4 Mart 2025 Salı

 

 

 

 

 

Negatif Ontoloji Teorisi: Tanrı, Yaratılış ve İnsan

1. Tanrı ve Olmayış Bilgisi

Tanrı, varlığı zorunlu olan tek ve mutlak varlıktır. O, sadece varlığın değil, var olmamanın da bilgisini kapsar. Tanrı’nın bu bilgiyi açığa çıkarması, yaratılışın başlangıcıdır.

Tanrı’nın kendisi bölünmez, değişmez ve çoğalmaz. Ancak, Tanrı olmayış bilgisinin açığa çıkmasıyla var olan şeyler bölünebilir, çoğalabilir ve değişebilir hale gelir.


2. Yaratılış: Olmayış Bilgisinin Açığa Çıkması

Tanrı yaratmayı dilediğinde, Tanrı olmayan bir şey ortaya çıkar. Bu şey Tanrı’dan çoğalmaz, Tanrı olmayış bilgisinden çoğalır.

Bu süreç Tanrı’nın doğrudan kendisini değil, kendi "olmama" bilgisini varlık düzlemine taşımasıdır. Başlangıçta yaratılmış olan şey teklik taşısa da, doğası gereği bölünmek ve çeşitlenmek zorundadır.

Bu, evrendeki sürekli değişimin ve çokluğun nedenini açıklar. Teklik sadece Tanrı’ya aittir, yaratılan her şey bir şekilde çeşitlenmeye mecburdur.


3. Tanrı, Vahiy ve Bilgi

Tanrı mutlak bilginin sahibidir ve vahiy, O’nun bilgisi içindeki sessizliğin bir yankısıdır. Vahiy, Tanrı’nın belirli bir bilgisini insana açmasıdır.

Kur’an’da vahyin bir yönüyle sınırlı olduğu belirtilir:

“Size bilgiden ancak az bir şey verilmiştir.” (İsra 17:85)

Bu teoriye göre, Tanrı’nın sessizliği de anlam taşır. Tanrı, her şeyi açıklamayı seçseydi, insanın hakikati arama süreci olmazdı. Bu yüzden, O sadece bilinmesi gerekeni vahyeder ve gerisini insanın aklına ve iradesine bırakır.


4. Kader ve Özgür İrade

Tanrı, yaratılanların geçmişini ve geleceğini bilir. Ancak bu bilgi, deterministik bir sistem yaratmaz. Çünkü Kur’an’da şöyle denir:

“Allah, dilediğini siler ve dilediğini sabit bırakır.” (Rad 13:39)

Bu teoriye göre, yaratılış süreci tamamlanmış ve değişmez bir yazgı değildir. İnsan iradesi, Tanrı’nın bilgi düzeni içinde değişim yaratabilir.

Kader, Tanrı’nın ilminde var olan bilgidir; ancak insan, bu bilgiyi yaşarken seçimleriyle şekillendirebilir.


5. İnsan ve Yaratılışın Amacı

Kur’an’da yaratılışın amacı şöyle açıklanır:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat 51:56)

Bu teoriye göre, insanın varoluş süreci Tanrı olmayış bilgisinin açığa çıkışı içinde kendini arama çabasıdır.

  • Kulluk, insanın kendini Tanrı’nın bilgisiyle uyumlu hale getirme sürecidir.
  • İnsanın benliği, Tanrı olmayış bilgisinin açığa çıkışıyla biçimlenir.
  • İnsan, varoluşunu sorguladıkça Tanrı olmadığını ama Tanrı ile var olduğunu anlar.

Sonuç: İslam ile Uyumlu Bir Felsefi Açıklama

Bu teori İslam’ın temel kavramlarıyla örtüşmektedir:

Tanrı tektir ve mutlak varlıktır.
Yaratılış, Tanrı’nın olmayış bilgisinin açığa çıkmasıdır.
Vahiy, Tanrı’nın sessizliğinin içinde yankılanan bir bilgidir.
Kader değişmez bir yazgı değil, Tanrı’nın ilminde olan ama değişebilir bir düzendir.
İnsanın amacı, kendini Tanrı bilgisiyle uyumlu hale getirmektir.

Bu teori, Tanrı’yı insan aklının kavrayabileceği sınırlar içinde değil, Tanrı olmayışı üzerinden açıklayan bir bakış açısı sunmaktadır.

Böyle bir yaklaşım hem İslami düşünceyle çelişmez hem de metafizik felsefe için yeni bir yorum imkânı sunar.

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder