25 Aralık 2021 Cumartesi

 

 

 

 

birazdan saçmalayacaklarımın konuyla ne alakası var bilmiyorum
son zamanlarda kafamı kurcalayan bazı konuları not almış olurum diyerek
kendimi bir satranç tahtasındaki yanlız bir piyon gibi hissettiğime geleyim
yalnız bu satranç tahtasındaki tüm kareler beyaz ben siyahım
bulunduğum kareyi tamamen dolduran siyah bir piyonum
tahtanın sonuna gelip yıllarca bekledikten sonra
her yöne gidebildiğimi fark ettim
diğer taşların tüm hareket özelliklerini dilediğim gibi kullanabiliyor
hatta hangi kareye istersem direkt uçup konabiliyorum
bildiğin tımarhane voltası atıyorum
derken
birim zamanda kaç kare değiştirebileceğimin cevabını ararken
öyle hızlı yer değiştiriyorum ki
en sonunda her yerde olabilecek kadar hızlanarak
duruyorum
artık ben bir satranç tahtasıyım
birim zaman benim
her kareyim her anım
parça da bütün de benim
ama ben neredeyim
en başa dönmüş gibi miyim
hala bulunduğu kareyi eksiksiz dolduran bir siyah mıyım
biri bana dokunsa
motorun ucunda dönen taşa dokunan bir bıçağın ucu gibi
ayçiçeğinin yüzü gibi kıvılcımlar saçarak yavaşlasa tekilliğim
aydınlansa tekrar hızlanıp kararana kadar karelerim
kim bilir benim gibi kaç kare var
biri kolumdan tutsa kaç ışık çıkar içimden bir görsen
biraz soluklanıp nefes alabileceğimiz bir dünya yok mu
kan ve gözyaşına rağmen değmez mi bu telaşa ara vermek
sonra kaldığımız yerden koşmaya devam ederiz her yere
her yerde olmadan önce gölgesinde uzanıp
manzaraya dalabilebileceğimiz bir ağaç yok mu
her yerde olmanın meyvası değil midir bir yerde olmak
korkarım ben doyurmak isterim onunla karnımı
ya bu satranç tahtasının dışında
bu meyvadan daha fazlası varsa
her yerde olmayı siyah bir karenin içindeki bir anlık ışık oyununa değişemem
bu tahtanın her yerinde olsam ne olur
hayat bana dokunsa bile tekrar kararacağım
kaç kere durmak istesem de deli voltama geri döneceğim
benim bu oyunu icat edeni bulmam lazım

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder