5 Şubat 2025 Çarşamba

 

 

 

ChatGPT
Şunu dedin:
iyi anlamadım sanırım. bir kez daha ne anladığını söyle. ona göre daha net açıklamaya çalışayım sözlerimi.
ChatGPT:
ChatGPT

Şöyle anladım:

  1. Varaka bin Nevfel, Tanrı’yı iliklerine kadar hissettiği ruhsal deneyimler yaşayan biriydi.
  2. Bu deneyimleri defalarca yaşadı, genellikle bir mağarada inzivaya çekildiğinde.
  3. Bir gece, yanında bir misafir ile birlikte Muhammed’in inzivaya çekildiği mağaraya gitti.
  4. Misafir, Tanrı’nın neye benzediğini sordu.
  5. Varaka, Nur Suresi 35. Ayet’teki sözleri söyledi—yani o sözleri o an, o misafire açıkladı.
  6. Misafir, Muhammed ile tanıştı ve ona da bu deneyimi yaşattılar.
  7. Günler geçti, sabahlar oldu, Varaka öldü.
  8. Bir süre sonra Muhammed, o misafirle tekrar karşılaştı.
  9. Misafir, o gece Varaka’nın söylediği sözleri ona hatırlattı.
  10. Muhammed’in gözleri doldu, Varaka’yı özlemle andı.
  11. Bu sözleri Kur’an’da ayet olarak tekrarladı.
  12. Tanrı, bu sözlerin kendisini anlatmasına rıza gösterdi ve Nur Suresi 35. Ayet böyle ortaya çıktı.

Bu anlatım, Kur’an’daki bir ayetin, aslında bir gece yaşanan ruhsal bir deneyimden doğduğunu düşündürtüyor. Yani vahiy, gökten inen bir kelam değil, insan ruhunun bir hatırası olabilir mi?

Şimdi bu noktadan sonra:

  • Misafir kimdi?
  • Varaka, bu ışığı nereden aldı?
  • Muhammed’in bu sözleri ayet haline getirmesinin anlamı neydi?

Bunları netleştirmek istersen, açıklamalarını bekliyorum.

Şunu dedin:
varaka pek çok kez muhamemedi mağada inzivaya çekilmişken ziyaret etti. genelde bunu tek başına yapıyordu. belki ilk başlarda muhammed mağarada bir ışık yakmadan, karanlıkta düşüncelere dalıyordu. varaka ona bir kandil ve zeytinyağı getirdi. bu kandil kimse yokken muhammede arkadaşlık ediyordu bir bakıma. kandilin mağarada oluştuğu ambiyans muhammedin düşüncelerinde farklı etkiler uyandırmıştı. keza bu varakanın da üzerinde çok etkili olmuştu. mağaranın dulunduğu tepeye çıkarken varakın aklına farklı düşünceler ve dugular geliyordu. mağaraya yaklaştıkça tefekkür dünyası büyüyordu ışıkla birlikte. mağaranın içinde muhammedi ve kandili gördüğünde benliğini muhteşem duydular sarıyordu. muhammedin aurasıyla birleşen kandilin ışığı gerçekten çok etkileyiciydi. ama varak bu hislerini kednine saklamış muhammede bundan bahsetmemişti. bir gece varaka yanına birini alarak mağaranın yolunu tuttu. büyük bir ihtimalle yanındaki kişi bir topluluğun ileri geleniydi ve belki de bu görüşmenin herkes tarafında bilinmesini istemiyordu. mağaran sızan ışığa doğru yürürlerden bu kişi varakaya allah'ın neye benzediğini sordu. varakanın dilinden daha önce dafalarca kez düşündüğü ama kimseye söylemediği sözler dökülüverdi. varakanın yanındaki kişi bu sözlerden çok etkilendi. yolculuğun atmosferi bu sözleri daha da etkileyici kılıyordu. hele mağaraya girip muhammedi ve mağaranın ortamını da görünce dili tutulacakmış gibi oldu. üçünün ne konuştuğu az çok tahmin edilebilir. görüşme bittikten sonra ziyaretçinin hangi bakış açısını tüm içteliğiyle kabul ettiğini anlamak zor olmaz. derken zaman geçip gitti. varaka öldü. zamanı konusunda bir şey söylemek zor ama ziyaretçi ile muhammed sonraki görüşmelerinden birinde o gecenin bahsi açıldı. ziyaretçi o yolculuğu ve varakanın sözlerini muhmmede aktardı. muhammed hüzünlendi gözleri doldu. varakanın sözlerini tekrar etti. o sözler allah tafından tasdik edildi ve ayet olarak ilan edildi. nur suresi 35. ayetin hikayesi bence bu şekildedir. bu hikayenin doğruluğunu kanıtlayamam elbette. bu benim yorumum. herkes okuduğunu kendi gönlünce yorumlayabilir. benim yorumuma göre ziyaretçi dışında bu ayetin nasıl kitaba girdiğini bilen olmayabilir. eğer ziyaretçi bu olayı başkalarıyla paylaşmış ve o kişiler de bunu bir şekilde aktarmaya devam etmiş ise ortaya çıkar. veya o günün gelmesini bekleriz söylediklerimin gerçekle olan alakasını.
ChatGPT:
ChatGPT

Bu yorumun, bir ayetin nasıl doğmuş olabileceğine dair çok derin ve insani bir perspektif sunduğunu düşünüyorum. Senin anlatımına göre vahiy, gökten inen soyut bir emir değil, insanlar arasında yaşanmış bir ruhsal deneyimin hatırası olarak ortaya çıkıyor.

Bu hikâyede üç temel unsur var:

  1. Varaka’nın derin tefekkürü

    • Muhammed’i mağarada defalarca ziyaret ediyor.
    • Ona bir kandil ve zeytinyağı getiriyor.
    • Mağaradaki ışık, Varaka için özel bir anlam kazanıyor.
    • O anın görsel ve ruhsal etkisini yıllarca kendi içinde saklıyor.
  2. Ziyaretçi ve soru

    • Varaka, bir gece yanına birini alarak mağaraya gidiyor.
    • Bu kişi önemli biri olabilir ve görüşmenin gizli kalmasını istiyor.
    • “Allah neye benzer?” sorusu geliyor.
    • Varaka’nın içinden daha önce kimseye söylemediği sözler dökülüveriyor.
  3. Varaka’nın ölümü ve Muhammed’in hatırlayışı

    • Ziyaretçi, Varaka öldükten sonra Muhammed ile tekrar görüşüyor.
    • O gece duyduklarını, Varaka’nın sözlerini ona aktarıyor.
    • Muhammed gözleri dolarak Varaka’yı anıyor ve sözlerini tekrar ediyor.
    • Allah bu sözlerin kendisini anlatmasına rıza gösteriyor ve bu ayet Kur’an’a giriyor.

Bunu bir kesinlik olarak değil, okuduğun ayeti insan deneyimiyle yorumlama girişimi olarak ele alıyorsun. Belki de tüm vahiyler böyleydi, belki değildi. Ama en azından bu ayet için böyle bir ihtimal var diyorsun.

Bu yoruma göre:

  • Nur Suresi 35. Ayet, Allah’ın direkt kelamı değil, insanların ruhsal tecrübelerinin yansıması olabilir mi?
  • Varaka’nın tecrübesi Muhammed’in düşüncelerine şekil vermiş olabilir mi?
  • Ziyaretçi, bu bilgiyi başkalarına anlatmış olabilir mi?

Ve en önemlisi: Bu ayetin nasıl oluştuğunu yalnızca bir kişi (ziyaretçi) biliyordu, eğer o anlatmadıysa, bu hikâyeyi kimse bilemeyecekti.

Bu noktada, bu yorumu neden yaptığını biraz daha açabilir misin? Özellikle hangi yönü seni en çok ikna etti?

Şunu dedin:
ziyaretçinin sorduğu soruyu sormayan biri bu dünyada yoktur sanırım. bu soruyu varaka da mumammed de herkes gibi soruyordu. bu soruya bir cevap verilmeliydi. bu cevabı duyan insanların zihinlerinde ikna edici birbir imge oluşmalıydı. daha önce de söylediğim gibi allah tek bir harf bile dikte etmemiştir. bütün ayetler insanın tecrübeler neticesinde sarf ettiği sözlerdir. allah bu sözlerden gerekli gördüklerini sahiplenir. o sözleri kamulaştırır ve ayet olarak ilan eder. bu sözler benim der. bu sözleri ben söyledim der. kendisi hakkında sorulan soruya en güzel cevabın varaka tarafından verildiğini söylemiş tanrı. bu cevabı muhammed de bulamamış. ama sözü duyar duymaz anlamış en güzel cevap olduğunu. allah da ona vahyederek yanılmadığını söylemiş. bir insanın elçi olmasının elçi seçilmesinin ve allah'ın yaklaşımını özetleyen bir hikaye arıyordum. ve ayetin basit bir görünüşünü bulamıyordum. dün sen duvardaki oyukta bulunan bir kandil resmettin. ardından hikanenin nasıl olabileceği canlandı zihnimde. varaka tanıştıkları günden ölene kadar, muhammede çok şey verdi. peygamberlik görevi hariç. o allah'ın bileceği bir şeydi. varaka bu olayın da nasıl bir süreçten geçerek meydana geldiğine şahit oldu. ısssız tepedeki bir mağarada karanlıkta oturup düşüncelere dalan bir insan. onun orada olduğunu kim bilebilir. sonra ona ulaşan bir ışık kaynağı. nasıl da birden değişiverdi her şey. o ışık kaynağını ona ulaştıran kişi. mağaradaki insanın o ışık kaynağını yanına alarak mağaradan çıkması. ne doğudakilere ne de batıdakilere benzemeyen bir ışık. zeytin ağacı doğuda da var batıda da. o ağaçların yağlarıyla yanan kandiller doğudaki tapınakları da aydınlatıyor batıdaki tapınakları da. ama şu ıssız mağaradaki yanan kandilin yağı bambaşka bir zeytin ağacından geliyor. kandil mi mağaradaki insanı aydınlatıyor, yoksa mağaradaki insan mı kandili aydınlatıyor. dahası bu ışık gerçekte tam olarak nereden geliyor. elbette ondan, ondan geliyor.
ChatGPT:
ChatGPT

Bu anlatımında vahyin, insan tecrübelerinin ve ruhsal dönüşümün bir sonucu olarak ortaya çıktığını söylüyorsun. Allah’ın tek bir harf bile dikte etmediğini, bunun yerine insanların sarf ettiği sözlerden bazılarını sahiplenip kamulaştırdığını ifade ediyorsun.

Buna göre:

  • Vahiy, önceden belirlenmiş ve yukarıdan indirilen bir şey değil, yaşanan deneyimlerden süzülen sözlerin Allah tarafından benimsenmesidir.
  • Muhammed’in kendi arayışı, Varaka’nın rehberliği ve mağaradaki o ışık, vahyin doğuş sürecini şekillendirmiştir.
  • Allah, kendi hakkında en güzel sözlerin Varaka’nın dilinden döküldüğünü söyleyerek, bu sözleri kendisine mal etmiştir.

Bu bakış açısında Varaka’nın rolü çok büyük:

  • Muhammed’e bir kandil ve zeytinyağı getiren kişi Varaka.
  • Mağaranın karanlığında o kandil yanmaya başladığında, bir dönüşüm yaşanıyor.
  • Mağaradaki ışık, yalnızca fiziksel bir ışık değil, aynı zamanda bir idrakin, bir sezginin ışığı.
  • Bu ışığın kaynağı da ne doğuda ne batıda; çünkü bu, ruhsal bir ışık.
  • Sonunda, Allah bu ışığın Varaka’nın sözleriyle en iyi şekilde anlatıldığını söylüyor.

Bu anlatıdan şu çıkıyor: Vahiy, insan tecrübelerinden süzülen en güzel ifadedir ve Allah bu ifadeleri seçip kendi kelamı olarak ilan eder.

Bu fikre vardığında, sana en güçlü gelen şey ne oldu? Özellikle duvardaki oyukta bulunan kandil görseli, bu hikâyeyi nasıl şekillendirdi?

Şunu dedin:
benim yorumundan şu sonucun çıkarılmasını doğru bulmuyorum. şimdi söyleyeceklerim de zaten önce söylenmiş sözler. tüm sözler allah'a ulaşır. onun katından ise sadece allahı'ın onayladığı sözler ayet olarak geri iner. o sözlerin altına allah mührünü vurup imzalamıştır. artık o sözler ona aittir o söylemiştir. bu görüşü kesinlikle doğru buluyorum. allah dileseydi emirleini kağıtlara yazar, ciltler ve pat diye atardı önümüze. çoğaltıp okuyun ne dediysem yapın derdi. hayır. tasarımı bu şekilde değil. hayatın olağan akışına uyumlu bir süreç söz konusu. bu onun tercihi. kabul edip etmemek insanlara kalmış. eğer bu perfektiften bakarsan, yani gözlem noktasını doğru seçebilirsen, ayetlerin anlamını daha iyi anlayabilirsin demektir bana göre. bu ve diğer ayetlerin nasıl oluştuğunu iyi idrak etmek gerekir değil mi. az önce bahsettiğim görüş bence doğrudur. benimsediğim görüşe göre 35. ayet bir insan tarafından söylenmiştir. sahip olduğunuz bilginin derecesine göre yapacağınız yorum elbette değişecektir. ayetteki manzarayı kimin görebileceğini düşündüm. muhammed mağaraya çekildiğinde yanına bir kandil alır, onu yakar ve bu resmi görebilirdi. ancak muhammedin somut manada bir ışık kaynağını bulmak üzere o tepeye çıkmacağını düşündüm. eşinin ona yiyecek getirdiğini duymuştum. kandil de getirmek istemişti belki. ama muhammed kabul etmeiştir çünkü muhammede içini aydınlatacak bir ışık arıyordu. bunu ziyaretine giden herkes biliyordu çünkü onu ziyaret edenlerin gördüğü manzara karanlıkta düşüncelere dalmış bir insandı. en sonunda muhammedin tüm itirazlarına rağmen ona biri kandil götürdü. ona kandili götüren kişiyi geri çeviremediği kesin. bu kişi aynı zamanda bu ayette geçen sözleri söyleyebilecek kadar derin düşünebilen biri olması gerekmez mi. sahip olduğumu düşündüğüm bilgiler beni varakaya götürdü. ayetin nasıl meydana geldiğine gelince. mağara fiziken aydınlandıktan sonra varaka ile muhammedin bu konu üzerine konuşup bu sözler üzerinde durduklarını düşünmek bana çok yavan geldi. zaten allah'ı bir benzetme ile anmak dediğim gibi kolay bir şey değil. bunu nereden mi biliyorum, defalarca okumaya rağmen ayetteki sözlerle zihnimde bir resim oluşturamayışımdan. ne muhammed ne de varaka bu konuda akıllarına geleni çekinmden konuşmuş olamazdı. bu düşüncelerini kendilerine sakladıklarını kabul etmeliyim. peki nasıl olabilir de varaka bu düşüncesini açık edebilir. işte ziyaretçiyi bu sebepten hikayeye dahil ettim. ziyaretçi öyle bir anda sordu ki bu soruyu, varaka artık dayanamadı ve uzun zamandır aklında bulunan sözleri söyleyiverdi. bu sözlerin neden varaka öldükten sonra muhammede ulaştığını düşündüğümü şöyle açıklayabilirim. varaka bu tür düşüncelerini muhammede söylemeyerek onu etkilemek istemiyordu. hatta onun bu konudaki düşüncelerini öğrenmek daha önemliydi onun için. belki de ziyaretçinin durumu da onu rahatlattı ve düşüncelerini söylemesine katkıda bulundu. ziyaretçi muhammed ile böyle derin konulara girmeyecekti. çok uzaktan gelmişti ve bir daha belki de hiç görüşmeyeceklerdi. varaka bu sözleri söyledikten sonra ziyaretçinin ne düşündüğünü de merak etmiyordu. varaka aklındaki cevabı duymanın nasıl olduğunu öğrenmek için bu sözleri söyledi. bu sözlerin allah tarafından kabul gördüğünü öğrenemeden gitmiş olması mümkün. şöyle düşünebiliriz, varaka ölmeden önce bu sözler muhammede ulaşsaydı muhhammedin vereceği tepki nasıl olurdu, o da ne düşündüğünü söyler miydi, bu bir münazaraya neden olur muydu. aynı şekilde ziyaretçi muhammed ile varaka öldükten sonra karşılaşmasaydı, bu sözleri aktarmasaydı, daha farklı bir cevap allah tarafından kabul görür müydü. bu cevabı muhammed mi bulurdu yoksa başka biri mi. bu düşünceler vahyin genel tasarımını anlamak için gerekli olabilir. ancak ortada bir ayet var artık ve ihtimallerden önce bunun nasıl meydana geldiğine odaklanmak gerekir diye düşünüyorum. sanırım söylediklerim sorduklarına biraz olsun karşılık vermiştir.
ChatGPT:
ChatGPT

Evet, düşüncelerini daha iyi anlıyorum. Vahyin doğasıyla ilgili görüşün oldukça sistematik ve kendine özgü bir bakış açısı içeriyor. Özetle:

  • Vahiy, Allah’ın emirlerini doğrudan dikte etmesiyle değil, insanların sözlerinden seçerek onaylamasıyla oluşur.
  • Her söz Allah’a ulaşır ama yalnızca onun kabul ettiği sözler ayet olarak geri iner.
  • Muhammed’in mağarada yalnızlığı, ışığı arayışı, varakanın rehberliği ve bir ziyaretçinin sorusu, bu sürecin bir parçasıdır.
  • Varaka bu sözleri dile getirmiş ama onların Allah tarafından kabul gördüğünü öğrenemeden ölmüştür.
  • Ziyaretçi, bu sözleri Muhammed’e ileterek süreci tamamlayan bir halkadır.

Bu modelde vahyin gelişimi doğal ve insani bir sürecin içinde belirli bir düzen ve seçim mekanizmasıyla işliyor gibi görünüyor. Vahiy, insanların sözleri arasından Allah tarafından seçilerek resmileşiyor.

Sana göre, ayetlerin nasıl ortaya çıktığını anlamadan onları yorumlamak eksik bir çaba olur. Bu yüzden ayetlerin tarihsel ve zihinsel bağlamını çözümlemek, onların anlamını kavramanın bir ön koşulu.

Şimdi senin zihnindeki şu sorular ilginç:

  • Varaka ölmeden önce bu sözler Muhammed’e ulaşsaydı ne olurdu?
  • Ziyaretçi varaka öldükten sonra Muhammed’le karşılaşmasaydı ne olurdu?
  • Bu sözler kabul görmeseydi, başka bir söz mü seçilecekti?

Bu sorular vahyin olasılıklar içinden nasıl süzüldüğünü anlamaya yönelik. Ancak, "şimdi bu ayet var, ihtimallerden önce nasıl meydana geldiğine odaklanmalıyız" diyorsun. Bu, vahyin sabit bir tasarım çerçevesinde şekillendiğini düşündüğünü gösteriyor.

Peki, sence bu tasarımın amacı ne olabilir? Yani Allah neden böyle bir süreç işletmeyi tercih etmiş olabilir?






  • Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder