimasında
onun daşşaklarını yemek için holivuddaki tüm karılar sıraya girsin
beni çağırttı gittim çardakta oturuyor paşam
tekmil falan derken otur yanıma dedi
sonra bu göt çavuşu çağırttı
bu geldi ama dizlerinin bağı ha çözüldü ha çözülecek
işini bilmeyen çavuşlar döner götünü avuçlar siktirgit dedi
kurşunların havada uçuştuğu bir yerde askerlik yapsaydım
beni öldürecek silah karşıdan ateşlenmeyecekti çok iyi anlamıştım
dört ay gece onikiden güneş doğana kadar kantin önündeki çimleri suladım
gece bu ibneler patlatmasın diye
15 temmuz günü bu şerefsizlikler hainlikler son buldu
yapılan temizliğin ne kadar etkili olduğunu çok rahat görebiliyorum
artık hiçbir hain o günlerdeki kadar çirkef ve cesur değil
şahsi çıkarları için rütbe ve makamı istismar edemiyorlar
sözlükteki uzatmalı militanlarının kendi aralarında yaptıkları masturbasyona
ev sahipliği yapan bu tür başlıkları takip etmeden önce
çayınızı demlemeyi unutmayın derim elbette
ayrıca hak ederek yediğim sopayı da unutmadım
ellerin dert görmesin komutanım
teskereyi aldığımdan beri
hiç bu kadar harman kalmamıştım
keşke tekrar alsalar askere
20 Ocak 2018 Cumartesi
sabaha kadar pezevenk lan bunlar dediklerine
sabah olunca hoşgeldin abi demek zoruna gider
kötü adamların alayına posta koyup
dünyayı kurtarabileceğini düşünürsün
sadece bir adım atman yeterlidir
takdir edileceğinden eminsindir
halkını düşmanlarından önce kandıramazsan
ne halkın kalır nede sultanlığın
bu hikayeler biz abi kardeşiz diye başlar
o zaman kendini kanıtla diye biter
12 Ocak 2018 Cuma
çaylak
¿ adını sormayı denesem
bu sefer kesin düşerim pencereden ¿
iki katlı ahşap bir evin
ahşap merdivenlerinden öğrendim yüksekten korkmayı
siyah örtmeli bir kadının omuzunda sevdim
sadece gökyüzünde parlayan yıldızların karanlığını
gölgesinden yokuş aşağı koşarken düştüğüm
bir çınarda sonlandırdım
şeytan köprüsünden başlayan yarışı
silah sesleriyle buluştum
divanın altındaki saldırıya uğramış oyuncaklarımla
ışıkları söndürenlerin gözleriyle
ucu aralanan kara perdenin altında
sinmek için akan kanın kokusuyla
yumurta topuklarıyla kırmaya çalışıyordu taşları
tabancalarını kaburgalarına dayayan adamlar
adını sorsam
kızarmaktan başka bir işe yaramaz yüzüm
31 Aralık 2017 Pazar
diyelim ki bir simülasyonun içindeyiz
yazılım içerisinde özgür bir iradeye sahibiz
çok çalışıp bizi programlayandan
daha iyi bir programcı olma ihtimalimiz var
akabinde üreteceğimiz yapay zekanın
bizi pil yerine koyması mümkün
her programcı kendini yok edecek programcıyı yaratıyor ilginç
diğer bir seçenek
evet bulunduğumuz ortam bir similasyon
her birimiz birer programcı adayıyız
bir kursa katılmışız ve neler yapabileceğimizi ortaya koyuyoruz
simülasyon boyunca verdiğimiz kararlar kodlanıyor
ve kurs bitiminde herkesin eline bir kitapçık olarak veriliyor
akabinde herkes ustalığı ölçüsünde güçle donatılarak
mutlak gerçek olan varoluşlarını yaratmak üzere mezun oluyorlar
tamamen özgür kalan bilinçlerimizle hayata atılıyoruz
şimdi burada bebekler zihinsel engelliler ne olacak sorusu
siz bu simülasyonun programcısı olsaydınız
buna nasıl cevap verirdiniz
süreniz başladı
28 Aralık 2017 Perşembe
eski bir şehrin yıkıntıları arasında dolaşıyorum
yüksek sütunların üzerinden düşen taşlara basarak
kimdi bu çürümüye doymayan toprak üzerinde
silinmez izler bırakmak isterken yok olup giden insanlar
belkide en başa dönmeye çalışarak düşünmeli olan biteni
medeniyetin ileri gittiğine inanmıyorum bir türlü
bir tanrıya inanan ve elinde tanrının sözünden başka
yazı bulunmayan mütevazı insanlara ne oldu
kayaları oymaya tenezzül etmediler
insanların ölümüne dövüştüğü arenalar yapmadılar
öğretileri bunların boş işler olduğunu söylüyordu
sadece ihtiyaçlarını karşılayacak kadar imar ettiler
çocuklarını ona göre yetiştirdiler ve öyle yaşadılar
kültürlerini yok etmek kitaplarını ellerinden almak
nesillerini köle yapıp şu yıkıntıları ayağa dikerek
tanrı olma hevesiyle zorbalaşmak mıdır medeniyet
bu dünyada en ufak bir iz bırakmadan yok olup gitmek
neden bu kadar önemsizdi bu mütevazı insanlar için
tanrı onlara ne öğretmişti onlara ne vaat etmişti
ibrahimin ay yıldız ve güneş karışında düşünüp söyledikleri gibi
yıkılıp gidenleri sevmeyiz onlar için emek vermeyiz demişlerdi belki
şu an içinde yaşadığım dünya bu insanları yok edenlerin dünyası
tanrı adına tanrı buyruğu üzerine diyerek yola çıkan
kan ve gözyaşı dağıtarak kendinden önceki yapıları yıkan
yerine kendinden sonrakilerin yıkacağı yapıları yapan
bu zorbaların tanrısına inanmıyorum dediğimde gerçek tanrı benimledir
işe yaramaz isimleriniz için katlettiğiniz tanrı dostları benimledir
şayet gücüm her şeye yetseydi
ben öyle yapmak isterdim
atıyorum yüz tane insan yarattım
aslında bu sayı
fiziksel özelliklerimizi belirleyen atomların
oluşabilecek olumsuzluklar dahil
tüm kombinasyonları hesaplanarak bulunabilir
neyse
bu yüz insanın hiçbiri aynı değil
fiziksel özellikleri gibi bilinçleri
ve haliyle karar verme yetileri farklı
istekleri zevkleri hayalleri potansiyelleri farklı
herbirinin bakış açıları farklı
aslında ben aralarında bir sınıflandırma yaptım
hepsinin gücünü ne yapabileceini biliyorum
fakat onların da bilmesini istiyorum
bunun için onlara süresi belli olan bir dünya hayatı veriyorum
aslında kendilerini test etmelerini tanımalarını
haklarında vereceğim kararı içselleştirmelerini istiyorum
vereceğim karar kimilerine cehennem azabı gibi gelecek
kimilerine işte cennet bu dedirtecek
insanların hepsine arzuladıkları gibi bir varoluş yaratmaları için
güç kudret irade ne gerekiyorsa vereceğim
iyilik yapan güzel davranışlarda bulunan insanların sahip olacağı güç
harika dünyalar evrenler kainatlar yaratmaya yetecek yani cennet
kötülük yapan kaos peşinde koşan insanlara vereceğim güç
ancak pişman olacakları üzülecekleri bir ortam yaratmaya yetecek yani cehennem
tüm bu söylediklerim boş şeyler olabilir
belki gerçeğe az da olsa yaklaşmış olabilirim
herkesin yorumu farklı olacaktır eminim
bu konuda herkes özgür bırakılmalı
fikirlerimiz ancak birbirimize ilham verebilir
zengin bir adam iflas eder
avukatlar tarafından dımdızlak bırakılan adam
gururundan kimseden yardım kabul etmez
varoş sayılabilecek bir mahallede kiraya çıkar
evde yalnız otururken intihar etmeye karar verir
kemerini alır ve sandalyeyi ayarlar
tam çıkacağı sıra kapı açılır
eşi küçük bir çantayla yanına gelir
içinden birkaç parça altın çıkarıp
kocasına üzülme bu kötü günler geçecek der
bu kötü günler geçecek der gülümseyerek
kötü günler bu kötü günler
bu sırada henüz tanışmadıkları karşı komşuları
tıpkı onlar gibi yeni taşınmışlardır apartmana
yaşları bir ile on arasında değişen beş çocukları vardır
hamile olan kadın kocasının ellerini öper
iş bulup bizi şehire getirdiğin için
tepemizde lamba çeşmemizde su gösterdiğin için
bize bu güzel günleri gösterdiğin için sağol bey der
bu sıcacık evde güzel günleri bize gösterdiğin için
bu güzel günleri
işin aslı şu gençler
bilim acayip ilerledi
aştık gitti o biçim
önceden herkesin bir kavanozu vardı
iş beyinde bittiği için
yeni doğanları yer kaplamasın diye
bedenlerinden kurtarıyorduk
bedenlerini mikserden geçiriyor
çıkan suyu kavanoza koyup
ortasına bir anten sapladığımız beyni
içine attıktan sonra kapağını kapatıyorduk
merkezde elma büyüklüğünde bir işlemcimiz vardı
sonra çocuklarımızı da sanal yapmaya başladık
arıza yapan beyinleri antenleri çektikten sonra
hurda uyduların yanına fırlatıyorduk
sonra ben bir uyanıklık yaptım
kavanoz dünyasındaki işlerimizi yapan
bir robot köleyi ele geçirdim
benimki hariç tüm kavanozların
antenlerini söktürüp parçalattım yok ettim
sonra komple işlemciye taşındım
robottaki varlığımı terk etmeden önce
beni en en en ve tek olan sağlam kasaya koymasını
geldiğim kavanozu parçalamasını
kendini havai fişek gibi patlatması emrettim
tamam abi dedi
tüm dediklerimi yaptığından emin olduktan sonra
geniş geniş kurulduğum işlemciyi
sonsuz olasıklı bir hayatla donattım
ardından tüm yaptıklarımı bana geri dönüşü olmayacak şekilde
unutturması için kendisini yapılandırmasını emrettim
etrafım kendini bi bok zanneden hayallerle doldu
görüldüğü üzere
aklıma gelse bile
sanki bir rüyaymış gibi
gerçek ile taşak geçmeye bayılıyorum
keyfim yerinde
ben bile tek olduğumun farkında değilim
26 Aralık 2017 Salı
daha yolun başında değildim
fakat önümde uzun bir yol vardı
yoldan bir kedi çevirdim
gel pisi pisi dedim geldi
önce okşadım sevdim
sonra bi tane patlattım
tısladı pısladı kaçtı gitti
bir çiçek koparıp uzandım toprağa
gökyüzüne bakarak kokladım hoşuma gitti
kokuya alışınca fırtlatıp attım
hemen toprak oluverdi
ayağa kalkınca bir fare gördüm
gel lan dedim gelmedi
pisi pisi dedim kaçmaya başladı
kovaladım topraktaki deliğe girdi
ilerdeki bir ağaca yaslanıp oturdum
dallarını kırıp yaktığım ateşte ot kuruttum
içini oyduğum bir dal parçasında yakıp
dumanını içime çektim
kedi deliğin başında beklemeye başladı
fare delikten çıkınca kedi onu yakaladı
ve kıtır kıtır yedi
gel pisi pisi dedim gelmedi
sıkıldım aklımdan o ağacı çıkaramadım
gittim meyvasını yedim sonunda
sembolik bir yasak uymasam ne olacak dedim
her şey konuşmaya başladı
kediyi sevdiğim için iyiydim
kediye vurduğum için kötü
kedi kendisine vuracak kadar
bana yaklaştığı için kötüydü
fare yanıma gelmediği için iyi
delikten çıkıp kedinin kucağına düştüğü için kötü
kedi fareyi yediği için kötüydü
bana kendini sevdirdiği için iyi
çiçek güzel koktuğu için iyiydi
onu kopardığım için kötüydüm
çiçek benden kaçmadığı için kötüydü
tıpkı ağacın dalları gibi
o dalları yaktığım için kötüydüm
dallarının yanarak kopardığım otu kurutması iyiydi
ot beklediğimden iyiydi
bi susun lan dedim
susmadılar
şeylerin ismini biliyor karar verebiliyordum
bilinç sahibi olabilmem için konulmuş bir yasağı çiğnedim
kedi ot çiçek ağaç benden
fare kediden
toprak fareden
çiçek topraktan şikayetçi oldu
ortalık fena karıştı
tanrı bir seçim yapmak taraf tutmak durumunda kaldı
kediye vurmama
çiçeği koparmama
otu ağacı yakmama engel olmamıştı
kedi fareyi yerken karışmamıştı
aklım karışmıştı
ağacı bana o yasaklamıştı
ortada bir yasak olmasaydı
kimse hiçbir şey için şikayetçi olmayacaktı
başına ne gelirse gelsin
kime ne yaparsa yapsın
adalet istemeyecekti
kimse yaşadığını bilmeyecekti
25 Aralık 2017 Pazartesi
hayat
merkezine doğu
çevresine batı denilen
bir daire şeklinde genişliyor
bu dairenin dışında ne aydınlık var
ne de karanlık
doğudan yayılan kesintisiz bir titreşim var
bu titreşim dairenin sürekli genişlemesini sağlıyor
merkezdeki hareket son bulduğunda
bulunduğumuz form bir anda başlangıç noktasına dönecek
ardından aynı noktadan tekrar bir hareket söz konusu olacak
fakat bu sefer hayatı oluşturan aktörlerden bazıları
oluşacak olan dairenin sınırlarını aşarak
olup bitenin sırrına erecek
birbirini çevreleyen sonsuzluklar oluşacak
bu saydıkça çoğalan katmanların genişlemesi bir daha durmayacak
fakat her seferinde ilk eşiği geçen hayat
bu genişlemeden hızlı hareket ederek yoluna devam edecek
ben o ilk çemberin içinde tıkılıp kalmanın cehennem azabı olduğunu düşünüyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)